Karşınızdayız.Vatan partisi genel başkanı doktor doğu perinçeye çok önemli konuları soracağız ve onun cevaplarını rica edeceğiz.Hoş geldiniz sayın genel başkanım.Hoş bulduk arkadaşlar.Bugün kalabalık bir kadroyla yapıyoruz çıkış yolunu.Ulusal kanalın aydınlık gazetesinin yöneticileri önderleriyle beraber sayın beyhan korkman Sayın Mustafa İlker Yücel, Sayın Tevfik Kadan ve ben Çağdaş Cengiz.Bugün çok sıcak gündem maddelerini içeren sorularımızla Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in fikirlerine, yorumlarına yer vermesini rica edeceğiz.Tabii sıcak bir hafta oldu ve özellikle biliyorsunuz Esenyurt, İstanbul Esenyurt Belediyesi ile Başlayan Yine Mardin, Batman ve Şanlıurfa’nın halfeti ilçesi belediyelerine Belediye başkanlarıyla ilgili gözaltı ve kayyum atanması meselesi ana gündem oldu.Terörle mücadele açısından Türkiye’de demokrasi ve hukuk açısından pek çok açıdan değerlendiriliyor ve tartışılıyor.Siz nasıl yorumlarsınız Sayın Genel Başkan?Türkiye’nin bölünmesine izin yok.Mecliste belediyede PKK’ya yer yok.Halk ne diyordu?Mecliste PKK istemiyoruz.Ve yine milletimiz ne diyor, halkımız ne diyor?Belediyelerde PKK yönetimi istemiyoruz.Bu Dem Partisi’nin yönetimleri doğrudan duruyor PKK yönetimi.Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı yönetimleri de ne yazık ki yine PKK’lılara teslim edilmiş durumda belediyelerde.Bu CHP’nin bütün belediyelerinde yer yer var.Yani bakıyorsunuz o belediyelerin şu veya bu bölümlerinde PKK’lıları görüyorsunuz.Sicilli PKK’lıları görüyoruz.Ama en son Esenyurt’ta bütün kamuoyu yaşadı.Doğrudan doğruya PKK ile bağlantılı, terör örgütünün birisi olmakla suçlanan bir şahsı orada belediye başkanı yaptılar Cumhuriyet Halk Partisi PKK ortaklığıyla ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bunu seyredecek değil, seyretmemesi lazım.Devlet zaafını yenmek zorundayız, devlet zaafına son diyoruz.Türkiye devlet zaafları yüzünden buralara geldi.Tabii kayyım atanması olayı düzeltmeye çalışıyor ama başından bir bozukluk var.O da nedir?Türkiye anayasasında yasaklı olduğu halde, siyasi partiler kanununda yasaklı olduğu halde bölücü terör örgütünün yasal partisine fırsat veriyor.Yasallık tanıyor.Onun terörist toplamasına, para toplamasına, propaganda yapmasına imkan tanıyor.Ondan sonra Kürt halkımızda bir takım tereddütler yaratıyor.Acaba Türkiye Cumhuriyeti Devleti buralardan vaz mı geçiyor?Başımıza bu PKK mı gelip başımıza bela olacak?Şeklinde ve bu tabii oyları etkiliyor.Yani Türkiye oralardan vazgeçecek kanaati Dem Partisi’ne giden oyların, HDP’ye giden oyların esas sebebidir.Dolayısıyla bu devlet zaafı PKK’ya fırsat veren, ona yasal olanak tanıyan, onun seçimlere girmesine izin veren, ona belediyeleri teslim eden devlet sahafı faturasını çıkartıyor.Bir de bu zaaflara yol açan bir…Zaaf içinde olan bir devlet var ama o devletin içinde bu zaafları hoş görmeyen, buna razı olmayan bir geleneksel Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin aynı zamanda bir damarı da var.O damar yer yer etkin oluyor.O gelenek, o birikim, yer yer öne çıkıyor.Burada tabii Vatan Partisi’nin mücadelesi çok çok önemli.Silahlı kuvvetleri de o belediyelerin PKK’ya verilmesinin bedelini ödüyor, şehitler vererek bedelini ödüyor, can vererek bedelini ödüyor.Türkiye’de PKK’yı silahlı güçlerimiz, ordumuz, polisimiz temizliyor.Ama siyasi merkezlerden o ve Anayasa Mahkemesi’nin kapatmaması nedeniyle Dem Partisi’nin HDP’yi tekrar o askerimizin, polisimizin kanla, canla temizlediği PKK’ya tekrar yasallık tanıyarak imkan veriyor.Yapı, hükümet dışında bir yapıyı mı kastediyorsunuz?Bu her yerde var.Bu damar tabii nasıl vücudun her yerinde damarlar var, bir atar damarlar var değil mi?Bir de çeşitli kollar var.Yani Türkiye’nin, milli devletinin hiç şüphesiz ana damarı, atar damarı aslında bütün devletlerde böyledir.Onun silahlı gücüdür.Türk Silahlı Kuvvetleri’dir.Türk Silahlı Kuvvetleri PKK ile silahla mücadele edip şehitler vererek mücadele edip başarı kazanıyor.Onun tabii PKK’ya tavrı cephelerdeki tavır.Dolayısıyla onda PKK’ya karşı hoşgörü, efendim fırsatlar vermek falan bunlar beklenmiyor.Dolayısıyla o milli devletin geleneklerini temsil eden, silahlı bastırma mücadele geleneğini temsil eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin o ana damarlardan biri olduğunu belirtebiliriz.Vatan Partisi de öyle.Vatan Partisi de milli devlet bildirgemizi yanımda keşke yanımda getirseydik, gösterebiliriz orada.Bugün milli devlet çepesinde mücadele ettiğimizde Vatan Partisi sapladı ve devlet zaafını yenmek amacıyla bir milli devlet bildirgesi yayınladı.Bugünün en temel meselesi olarak tahliye etti, belirledi Vatan Partisi milli devletin güçlendirilmesini ve o devletin hükümetinin güçlendirilmesini ve kesinlikle bölücülüğe ve hem etnik bölücülüğe hem de İslamiyet bayrağı altında İslam’a düşman olan o terör örgütlerine fırsat verilmemesini Vatan Partisi kararlı olarak savunuyor.Dolayısıyla Türk devletinin içinde ve toplumda ve siyaset alanında o biraz evvel belirttiğimiz milli devlet damarı milli devletin geleneklerini, kurumlarını ayakta tutma birikimi mevcuttur ve o tabii zaman zaman etkili oluyor.Dolayısıyla o devlet zaafını temsil eden güçlerle güçlü devleti temsil eden güçler arasında bir mücadele var.Aslında bugün Türkiye siyasetindeki temel mücadele budur.Bir tarafta devlet zaafını temsil eden güçler var, o güçler Atlantik güçleriyle milli devlet arasında bir yerde konumlanıyor.Bir de bugünkü tarihi koşullarda özellikle bölgemize bakıyoruz, kuzeyimize, güneyimize, doğumuza, batımıza bu tarihsel koşullarda ve dünya çok ciddi bir küresel krize giderken, girmişken hatta Devleti güçlü tutmanın Her şeyi belirleyeceğini Saptıyoruz, ekonominin geleceği de güçlü devlete bağlı Güvenliğimizde, toprak müthüllüğümüzde Ve milli kültürümüzü yaşatmak İnsanlığımız, insancıllığımız Hepsi o Milli devleti Güçlendirmeye bağlı Efendim bu Dem.Parti’den bahsetmişken bu hafta dikkat çeken bir başvurunuz oldu.Partinizin liderleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek Dem Parti’nin kapatılması için bir başvuruda bulundular.Geniş, çok sayıda kanıdın ve görüntünün de yer aldığı geniş bir dosya teslim ettiler.Bu başvuruyla ilgili de biraz daha bilgi verebilir misiniz?Bizim Merkez Karar Kurulumuz Merkez Yürütme Kurulumuz, Başkanlık Kurulumuz…Zaten başından beri bu PKK’nın eli, kolu, ayağı, dili olan…HDP gibi…En son Dem parti gibi o partilerin…Kapatılması için mücadele verdik ve…Nöbetler tuttuk Anayasa Mahkemesi’nin önünde…Anayasa Mahkemesi’ne hep başvurularda bulunduk.Uzun hukuki mütalaalar Anayasa Mahkemesi’ne demeyelim de Yargıtay Başsavcılığı’na başvurularda geçmişte bulunduk.Dolayısıyla burada Dem Parti’nin ve HDP’nin kapatılması konusunda Vatan Partisi’nin çok ısrarlı kararlı bir mücadelesi olmuştur arkada kalan dönemde.Şimdi de bizim genel sekreterimiz Sayın Özgür Bursalı, genel saymanımız Sayın Yıldırım Gencer ve hukuk bürosu başkanımız Sayın Erdem Cömert’ten oluşan heyetimiz Yargıtay Başsavcısından görüşme talep ettiler.Sayın Başsavcımız parti heyetimizi kabul ettiler ve bu kabulden sonra da Sayın Genel Sekreterimiz Yargıtay binası önünde bu başvurumuzun gerekçesini DEM Partisi’nin kapatılması konusundaki başvuru gerekçemizi kamuoyuna açıkladı ve bu çok büyük bir yankı En son Almanya’da, İsviçre’de olduğum için tam belki takip edemedim ama 60 yıl üzerinde yayın mecrasında, yayın kurumunda yayınlandı.Milyonlarca insana ulaştı bu başvurumuz ve kamuoyundan da çok büyük bir destek gördü.Peki efendim, şimdi şöyle itirazlar geliyor.Siyasi partilerin kapatılmasının demokratik yaşamdan bir feragat olacağı, kapatmanın çözümü olmayacağı, kapatılınca yeniden açılacağına yönelik bazı itirazlar geliyor.Bunun itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz?Bölücülüğe özgürlük olmaz.Bölücülüğe demokrasi olmaz.Demokrasi nasıl geldi dünyaya?Kılıçla geldi.Kılıçla geldi.Neye karşı kılıçla geldi?Bölünmeye karşı Fransız devriminde, İngiliz devriminde, Amerikan devriminde bölücülüğe karşı kılıçla geldi demokrasi.Türkiye’nin tarihinde de demokrasi kılıçla geldi, süngüyle geldi.Şöyle bir demokrasi yok, bölücülük de olsun, gericilik de olsun.O zaman Fransız devrimi olmazdı.Fransız devrimi Fransız toplumu içindeki dere beyliğe, feodal bölünmeye, krallığa son verdi.Fransız devriminde ne oldu?Kralların, kraliçelerin başları hiyotin sepetine gitti, kesildi.Değil mi?Yani Demokrasi krallığı bertaraf ederek olurdu.Feodaliteyi, derebeyliğini yıkarak demokrasi olabilirdi.Atatürk’ün dediği gibi Türkiye şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz.Demokrasi böyle olur.Yoksa şeyhler de olsun, şeyhlere demokrasi, müritler de olsun, müritliğe de, küleliğe de demokrasi, ondan sonra dervişlik de olsun, bölücülük de olsun, onlara da demokrasi, özgürlük, Bizim kendi tarihimizde de böyle bir şey yok.Bizim demokrasi tarihimiz bir devrim tarihidir.Namık Kemallerden 1876 meşrutiyetinden bu yana Türkiye’nin özgürlük ve demokrasi tarihi bir devrim tarihidir.Aynı Fransa’daki gibi, aynı 1648 İngiliz devrimindeki gibi.Aynı Amerika’nın kuruluşu, Amerikan bağımsızlık, istiklal savaşı ve 1861-1865 Abraham Lincoln’un verdiği iç savaşta olduğu gibi Türkiye’nin demokrasi tarihi de devrim tarihidir.Bakın şimdi biraz evvel Fransız devriminden örnek verdik.İngiliz devrimi daha önce 1648 şeyi kim?Lideri Cromwell değil mi?Bir general.Ve ne dedi?Parlamentoya girdi ve dedi ki burası ahır dedi.Değil mi?Parlamentoya ahır dedi.Yani çünkü O parlamento krallığa, gericiliğe bir kalkandı.Dolayısıyla bu parlamentoda demokrasi var falan filan değil, İngiliz demokrasisini kılıçla kuran Cromwell dedi ki bu parlamento ahırdır dedi.ağırdır dedi.Bu çok önemli bir şey ama demokrasi parlamentoda değil o zaman krallığı savunan ve kralın yanında olan parlamentoda değil demokrasi Cromwell’in kılıcındaydı.Cromwell’in arkasında İngiltere’nin demokrasi güçleri vardı.1861-65 iç savaşını hatırlayalım Amerika’daki iç savaşı, Kuzey-Güney Savaşı aslında o da bir bölünmeye karşı savaştı.Güney, pamuk plantasyonlarının büyük sahipleri, köle çalıştıran ondan sonra o feodalliğin de gerisinde neredeyse köleci pamuk tarlalarının sahipleriyle Kuzeyli demokratlar arasında bir iç savaş.Güneyliler neyi savunuyordu?Konfederasyon olsun.Kuzeyliler ne savunuyordu?Federasyon olsun.Yani bir federasyon konfederasyon savaşıydı.Konfederasyon Amerika için o zaman bölünmeydi.Federasyon birlikti.Yani orada da birlikle bölünme arasında bir savaş yaşandı 1861’den 1865’e kadar.Ve Abraham Lincoln Kuzey’in ve federasyonun lideri olarak güneyi yani bölünmeyi ve konfederasyoncuları Amerikan Kuzey Birleşik Devletleri’nin süngüsüyle, kurşunuyla, silahıyla, topuyla, tüfeğiyle bertaraf etti.Dolayısıyla bakın Batı demokrasileri, Batı demokrasileri deniyor.Batı demokrasilerinde üç büyük demokratik şey vardır, devrim vardır.Birisi 1648 İngiliz devrimidir, Cromwell elinde.Kılıç var.İkincisi 1789 Fransız Büyük Devrimi’dir.O da giyotinlerle ve devrimin kılıcıyla, devrimin süngüsüyle başarılmıştır.1789 devrimi.Amerika’ya geçiyoruz.İlk önce İngiltere’ye karşı bir bağımsızlık savaşı.Yani Washington’lar, Jefferson’lar.Evet 1776 o Fransız devrimden de tabii önce ama Fransız devrimi damgasını vurmuşlar kıta Avrupa’sında olduğu için ve Amerika’da ikinci demokrasi dalgası da iç savaşta oldu 1861-65 yani köleciliği savunan bölünmeden yana olan güneyle köleliğe karşı çıkan, hürriyetten yana olan ve aynı zamanda bölünmeye karşı da federasyonda birleşmeyi savunan Kuzey Arası’ndaki meşhur savaş.O da 4 yıl sürdü.Ve 700.000’in üzerinde insan, yani dünyada görülmemiş savaş, aynı dili konuşan, aynı Amerika Birleşik Devletleri’nin vatandaşları olan insanlar, Kuzey-Güney Savaşı’nda birbirlerini boğazladılar, öldürdüler ve çok vahşi bir savaştır.O da demokrasinin savaşıydı.kuzey demokrasiyi temsil ediyordu, güney ise demokrasi karşıtlığını ve bölünmeyi temsil ediyordu.Dolayısıyla dünyanın diğer alanlarına baktığımız zaman yani demokratik devrime nispeten geç katılan Asya’ya baktığımız zaman Türkiye’si, Rusya’sı, Çin’i, İran’ı hepsi devrimlerle demokrasi kurdular.Cumhuriyetlerini devrimlerle hayata geçirdiler ve demokrasilerin özgürlüklerini devrimlerle inşa ettiler.Dolayısıyla bölünmeye özgürlükmüş.Bölücülük de olsun, ondan sonra FETÖ da olsun, böyle bir demokrasi yok.Bölücülük olursa demokrasi kalmaz.FETÖ olursa o da demokrasiyi bırakmaz, onu gördük.FETÖ’ye bırakırsan 2016 yılındaki o darbeyle karşılaşırsın.Bölücülüğe bırakırsan kuvvet topladığı an Türkiye’yi istikrarsızlığa, büyük karışıklıklara sürükler.Bunu zaten açık açık ilan ediyor.Dolayısıyla demokrasi bölünmeyi ezerek inşa edilir.Demokrasi ortaçağı tasfiye ederek, ezerek silahla inşa edilmiştir bütün insanlık tarihinde ve bizim Türkiye tarihinde de bugüne gelirsek öyle kayyım mayyım atanmasına karşı demokrasi özgürlük adı altındaki hareket demokrasi düşmanıdır.Kayyum ilan edenler demokrasinin yanındadır.Kayyum ilan edenler, onu da kayyum değil, kayyum diyoruz.Türk Dil Kurumu olaya müdahale etti, ona da dikkat ediyoruz.Kayyum ilan edenler, yani Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü kararlılıkla savunan devlet iradesi demokrasidir.