Çıkış Yolu | 12.11.2024

Çıkış Yolu | 12.11.2024

İzleyenleri çıkış yolu programına hoş geldiniz.Bu haftaki konuğumuz çıkış yolunu her hafta ulusal kanalda aydınlatan Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Doğu Perinçek.Hoş geldiniz efendim yayınımıza.Hoş bulduk merhabalar.Bugün sürpriz bir konuğumuz var Sayın Emirhan Çoğadar.Emirhan arkadaşımız neden stüdyoda?Bize ne anlatacak?Birazdan Sayın Doğu Perinçek’ten hem dinlemiş olacağız.Güzel bir sürprizimiz var çünkü ulusal kanal izleyenlerine.Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Sayın Özlem Konur Usta da stüdyomuzda bizimle birlikte bugün soruları benimle birlikte Sayın Genel Başkan’a iletmiş olacak.Önce sürprizle başlayalım dilerseniz Sayın Genel Başkanım.Büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü 1938 yılında kaybettik yani 86 yıl.Ama o şimdi önümüzde Yine var.Çünkü Atatürk zamanına giriyoruz.Zor döneme giriyoruz.Türkiye’nin önünde zor yıllar var.Derin bir kriz var.Dünya çapında büyük bir kriz var ama Türkiye’de de derin bir kriz var.Sistem bitti.Hangi sistem?Atlantik emperizmi tarafından 1980 sonrasında Türkiye’ye dayatılan dünya ekonomisiyle entegrasyon denen sistem bitti.Tabi bu sistemin bitmesi yeni bir sistem gündeme girdi.Bu çok güçlü, sert çatışmalarla yaşanacak bir süreç.Atlantik’ten Türkiye’nin ayrılması.Asya, yükselen Asya uygarlığının ön mevzilerine yerleşmesi öyle basit bir olay değil.Bütün dünya ölçeğinde değişiklikleri çağıran, getiren bir gelişme.O bakımdan zor bir dönem Türkiye için.Ekonomi de zor, güvenlik de zor bir dönem.Türkiye’nin çağ atlayacağı bir döneme giriyoruz.Tabii böyle dönemlerde de hemen ne oluyor?Türkiye’nin tarih birikimi.tarih sahnesine çıkıyor.O tarih birikimimiz son 200 yıl bir milli demokratik devrim birikimi.O milli demokratik devrimimizin doruğu da Mustafa Kemal Atatürk ile hayata geçirdiğimiz Kemalist devrim, İstiklal Savaşımız ve arkasından Cumhuriyet devrimi ve hem sosyal kültürel alanda hem de ekonomik alanda Ortaçağ ilişkilerine karşı yaptığımız büyük devrimci atılımlar, başarılar.Şimdi o başarıları kesin sonuca ulaştıracağımız bir döneme giriyoruz.Milli demokratik devrimin kesin zaferine ilerleyen bir Türkiye söz konusu.Dolayısıyla Atatürk tekrar önümüzde ışık tutuyor bizlere.Bu koşullarda da Atatürk’ün 1920’lerde 13 Eylül’de meclise kendi imzasıyla verdiği, Büyük Meclis’in reisi olarak verdiği meşhur halkçılık programı var.Bu halkçılık programıyla ilgili kaybolan bir özgün metin vardı.Atatürk bizzat Notuk’ta ve aynı zamanda meşhur Ocak sonunda 1923 yılında İzmit’teki gazetecilerle yaptığı İzmit basın toplantısında şunu söylüyor diyor ki 13 Eylül 1920 günü meclise halkçılık programını verdik.O program aslında bir anayasa önerisidir.ve o programı aynı zamanda tab ettik yani bastık ve yayınladık ve Zevat’a, Büyük Meclis Meclisi üyelerine dağıttık.Bunu hem Nutuk’ta ifade ediyor 1927 yılında hem de 1923 yılında daha önce İzmit’te gazetecilerle yaptığı meşhur İzmit basın toplantısında ifade ediyor.Biz bunun tabi peşine düştük, oralarda gördük.İlk bu konuya eğilen rahmetli İsmail Arar’dır.Devlet Bakanlığı yaptığı, Türk siyasetinde çok önemli bir insandır.Programla, fikirle siyaset yapan İsmail Arar.1963 yılında onun Atatürk’ün Halkçılık Programı diye bir kitapçı kitabı yayınlanmıştı.Orada İsmail Arar bakanlık yaptığı halde, mecliste uzun yıllar bulunduğu halde aramış fakat bu halkçılık programının özgün metnini yani 1923 yılı 13 Eylül’de meclise Atatürk’ün imzasıyla Mustafa Kemal meclis reisi imzasıyla verilen metni bulamadığını söylüyor.O zevata dağıtılan yani Büyük Millet Meclisi üyelerine dağıtılan broşürü de bulamamış.Ondan sonra ben de bu Kemalist devrimle ilgili çalışmaları yaparken bu işin peşine düştüm.Her tarafta arıyorum.Ondan sonra meclis başkanlarıyla konuşuyorum.Latin harfleriyle basılmış zabıt çerideleri var.Oralarda metin var.Ama eski harflerle yani şimdi burada ekranda gördüğümüz eski harflerle olan halkçılık programı yok.Hatta Erol Şadi Erdinç, Tarık Zafer Tunay’ın doşantıydı, o benim yakın dostum falan.O da arşivcidir.Ondan sonra, Allah rahmet eylesin, biz de beraber türkü falan da söylerdik onunla.Ona başvurdum, dedim böyle böylesi, bende var o dedi.Ben de sana vereceğim dedi.Fakat bunu dedikten kısa süre sonra ben o metni almadan Sayın Erol Şahide Erdinç’i kaybettik.Allah rahmet eylesin.Kaybettik falan.Yine o halkçılık programının özgün metninden kavuşamadan.Ondan sonra işte hapishaneler dönemi falan filan.Geçenlerde Emirhan Çuğadar kardeşimiz var.Hakikaten bazı böyle belge ve arşiv meraklıları vardır.Yani onlar arşivlerin tozlarıyla yaşarlar.Yani o tozu nefes almazsa yaşayamaz.Bütün gıdasını o tozlardan alırlar.Öyle bir arkadaş.Ben de öyle insanları severim.Biraz ben de o tozlara meraklı bir arkadaşınızım.Ondan rica ettim.Dedim ya bak sen bu arşivlerle falan çok ilgilisin.Ondan sonra bunu bulur musun, bulabilir misin diye.Emirhan kardeşimiz benim tahmin ettiğimden çok kısa bir zamanda işte şimdi bu ekranda bulunduğu bu gördüğünüz halkçılık programı metnini buldu.Şimdi bu meclise verilen önerge değil çünkü üç sütun Yani bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi riyasetine falan diye bir hitap yok başında.Bu meclise verilen önerge yok, hala yok.Ama bu benim tahminim Atatürk’ün bahsettiği yani meclise önergeyi verdim ve çoğaltarak aynı zamanda zevata, zatlara yani meclis üyelerini kastediyor.Önergeyi veren mebusları hatırlayabiliyor musunuz?Önergeyi veren Türkiye Büyük Millet Meclisi reisi şey, Mustafa Kemal Atatürk.Atatürk yok o zaman.Gazi de yok.Önerge sahibi bir kişi.Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal olarak veriyor önergeyi.Ondan sonra ama o önerge bütün milletvekillerine dağıtılıyor.Fakat onların hiçbirini bulamıyorduk.Diyelim o zaman 200’e yakın bir milletvekili var Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde.Bir tanesi kalmamış.Artık ailelerinin eline geçmiş, kimileri belki yanlışlıkla çöpe düştü, kimisi sahaflarda kayboldu, kimisi bir takım kütüphanelerde falan ortaya çıkmadı.Özellikle belki de toplatılanlar da olmuştur.Ve o bakımdan bizim de müthiş bir merakımız vardı.Çünkü o dönemlerde mesela koskoca amasya şeyi var, protokolu var.Amasya protokolünde o kadar çok tarifatlar bulduk ki eski yazıyla orijinal metinleri bulduğumuz zaman.Burada da yine yani o Bolşevikliğin çok güçlü olduğu dönem.Zaten halkçılık programı da Atatürk’ün kendi ifadesiyle bu bir şuralar programıdır diyor.Ruslar, Sovyetlerler diyor.Sovyetler ve bir Türkiye diyor.İlelebet Sovyetlerle, Şuralarla yönetilecektir falan dediği o Türkiye’de o devrimci rüzgarın, ondan sonra o zaman Boşevik diye anılıyor, Boşeviklik rüzgarını falan SD’yi, hatta Kazım Karabekir’lerin şarkı çepesinde Kızıldızlar üniformalarını taktıkları dönem o dönemdi.Biz de orijinali bulduğumuz zaman Latin alfiyle yazılmış metinlerden farklı orada bir şeyler olacağını tahmin ediyorduk.Yani gizlenen, saklanan, orijinaller yok edildiğine göre diye ama şimdi bulduk Musa Sarıkaya ve Kurtuluş Günan arkadaşımdan da rica ettim metni okudular eski türkçeden okudular ve yeni türkçeyle yazılmış yani latin harfleriyle yazılmış metinlerle karşılaştırdılar 8-10 tane farklı şey buldular ama öze ilişkin önemli şeyler değil yani biraz okuma farklarından gelen şeyler.Benim tahminim bu bir önergeye benzemiyor.Yani o zamanki önergeleri biliyoruz.Bu Üssüt’ün olması, Atatürk’ün broşür diye sözünü ettiği, kitapçık, risale diye sözünü ettiği, bugünkü dille broşür diye arkadaşlar çeviriyorlar, risale dediği meclis üyelerine dağıtılan metin olduğunu sanıyoruz.Bu arada profesör Serdar Şahinkaya, dostumuz da bunu basmış ben bilmiyordum.Ona da buradan selam yollayalım.Çok kıymetli metin.Ona da sormamız lazım.Cumhurbaşkanlığı arşivinden bulduğunu söylüyor.Aslında biz Cumhurbaşkanlığı arşivinin bütün ruloları vardı.Hepsi bizde vardı.Demek ki biz o arşivde bu metni atlamışız.Çünkü arşiv çok büyük bir arşiv.Arkadaşlarının bütün arşivi gözden geçirdiler falan bu metne atlamışız yani bunun halkçılık programı olduğunu demek arşivi gözden geçiren arkadaşlar görmemiş ama şimdi bu metne kavuştuk.ve halkçılık programı metninde.Burada Emirhan Çuğadar kardeşime çok şey borçluyuz.Ondan sonra da tarihi belgeleri bulmakta, değerlendirmekte çok emeği geçecek.Yani arşivciler öyledir.Arşivde doğarlar ve cenazeleri arşivden çıkar.Emirhan’da uzun ömürler diliyoruz ona.Başarılı ömürler diliyoruz ama o güzel bir şey.Yani bir insanın işine büyük bir sadakatle bağlı olması, ondan mutluluk duyması güzel, hoş bir şey.Neyse gelelim halkçılık programına.Halkçılık programı, bizim Vatan Partisi programının da başında o halkçılık programından aynen alınmış bölümler var.onları olduğu gibi muhafaza ettik.Özü şu, emperyalizme ve kapitalizme karşı.Yalnız emperyalizme değil, aynı zamanda kapitalizme karşı.Aslında o günkü programdan da daha böyle tarihi zorlayan ileride ifadeler.Kemalist devrimin programı çok isabetli bir şekilde emperyalizme karşıydı.Kapitalizme karşı değildi.Kapitalizme emperyalist olduğu ölçülerde karşıydı yani büyük emperyalist devletlere karşıydı.Ama kapitalizme karşı bir program değildi ama halkçılık programında ve kapitalizme karşı.Bu program bir anayasa önerisi.Ve zaten 13 Eylül’de 1920’de meclise veriliyor.18 Eylül’de meclis gündemine geliyor.28 Kasım günü Halkçılık Beyannamesi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayınlanıyor.Halkçılık Beyannamesi de bu halkçılık programının içinden alınan bir bölüm.O da şiir gibi bir metindir.Dehşet bir metindir.21 Ocak 1920’de de yani Eylül ayında ne var?Ekim, Kasım, Aralık 4 ay sonra 21 Ocak 1920’de de meşhur anayasa oluyor.Kanuni esası.Peki 21 Ocak 1920 anayasamızın Esasını bir meclis hükümet sistemi getiriyor ve Türkiye’yi Şuralarla o zamanki adıyla Şuralarla yönetmek yani ilçeleri kazaları kaza şuralarıyla vilayetleri vilayet şuralarıyla şuralarıyla, merkezde de bir büyük millet meclisi şuralarla yönetim.Atatürk de diyor ki bu şuraya diyor Ruslar Sovyet derler diyor ve biz diyor Türkiye’yi bu ilelebet şuralarla yöneteceğiz.Esası yerel plandan merkezi plana kadar bir meclislerle yönetim sistemi getiriyor.Ve Meclis Hükümet Sistemi diyoruz.Milletvekilleri bakanları dahi seçiyorlar.Yani bakanlar atanmıyor o sistemde.Büyük Millet Meclisi Reisi aynı zamanda yani hem Meclis Reisi hem devlet başkanı yok.Meclis Reisi hem devlet başkanı Ondan sonra ve aynı zamanda da bakanlar kurulu, yani hükümet başkanı ve bütün tek tek hariciye bakanı, maliye bakanı, iktisat bakanı falan bütün bakanlar da mecliste oylamayla seçiliyor.Meclis hükümet sistemi.O sistemi getiriyor.1924 Anayasası’na kadar da 3 yıl Türkiye bu şuralarla yönetiliyor.Yani şuralarla yönetim dedikleri meclis hükümet sistemiyle yönetiliyor.Tabi İstiklal Savaşı yılları olduğu için silahlı mücadele, yani bu anayasa tam bütün boyutlarıyla o zaman uygulanabiliyor değil, uygulanamıyor.Ama onun ideolojik estirdiği rüzgar, yani meclislerle yönetim, şuralarla yönetim, en alt kazalardan merkeze kadar, ondan sonra şuralarla yönetim.Bu tabi o zamanın dünyasında tamamen devrimci, halkçı, çok kararlı, çok ileri bir anayasa.Uygulanamamasının sebebini neye bağlıyorsunuz?Tabi şimdi savaş yıllarında siz Diyelim Siveri’ye Siveri’yi Siveri’lik meclisi yönetecek işte Milas’ı Milas Muğla’nın Milas’ını Diyelim Yomra’yı Trabzon’un Yomra meclisi yönetecek.Ondan sonra işte Kızılcama’yı Kızılcama meclisi yönetecek falan.O zaman bu pek mümkün değil.Savaşı yürütmek için güçlü bir merkezi hükümet gereği var.Dolayısıyla öyle aşırı merkez kaç Ondan sonra kazalara dahi bir hükümet yetkisi veren sistem o zaman realist değil, gerçekçi değil.Ama bunun tabii yarattığı Türkiye’de ortam var.Olağanüstü, devrici bir ortam var.Sovyetler Birliği ile aşırı benzerlikler var.Oradan bir anlamda kopya edilen Bir sistem söz konusu ama 24 anayasasıyla Türkiye kendi Gerçeğine geliyor ve güçlü bir yönetim yani güçlü bir hükümet oraya geliyor.Yani 1924 Anayasası icranın yürütme organının güçlü olduğu yeni bir anayasa.