SPK_1 Değerli izleyicilerimiz Teoman Ali stüdyosundan iyi akşamlar çıkış yolu programıyla karşınızdayız. Kaan Arslan arkadaşımız, Aydınlık Gazetesi haber müdürü Sayın Arslan’la birlikte Vatan Partisi Genel Başkanı Davut Perinç’e sorularımızı yönelteceğiz. Sayın Perinçek hoş geldiniz. SPK_2 Merhaba hoş bulduk. SPK_1 Normalde salı günleridir çıkış yolu, bugün Vatan Partisi’nin bayramlaşma günüydü. İstanbul ve Ankara merkezlerinin dışında çevrim içi olarak Türkiye ve dünyadaki partililerle bayramlaştığınız önemli de mesajlar verdiniz. SPK_2 Önce bütün milletimizin, bütün İslam dünyasının Kurban Bayramları’nı yürekten duygularla kutluyorum. Kurban Bayramı Her yıl Kurban Bayramı var ama bu Kurban Bayramı farklı. Neden? Türkiye büyük bir karara gidiyor. Ve Türkiye’nin önündeki kararda bu Kurban Bayramı’nın felsefesi, ışığı, hayat tarzı bizim için kılavuz, çok önemli. Neden kılavuz? Çünkü girdiğimiz zaman fedakarlık zamanı, paylaşma zamanı, komşumuzu düşünme zamanı, arkadaşımızı, yoldaşımızı düşünme zamanı, kavmimizi, kardeşimizi, hemşehrimizi, komşumuzu, yerdeşimizi onlarla sevinme, onlarla onların acısını paylaşma zamanı. Öyle bir döneme giriyoruz. Bu her dönem için bu geçerli ama bir de toplumların, kavimlerin, milletlerin tarihinde karar dönemleri vardır. Hesaplaşma dönemleri vardır. O dönemlerde ayağa kalkan nedir? Kahramanlıktır. Bakın o karar dönemleri kahramanlıkla çözülür. Fedakarlıkla çözülür. Mücadeleyle çözülür. Gerektiği zaman can vererek, kan vererek çözülür. Şimdi bütün dünya için zaten öyle bir döneme giriyoruz, görüyoruz. İran savaşıyor, Filistin savaşıyor, Gazze savaşıyor, Yemen savaşıyor. Umman şimdi girdi devreye. Kuzeyimizde Rusya savaşıyor. Kime karşı savaşıyor? Emperyalizme karşı savaşıyor. Ve o emperyalizm şimdi çok sert bir bunalım dönemine girdi. Amerika ekonomisi çöküyor. Avrupa ekonomisi çöküş halinde. Ve dünyada büyük kararların, yalnız Türkiye’de değil, dünyada büyük kararların önü açılıyor. Asya’dan yeni bir uygarlık yükseliyor. Asya’nın yükselen uygarlığında Türkiye’nin mevzisi var. Öncü konumlarda olacak Türkiye. Bunu ben Türk milletinin bir evladı olarak, vatan bahçesinin genel başkanı olarak söylemiyorum. Bütün nesnel bilgiler gerçekten bize neyi vadediyor? Türkiye, Asya uygarlığının öncü mevzilerinde olacak. Zaten olmuş. Şu Asya çağını düşünelim. Asya çağında bizim Namık Kemallerle, Mithat Paşalarla başlayan devrimci hikayemizin, 1876 devriminin, 1908 Sürriyet devriminin, 1920 Atatürk’ün önderliğinde başlayan Kemalist devrimin, Asya çağını yaratan ülkelerden biriyiz biz. Ne var? Türkiye var, Rusya var, Çin var, İran var. Asya Şah’ın önder ülkeleri bunlar. 1900’Lerden başlıyor. 1905 Rus devrimi, 1967 İran devrimi, 1908 Türk devrimi, 1911 Çin devrimi, Sunya Sen devrimi, 1910 Meksika devrimi, arkasından 1915 Çanakkale direnişi, Çanakkale direnişi sayesinde 1917 Rus devrimi, Ekim devrimi, arkasından Atatürk devrimi, Arkasından Maun’un önderliğinde Çin devrimi. Bakın ne oluyor 1900’lerin başından 20 yıl içerisinde ne var? Türkiye, Rusya, Çin, İran. Türkiye, Rusya, Çin, İran. Bugün ne? Türkiye, Rusya, Çin, İran. Gene böyle bir karar dönemini insanlık görüyor. Türkiye bu son diyelim 20. Yüzyıl, 21. Yüzyıl hatta 19. Yüzyılın son çeyreği 1876’dan itibaren 1876 bizim meşrutiyet devrimi de çok önemli. Hatta o kadar uluslararası etkileri oluyor ki, işte Karl Marx’ın karısı Jenny Marx dostlarına bir mektup yazıyor diyor ki, 1876 yılında bu mektup, kocam diyor, Karl Marx ayağa kalktı diyor ve oynuyor diyor. Muhammed’in diyor evlatları diyor Türkiye’de zafer kazandı. Bakın bu 1876 devrimini Karl Marx’ın karısı Jenny Marx ondan sonra arkadaşlarına Muhammed’in evlatları Türkiye’de devrim yapıyor, zafer kazandı diye bildiriyor. 1876 Devrimi de dünya çapında etkileri olmuş. Karl Marx’ı bile ayağa kaldırıp oynatmış yani dans ettirmiş falan. Böyle bir devrimci gelenekten geliyoruz Türkiye olarak. Bu aynı zamanda kurban bayramlarında yaşadığımız felsefe. O geleneğin içinde o felsefe var. Paylaşma felsefesi, kahramanlık felsefesi, fedakarlık felsefesi, el ele vermek, omuz omuza vermek, yürek yüreğe vermek. O değerler şimdi ayağa kalkıyor. Tarihten bize miras kalan büyük değerler. İnsanlık için de çok büyük değerler onlar. Öyle bir değere giriyoruz. Onun için farklı bir Kurban Bayramı. Bu kez kutladığımız Kurban Bayramı. Bu duygularla ve önümüzdeki o büyük kahramanlık, fedakarlık görevlerini aynı zamanda milletimizin değerlendirmesine sunarak yürekten duygularla bayramını, Türk milletini ve İslam alemini kutluyorum. Zaten İslam alemi savaş halinde. İslam alemi kim? İran savaşıyor. İslam alemi kim? Filistin. Gazze de tahil ona tabii. Savaşıyor. Yemen savaşıyor. Lübnan savaşıyor. Hamas savaşıyor. Hizbullah savaşıyor. Diğerleri de ne? Tetikte. Türkiye’si, Mısır’ı. Ondan sonra Pakistan. O da bir nevi savaşıyor. O da bir cephe. Yani bu bütün İslam dünyasının bugün emperyalizme karşı savaş cephesi… Ha, Rusya. Rusya İslam ülkesi değil ama nüfusunun ne kadarı Müslüman? Yüzde otuz var mı? SPK_1 Bilemiyoruz bir bakalım internetten başka mı? Ancak şunu biliyoruz. SPK_2 Yani bakın orada Rusya halkının işte Tatarlar, Çeçenler, Karaçaylar, İnguşlar, Kafkas halkları şeyler. Ondan sonra Gürcüler, ondan sonra Çerkezler. Rusya’da muazzam bir… Yüzde yirmiye yakın deniyor. Yüzde yirmi. Genel başkan savaşıyor. SPK_1 Donetsk’e gittiğimiz zaman orada, Donetsk’e gittik, Lugansk’a gittik. Orada Çeçenler vardı, Özbekler vardı, Dağıstanlılar vardı. Pek çok Müslüman kavim de orada Ruslarla birlikte. SPK_2 Yani Ruslar, siz %20 dediniz. Bakın Rusya nüfusunun %20’si. Onlar asker aynı zamanda ve Rus ordusunda da en savaşkan, en fedakar, kahraman askerler onlar. Yani o zaman Rusya’nın savaşı, bir yönüyle emperyazıma karşı olan Rus milletinin savaşı, büyük Rus milletinin savaşı, bir yönüyle de o Rus milletinin içindeki Müslümanların da savaşı. SPK_1 Türkiye büyük bir karara gidiyor dediniz şimdi Vatan Partisi olarak siz 90’lı yıllardan beri yani 30 yıl aşkın süredir 35 yıldır Zaten bir Avrasya perspektifi koyuyorsunuz ancak baktığımız zaman şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’nda TRÇ’ye çıkışıyla birlikte Vatan Partisi’nin 30-35 yıldır söylediği o cepheyi tarif etmeye başladığını görüyoruz. Bu da yine emperyalizmin bunalıma girmesi ve bir hesaplaşma dönemine girilmesiyle ilgili