Çünkü siz bugün kayyumu ilan etmezseniz yarın nedir?O belediyelerin PKK eliyle bir bölünme karargâh olarak kullanılacağını hepimiz biliyoruz.Kullanıldığını da biliyoruz.2015 yılında kullanıldığını biliyoruz.Dolayısıyla o kaos, o kargaşalık, otoritenin kaybedilmesi aynı zamanda hem can güvenliğini ortadan kaldırır hem özgürlükleri ortadan kaldırır.Bakın demin otoritenin kaybedilmesi dedim.Demokrasi de otorite şarttır.Otorite olmadan kargaşalıkta demokrasi olmaz.Kaosta demokrasi olmaz.Gücü gücüne yetenin derini ezdiği, bastırdığı ortamlarda demokrasi olmaz.Demokrasi de bir devlettir.bir devlet sistemidir ve her devlette bir yaptırım gücüne, disipline sahiptir, otoriteye sahiptir.Otoritesiz bir devlet olmaz.Burada otoritenin ne amaçla kullanıldığı önemli.Demokrasinin otoritesiyle hiç şüphesiz demokrasi düşmanlığının otoriteleri farklıdır.O bakımdan şöyle bağlayalım.PKK’ya özgürlük olmaz.Demokraside PKK’ya özgürlük olmaz.Eğer hürriyet olacaksa Türkiye’de PKK özgür olmayacak, onun başı ezilecek.Yılanın başı ezilmeden bir ülkede özgürlük olmaz.PKK’nın başı ezilmeden, FETÖ’nün başı ezilmeden Türkiye’de özgürlük de olmaz, demokraside olmaz.Şimdi bölgedeki insanlar her defasında sandığa gidiyor ve seçtikleri kişi kayyum yoluyla görevden alınıyor.2 oldu, 3 oldu.Bundan sonra bu insanlar teröre ve PKK’ya sarılır.Böyle giderse tezler işleniyor.Onunla ilgili ne söylersiniz?Bu çok yanlış.Devlet zaafı yüzünden DEM Partisi, HDP gibi bölücü partiler, PKK partileri Güneydoğu’da oy topluyor.Bu çok çok önemli bir tespittir.Bunu Vatan Partisi ısrarla belirtiyor ve gerçektir bu.Orada gidip yaptığımız bütün araştırmalarda bu gerçekle yüz yüze geliriz.Orada Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü halk içinde ayakta tutmanın tek bir yolu vardır.Türkiye Cumhuriyeti Devleti buralardan vazgeçmez.Burası Türkiye topraklarıdır.Hiçbir zaman Türkiye bölünmeyecektir.Devlet bölünmeye izin vermeyecektir.Oralardan devletin vazgeçme ihtimali yoktur.Bu kararlılığı görmek istiyor oradaki halk.Bu kararlılığı gördüğü zaman PKK’dan vazgeçer.Bu kararlılık gösterilmediği zaman, devlet otoritesini orada bölücülüğe karşı kararlı olarak uygulamadığı zaman halkta teledütler oluşuyor.Yani bizim Kürt halkımızda ve Güneydoğu’da yaşayan bütün insanlarımızda.Acaba Türk Devleti buralardan vaz mı geçiyor, vazgeçer mi?Bak PKK’ya fırsat veriyor, özgürlük tanıyor.Oralarda da ne oluyor?Halkta hani PKK’nın da oralarda otorite olma ihtimalini gördüğü için hani onları da kollayayım, onlarla da aramı bozmayayım şeklinde eğilimler oluşuyor ve bu Dem Partisi gibi partilerin aslında oy kaynağını oluşturuyor.Bu yeni hareketli sürecin aslında bir başlangıcına gitmek isteriz.Çünkü bugün Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarda yine çok dikkat çekti.Biraz da aslında ikinci açılım mı sorusunu sorduran Devlet Bahçeli’nin çıkışlarıyla başlayan bir süreçten de bahsediyoruz.Bugün tekrar etti Sayın Bahçeli.Tekrar söylüyorum dedi.Ve.Devlet Bahçeli konuşmasında yine Öcalan’ın Dem Parti grubunda konuşmasını tekrardan savunarak gündeme getirdi.Yani bir değişiklik gözükmüyor.Devlet Bahçeli kendi genel başkanı olduğu partiyi yani Milliyetçi Hareket Partisi’ni batırmakla bitirmekte ısrar ediyor.Bakın burada herkes şeye dikkat ediyor.Devlet Bahçeli, işte Özgür şeyi, Özal Öcalan’ı, Abdullah Öcalan’ı, efendim, parlament öykülüsüne çıkartmak istiyor.Dem Partisi grubuna getirmek istiyor falan.Bir esas amaç bu değil.Esas amaç, Devlet Bahçeli’nin MHP’yi bitirmek.Bakın ben bunu niyet okuyarak saptamıyorum.Nereden saptamıyorum?Nesnel.Sonuçlarına bakarak, Devlet Bahçeli bilmiyor mu MHP’yi batırdığını?MHP’yi bitirdiğini bilmiyor mu?Bütün Türkiye biliyor, bütün Türkiye’yi görüyor.MHP’nin gençleri biliyor, milletvekilleri görüyor, biliyor.Örgütü görüyor, bizim partimiz gidiyor, bizim partimiz eriyor, bizim partimiz bitiyor diyor bütün MHP mensupları.Bunu Devlet Bahçeli’nin görmemesi, bilmemesi mümkün mü?Değil.Bile bile Devlet Bahçeli Milliyetçi Hareket Partisi’ni batırıyor.2 Aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisi boğulurken Cumhur Ortağı olan AK Parti’ye de sarılarak onu da dibi çekiyor.Onu da denizin dibine doğru çekiyor, batırıyor.Bu hükümeti yıkmak için yapıyor.Burada çok açık söyleyeyim Devlet Bahçeli Aynı Ecevit hükümetini yıktığı Ve o zaman Amerika’nın Türkiye’de tezgahladığı AK Parti hükümetini getirdiği gibi 2002 yılında Ne yaptı?Temmuz ayında çıktı 3 Kasım’da erken seçim dedi.Kendisi Ecevit hükümetinin üyesiydi.Kendi üyesi olduğu hükümeti Batıran deviren süreci başlattı.Ve Amerika’nın istediği AK Parti hükümetini, Amerika’nın tezgahladığı AK Parti hükümetini iktidara getiren süreci başlattı.Ve bunda başarılı oldu.O zamanki Ecevit hükümetini yıktı ve kendi partisinde batırdı.barajın altında kaldı.Meclis dışı kaldı.Bugün de çok açık bir şekilde ben nesnel sonuçlarına bakarak, herkesin gördüğü nesnel sonuçlarına bakarak söylüyorum.Amacı şuydu, amacı buydu.Amaç neyle belli olur?Bir eylemin sonuçlarıyla belli olur.Devlet Bahçeli çok açık bir şekilde başında Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu hükümeti yıkma faaliyeti içindedir.Neden?Çünkü bu hükümet %20 falan oyla Türkiye’yi yönetemez.Hele girdiğimiz ekonomik hoşnunsuzluk ve derin kriz koşullarında.Hükümetin oylarını görüyoruz.Kendi yaptığı anketlerde AK Parti oyları %20’ye düşmüştü.Hakan Bayrakçı hatırladığıma göre %17’ye düştü dedi bir süre önce.Bunlar nesnel araştırmalar.Türkiye’yi siz halkın 5’te 1’ine hatta daha 6’da 1’ine dayanarak yönetemezsiniz.Hele işçi hareketleri, çiftçi hareketleri, çarşılarda huzursuzluk, korkunçsuzluk, halkın geçim dertleri olduğu koşullarda bunun faturası hükümete çıkar.Dolayısıyla bu koşullardan da yararlanarak Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı ortaklığının hükümetini yıkma faaliyeti içindedir.Kendi partisini bitirerek ve AK Parti’nin oylarını azaltarak bunu böyle net bir şekilde Saptamak gerekir.Bugün hala Cumhurbaşkanı’na adaylık devam etmesi gerektiğini söyledi.Erdoğan’dan başka Cumhurbaşkanı adayı mı var?Peki o zaman şöyle söyleyelim, güzel bir soru MHP oylarını sıfıra yaklaştırarak Diyelim bitmeye doğru yaklaştırarak ondan sonra AK Parti oylarını aşağı çekerek mi Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığını destekleyecek.Bence burada da bir ikiyüzlülük var.Şöyle ifade ediyor Sayın Bahçeli bu konuda.Diyorlar ki Sayın Cumhurbaşkanımızı bir kez daha seçtirmek için yol arıyormuşuz.Bizim evvela hedefimiz yeni yüzyılda terör kampırından kurtulmaktır, huzurlu ve mutlu bir millet varlığına temin etmektir.Hakkında hala soru işareti olanlar varsa Son tatilde diyeceğim de şudur diyor Bahçeli ve şöyle devam ediyor.Eğer terör hayatımızdan sökülüp atılırsa Eğer enflasyon canavarına kesif bir darbe indirilirse Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarının zirvesini çıkarsa Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi doğal ve doğru bir tercih Değil midir?Eğerler, biseler…Bu eğerlerin hepsine olumsuz cevap verilir.Kendisinin PKK’yı güçlendirdiği, PKK’ya yasallık sağladığı bir ortamda eğer terör örgütü bitirilirse, bitirilmez.Öyle bir ihtimal yok.Çünkü devlet bahçeli omuz veriyor PKK’ya.Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan üzerinden ve PKK’ya silahsızlanma çağrıları yaptırarak, PKK’ya doğrudan doğruya yasallık kazandırıyor.PKK’yı muhatap hale getiriyor.Abdullah Öcalan’ın değil yalnız silahsızlığının davetleriyle PKK’yı aynı zamanda muhatap hale getiriyor.Muhatap hale getirdiğiniz zaman terörle mücadeleden vazgeçiyorsun.Onun için eğer terör bitirilirse öyle bir ihtimal yok ki onun senaryosunda.Onun senaryosunda terörün kanlandırılması, canlandırılması, alevlenmesi, ateşlenmesi var.İkincisi, eğer ekonomik halkın dertleri çözülürse, manzara hiç öyle değil, kendisi de bu manzaranın yaratılmasında ortak, yani uygulanan ekonomi politikası, Tırgut Ezal’dan bugüne gelen ekonomi politikasıdır ve Türkiye’nin üretim yapısını yıkıma uğratan ekonomi siyasetidir.Bu ekonomi siyasetiyle eğer Türkiye’de ekonomi istikrar kazanırsa, eğer vatandaşın geçim derdi çözülürse çözülmüyor ki.Öyle bir eğer yok, öyle bir şık yok, öyle bir alternatif, öyle bir seçenek yok.Dolayısıyla burada da bir takım söz oyunlarından başka bir şey yok.Ama bence bunlardan daha önemlisi şudur, Devlet Bahçeli çok açık bir şekilde bu Cumhur İttifakı hükümetinin dayanağı olan MHP’yi bitiriyor.oylarını bitiriyor.Örgütünü bitiriyor.Halkta ona olan güveni bitiriyor.İkincisi Kendisiyle beraber AK Parti oylarını da aşağı çekiyor.Bunun sonucu nedir?Bu süreçte tabii buna Türkiye’nin cevabı bir Vatan Partisi’nin anahtar görevi yaptığı bir Milli üretici hükümet oluşturmaktır.Ama şu anda sahnede kimler gözüküyor yasal siyasette ön planda daha çok Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında bulunduğu yanında da Demir ve PKK’nın yer aldığı Atlantikçiler de onun etrafında hepsi toplanıyorlar görüyoruz işte.Bu iki seçenek arasında Atlantikçi bir hükümetin kurulması için Devlet Bahçeli müthiş bir gayret içerisinde.Yani bunu bütün millet görüyor.Bu gayretin nesnel bir tek sonucu olur.Bu Tayyip Erdoğan hükümetinin, Cumhur İttifakı hükümetinin yıkılması olur.Başka bir şey yaptığı yok devlet bahçenin.Konunun tam bam teline de geldik.Şimdi DemParti eş başkanı Tuncer Bakıra’nın konuşmalarına da değineceğiz.Öncelikle bir kısa reklam aramız olacak.Aranın ardından daha da derinleştireceğiz konuyu.Aranın ardından tekrar çıkış yolu devam edecek.Biz biraz farklıyız.Bilimlerizi arıyor, kaybolmayı seviyoruz.Yarınlardan korkmuyoruz.Koltukta pineklemeyi kabul etmiyoruz.Biz Renault Kangoo kullananlarız.Hoş geldin.Kangoo ve onunla gurur duyanlar.Renault Kangoo.Tarımda kadın çiftçilerin sayısı artsa ne fark eder?Topraktan gelen bolluk ve bereketi herkes fark eder.On binlerce kadın çiftçimize kredi vermemiz işte bu yüzden.Çiftçimizin yanında, tarımın yaranında.Ziraat Bankası, bir bankadan daha fazlası.Hayır!Of, yanmış ya.Bana da, bana da, bana da.Bana da, iyi gelir bana da.Bana da, bana da, bana da.U.S.Polo ESSEN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.U.S.Polo ESSEN.Otomotif tamir, ahşap, metal, kompozit, inşaat ve dekorasyon sektörlerine özel ürünler.Zımpara makineleri, toz emiciler ve aksesuarlar.Aşındırıcılar, parlatma ürünleri, özel çözümler.KB Zımpara, çözüm ortağı.kemalbaşaran.com.tr 0266 281 1050.U.S.Polo ASSM.U.S.Polo ESSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.U.S.Polo ESSN.Ne güzel bir manzara.Daha da güzeli VSmart Go yanında.Yolculuğunu eğlenceye dönüştür.İndirdiğin içerikleri kesintisiz izle.İzlemeye doyamadığın belgeselleri kaydet.Üç gün geri sarma özelliğiyle dilediğince özgür ol.Fanatiklere özel yayınlar.Yemeğine lezzet katan efsaneler.Yüzden fazla canlı TV kanalı Türkiye’de ilk defa TOG’da ve dilediğin cihazda.Be smart go ile sevdiğin içerikleri götür gittiğin yere….Bu programda atıyor.Dayatılan değil, gerçek gündemi konuşuyoruz.Ben Bengü Kan Tekin, 17.30’a kadar……size.Yurttan ve dünyadan önemli gelişmeleri aktaracağım.Türkiye’de ve dünyada olan biteni……üreticinin sorunlarını……hayatın içinden gelişmeleri sizlerle buluşturuyoruz.Uzman isimlerle gelişmeleri derinlemesine yorumluyor……çözümleri konuşuyoruz.Haber analizleri yapacağız çok değerli konuklarımızla.Dün dünde kaldı Cancağızım.Artık yeni bir şeyler söylemek lazım.Şimdi Hasbihal zamanı.Ulusal kanat ekranlarında yepyeni bir program.Ekrem Ateer ile Hasbihal.Elmaya dedi alma diyorsun.Bırak dedi.Almayı biz söyleyelim.Düne, bugüne, geleceğe dair ne varsa sanatın diliyle bu programda.Türküler, şarkılar, aryalar, senfoniler ve insan hikayeleri bu programda harman oluyor.Söyleyecek sözümüz, çalınacak sazımız, gidilecek yollarımız var.Ekrem Atayer ile Hasbihal her cuma saat 23’te Ulusal Kanal’da.Merhaba, benim adım Bob Ross.Programımıza hoş geldiniz.Tekrar görüştüğümüze sevindim.Geçmişe bir pencere açıyoruz.Yıllarca televizyonlarda tuvalinin başında gördüğümüz bu kişiyi hatırladınız mı?Belki de burada bizim bir akarsuyumuz vardır.Peki hepimizi ekran başına kilitleyen belki de şurada küçük bir ağaç vardır sözleri.Sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?Yarım saat içinde yaptığı doğa resimleri, hala dünya genelinde yayınlanan programı, hayatı boyunca yaptığı 30.000’den fazla resmiyle en tanınan ressamlardan biri olan Bob Ross artık bu ekranda.Az miktarda kadmiyolu sarısı ve beyaz ekleyebiliriz.Bob Ross’la Resim Sevinci haftanın her günü ulusal kanalda.Kaçırmayın!Reklamların ardından çıkış yoluna devam ediyoruz.Değerli ulusal kanal izleyicileri ve ulusal radyo dinleyicileri Sayın Behan Korkman, İlker Yücel ve Tevfik Kadan’la birlikte ben Çağdaş Cengiz, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçe’ye sorularımızı soruyoruz.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını yorumladı ve bu MHP’yi bitiren AK Parti’yi de aşağıya çeken Ve en nihayetinde hükümeti de karşısına bir Atlantikçi iktidar seçeneği çıkartmanın yolunu açan sonuçlar doğuruyor.Bu hükümeti açık söyleyeyim, yıkmaya yönelik.Daha açık.Nesnel.Ben niyeti okumuyorum, beyninin röntgenini çekmiyorum.Manzaraya bakıyorum, yaptığı işe bakıyorum, pratikten çıkartıyorum.Devlet Bahçeli’nin pratiği bugün, başında Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu hükümetin yıkma pratiğidir.Ne Özgür Özel, ne başkaları, ne de diğer bu hükümete düşman olanlar, Devlet Bahçeli’nin bu hükümeti yıkma konusundaki performans diyorlar da, onun başarımından boy ölçüsecek bir işler yapamazlar.Bu hükümeti yıkmada bugün en hızlı ve en netice alıcı eylemleri yapan, çıkışları yapan devlet Bahçeli’dir.Mesela bakın o kadar oy kaybetti.O kadar oy kaybetti ve partisini bitirmeye götürüyor.Bütün partide bugün hangi MHP’li ile konuşsanız ki ben Önde gelen insanlarla konuşuyorum ondan sonra Eski milletvekilleri ile yeni milletvekilleri ile konuşuyorum gençlik liderleri ile konuşuyorum bizzat Bana bir cümle söylüyorlar MHP bitiriliyor MHP bitti bitiyor Bir tek bunu söylüyorlar Bunu yapan kim devlet bahçeli Şimdi bakın şimdi ısrar ediyor Demek ki bu hükümeti yıkma konusunda gösterdiği gayreti az görmüş.