Çünkü devrimleri yapacak devrimlerin böyle aşırı merkez kaç ademi merkezi içi bir sistemle devrimleri yürütemezseniz merkezin güçlü olduğu, devrimci bir merkezin otoritesinin güçlü olduğu bir anayasaya ihtiyaç olduğu için 1924 Anayasası’nı getiriyorlar.Emir arkadaşı burada işte benim böyle aşağı yukarı 20-30 yılımı verdim.Burada gözüken şu metni bulmak için.Erol Şadi Erdinç onu da rahmetle anıyoruz.Ben sana vereceğim merak etme dedi.Dedikten çok yakın bir süre sonra da Vefat etti.Ben de son zamanlarda onun evlatlarını arıyorum.Ondan sonra onlarla konuşacağım.Babanızın şeyini ne yaptınız?Evraklarını, kütüphanesini, arşivini vesaire falan diye.Sonra ipin ucunu buldum.Eyüp.Belediyesine vermişler.Tam onun kapısını açılacağım sırada, bir de deneyeyim dedim bu arşivci Emirhan arkadaşımızdan bir bakarsın çıkar falan diye.8-10 gün sonra bana bunu getirince tabii de fese havaya attık, çok mutlu olduk.Miran Bey’i de dinleyelim o zaman.Nasıl işe giriştiniz ve hemen 10 günden anası sonunu çaldınız?Efendim ben ilk önce bu arşiv işine nasıl bir merak saldığımı avucet mi geçirebiliriz?Efendim ben bu arşiv işine yaklaşık 4 seneden beri meraklı bir kişi olarak çalışıyorum.Benim arşiv konusunda şahlanışım Türk Teolluk Kurumu ile beraber oldu.Ben ilk oradan ilk belgelerimi temin ettiğim zaman aşırı bir heyecan içinde daha da ileri gitmek suretiyle yolumu devam ettirdim.Bir şey keşfetmenin bulmanın heyecanı için değil mi?Evet.İlk başta Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi bunlar ilk adımlar.Sonra Türk Tarih Kurumu, Türk İnkılap Tarihi Entüstüsü, Entüstüsü, TTR, terapiz edemedim kusura bakmayın.Sonra en son adım olarak Cumhurbaşkanlığı AŞB’ni müracaat ettim.Bu 4 senelik serüvende çokça faydalar oldu.Benim aşırı serüvenim böyleydi.Buradan da çok sevgili anneme babama teşekkür ederim.Hiçbir zaman desteklerini şey yapmadılar, eksik etmediler.Tarihe meraklısınız, daha çok yakın çağ tarihi üzerine okumaları yapıyorsunuz.Daha çok yakın çağ Türkiye Cumhuriyeti.Cumhuriyet tarihi üzerine.Bu belgelerin olduğu, çokça belgelerin olduğu.Çok memnun olduk.Burada da halkçılık programını yeniden Türkiye’nin önüne koymuş oluyoruz.Bir de hatırlatma olmuş oldu.2000’Li yılların başında Sayın Genel Başkanım o zaman çok net hatırlıyorum Atatürk’ün bütün eserlerinde de ciltler arka arkaya çıkmaya başladığında halkçılık programını il il konferanslarla duyurmaya başlamıştık.Rahmetli Alparslan Işıklı da sizinle birlikte o toplantılarda halkçılık programını anlatıyordu.Ben de İzmir’de 2000’li yılların başında dinlemiştim o konferanslardan birini.Elinizde tuttuğunuz o konferans daveti mi yoksa?Bu 1998 yılında.Yani bundan 26 yıl önce.Atatürk’ün halkçılık programı 78 yaşında diye.O zaman partimizin adı işçi partisiydi.Direkt gösterme imkanı olur mu arkadaşlar?Genel başkanın elindeki davetiyenin bir kapağını bir gösterelim en azından.O parti davet broşürü galiba.Mustafa Kemal Atatürk’ün halkçılık programını…Emirhan Bey siz tutabilir misiniz?Kamera size zoom yapsın.Büyük Millet Meclisi’ne sunmasını ve Büyük Millet Meclisi’nin halkçılık beyanlamesini ilan etmesinin 78.yılı nedeniyle düzenlediğimiz toplantıya onur vermenizi dilerim.Dostluk duyguları ve saygılarımla diye bu davetiyeyi çıkartmışız.ve davetin iç kapağında da Türkiye Büyük Millet Meclisi hayat ve istiklalini yegane ve mukaddes emel bildiği Türkiye halkını emperyalizm ve kapitalizmin tahakküm ve zulmünden kurtararak irade ve hakimiyetinin sahibi kılmakla gayesine vasıl olacağı kanaatindedir.Yani bir demokratik devrim programını, ama hem empezim hem kapitalizm diye ifade etmiş, yani empezim ve kapitalizmin zulmünden, tahakkümünden kurtarmayı önüne koymuş 13 Eylül 1920’de.Aslında bu bizim devrimimizin temel programı.Ve sonradan cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, devrimcilik diye altı ok olarak özetlenen temel program halkçılık programında var.Çok köktenci, çok kararlı bir program.Yani çağın en ileri.Sovyetler Birliği ile birlikte 1920 yılında en ileri programı.Tekrar teşekkür ediyoruz katkınız için.Şimdi Sayın Genel Başkan’ın gündeme ilişkin sorularımıza başlayacağız.Birazdan sizi stüdyodan uğurlamış oluruz.Şimdi Tarihin tekerliğinin hızlı döndüğü bir süreçteyiz.Yani her gelişme çok çok hızlı oluyor.Siz 2000’e doğru dergisinin çıktığı günden itibaren İsrail PKK çalışmasını Türkiye kamuoyunun gündemine anlatıyordunuz.Yazılarınızla, Aydınlık Gazetesi’ndeki haberlerle.Şimdi bir İsrail Dışişleri Bakanı çok açık bir şekilde bir ilişkiyi, bundan sonraki gelecek planlarını anlattı.Aydınlık Gazetesi hemen yakaladı, manşetine taşıdı bunu, kamuoyuna duyurduk.Ben Haber Müdürümüz Özlem Konur Usta’ya sözü vereyim.Dilerseniz Özlem Hanım, siz hem bir manşetle ilgili kısa bir bilgi verin, hem de Genel Başkan’a sorunuzu iletelim.İsrail’in yeni dışişleri bakanı göreve başladıktan sonraki konuşmasında 2.İsrail planını bir anlamda açık ediyor.Sizin yıllardır dikkat çektiğiniz.Diyor ki, Kürtlerin bugün 4 ülkeye bölündüğünü kaydediyor.Türkiye, Irak, Suriye ve İran’daki bu bölgeleri sayıyor.Ve şunları söylüyor.Kürtlere ulaşmamız ve bağlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor.Bunun hem siyasi hem de güvenlik boyutları var.Komşu ülkelerdeki Suriye ve Lübnan’daki dürzi azınlığı da takip ediyorum.İsrail’in dürzi vatandaşlarıyla cesur bir ittifakımız var.Her zaman azınlık olacağımız bir bölgede doğal ittifakların diğer azınlıklarla olacağını anlayın diyor.Bu konudaki değerlendirmeniz…Evet yani şimdi bu bizim hep ısrarla üzerinde durduğumuz 10 yıllardır.Yani 10 yıllardır 1980’lerden beri hep bunu işledik.İsrail’in bölgemizdeki yani Batı Asya’daki temel programı ikinci bir İsrail Devleti’ni kurmak.Kürdistan adı altında ikinci bir İsrail Devleti’ni kurmak.O bakımdan Türkiye, İsrail’in bölgemizdeki bir nohulu düşmanıdır.Türkiye’nin İsrail ile Atlantik sistemi içerisinde yakınlıklar kurma gayretleri tamamen boşunadır.İsrail ile çeşitli Kürt örgütleri arasındaki ilişki hem Barzani açısından geçerlidir ama en çok da PKK açısından geçerlidir.Bunları mesela İsmail Beşikçi ondan sonra bu Kürdistan amacının şeyleri teorisyenleri falan da çatır çatır koymuşlardır.Hep demişlerdir ki bölgede 4 tane devleti hedef aldığı için Kürdistan planı kaçılmaz olarak Amerika ve İsrail’le sımsıkı bir ittifak yapmak zorundadır.Bu tabii gerçekçi kendi açılarından Ondan sonra bunun üzerine örtmeye Türkiye solunu Türk milletini falan biraz uyuşturmak için falan bunun üzerine örtmeye çalıştıkları zamanlar oldu ama şimdi Daha sonra da artık PKK bunun gizlenecek mızrak çuvala sığmıyor PKK da bugün açık bir şekilde İsrail ve Amerika ile dostluklarını hep ifade ediyor.Yani İsrail’in de güvenlik raporlarına baktığımız zaman hem Mossad’ın raporlarında bizim Birnoğlu tehdit bölgede Türkiye’dir.Hatta İran’dan hatırlatayım isterseniz.2020 yılında dönemin Mossad başkanı bizim ülkemizle ilgili şunu söylüyor.İran’ın gücü kırılgan, Türkiye daha büyük tehdit.Tabii neden?Çünkü Kürdistan bir NOLİ hedef olunca, Kürdistan hedefinde dize getirilmesi gereken güç, birinci güç Türkiye.İran’dan önce Türkiye.Yani Kürdistan planının en çok hedefi aldığı ülke Türkiye 1.Yani toprak parçası olarak ondan sonra insan nüfus olarak hedef aldığı birinci ülke.İkincisi böyle bir plana direnme kabiliyeti ve böyle bir planı ezme bastırma kabiliyeti de en yüksek olan ülke Türkiye.O bakımdan Mosad olsun.İsrail hükümeti olsun güvenlik raporlarında, güvenlik planlarında hep Türkiye’yi bir nolu tehdit olarak tespit ederler.Ama bizim devletimizin, hükümetimizin yöneticileri bunu görmezden gelirler.Ondan sonra İsrail’de böyle bir şey, Atlantik sistemi içerisinde hep bir dostluk yürütülmeye çalışılmıştır.Ama en son Hamas’ın büyük kahramanlığından sonra Aksa Tufanlı Harekatı’ndan sonra bir yıl geçti.Ekim’den Ekim’e bir yıl olmuştu.Aksa Tufanlı Harekatı’ndan sonra artık Türkiye’de millet Filistin dayanışmasında birleşti.Hem muhafazakarı hem solcusu hepsi beraber oldu.Dolayısıyla artık böyle dolaylı yollardan falan filan, İsrail’i kollama, onunla beraber yürüme, onunla ilişkiler, ticari ilişkiler, güvenlik ilişkileri falan filan bunları devam ettirmek de Türkiye hükümeti için çok zor hale geldi.Zor hale geldi ama Ne oldu?Bu arada bir Arz-ı Mevud masalı çıktı.İşte Tevrat’tan, Milattan Önce Bin Tevrat.Tevrat’ın tekvin suresinde orada şeyler var.Rab yani Efendi Allah diyor ki Tevrat’a göre İsrail kavmine ben size diyor işte Nil nehrinden, Afrika’daki nehirden, kuzeydeki Fırat nehrine kadar bu toprakları size verdim diyor Rabb, Allah verdim size diyor ve bu da vaad edilen yani Allah’ın vaad ettiği topraklar ve bu hep edebiyat yapıldı yani İsrail’in kafası o Tevrat’a bağlanmıştır milattan önce binden beri İsrail kavmi o Tevrat’ın önüne koyduğu o Rabb’ın Allah’ın kendisine vead ettiği toprakların peşinde gider.Türkiye’de bunu hep böyle bir dinsel bir motive bağlayan ısrarlar ve yorumlar oldu hep.Ama biz de dedik ki arkadaş bu Arz-ı Mevut falan filan bırakalım bunu adamların Kürdistan diye çok açık bir planları var.