midir? SPK_2 E tabi. Türk Devleti savaşa hazırlanıyor. Bakın biraz evvel savaşıyor, savaşıyor, savaşıyor dedik değil mi? İslam aleminin. İran’dan başladık. Şeye kadar, Filistin’e, Yemen’e kadar, Lübnan’a kadar yukarıda diyelim Rusya’nın içindeki Müslümanlara kadar İslam alemi savaşıyor dedik. Türkiye’de savaşa hazırlanıyor. Nedir? İHA’lar, SİHA’lar, bundan sonra füzeler, savaş sanayisi, mavi vatan kanunu. Bunlar ne? Savaşa hazırlık. Yani bunlar, efendim biz İHA yapalım, SİHA yapalım da işte dünya pazarlarında mercimek satmıyorsun, silah satıyorsun arkadaş. Satmak değil o. Önce Türkiye’nin kendisinin savaşa hazırlığı. Yani nedir? İşte görüyoruz namlular Türkiye’ye dönük. Kimin? Amerika, İsrail, Yunanistan. Hatta Fransa, hatta Hindistan bile burnunu soktu Akdeniz’e. Değil mi? Geldiler, zaten yahu öyle koklaştılar, seviştiler. Ondan sonra birbirlerine sarıldılar falan filan. Türkiye’de kendisine yönelik silahlı tehditlere karşı Akdeniz’den, Ege’den, Kıbrıs’tan, Trakya’nın karşı kıyılarından Türkiye’ye yönelen Namlular var değil mi? Kim? Amerika namluları, İsrail namluları, Yunanistan namluları. Türkiye buna karşı savaşıyor. Getir abi ayağa kalk ya. Hayatın içinde su vermek var. Gel gözük. Bak ailene de selam. Bir elini salla. Kurban bayramını kutluyoruz ailemizi. Peki sağolsun. Türkiye’de savaşa hazırlanıyor. Savaş ağzına göre bu kadar savunma sanayisine verilen önem, bu tür silahlı kuvvetlerinin vs. Ondan sonra Türkiye’nin, devletin merkezi güçlerinin dünyayı görüyor değil mi, bölgeyi görüyor. Türk aklı eskiden beri nedir? Ta İskitler’den alalım, Sakalar, Hunlar, ondan sonra Şenbeyler, Göktürkler, Gazdeliler, Karahanlılar, Selçuklular, Altınordu, Osmanlı, Mevlükler, buraya kadar bir Türk aklı var. Yani bu kadar imparatorluk akıl da kurulur. Sırf kılıçla ve ekonomiyle kurulmaz. Burada ticaret uygarlığı var, kılıç var ama hepsine de hükmeden bir akıl var. Yani bu binlerce yıllık bir akıl var. O Türk aklının da yaptığı bir dünya tahlili var bugün. Onun için bu senin de benim de değil bu Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı. Yani bu Vatan Partisi’nin, Devlet ve Cumhuriyet Milliyetçi Hareket Partisi’nin, AK Parti’nin, Kılıçdaroğlu’nun falan filan değil. Hepimizin, hepimizin olmak zorunda. Türk aklı, Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakını Zorunlu görüyor. Zorunlu görüyor. Çünkü nedir? Karşıda nükleer silahı olan Amerika, nükleer silahı olan bir İsrail var. Onların yanında Yunanistan var. Bunların donanmaları var. Ekonomileri var. Arkalarında Amerika gibi bir süper devlet var. Ondan sonra Türk aklı buna karşı savaşı caydıracak. Bir çözüm üretmek zorunda değil mi? O çözümde ne olması lazım? Onu ısrarla ifade ediyoruz. Bir, Akdeniz’de donanma, Türk donanması var ama karşıda Amerika donanması da var. Değil mi? Onu dengeleyecek, bizim müttefiklerimizin Amerika donanmasını beraber dengeleyeceğimiz bir gücü olması lazım. Bir. İki, Nükleer silahları olması lazım Türkiye’nin müttefiklerinin. Bakın İran kendi iradesiyle kararıyla şehit olmayı göze alarak ve şehit olarak Amerika’yı yendi. Bu bize ders. Bizim Türkiye’nin de evet bu kararlılık şart, bu kararlılık olmadan vatanımızı savunamayız. Tehditleri def edemeyiz ama bir de gücümüz olması lazım. Bu milli gücümüz var ama müttefiklerimiz olması lazım. Ve o müttefiklerimizin iki şeyi olması lazım. Güçlü donanma, Türk donanması ile beraber Amerika’yı, Yunanistan’ı ve İsrail’i caydıracak güçlü donanma, Doğu Akdeniz’de artı nükleer silah. Bakın niye Amerika ve İsrail nükleer bomba atamadı İran’a? Bir nükleer şemsiye oluştu İran’da. İran’ın nükleer silahı yok ama Çin dedi ki, vurursanız ben de sizi vururum. Açıkça söyledi bunu. İran’ın adını da belirterek, İran’a nükleer silah falan kullanmaya kalkarsanız, Çin’in bir takım temsilcileri, Birleşmiş Milletler’de falan, Çin’i temsil etmiş önemli şahsiyetler, Ondan sonra sizin beyninizi vururuz dedi. Açık bir şekilde bunu ifade etti, bu çok önemli. Yani İran, o nedenle diyelim nükleer silahlara muhatap olmadı, nükleer silahlarla yüz yüze gelmedi. Bunlar bizim için ders. Ne derse, diyelim bizim de nükleer enerji bakımından çalışmalar yürütmemiz lazım ki yürütüyoruz ama aynı zamanda nükleer silahlar olması lazım. Ama diyelim bugün yok, o zaman nükleer müttefiklerimiz lazım. Kim o? Rusya, Çin örneğin. Dolayısıyla Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı, neresinden baksan mavi vatan, deniz, karalarımızı savunmak, güçlü donanması olan tehdidi def etmek, nükleer silahları olan Amerika-İsrail gibi tehditleri caydırmak, bunun karşısında Türk aklı neyi keşfediyor? Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı. Dolayısıyla bunun patenti, Vatan Partisi’nin ayetinde patenti falan diye bir şey yok. Bu nedir? Türk aklının ürettiği bir çözümdür. Türk aklının. İmparatorluklardan gelen, devrim yapan, son 200 yılda 4 tane devrim yapmış o Türk milleti. İşte o ama akılla yapılıyor, silahla, halkla yapılıyor devrim ama aynı zamanda akılla da yapılıyor. İşte Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı o akıl. İkincisi gene Türk aklı. Türk yargısı ne yapıyor? Mutlak butlan kararı alıyor. Mutlak butlan ne? Basit bir CHP içindeki sorunların hukuk, yargı yoluyla adil bir şekilde çözümü değil. Evet, ben hukukçuyum ve o konuların da hocasıyım. Siyasi Partiler Hukuku’nun Türkiye’de bir numaralı hocasıyım, onu da söyleyeyim. Kitaplarım var. Bunu söylerken Anayasa Mahkemesi’nin göndermeler yaptığı, Yargıtay Başsavcılığı’nın mütalaalarında göndermeler yaptığı Doğu Perinçek’in kitapları var siyasi partilerin hukuku alanında. Bunu bilen bir insan olarak söylüyorum. Bu mutlak mutlak kararı yargının hukuki Başka türlü bir karar alamaz. Yani bir Daha basit söyleyeyim halkın anlayacağı şekilde Siz bir partinin Genel başkan koltuğunu ve Parti yönetimleri meclisleri koltuğunu parayla satın alamazsınız arkadaş. Koltukçudan, sandalyeciden gider sandalyeyi, koltuğu parayla alırsınız ama bir partinin genel başkanının sandalyesini, bir partinin yönetim kurullarının, merkez yönetimlerinin sandalyesini parayla alamazsınız. Bütün deliller ortada. Cumhuriyet Halk Partisi’nin işte Özgür Özel’lerin seçildiği kurultayın ki 12 oyla seçildi, 6-7 kişi parayla alındığı o kurultayın ortada. Hukukuna uygun karar verdi. Bu önemli. Ama burada hukukun ötesinde başka bir şey var. Türkiye