Şimdi o gayreti daha yukarıya çıkıyor.Biz niye bunları saplıyoruz?Biz ise bugünkü koşullarda Amerika Birleşik Devletleri’ni yıkmak istediği Tayyip Erdoğan hükümetinin yerine bir milli hükümet seçeneği daha tam oluşturulmadan bu hükümetin yıkılmasını doğru görmüyoruz.Bir milli hükümet seçeneği oluşturalım.O seçeneğin içinde bütün milli güçler, üretim amaçlı güçler yer alsın, sınıflar yer alsın.Oraya doğru giden bir süreç olsun.Ondan sonra bu hükümetten zaten Türkiye vazgeçecek.Bu hükümet kendisi zaten sonunu kendisi getiriyor.Devlet Bahçeli ile ele ile tutuşarak da sonunu getiriyor.Ekonomi politikalarıyla da sonunu getiriyor.Efendim Ukrayna’yı destekleyen, Suriye ile iş birliğinden kaçınan politikalarıyla da zaten bu hükümet kendi sonunu getiriyor.Ama burada Devlet Bahçeli’nin rolünü hiç rakibi yok yani.Eşi yok devlet bahçenin.Şimdi mesela anket tablolarına bakıyoruz.Arkadaşlarımızdan rica ederim gösterebilirlerse burada da.Mesela bu Ekim ayı anketi.Burada AK Parti yüzde 21.MHP yüzde 6.6.Mesela bir sonraki anketimiz var.Orada da SONAR’ın özel üyelerine gönderdiği anket.Burada da AK Parti %25 Ekim ayında.Şimdi Sayın Hakan Payrakçı’nın bu tartışmalar üzerine yaptığı açıklama var.O da diyor ki ittifak tartışmalarını hayretle izliyorum.Burada ittifak tartışmalarını hayretle izliyorum.Zira böyle bir ittifakın gerçekleşmesi halinde MHP’nin oyu %11’lerden %3’lere, AK Parti’nin oyu %25’lerden %17’lere düşer diyor.Hangi ittifak?Dem Parti’ye el uzatma falan.Daha sonra bunun üzerine Öcalan’ın meclise çağrılması açıklamaları ve ısrarları geldi.Yani daha bunlar yok burada.Benim için önemli olan bu eski tarih değil.Bize yol gösterecek olan ve bize aydınlatacak olan bilgi şudur.Devlet Bahçeli bu Abdullah Öcalan’ın elinden tutan onun meclis kürsünü çıkaran açıklamalarından sonra Milliyetçi Hareket Partisi oyları ne oldu?Var mı elimizde bu tür veriler?Zaten Bayrakçı’nın açıklamaları o.Bu ittifak çabası…Gerçekleşirse, böyle işler olursa burada diyor, oylar hızla düşüyor diyor.%4 mesela düştüğüne dair şey var.İfadesiz.Neyse, bak şimdi bu…Rakamlarla konuşalım.MHP oyları %4 düştü mü diyor.Zaten kaçtan, %7’den, %3’e mi?Evet, %6.6’da.Onun anketindeki %…Evet, 6.6 buradaki asab.Bir sonraki görsel gelirse orada…Kaçtan düştü?Burada MHP 11 10, 10.5 10.5 Ekim ayı anketi.Ondan 6’ya düşmüş.%10 iken 6’ya düşmüş.AK Parti nereden nereye düşmüş?O da 25’ten 17’ye.Burada 25, 17’ye düşer.8 kaybetmiş.Bakın, Devlet Bahçeli bu çıkışıyla AK Parti’ye %8 oy kaybettirmiş, Milliyetçi Hareket Partisi’nde %4.Aslında Milliyetçi Hareket Partisi’nde %50 oranında, yani kendi oyları içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi oylarının yarısını çöpe attırmış, kaybettirmiş.AK Parti oylarında da 28’den kaça dediniz?25’Ten 17’ye.17 %8 yani 38-24 %33’ünü Kendi partisinin oylarının yarısını kaybettirmiş AK Parti oylarınında 3’te birini kaybettirmiş.Bu ne kadar zamanda olmuş?Bir ay içinde olmuş.Toplamda 22-23.Biz diyoruz ya devlet Bahçeli bu hükümeti yıkmak için müthiş, olağanüstü bir gayret içinde.İşte o gayretin sonuçları oylara yansımış.Bu kadar basit.Kayınlarla ilgili de konuşmadı Sayın Bahçeli.Kayınlarla ilgili de herhangi bir vurgu yapmadı.Bunu Bahçeli’nin açmaya çalıştığı sürece bir yanıt olarak mı okuyorsunuz?Tabii öyle bir yorum yapmak gerekirse elini pekakaya uzatan Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’ı meclis kürsüsüne çıkartmak isteyen bir Devlet Bahçeli kayımlar konusunda giriştiği zaman hem arası Abdullah Öcalan’la bozulur hem de el uzatı DEM partisiyle bozulur.Kayımlar konusuna giriyor ama orada çok net bir şey tavrı yok.Ben buradan fazla bir yorum yapmak istemiyorum.Yarın kayyımları da atıp tutabilir yani falan ayrı mesele.Bence bu oralara girmeye hiç lüzum yok.Şu oy verileri Devlet Bahçeli’nin ne yaptığını apaçık ortaya koyuyor.Bir de kayıma ihtiyaç yok.Çünkü Abdullah Öcalan’ı ki meclis kürsüsüne çıkarttığınız zaman bırak kayyum atanmasını Abdullah Öcalan’ı meclise sokuyorsunuz.Bakın o meclis kürsüsüne çıkartmak yalnız gelecek, silahları bırakın deyip tekrar İmralı’ya dönecek değil.O meclis kürsüsüne çıkartmak bir süreç, basit bir silahsızlanma çağrısını oradan da yapar.Mesela o silahsızlanma çağrısı değil.Yani onu meşrulaştırıyor, onu muhatap haline götürüyor.En iddialı ve en cüretkar en cüretkar çıkışı yapıyor.Türk milletinin mahkum ettiği bir bölücü terör örgütü liderini hapishaneden çıkarıp meclis kürsüsüne getiriyor.İmge olarak bunu düşünün.İlle oraya gelmesi falan filan değil.Bütün zihinlerde müthiş bir sarsıntı yaratıyor.Bu kadar iddialı bir tavır.Zaten sadece konuşsun demiyor, Umut hakkından istifade etsin de diyor.Neyse bakın onlara hiç ihtiyacımız yok.Bu kadar iddialı bir tavırdan sonra kayyum konusunda şunu demiş bunu demiş falan bunlar çok ayrıntı kalıyor.Cumhuriyet İttifakı’nın oyları aşağı gidiyor dediniz ama bir yandan da araştırma şirketleri diyor ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyları da aşağı gidiyor, Milliyet İttifakı’nın oyları da aşağı gidiyor.Yani özellikle bu 31 Mart sürecinde ekonomik zorluklarla birlikte milliyetçi muhafazakar oylarını almaya başaran Cumhuriyet Halk Partisi son Esenyurt ve kayyumlara destek vererek bu oyları kaybetti deniliyor.Dolayısıyla ortada hem Cumhuriyet İttifakı aşağı gidiyor hem Milliyet İttifakı yukarı çıkamıyor.Burada hangi oylar büyüyor?Milli devleti savunan, üretim devrimini savunan, Türkiye’nin içine girdiği bu derin krizde, Türkiye’nin bağımsız, başı dik, güçlü bir devletle, güçlü hükümetle üreten bir ekonomiyle çıkmasından yana olan oylar da %50’nin üzerine çıkıyor, ortada toplanıyor.Onlar potansiyel oylar.Yani şimdi Bakın AK Parti’den ve MHP’den vazgeçişle CHP’den vazgeçişin aynı sebepli olduğunu görüyoruz.Bu çok önemli.AK Parti’den MHP’den niye vazgeçiyor?Devlet Bahçeli PKK’yı yasallaştırdığı için Halk AK Parti’den MHP’den kopuyor Peki CHP’den niye vazgeçiyor?CHP’de Dem Partisi ile el ele tutuştuğu için Efendim Esenyurt Belediye Başkanı’nı desteklediği için Kayyum atanmasına karşı çıktığı için bölücülükle beraber olduğu için Demek ki seçmende Türk vatandaşında Türk milletinde Bölücü teröre karşı mücadelede Çok esaslı bir kararlılık var O kararlılık hem CHP’yi cezalandırıyor hem de MHP ve AK Parti’yi cezalandırıyor.Sistem buradan nereye geliyoruz?AK Parti, MHP, CHP ve CHP’nin yanındaki Teferruat ve öbür partiler Bunların hepsi sonuç itibariyle bunları birleştiren nedir?Atlantik sistemidir.Yani Sayın Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız 2014-15’ten sonra özellikle 15-16 Temmuz 2016 gecesi belli ölçülerde FETÖ’yle, FETÖ-Karadyo darbesiyle falan karşı karşıya geldi ve PKK’nın üzerine yürüdü 2015-24 Temmuz hükümet kararlarıyla falan.Ama bu süreçte hep bir bocalaması var, bir denge politikası var.Asya’yla Atlantik sistemi İsyan eden insanlık arasında bir açık belirgin bir tercih yapamıyor.Dolayısıyla sistemden ayrılmıyor.Tayyip Erdoğan’da.Dolayısıyla hangi sistemden ayrılmıyor?Özgür Özel’in sisteminden, Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin sisteminden ayrılmıyor.Onların bağlı olduğu sistemden ayrılmıyor.Veya kendi partisinden ayrılmış olan Abdullah Küller’in, Ahmet Davutoğlu’ların, Babacalar’ın bağlı olduğu sistemden Sayın Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız onlardan da tam ayrılamıyor.Ukrayna politikasında bunu görüyoruz, Suriye politikasında bunu görüyoruz, ekonomi politikalarında bunu görüyoruz.O sistemin içinde hepsi beraber.Toplumda sistemden kopuyor.Sistemin partileri var.Şu veya bir ölçüde sistemi, mesela sistemin bugün Türkiye’de merkezinde en şey partisi kimdir?Dem parti ile CHP’dir.CHP yürütümüdür.Devlet Bahçeli, son hareketleriyle tam böyle balıklama o sistemin merkezinde bir konuma yöneldi ve ona karşı kararlı bir tavır alamayan ve diğer, demin söylediğimiz Ukrayna politikasıyla, Suriye politikasıyla, ekonomi politikalarıyla Atlantik sisteminden ne bir türlü veda edemeyen Tayyip Erdoğan da sistemin içindi.Ama bir de ne var?Halk var.Her iki sistemin içindeki bu iki kutbada isyan eden, onlardan kopan, birinden birine gitmiyor.Eskiden neydi?Biri yükseldi mi, biri alçaldı mı öbürü yükselirdi.Birinden kaçan öbürüne giderdi.Şimdi Türkiye tarihinde bu sistemin iki merkezin ikisine birden tavır alan bir büyük toplum oluşmaya başladı.Bu çok çok önemli.Bu işte Vatan Partisi’nin anahtar görev yapacağı bir tarihsel sürecin en önemli habercisidir.Sayın Genel Başkan Ankara’dan Hasan Yıldız şöyle bir uyarıda bulunuyor diyor ki Sayın Bahçeli, Ahmet Türk’e sahip çıkarak aslında kayıma karşı çıktı diyerek hani onu atlamayın.Bunlar teferruat.O da doğru da ama yani bakın bu ayrıntılara gitmeye hiç ihtiyaç yok.Ama şimdi burada karşılıklı siz şöyle bir kod çözüyorsunuz sonuçta.Kürsülerde ki genel lafların değil de aradaki taktikleri anlatıyorsunuz.Siz ilk çıkış yolu programını burada Bahçeli’nin ilk yaptığı çağrıyı konuşurken de bu analizi kurarken satır aralarını okumuştunuz.Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bahçeli’nin çıkışına özel olarak vurguladığını belirtmiştiniz açıklamasında.Şimdi Şamil Tayyar az önce bir paylaşımda bulundu, çok önemli.Sizin söylediklerinizle de örtüşen ifadeleri var.Devlet Bahçeli’nin Öcalan çıkışından Cumhurbaşkanımızın önceden haberi yoktu.Doğru.Bugün anlıyoruz ki kayyum atamasından da Devlet Bey’in önceden haberi yok.Cumhurbaşkanımız bir haftalık sessizlikten sonra Devlet Bey’e övgüler dizerek önerisini zarifçe rafa kaldırmış, arkasından kayyum atamaları gerçekleşmişti.Bugün ise Devlet Bey aynı zarafetle Cumhurbaşkanımızın adaylığına destek verip Öcalan önerisini tekrarlayarak kayyum politikasına seçecekti.Başka bir ifadeyle fikri ayrılık güllelerini güllere sarıp sarmalayıp karşılıklı olarak birbirlerine atıyorlar.Çok hayra alamet değil.Bu tatlı atışma sorun çözülemezse erken seçimi tetikleyebilir.Bakın son dönem Bahçeli ile yakın çalışan ve Öcalan projesinin fikir babası olduğu konuşulan Mümtazer Türken’e Bahçeli’nin bugün konuşmasının hemen ardından kaleme aldığı yazısında devlet hükümete karşı diye yazdı.Erdoğan ile Bahçeli arasındaki pimpon maçını hükümetle devlet arasında nefes kesen bir karşılaşma olarak takip etmelisiniz diyor.Şimdi bakın burada dolambaçlı ifadeleri bir kenara atıyorum ama temelinde doğru tespitler var.O nedir?Devlet Bahçeli, Tayyip Erdoğan’ın kontrolünde olmayan bir inisiyatif aldı, bir girişimde bulundu.Bunun öyle olduğunu, bütün Tayyip Erdoğan açıklamaları, basında çıkan haberler vs.Sonra Tayyip Erdoğan da çok net bir şekilde açıkladı.Dedi ki, bu girişim dedi, Devlet, bizim Cumhur İttifakı ortağımız olan Devlet Bahçeli’nin girişimi, bu girişim onun öncülüğünde oluyor.Yani ben yokum orada, dedi.Çok açık bir şey.Bu girişim ona aittir, dedi.Devlet Bahçeli öncülüğünde bir girişimdir, dedi.Bu çıkış, dedi.Ben orada yokum, dedi.Onun önceliğindedir dedi.Zaten bir cumhurbaşkanı bir girişimde olursa Cumhur İttifakı içindeki kuvvet dengeleri açısından da Eğer Devlet Bahçeli’nin o girişimde Cumhurbaşkanı varsa öncü Cumhurbaşkanı olur.Cumhurbaşkanı artıcı olmaz bir de kuvvet olarak AK Parti artıcı olmaz.Bir süslü bir Cumhurbaşkanı olsa, Ahmet Necdet Sezer gibi partisi olmayan, gücü olmayan Türkiye Cumhurbaşkanları da gördü.Ama bu yaşadığımız durumda Tayyip Erdoğan bu Devlet Bahçeli’nin yaptığı açılımda yok.Bunu net olarak görelim.Bütün süreçte zaten orada olmadığını gösterdi.Sizin bahsettiğiniz yazarın makalesi ve buna benzer makale gerçeği saptıyor.O da çok çok önemli.Biraz evvel söyledik ya, bu hükümeti yıkmaya gidiyor Devlet Bahçeli diye.Oylar sonuç itibariyle bir ay içerisinde %8 AK Parti oyları düşüyor, %4 MHP oyları düşüyor ama her birinin kendi içerisinde MHP’nin yarı oyları gidiyor.AK Parti’nin de 3’te 1 oranındaki oyları gidiyor.Bu nereye götürür Türkiye’yi?Erken seçime götürür.Bu hükümetin yıkılması da öyle olur.Yani süreç bir darbe ile bu hükümetin yıkılması denendi 2016’da.O olmadı.Ordunun içerisinde Amerika’nın darbe yapacak bir silahlı gücü kalmadı.Şimdi yeniden parlamenter yoldan işte Devlet Bahçeli gibi diyelim bu senaryoda rol alan kişiler değerlendirilerek ondan sonra bu hükümetin sonunu getiren bir senaryonun içindeyiz.Siz az önce dediniz ki Türkiye henüz Erdoğan sonrası hükümete hazır değil.Yani bir hazırlık yapmadı.Milli Kuvvetler açısından söyleyelim.Ben şunu net olarak görüyorum.3-4 yıl içinde, belki 2 yıl içinde, bu süreç çok da hızlandı.2 yıl içinde de olur, 1 yıl içinde de olabilir.1 yılda 4 yıl arasında bir fark yok tarihsel süreçlerde.Bu kadar önemli.krizin derinleştiği bir durumdayız.Burada bir milli üretici seçenek oluşacak.Milli devleti güçlendiren ve üretim devrimini başaracak bir seçenek.Bunun oluşacağını görüyoruz.Dumanları gözüktü, ufuktan geliyor gemi.Bunu görüyoruz ama şu anda daha limana yaklaşmış değil.Peki şu an hükümet Şu an hükümet ne yapmalı?Ne yapmalı hükümet kendisine yönelik bu yıkıp yıkma girişimini bertaraf etmek?Ben onları bırakıyorum, kendileri bilir.Ben onlara akıl verecek bir insan değilim.Burada tabi ben ancak izah edebilirim, açıklayabilirim Sayın Cumhurbaşkanımızın tutumunu.Sayın Cumhurbaşkanımız devlet bahçeli elinden kurtulur giderse kendi yıkılacağını görüyor.Ama şu anda Cumhurbaşkanımız görmüyor mu, devlet bahçeliğinin el ele tutuştuğu için devlet bahçeliğiyle kendisi yıkılmaya gidiyor.Burada bir yanlış tercih yaptı Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız.Hangi tercih yaptı?Kalktı, kendi sağındaki, kendi emperyizme, kendinin ve emperyizm arasındaki bazı kuvvetleri Hüdapar gibi Yeniden Rafah Partisi.Onlara yöneldi.