İsrail’in vazgeçmeyeceği stratejik Yani Orta Doğu’da onlar için yaşam sorunu.Sözüm ona Kürdistan’ı.Ve burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor.Kürdistan olursa Filistin olmaz, Filistin olursa Kürdistan olmaz.Bakın bunu bir daha söylüyorum.Kürdistan’ın arkasında, sözde Kürdistan’ın, Kürtlere ait olmayan, Kürtlere ait olmayan, İsrail’e ve Amerika’ya ait olan Kürdistan’ın arkasında Amerika var, İsrail var.Bu onların planı.Filistin ise Amerika ve İsrail’e karşı kendi devletinin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve özgürlüğü için mücadele ediyor.Dolayısıyla Amerika ve İsrail kazanırsa Kürdistan olur, Amerika ve İsrail kaybederse Filistin olur.Dolayısıyla Filistin’in kurtuluşu, Filistin devletinin bağımsızlığı ve egemenliği ve toprak bütünlüğü programıyla sözüm ona Kürdistan’ın Kurulması Türkiye, İran, Suriye, Irak topraklarında veya bu toprakların bir kısmında Kürdistan’ın kurulması programı arasında Kuvvetler bakımından bir karşıtlık var.Zaten bunu yaşıyoruz.Nasıl yaşıyoruz?Amerika Birleşik Devletleri 1991 Körfez Savaşı ile Irak’ı işgal etti ve dedi ki 36.paralelin yukarısına geçemezseniz burada Kürdistan’ı ben kurdum dedi.Yani Amerikan silahıyla ve bir buçuk milyon Iraklının kanına, canına kıyarak o Irak’ın kuzeyinde Kürdistan, Amerika tarafından Amerikan silahıyla, Amerikan askeriyle kuruldu.Değil mi?İkinci aşama, 2010 yılından sonra Amerika-Suriye’nin içinde iç çatışmalar kışkırttı, tertipledi.Ondan sonra maalesef bizim yönetimimizde orada Ahmet Davutoğlu’nun hükümet başkanı olduğu dönemlerde, oradaki Suriye’de yapılan tertiplere arka çıktı.Suriye’ye terörist ihracında maalesef bizim yönetimimizin, Türkiye yönetiminin de suç diyeceğim ona ağır suçları vardır.Neyse ama sonuç itibariyle Yine Amerikan silahıyla ne oldu?Suriye’nin kuzeyinde bir koridor açıldı, Amerikan-İsrail koridoru.Dolayısıyla Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan’ın denize bir penceresi açıldı.Barzanistan’dan Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bir koridor açıldı.Dolayısıyla Kürdistan planının tamamlanmasında, 2.İsrail planının tamamlanmasında 2.önemli hamle yapıldı.Bu arada zaten 1984’ten beri Türkiye’de PKK’de silahlı mücadeleye ateşe sürülmüş.Orada da nedir?Türkiye’ye Diyarbakırsız Kürdistan olmaz.Türkiye’de en büyük Kürt nüfus var.Onlar olmadan, Diyarbakır olmadan Kürdistan olmaz.Bir de musul petrolleri.Yani bir musul petrolü olacak, Diyarbakır olacak.Denize açılan penceresi olacak.Bunları tamamlamaya yönelik bir Amerika-İsrail komploları, tertipleri, kışkırtmaları.Bunları yaşıyoruz 1991 yılından bu yana yani 33 yıldır.Bunun toplamına baktığımız zaman da bu arada da Filistin kendi bağımsızlığı için mücadele ediyor, özgürlüğü için mücadele ediyor.Bu iki iki program yani bağımsız Filistin ile sözüm ona bağımsız Kürdistan planı yani Amerika ve İsrail güdümlü başka türlü bir Kürdistan mümkün değil bugünkü günümüz dünya koşullarında.Bu iki program birbiriyle çarpışıyor.Amerika kazanırsa Kürdistan olur Amerika kaybederse Filistin olur.Sayın Başkan, şimdi İsrail Dışişleri Bakanı’nın sözünün karşıtı olan aynı çizgide bir başka şey daha var, bir başka adım daha var.14 Kasım’da bir panel düzenlenecek.Aydınlık bunu 4 Kasım’da sürmanşetten duyurmuştu.Burada da var bakın, şurada görüyorum.Ayrıca burada da bir hatırlatma yapmıştık.Panelin başlığı şu.Orayı büyütüp büyütebilir miyiz?4 Kasım sürmahşetini de verebilir.O daha büyüktü.Evet.Şimdi burada paneli düzenleyen sözde Kürdistan Partisi.Sağdaki panel.Eee panelin başlığı yeni bir Orta Doğu için İsrail Kürt İttifakı gelecekteki riskler ve fırsatlar.Şimdi duyurusu çok ilginç bunun.Uzunca bir duyurusu var.Bunu okuyalım, maruz eder misiniz?Ama zaten başlığı her şeyi anlatıyor.Yani yeni bir Orta Doğu için İsrail-Kürt Alyans İttifakı diye başlığı, panelin başlığı her şeyi anlatıyor.Daha önce İsrail ve ABD PKK’yı bir alet olarak kullandıklarına dair açıklamaları böyle biraz alt düzeyden tehdit şekliyle söylenirdi.Şimdi bu kadar üst düzeyden bu kadar aleni bir şekilde söylenmesi neye bağlı?Bakın şimdi bu mesele sırf söylenmesi değil.Pratiğe bakmamız lazım.PKK mücadelesinde hep İsrail’i ve Amerika’yı arkasına almıştır yani.Bir kere onlardan silah almıştır.Ondan sonra her türlü destek almıştır.Hatta PKK’nın bir takım tahkimatının tamamen İsrail yardımıyla, bir takım beton tahkimatlar vesaire yapmıştı.Onların tamamen İsrail’in tecrübeleriyle, yardımıyla olduğunu uzun zaman yazıldı.Amerika’nın 220 bin tır silah PKK’ya.Artık onun rakamını, kuyruğunu kaçırdık, kaybettik.Ama 1 Aralık 220 bine kadar gelmişti.220 bin tır.220 bin.220 değil.220 bin tır silah vermişti.İsrail’de PKK’yı sürekli olarak destekliyor.Reklama girmemiz lazım.Değerli Ulusal Kanal izleyenleri çok kısa bir ara vereceğiz.Tekrar buluşacağız.U.S.Polo ASSN.U.S.Polo ASSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.U.S.Polo ASSN Otomotif tamir, ahşap, metal, kompozit, inşaat ve dekorasyon sektörlerine özel ürünler.Zımpara makineleri, toz emiciler ve aksesuarlar, aşındırıcılar, parlatma ürünleri, özel çözümler.KB Zımpara, çözüm ortağınız.kemalbaşaran.com.tr 0266 281 10 50 Anadolu’yu dertlerden kurtulursun, gezsen Anadolu’yu.Bir araba ırmakları var, tuzdan kaynakları var.Ne hoş toprakları var, gezsen Anadolu’yu.Burada bahar başkadır, yazlar kışlar başkadır.Biz biraz farklıyız.Bilinmezi arıyor, kaybolmayı seviyoruz.Yarınlardan korkmuyoruz.Koltukta pineklemeyi kabul etmiyoruz.Biz Renault Kangoo kullananlarız.Hoş geldin.Kangoo ve onunla gurur duyanlar.Renault Kangoo.U.S.Polo A.S.S.N.U.S.Polo A.S.S.N.De indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar.Ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online da seni bekliyor.U.S.Polo A.S.S.N.İzlediğiniz için teşekkür ederim.İzlediğiniz için teşekkür ederim.Müzik sesi…Merhaba, benim adım Bob Ross.Programımıza hoş geldiniz.Tekrar görüştüğümüze sevindim.Geçmişe bir pencere açıyoruz.Yıllarca televizyonlarda tuvalinin başında gördüğümüz bu kişiyi hatırladınız mı?Belki de burada bizim bir akarsuyumuz vardır.Peki hepimizi ekran başına kitleyen belki de şurada küçük bir ağaç vardır sözleri.Sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?Yarım saat içinde yaptığı doğa resimleri, hala dünya genelinde yayınlanan programı, hayatı boyunca yaptığı 30.000’den fazla resmiyle en tanınan ressamlardan biri olan Bob Ross artık bu ekranda.Az miktarda kadmiyolu sarısı ve beyaz ekleyebiliriz.Bob Ross’la Resim Sevinci haftanın her günü ulusal kanalda.Kaçırmayın!Üretenlerin kanalı Ulusal Kanal.Eğer anayasadan Türk milleti lafını çıkaracak biri varsa mezarlığını Türkiye’nin dışına hazırlasın.Olayların perde arkası, kritik bilgiler, düşündüren ve uyaran yorumlar.Bugün Rusya’ya karşı düşmanlığın temelinde İngiltere geldi.Her söylediği çok konuşuldu, her program gündem oldu.Azil, azil sosyalizm lazım memlekette.Kurtuluşu yok başkanım.Her zaman emperyalizmin karşısında ve hedefinde.Emperyalizm sıkışmadıkça çok demokrat görünür.Prof.Dr.Emin Gürses işin aslını anlatıyor.Faşizm küreselleşiyor.Başını kaldıran herkesin başını ezmek benim sistemimi korumak için gerekir mi diyor Amerika?İşin aslı çarşamba saat 20.30’da Ulusal Kanal’da.Altyazı M.K.Çeviri ve Altyazı M.K.Kanalı izleyenleri tekrar çıkış yolu programına hoş geldiniz.Sayın Genel Başkan, Vatan Partisi Genel Başkanı Dr.Doğu Perinçe’ye güncel gelişmelere ilişkin sorularımızı yöneltmeye devam ediyoruz.Az önce İsrail Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarını yorumladınız.Tarihsel bir süreci anlattınız.Biraz aşağı çekelim mi şunu?Olur.Logoya doğru çekebilir miyiz birazdan?Tamam.İsrail Dışişleri Bakanı Kürdistan için çalışacağız.Biraz küçültebiliriz.Kalabilir böyle kalsın.Elinize sağlık.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki açıklamasını hatırlatacağım ve yorumlarınızı rica edeceğim.Birincisi Güneydoğu sınırlarımızla ilgili müjde kelimesini kullandı.Müjdelerimiz olacak dedi.İkincisi sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenli bölgenin eksik kalan halkalarını tamamlayacağız dedi.Siz son gelişmelerle birlikte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?Bakın bu çok çok tehlikeli.Türkiye ve Sayın Tayyip Erdoğan hükümetimiz de Cumhurbaşkanımız da tarihi bir fırsat yakalamıştır şu anda.O fırsat nedir?Türkiye ile Suriye’nin askeri işbirliği yaparak Türkiye’nin güneyindeki terör örgütlerini yani hem PKK, YPG, YPD gibi etnik terör örgütünü hem de yine Türkiye’yi geçmişte hep hedef almış şu anda da hedef alan İslam bayrağı açıp İslam’a düşman olan terör örgütlerini temizleme şansını yakaladı şu anda Türkiye ve bu Vatan Partisi de bunun mimarıdır bu planı ve Rusya ile 2-3 yıldır bu konuyu Rus devleti ile görüşüyoruz Vatan Partisi olarak Suriye devletiyle zaten görüşüyoruz, İran devletiyle bu plana hep görüşüyoruz.Ve çok olgun bir noktaya geldi.Herkes bölgemizde yani İran, Rusya ve Arap ülkeleri, Filistin tabi burada çok önemli, hepsi Türkiye’nin Suriye’yle silahlı bir iş birliğini ufukta gördü ve bunu bekliyor.Fakat birdenbire bir şey oldu, müdahale oldu.Nedir?Güvenli Türkiye’nin güney sınırında Sayın Cumhurbaşkanımızın da biraz evvel sizin aktardığınız gibi Güvenlik koridorunu tamamlayacağız diyor.Şimdi güvenlik koridorunu tamamlayacağız.Eskiden de söylüyordu.Yani o 30-40 kilometre derinliğinde, 900 kilometre boyunda diye ifade ediyorlardı.Sonuç itibariyle PKK’yı 40 kilometre güneye sürüyor.Ama yine PKK’yla komşusun.O zaman 40 kilometre güneyde PKK’yla komşusun.Halbuki Suriye ile işbirliği yapılsa, Irak ile Suriye ile işbirliği yapılsa o zaman PKK’yı yok edersin.Yani burada iki program karşı karşıya.Biri Türkiye Suriye işbirliği yapacak ve PKK’yı bitirecek.İkinci program PKK’yı 30-40 km daha güneye doğru sürecek.40 kilometre güneyde yine PKK senin komşun.Yani eğer Türkiye’ye yönelik eylemler yapmaya devam edecekse 40 kilometre öteden girerek yapacak.Çünkü bu sefer üstelik senin hakimiyet alanın genişliyor ve dolayısıyla senin yönetmediğin toprakları yönetmek, orada güvenliği sağlamak gibi daha zor görevler söz konusu.İşte oralarda Postaneler kuracaksın, karakollar kuracaksın, köyleri kontrol edeceksin.Ondan sonra insanlara su sağlayacaksın, gıda sağlayacaksın.Postaneler, bankalar vesaire bunları yöneteceksin falan.Amerika’nın PKK’dan vazgeçme ihtimali yok mu?