var. Türk haklı var. Hangi Türk devleti var? Nedir? Parayla marayla Atlantik sistemi gelip de benim ana muhalefet partimin Atatürk’ten kalan Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimini Atlantik sistemi ele geçiremez. Bu hepimizin davasıdır. Bu yalnız Cumhuriyet Halk Partisi’nin davası değildir. Bu Türkiye’nin davasıdır. Demin Türkiye savaşa hazırlanıyor dedik. O savaşa hazırlanan Türkiye’de iç çepede ana muhalefet partisi İmamoğullular, Özgür Özeller yönüyle Amerikancı olacak, Avrupacı olacak. Nasıl o zaman vatan savunması olacak? Içeriden devamlı baltalanan ondan sonra iç cephede kargaşalık içinde olan bir vatan savunulabilir mi? Atatürk’ün ve bütün bütün askeri dehaların koyduğu bir esas var değil mi? Nedir? İç cephe belirleyicidir. Savaşlarda iç cephe belirleyicidir çünkü sen milli güçle savaşıyorsun. Onun için savaşan güç yani Türkiye’nin gücü o belirleyici O Türkiye’nin gücü ne demek? İç cephe demek. Dolayısıyla iç cephede bölünmeler, iç cephede baltalamalar, iç cephede çelpelemeler, iç cephede sırtından vurmalar, hançerlemeler… Bunlar oldu mu savaşı kazanamazsın. SPK_1 Bütünleşme sürecini de bu savaşı hazırladan devlet… SPK_2 Aynen. İyi ki söyledin. Aynen. Yani burada ne var? Bir… Savaşa hazırlık var, mavi vatan var, bütünleşme var, yani… PKK terör meselesini çözmek Devletle ve milletle bütünleşme temelinde çözmek Bir Afganuyla Vatan Partisi’ni hazırladı. Bütün bunları topladığı zaman Türkiye savaşa hazırlanıyor. Ha şimdi Dolayısıyla Mutlak Kutlan da Bu savaşa hazırlığın bir parçası Ama savaşa hazırlık demek savaşmak demek değil Savaşı caydırmak Savaşı caydırmak için bunları yapmak zorundasın. Mutlak mutlağında bunun bir parçasıdır. Yani iç cephe sağlam olacak. İç cephede Atlantik’in güçleri olmayacak. Amerika’nın güçleri olmayacak. Avrupa sevdalılar. Biz Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayacağız. Brüksel’den yöneteceğiz. Kanunlar Brüksel’den gelecek. O zaman vatanı savunabilir misin? Hele ekonominin bu şekilde çok ciddi zaaflar içinde olduğu, halkın ekonomik konularda önemli hoşnutsuzluklar içinde olduğu koşullarda. Dolayısıyla Türkiye’nin aynı zamanda iç cepheyi güçlendirmek için bir hükümet sorunu da var. Yani tek başına AK Parti’nin yönettiği dönem artık arkada kalıyor. Türkiye’nin bu önümüzdeki döneme hazır olması için ne olacak? Türkiye’nin geniş milli güçlerini, üreten güçlerini Seferber eden, kucaklayan, birleştiren, örgütleyen bir hükümet olacak. Bu tek başına Sayın Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımızın yapabileceği bir şey değil. O dönem arkada kaldı. Bunları da görmek lazım. Onun için Türkiye aynı zamanda bir hükümet çözümünün eşiğindedir ve o hükümetin içinde kim olmayacak? Atlantik güçleri, Amerika’nın ve Avrupa’nın ve Orta Çağ’ın güçleri olmayacak. Amerika’nın, Avrupa’nın ve Orta Çağ’ın güçleri o hükümetin içinde olmayacak. Kim olacak? Enfezme karşı dik duran, Asya cephesinde kararlı olarak yer alan, Türkiye’nin son 3 tane yüzyıldır, 3 asırdır devam eden o devrim geleneğinin içinde, ondan sonra çağdaşlaşmış, birleşmiş, bütünleşmiş, ondan sonra aydınlanmış, Türk adlı aydınlık akıldır. Mesela Devlet Bahçeli’nin, Sayın Devlet Bahçeli’nin son 3 gün önce yaptığı konuşmada çok önemli şeyler var. Orada aydınlanma vurguları çok önemli. Bir kere bilimsel, aklı savunan, bilimi savunan, taneye gönderme yaparak Yusuf Asacib’in Kutat Kubiliklerine kadar gönderme yapıyor. Değil mi Sayın Devlet Bahçeli? Kutat Kubilik hakikaten Bütün gençliğimize ve vatandaşlarımıza evine bir kutatkubilik alacak kardeşim. Kutatkubilik nedir? Şahnami Türkiye. Türklerin şahnamesi. Kutatkubilikte aynı zamanda ne var? Aklın, bilimin önderliği var. Bilgi, akıl. Bilgi ve akılla yapmazsan mahvolursun. Bu ana fikir var ve bunun en veciz, özlü ve edebi bir şekilde, sanatsal bir şekilde ifade edilmiş. Kutat Kubilik bu bakımdan hayranlık uyandıracak ve devlet teorisinde de temel bir kitaptır. Yani 11. Yüzyıl, ne var? İşte Şahname, Firdevsi’nin İranlıların Şahnamesi, Kutat Kubilik 1070, arkasından hemen yine 1070’lerde şey, Nizam-ül Mülk’ün Siyaset Damesi. O da ne? Bizim Selçuklu Veziri. Orada bir devlet teorisinin esaslarını biz üretmişiz. Neden oralarda üretilmiş? Türkler, İranlar üretmiş devlet teorisinin esaslarını. İlk devlet kuranlar onlar. Türk devlet birikimi, o atlı çoban kültürüne dayanan Türk devlet birikimi ne yapmış? Fırat Havzası’na, Dicle Havzası’na, Sarı Nehir’e, Çin’de, aşağıda İndus Nehri’ne, Hindistan’a, Hatta Nil Nehri’ne inmiş, oralarda tarım zenginliklerinin üzerine oturmuş o atlı çobanlar, Türk atlı çobanları o devlet, örgütlenme, organizasyon kabiliyetlerini oralara taşımış ve oralarında Tarım zenginlikleriyle buluşmuş. Zenginlik artı örgütlenme kabiliyeti, kahramanlık kabiliyeti. Değil mi? Bütün bunlar var. Dolayısıyla o Türk aklı bugün tekrar gündeme gelmiştir. İnsanlığın gündemindedir, Türkiye’nin gündemindedir, Asya’nın gündemindedir. Ve demin söylediğimiz gibi, savaşa hazırlanıyor Türkiye, mavi vatan. Ve Türk ve Kürt’ü birleştirmek için aynı zamanda bütünleşme süreci, yani terörsüz Türkiye diyor ya hükümet ama onun doğrusu bütünleşme süreci olması lazım. Terörsüz Türkiye’ye yetmez. Bütünleşen Türkiye. Vatan parçası onun doğrusunu koyuyor. Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı ve üretim devrimi. Bütün bunların birleşimi bir program. Şimdi Türk devlet aklı o programa geldi. Onun için bu programın önünde kimse duramaz. Bu program hayata geçeceği iklimi yaratıyor. Dünya çapında Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı bu programın iklimini ifade etmektedir. Öyle bir eşikteyiz bugün. O bakımdan Kurban Bayramı’nın fedakarlık, kahramanlık, paylaşma değerleri Türkiye’nin önündeki gündemle, içine girdiği gündemle, açtığımız kapıyla tamamen uyum halinde. SPK_3 Sayın Genel Başkanım, o bahsettiğimiz noktadan ben kısa bir katkı yapmak isterim. Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin o ilgili bölümün konuşmasındaki Yusuf Hasacibin şöyleydi, Allah kime akıl, bilgi verirse onun eli uzanır birçok iyiliğe. Bilgiyi büyük bil, anlayışı ulu, bu ikisi yücel bir seçkin kulu. SPK_2 Bu bilgi ve akılla ilgili Kutat Kubilik’te, ben Batı Asya’da Devlet Teorisi kitabımda, onu da bugün şey yapalım Kurban Bayramı önerisi olsun, Kutat Kubilik, Doğu Periçey’in Batı Asya’da Devlet Teorisi’ni önerelim. O kitapta, o kitabın bir bölümü Kutat Kubilik’tir. Ve orada Kutat Kubilik’teki akıl ve bilim rehberliğinde devletlerin sorunlarını çözmeleri tamamen dünyevidir. Bakın çok önemli. Yani diyelim Kutat Kubilik 1074, yani 1070’li yıllarda, ona 15 yıl falan yazılması sürüyor. Kutat Kubilik’in en temel fikirlerinden biri, Bu kitapta da inceledik. En temel fikirlerinden biri devleti bilimle ve akılla öğretmek. Bilim ve akılla. Dünyevi. Tamamen dünyevi esaslara göre. Yani matematik, hurafelerle değil, dünyevi esaslara göre. Çok önemli. Bu çok çok önemli. Bu kitapta da o O bölüm var. Bugün bu haftanın kitabı olarak da önerelim. Batı Asya’da Devlet Teorisi. 11. Yüzyılda bakın, Firdevsi’de o da 11. Yüzyılın şeyidir. O şahname, İranlıların şahnamesi. Yusuf Azalp’ciminki Türklerin şahnamesi. Nizamülmülk’te yine Selçuklu Devleti’nin veziri, siyasetname. 11. Yüzyıl. Batılların siyaset biliminin işte temel kitabı dedikleri Machiavelli meşhur prens yani hükümdar kitabı 15-16. Yüzyıl o bile Türk devlet aklına gönderme yapar bakın bakın Batılların siyasetnamesi şey siyasetnamesi Machiavelli meşhur ilk prens kitabıdır onu da gösterelim Machiavelli hükümdar kitabı Ondan sonra ilk prens diye de yazabilirsiniz. Ondan sonra ne diyor Machiavelli orada? Florence prensine bak diyor, Fatih Sultan Mehmet gibi yapacaksın ve Mısır’daki Memlük Kıpçak Türk hükümdarları gibi yapacaksın. Onlar ne yapıyor? Onlar kuvvet kullanarak ülkelerini birleştirdiler. Fatih’in kılıcını eline alacaksın. Mısır’daki memlüklerin kılıcını eline alacaksın. Kılıçla çözeceksin. Kılıçla ancak sen İtalya’yı birleştirebilirsin. Ey Florence Prens. Bakın Machiavelli’nin kitabını ben özetliyorum. Hükümdar kitabını özetliyorum. Ha işte bak. Prens kitabı. Nikola Machiavelli. Türkiye’de bir sürü yayınlar. Bu Kemal Atalık. Neyse birçok çevirileri oldu. Ama bu kitabın özü şu. Floransa Prensi Benemaggevel diyor ki, Aynı Mehmet… Bugün 29 Mayıs’ında yıldönümü ya. Bu kitabın, mesela bu kitap incelenir değil mi? Bu tarafı hiç Türkiye’de var mı? Benim kitabımda bir tek bu konu işleniyor. Bu kitapta diyor ki, Fatih Sultan Mehmet gibi yapacaksın. Memlük hükümdarı gibi yapacaksın. Onlar ne yaptı? Ellerine kılıcı aldı ve kılıçla Fatih Sultan Mehmed’in en büyük başarısı nedir? Bütün Anadolu beyliklerini vesaire falan filan kılıçla toparlamasıdır değil mi? Onu Yıldırım Beyazıt da yapmıştı ama sonradan Fetret Devli’yle o dağılma ve parçalanma oldu. Fatih tekrar onları birleştirdi, buluşturdu. Hatta Akkoyunluları falan da yenerek ondan sonra değil mi o Anadolu’yu birleştirdi işte Machiavelli onu görüyor ve diyor ki Fatih, Mehmet gibi yapacaksın. İki, Mısır’da Memlükler. Onlar da kılıçla, Seyfettin Kudus ondan sonra, onlar da kılıçla, Memlük hükümdarları, onlar da Türktür. Kudus zaten soyadı, Kudus değil mi? Seyfettin Kudus Türk, Memlükler Türktü, Kıpçak Türkleriydi. Ve kendilerini Devlet-i Türkiye diyorlardı. Bakın Türk Devleti adını ilk kullanan işte Böktürkler var. Ama esas böyle ben devletim deyip de Türk adını kullanan Devlet-i Türkî kim? Memlükler. Kendilerini Türk diyorlardı. Bizi Anadolu’daki Türkleri de Türkmen diyorlardı. Biz diyorlardı Türk’üz, Osmanlılar Türkmen’dir diyorlardı. İşte o Kıpçakların yine Türk Devlet aklı ve Türk Devlet geleneğine Biraz evvel söyledik, Mahkebel gönderme yapıyor. SPK_1 Peki Sayın Peremçek, akıl diyorsunuz, hesap diyorsunuz. Baktığımız zaman özellikle Doğu Akdeniz’de İsrail’in Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile birlikte Türkiye’ye karşı mevzilendiğini görüyoruz. Peki onların buradaki aklı ne? Onların planı ne? Çünkü burada koca bir Türkiye Cumhuriyeti var, Türk ordusu var ve İsrail’in artık İsrail’deki devlet yetkilileri bile açıktan İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek demeye başladı. SPK_2 Onların hesabı şu anda tutmuş durumda. Hesabı tutmayan Türkiye şu anda. Onların hesabı tutmuş. Nasıl tutmuş? Amerika, İsrail ve Yunanistan ittifak kurmuş değil mi? Silahlı bir ittifak kurmuş. Yani bu bir cephe tutmuşlar anlamında fiili bir durum olarak söylemiyorum. Aralarındaki anlaşmalarla falan. Siz Kıbrıs Rum kesimiyle anlaşıyor diyorsunuz. Kıbrıs Rum kesimi değil, Amerika, İsrail ve Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’de ne oluyor? Tatbikatlar yapılıyor. Adları ne? Nabil Dina. Nabil Dina ne? Dina adında bir prensestir şeyde, Tevrat’ta. Ondan sonra? O Kenan, o meşhur Tevrat hikayelerinden biridir. Ama özeti şu, o prensesi kaçırıyorlar ve prenses Dina’nın abisileri de gidiyor. Ondan sonra prensesi kaçıran kralların erkek liderini keserek şeylerini kurtarıyor. Bacılarını, kardeşlerini, prensesi kurtarıyorlar. Bu ne? Biz Türkiye’nin erkekliğini keseceğiz. Yani Türk ordusunu keseceğiz diyor. Nabil Dina ismini vererek. Yine Amerika, İsrail ve Yunanistan tatbikat yapıyor Doğu Akdeniz’de. Ne? Nemesis tatbikatı. Nemesis kim? Yunanlıların savaş tanrısı. Orada da yine savaş var. Bir Yunan mitolojisine yönderme var, bir de Tevrat’a. Yani Musevilerin kitabına. Bizim de kitabımız o. Dört kitaptan biri. SPK_1 Savaş ve intikam. İntikamı da çağrıştırıyor Nemesis bildiğin. SPK_2 İntikam senaryoları. İkisi de şeyde de intikam var. Nabil Dina’da da intikam var. Asil Dina, Prenses Dina’da da intikam var. Ondan sonra o şeyde de, Nemesis’te de intikam var. Neyin intikamını alacağız? Türk ordusundan Kıbrıs’ın intikamını alacağız. Türk ordusunu şey yapacağız, Türkiye’nin erkekliğini keseceğiz, yok edeceğiz, silahsızlaştıracağız Türkiye’yi. Demek ki hesapları tutmuş Amerika’yı, İsrail’i ve Yunanistan’ı yan yana getirmişler. Yani kağıt üzerinde getirmemişler. Donanmalarıyla getirmişler, askeri güçleriyle getirmişler. Ege adalarında yaptıkları yığınakla getirmişler. Yunanistan’ın kıyılarına Amerikan 9 tane Amerikan üssü değil mi? 9’U nereden öğreniyoruz? Bizim Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan dedi ki 9 tane üs kurdu orada Amerika dedi. Kime karşı o üsleri kuruyor? Kime karşı kuruyor Yunanistan kıyılarına Amerika? Kime karşı kuruyor? Ege adalarına niçin yığınak yapıyor? Niçin Meriç Nehri’nin karşı tarafında, daha geçen Mayıs ayında, bir sene evvel, NATO tatbikatlarını yaptılar. Nehir geçme tatbikatı. Orada ne nehri var? Meriç Nehri’ni geçiyorlar. Meriç Nehri’ni geçince hangi araziye giriyorsun? Rusya’ya mı giriyorsun? Çin’e mi giriyorsun? İran’a mı giriyorsun? Meriç