Çağrı’yı orada aradı, parlamentarist, oy seçmen şeyleri dışında.Orada da şimdi ilk defa bir bilgi açıklayacağım.Devlet Bahçeli’nin sözüne uyarak Vatan Partisi ile işbirliği yapmadı.Bu da çok önemli.Vatan Partisi ile Devlet Bahçeli, Vatan Partisi’nin Seçimde Cumhur İttifakı içinde yer almasını Devlet Bahçeli Önledi, sabot etti.Bahçeli istemedi yani?Evet.2023 Haziran seçimleri öncesinde.Önledi.Şimdi bakın o zamanki tavrı ile bugünkü tavrı arasında da bir Devlet Bahçeli’nin beraberlik görüyor.Ama Hüdaparı önlemedi.Yani Hüdapar’ı önlemeyen, Hüdapar’la yan yana tribünlere çıkan Bahçeli değil mi?İnadına da onun yanına koydular.O çeşitli fotoğraflara bakın, Cumhur İttifakı fotoğraflarına.İnadına o fotoğraflarda Devlet Bahçeli ile Hüdapar Başkanı’nı yan yana koydular.Hatta böyle biraz rahatsız olduğunu da belli eden pozlarda görünüyor Devlet Bahçeli.Ama oralarda ya ne oluyor?Bu Hüdapar bölücü, bunlar Şeyh Said’in, Seyit Rıza’nın arkasından gidiyor.Açıkça bölünmeyi şey yapıyor, destekliyor falan ona bir tavır almadı.Devlet Bahçeli.Ve dolayısıyla burada çok yanlış bir tercih yaptı Tayyip Erdoğan.Kalktı işte oralardan oy toplarım falan diye.Şimdi biraz evvel sizin rakamlarla verdiğiniz artık yüzde ellilere varmış olan o esas deri Türkiye’ni temsil eden yani teröre karşı olan o büyük çoğunluğa yönelen bir çizgi ve bir strateji kurmadı.Sayın Tayyip Erdoğan.Onun şimdi faturasını ödüyor.Şimdi de benzer girişimlere yönelebilir mi?Yani MHP gidiyor o zaman yanıma İYİ Parti’yi alayım, yanıma işte acı hava alır mıyım CHP’nin bir kısmını gibi.Yani yine parlamenteri sistemi…Bakın burada mesele onu alayım bunu alayım rakam işte şu kadar oy bu kadar milletvekili falan böyle bu kafayla Türkiye’den kimse bir yere varamaz.Burada şu, doğru bir programı önüne koyması.Burada mesele program meselesi.Buradan Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız, üretim odaklı bir ekonomi ve Suriye ile silahlı işbirliği yapan bir pratik teröre karşı bir pratik uygulama ve dostlarıyla buluşmayı hedefleyen yani Ukrayna cephesinde Rusya ile buluşan, güneyimizdeki cephede Suriye ile İran’la buluşan bir dış politika, bunlara yönelmediği sürece oy cambazlıkları, oradan şu kadar alır mıyım, bu kadar, hiçbir çıkış yok.Bu tür tarihsel süreçlerde o tür cambazlıkların hiçbir şekilde etkisi olmaz.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına bir nevi, onun bir yankısını da bugün Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırahan’dan duyduk.Şöyle ifade ediyor, ”Sayın Bahçeli, bize uzattığın eli biz tuttuk ama ortağın baltaladı.Bize uzattığın elde sorun yok, eli baltalayan ortağında sorun var.”.Bakın şimdi yani neredeyse Sayın Tuncay Bakırhan bizim yaptığımız analizleri doğrulamak için birden sahneye fırlamış.Bir kere ne diyor?Devlet Bahçeli’nin uzattığı eli yakalıyor.Yakalıyor, bu çok önemli.Ve bu bir gerçek.İki, kimi suçluyor?Ortağını yani Tayyip Erdoğan’ı suçluyor.Ve bu nereye gider?Devlet Bahçeli’yi Tayyip Erdoğan’a koparıp Tayyip Erdoğan’ı devirme.Yani aslında Atlantik sisteminin önümüzde içine girdiğimiz süreçteki stratejisini Tuncay Bakaran çok güzel açıklamış.Devlet Bahçeli’yi yanlarına çekip Tayyip Erdoğan’ı devirmek.Burada artık Devlet Bahçeli’yi yanlarına çekmelerinden kasıt onlarla beraber seçime girmesi onun oyları değil.Zaten şu anda Devlet Bahçeli Tayyip Erdoğan’ı yıkan senaryonun baş rolündeki kişi olarak onların yanında.Yani CHP yönetiminin, Tuncay Bakırhanlar’ın bugün istediğine ve Amerika’nın, Amerikan emperyalizminin, İsrail Siyonizminin Türkiye’de istediğine kendilerine bağlı bir hükümet kurmak.Onu kurmak için de Tayyip Erdoğan’ı devirmek.Burada da işte Devlet Bahçeli baş rolde çıktı.Tayyip Erdoğan hükümetini devirme senaryosunun başrolünde sahneye itilen kuvvetin Devlet Bahçeli olduğu bütün bu süreçte apaçık ortaya çıktı.Tuncay Bakırhan da onu çok açık sözlerle ifade ediyor.MHP Genel Merkezi’nden bazı kaynaklarla görüştük Sayın Genel Başkan.Bu kararı Bahçeli nasıl aldı ilk açıklamayı diye.Dört ayrı kişiyle konuştuk ve dördünden de aldığımız bilgi şu, organlarda konuşulmadı.Bu karar nasıl peki?Bu karar size söyleyeyim mi?MHP organlarında konuşulmadı ama Amerika Derin Devleti’nin organlarında bu karar alındı.Organsız bir karar yok gibi.Ama yani Devlet Bahçeli’yi sahneye iten kararın kökünde ne var?Tayyip Erdoğan’ı yıkmak kimin bugün politikası, hedefi?Amerika Birleşik Devletleri.Zaten ta 2000…20 yılının Ocak ayındaki o meşhur yükselen Türkiye’deki Milliyetçi Dalga diye 260 sayfalık raporda Tayyip Erdoğan’ı yıkma stratejisi açıklanıyor.Hatta şu yazıyordu orada Artık darbeyle değil, parlamenter yoldan yıkacağız.Onun için organ kararı var da Organ MHP’nin organı değil.Yani burada artık açık konuşmak zorundayız onu söyleyeyim.Buradan Sayın Tayyip Erdoğan nasıl çıkacak?Buradan Sayın Tayyip Erdoğan, tabi biz Sayın Cumhurbaşkanımıza Bir öneride bulunacak konumda değiliz.Vatan Partisi’nin genel başkanıyım.Ve Türkiye’de AK Parti’nin Doğru yola gelmesine Muhtaç ve mecbur değil onu da söyleyeyim.doğru yola gelse AK Parti çok iyi olur, ayrı mesele.Ama AK Parti doğru yola gelmedi diye Türkiye bu çırpınmalar içerisinde batıp gitmez.Buradan yine en büyük çıkışı yapar.İstiklal Savaşı döneminde de bakın böyle şeyler oldu.Atatürk’ün o zaman İstanbul Hükümeti’nin kendine yakın Ali Rıza Paşa Hükümeti, Damat Ferit Paşa’ya karşı, Tevfik Paşa’ya karşı falan kendine yakın insanlarla ilişkileri oldu.Hatta Salih Paşa’yı Amasya’ya getirdi, onunla orada protokol yaptılar.Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa ile Ali Rıza Paşa ile falan Ankara Hükümeti’nin devamlı ilişkileri vardı.O ilişkiler sayesinde o süreç ilerlemedi.Onun için biz böyle Tayyip Erdoğan’dan falan medet umacak değiliz.Onun doğru bir yere gelmesi tabii çok iyi olur.Üretim odaklı Milli Devleti ayağı kaldıran, güçlendiren cephede olması Sayın Tayyip Erdoğan’ın çok çok iyi olur.Ama olmazsa da Türkiye’nin geri çaresi var.Onsuz çözümler olur.ve ona karar verecek Sayın Cumhurbaşkanım.Tarihsel benzerliklere de dikkat çektiğiniz, hatta ilk başta programımızın demokrasi bölücülüğe karşı mücadelelerle gelmiştir demiştiniz.Tuncer Bakır’ın çok çarpıcı ve ses getiren bir açıklaması daha oldu.Aslında bugünkü süreci değerlendirirken, tarihsel olarak Şeyh Said’lere, Said Rıza’lara bağlanan bir açıklama.İsterseniz onu bir izleyelim.Çünkü bugünü anlamak açısından da, tarihsel bir bakış açısıyla olayı kavramak açısından da yararlı olacaktır.Rejimizden rica edelim eğer Tuncer Bakır’ın açıklamaları.Bu kayıncılara, bu talancılara borç verecekler.Çok iyi bilsinler ki Seyit Rıza ne yaptıysa, Seyit Sait ne yaptıysa, mazlumlar, denizler, sayfiyeler ne yaptıysa Bir şansı, bir şansları da onların yaptığını yapacaktır.Ne onların kayıbı, ne zulüm politikalı, ne yalanları, ne ileleri bizlere diz çökmeyeceklerdir.Seyit Rıza’nın dediği gibi sizler yalan duvarınızla bizleri diz çöktüremezsiniz diyordu.Biz diyoruz ne yalan, ne talan, ne zulüm asla Ergin’de, Ahmet’te Kürt coğrafyasının hiçbir toprağında bizleri yıldıramayacak, bizlere diz çöküremeyecektir.Utanmaz herifler, bu üçüncü dönemdir kayın atıyorsunuz.Kayın politikanız Kürtlerle karşılığını bulmadı.Seçimdeki politikanız kaybetti.Seçimde inkar politikanız kaybetti.Ne talan, ne yalan.Net bir şekilde nasıl olduğunu gördük, dinledik.Yani diyor ki bugün de bu kayyumun karşısında Şeyh Said, Said Rıza ne yaptıysa ona bir de sakineleri de ekliyor, denizleri de ekliyor hepsini birleştirerek bugün de Kürtler, Türkiye halkları diye aynı tavrı gösterecektir diyor.Tabi bu kürse önemli.Şimdi bakın kardeşim.Şeyh Said, Seyit Rıza Atatürk’e ne yaptıysa sorusu belli.Ama onların sonu ne oldu?O soru daha önemli.Şeyh Said ve Seyit Rıza’yı kendisine idol kabul eden, ondan sonra onun bayrağını açanlar, Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın sonunu paylaşırlar.O sonları herkes biliyor.Burada şunu belirtelim, Türkiye’nin en demokratik eylemi yakın tarihteki yani İstiklal Savaşı’ndan sonra en büyük eylem İstiklal Savaşı’ydı demokrasi için.Ama İstiklal Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin en demokratik eylemi Seyit Rıza, Şeyh Said isyanlarının bastırılması eylemidir.Çünkü o sayede Türkiye’de demokrasi ilerledi Atatürk döneminde.Seyit Rıza ile Şeyh Said neyi temsil ediyorlardı?Neyi temsil ediyorlardı?İngiliz emperyalizmini, toprak ağalığını, şeyhliği, kadınların saçlarından sürüklenerek götürülmesini, yani ben burada kendimi uydurmuyorum bunu.Hatta rahmetli Tunceli milletvekilimiz Kamergenç de bunu çok söylemişti, bir köye gittik dedi.Ondan sonra işte bir gençler falan Seyit Rıza falan filan deyince ihtiyarlar kalktı, sen ne diyorsun yahu dediler.Sen ne diyorsun?Bizim köyümüze Seyit Rıza’nın falan filan adamları, atlarla falan geleceği zaman biz kadınları ahırlara, şuralara, buralara saklıyorduk, işte ağaçların arkasına falan gönderiyorduk.Kadınları saçlarından sürükleyip götürüyorlardı değil mi?Bunu Kamergenç bir Tuncelili olarak.orada söylüyordu.Yani onların bastırılması yalnız Türkiye’nin toprak bütünlüğü, cumhuriyet, Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlemesi değil, toplumsal ilişkiler açısından baskın yapan, yağma yapan, Bütün çevresindeki köylere falan gidip, onların atlarını, koçlarını, koyunlarını, davarlarını, danalarını, öküzlerini sürükleyip götüren bir şey.Askere gitmeyen, cumhuriyete karşı çıkan, İngiliz Enpezmi ile iş birliği yapan değil mi?Kuntay Göcüm İngiliz şeylerinden herkes biliyor ama en son çeşitli mektuplarını buldu.Seyit Rıza’nın İngiliz hükümetine yazdığı falan.Bunların hepsini biliyoruz.Dolayısıyla Şeyh Saidlerin ve Seyit Rıza’ların Cumhuriyet tarafından Atatürk’ün kılıcıyla bastırılması Türkiye’de demokrasinin ilerlemesinin en önemli eylemidir.Türkiye’yi şeyhlikten, ağalıktan, beylikten kurtaran o sürecin en önemli eylemleridir ve onlar aynı zamanda o bölgede de aşiret reisliğinin tasfiyesi ve aşiret topraklarının meşhur şey kanunuyla, bir dakika söyleyeyim, aşiret topraklarının ondan sonra fakir köylülere ve ortaali köylülere dağıtılması bir takım toprak reformlarını da getirmiştir o.onların bastırılması, Seyit Rıza ve Şeyh Saidlerin bastırılması aynı zamanda fakirlere, orta köylülere toprak dağıtma gibi bir takım reformcu toprak uygulamalarını da getirmiştir.Ama en önemlisi şu, eğer böyle meydan okurlarsa, Ve Şeyh Said’in Seyit Rıza’nın arkasından giderlerse o gittikleri yolun sonunu iyi incelemeleri lazım.Türkiye o kabiliyeti bugün çok daha fazla sahiptir.Yani FETÖ’nün 15-16 Temmuz’da başına gelenleri görüyoruz.Ve hiçbir zaman bu Amerika’yla birlikte, İsrail’le birlikte Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne Türk-Kürt kardeşlerine silah çekenlerin peşinden Kürt halkı gitmeyecektir.Ben de buradan onlara sesleniyorum.Kürt kardeşlerimiz, Kürt halkı, Kürt köylüsü, Türkiye’nin her yerinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız bu maceracılığın Şeyh Said ondan sonra Seyit Rıza takipçiliğinin peşinden gitmeyecekler, girdikleri yollarda yalnız kalacaklardır.Ve cumhuriyetin kılıcıyla karşı karşıya kalacaklardır.Cumhuriyete kılıç çeken cumhuriyetin kılıcıyla karşı karşıya kalır.Madem kılıç çekiyorlar, PKK’nın ondan sonra gölgesi altına giriyorlar ve maden burada isyan bilmem ne çağrılarında bulunuyorlar.O isyanların sonucu, madem kılıçla sorunları çözmeye kalkıyorlar, o kılıçla sorunu çözecek Türkiye’nin gücü var.Fazlasıyla var.Amerika’ya bilmem ne de güvenmesinler.Amerika onları kurtaramaz.Tuncay Bakırhanları Amerika ve İsrail’i kurtaramaz buradan ilan ediyorum.Bu çok çarpıcı açıklama devam ettiririz ama bir reklam aramız olacak.Reklamların ardından yine konuşacağız.Cumhuriyetin kılıcı.Şeyh Saidlerin Seyit rızalarının üstüne bir demokrasi eylemi olarak indi dediniz.Ama bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin yan yana olma meselesini onlarla da reklamdan sonra konuşalım.Seyretmeyin şu topu, topun peşinden koşun diyorum size!Arkadaşım bak bana, Türk Telekom gel tanışalım tarifelerine geçenler fiber mobiliteyi 2A ücretsiz deneyebiliyor.Top sende, anlat herkese.Yok hocam, ücretsiz olur mu hiç?Arkadaşım ücretsiz diyorum, anlatsana!Yani 2A istediğimi yapabiliyor muyum?Evet, ilk iki fatura Türk Telekom’dan, tarifendeki her şeyi de istediğin gibi kullanabiliyorsun.İstediğimi arayabiliyor muyum?Görüntülü ama.Sosyal medyaya girebiliyor muyum?Para vermiyor muyum?Arkadaşım, vermiyorsun para falan.Yok hocam, olmaz öyle şey.Arkadaşım, inanmıyorsan dene.Denemesi bedava.Mantıklı.Basket!Siz de gel tanışalım tarifelerine geçin.FİBER MOBİLİTİ’yi deneyin.Üstelik ilk iki faturanız TÜRK TELEKOM’dan.FİBER’in gücü şimdi cepte.Çok mantıklı.TÜRK TELEKOM FİBER MOBİLİTİ!US Follow ASSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 350’den fazla müze, ören yeri ve milli saraylarda geçerli müze kartı artık E-Devlet’ten başvurabilirsiniz.E-Devlet üzerinden sıra beklemeden kolayca sahip olabileceğiniz, ziyaretlerinizde dijital olarak kullanabileceğiniz müze kartla ülkemizdeki müzeleri ve ören yerlerini bir yıl boyunca doyasıya gezebilirsiniz.Müze kartınızı hemen alın, Türkiye’nin tarihi ve kültürel hazinelerini keşfe çıkın.Ayrıntılı bilgi ve Dijital Müze Kart E başvuru rehberi için muze.gov.tr.Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı.U.S.Polo ESSEN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.Trendyoldayım Seni bu dünyada en çok kim sever Trendyol tabii ki Her gün bu süper alışveriş günlerinde de Süper fırsatların adresi Trendyol tabii ki Trendyol tabii ki Benim adım Bob Ross.Programımıza hoş geldiniz.Tekrar görüştüğümüze sevindim.Geçmişe bir pencere açıyoruz.Yıllarca televizyonlarda tuvalinin başında gördüğümüz bu kişiyi hatırladınız mı?Belki de burada bizim bir akarsuyumuz vardır.Peki hepimizi ekran başına kitleyen belki de şurada küçük bir ağaç vardır sözleri.Sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?Belki tam burada yaşayan küçük bir bitki de vardır.Yarım saat içinde yaptığı doğa resimleri, hala dünya genelinde yayınlanan programı, hayatı boyunca yaptığı 30.000’den fazla resmiyle en tanınan ressamlardan biri olan Bob Ross artık bu ekranda.Az miktarda kadmiyolu sarısı ve beyaz ekleyebiliriz.Bob Ross’la Resim Sevinci haftanın her günü ulusal kanalda.Kaçırmayın!Dayatılan değil, gerçek gündemi konuşuyoruz.Ben Bengü Kantekin, 17.30’a kadar size yurttan.Ve dünyadan önemli gelişmeleri aktaracağım.Türkiye’de ve dünyada olan biteni, üreticinin sorunlarını, hayatın içinden gelişmeleri sizlerle buluşturuyoruz.Uzman isimlerle gelişmeleri derinlemesine yorumluyor, çözümleri konuşuyoruz.Haber analizleri yapacağız çok değerli konuklarımızla.Bengül Kantekin’in hazırlayıp sunduğu gündemin nabzı hafta içi her gün saat 15’te Ulusal Kanal’da.Dün dünde kaldı Cancağızım.Artık yeni bir şeyler söylemek lazım.Şimdi Hasbihal zamanı.Ulusal kanat ekranlarında yepyeni bir program.Ekrem Ateer ile Hasbihal.Elmaya dede alma diyorsun.Bırak dedi.Almayı biz söyleyelim.Düne, bugüne, geleceğe dair ne varsa sanatın diliyle bu programda.Türküler, şarkılar, aryalar, senfoniler ve insan hikayeleri bu programda harman oluyor.Söyleyecek sözümüz, çalınacak sazımız, gidilecek yollarımız var.Ekrem Ataerle Hasbihal her cuma saat 23’te Ulusal Kanal’da.Kitaba dair her şey bu programda.yazarlar, yayın evleri, çevirmenler, sahaflar, kitap emekçileri.Türk Edebiyatı’nın önemli isimleri, güncel tartışmalar, edebi üretimdeki sorunlar ve çözümler.Okumaya, yazmaya dair her şey Ece’de.Ece, Atayer’in hazırlayıp sunduğu Ece, her pazar saat 16’da Ulusal Kanal’da.Merhaba, benim adım Bob Ross.Programımıza hoş geldiniz.Tekrar görüştüğümüze sevindim.Geçmişe bir pencere açıyoruz.Yıllarca televizyonlarda tuvalinin başında gördüğümüz bu kişiyi hatırladınız mı?Belki de burada bizim bir akarsuyumuz vardır.Peki hepimizi ekran başına kitleyen belki de şurada küçük bir ağaç vardır sözleri.Sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?30 saat içinde yaptığı doğa resimleri hala dünya genelinde yayınlanan programı hayatı boyunca yaptığı 30.000’den fazla resmiyle en tanınan ressamlardan biri olan Bob Ross artık bu ekranda.Az miktarda kadmiyolu sarısı ve beyaz ekleyebiliriz.Bob Ross’la Resim Sevinci haftanın her günü ulusal kanalda.Kaçırmayın!Reklamların ardından çıkış yolu devam ediyor değerli ulusal kanal izleyicileri ve ulusal radyo dinleyicileri.Sayın beyhan korkman, ilker yücel, tevfik kadan ve ben çağdaş cengiz vatan partisi genel başkanı doğu perinçeye sorularımızı soruyoruz.En son dem parti eş genel başkanı tüncer bakaranın konuşmasını izlemiştik ve dikkat çeken.açıklamalar çarpıcı açıklamalar da bulundunuz sizde ama bir çarpıcı noktada şu kendisinden sonra o kürsüden o otobüsten konuşan kişi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturan kişi o koltuk değil.Alakası yok Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu o kadar onlara kalmış değil yani o devrimin koltuğu Yani o devrimin koltuğuna karşı devrimciler, Amerikan empezmi ve İsrail siyonizmi ile birlikte hareket eden şey Seyit Rıza’nın otobüsüne binenler, Atatürk’ün koltuğunda olamaz.Yani şu bakın, gösterecek misiniz CHP’yi?Özgür Özel’in konuşmasını koymadık, hazırlamadık ama o kursla konuştuğunu biliyoruz.Özgür Özel hangi otobüste Seyit Rıza ve Şeyh Said’in otobüsünde.O otobüsün nereye gittiğini biliyoruz.O bugünkü bindikleri otobüsle Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın otobüsü arasında ne fark var?Şeyh Said ve Seyit Rıza İngiliz emperyalizminin otobüsüne binmişlerdi.Bugün Tuncay Bakırhanlar ve başka kimler varsa o Dem Parti’nin falan filan ve PKK’nın şeyleri, elebaşıları, onlar da Amerikan emperyalizminin ve İsrail Siyonizmin otobüsüne binmiş durumdalar.Yani İngiliz otobüsünden Amerikan ve İsrail otobüsüne binmiş durumdalar.Ama her iki otobüste nereye gidiyor?Çöküşe gidiyor.Her iki otobüsün sonu da aynı.Seyit Rıza’nın ve Şeyh Said’in sonlarını herkes biliyor.Onlar herkesten daha iyi biliyor.Ve ben burada Mardin halkımıza, Diyarbakır halkımıza, Urfa halkımıza, Şırnak halkımıza.Bütün Kürt vatandaşlarımıza sesleniyorum.ihanet yoluna girmiş olan Amerika’nın güdümündeki, İsrail’in güdümündeki bu PKK yandaşı, bu Tuncay Bakırhanlar ve başka kimler varsa bu Dem Parti yöneticilerinin arkasından sakın gitmeyin.Bu yol Amerikan yoludur, bu yol İsrail yoludur.Bu yol bütün Müslümanlığa, insanlığa düşmanlık yoludur.kendi milletimize, kendi halkımıza silah çekme yoludur.Burada kendi halkımız, kendi milletimiz derken, Türk’üyle, Kürt’üyle, Sünnisiyle, Alevisiyle bütün milletimizi ifade ediyorum, belirtiyorum.Bunları yalnız bırakıyorsunuz, sizleri kutlarım.Bakın Mardin’de bütün milleti çağırdılar, ettiler falan bir avuç adam toplayamadılar.Yani bütün Mardin milletvekillerini getirseler oraya PKK’nın, ondan sonra o kadar.İşte onların da 2-3 tane de Hısmı bilmem nesi yakını gelmiştir.Onlar bile gelmez.Adam toplayamıyorlar.İhanetin arkasından gidecek Kürt bulamıyorlar, bulamayacaklar.Bunları yalnız bırakmak en akıllıca çözümdür.Bunları girdikleri kanlı yolda Amerikan yolunda, İsrail yolunda yalnız bırakmak Kürt halkına bugün yapılabilecek en büyük hizmettir.Ve Türk milletine, bütün vatanımıza Kars’ından Van’ından Muğla’sına ve Kırklareli, Nedirnes’ine kadar bütün vatanımıza yapılacak en büyük hizmet bunları yalnız bırakmaktır ve yalnız kalıyorlar.Ve yalnızlıkları içinde boğulacaklar.Bu Denparsi yöneticileri Bu PKK yöneticileri Türkiye’ye silah çektikleri için Kendi kardeşlerine silah çektikleri için Ellerine Amerikan silahı aldıkları için Ellerine İsrail silahı aldıkları için Kendi yalnızlıkları ve ihaneti içinde boğulacaklar.Onun için Bir an evvel onları o ihanetten Bu kendi kardeşiyle kavgalı yoldan vazgeçmeye davet ediyorum.Ellerindeki Amerikan silahlarını atsınlar.O PKK’nın verdiği silahlar Amerika ve İsrail’den aldığı silahlardır.Onun için PKK terörünün kurbanı olan insanlara, gençlere sesleniyorum.Elinizdeki Amerikan silahını atın.elinizdeki İsrail silahını atın, gelin, kendi kardeşlerinizin, kendi milletinizin yanına, geçin ve Türkiye’nin silahlı güçlerine, devlet güçlerine gelin, katılın, onların yanında yer alın, bakın teslim olun da demiyorum.gelin, onların yanında yer alın.Türk yargısının kararları aynı zamanda sizin kurtuluşunuz anlamına gelmektedir.Aksi takdirde o şeyh Said’lerin, Said Rıza’ların sonunu paylaşmak kurtuluş değildir.Kurtuluş değildir, ihanettir ve ölümdür.Ama Türk milletiyle beraber, Türkül kardeşliğinde, Alevi-Sünni kardeşliğinde cephe tutmak, yer almak o yüce bir tavırdır.Ve o aynı zamanda biricik kurtuluş, biricik özgürlük, biricik demokrasi, biricik refah yoludur.Yeni konuyla ilgili devam edelim.Sayın Hakan Fidan’ın bu hafta dikkat çeken açıklamaları oldu.Hürriyet gazetesine bir mülakat verdi ve Suriye ile iş birliğini yokuşa süren ifadeleri oldu.Kısaca açıklayayım isterseniz hatırlatayım açıklamalarını.Diyor ki Sayın Hakan Fidan, Türkiye bu çatışmasızlık ortamında rejimin ve muhaliflerin üzerinde anlaşabilecekleri bir siyasal çerçeveyi oluşturmalarını görmek istiyor.Suriye açısından sahici bir konuşma Suriyeli muhaliflerle olmalı.Bizim temennimiz Esad’ın kendi muhalefetiyle anlaşması.Ancak anladığımız kadarıyla kendisi ve ortakları muhalefetle anlaşmaya ve büyük bir normalleşmeye hazır değil.Bu açıklamaları üzerine sizin de bazı değerlendirmeleriniz olmuştu.Arzu ederseniz bu konuyu biraz daha açalım ve değerlendirelim.Şimdi birincisi uluslararası hukuk bakımda Türk Devleti’nin gelenekleri bakımından, imparatorluk kültürü ve devrim kültürü bakımından bir komşumuza gidip de sen muhaliflerinle anlaş dayatmasında bulunmak ve bunu şart koşmak O geleneklere ihanettir.Yani Sayın Dışişleri Bakanımız ama ben burada Sayın Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutuyorum.Cumhurbaşkanının haberi olmadan bu tür konuşmalar yapılabilir mi?Bilmiyorum.Ama burada anladığıma göre Tayyip Erdoğan hükümetinin politikası var.O muhalifler kim?Suriye’nin muhalifleri kim?Suriye’nin muhalifleri Amerikancı ve İsrailci değil mi?Suriye’deki muhalifler Amerika ve İsrail güdümünde Sayın Beşer Esad yönetimini devirmek için çalışıyorlar.Peki siz o muhaliflerle nasıl PKK’yı ortadan kaldıracaksınız o muhaliflerle anlaşan bir hükümetle?Daha sonra da Sayın Dışişleri Bakanımız açıklamasında diyor ki biz diyor Üçte birini Suriye’nin PKK kontrol etmektedir bundan hiç memnun değiliz ve PKK’yı Türkiye Suriye silahla iş birliği yaparak temizlese şahane olur gibi iyi olur gibi sözler ediyor.Ama bunu şu şarta bağlıyor muhaliflerle anlaşıp gelin PKK’yı temizleyelim.Onların anlaştığı muhalifler PKK’nın dostları Suriye’deki muhalifler.O.İslamcılık bayrağı altında Amerika’nın ve İsrail’in hizmetinde olan PKK dostları, siz PKK dostu olan Amerikancı, İsrailci güçlerle anlaşmasını sağlayarak Suriye hükümetinin PKK’yı ortadan kaldıracaksınız.Tamamen mantıksız, çelişkilerle dolu olan bir açıklama Sayın Hakan Fidan’ın açıklaması.Fakat Az dikkat çeken bir başka şey var.İki yerde Suriye yönetimi ve rejim diyor da, tabi orada da ciddi olmayan bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmayan bir rejim sözüdür gidiyor.O rejim demek çok yanlış.Onlar Birleşmiş Milletler’in bütün tanıdığı ve bütün dünyanın tanıdığı Suriye’nin devleti, hükümeti.Ona Suriye hükümeti, Suriye devleti diyeceksin.İstersen karşı ol.İsrail’e rejim diyor mu Sayın Dışişleri Bakanımız?Amerika’ya rejim diyor mu?Sayın Tayyip Erdoğan Amerika’ya rejim diyor mu?Ama onlar Erdoğan rejimi diyor.Neyse Erdoğan rejimi diyor Amerika, İsrail ama Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Dışişleri Bakanı ne Amerika’ya ne İsrail’e rejim diyemiyor.Ama İsrail’e rejim diyor.İsrail’in suçu ne günahı ne?Pardon affedersiniz Suriye’ye rejim diyor.Suriye’nin günahı ne?Suriye’nin günahı Amerika’ya kafasını dik tutmak Amerika’nın yaptığı bütün karışıklıklara ve kışkırtmalara karşı Kahramanca mücadele etmek Amerika’nın yıkamadığı bir hükümet Hakan Fidan’ın rejim dediği hükümet 2010 yılından beri 14 yıldır Amerikan emperyalizminin ve İsrail siyonizminin yıkamadığı bir hükümet Sayın Hakan Fidan’ın rejim dediği, Sayın Tayyip Erdoğan’ın rejim dediği hükümet, İsrail’i sürekli bombardıman ettiği, işgal etmek istediği Suriye hükümeti.Siz kime rejim diyorsunuz?İsrail dostu musunuz?Amerikan dostu musunuz?Nesiniz?Bir kere önce bu kimliğinizi belirleyin.Bu devamlı denge politikaları, biraz Amerika’ya, biraz Asya’ya vs.Artık bunların bittiği bir süreçteyiz.Onun için çok açık konuşmak zorundayız.Ve o rejim ortaklarından bahsediyor.İki yerde.Bu kamuoyunda fazla dikkat çekmedi.Rejim ve ortakları dedi, bir türlü muhalefette, Suriye’nin muhalefetiyle iş birliğine gelmiyor.Suriye devletinin hükümetinin ortakları kim?Yani kimi kastediyor?İran’ı kastediyor ve Rusya’yı kastediyor.Hakan Fidan Sayın Dışişleri Bakanımızın bu açıklamasında aynı zamanda ne var?Türkiye’yi İran ve Rusya’dan koparan bir eğilim de var.Çünkü Suriye ile beraber aynı zamanda Rusya devletini ve İran devletini de karşısına alıyor.Ortakları ortakları falan diyerek.Bu politikayla siz nereye yuvarlanırsınız?Sayın Hakan Fidan Sayın Cumhurbaşkanımız siz İran’ı, Rusya’yı ve Suriye’yi birlikte karşınıza alan siyasetle nereye yuvarlanırsınız?Bir tek yer var yuvarlanacağınız.Onu da söyleyelim mi?Amerikan’ın ve İsrail’in güdümüne yuvarlanırsınız.Başka gidebileceğiniz bir yer yok.Onun denetimine yuvarlanırsınız, gidebileceğiniz bir yer yok.O da size Devlet Bahçeli’nin şu andaki kurduğu stratejinin tam çukuruna gönderir.Yani yıkılmakla sonuçlanır bu.Sonuç itibariyle Rusya’ya tavır alan, İran’a tavır alan, Suriye’ye tavır alan bir hükümet Amerika’ya yaranabilecek mi zannediyor?Amerika’ya yaranamazsınız.Sayın Hakan Fidan, Suriye rejimi ve ortakları gibi ifadelerle İran’a, Rusya’ya dokundurarak Amerika’ya ve İsrail’e yaranamazsınız.Amerika ve İsrail’in Türkiye’de has adamları var.Siz onlarla yarışa kalkarsanız o yarışı kaybedersiniz, Amerika’ya yaranamazsınız.Burada da ne oluyor?Tayyip Erdoğan hükümetini devirme planı karşısında dik duramayan ve uluslararası boyutta cephe tutamayan bir Dışişleri Bakanı var.Bundan sorumlu olan bir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan var, çok açık söyleyeyim.Bu siyasetle Suriye ile işbirliği yapma gibi bir fırsat önümüze gelmiş.Bunun bir fırsat olduğunu ben içinde bulunan Vatan Partisi Genel Başkanı olarak söylüyorum.Yani biz yıllardan beri İran’la görüşüyoruz, Suriye’yle görüşüyoruz, devletleriyle, Rusya devletiyle görüşüyoruz.Ve onların istediği tek şey var.O da nedir?Suriye’nin kuzeyinde hem etnik bölücüleri temizleyelim yani PKK, YPG, YPD gibi hem de efendim İslam bayrağı altında İslam düşmanı olan o terör örgütlerini de birlikte temizleyelim.