Şu fikir işleniyor.Amerika’nın ve İsrail’in PKK’dan vazgeçme ihtimali sıfır.NATO ülkesi Türkiye’yi karşımıza alacağımıza, stratejik hedeflerimize ulaşmak bakımından NATO ülkesini yanımızda tutalım, onu PKK ile kızdırmayalım fikrini şu anda hükümete yakın dış politika yazarları işliyor.Yani Amerika’nın önünde böyle bir yol var.Gelin burada bizimle anlaşıp fikirini öne alıyorlar.Obama PKK bizim kara kuvvetimiz demişti değil mi?Yani hava kuvvetleri, Amerikan hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri, Amerikan deniz kuvvetleri, kara kuvveti de PKK.PKK, Amerika ve İsrail’in kara kuvvetidir ve stratejik piyonlarıdır.Onun için vazgeçme ihtimalleri yok.Zaten bunu Amerika Birleşik Devletleri de, Rand Corporation raporlarından beri, 2020 yılından beri açık açık ilan ediyor.Yani gizlemiyor bunu Amerika Birleşik Devletleri.PKK benim kara kuvvetim derken bunu ilan ediyor.2020 o Rent Corporation raporunda 260 sayfalık Türkiye’de milliyetçiliğin yükseliş dalgası diye başlığı olan meşhur raporda da nedir?PKK orada müttefik ve Amerika’nın cepheye sürdüğü bir güç.Türkiye ise hedef ülke Tayyip Erdoğan ise devrilmesi gereken iktidarın lideri.O raporlar Amerika bundan vazgeçmedi.Nereden biliyoruz?15-16 Temmuz’da değil mi?Gladio darbesini yaptı.Silahlı olarak bundan vazgeçmediğini gösterdi.Seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Dem Parti’yi destekleyerek bundan vazgeçmediğini gösterdi.İster parlamenter yoldan seçim yoluyla, ister silahlı yoldan darbe yoluyla hep Tayyip Erdoğan hükümetini devirmek ve Türkiye’nin başına bir Atlantik yandısı bir hükümet geçirmek ve PKK’yı da ve o hükümetin ortağı yapmak.Zaten Cumhuriyet Halk Partisi ile Dem Partisi arasında ittifak aslında CHP yönetimi ile PKK arasında bir ittifaktır.Amerika ve İsrail’in bundan vazgeçmesi mümkün değil.Çünkü Amerika’nın analizinde Türkiye nesnel olarak Objektif nedenlerle Asya’ya gidiyor.Yani Türkiye’yi artık Atlantik sistemi içinde tutmak mümkün değil.Çünkü Türkiye’nin menfaatleri, bu Taar Langen şahit falan bunu tarihinde hatırlamaya çalışıyor.1990’lı yıllarda falan bunlar açık açık ifade edilmişti.Mesela Alman gazetelerinde, Amerikan gazetelerinde vs.Türkiye’nin menfaatı Asya’da.Türkiye’yi Atlantik’te tutmak mümkün değil.O zaman ne yapacağız?Türkiye madem Asya’ya gidiyor ve bizim kontrolümüzden çıkıyor, kontrolümüzde tutma şansımız yok, o zaman Asya’ya Türkiye yaralı gitsin.parçalanmış gitsin.Zayıf gitsin.Yani Amerika’nın 1990’lardan sonra Türkiye’yi kaybetmeyi göze aldıktan sonra ve kaybedeceklerini nesne olarak sapladıktan sonra girdiği strateji bu.Madem Türkiye benim kontrolümde olmayacak ve benim onu kontrol altında tutma şansım yok.O zaman yaralı gitsin.Elimden geldiği kadar darbeler yapayım ondan sonra parlamenter yollardan çeşitli denemeler yapayım.İktidarı ele geçirmeye çalışayım.Türkiye’nin başında yıpranmış, direnme yeteneği yüksek olmayan bir yönetim olsun veya Hiç olmasa geçici bir zaman için benim yönettiğim insanlar, benim güdümümdeki Cumhuriyet Halk Partisi yönetimiyle PKK ortaklığı falan olsun falan.Amerika’nın içine girdiği strateji bu.Onun için Amerika’nın böyle bir umudu yok.Yani Türkiye NATO ülkesidir, onu ben kontrol edebilirim falan diye böyle bir umudu yok.Çünkü nesnel bakıyor.Türkiye bir muz cumhuriyeti değil.Türkiye’yi artık bu koşullarda kontrol etmek mümkün değil.Türkiye Asya’daki konumuna yerleşecek.Bunu görüyor Amerika.Gördüğünü de bütün stratejik belgelerinde ifade ediyor.Amerika görüyor da hükümetin şu anda dış politika yazarları, ben ona işaret ederek sormuştum.Şu anda bu NATO ülkesini karşısına almayalım, PKK’yı verelim, anlaşalım.Hazır bunu yaparken de Suriye’yi bölmüş oluruz.Türkiye imanesine Kürdistan diye anlatıyordunuz size o planı.Şimdi Cumhurbaşkanı’nın açıklaması da sürpriz.Yeni harekatlar.Siz daha önceki harekatların hepsinin çok doğru bir hamle olduğunu belirtmiştiniz.Şimdi burada biraz daha farklı yaklaşıyorsunuz.15-16 Temmuz darbesinin 2016’da ezilmesinden sonra Fırat Kalkan harekatı oldu O hangi ortamda oldu?Biz Silivri duvarını yıktık Vatan Partisi olarak Vatan Partisi önderliğinde Silivri duvarı yıkıldı Türk ordusunu esaretten kurtardık Silivri’den kurtardık Amerika’nın esaretinden kurtardık ve O koşullarda Tayyip Erdoğan hükümeti de 24 Temmuz 2015’te PKK yendekleri gümme harekatına başladı.Ve özgürleşen Türk ordusu ne oldu?Amerika’nın hakimiyet alanlarına girdi.Fırat Kalkanı harekatıyla.Ve yeni bir dönem başladı.Fırat Kalkanı, arkasından Zeytin Dalı, arkasından Barış Pınarı harekatları aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Amerikan emperyizmine karşı onun dolaylı kuvvetlerine karşı yürüttüğü harekatlardı.Zaten bunu Amerika’da böyle sapladı, Dünya’da böyle sapladı.Böyle bir sürece girmiştik.Şimdi bu süreçte devam ederken burada bir yalpalama Müjde dediği Sayın Cumhurbaşkanımızın bir aslında çok ürkütücü, korkutucu bir haber vermiş oluyor.Türkiye’nin burada, bölgemizde, sınırlarımızın ötesinde, Suriye’de falan Ondan sonra Suriye topraklarının bir kısmını güvenlik koridoru şeklinde tanımlayıp orayı kontrol etmeyi planlayan planı sonuç itibariyle Suriye’yi, İran’ı ve Rusya’yı karşısına alır.Ve burada Türkiye yanında bir tek İsrail’i bulur.Bir de Amerika’yı bulur.Filistin’i de karşısına alır.Demin çok önemli bir tespit yaptık.Filistin programıyla, Filistin hedefli programla Kürdistan hedefli program bölgemizde çarpışıyor.Sen ya Filistin’in yanındasın ya Kürdistan’ın yanındasın.Efendim ben güney sınırlarında PKK’yı aşağı süreceğim, aşağı doğru iteceğim planı sonuç itibariyle bir tek Amerika ve İsrail tarafından desteklenir.Çünkü bu plan Türkiye ile Suriye’nin arasına bir nüfak sokuyor.İki ülkeyi birbirinin karşısına getiriyor.Suriye ile birleşmek varken Suriye’nin düşmanlığını çekecek bir girişimde bulunuyor Türkiye.Bu tabii bütün bölgedeki kuvvetleri de tavır almaya zorluyor.Rusya’yı karşısına alıyor, İran’ı karşısına alıyor.Dolayısıyla Türkiye’nin enerji güvenliğini sağlayacağı coğrafyadan Türkiye’yi koparıyor.Yani Amerika’dan kaya gazı mı gelecek Türkiye’ye?İran’ı karşı alıyorsun, Rusya’yı karşı alıyorsun.Irak’ı dolayısıyla karşı alıyorsun.Bütün Türkiye’nin petrol kaynakları buralar.Enerji güvenliği, doğalgaz, petrol buralarda.Peki enerjisini Türkiye nereden bulacak?Bunlara da cevap veremiyor.ve aynı zamanda bir takım askeri sürtüşmeler, silahlı sürtüşmeler ve müdahaleler ihtimalinde gündeme getiriyor.Bu Türkiye için çok tehlikeli bir yol olur.Onun için bunun önüne geçmeye çalışmamız lazım.Aynı zamanda bu Tayyip Erdoğan yönetimi de bitirir.Onu söyleyeyim.Tayyip Erdoğan oyları şimdi AK Parti’nin aşağı doğru iniyor.Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından sonra çok büyük oy kaybı var.Burada buna bir tek cevabı olabilirdi Sayın Cumhurbaşkanı.Gene olabilir.Gene olabilir.bu güvenlik koridoru anlayışından vazgeçecek, Suriye ile iş birliği yapacak.Rusya ve İran da Türkiye’yi destekleyecek ve bölgedeki terör örgütü PKK bitirilecek.Dolayısıyla hani Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sık sık ilan ettiği var ya tek bir terörist kalmayacak hedefimiz budur diye tek bir terörist bırakmayacak harekat Türkiye ile Suriye’nin ortak harekatıdır.Yoksa teröristleri biraz daha güneye sürmek bir çözüm Türkiye için değildir.Hatta onun ötesinde Türkiye’yi çok büyük belalarla karşı karşıya getirebilecek tehlikeli adımlar bunlar.Yanında da Amerika ve İsrail’i bulur.Filistin’i de karşısına almış olur.Burası da çok önemli.İsrail ve Amerika’nın desteklediği bu uygulamalar Filistin tarafından da herhalde mahkum edilecektir.Dolayısıyla Türkiye, Filistin konusunda da zaten böyle tereddütlü bir destek siyaseti izliyor.O tereddütleri de terk eden, İsrail ile daha yakın bağlar kuran bir süreci doğru itilir diyeceğim.Yani bu Türkiye’nin kendi milli iradesiyle yapılacak bir iş değil.Tam burada Sayın Bahçeli’ye atıfta bulundunuz.Onun son açıklamalarını dilerseniz soralım.Bir süredir Devlet Bahçeli Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Öcalan’la ilgili bir takım çağrılar yapıyor.Sizin de bu çağrılarla ilgili sert açıklamalarınız oldu.Türkiye’ye yönelik uyarılarınız oldu.Şimdi bugünkü grup toplantısında da Devlet Bahçeli şöyle bir ifade kullanıyor.Dilerseniz okuyayım.Demin silahtan ve terörden uzaklaşmaya yanaşmaması, azgın tahrik ve tacizlerini yaygınlaştırması elbette Türk Ceza Kanunu gereğince ele alınmalıdır.Konunun ise Kürt kardeşlerimle hiçbir ünsiyet, hususiyet ve illiyet yakınlığı yoktur.Şimdi bakın, bir hukukçu olarak burada DEM’e karşı mücadeleyi, DEM Partisi veyahut da PKK’ya karşı mücadeleyi Sayın Devlet Bahçeli ceza kanunu açısından ele alıyor.Yani bireysel sorumluluklar ve eylemler açısından.Diyelim falanca şahıs bir suç işledi, bölücülükle ilgili bir terör suçu işledi.O şahıs suçlu.Zaten suçlu, ondan hapse atılıyor.Fakat dikkat eden hiç siyasi partiler kanunundan ve DEM Partisi’nin kapatılmasından söz etmiyor.TCK, Türk Ceza Kanunu açısından meseleyi ele alması çok anlamlı.Bu şu demek, DEM Partisi dursun ama DEM Partisi’nin içinde diyelim terör suçuna karışan unsurları, mahkemeleri çıkaralım, onlara ceza verelim.Bu zaten bugün yapılıyor.Bugün zaten o yapılıyor.Bu yeni bir şey değil.Ama burada Devlet Bahçeli’nin Dem Partisi’ni koruyan bir tavrı var.Zaten Dem Partisi’ni koruduğu apaçık ortada.Çünkü çıktı ne dedi?Abdullah Öcalan gelsin, Dem Partisi grubunda kürsüye çıksın, konuşma yapsın.Dem Partisi bundan daha fazla korunmaz ki.Bütün Türk kanunları, anayasaları çiğneniyor.Hapiste olan bir adam çıkacak.Ondan sonra gelecek bir meclis kürsüsüne çıkacak.Diyebilir ki efendim o af kanunu çıkaracağız.Öcalarını da hapisten çıkaracağız.Peki, öcalarını hapisten çıkarttın.Meclise nasıl girecek?Bir de onu mevzus mu yapacaksın?Yani neresinden baksanız Türk kanunlarıyla, Türk hukukuyla, Türkiye’nin anayasasıyla Ondan sonra hiçbir şekilde açıklanamayan Bir Dem partisi Müttefikliği, ittifakı Devlet Bahçeli tarafından Türkiye’nin önüne konmaktadır.Ve buna bağlı olarak da Terör suçu işleyen cezasını görsün ama Dem Partisi’nin kapatılmasına dair bir şey söylemiyor.Burada AK Parti ile buluşmuyor mu?AK Parti’de zaten hep suçu işleyenler cezayı çeksin.Tabii bu da Türk Devleti’nin zaafı bu.Türk Devleti’nin zaafı bu.Yani Türk Devleti terör suçu işleyen ve buraya odaklanan, yoğun bir şekilde terör faaliyetinin içinde olan veya terör örgütünü destekleyen partiyi kapatmıyor.Anayasa Mahkemesi kapatmıyor.Kapatmadığı gibi 3 yılda toplam Türkiye’nin hazinesinden, bu milletin vergilerinden 1 milyar 640 milyon Türk Lirası HDP’ye veriliyor.Mehmetçik’e kurşun atması için, füze atması için Türkiye’ye mayın döşemesi için Mali imkanlar bizzat Türkiye Devleti tarafından PKK sağlanıyor.Bu nedir?Bu bir devlet zaafı değil de nedir?Değil mi?Ve şimdi Sayın Devlet Bahçeli o basının kendisine sorduğu soru üzerine şimdi hukuk bilmeyen falan o ayrıntıları bilmeyen adam bak gördün mü cezalandırılmasını istiyor.Bu neye benzer biliyor musunuz?Bataklıktaki sinekleri tek tek yakalayıp, ondan sonra öldürmeye benzer.Yani bataklığı kurutan, Dem Partisi’ni kapatan, HDP’yi kapatan tavır yerine sinekleri tek tek yakalayacaksın ve cezalandıracaksın.Zaten bugün Türkiye onu yapıyor.Ama bunun da sorunun çözülmediği apaçık ortada.