Nehri’ni geçtiği zaman Türkiye’ye giriyorsun. İşte siz diyorsunuz ki hangi hesap? Hesaplarını yapmanın ötesinde adamlar bunun tatbikatlarını yapıyor. Nemesis Tatbikatı, Hamildirne Tatbikatı, Meriş Nehri’nin karşısında DEDAŞ’ta yapılan NATO Tatbikatı. Yani adamlar Türkiye’ye saldırının tatbikatlarını yapıyor. Bizim Türkiye’de ne yapıyor? EFES Tatbikatını yapıyor. Diğer işte Mavi Vatan Kanunu’nu çıkarıyor. Biraz evvel Kaan Aslan arkadaşımızın söylediği gibi bütünleşme sürecleri yapıyor, savaşa hazırlanıyor falan. Ha karşı tarafın hesabı matematik olarak ne akılla diyorsun? Amerika artı, Yunanistan artı, İsrail bunların üçünü toplarsan, Bu, Türkiye’nin tek başına bunların karşısında savaşı def edecek ve caydıracak bir güç oluşturmadığını görürsün değil mi? Türkiye’nin de burada nedir? Vatandaş diyor ki, Türkiye’nin nükleer silahları olan ve donanması olan, Akdeniz’de güçlü donanması olan müttefiklere ihtiyacı var. Onun adı ne? Türkiye-Rusya için İran ittifakı. Bu akıl bu. SPK_1 Müsaade ederseniz bir sorumuz daha var. Plan dedik Sayın Perinçek, İsrailli analistlere ve yazarlara baktığımız zaman özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dikkat çekiyorlar şu şekilde. Evet diyorlar Türkiye’nin NATO üyesi ama diyorlar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kimse tanımıyor. Dolayısıyla Doğu Akdeniz dediğimizde aslında İsraillerin özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden de Türkiye’ye yönelik çeşitli. SPK_2 Ne NATO üyesi kardeşim? Türkiye, NATO’nun düşman olarak tanımladığı ülke. Hangi NATO üyesi? Nabil Dina tatbikatı, Nemesis tatbikatı, Meriç nehrini geçme tatbikatı. Bu kime karşı yapılıyor? NATO’nun düşmanı olarak Türkiye’yi tarif etmiş durumdalar. Namlular Türkiye’yi hedef alıyor. Bu Amerika, Yunanistan bunlar kim? NATO ülkeleri. SPK_1 Ama NATO zirvesi Ankara’da yapılacak şimdi Temmuz ayında. SPK_2 Demek Ankara Kalesi’de Türk bayrağı dalgalanıyor Ankara Kalesi’nde ama o mavi bayrağı, kırmızı bayrağı içinde bir bizim görmediğimiz veyahut da ancak şeyle yapay zeka ile veya dürbünle mi neyle bir şeyle göreceğimiz bir mavi NATO bayrağı var. Ankara’da bir mavi NATO bayrağı var. Türkiye’nin NATO üyesi ne demek? Değil mi? NATO bayrağı var demek. Hala Türkiye’yi, Brüksel bilmem neye bende yapmak isteyen, kul köle yapmak isteyen projeler var. Avrupa Güvenlik Mimarisi’ne girelim. Veyahut da Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski yıkılmış olan, ondan sonra yok hükmünde olan Özgür Özel’lerin, İmamoğulları’nın falan filan. Neredeyse ayağına kapanmış durumdalar Brüksel’in. Bizi alın, alın, alın falan diye. Bunlar hep mavi bayrak. Dolayısıyla Türkiye’nin bu tehditler, Kuzey Kıbrıs, Türk Cumhuriyeti merkezinde söylediğiniz tehditler karşısında önce gerçekleri görmesi ve cepheleşmeyi iyi tanımlaması lazım. Türkiye’ye tehdit, Amerika, İsrail’den geliyor. Yani Yunanistan falan da onunla beraber Hindistan’da uzaktan onları destekliyor. Fransa, Avrupa ülkelerinin şimdiki ama Onlar da Türkiye’yi tehdit eden güçleri destekliyor ama onlar da yıkılıyor. Bakın Almanya’da alternatif parti iktidar olmak üzere. Dün Alman dergilerini okudum. Ondan sonra Spiegel’i, ondan sonra Mertz’in röportajını okudum. Onu okudum falan. Orada da ve bütün bilgilerini Almanya’yla ilgili, Alternatif Parti geliyor. Alternatif Parti kim? Rusya ve Çin’le ilişkileri geliştirmek isteyen parti değil mi? Fransa’da Le Pen’in, siz Fransa’yı iyi izliyorsunuz, her yeri izliyorsunuz da, tabi Fransızcanız güçlü. Fransa’da da Le Pen geliyor. Avrupa’da da iktidar değişiklikleri gündemde, Amerika kaybediyor. Ve Avrupa’da da bir doğululaşma, Asyalılaşma, Çin’le yakınlaşma, Rusya’yla yakınlaşma eğilimi var. Ne diyorlar? Enerjimizi Rusya’dan alacağız, Rusya düşmanlığına son vereceğiz, Çin’le iyi ekonomik güzel ilişkiler kuracağız, Amerika’ya karşı da başımızı dik tutacağız. Avrupa’da yükselen eğilim bu. Bizim Türkiye’deki Avrupacılar hayaller içerisinde. Onlar hayalini kurdukları Avrupa, onların hayalini kurdukları Avrupa yıkılıyor. Onun yerine Asya ile birleşen bir Avrupa geliyor. Bu da çok önemli. Buyurun. SPK_3 Az önce Sayın MP Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin konuşmasından bahsetmiştik. O aynı konuşmada tam da bu sizin bahsettiğiniz konulara değiniyor ve programatik bir şablon ortaya sunuyor. Diyor ki mesela artık batının değerleri insanları mutlu etmiyor. Batının tek taraflı kendini mutlu eden insanları sömüren dünyası sistemi artık geleceğimizde yok. Batının değerleri ile doğunun değerleri çatışıyor. Bugün özellikle daha adil, daha insanların değerlerini savunan ama doğudan yükselen bir medeniyet geliyor diyor. Daha bir programatik bir şey ortaya koyuyor. SPK_2 Doğru. Hem programatik, hem felsefi, hem de ahlaki. Yani değerler sistemi açısından da. Yani nedir? Batı çürümeyi temsil ediyor. Bencillik, bembencilik, çıkarcılık. O çıkarcılık ne hale geldi? Ne doğa bıraktı, ne deniz bıraktı, ne ırmak bıraktı, ne hava bıraktı değil mi? Yani bir tek havayı satın alamıyorsun falan ama onun da bir tiyatrosu vardı. Şimdi yazarını unuttum. Onu oynamışlardı. Ahmet Leventoğlu vardı orada. Ondan sonra havanın da satın alındığı bir şey. Dünyayı anlatıyordu. Yani, evet, ırmaklar kirlendi, denizler kirleniyor, ormanlar kirleniyor, topraklar kirleniyor. Ne kaldı? Hava? Hava da kirlenecek. Hava da kirleniyor aslında. Değil mi? Havanın kirlendiğini de söylüyorlar ya, atmosfer, işte karbon salınımları, şunlar bunlar falan teferruata girmeyelim. Yani, kim kirletiyor? Ben mi kirletiyorum? Kim kirletiyor? Kıvanç mı kirletiyor? Ondan sonra, Arslan mı kirletiyor? Kaan mı kirletiyor? Kim kirletiyor bu havayı ya? Empeys kapitalist sistem kirletiyor. Onun öz çıkarcılığı kirletiyor. Doğayı yıkıma uğratan bir noktaya geldik. Bakın, insan ne doğanın parçası değil mi? Aynı değil mi? Maymunlar gibi, aslanlar, kaplanlar, böcekler, efendim, orkide çiçekleri, maydanozlar, Ondan sonra kavak ağaçları falan filan gibi insandan bu doğanın bir parçası. Öyle değil mi? Doğanın parçası. Peki doğanın parçası olan insan, hiçbir hayvan doğayı yıkıma uğratmazken insan denen hayvan doğayı yıkıma uğratan bir noktaya geldi. Hangi insan? Çıkarcı insan, emperyalizmin insanı. Dolayısıyla sistem öyle bir yere geldi ki, empris kapitalist sistem doğayla bile kavgalı. Hatta insanın doğasıyla. Ben diyor sistem kadını