Çok gerinde, çok doğru.Türkiye’nin de yararını olan bir şey bu.Seyfi’den hazır değil.Derken bunu kastediyor başka bir şey kastetmeyeyim.Çünkü muhaliflerle anlar.Muhalifi kim?Beşer Haset’in Suriye hükümetinin bugün muhalifi kim?Amerikan’cılar ve İsrail’ciler Tabi hazır olmazlar Yani Rusya ve İran ve Suriye Amerikan’cı ve İsrail’cilerle Beşer Haset’e anlaşmaya hazır olur mu?Anlaştırmak ister mi?O bölgeyi Amerika’ya ve İsrail’e teslim etmek olur.Sayın Cumhurbaşkanı çok kararlı gözüküyordu.Yani Suriye Hükümeti ile işbirliği yapma konusunda.Vallahi ben öyle bir kararlılık görmedim.Kusura bakma o sizin yorumunuzdur.Eski günlerimize dönebiliriz gibi açıklamalar geliyor.Laf da kararlılık olmaz.Kararlılık kavramı yalnız eylemle açıklanır.Lafla açıklanan bir kararlılık yoktur.Eylemle açıklanır kararlılık.Ben istediğim kadar laf yapabilirim ama eylem kararlılığı gösterir.Mesela yaşasın istiklal, yaşasın cumhuriyet, istediğin kadar bağır.Veyahut da meyhanelerde kalk, kararlı olarak rakı içerek atatürkçülük yap.Ondan sonra da Seyit Rıza’nın otobüsüne bin.Hangi kararlılık burada?Şeyh Rıza’nın otobüsüne binmek mi Atatürkçülüğü ifade eder?Yoksa Atatürk şerefine Rakı Kadehi kaldırmak mı?Ben burada kararlılık diye neyi görürüm?Cephede hangi tarafta?Yani onun için Sayın Cumhurbaşkanımızın işte bir şey oldu.Beşer Esad’a, bundan da 15-20 gün evvel.Ondan sonra bir davet…Putin’e de söyledi.Altını okumamız lazım.Herkes sevindi değil mi?Beşer Esad’a Sayın Cumhurbaşkanımız mesaj yolladı, gel falan filan.Ama onun altında acaba ne diyor?Yani iki devletin muhaberatları, şunları bunları, istihbaratları arasındaki görüşmelerde ne diyor?İşte çıktı şimdi.Bunu diyor.Hakan Fidan’ın açıklamasında Yani Beşir Rezat’a gel görüşelim falan derken Aynı zamanda şunu söyleyerek o davet yapılıyor.Muhaliflerinle anlaş.Hatta burada siyasi bir çerçeve oluştur diyor.Yani anayasa yap.Muhaliflerinle birlikte anayasa yap diyor.Peki Beşer Esad Tayyip Erdoğan’a Sen PKK ile anlaş diyor mu?Beşer Esad’ın muhalifleri Kendi ülkesindeki teröristler Tayyip Erdoğan’ın muhalifleri de Türkiye’mizdeki teröristler değil mi?Peki Beşer Esad Sayın Tayyip Erdoğan’dan veya Türkiye hükümetinden Beraber işbirliği, silahlı işbirliği yapmamız için siz kendi ülkenizdeki muhaliflerle Yani teröristlerle anlaşın, FETÖ ile anlaşın, PKK ile anlaşın diyor mu?Dolayısıyla bu tabloda mızıkçılık yapan Bu tabloda Suriye’nin kuzeyinden PKK’nın Amerika ve İsrail güdümlü örgütlerin temizlenmesi konusunda zaaf gösteren taraf açıkça çıkıyor Hakan Fidan’ın konuşmasında.O taraf bizim hükümetimiz.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti.Aslında Lavro da böyle bir şey söyledi.Görüşmelerde Türkiye bazı konuları konuşmaya yanaşmıyor diyerek ayak sürüyen tarafın Türkiye olduğunu iman eden bir açıklama yaptı.Bazı konuları konuşmaya yanaşmıyordan çok burada Türkiye’nin Bazı şartlar ileri sürdüğü gözüküyor o şartlar Türkiye’nin aleyhine değerli arkadaşlar Sayın Genel Başkan Hakan Fidan’ın Beşer Esad’a Sürdüğü şartlar Türkiye’nin aleyhine Suriye’nin muhalifleri Türkiye dostu olamaz Suriye Devleti bugün Türkiye dostu, İran Türkiye’nin dostu, Rusya Türkiye’nin dostu, zaten ortakları diyerek de üçünü beraber hedef alıyor.Türkiye hem Suriye Devleti’nden, hem İran Devleti’nden, hem Rusya Devleti’nden ve onlarla beraber Lübnan’ından, Yemen’inden, ondan sonra bu Rusya’nın kontrolünde olan Kafkas Devletleri’nden vs.bunlardan koptuğu zaman Türkiye nereye gider?Acaba o gittiği yerden Türkiye’yi Hakan Fidan veya Tayyip Erdoğan kurtarabilir mi?Oraya götürdükten sonra maalesef kurtaramazlardı.Yine iş kime düşer?Bizlere düşer.Onun için bu Sayın Hakan Fidan’ın bu konuşması gerçekten çok vahim.Çok vahim ve büyük bir tarihi fırsatı kaçırıyorlar.Hangi fırsat?Suriye ile işbirliği yapar, Türkiye silahlı işbirliği yapar, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütlerini temizler.Sayın Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımızın iktidarda kalması veya iktidarını sürdürmesi için de bundan başka hiçbir çaresi yoktur, onu da çok açık söyleyeyim.İyi Parti’nin Meral Akşener’e olan davalardan vazgeçmiş, şu partiye bu partiye göz kırpmış, mecliste şunu bunu yanına alacakmış falan filan bunların hiçbiri Bu içine girdiğimiz süreçte Tayyip Erdoğan hükümetinin yıkılmasını önleyemez.Ama bir tek şey önler.Suriye ile askeri bir işbirliği yapılır.Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütleri temizlenir.Bu ekonomide de çok önemli bir Geleceğin kapısını açar, o nedir?İran’dan ucuz enerji almak, Rusya’dan ucuz enerji almak, Suriye’den ucuz enerji almak Ondan sonra ve Batı Asya coğrafyası ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri canlandırmak, Türkiye’nin ikracatını arttırmak, Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin çok önemli roller yapmasını ve Türkiye’nin iş adamlarını büyük kazançlar sağlamasını Getirir, bunları getirir.Dolayısıyla Sayın Tayyip Erdoğan için biricik çıkış yolu vardır.O da Suriye ile askeri işbirliği yapmaktır.Dolayısıyla İran, Rusya ile ve bütün Türk devletleri ile.Bakın burada Çin’e kadar uzanan Azerbaycan’da, Kırgızistan’da, Kazakistan’da, Türkmenistan’da, Özbekistan’da Bütün bunlarla iş birliği Türk devletleriyle iş birliği Aynı zamanda Rusya, İran ve Çin’le iş birliğiyle olur.Rusya’ya tavır alan Kırgızistan’a da tavır alır.Rusya’ya tavır alan Azerbaycan’a da tavır alır.İran’a tavır alan Özbekistan’a da, Türkmenistan’a da tavır alır.komple, bütünsel bir şey oluşmuş durumda.Bu cepheden ulaştığı zaman Tayyip Erdoğan hükümeti Amerika ve İsrail’e yalvarmaktan başka bir yol bulamaz ve o yalvarışlar da onları kesinlikle kurtaramaz.Çünkü Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail elinde özgür özeller, ondan sonra onun dostu olan Dem partileri, onlarla beraber oluşumlar yapma yollarını seçen Davutoğullular, Babacanlar, yeniden Refah partileri falan filan bunlardan oluşan bir iktidar seçeneği varken maceracı bir şekilde Amerika ve İsrail tekrar Tayyip Erdoğanlara döner mi zannediyorlar?Böyle bir ihtimal yok.Giden, oyları inen, aşağı doğru giden, bunu tekrar terse çevirecek tek bir çare Sayın Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanımız için, Hakan Fidanlar için ve Milliyetçi Hareket Partisi için de Suriye’nin kuzeyinde Suriye Devleti ile ve dolayısıyla ortakları olan Hakan Fidan’ın ifadesiyle İran’la, Rusya’yla, Lübnan’la, Yemen’e kadar bütün Müslüman dünyasıyla ve Filistin’le Hakan Fidan Sayın Dışişleri Bakanımızın şu açıklamaları Filistin’e ihaneti de içeriyor.Çünkü kendi açıklamasında Hakan Fidan Dışişleri Bakanımız diyor ki, İsrail Suriye’yi de hedef alıyor diyor.Peki İsrail Suriye’yi hedef alıyorsa oradaki muhalifleri mi hedef alıyor?Beşer Esad yönetimini hedef alıyor.Onların rejim dediği Beşer Esad yönetimini hedef alıyor.Peki siz Beşer Esad yönetimini hedef alan bir İsrail’le yan yana gelerek Filistin’e ihanetten başka ne yapabilirsiniz?Ondan sonra istediğiniz kadar Filistin şehitleri için, Allah’tan rahmet, yaralılar için acil şifalar dileyin.Bunların hiçbiri İslami olmaz.Hiçbiri İslami olmaz.Herkes tutulan cepheye bakar.Hangi cephede yaralındığına bakar.Yoksa bir takım dualara ve insanları sonuç itibariyle kandıran ifadelere kimse bakmaz.Sayın Genel Başkan, Kaça tarihi fırsat meselesine vurgu yaptınız.Kaçan bir fırsat daha yok ama bu Hakan Fidan’ın açıkladığı Suriye rejimi dediği Beşer Resulat Hükümeti ile muhaliflerle anlaş, onlarla beraber Suriye’ye anayasa yap, siyasi bir çerçeve oluştur.O anayasa anlamına geliyor veyahut da tabi anayasa anlamına geliyor sonuç itibariyle.Bunlar fırsatı kaçırır.Ama bir soru da var da Bakın bu fırsatın çapı sırf Suriye ile işbirliği fırsatının kaçırılması değil.Bu fırsatın çapı Rusya ile, İran ile, Çin ile, Kazakistan ile, Kırgızistan ile, Azerbaycan ile, Türkmenistan ile, Özbekistan ile ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile de beraberlik fırsatının kaçırılmasıdır.Şimdi İSEDAK İslami ekonomi dayanışma İslam İşbirliği.Teşkilatı ekonomik ve ticari işbirliği daimi komitesi.Toplantısında Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasını dinledim.Çok güzel bir şekilde orada diyor ki Filistin devletinin tanınması için diyor hepimiz dünyaya çağrıda bulunuyoruz diyor.Peki niye Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir İslami Dayanışma Komitesi toplantısında bir kürsü ve dünyaya hitap etme şansını değerlendiriyor.Niçin Cumhurbaşkanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyın diye dünyaya bir çağrıda bulunmuyor?Tamam Filistin çağrısı çok iyi.Kuzey Kıbrıs unutulmuş durumda.Kuzey Kıbrıs Müslüman değil mi?Niçin Kuzey Kıbrıs, Türkiye, Filistin devleti nasıl tanınmıyorsa?Kuzey Kıbrıs’ta şu da tanınmıyor, birkaç devlet tanıyor.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ey Müslümanlar, ey İslam Dayanışma Komitesi üyeleri!Bizim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Tanınması için çalışılmakta, siz de ilk başta tanıyın.Gazze’nin tepesine yağdırılan bombalar nereden gidiyor?Güney Kıbrıs’tan gidiyor.Agratur üstünden gidiyor.Ondan sonra Dikelya üstünden, deniz üstünden gidiyor.Agratur hava üstünden gidiyor.Peki Ey Müslüman olduğunu söyleyen devletlerin yöneticileri şu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de tanısanıza.İsrail’in karşısında olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Akdeniz’de Kıbrıs’ı Amerika’ya ve İngiltere’ye ve İsrail’e vererek siz hangi sorununuzu çözeceksiniz?Niçin böyle bir çağrı yok Sayın Cumhurbaşkanımızdan?Cumhurbaşkanımızın o konuşmalarını yazanlar bunu görmüyor mu?Veya onlar yazmıyorsa Cumhurbaşkanımız niçin?Arkadaşlar niye buraya Kuzey Kıbrıs’ı yazmadınız demek gelmiyor Cumhurbaşkanımızın aklına da benim aklıma geliyor.İhsan Sefa komutanın bir sorusu var, emekli hava kurmayı almak.Az önce hani riskler de barındırıyor, burada harekete geçmemek Suriye konusunda diye.Onlardan birine aslında dikkat çekmiş, olabilir mi diye olasılık olarak soruyor.Suriye ile anlaşmakta gecikirsek, ABD İsrail ile Suriye’yi barıştırıp, Golan Tepelerini Suriye’ye bıraktırıp, bunun karşılığında Suriye kuzeyinde 2.İsrail’e Suriye’yi razı edebilir mi?Bu senaryo olmaz.Bakın ben burada bu senaryoyu gerçekçi bulmuyorum.Yani İsrail ile Suriye anlaşıp Golan Tepeleri Suriye’ye böyle bir şey olmaz.Golan Tepeleri ancak silahla kurtarılabilir.Fakat bence esas şu risk vardır.Suriye’nin kuzeyinde Suriye devletiyle işbirliği adımını atamayan, silahlı işbirliği adımını atamayan Tayyip Erdoğan hükümeti, ondan sonra şu anda orada durması lazım, ayakta kalması lazım.Tayyip Erdoğan hükümeti Atlantikçiler tarafından yıkılır.O adımı atmazsa Sayın Tayyip Erdoğan yani Suriye’nin kuzeyinde Suriye Devleti ile Beşşar Esad’la öyle muhaliflerle falan anlaşım falan filan yok öyle şey.Muhaliflerle anlaştığın zaman orada o teröristleri temizlemekten vazgeçiyorsun.Hatta temizlemeyeceğiz diyorsun, temizlemeyin diyorsun.Bitireyim.Bu adımı atmazsa Sayın Tayyip Erdoğan ayakta kalamaz.Onu kurtaracak bir tek o adım vardır.Önemli bir tecrübe de arkamızda duruyor.2015 yılındaki seçimlerden sonra bir hükümet teşebbüsü oldu Sayın Tayyip Erdoğan’ın ve o zaman yüzde 39 da hatırladığıma göre oyu.O hükümeti kurulamadı.Ondan sonra erken seçime gitti ve Temmuz ayında erken seçimden önce PKK’nın üzerine hendeklere gömmek için yürüme kararı aldı.Oyları birdenbire %9 arttı.Bugün o güne göre vatandaşımız çok daha hassas.Türkiye’nin güvenliği konusunda PKK’nın üzerine Silahla yürüme konusunda Bugün vatandaş çok daha hassas biraz evvel verdiğiniz rakamlarda onu gösteriyor Vatandaş Bu konuda hem AK Parti’yi MHP’yi cezalandırıyor Hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ni cezalandırıyor Aynı sebeplerle İkisi de PKK ile uzlaştığı için üzerine yürümediği için PKK’nın partilerine fırsat verildiği için O partiler kapatılmadığı için Seçmen hem AK Parti ve MHP’den vazgeçiyor, hem de büyük oranlarda, hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ne vazgeçiyor, onun da oyları düşüyor.Dolayısıyla seçmenin bugünkü duyarlılığı güvenlik konusunda, PKK’nın temizlenmesi konusunda çok daha fazla ve bugün PKK’ya vurulacak darbe nereden ancak gerçekleştirilebilir?Suriye’nin kuzeyinde.Artık PKK Türkiye’nin içinde büyük ölçüde şeyi kaybetmiştir.Dem partisi kapatılır, iç cephede PKK’ya ağır bir darbe vurulur.O silahlı değil de partiyi kapatmak suretiyle olur ve kayyımlarla olur.Ama silahlı mücadele cephesinde de Suriye’nin kuzeyinde Suriye devletiyle anlaşarak Anlaşmadığınız zaman işi zorlaştırırsınız ve imkansızlaştırırsınız.Çünkü orası sonuç itibariyle Türkiye toprakları değil.PKK siz istediğiniz kadar hücum edin, güneye doğru kaçar.Siz Basra Körfezi’ne kadar onun peşinden Türk Silahlı Kuvvetleri koşamaz.Böyle bir ihtimal yok, askeri bakımdan da yok, hiçbir siyasi bakımdan da yok.Dolayısıyla PKK’yı bitiremezsiniz.PKK’yı bitiremeyince de iktidarda kalamazsınız.Bakın iktidar daha uzak bir hedef.Ama çok kısa bir vadede Atlantikçilerin bu hükümeti parlamenter yollardan alaşağı etme girişimiyle Türkiye karşı karşıya kalır.Zaten onun şimdi kokuları çıkmaya başladı değil mi?erken seçim teklifleri dile getirilmeye başlandı.Bundan da kaçmak kolay değildir onu söyleyeyim.Bundan kaçtığınız zaman iyice bir panik olur ve halk kaybedilmeye başlar.