Çünkü o Dem Partisi, HDP, PKK’ya her konuda Para topluyor, propagandasını yapıyor, eli oluyor, ayağı oluyor.Ondan sonra onun için adam terörist buluyor dağlara, onları gönderiyor vs.Sen buna engel olmayacaksın, bunu seyredeceksin.Ama tek tek bir takım teröristleri yakalayıp cezalandıracaksın.Dolayısıyla Devlet Bahçeli’nin burada bir maalesef milleti aldatan bir ifade kullandığını görüyoruz.Sanki terörize karşıymış falan gibi ama Dem Partisi’nin kapatma konusunda bir ifade yok.Zaten olamaz çünkü Dem Partisi’nin grup toplantısına çıkarıyor Abdullah Hoca’ları.Nasıl Dem Partisi’ni kapatacak?Önce kapatalım, sonra nasıl olacak?Veyahut da Abdullah Öcalan çıksın, silahsızlandırma çağrısı yapsın.Sonra?Demokrasinin meşruiyet kazandırıyor.Bir de hüküm giymiş, ceza almış.Hani bu açıklamayla da çelişen bir tavır en başta yani.Parti kapatma açısından ele aldığımız zaman, yani burada TCK, ceza kanununun suç saydığı eylemler cezalandırılsın diyor.Tamam.Zaten bugün cezalandırılıyor.Burada Türkiye’nin bir problemi yok ki.Polis yakalıyor, asker yakalıyor, götürüyor.Kayyumlarda suçu işleyen belediye başkanı hemen görevden alıyor ve yargılanmaya başlıyor.Burada sorun yasal planda PKK’nın eli kolu bacağı dili olan partilere izin verecek misin vermeyecek misin?Burada Sayın Bahçeli izin verelim bu partilere dokunmayalım diyor.Ama tek tek suç işleyenleri Türk Ceza Kanunu’na göre cezalandıralım diyor.Bugünkü statüyü, hatta bugünkü statüyü de savunmuyor.O partilere bir yeni yasallık devletin muhatabı haline getiriyor.Hem de en sivri adamdan, Abdullah Öcalan’dan devletin muhatabı haline getiriyor.Vatan Partisi’nin tam da bu konuda bir kampanyası var.Vatan Partisi, bakın Türk milletinin tavrı çok kararlı.Fotoğrafları verebiliriz değerli arkadaşlar.Şu anda Türkiye’nin bütün illerinde, ilçelerinde Vatan Partisi bir kampanya yürütüyor.Dem Parti kapatılsın, 2.İsrail’e geçit yok başlığı altında ve vatandaşlarımız burada kuyruklar oluşturuyor imza atmak için.Bütün farklı partilerden, Cumhuriyet Halk Partisi’nden, Milliyetçi Hareket Partisi’nden, Zafer Partisi’nden ondan sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nden, İYİ Parti’den, her partiden Cumhuriyet Halk Partisi’ni saydım.Vatandaşlarımız geliyor imza atıyor.Hatta yönetici düzeyde insanlar.İkinci İsrail’e geçit yok sloganı kullanılıyor.Şimdi Vatan Partisi’nin Doğu, Güneydoğu’da çok sayıda il teşkilatı var ve oralarda Kürt kökenli yurttaşlarımız 2.İsrail’e geçit yok, sloganını nasıl karşılıyor?Artık yerleşiyor.2.İsrail şu bakımdan önemli, bu bir Kürdistan değil.Kürtler kendilerine ait bir devlet sanıp da aldanmasınlar.Kürdistan diye kurulmak istenen devletçik Amerika ve İsrail’in güdümünde.Demin partinin oy aranını düşündüğümüzde az oy almıyorlar.O zaman aldanıyorlar ya da aldanmanın eşiğindeler diyemez miyiz o zaman?Yani oy oranını düşündüğümüzde, etki alanını düşündüğümüzde…Dem partinin oy oranını arttıran olay, Türk devletinin kararsızlığı.Türk devleti, Dem partisini kapatsa, kararlı bir tavır alsa, burada Kürdistan, Mürdistan, İkinci İsrail falan filan olmayacak.Türk devleti kararlıdır.Bu tavrı alsa o Güneydoğu’daki vatandaşlarımız, Doğu bölgesindeki vatandaşlarımız Dem Partisi’ne oy vermeyecek.Ama bu Devlet Bahçeli’nin tutumları, bu kararsızlıklar, Dem Partisi’nin kapatılmaması, HDP’nin kapatılmaması, hatta ona para vermesi karşısında oradaki vatandaşlarımızın da zihninde bir şey oluyor.Fotoğraflarda gayet güzel vatandaşların ilgisini gösteriyor.Kuyruklar var, çeşitli kuyruklar var.Çok güzel vatandaşlarımız o kuyruklarda bekleyerek imzalar atıyorlar.Vatandaşlarımız Türk Devleti’nden kararlı bir tavır görmeyince, kapatmayınca bu partileri…Ne olacak buralar?Ben her iki tarafı da kollayan bir tavır izleyeyim şeklinde maalesef.Öyle bir o portinizme vatandaşı…sorumsuzluğa iten tavırlar maalesef devlet zaafından kaynaklanıyor.Biz Diyarbakır annelerinin mücadelesiyle ilgili de son dönemde yaptığımız bir haber baya tartışıldı.Karşı açıklamalar da yapıldı ama mesela Diyarbakır annelerinin mücadelesini güçlendirme konusunda Vatan Partisi’nin olağanüstü bir çabası vardı.Öncü kadın sahiplenmişti ve onun sesini duyurmak istiyordum.Mesela şu sıralar Diyarbakır annelerinin mücadelesine ilişkin…Diyarbakır anneleri dahi devletten sonra terk etti.Yani maalesef.Bunu üzülerek söylüyorum.Yani o Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı olduğu zamanlardaki kararlı destekleyen tavırlar…Şimdi mesela biz böyle deyince ya da bu yayınları yapınca, Aydınlık’ta yakın zamanda bu konuda bir haber yayınlamıştık.Diyarbakır annelerinin içerisinde Hükümete yakın bir iki kişi bize tepki gösterdi.Hayır biz buradayız diye ama biz Diyarbakır’dan durumu biliyoruz.Bu mücadelenin de aslında nasıl Sayın Soylu’dan sonra nasıl geriletildiği de aslında bu söylediğiniz manzarayla birleşiyor.Devlette bir zaaf var.Burada Amerika ve İsrail’in güdümünde sözüm ona bir Türk devleti falan filan olmayacak.Burada kararlıyız.Bu kararlılığı vatandaşa sunamıyor.Veremiyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti.Mevcut hükümetin tereddütleri yüzünden.Mesela kapatılsa vatandaş da diyecek, burada 2.İsrail falan filan, Kürdistan Adası’nda bir devlet mevleti olmayacak.Ona göre biz de tavrımızı alalım diyecek vatandaş.Şimdi Reklama iki dakika var.Yeni konuya geçelim mi?Yönetmen arkadaşıma soruyorum.İki dakika olduğu için şimdi bir soru sorduğumda Sayın Genel Başkanı kesmiş olacağız.Eğer geçelim derse yönetmenimiz geçelim.Tamam.Evet kısa bir reklam arasına geçiyoruz.Birazdan sorularımıza devam edeceğiz.Maaşını Vakıfbank’a taşıyacak SGK emeklilerine 24.000 TL’ye varan nakit ödeme fırsatı.Nasıl mı?Emekli maaşınızı Vakıfbank’a taşıyın, 12.000 TL’ye varan promosyona ek olarak alışverişlerinizi Vakıfbank Troy emekli kredi kartı ve emekli bankomat kartınızla yaparak 12.000 TL’ye varan nakit ödemeden yararlanın.Kampanyaya katılın Vakıfbank mobil cepte kazan uygulamasında.Ayrıntılı bilgi vakıfbank.com.tr ve vakıfbank.com.tr’lerinde.Vakıfbank daima seninle.U.S.Polo ASSN.U.S.Polo ASSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.U.S.Polo ASSN.Biz biraz farklıyız.Bilinmezi arıyor, kaybolmayı seviyoruz.Yarınlardan korkmuyoruz.Koltukta pineklemeyi kabul etmiyoruz.Biz Renault Kangoo kullananlarız.Hoş geldin.Kangoo ve onunla gurur duyanlar.Renault Kangoo.You Espanol SSN U.S.Polo ESSEN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.İsmet Özçelik Yeni Açılım CHP’nin Tavrı Anketleri Nasıl Yansıdık?Bahçeli’nin acılan çıkışı, sonrasında yaşanan gelişmeler, bitmiş bir konu tekrar tartışılıyor.PKK tempartı heveslenmişti.Yeni bir açılım olacağını sandı.Eski açılım günlerindeki havaya girdiler.Yürüyüşleri bile değişti.Ama hevesleri kursaklarında kaldı.Tusaş Saldırısı PKK-Tusaş’a saldırdı.Sadece kendi kararı değildi.CIA-Mossad izi de görülüyordu.Anında karşılık verildi.Irak ve Suriye’deki merkezleri yerle bir edildi.Bu da yetmedi.Önce Esenyurt Belediye Başkanı arkasından Mardin-Batman halifeti hepsi görevden alındı.Devamının geleceği konuşuluyor.Yanıt olarak değerlendiriliyor.Peki bu tartışma oylara nasıl yansıdı?Herkes bunu merak ediyordu.Hakan Bayrakçı’nın başında bulunduğu son ara araştırdı.Sonuçları abonelerine göndermiş.Ana hatlarıyla şöyle.MHP 10,5 civarındaydı.3 puan kaybetmiş.%7,3’e düşmüş.CHP’ye yansıması.CHP bu süreçte demin yanında durdu.Aynı otobüse bindiler, aynı mikrofonla konuştular.İstanbul, Mardin, birçok ilde kol kolalar.Seçmen bu işe ne dedi?Sonar araştırma sonuçlarına göre durum şu.Bu olay CHP’yi de sarsmış.Oyları 3 puandan fazla düşmüş.Düşüş devam eder mi?Şu anda eğilim bu yönde.Görüş belirtmeyenler Araştırmada en dikkat çeken görüş belirtmeyenler.5 puan azalmasına rağmen %30,2, neredeyse en büyük parti.Kararsızlarda ılmadan partilerin oy oranları şöyle.CHP %23,3, AK Parti %19,7, DEM Parti %6,4, MHP %5,1, İYİ Parti %4,9 Bakır Ana Soruşturma Dem Eşkenel Başkanı Tuncer Bakırhan, Martinde yaptığı konuşma dilinin altındaki baklayı çıkarmıştı.Seyyid Rıza ne yaptıysa, Şeyh Said ne yaptıysa, mazlumlar, sakineler ne yaptıysa onu yapacağız demişti.Atatürk’e ve Cumhuriyet’e isyan edenleri, PKK kurucuların örnek alacaklarını söylemişti.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.Bakır Han hemen kıvırdı.Sözlerim çarpıtıldı.Oysaki konuşması ortada.İsteyen bir tıkla ulaşabilir.Hem de kendi sesinden sözleri yoruma bırakılamayacak kadar net.Özgür Özel Özgür Özel de o gün Mardin’deydi.Bakır Han’ın sözlerine itiraz etmedi.Sonradan duyduğunu ifade etti.Sonra da özetle şunları söyledi.Bakır Han’ın ifade ettiği görüşlere katılmıyorum.En sert şekilde de bu görüşlere karşı çıkıyorum.Ama söz söyledi.Yanıtı sözle verilmesi gerekir.Soruşturma başlatılması doğru değil.İlk başta inanmadım.Tekrar tekrar okudum ama maalesef böyle.Buna soruşturma açılmayacak den neye açılacak?AB raporu Özel bununla da kalmadı Avrupa Konseyi ile tehdit etti.Kayyum sonrası yayınlanan bir mesajı anımsattı.”Böyle yaparsanız para gelmez, yatırım gelmez, kapılar yüzümüze kapanır” dedi.CHP’nin geldiği nokta Son yapılan kamuoyu araştırması Mardin’de olanlardan, Özgür Özel’in tavrından Avrupa Konseyi mesajı anımsatılmasından önceydi.Bu tavırlar oya nasıl yansıyacak bilmiyorum ama tahmin etmekte zor değil.İzlediğiniz için teşekkür ederim.İzlediğiniz için teşekkür ederim.İzlediğiniz için teşekkürler.Değerli ulusal kanal izleyenleri çıkış yolu programına tekrar hoş geldiniz.Gündemin perde arkasını aydınlatmaya devam ediyoruz programda.Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Doğu Perinçek’le birlikte.Şimdi Sayın Genel Başkan yeni bir konuya geçmek istiyoruz.Etkijanlı yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündem oldu, konuşuluyor.Siyasi partiler de buna yönelik tepkilerini, fikirlerini açıklıyor.Vatan Partisi bu konuda aslında yıllardır hep açıkladığı tavrı biraz daha yasa tasarısı haline getirecek bir dizi görüş halinde kamuoyunu duyurmaya başladı.Sayın Serdar Üsküplü Genel Başkan Yardımcısı çok önemli açıklamalar yapmıştı.sesle getirdi bu açıklamalar.