erkek yaparım, erkeği kadın yaparım. Var mı böyle bir şey ya? Sen erkeği kadın yapıyorsun, kadını erkek yapıyorsun. Bu ne biçim meydan okumadır? SPK_1 Çocukları yaparım, ebeveynleri de karışamaz. Diye kanunlar. SPK_2 Ya işte o erkeği kadın kadını erkek yapmanın çırpınışları ya olur mu sen yapabilir misin ya? Kediye aslanı, ondan sonra dişi aslanı erkek aslanı, erkek aslanı dişi aslan. Erkek kediye dişi kedi, dişi kediye erkek kedi falan. Bu ne biçim meydan okumadır bunu becerebilir misin? Sistem oraya geldi. Sistem kafasını kayalara vuruyor, taşlara vuruyor, dağlara vuruyor. SPK_1 Sayın Perinçek bu söylediğiniz sebepten dolayı da aslında Avrupa halkları veya Amerika içerisinde bir kesim de bu sistem aslında karşı durmaya başladılar. Sizin söylediğiniz AFD’ye oy verenler, Löpen’e oy verenler biraz da bunları gördükleri için daha. SPK_2 Fazla karşı çıkmaya başladılar. Avrupa’da, Amerika’da falan da neler çıldırıyor. Ya sen dedi kadın erkek, erkek kadın yapılmaz falan. Dur ya dedi. Dur dedi ya. Sen ne yapıyorsun? Şürütüyorsun dedi. Çürütüyorsun dünyayı bencillikle, ben bencillikle, özel çıkarcılıkla bu dünyayı çürütüyorsun, insanı çürütüyorsun. Ben şimdi biz Ocak ayında önümüzdeki Ocak’ta Vatan Partisi’nin bu bir kurultayını yapıyoruz, genel kurultayını yapıyoruz. 15. Kurultayımız oluyor. Ondan sonra onunla ilgili geçmiş metinleri falan inceliyorum. 96 Yılındaki Merkez Karar Kurulu raporunda şunu söylemişiz, Namuslu kalmak en büyük eylemdir. 96 Yılında diyoruz ki namuslu kalmak en büyük eylemdir. 90’Lardan itibaren Türkiye öyle bir şeye girdi ki, tehditle karşı karşıya geldi ki, eroini, uyuşturucusu, eşcinselliği, çıkarcılığı, Batıdan gelen bütün bu tehditler, bencilliği, hırçınlığı, ondan sonra sevgi bilmez, insan bilmez, kardeşlik bilmez, ana bilmez, bacı bilmez, baba bilmez, ana bilmez, komşu bilmez, kavim bilmez, kardeş bilmez, aşiret bilmez, yol bilmez, yoldaş bilmez, komşu bilmez. Öyle bir noktaya insanlarımızı getiren bir batıdan bir dayatma var değil mi? Bu namus düşmanı bir dayak mı? Yani namus dediğimiz etik diyorlar ya, ben namus kavramını ve ahlakın ötesinde daha kapsamlı bir kavram olarak düşünüyorum yani Türkçe’yinde. Ondan sonra yani namuslu olmak ahlaklı olmanın ötesinde bütün ahlakın temel ilkelerine bağlı olmak. Değil mi? Namuslu adam. Bir de dar manada bir namuslu şey vardır anlayışı ama esas olarak Türk dilinde namuslu olman tam etik kavramının yani ahlakın temel ilkelerinin karşılığıdır. Türkiye’nin namusuyla oynayan bir sistemle karşı karşıyayız. Yalnız diyelim sömüren, yağmalayan, haraç toplayan, dolar saltanatıyla ülkelerin zenginliklerine el koyan falan filan bir sistem değil. Aynı zamanda o çürüyen ve toplumların namusuna tecavüz eden bir sistemle karşı karşıyayız. O bakımdan insanlık büyük bir karar sürecine girmiştir. Onun kapısındadır. Yalnız Türkiye değil. Bütün insanlık için geçerli. Onun için Asya’dan yeni bir uygarlık yükseliyor. Yani Batı uygarlığının karşısında Sayın Devlet Bahçeli de işte Batı’nın değerleri çürümüştür falan diye bunları ifade ediyor. Tabi bu ne? Bunu görmeden zaten sen Türkiye’yi yönetemezsin, Türkiye’yi kurtaramazsın. İnsan kirlendi mi neyle kurtaracaksın? Ekonomi bozulur, insan kurtarır. Savunma, askeriye bilmem ne konuda problemlerin olur, güvenlikte problemlerin olur, insan o güvenliği sağlar. Ama insan bozuldu mu onu kim kurtaracak? İnsan bozuldu mu onu kim kurtaracak? İnsanı kurtaracak kim var? Yok. Onun için insanın bozulması, namusun gitmesi diyeyim ben ona, çürüme, bozulma, yozlaşma en büyük tehdit. Ekonomik tehditlerle falan karşılaştırılmaz. SPK_3 Sayın Genel Başkanım, bahsettiğiniz yıl 1996’daki parti kurultayında kabul edilen merkez komite raporunda bu soruna karşı şöyle bir çözüm var. SPK_2 Tane tane okur musun? SPK_3 O bizim geleceğe taşıyacağımız namusla emekçilerin Türkiye’si kurulacaktır. 1996’Dan siz aslında bugünün çözümlerini açıklamışsınız. SPK_2 Şimdi emekçilerin Türkiye’sinin eşiğine geldik. Türk devrimi 3 tane yüzyıl yani 19. Yüzyıl, 20. Yüzyıl, 21. Yüzyıl hep devrimlerle geliyoruz. 1876 Devrimi, 1908 hürriyet devrimi, 1920’de başlayan Atatürk devrimi, o devrimlerle geliyoruz ondan sonra. Ve ama bugün o devrimlerin tamamlanacağı, milli demokratik devrimin kesin zafere ulaşacağı bir eşiğin önündeyiz. Önümüzde öyle bir eşik var, öyle bir gündem var önümüzde, tarihsel bir gündem var. Bunun eskiden farkı ne? Şimdi emekçilerin ağırlığında olacak bu devrim. Yani arkadaki kalan devrimlerde emekçiler vardı. Nerede vardı? Ayağa kalkan, ondan sonra işte Çanakkale’yi savunan, İstiklal Savaşı’nda ayağında şeylerle, yırtık postallarla ta İzmir’e kadar düşmanı kovalayan falan bir köylü vardı, çiftçi vardı falan. Ama şimdi emekçiler yalnız böyle asker olarak kitle olarak falan değil, şimdiki Türk devriminde emekçi hareketi, lider konumlarda, önder konumlarda olacak. O, devrimin kesin zaferini getirecek. İşte Vatan Partisi de bunu temsil ediyor. Zaten bunun işaretleri de başladı. Nedir? Enerji işçileri, maden işçileri. Bakın maden işçileri, Türkiye’nin en ağır işçisi Zonguldak’ta, Soma’da, Divriği’nde maden işçileri hep hareket halinde. Enerji işçileri, çay, ram vs. Bütün enerji merkezleri, maden, kömür de aynı zamanda enerji değil mi? Belediye işçileri, sağlık işçileri, emekçileri vs. Emekçilerin de tarih sahnesine çıktığı, kamu emekçileri, büro işçileri, onların da tarih sahnesine çıktığı bir dönemdeyiz ve bunlar şimdi tarih yapan sınıflar ve insan kitlesi olarak sahneye çıkıyor. Yani tarihin yapımında hükmedilen, yönlendirilen, cepheye sürülen, ateşe sürülen, tabi gene öyle olacak ama bir de hükmeden konumunda, önderlik konumunda, öncü parti konumunda, yöneten konumunda emekçilerin tarih sahnesine çıktığı bir döneme giriyoruz. Bu arkada kalan bizim devrim tarihimizden bugünün en önemli farkıdır ve önümüzdeki devrimin karakterini ve kararlılığını ve işin sonuna kadar götürmeyi. Ve özel mülkiyet mi benim derelerimi kirletiyor, denizlerimi kirletiyor, havayı kirletiyor, insanımı kirletiyor? O özel mülkiyetin de sınırları vardır. Özel çıkarcılığın da sınırları vardır. Kamu vardır, halkçılık vardır. O sınırları getiren aynı zamanda bir devrimin eşiğindeyiz. Emekçi onun için lazım. Evet, milli sermaye olmadan yani işçi sınıfı, çiftçiler, küçük sermaye sahipleri yani esnaftı, zanaatkardı, kobilerdi ve milli