Çünkü bu er meydanından kaçmaya benzer.Dolayısıyla Şuraya bağlıyorum, Suriye’nin kuzeyinde Suriye devletiyle ve ortakları olan Rusya’yla, İran’la birlikte hareket edip bu terör örgütlerini temizlemek dışında Türkiye içinde, AK Parti içinde bir çözüm yoktur.Ha, AK Parti bunu yapmazsa Türkiye onu yapacak bir çözümü getirir.Ama AK Parti bunu yapmadığı için tabii onun faturası oraya kesilir.Yine bir başlığa geçelim isterseniz Sayın Perinçek.Amerika Birleşik Devletleri seçimleri tabi dünyada pek çok kişinin gözlerini diktiği bir seçim.Dünyadaki pek çok gelişme ve denge açısından da önemseniyor.Demokratların adayı Kamala Harris ve Cumhuriyetçi Partisi’nin adayı Donald Trump yarışıyorlar.Türkiye saatiyle 02.00’de bu gece ilk sandıklar kapanıyor.08.00’de de Son sandıklar kapanıyor.Muhtemelen yarın gün içerisinde seçim resmi olmayan sonuçları da duyurulacak.Ama tabii işin teknik kısmından ziyade çıkacak olası sonuçları değerlendirmenizi rica ediyoruz.Bir önceki seçim karakolda biter demiştiniz.Kongre baskını oldu.Bu seçime siz nasıl bakıyorsunuz?Bu seçimi galiba Trump kazanıyor.Tabii orada bizdeki giyimi değil seçim.En çok oyu alan Amerika çapında parti iktidarı olmuyor.Eyaletlerin her birinin belli sayılı temsilcileri var.Diyelim öyle oy dengeleri olur ki Amerika’da en çok oyu alırsınız ama eyaletlerin temsilcilik oranları birbirlerinden farklı olduğu için sonuç itibariyle seçimi kaybedebilirsiniz.İki seçim önce öyle oldu, Donald Trump Hillary Clinton’dan daha az oy aldı toplamda ama eyalet sayısında önde olduğu için Başkan oldu.Öyle oluyor.Öyle olabilir.Ama şu, burada Amerika iki seçenekten birini seçecek.Birisi nedir?Trump’ın temsil ettiği artık dünyada bir takım maceralar peşinde koşmayalım.8 trilyon 9 trilyon doları orada gittik gömdük.Ülkenin kaynaklarını ülkenin içinde First Amerika, Birinci Amerika diyerek değerlendirelim, içe dönelim.ve Amerikan ekonomisini kurtaralım diye özetlenebilecek programla hala okyanusların kıyılarından hem Attas okyanusu kıyısından hem de Pasifik okyanusu kıyısından dünyaya tırnaklarını, dişlerini gösteren bir Kamala Harris veya Biden Amerika’sı var.Bu iki Amerika arasında bir seçim oluyor.Bunun sonucunda ne olur?Yine karakolluktur bu olay.Şu bakımdan iki dengeli kuvvet var ve bunlardan biri sırf sandık yoluyla yenilgiyi kabul etmeyecek gözüküyor her ikisi de.Sandıkta kaybeden başka yollardan iddiasını sürdürmeye çalışacaktır.Amerikan ordusunun Pentagonunda bu konuda bölündüğü apaçık haberlerde konuşuluyor.Yani sonuç itibariyle her iki tarafında Pentagon’da yani Amerikan Silahlı Kuvvetleri içerisinde, onun savunma bakanlığı içerisinde her iki tarafında gücü var.Askeri güçler de var.Ve toplum içinde de işte silah satın alanlar, silahlananlar, Trump’a yapılan suikastlar falan bunlara baktığımız zaman Amerika Birleşik Devletleri’nin bir iç çatışmalar ortamına ve kendi içinde hesaplaşmalar ortamına doğru gittiğini görüyoruz.Açık söyleyeyim yani ben mesela seçimin sonucunu çok merak etmiyorum.Yani o da kazansa bu da kazansa aynı değil.Gerçi yani Trump’ın kazanması saldırgan Amerika’nın biraz kaybetmesi anlamına geliyor.Yani her ikisi de Amerika’yı temsil ediyor ama birisi daha saldırgan biri daha içe dönük.Ama şu var, sonunda kaybeden taraf yenilgiyi kabul etmeyeceği için bu seçim meseleyi çözemeyecek.Onun seçim dışı yöntemler, parlamenter sandık dışı yöntemler gündemde olacak önümüzdeki dönem bu gözüküyor.Olsun ne yapalım yani bu Amerika’nın iş bunalımları dünya içinde bir takım çözüm süreçlerini güçlendirir, ateşler.Atlantik cephesinde bir yeni kıtayı konuştuk.Bir eski kıtaya da dönelim.Avrupa’daki durumu birebir de gözlemleme imkanı buldunuz.Hem Almanya’da hem de İsviçre’de çok önemli konferanslar için Frankfurt, Köln ve Zürich’teydiniz geçtiğimiz hafta.Oradaki gözlemleriniz neler?Birinci en önemli gözlemin vatan pahasına Avrupa’daki yurttaşlarımız arasında büyüyen bir ilgi var.Bunu Köln’de de gördük, Frankurt’ta da gördük, Zürich’te de gördük ve orada aldığımız bütün bilgiler, bizi arayan, gelip konuşan çeşitli partilerden özellikle milliyetçi kesimden, CHP’den de birçok yurttaşımız geliyor.Biz artık Vatan Partisi’nde görev almak diyoruz.En önemli ve önümüzdeki çözüm bakımından en anlamlı gözlemimiz bu.Fakat aynı zamanda gittiğim her yerde hep Alman ekonomisiyle, Avrupa ekonomisiyle, İsviçre ekonomisiyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştım, gözlemler talep ettim.Şu var, Almanya çok ciddi bir şey, resesyon, durgunluk ekonomide durgunluğa yuvarlanmış durumda.Volkswagen’in birçok şeyleri, fabrikaları kapanıyor ve 60.000 işçinin sokağa atılacağı açıklanıyor.Yani 60.000 işçi, bu tabii diğer çeşitli işletmelere bunun yansımaları olacak.Yani Volkswagen çok büyük bir araba fabrikası ve tabii Demir kullanıyor, çelik kullanıyor, elektrik kullanıyor, lastik kullanıyor, boya kullanıyor.Motorlu taşıt sanayisi aşağı yukarı bütün yan sanayileri kullanıyor.Tabi oraya yansımaları olacak.Volkswagen ufak tefek bir fabrika değil, en büyüklerden biri.Ama Mannesmann’dı, Siemens’ti, başka çok önemli Alman firmalarının da aynı şekilde bazı fabrikalarını falan kapatmak üzere olduğu açık açık gazetelerde yayın olarak yer alıyor.Bunun tabii Türkiye’ye de dalga dalga gelecek şey olacak, tehditler olacak ekonomimiz açısından.Aynı şeyi İsviçre’de gördüm.Yani orada da herkese sorduk.Bir kere toplum hem Alman milleti ve toplum hem İsviçre toplumu bu gidişatın farkında.Yani çok derin bir krize gidildiğinin farkında, habersiz değiller yani.Bu çok çok önemli ve bütün Avrupa ülkelerinde de Amerika’ya karşı yükselen bir milliyetçilik var.O da çok çok önemli.Bu Türkiye’nin önümüzdeki Kasım, Aralık, Ocak, Şubat aylarında işten atmalar, fabrika kapanmaları haberleri yaygın Türkiye açısından.Birçok Concordato talebi var ticaret mahkemelerinde.Concordato ne demek hukuken?Biz iflas ettik.Ödeyemiyoruz.Borçlarımızı ödeyemiyoruz.E tabii borçlarını ödeyemeyen koca koca firmalar bunun bütün ekonomide yaratacağı ııı iflaslar ve işten atmalar ııı bunlara ııı göre Türkiye’de çözümler üretmek zorundayız.Ve Vatan Partisi o çözümleri üretiyor.Onları her zaman burada konuşuyoruz.O çözümlerde sonuç itibariyle Türkiye’nin çok yüksek tasarruf kabiliyetini yani yabancı bankalarda yatan 500 milyar doları ve Türkiye bankalarında kasaları kitlenen 300 milyar dolarındaki altını üretim süreçlerine sürmek yani yatırım sermayesi bankanın kasasında duracağına yabancı bankalarda mevduat olarak kalacağına bunların yatırma yönelmesi için devletin kanunlar çıkartması kararlar alması gerekiyor bunun kanunlarını biz hazırladık kaynak kanunu diye kısaca ifade ettiğimiz bir kanun hazırladık.Onu önümüzdeki günlerde açıklayacağız.Halkantop Kurulu arkadaşımızın önderliğinde hazırlandı bu kanunlar.Yani Türkiye’nin çözümü var ama bu çözüm bir takım çalkantılardan sonra tabii ki hayata geçecek.Çünkü bu aynı zamanda Bugünkü Atlantikçilerle Tayyip Erdoğan’lar arasındaki siyaset seçeneklerinin dışında esas milli üretici siyaset seçeneğinin de gündeme gelmesi ve bir iktidar seçeneği haline gelmesinin haberini aynı zamanda veriyor bu süreç.Sayın Genel Başkan, yakın zamanda Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Serdavis Küklü 9.yargı paketindeki içinde bir etki ajanlarını önleme konusunda ilgili maddenin yetersiz olduğunu açıkladı ve bir emperyalist merkezlerin Türkiye’nin iç işlerini karıştırma karışmasını önlemek bakımında bir madde önerisinde bulundu.Vatan Partisi niye bir anda etki ajanlarını gündemine aldı ve bu bir renkli devrimler kalkışmasına karşı bir önlemde yetersizlik mi görüyor mevzuatta?Evet.Önlemlerde yetersizlik görüyor.Renkli devrimleri önlemek için en başta DEM partisini kapatacaksınız.Şimdi Tuncay Bakırkan falan oradan bağırıyor.Biz diyor Seyit Rıza’nın yolundan gideceğiz.Ondan sonra silahlı isyan çağrıları falan filan onu çağrıştıran açıklamalarda bulunuyor.Gerçi öyle bir güçleri yok, öyle bir güçleri hiç olmayacak falan ama her şeye rağmen nedir?Ülkede istikrarı bozan, ondan sonra bir takım renkli kalkışma şeyleri, planları apaçık gündemde.Amerika’da gelmiş Ege kıyılarına üstlerini kurmuş.Onlar da Türkiye’deki renkli hareketlere dıştan destek olmak için, silahlı destek olmak için vaziyet almış durumdalar.Akdeniz’de tehlikeden arkadaşımızın da sık sık haberlerini yaptığı o Nemesis ve Nabil Dina tatbikatları İsrail’le Yunanistan’la birlikte yapılıyor.Yani Türkiye, evet 15-16 Temmuz’da FETÖ silahlı gücünü, Gladiyo’yu ezdi.NATO’nun generallerini hapislere tıktı.24.000 subayı, 30.000 polisi, 140.000 Türk devletinde görevli kamu görevlisini, FETÖ bağlantısı yani Amerika bağlantısı yeniden tasfiye etti.Bunlar çok önemli.Ama bunlar yetmiyor toplumdaki usulsüzlük, ekonomik gidişat.ve sigaranın bozulması durumunda ve halkın kamp değiştirmeleri falan gibi tehlikelere karşı milli devletin zaaflarını yenmesi en temel mesele.Bugün Türkiye’nin öndeki en temel sorun her bakımda ekonomik süreçler içinde milli devletin zaaflarını yenmesi Güçlü devlet Güçlü hükümet Güçlü ordu zaten var ama güçlü devlet yok şu anda güçlü Hükümet de yok Bu güçlü devlet ve güçlü hükümetin Kurulması Milletle devlet arasındaki bağların güçlendirilmesi Ve ülkedeki bölücülüğe Efendim terör girişimlerine karşı Son derece kararlı yaptırım gücü olan Bir hükümetin oluşturulması ve bu hükümetin aynı zamanda çok hızlı bir şekilde üretim odaklı bir ekonomi inşa etmesi ve bir üretim seferberliğiyle istihdamın büyütülmesiyle Türkiye’nin zenginliğinin arttırılması ve bunun vatandaş arasında paylaştırılması ve dolayısıyla ekonomi ekmek çarkının, ekmek teknesinin korunması, iflasların bu yatırım hamlesiyle önlenmesi ve daha çok insana istihasa açılması, böylece ailelerin, halkımızın daha çok kazanması ve bu kazançların da Türkiye’nin içine girdiği çıkmazda dar gelirlerinin başta olmak üzere bütün halkın taleplerine cevap veren bir üretim ekonomisinin inşası programıyla Türkiye yüz yüze onun gerçekleştiği.Huzursuzluklar arttı dediniz.Bununla paralel olarak tabii işçi eylemleri, emekçi hareketleri de artmaya başladı.Zaten Polonez’de ııı bir işçi direnişi var.Siz de bir boyput çağrısı yapmıştınız.Buna bu hafta ııı Kartal, Maltepe, Kadıköy ve Ateşehir belediyelerindeki işçi grevleri katıldı.Hatta ııı sendika genel merkezi yani diske bağlı genel iş sendikası bir anlaşma sözleşme imzalamasına rağmen Şubeler dedi ki, bu belediyelik işçiler, biz seni de tanımıyoruz çünkü haklarımızı elde edemiyoruz, kazanımlarımızı alamıyoruz.Onlara da res çekerek greve çıktılar.Bu yükselen işçi hareketini, emekçi hareketini bu dönemde nasıl hayal ediyorsunuz?Bu da işte Türkiye’nin bir milli hükümet, üreticilerin milli hükümeti sürecine girdiğini gösteren ve umutlarımızı, imsalliğimizi güçlendiren bir olay.Sonuç itibariyle üreticilerin milli hükümeti hangi toplumsal kuvvetlere dayanarak kurulacak?İşçi sınıfına, çiftçilere, çarşılarımıza, esnaf ve zanaatkarımıza, küçükten orta boyundan en büyüğüne kadar sanayicilerimize, yani üretimden yana olan sınıflara ve kuvvetlere dayanarak kurulacak.Sahneye çıkan işçiler, sahneye çıkan çiftçiler, sahneye çıkan kamu emekçileri ve diğer toplumsal kuvvetler aynı zamanda Türkiye’de üreticilerin, milli hükümetinin bir toplumsal gücü olduğunu ilan etmiş oluyor.1989-90’da 34 yıl önce Türkiye’de bir işçi baharı yaşanmıştı.özelleştirmelere karşı, sümerbanklar, tekeller, ondan sonra enerji sektörü, madenler, bütün işçi sınıfında, tersanelerde özellikle Vatan Partisi’nin önderliğinde çok büyük hareketler oldu ve o özelleştirmeye bir set çekmişti.Evet kısmen özelleştirme oldu ama bunu sonuna kadar götüremediler ve O dalga, aynı zamanda sendikalarımızda çok önemli yeniliklere dolaştı.Yani alttan gelen bir yeni sendikacı tipi çıktı.Bunlar o hareketin liderleri, sendikalarda önder rollere geldiler.Bugünkü şey de 1989-90 işçi hareketinin ötesinde sonuçlar getirecek gözüküyor.Yani o sonuçlar ne?1989-90 hareketi siyaset mevzilerine sıçrayamadı.Çünkü o zaman bugünkü gibi böyle derin bir kriz yok.Ama şimdi Türkiye’nin sorunları ancak hükümet mevzisinden çözülebilir.Ve görüyoruz işçi hareketi, Çayırhan’a söylemediniz, Çayırhan’da enerji sektöründe Polonezköy boykotlara başladı.Biz şimdi o görevimizi daha yoğun bir şekilde yerine getireceğiz.Polonezköy’ün Gıda sektöründe Polonez gıdanın ürettiği ürünlere boykot çağrısı son derece haklıdır, yerindedir.Bunu bütün Türkiye’ye yiyeceğiz.Buradan da ifade ediyoruz.Polonez gıdanın ürettiği ürünleri, sucuklu, etten yapılan ürünler, gıda sektörüyle ilgili ürünleri satmayın.Bütün firmalara söylüyoruz.Satmayın.Vicdanlı olun.Dayanışma içinde olun.Aynı şekilde vatandaşlarımıza da poloniz gıdanın ürünlerini almayın diyoruz.Şimdi Vatan Partisi bu konuda daha mücadeleci bir örgütlenme hazırlığı içindedir.Bunu yapacağız.Poloniz işçisi son derece kararlıdır.Başında da Tekki Daeş gibi Ankara’da da temasta bulundum.Öneticileriyle, lideriyle, Mustafa Bey’le.Kararlı bir sendika var.Türk İş Genel Başkanımız bir şanstır şu andaki işçi hareketi için.Ergün Atalay.Koskoca bir konfederasyon ve başında namuslu bir sendikacı var ve emek vatan mücadelesini birleştiren bir lider var Türk İş’in başında ve etrafında onunla birlikte olan Sendika başkanları var, onlardan da önemli bir kısmıyla Ankara’da buluştuk, görüştük.Dolayısıyla bugünkü işçi hareketi bir süre sonra ekonomi mevzisinden siyaset mevzisine çıkacak sinyalleri veriyor, işaretleri veriyor.Böyle sırf ekonomik taleplerle, ricalarla, vergiler, vergi adaleti yapım falan gibi taleplerle çözülmeyecek sorunlarla karşı karşıyayız.Bugün işçi hareketinin artık önünde ne var?500 milyar dolar yurt dışındaki mevduat, oradaki işçilerimizin mevduatı değil, onu da belirtelim.Türkiye’nin büyük zenginlerinin yatırdığı yabancı bankalara kaynak.Onlar Türkiye’ye getirecek, el koymayacağız.Sahipleri tamam sahibidir, özel mülkiyetleridir ama yatırım yapmaya onların önünde kanunen bir mecburiyet koyacağız.O paralar oralarda duramaz.Zaten oralara kanunsuz yoldan gitmiştir o kaynaklar.