Şimdi bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grup toplantısını yapan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel bu konuya girdi.Ve bazı beyanlarda bulundu.Ben sözü Özlem Konur arkadaşıma bırakayım.Arkasından sizin yorumunuzu alalım.Etki ajanlığı ile ilgili içeren, etki ajanlığını da içeren yeni düzenleme meclise yarın geliyor.Genel kurulda görüşülecek.CHP Genel Başkanı Özgür Özel grup toplantısında etki ajanlığı yasasına karşı kırmızı alarm ilan etti.Bu onun ifadesi, kırmızı alarm.Diyor ki, o teriterlik bulaşıcı bir şey.Etki ajanlığının patenti Tayyip Bey’de değil, Sayın Putin’de.Yasanın geçmemesi için elimizden geleni yapacağız.Tabii dünyada Amerika’nın hedefi olan ülkeler, Gürcistan, Rusya, Çin halk cumhuriyeti, ondan sonra İran, bütün bu ülkeler kendi ülkelerinin bağımsızlığını, bütünlüğünü korumak, Amerika’nın emperyizminin o ülkelerdeki çeşitli tertip kışkırtmalarına karşı gerekli yasal düzenlemeleri yapmak konusunda harekete geçtiler.Çünkü dünyada görüyoruz Amerika’nın tertiplerini, kışkırtmalarını görüyoruz.Herhalde bunlar masal değil.Dolayısıyla bu devletlerinde bu Amerika tertip ve kışkırtmalarına karşı kendi bağımsızlıklarını, güvenliklerini, iç cephelerini, iç huzurlarını, barışı kendi ülkelerinde ve korumak diye sorunları var.Bu bakımdan bu etki ajanlığı yasaları evet Putin’de yapıyor, Gürcistan devleti de yaptı, Çin Halk Cumhuriyeti’nin de benzer düzenlemeleri var ve Türkiye’de hedef ülkelerden biri.Amerikan emperizmin işte daha 15-26 Temmuz 2016’yı daha yeni yaşadık değil mi?15-16 Temmuz darbesini daha yeni yaşadık.8 yıl geçti ama onun sarsıntıları devam ediyor ve Türkiye şimdi renkli kalkışmaların en ön cephedeki hedeflerinden biri haline geldi.Dolayısıyla bu etki ajanı faaliyetlerinin Türkiye’de bastırılması, etkisiz hale getirilmesi, bunu yapanların ondan sonra cezalandırılması Türkiye’nin bir güvenlik sorunu.Ve bunlar itiraf edilmiş suçlar.Amerika Birleşik Devletleri’nin çeşitli Serdar Üsküplü arkadaşımız, bizim genel başkan yardımcımız ve propaganda bölümünün aynı zamanda başkanıdır.Bunun ve bu konudaki araştırmaları en son Project Democracy diye son sayısında teorinin yayınlandı.Başka teorinin son sayısında bu konuda yazılar da var.Oralarda görüyoruz Amerika Birleşik Devletleri seçimleri Türkiye’de 2023 seçimlerini etkilemiş.Etkilemek için büyük miktarlarda paralar dağıtmış.Çeşitli kontrol ettiği unsurları harekete geçirmiş.Ondan sonra LGBT denen hareketi devamlı Amerika ve güdümündeki devletler yemliyorlar.Bunların paraları falan filan ilan ediliyor.Yani gizli bilgiler değil bunlar, açık açık bilgiler.Ondan sonra buna benzeyen çeşitli hareketleri, halk hareketlerini falan kışkırtma, tertipleme yönündeki faaliyetler bunlar da ilan ediliyor.Çeşitli sendikaları, örgütlere verilen paralar.Ondan sonra bunlar hep Amerikan bütçelerinde Ve bu NED denen, Amerika’nın örtülü ciha diyorlar, gizli ciha diyorlar.O örgütün bütçelerinde falan var.Bir de Serdar Üsküplü onu çok güzel anlatıyor.O bir işaret fişeği çakıyor NED.Onun üzerine Hollandası, Norveç’i, çeşitli Belçikası, Amerika’nın kontrolünde olan NATO ülkeleri ve onlara ait çeşitli kurumlar keseleri açıyorlar, paraları dağıtıyorlar ve aynı zamanda örgütlüyorlar çeşitli kışkırtmaları vs.Bunlar bilinen, gizli olmayan açık faaliyetler.Bunları Türkiye önlemeyecek de, bunlara karşı bir yaptırım uygulamayacak da hangi ülke yapacak bunu?Dolayısıyla Kırmızı Alarm, Özgür Özel’in Kırmızı Alarm vermesi, Etki Ajanları Yasası’na karşı aslında bir kimlik beyanı ve itiraf.Yani Amerika Birleşik Devletleri’nin, Atlantik Sistemi’nin hüdümünde olduğunu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ilan etmiş oluyor.Yani Türkiye’ye karşı yapılan ondan sonra yıkıcı faaliyeti koruma konusunda en hızlı açıklamayı yapmış oldu alarm diyerek.Siz böyle bir tehdit görüyorsunuz önümüzdeki döneme ilişkin.Renkli devrimler, renkli kalkışmalar.Türkiye bakın önümüzdeki bir yıl iki yıl belki de üç yıl ama özellikle bir yıl iki yıl bu tür faaliyetlerin hedefi olan ülke.O başladı bile onu görmemiz lazım.Bunu bugünden tespit edersek gereken tedbirleri alırız ve almamız lazım.Yoksa vakit geçer ve onun zararlarını çok ağır bir şekilde Türkiye öder.Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı, Türk Polisi’ne karşı, Türkiye Devleti’ne karşı.Ondan sonra çeşitli güçleri harekete geçiren, kullanan tertipler, paralar, olağanüstü paralar.Bakın seçimlerde, o NED denen, Amerika’nın Örtülü CIA, yani Gizli CIA denen örgütü, seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Dem Partisi’ni desteklediğini, destekleyen çeşitli kaynaklar, parasal kaynaklar ve diğer organizasyonlar yaptığını falan ilan ediyor.Bunlar gizli değil.Sayın Serdar Üsküplü’nün yazılarını dikkatli takip ettiğimiz zaman veya Erdem İlker Mutlu, Hacettepe Üniversitesi Kürsü Başkanı, Uluslararası Hukuk Kürsü Başkanı, Sayın Erdem İlker Mutlu’nun, ondan sonra bu konudaki tespitlerini falan Emin Gürses’in, Fahri Erenel, emekli generalimizin bu konudaki tespitlerini verdiği bilgileri dikkatli bir şekilde okursak, bu aymazlığın bedelinin çok ağır olacağını görürüz.Etki ajanlığı konusunda sanıyorum 3 sene önce Vatan Partisi’nin şöyle bir çıkışı olmuştu.Siyasi partiler nasıl?yabancılardan para alamıyorsa, devletlerden para alamıyorsa, dernekler ve yapılarda almamalı diye.Türkiye’de sendikalarda, derneklerde hepsi çok rahatlıkla şu anda yabancı fonlardan yararlanabiliyor.LGBT dayatması da daha çok bizi aydınlıkta 11 ülkenin büyük elçiliğinin LGBT fonuna para ayırdığını, projenizi götürüp para alabildiğinizi açıklamıştık, duyurmuştuk kamuoyuna.Bu konuda siz mevcut yasayı yeterli görüyor musunuz ya da mevcut yasa tasarısında neler eklenmeli?Mevcut yasada en önemlisi etki ajanı tanımının çok berrak olması lazım.Yani her tarafa çekiştirilebilen ve yanlış uygulamalara kapı açacak tanımlardan dikkatle kaçınmak lazım.Yani etki ajanı nedir?Onun faaliyetleri nedir?Bu konularda böyle köşeli, açık, doğrudan doğruya Türkiye devletinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne karşı Kışkırtıcı faaliyetleri ve tertipleri Bu tür eylemleri Ceza yaptırımına tabi tutan bir şey yapmak lazım.Yoksa yorumlarla falan Etki ajanı tanımları olmamalı.Ona dikkat etmemiz lazım.Mevcut yasayı şimdi inceliyoruz, inceleyeceğiz.Bizim de Vatan Partisi olarak bir yasa hazırlığımız var.Onu kamuoyuna sunacağız.Evet.Aslında tam bu konuyla bağlantılı yeni bir durum oldu.Kemeraltı Esnafı Vatan Partisi’nin kapısını çaldı.Önemli bir sorunları var.Sanıyorum 3 ya da 4 gün önce ulusal kanalda Kemeraltı Esnafı’nın liderlerine konuk aldık.İsterseniz yönetmenimizden rica edelim.Muhammed Çopur Bey ve diğer esnaf liderlerimiz geldiler.Burada problemlerini, sorunlarını anlattılar.Oradan bir 2-3 dakikalık bir konuyu izleyenlerimizin de bilgisine sunacak bir görüntü eğer hazırsa onu verelim.Arkasından da Muhammed Bey’i canlı yayında telefon bağlantısıyla ağırlayacağız.Onunla ilgili de Sayın Genel Başkan’ın fikirlerini alacağız.Bilmiyorum girebilir miyiz görüntüyü?Tamam.Salepçoğlu işhanı denilince benim burada ilk söylemek istediğim şey şu, mesaj olarak.Salepçoğlu işhanı esnafına Excel tablosunda bir sayı ve rakam olarak bakılmamalı.Yani karşınıza Salepçoğlu işhanının gelirini yazarsınız dersiniz ki vakıflar bölge müdürlüğü buradan şu kadar gelir elde ediyor.Bunun bir rakamsal değeri vardır.Bunun karşısında da 150 kişi, 150 işletme gibi bir rakamsal değeri olmamalı.Çünkü 150 tane aile.3-4 kişi çalıştırıyorlar, 500-600 kişi.Onların da ailelerine hesaba katarsak, 2000-3000 tane birebir, bizzat ilk noktada muhatap olacak bir mağduriyet var.Şimdi hangi…Ticari, rakamın büyüklüğü, binlerce insanın mağdur olacağı, iki ay sonra arkadaşlar dükkanınızı kapatıyoruz diyeceği kadar önemli olabilir.Öncelikle ben Salepçioğlu iş hanı esnafının Excel tablosunda değil de birebir sohbetlerde dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum.Bu insanların hikayeleri var.İnsanları hikayeleriyle beraber yok ederseniz, ya tarihi niye önemseriz?Hafızadır.Bugün siz Salepçioğlu’nun 25-30 yıllık hafızasını yok ederseniz aslında sadece bir kar getirmiş olmazsınız.Vakıf mantığında ne var normalde?Kamu yararı var.Peki kamunun yararı sadece işletmesinden para kazanmak mıdır?Az önce bahsettim 150 işletme, 600-700 tane çalışan.Vatandaşını istihdam etmek bir kamu yararı değil midir?Yani bugün en çok işsizlik meselesinin konuşulduğu ki bu rakamlar yavaş yavaş insin diye ciddi tedbirler alınmaya çalışılıyor.Ekonomi düzeltilmeye çalışılıyor.Sürekli yeni formüllerle uyanıyoruz.Şimdi ekonominin bu kadar kritik dönemden geçtiği ikinci yüzyıl, dediğimiz ikinci yüzyıla girdiğimiz bir dönemde işsizliği arttıracak, mağduriyeti arttıracak, bu insanların hepsinin çekleri, senetleri var, ödemelerini yapmaları gereken bir durumda arkadaşlar sizi iki ay sonra kapı dışarı ediyoruz demek kanaatimce bir daha gözden geçirilmeli.Evet.Esnafımızın liderlerinin programını biz YouTube’a da yükledik.İzmir’de, ben de İzmir’de büyüdüğüm için Salepçi olduğu iş anı öyle küçük bir iş anı değil, koca bir merkez.Kemeraltı’nın kalbi, çok önemli bir yer.Şu anda Sayın Muhammed Çopur, Salepçi olduğu iş merkezinin yaşadığı sorunlar konusunda İzmir kamuoyuna aydınlattı, sonra Ulusal Kanal’da Türkiye kamuoyuna Soktu bu konuyu.Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek’le de telefonlaştılar ve bu konunun çözümünü buluştuk.Hem İzmir’de buluştuk, görüştük.Hem İstanbul Fuarı’nda buluştuk.Muhammed Bey şu anda canlı yayınımıza katılacak.Muhammed Bey sesimiz geliyor mu acaba?Evet geliyor merhabalar.Stüdyoya da sesi verirsek seviniriz arkadaşlar.Evet, Muhammed Bey sesimiz geliyor mu?Sayın Muhammed Çopur.Evet, merhabalar sizi duyuyorum.Evet, hoş geldiniz.İyi akşamlar Muhammed Bey.İyi akşamlar diyorum.Evet, sizden izleyenlerimiz için sorunu ve daha önemlisi çözümü hemen bize özetlerseniz çok seviniriz.Teşekkür ediyorum, çok sağ olun.Öncelikle ben stüdyodaki Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçe’ye, sizlere ve kütülü bir arka planda çalışan bütün ekip arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.Ve izleyicilerimize hem esnaf arkadaşlarımızın hem de bütün mazlumların selamını gönderiyorum.Ulusal kanal izleyicilerine direk şunları diliyorum.Kısaca şöyle söz etmeyeceğim.Zaten programda uzun uzun konuşmuştuk.9 Ağustos’ta 2023 tarihinde biz internetten Hasbelkader bir ihale ilanı gördük.Ve bir anda fark ettik ki Salepçoğlu’nun işhamı ihaleye çıkarılıyor.Bunun bilgisi iş hanımdaki yüz elli tane esnafa verilmiyor.Biz internetten görüyoruz bunu.Sessiz tedavi bir ihale süreci başlatılıyor.Ve bunun gerekçesi olarak da ticari güçlendirme bahanesiyle affedersiniz Ticari güçlendirme bahanesiyle bu süreç başlatılıyor.Ve 20 Ağustos’ta düşünün 9 Ağustos’ta görüyoruz 20 Ağustos’ta bir ihalesi var.Yani bunu bizim öğrenmememiz, buna hazırlık yapmamamız ya da herhangi bir tepki, aksiyon göstermememiz için en altından hızlı bir şekilde bir süreç yürütülmüş.Normalde ihaleler bizim bulunduğumuz Salepçioğlu İnşaat’ın İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait.Ve ihalelerde İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden çıkar.Ama Salihçoğlu İş Hanı’nın özel olarak durumuna istinaden Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden ihaleye çıkarılmış.Tabii öyle olunca da sizin hem bürokratik olarak hem siyasi olarak yukarıya bir anda ulaşmanız mümkün olmuyor.En başta İzmir’dekilerle yürütmemiz gerekiyor.Saletçoğlu iş hanımda 150 tane esnaf aktif olarak çalışıyor.Yanların dört dört kişi çalıştığını düşünürsek altı üç kişi.Aileleriyle beraber iki bin üç bin insandan bahsediyorum.Bir han iki bin insanın iki ay sonra ııı Ocak ayında sözleşmelerin yenilenmesi gerekiyordu.