sermaye. Bu dördünün ittifakıyla olacak önümüzdeki devrim. Ama burada ne var? Tarihten arkada kalan devrim tecrübelerinden farklı olarak Emekçiler, işçi sınıfı çiftçiler ve esnaf zanaatkar, onlar da emekçi. Bunlar bu devrimde çok daha nazım, çok daha yöneten, hükmeden, ağırlığı olan kuvvetler olarak gözükecek. Onun işaretlerini görüyoruz. Vatan Partisi de bu devrimin öncü partisi olarak karakterini temsil ediyor. SPK_3 Sayın genel başkanım isterseniz, bitiriyor musun yoksa? SPK_1 CHP’ye vaktimiz var ama CHP’yi de konuşmak istiyoruz, size sormak istiyoruz. SPK_3 Önemli bir gelişme oldu bugün. Sayın Kılıçdaroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı. Bugün ilk kez CHP genel merkezine gitti. Makamına oturdu ve partilerle bayramlaştı. CHP Genel Merkezi’nin önünde bir konuşma yaptı. Konuşmada adeta bizim burada bugün konuştuğumuz işte anti emperyalizme, Atlantikçiliğe meydan okuyan bir konuşmaydı. Mesela birkaç vurgusundan kısaca bahsedeyim. Mesela mandacılara karşı ya istiklal ya ölüm. SPK_2 Bravo dedi. Alkışlıyoruz. SPK_3 Bir helalleşme mesajı verdi. Ben özür diliyorum dedi partide FETÖ bağlantılı isimleri göremedim müdahale edemedim dedi ama bundan sonra izin vermeyeceğim ve hesaplaşacağım dedi. SPK_2 Çok güzel. SPK_3 Ruhunu satanlara izin vermeyeceğim partide dedi. Emperyalizme asla geçit vermeyeceğim dedi. Tırnak içi vurgular hepsi. Bizim yorumumuz değil. Helalleşme kardeşlik mesajı verdi. Bütünlük mesajı verdi. Birlik mesajı verdi. Ve arınma mesajı verdi. Sizin az önce de bahsettiğiniz yani Türkiye… SPK_2 Şimdi bakın ne oluyor? Türkiye’ye gerçekleri… Biraz biz ona Türk aklı dedik ya. Asıl o insan aklı o da. Ama Türk aklı, devlet tecrübesi… Çok eski tarihi ve güçlü olan bir kavmin aklı olduğu için çünkü sonuçta devlet aklı bu. Devlet aklı kimde olur? Devlet tecrübesi en çok kimdeyse devlet aklı onda olur. Machiavelli bile 15. 16. Yüzyılda Fatih Sultan Mehmed’in devlet aklına yok memlük hükümdarlarının Türk hükümdarlarının devlet aklına gönderme yapıyorsa onlar gibi yapın diyorsa İtalyan prenslerine. Demek ki Türklerin bir devlet aklı var. Mahkevel. Mahkevel kim? Sıradan bir adam değil ve o. Sanki işte hedefe ulaşmak için her şey caizdir falan diye öyle değil. Mahkevel o değil. Mahkevel materyalist, tarihi doğru okuyan ve tarihte zorun rolünü çok iyi görmüş bir adam. İşte onu tabii bir takım bilgisizler diyelim, cahiller, işte makyabel hedefe ulaşmak için her şey caizdir. Halbuki o silahın rolünü görüyor. Devlet ne demek? Silahı olan örgüt devlet değil mi? Diğer bütün örgütlerden farkı ne? Galatasaray Kulübü’nden, Fenerbahçe Kulübü’nden, Kanarya Sevenler Derneği’nden, Hemşehri Dernekler’inden, Erzincanlılar, Yozgatlılar, Giresunlar falan o derneklerden farkı ne devletin? SPK_1 Şiddet kullanma tekelinin elinde bulunduğu. SPK_2 Elinde silah olmasın. Ve kimseye silah vermiyor. Ordusuna verir, polisine verir. Başkasının silahı olamaz. Silah tekeli bendedir o devlet. Ve iff vekilde kabul etmediği nedir? Kendi yönettiği alanda, arazide başkasının silahı olmayacak. Ama öyle oldu mu ne olur? Gider tepesine biner. Bütün Roma’yı düşün, Osmanlı’yı düşün, Cengizhan’ı düşün, ondan sonra hepsini, bütün tarihi düşün, Amerikan emperyalizmini düşün, Hitler’i düşün falan filan. Bütün devletlerde ne vardır? Burada benim sözüm geçer, bu sınırların içinde, bu ülkede Burada başkasının silahı olamaz. Benim kendi içimden de kimsenin silahı olamaz. Karamanlıların, Dürkadiroğullarının, Aydınoğullarının, Bilmem Germiyanoğullarının, Çandaroğullarının bunların silahı olamaz. Buralar benimdir. Onların silahını elinden alırım. Onlar benim orduma girerler. O zaman ben onlara silahı veririm. Ama o silahı ben kumanda ederim. Devlet bu. O bakımdan işte bu Devlet haklı Türkiye’de bugün ayağa kalkmaktadır. Bu devlet haklı Değerli arkadaşlar Gerçek bir ihtiyaç olduğu için Bu Vatan Partisi’nin Aklında da Bu canlanıyor MHP’nin aklında da bu canlanıyor Kılıçdaroğlu’nun aklında CHP’de de bu canlanıyor Diyelim AK Parti’nin aklında da bu canlanıyor vs. Yani bu sonuç itibariyle gerçekler, bugün Türkiye’nin karşılaştığı sorunlar, tehditler, gerçekler, problemler ne oluyor? Gerçek olduğu için o gerçekler bilinçlerimize hükmetmeye başlıyor. Orada sen söyledin, ben söyledim, bu benimdir, öyle bir şey yok hepimizin. Kılıçdaroğlu’nun söylediği şeyler de hepimizin, yani olumlu, anti-emperyalist şeyler. Ondan sonra üretimden yana, halktan yana, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, layıklık, devrimcilik. Bu ne? Türk Devrimi’nin programı. Bunu ister Kılıçdaroğlu söylesin, ister Devlet Bahçeli söylesin, ister Tayyip Erdoğan söylesin, isterse Vatan Partisi söylesin, hepsi hangi gerçekten kaynaklanıyor? Türkiye’nin yaşadığı tarihsel süreçten. Ve bunlar bir yerde buluşmaya başlıyor. Dolayısıyla bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşadığı bu olay, hem bir Türkiye ve dünya gerçeğinin keşfidir, hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel köklerinin canlanması. Sayın Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle biz kuruluşumuzdaki kodlara döneceğiz. Nedir o kuruluştaki kodlar? Sivas Kongresi’nin kodları Bakın mandacılığı bilmem ne diyor Sivas Kongresi Erzurum Kongresi’nin kodları Ankara’da meclisin kurulmasının ve Padişah’ın elinden iktidarın alınmasının kodları O iktidarın Ankara’da kurulan meclisin ve hükümetin devrimci hükümet ve devrimci meclisin Milleti Birleştirmesi ve Padişah’ın tabanından O milleti tebaa olmaktan kurtarıp vatandaş haline getirmesinin kodları. Dolayısıyla Ortaçağ’dan kurtulmanın kodları. Artık biz Rüstem Paşa’nın, Memle Paşa’nın, Davut Paşa’nın kulları değiliz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Padişah’ın kulları değiliz biz artık. Biz ağanın marabası değiliz, beyin yanaşması değiliz, şeyhin müridi değiliz. Gülenlermiş bilmem nelermiş işte Süleymancılarmış. Biz onların Müritleri değiliz. Biz Türk milletiyiz. Şimdi Türkiye oraya geliyor. Bu Türk devriminin programı. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu tabii o kodlara döndüğü zaman ki dönmüş o kodlara sarılıyor ve tek çözüm bu. CHP için de tek çözüm. Ama burada CHP ne oluyor? Türkiye’nin çözümüyle Kılıçdaroğlu buluşuyor. CHP’yi Türkiye’nin çözümünde tarihi roller oynayacak bir mevziye yerleştiriyor. Çok önemli. Bu Türkiye’nin önünü açan… Ne oluyor? Yavaş yavaş taşlar yerine… Yavaş yavaş demeyelim, hızlı hızlı hatta. Yavaş yavaş demeyelim. Hızlı hızlı taşlar yerine oturuyor. Güçler yerine oturuyor. Güçler cepheye geliyor. Onun için en başına dönersek, Türkiye tarihi bir kararın eşiğindedir. Bir kapı açılıyor, o kapı kendiliğinden açılmayacak. Omuz vuracağız, o kapıyı açacağız. O omuzlar şimdi tarihsel olarak tarih sahnesinde çıkıyor. SPK_1 Dünya bir hesaplaşma dönemine girerken iç cepheyi sıkı tutup dışta da ittifakları arttırmamız gerektiğini söylüyor. SPK_2 İşte İran’da burada ne oluyor hepimize örnek olacak çok önemli tecrübelerden geçiyor. Önce liderlerin ölümü dahi göze alacak. Şahadeti göze alacak. Değil mi? Hamene’ler. Ondan sonra diğer şeyleri. Ya bunlar İran devletinin şeyleri. Onlar ölümü göze almasa, o halk nasıl ölümü göze alacak? Öyle değil mi? Yani Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs’ta Anadolu’ya çıkarken ölümü göze alarak çıkıyor. Yani o savaşın sonunda kaybettiği zaman satranç oyununda kaybetmiş olmuyor ve tavla oyununda kaybetmiş olmuyor. SPK_3 O kongreler idam fermanı varken yapıldı yani. SPK_2 Yapıldı ve kaybettiği zamanda ne olacaktı? Kuruşlar dizilecekti. SPK_1 Sayın Perinçek siz makyeverli gücün güç kullanmanın mecburiyetini anladı dediğinizde dün İran meclis başkanı Kalibaf’ın bir açıklaması var o geldi aklımıza. Dün yaptığı açıklamada şunu söylüyor müzakereler soruluyor Kalibaf’a diyor ki biz tavizleri görüşmelerle değil tüzelerle alıyoruz. SPK_2 Makyever sonuç itibari nedir? İnsanlığın bütün tecrübesinden Fatih Sultan Mehmed’e memlük hükümdarına atıfla göndermelerde bulunarak kuvvetin rolü ve devletin rolü onu ifade etmiş oluyor. O bakımdan işte böyle gücün konuştuğu bir döneme giriyoruz. Yani efendim güç konuşuyor, gücün konuşmasından şikayette bulunmayalım. Çünkü güç konuşacak. Güçlüler kazanıyor, haklılar kazanmıyor. Hayır, haklılar da güçlü olacak. Çünkü haklıların güçlü olmak dışında bir kazanç yolu yok. Efendim biz haklıyız. Eğer sen sümsüksen affedersiniz, sen boyun eğiyorsan, eğer ondan sonra pasifsen, ondan sonra teslim olmuşsan istediğin kadar haklı ol. Teslim olan haklı hakkını alamaz. Şimdi ne İran neyi insanlığa gösteriyor? Teslim olmadan hak kazanılır. Teslim olursanız hak falan kazanamazsınız. Vatanınızı çiğnetirsiniz. Türk tarihi bunun tecrübeleriyle dolu. İşte en son yakın tarihimiz. Biz hakları, hukukları nasıl kazandık? 1876 Devrimiyle. Bunlar devrim hep. Hep güçlü oldu. Efendim subaylar daha çıkmasa Anadolu’da, Erzurum’da, Diyarbakır’da, Ankara’da, Anadolu illerinde halk ayağa kalkmasaydı 1908 devrimi olur muydu? Zafer Kars’ın profesör arkadaşımız onun çok önemli bir kitabı vardı. 1908 Öncesi halk hareketleri diye. Eğer güç ortaya çıkmasaydı, haklının gücü bunların hiçbiri olmazdı. Onun için Biz böyle güçten şikayet etmeyeceğiz. Biz güçlü olacağız. Halklılar güçlü olacak. Halklılar silahlı olacak. Halklılar güçlü olacak. İran işte bize bu örneği getirdi. Aynı şeyi şimdi ne yapıyor? İşte İran’dan önce bunu Filistinler getirdi. Bir gazeyi alamadılar ya. İsrail, Amerika bir tane avucu kadar gazeyi fethedemedi adamlar. SPK_1 Çok teşekkür ediyoruz Sayın Periçek, sorularımızı cevapladığımız için. SPK_2 Evet, kitapları da bu hafta şöyle yapalım. Buyurun. Doğu Perinçek’in Batı Asya’da Devlet Teorisi 1, Mahkevel’in Prensi Hükümdar Kitabı 2. SPK_1 Rejideki arkadaşlarımıza da çok teşekkür ediyoruz. SPK_2 Bunu da okuyalım bakın. Benim yorumumla bir okuyun. Oradaki Fatih Sultan Mehmet, oradaki memlükler. Göndermelerine falan bakarak onlarla okuyalım. Üçüncü olarak, üçüncü olarak başka bir kitaptan bahsetmiyorum. SPK_1 Kutatgu Birlik’ten bahsediyoruz. SPK_2 Kutatgu, onu her zaman söylüyoruz zaten. Bu sefer bu ikisiyle yetinelim. Bir de müzik söyleyelim. Mesela nedir? Hacca Durya’nın Spartaküs Balesi’nden bir bölüm şey yapsınlar. SPK_1 Arkadaşlarımız şu anda ayarlamaya çalışıyorlar. SPK_2 Ben de programı kapatırken rejiye böylece vakit tanımış olalım. SPK_1 Belki o sırada hemen bulup verebilirler. Aydınlık gazetesi haber müdürü arkadaşımız Kaan Arslan’la birlikte Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinç’e sorularımızı yönelttik. Kendisi dünyanın bir hesaplaşma dönemine girdiğini, Türkiye’nin büyük bir karara gittiğini ve haklıların güçlü olması gerektiğini ifade ettiler. Programınızın konulara göre bölümlere ayrılmış halini, Ulusal Kanal’ın YouTube hesabında bulabilirsiniz. Başka bir programda görüşmek üzere, hoşçakalın. SPK_2 Evet, Ulusal Kanal YouTube’da dünya ikincisi, birinciliğe doğru gidiyor. Tebrik ediyoruz, Türkiye birincisi. Arkasından gelen bakım o da önemli. Ulusal Kanal Türkiye birincisi. Kaç ayda 600 milyon görüntüleniyor. Bunun arkasından ne geliyor? 200 Milyonla Sözcü Halk TV, bir de CNN Türk de mi oraya geldi? Yok Fox gelmedi. SPK_1 Uluslararası da Fox. SPK_2 Amerikan Fox. Yani ulusal kanalı da geleceğin bir habercisi olarak burada görüyoruz. Niçin? Halk ulusal kanala döndü ve o 600 milyon onu görüntülerken ikinci, üçüncü kanallar nedir? İşte Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski yok hükmündeki yöneticilerinin kanalları. Bakın şimdi onlar daha da başa aşağı gidecek. Cumhuriyet Halk Partisi’nden besleniyordu o kanallar. Değil mi? Ve İstanbul Belediyesi’nden besleniyordu. Halk TV olsun, Sözcü TV olsun. Şimdi kim onlara sahip çıkacak? Ne İstanbul belediyeleri kaldı ne de Cumhuriyet Halk Partisi’nin devletten aldığı yüz milyonlarca para aldı. Türk Devleti de akıllanıyor. Türk Devleti de kendisine karşı olan Atlantik güçlerin kontrolündeki medya organlarını beslemekten Türk Devleti vazgeçiyor. Bir yönde de bu olay, yaşadığımız olay. SPK_1 Çok teşekkür ediyoruz Genel Başkan. SPK_2 Eyvallah, sağ olun. Kurban Bayramı tekrar bütün milletimize kutlu olsun. Yolumuz açık olsun. Hepimiz önümüzdeki dönemin ölçülerine göre kendimizi ayarlayalım. Önümüzdeki dönem bir hesaplaşma dönemidir, zor bir zamandır. Zor zamanın kahramanlık ölçülerine göre, akıl ölçülerine göre hepimiz kendimizi, örgütlerimizi, vatan partimizi cihazlandıralım ve o ölçüleri göre tekrar örgütleyelim. Öyle bir dönemin eşiğindeyiz. Sevgi ve saygılar sunuyoruz bütün kavmimize, insanlarımıza, Türk milletine. SPK_1 Sayın Perinçek’in bu sözleriyle programımızı bitiriyoruz. SPK_4 Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Müzik çalıyor. ♪.
Çıkış Yolu | 30.05.2026
Paylaş