Üzücü bir durum oldu.Geçen hafta sözleşmelerin yenilenmeyeceğiyle alakalı kağıdı da gönderdiler maalesef.Iki bin üç bin tane insana iki ay sonra diyorlar ki arkadakiler sizi dışarıya çıkarıyoruz.Şimdi buradakini de söylemek istiyorum.Bugün sizlerde haberlerden görmüşsünüzdür.Selçuklu’da 5 tane yavrumuz sobadan elektrikli sobanın yanmasından dolayı bir zehirlenme oldu ve vefat ettiler.Bugün biz İzmir olarak yüreğimiz parçalanıyor.İnanıyorum Türkiye’nin de bu noktada yüreği parçalanıyor.Biz bu yavrularımızı toplar gömerken zaten gözümüz yaşlı gönlümüz hüzünlü ama şu da bir gerçek bu ülkede sefaletin bir göstergesi.Elbette belediyenin bu konuda sorumluluğu konuşulacaktır.Elbette oradaki yetkililerin sorumluluğu konuşulacaktır.Ama şu bir gerçek bu ülkede sefalet insanları çocukları evinde bırakıp dışarıdan bir şey aramaya istiyor.Şimdi bizim yüreğimizin yandığı bir dönemde 2000-3000 tane insan da mağdur edilecek ve onlar da sefaletle baş başa bırakılacaklar.Ben burada az önce videoyu bitirirken de söylemiştim.Yetkililerimizin bu konuyu bir daha gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.Şunu söyleyecek olursam, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne biz gittiğimiz zaman yapacak bir şey yok arkadaşlar.Burası otel olacak denirdi.Alelacele bir otel olma telaşı var ve biz öğreniyoruz ki buranın otel olması konusu, tarihi kenar altı anonim şirketi denilen ve ileride daha çok konuşacağımız muammaların olduğu, şahidelerin olduğu, bir ucunun bizde olup öbür ucunun içinde olduğunu bilmediğimiz ve kendisiyle alakalı yapılan bütün haberleri de demir bir kubbenin tesirinde bir şey olmaması gibi sürekli üzerinden sokan bir yapı var.Onu başka bir kurallama bırakacağım.Biz diyoruz ki burayı birileri İzmir Muğsevi Açık Hava Müzesi yapmak istiyor.Bizler burayı tarih kültür adı altında bir müze yapmak istiyoruz.Ve Talepçioğlu iş hanı göz göre göre birilerinin emirlerine sunuluyor.Bununla bitireyim müsaadenizle.Kıymetli vaktinizi de çok almamak adına.Estağfurullah.İki şeyi soruyoruz.Talepçioğlu iş hanı vesilesiyle öğrendik.Vakıflar Bölge Müdürlüğü herken denilen yapıya yerleri veriyor.Bu yapı valiliğimize restore ettiriyor.Büyükşehir Belediyemize de yerleri kiraya veriyor.Ben şu soruyu soruyorum.İzmir Valiliğimizin, İzmir Büyükşehir Belediyemizin, Konak Belediyemizin yapamadığı neyi yapıyorsa bütün işler bu yapı üzerinden yapılmaya çalışılıyor.Birincisi bu.İkincisi de İzmir Vatiklar Bölge Müdürü Sayın Tahir Emrecan bir ifade kullandı ziyarete gittiğimizde dedi ki bizde de Tarken muhçevilere hizmet eden aslında muhçevi ifadesi de doğru değil.İsrail’li bir ekibe hizmet eden bir yapı olduğunu biliyoruz.Onlara talepçi oluşanını vermeyiz demiştim.Ben buna şu soruyu sordum bu soruyla kapatalım.Tahir Emre Can geldiğinde, bir yıl oldu geleli, Saletçioğlu iş hanının bir de camisi var vakt edilen.Bu caminin imam lojmanı, bakın burada ilk defa gündem olsun istiyorum bu konu, imam lojmanının Tarkem’e verildiğini öğrendik ve kendi döneminde.Nereye verildiğini dediniz?Tarkem.Ve burası imam dojmanı yani tarihi Kemeral Tanon’un şirketi denilen bir şirket.2000’den fazla seçimli yapımlı olduğu bir yerde neden caminin imam dojmanını alır?Bir Vakıflar Bölge Müdürü neden bunu onlara verir?Ve Vakıflar Bölge Müdürümüzün takemli ilişkisi nedir?Ben bunları merak ediyorum.Bir temsiliyet problemi olduğunu düşünüyorum.Bir güvenlik problemi olduğunu düşünüyoruz.Biz diyoruz ki iki bin tane esnafımız ne olacak?Bu insanlar yoksullukla sefalete başbaşkan bırakılacak.Ikincisi de bu tarkem denilen yapının kefaf olmaması haslediyle bu şeffaflığın ortaya çıkması gerektiğini düşünüyorum.Söz verdiğiniz için vakit ayırdığınız için emeğiniz için hepinize çok çok teşekkür ediyorum.İzmir’den iyi akşamlar diliyorum.Çok teşekkürler Sayın Muhammed Çopur.Sayın Genel Başkan’ın da bu konuyla ilgili değerlendirmeleri alalım.Evet şunu belirteyim.Bu Salepçi oğlu hanının sorunu Evet esnafımız için bir ekmek sorunudur.Yani çok yüksek sayıda esnafımız için bir ekmek sorunudur.Evine ekmek götürmesi sorunudur ama Türkiye’nin 85 milyonluk milleti için de güvenlik sorunudur.Çok açık söylüyorum bilerek burada o Tarkem denen karanlık İsrail bağlantılı içinde unsurlar olan karanlık örgüt aracılığıyla orada bir zamanlar Urfa’da bu tür girişimler olmuştu işte Tevrat ittifakı falan o tür uygarlık çeşitli semavi dinlerin ortak uygarlığı vesaire gibi perdeli kavramlar altında doğrudan doğruya Mosad’ın ve İsrail’in bir girişimi söz konusu.Bunu çok net söylüyorum.Bu neden nedir ki?Bakın bu tespitim yalnız bana ait değildir.Türkiye’nin güvenliğinden sorumlu olan Kurumlar da bu tespiti yapmıştır.Yani hem askeri güvenliği hem emniyet örgütümüz aracılığı iç güvenlikten sorumlu örgütler de bu konuyu tespit etmişlerdir ve tavır almaya başlamışlardır ve alacaklardır, almaya devam edeceklerdir.Burada doğrudan doğruya isim olarak Mossad bağlantılı olduğunu saptadığımız adamlar da vardır bu terkimin içinde.Biz isim olarak onları biliyoruz.Ondan sonra bu konunun üzerindeyiz.O bakımdan göreceksiniz önümüzdeki dönem bütün çıplaklığıyla bu söylediklerim ortaya çıkacaktır.O bakımdan Kars’tan Edirne’ye kadar Van’dan Trabzon’a Muğla’ya kadar bütün vatandaşlarımızı bu konuda tavra davet ediyoruz.Yani bu yalnız başına Salepçoğlu Han’ındaki esnafın sorunu değildir veya İzmir’in sorunu değildir.Bütün Türkiye’nin sorunudur.Biraz evvel işte 2.İsrail planları üzerinde durduk.Şimdi onlar aynı zamanda etki ajanlığı üzerinde de durduk.O etki ajanlığını ve hatta o nitesinde bir takım kışkırtıcı eylemler planlama konusundaki girişimlerini İzmir’in en kritik yerlerine kadar getirme çabası içindedirler.Tarkem’de buna alet olan bir örgüttür.O Tarkem’de bulunan insanları da bu bakımdan ciddiyete davet ediyorum, sorumluluğa davet ediyorum.Etraflarına baksınlar kimlerle birlikte hareket etmektedirler.Dolayısıyla topyekûn Türkiye’nin güvenlik güçleri ve milleti olarak bu Salepçioğlu iş hanına yönelik bu tertibi bozacağız.Nasıl Urfa’da bu girişimi bozduk, Urfa’da buraya benzer bir Tevrat İttifakı girişimi vardı, burada da kesinlikle bozulacaktır.O bakımdan Muhammed Çopur ve arkadaşlarına, esnafımıza çok çok yürekten teşekkür ediyoruz.hepimizin güvenliği ile ilgili bir konuyu fedakarca Türkiye’nin gündemine getirmişlerdir ve bizi aydınlatmışlardır.Tekrar ediyorum, Türkiye’nin güvenliğinden sorumlu olan kurumlar olayın farkındadır, bilmektedir ve konuya el atmış durumdadırlar.Ondan sonra hem askeri olanlar hem emniyet bağlantılı olan kurumlar en üst düzeyden bu konuya el atmışlardır ve hükümet de yavaş yavaş konuyla ilgilenmeye başlamıştır.Ak Parti’nin de konuyu anlamaya çalıştığını öğrenmiş bulunuyorum bugün.Dolayısıyla o girişim, İsrail’in bu girişimi, Salepçoğlu işanı üzerinden orada böyle bir Tevrat medeniyeti vs.falan, Tevrat, Kur’an, İncil medeniyeti gibi kavramlarla Mosad’ın orada bir karargahını, yeraltı karargahını oluşturma çabası kesinlikle bozguna uğratılacaktır.Şahısları da biliyoruz.Şimdi isimlerini veremiyoruz.Ama şahısları da çok iyi, kesin bir şekilde kim olduklarını biliyoruz onların.Onu da söyleyeyim.Türk Devleti de onları biliyor.Onun için o Tarkem’de bulunan insanları da aldatılan insanları da uyarıyoruz.Bırakın o Tarkem’den falan filan ayrılın.Bu menfaat uğruna böyle İsrail ve Mossad oyunlarında roller almayın diye buradan ayrıca uyarıyoruz.Sayın Muhammed Çopur’a tekrar teşekkür ediyoruz.Bizi bilgilendirdiği için Aydınlık Yolusal Kanal hem Kemeraltı Esnafımızın, hem de İzmir’de bu planlara karşı, Sayın Genel Başkan işaret ettiği planlara karşı mücadele eden herkesin sesi olmaya devam edecek.İzmir’e selamlar, Kemeraltı Esnafı’na selamlar.Teşekkür ediyoruz.Bizlerden de sizlere selamlar.Evet.Şimdi yeni bir konuya geçelim.Özlem hangi konular kaldı?Evet bugün önemli bir katılım oldu.Aslında önce şu milliyetçi, yani biraz konuştuk ama son bir 5-10 dakika değinsek.Siz son konuşmalarınızda milliyetçi kesiminde Sayın Bahçeli’nin çıkışından sonra bir bunalım kelimesini kullandınız bir konuşmanızda.Yani milliyetçilerde neden böyle bir ruh hali hasıl oldu?Bunalımdan çok Türkiye’de çok güçlü bir milliyetçi dalga kabarıyor.vatana sahip çıkan, Türk devrimini önderi olan milliyetçilik, Türkiye’de yeni bir atılım içine girmektedir.Bakın son 200 yıllık tarihimize bakalım.Namık Kemallerden bu yana, Namık Kemallerden sonra İttihat Teraki, Telat Paşalar, Enver Paşalar, 1908 Suriyet Devrimi, ondan evvel 1876 Birinci Meşrutiyet Devrimi, 1908’den sonra işte Mustafa Kemal Paşalarla yükselen Kurtuluş Savaşımız, arkasından Cumhuriyet Devrimi ve Türk Devrimi’nin son doğru olan Kemalist Devrimi’nin başarıları.Bu 200 yılımıza baktığımız zaman burada devrimci milliyetçiliğin Devrimci milliyetçiliğin bu devrime önderlik ettiğini görüyoruz.200 yıllık Türk devrimine önderlik ettiğini görüyoruz ve bu dünyada da devrimci milliyetçi akımlar açısından çok özgün, müstesna ondan sonra özel bir coğrafyadır Türkiye.Yani devrimci milliyetçiliğin dünya çapında işler yaptığı 3-4 coğrafyadan biridir Türkiye.Yani Türkiye, Rusya, Çin, İran gibi imparatorluk coğrafyalarında bunu görüyoruz ve Atatürk de 1937 yılında anayasamızın başına Türkiye Cumhuriyeti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, layık devrimci bir devlettir.Bakın anayasanın başına bu formül yazıldı.1937 yılı 5 Şubat tarihindeki yani Atatürk’ü kaybetmemizden aşağı yukarı bir buçuk yıl evvel ki anayasamızın başında Türkiye cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, layık ve devrimci bir devlettir.Bu formül anayasanın başına yazıldı.Bu çok önemli.Ama maalesef 1960’taki anayasa değişikliğiyle, Türkiye’yi layık sosyal hukuk devleti diye batıdan alınan bir tekerleme getirildi.Yani bizim Türk devriminin milliyetçi devrimcilikle damgasını vurduğu anayasa temel formülü değiştirildi.Şimdi o devrimci milliyetçiliğin Türk devrimini, milli demokratik devrimdir o Türk devrimi, o milli demokratik devrimimizi kesin zafere ulaştıracak son atağını yaşıyoruz, son atılımını yaşıyoruz.Ve bu tarihin bize dayattığı bir olay, yani Türkiye’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, ekonomik refahını hedef alan komplolar, tertipler, baskılar batıdan geldiği zaman ki bunu Biraz evvel konuştuk, 2.İsrail planları, Amerika Birleşik Devletleri’nin PKK’yı desteklemesi vs.Bunun karşısında Türk milliyetçiliği tekrar büyük bir yükselişe geçmiştir.Dolayısıyla bundan bir bunalım değil de, Türk Milliyetçiliği’nin son kesin zafere yönelik atılımı diye söz edebiliriz.Bunun tabii büyük tarihsel kaynakları vardır.Büyük teorisyenler çıkartmıştır Türk Milliyetçiliği’yi dünya çapında.Önemli Yusuf Akçuralar gibi, Mustafa Kemaller gibi, Ziya Gökalpler gibi.Ve bugün de Vatan Partisi o hem teorik planda, ideolojik planda, hem siyasi planda, hem kültürel planda o devrimci milliyetçiliğin öncüsü ve temsilcisi olarak görevini yapmaktadır.Şimdi bu milliyetçi dalganın kabardığı koşullarda Yine tarihe kılıcını, o Türk Milliyetçiliği tarihsel çözümlere kılıcını vuracaktır.Öyle bir tarihsel dönemdeyiz.Bugün de kılıç çeken iki kişi oldu.Hangisi?Mücadeleye kılıcıyla, sesiyle, sazıyla, sözüyle katılan iki kişi oldu.Evet, doğru.Ekrem Atar’ın sazı kılıç.Hem kılıçtır, hem ipektir.Çok güzel bir konuşma yaptı sayın.Sayın Ekrem Atalya’yı, Sayın Ece Atay’a ortak bir konuşma metni hazırlamışlar.Onu bilmiyorum, gösterebileceğiz mi?Yönetmen arkadaşımız uygunsa onu gösterelim.Evet, şimdi girebiliriz.Kıymetli misafirler, bizi izleyen dostlarımız çok önemli bir gün, bir vuslat diyebiliriz buna.Benim konuşmalarım hep biraz sanatın diliyle olmak durumunda.Çünkü kimyam böyle, yaratılışım böyle, yine öyle olacaktır.Kısacık öyle anlatmaya çalışacağım size.Öyle süreçler var ki insanı mutlaka bir şey yapmalısın, görevlisin.Sana burada bir görev düşüyor.Bir yere doğru gidiyoruz ve bu giderken bunu seyredemezsin.Bunu aslında buradaki salondaki arkadaşlarıma anlatmak söylemek benim haddim değil.Ben bunu biraz meslektaşlarıma anlatmak istiyorum.Çünkü o kadar üzerimize geldiler ki, o kadar suskun hale geldik ki, o kadar bir şey söyleyemez hale geldik ki.Bizim artık bir şey söylememiz lazım.Çok açık söylüyorum.İkinci Dünya Savaşı gitti, Bertolt Brecht kaldı, Berlin’in Ensemble kaldı.İspanya İç Savaşı gitti, Guernica kaldı, Picasso kaldı.Bunların arkasında, Barbarossa harekatının arkasında 7.Senfoni kaldı, Shostakovich’in o muazzam Leningrad kuşatmasına karşı muazzam savunmasının melodileri kaldı.Biz tarihi notalarımızla, paletlerimizle, godelerimizle, sesimizle, fırçalarımızla, Parmaklarımızla, keskilerimizle, heykellerimizle taşıyan bir alanın insanlarıyız.Bize hepsinden çok daha fazla belki önce olmak görevi düşüyor.Aslında bu önce olma görevini biz ilk defa yaşamıyoruz.2013 yılında Aydınlık Gazetesi ile eşimle birlikte buluştuğumuzda.O heyecanı yaşadık.Biraz malumun ilanı gibi oluyor diye düşünüyorum bugün ama doğru da bir şey oluyor diye düşünüyorum.Silivri barikatı yıkılırken otobüsün üstünde yine beraberdik işte sevgili İlker Yücel ile diğer arkadaşlarımızla.Orada da bunu yaşadık.Sabahın ilk ışıklarını nöbetçi çadırında değerli Şule Perinçek ile karşıladık.Aslında biz bu süreci yaşıyorduk.Gezi Parkı’nda türkülerimizi birbirimize harman ettik.Şu an aramızda olmayan bir sürü ustamız vardı.Bunlardan bir tanesini anmakta gecikmeyeceğim.Tabii ki Levent Kırca’ydı.Orada birlikte türküler söyledik, halaylar çektik.Yine yaptık.Bu erk, bu güç bizim damarlarımızdaki kanda.Bunda en ufak bir şüphemiz yok.3 yıl önce kendimiz geldik.Sevgili İlker Yücel’e dedik ki bize bir görev verin.Gayet açık ve samimi olarak söylüyorum.Bize bir görev verin.Biz kendimizi görevlendirmek istiyoruz.Ve işte o süreç bizi bugün bu sürece getirdi.Ben hep Vatan Partisi hareketini, Vatan Partisi çevresini, Vatan Partisi’nin bütün oluşumlarını bir obaya benzetiyorum.Bir Türk obasına, bir Türkmen obasına benzetiyorum.Bir sürü kıl çadırların kuruldu.O çok sağlıklı olan, hava alan keçe çadırların yani koyun tüyünün sabunla birleşip o muazzam harmanından oluşan keşeyle yapılmış çadırlar.Sağlıklıdır keçe çadırları.Beton gibi soğuğu işletmez adama.Altlarında kadınların emeği vardır.Kıl kilimler vardır.Rengarenk.Plastik parkeler gibi elektrik yüklemez.Varsa bir elektriğin o elektriği alır.İşte ben buradaki o alanları gazetesiyle, televizyonuyla dergileriyle, kaynak yayınlarıyla, gençlerle koskoca bir oba, cıvan delikanlılar, ceylan gözlü kızlar, kızanlar, kadınlar, gençlerle dolup taşan, sürekli üreten ama daha fazlasını üretmeye niyetli, yeminli bir obadan bahsediyorum.Kızılca günde de yan yana, kutlu günde de yan yana toylarını kurup ellerinde aydınlık çeraları ile çevrelerine aydınlık vermek üzere yola çıkan insanların buluştuğu bir obadan bahsediyorum.Biz hep böyle bakıyoruz meseleye.Bizim senaryomuz böyle bir senaryo.Ve bu senaryonun kamuoyunda çok karşılığını olacağını ve bu senaryoya çok büyük katkılar olacağını da umudunu yarın için umudu taşıyorum.Ecehat Eğer’le birlikte bugün 12 Kasım.Çaldık o obanın kapısını.Hem de obanın bilgesinin otağının tam da kapısındayız.Dedik ki bir çeraatı bize verin.Vardık o has otağın kapısında.Karşıladılar bizi.Tıpkı ozanların söylediği gibi.Bunu da oturttuk yazdık dün akşam Ece ile birlikte.İşte meydan gir dediler.İşte meydan gir dediniz.Bu dervişlik nedir dedik.Ateşten gömlek dediler.Yerlerinden yer verdiler.Meydana sofra serdiler.Bu kazanda var gel kayna.Daha çiğsin yan dediler.Ondan sonra bizim ile Ol sende mihman dediler.Eyvallah dedik.Bizde alacağız birazdan çeralarımızı.Mihman olma yolunda sizlerle yoldaş olmaya geldik.Evet çok güzel bir konuşma.Şimdi Vatan Partisi Vatan Partisi oluyor.Vatan Partisi olmak öyle sırf sözde olan bir şey değil.Bu Türkiye’nin öncülerinin, sanat kültür yaratıcılarının, bilim felsefe düzlemindeki üreticilerinin, emekçi önderlerinin, katılımlarıyla Vatan Partisi bu Türkiye’de Türk devriminin son büyük atılımında bu büyük kazançlarla öncü parti karakterini kazanmıştır, kazanmaktadır.Ekrem Ater ve Ece Ater arkadaşlarımızın katılması bize büyük bir şevk verdi.Kuvvet kazandırdı ve aynı zamanda Türkiye’mizde de çok önemli bir bildiridir.Bir açıklamadır.Onlarla beraber olmak bizim sorumluluğumuzu ağırlaştırıyor, güçlendiriyor.Biz Vatan Partisi’ni kutluyoruz.Ekrem Atar gibi, Ece Atar gibi öncüleri kazanan bir noktaya gelmiştir.Vatan Partisi’ni kutluyoruz.Ekrem Atar, Ece Atar zaten bütün hayatları kutlamayı hak eden bir hayattır.Evet, çok üretkenler.Yazılarında hem Aydınlık Gazetesi’nde hem de Bilim ve Ütopya’da okur.İzleyenlerimizi öneriyoruz mutlaka takip etsinler.Hem teorisyen hem icracı bu arkadaşlar.Ondan sonra hem dünya görüşleri olan ahlak, karakter, bakımdan örnek arkadaşlarımız ve tam öncü tarifinin temsilcileri diyebiliriz.Hem ecâter hem ekremâter, öncü diye literatürde tarif edilen o devrim önderlerini temsil eden kişiliklere sahipler, tecrübelere sahipler, birikimlere sahipler.Bu konuda kısa bir bilgi rica edeceğim sizden.Vatan Partisi’nin şöyle bir özelliği var.Mesela bizim binadan örnek vereyim.Güvenlik, bizim binamızın güvenlik sorumlusu, emekli bir emniyet müdürü.Gelir kontrollerini yapar.Her gün denetimini yapar.Bize kapıda karşılar, girene çıkana mutlaka dikkat eder.Ekibiyle birlikte tabii.Sayın İzzettin Özgüvar.İzzettin Özgübar, emniyet müdürü ama şair.Bir gün şiir kitabını hediye etti bana.Hemen o gece karıştırdım.Sevdalarımın şiirsel izleri diye.Kendi kendime şunu düşündüm.Biz çok ilçe ve il binalarına gittiğimiz için her yerde bir yazar çıkıyor.Gaziantep hemen aklıma geldi.Orada da Cumadal mesela, Gaziantep’in işgale karşı direniş kitabını yazmış.Çok güzel bir kitap.Bizim 1970’teki hapishane arkadaşımız Cumadal.Ben Antep’te tanışma şerefine nail oldum.Kitabını da sağ olsun hediye etti, okudum, su gibi içtim.Yani gezdiğimiz her yerde yazan, çizen, Aydın, süzülmüş aydın namus birikimi hep böyle mıknatıs gibi Vatan Partisi’nin etrafında toplanıyor.Levent Kırca’yı atıfta bulundu.Levent Kırca bunun son örneklerinden biriydi.Daha önce Demirtaş, Cayyumlar, biraz daha geriye gittiğimizde yani her dönemin öncü aydın birikimi özellikle sanat birikimi, kültür sanat birikimi Vatan Partisi’nin çevresinde toplanıyor.Bunun temel sebebi, sırrı nedir?Bunun temel sebebi, Vatan Partisi o 200 yıllık Türk devriminin hedeflerine ilerliyor ve o hedefe gözlerini dikmiş olan ve emeğini veren insanlar da Vatan Partisi’nde toplanıyor.Yani sonuç itibariyle bu Vatan Partisi’nin eyleminin, kararlılığının bir sonucudur.Vatan Partisi…Evet, Levent Kırca ile beraberiz burada da.Levent Kırca’yı da saygıyla bir kez daha almış oluyoruz.Sorularımız bitti, bitti mi Özlem?Tamam.O zaman haftanın kitabını rica edelim sizden.Kitabı siz söylerdiniz, ben başka şey düşünüyordum.Bugün Kemalist devrimi konuştuk.Atatürk, büyük devrimci önderimiz Atatürk’ü ebediyete yolcu ettiğimiz 1938’den bu yana da 52 76, pardon, 38, 62, 86 yıl geçti.Kemalist Devrim’e ben 60 yılımı verdim, Kemalist Devrim’in incelenmesine.Ve şu anda 8 kitap oldu Kemalist Devrim dizisi.Bunları öneriyoruz.Ve Kemalist Devrim konusunda da sanıyorum en derli toplu, bilimsel olarak tartışılmaya değer ürünler var bu dizide.Bunu haftanın kitapları olarak öneriyoruz değerli izleyicilerimize.Müziği de Ekrem Ataer’den sorduk.Hekimoğlu’nu ben güzel söylerim demiş arkadaşlarımıza.Müzik olarak da Hekimoğlu’nu haftanın müziği olarak izleyicilerimize sunuyoruz.Haftanın kitabı Kemalist Devrim dizisi Doğu Perinçek.Müzik de Ekrem Ataer arkadaşımızın sazından ve sözünden hekim oldu.Evet.Kemeraltı esnafından çok sayıda teşekkür mesajı yağıyor.Bir iki tanesini kapatmadan okuyayım.Salepçioğlu esnafı olarak nasıl teşekkür etsek inanın bilemiyoruz.Başta Doğu Başkan olmak üzere emeği geçen herkese çok ama çok teşekkür ederiz.İyi ki varsınız.Allah sizlerden razı olsun.Vatanımız, varlığımız, birliğimiz, dirliğimiz daim olsun.Çok güzel bir mesaj.Amin.Sağ olsunlar.Merhabalar, İzmir Kemeraltı Salepçioğlu iş anayıyla ilgili desteğiniz ve emeğiniz için sizlere çok teşekkür ediyoruz.Genel başkanımıza Aydınlık ve Ulusal Kanal var olun mesajı iletmiş.Böyle çok sayıda esnaf arkadaşımızdan, emekçimizden mesaj geliyor.Bu televizyon sizin için var, üreticiler için var.Her zaman sizin sesiniz olacaktır diyoruz.Özlem arkadaşıma teşekkür ediyorum.Soruları için Sayın Genel Başkan’a teşekkür ediyorum.Yanıtları için hafta yasalı günü yeniden çıkış yolunda buluşacağız.İyi akşamlar diliyoruz.

Paylaş