Şimdi kanun uygulanacak, Türkiye’ye gelecek o kaynaklar.ve yatırım sermayesine dönüştürülecek.Aynı şekilde banka kasalarında kilitli duran altınlar, şuna benziyor, tohumu tarlaya atmıyorsunuz, banka kasasına götürüp kıtlıyorsunuz.Biz o banka kasasından o altınların çıkmasını ve tarlaya tohum olarak atılmasını, fabrika açılmasını, tarıma yatırılmasını, hizmet sektörüne yatırılmasını sağlayacağız.Bunların hepsini topladığımız zaman Türkiye’de bir yatırım hamlesi olacak, bir öğretimseferberliği olacak.Dolayısıyla istihdam artacak.O çalışan insanların ürettiği değerler artacak.O değerler de adil bir şekilde paylaşılacak.Evet şimdi bir reklam arasına daha gideceğiz.Sonra son bölüme geçiyoruz.Tabii her zaman son bölümde haftanın kitabı haftanın müziği oluyordu ama bu çıkış yolunda bir de haftanın müjdesi olacak.Ulusal Kanal ve Aydınlık açısından.O yüzden izleyicilerimizin özellikle son bölüme de dikkat kesilmelerini rica ediyoruz.Şimdi reklam arası reklamın ardından çıkış yolu devam edecek.Biz biraz farklıyız.Bilinmezi arıyor, kaybolmayı seviyoruz.Yarınlardan korkmuyoruz.Koltukta pineklemeyi kabul etmiyoruz.Biz Renault Kangoo kullananlarız.Hoş geldin.Kangoo ve onunla gurur duyanlar.Renault Kangoo.Hayır.Eyvah.Of, yanmış ya.Bana da, bana da, bana da.Bana da, iyi gelir bana da.U.S.Polo ASSN U.S.Polo ASSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.U.S.Polo ASSN Bana da bana da Güzel.Bulursun, gezsen Anadolu’yu Dertlerden kurtulursun, gezsen Anadolu’yu Büyülür ırmakları var, buzdan kaynakları var Ne boş toprakları var, gezsen Anadolu’yu Burada bahar.Başkadır, yazlar kışlar başkadır Burada hayat var.U.S.Polo ASSN U.S.Polo ASSN’de indirim festivali başladı.Kasım ayı boyunca binlerce üründe avantajlı fiyatlar ve sürpriz indirim ayrıcalığı mağazalar ve online’da seni bekliyor.Tarımda modern sulama sistemleri kullanılsa ne fark eder?Beş yılda sapanca gölü kadar su tasarrufu fark eder.On binlerce çiftçimize basınçlı sulama sistemleri kredisi vermemiz işte bu yüzden.Çiftçimizin yanında, tarımın yarınında.Ziraat Bankası, bir bankadan daha fazlası.Atıyor.Dayatılan değil gerçek gündemi konuşuyoruz.Ben Bengü Kantekin on yedi otuza kadar.Size yurttan ve dünyadan önemli gelişmeleri aktaracağım.Türkiye’de ve dünyada olan biteni üreticinin sorunlarını hayatın içinden gelişmeleri sizlerle buluşturuyoruz.Uzman isimlerle gelişmeleri derinlemesine yorumluyor, çözümleri konuşuyoruz.Haber analizleri yapacağız çok değerli konuklarımızla.Dün dünde kaldı Cancağızım.Artık yeni bir şeyler söylemek lazım.Şimdi Hasbihal zamanı.Ulusal kanat ekranlarında yepyeni bir program.Ekrem Ateer ile Hasbihal.Elmaya dedi alma diyorsun.Bırak dedi, almayı biz söyleyelim.Düne, bugüne, geleceğe dair ne varsa sanatın diliyle bu programda.Türküler, şarkılar, aryalar, senfoniler ve insan hikayeleri bu programda harman oluyor.Söyleyecek sözümüz, çalınacak sözümüz, gidilecek yollarımız var.Ekrem Atayer ile Hasbihal her cuma saat 23’te Ulusal Kanal’da.Merhaba, benim adım Bob Ross.Programımıza hoş geldiniz.Tekrar görüştüğümüze sevindim.Geçmişe bir pencere açıyoruz.Yıllarca televizyonlarda tuvalinin başında gördüğümüz bu kişiyi hatırladınız mı?Belki de burada bizim bir akarsuyumuz vardır.Peki hepimizi ekran başına kilitleyen belki de şurada küçük bir ağaç vardır sözleri.Sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?Yarım saat içinde yaptığı doğa resimleri, hala dünya genelinde yayınlanan programı, hayatı boyunca yaptığı 30.000’den fazla resmiyle en tanınan ressamlardan biri olan Bob Ross artık bu ekranda.Az miktarda kadmiyolu sarısı ve beyaz ekleyebiliriz.Bob Ross’la Resim Sevinci haftanın her günü ulusal kanalda.Kaçırmayın!Kitaba dair her şey bu programda.Yazarlar, yayın evleri, çevirmenler, sahaflar, kitap emekçileri.Türk edebiyatının önemli isimleri, güncel tartışmalar, edebi üretimdeki sorunlar ve çözümler.Okumaya, yazmaya dair her şey Ece’de.Ece, Ateer’in hazırlayıp sunduğu Ece, her pazar saat 16’da ulusal kanalda.Reklamların ardından çıkış yolunun son bölümüne geçiyoruz.Beyhan Korkman, Mustafa İlker Yücel ve Tevfik Kadan’la birlikte ben Çağdaş Cengiz, Vatan Partisi Genel Başkanı Doktor Doğut Periç’e sorularınızı sordum.Biliyorsunuz Ulusal Kanal’ın Aydınlık Gazetesi’nin mücadelemiz için önemini ve ön cephede mücadele eden yayın organları olduğunu Ulusal Kanal izleyicisi, Ulusal Radyo dinleyicisi herkesten iyi biliyor.mücadele hattına uygun şekilde yeni bir iş bölümü yaptık.Buradaki kalabalık kadroyla bugün çıkış yolunda olmasının bir sebebi de budur.Ben bu iş bölümünde yeni görev almış bir arkadaş olarak yakın zamanda görev almış bir arkadaş olarak bu müjdeyi ilan etme görevini bana verdi arkadaşlar.Şimdi o müjdeyi sizlerle paylaşıyorum.Yeni bir atağa başlıyoruz.Aydınlık Gazetesi’nde ve Ulusal Kanal’da bir atılım dönemi.Hani dijital alanın bu kadar önemli olduğu bir çağdayız.Bir dijital atılıma geçiyoruz ve o atılımı başlatıyoruz.İlan ediyoruz bugün o yeni görevlendirmelerle birlikte.Dijital ne demek yani?İşte onun Türkçesini ifade etmek…Seninle kilaları değiştiriyoruz.Sen bize bana soruyordun, artık ben sana soruyorum.O dijital neymiş?Ben bilmiyorum o dijital falan kavramlarını.Şimdi tam Türkçesi ifade etmekte zorlandığımız için bilinen kavramı kullandık ama asıl onun içerini anlatmak gerekiyor.İlk görev müjdesiyle onu da açıklamak üzere o çalışmanın da başında olacak ismi ilan edelim.Aydınlık gazetemizin genel müdürlüğü görevine, ulusal kanal genel yayın yönetmeni görevini yürüten Beyhan Korkman arkadaşımız bu dijital atılımında başına geçmek üzere görev alıyor.Ama herhalde diğerlerini ilan ettikten sonra Beyhan Korkman’a sözü vermem uygun olur.devrettiği görevin başına da Aydınlık gazetesi genel yayın yönetmeni Mustafa İlker Yücel şimdi ulusal kanalın genel yayın yönetmeni olarak o mevziye geçiyor.Ondan başlanan Aydınlık gazetesi genel yayın yönetmenliği görevine de Aydınlık gazetesi haber müdürlüğü görevini yapan Tevfik Kadan Aydınlık gazetesi genel yayın yönetmeni olarak o mevzide yerini alıyor.Bu yeni görevlendirmelerin anlamı bir büyük atılım, bir dijital atılım aynı zamanda.Onu açıklama içinde ilk sözü ben sayın Beyhan Korkman’a veriyorum.Teşekkürler.Bugün programın başından bu vakte kadar aslında Türkiye’nin içine girdiği süreci konuştuk.Türkiye’nin ve dünyanın içine girdiği süreci.Biz bunu bir süredir yapıyoruz, konuşuyoruz, öngörüyoruz.Haberlerimizde, yayınlarımızda sürekli Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçten bahsediyoruz.Nedir bu süreç?Ekonomik kriz.Ekonomik kriz geliyor, az önce konuştuk.İşçi ve emekçi eylemleri kapımızda, hala hazırda, devam ediyor.Renkli devrim girişimleri, kışkırtma girişimleri, söz konusu silahlı tehditler Türkiye’yi tehdit ediyor.Dört tarafımız, üç tarafımız düşmanla çevrilmiş vaziyette.Biz bu süreci öngörüyorsak dedik, bundan her gün haberlerini yapıyorsak buna uygun tavır almamız lazım.Bu sürecin gerekliklerine uygun şekillenmemiz lazım.Yani milli devletin sahibi, üreticinin sesi, yayın organları bu yeni sürece hazır olmalı.Bu yeni sürecin özelliği de şu, hızlı olması.Yani hızlı olması ve daha geniş kitlelere ulaşma ihtiyacını bize dayatması.Bu iki ihtiyacı da biz bugün, sizin az önce dijital diye tarif ettiğiniz, tam olarak şu an Türkçe karşılığını bilemediğimiz ama elektronikleşme diyebiliriz.Kağıttan, yani matbaadan biraz uzaklaşma diye tarif edebiliriz.Bir sürece kapa araladık diyebilirim.düşmanı durdurmak, milli hükümeti kurmak için hızlanmak ve kitleselleşmek durumundayız.Bunu da ancak bu şekilde yapmak mümkün.Yani biz burada bir hamle yapıyoruz.Geçtiğimiz dönemin ihtiyaçlarını da ve geçtiğimiz dönemde yaşadığımız aksaklıkları da değerlendirerek bunu yaptık.Örnek veriyorum 15 Temmuz’da Sayın Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Çıktı ekranlara ve sürece müdahale etti.Şimdi biz eski araçlarımıza sürece müdahale etmeyi deneseydik, iki gün sonra olurdu.Belki de o zaman müdahale edemezdik ve süreç bambaşka bir noktaya gelirdi.Ne yaptık?O gün hatta televizyonumuzla sorun yaşadık.Sosyal medyadan sürece müdahale ettik.Televizyonumuzu bombaladılar ve uzaya çıkmayı kapattılar.Evet bu kapsamda ulusal kanal ve aydınlıkta dijital bir atak yapacağız ve az önce sizin bahsettiğiniz görevlendirmeler de bu kapsamda yapılmış görevlendirmeler yani kadroların yeteneklerine uygun ondan sonra kendi aramızda istişarelerimiz uzun süreli görüşmelerimiz sonucunda görev vaktimizin oy birliğiyle karara bağladığı durumdur.Bu kapsamda biz aydınlığı yani bizim her gün evlerimize gelen aydınlığımızı kağıt haline yatırım yapmaktan daha fazla yatırım yapmaktan daha çok daha kitleselleşeceğimiz daha çok kişiye ulaşacağımız dijital tarafına yatırım yapma kararı aldık.Bu da devam ediyor ama bundan sonra gözümüzü daha kitleselleştirecek ve daha anlık insanlara müdahale edecek.Bir gün sonra hatta birkaç gün sonra yani bugün akşamki gelişme diyelim yarın değil öbür gün çıkacak.Herkesin cebine gidecek.Bunun dediğim gibi yani sürecin gerekliliklerinin hızına ve kitleselleşmeye uygun.Kitleselleşme çağına girdiğimizi de tespit etmiştik geçtiğimiz dönem.Ona uygun bir karar olduğunu hepimiz en fikiriz.Aynı zamanda mali de bir bize getirisi olacak.Yani dijitalleşme bize büyük bir mali olarak da sağlıyor.Oralardan ciddi geliri elde etmemiz de söz konusu.Ama bütün bu atakları yapmak için de bütün bu girişimleri hayata geçirmek için de ulusal kanal izleyicisinin, aydınlık okurlarının, aydınlık internet sitesi takipçilerinin, ulusal YouTube izleyicilerinin hepsinin desteklerine, katkılarına ihtiyacımız var.Bu zorlu süreçler eee sadece bize görevler biçmiyor.Biz sadece burada görevlerimizi değiştirmiyoruz.Izleyicinin de görevleri var.İzleyici de süreci artık biliyor.Bütün zorlukları ve süreçlere hakim.Ulusal kanal izleyici o zaman müdahale etmek durumunda.Şimdi biz de izleyicilerimize o görevlerini hatırlatmış olalım.Bu büyük zorlukları birlikte göstermek için herkesi ulusal kanala, aydınlığa ve büyük atağa destek olmaya davet ediyoruz.Ben sözü daha fazla uzatmadan değerli arkadaşlarımıza bırakıyorum sözü.Sağ olun.Yayının dümenine hem Ulusal Kanal’da hem Aydınlık Gazetesi’nde geçtiniz.Şimdi Mustafa İlker Yücel’e öncelikle sormak istiyorum.Bu yeni görevlendirmeler Ulusal Kanal izleyicisine, Türkiye’ye hangi mesajı veriyor?Hangi mesajı veriyor?Herkes bir adım ileri.Yani yerimizde durmuyoruz, yerimizde saymıyoruz, mevcutla yetinmiyoruz.Herkese siz sayarken ne dediniz?Beyan arkadaşımız şu göreve geliyor, İlker onun yerine göreve geliyor, Tevfik onun yerine, yani herkes bir adım ilerliyor.Ve ulusal kanal izleyenleri de Türkiye’nin öncü unsurları, süvari kuvveti, yani süvariler savaşlarda en kritik zamanda sahneye çıkarlar ve düşmanın savaş azmini kırarlar.Biz de ulusal kanal ve aydınlık çalışanları olarak her gün Sakarya Savaşı’nda o süvari kuvveti gibi yani az bir kuvvetin emperyalist merkezlerin böyle can alıcı noktalarına hücum eden, onların dengesini bozan ve halkın bütün kuvvetini arkasına toparlamak için mücadele eden ruh haliyle çalışıyoruz burada.Dolayısıyla sorunuzun yanıtını şöyle özetleyebilirim.Bizi izleyen herkese önümüzde Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü savunmak bakımından vereceğimiz mesaj, bu görevlendirmelerin verdiği mesaj, herkes bir adım ileri.Ben görevlendirmeleri konuşurken çalışan arkadaşlara şöyle şu örneği aktarmıştım, her fırsatta da söylüyorum, nereden nereye geldiğimizi görmek bakımından çok önemli.Ulusal kanalı kurduğumuzda, 2000 yılında bana kameramanlık görevi verilmişti.Herkese bir görev verilmişti o zaman.Belki de dünyada iletişim fakültesi mezunu olmadan kurulan dünyadaki ilk televizyon.Fakat öyle bir televizyon kurduk ki, öyle bir televizyon kurduk ki bugün Türkiye’de kutup, yani ayrı bir merkez, bir sistem televizyonları, bir de ulusal kanal var.O zaman Hayati Özcan rahmetli, Hayati Özcan bizi yetiştirirken, o da Genel başkanımız hatırlar o da televizyoncu değildi galiba adliyede katipti görev verince kolektif parti o da bu çaba içerisine girdi.O zaman biz acil haberi.Bu köpüklerin içerisine, beyaz eşya köpüklerin içerisine kasetleri koyardık, Otogar’a verirdik.Buradaki bir arkadaş SM İlert Otogar’ından alırdı, montajı yapılırdı, acil haber 3 gün sonra girerdi televizyona.Ve şimdi oradan nereye geldik?Az önce beyan arkadaşımız ne dedi?Anlık artık bu devrimci siyasetlere ulaştıracağız dedi.2011’de de bunu yaptık.2011’de çapraz ateşteydik neredeyse yani her yerden kurşun yağıyordu.liderlik hapse atılmıştı, cezaevindeydi.Vatan Partisi’nin bütün yöneticileri ve o zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subayları, yani Türkiye’yi, milli devleti savunan herkes hedef alınıyordu, başta Vatan Partisi olmak üzere.O zaman haftalık dergiyle düşmanın saldırısını göğüsleyemediğimizi görünce günlük gazete kararı aldık.bir nevi günlük gazete düşman saldırısı altında kuruldu.Yani haftalık gazete, dergiyi kapatmak isteyen düşmana ne mesaj verdik?Al sana günlük gazete dedik 2011 yılında.Şimdi de az önce Sayın Genel Başkan’ın, Genel Başkanımız’ın sunduğu çözümsüzlüklerek seni de ne diyoruz?O zaman anlık müdahale.Yani haftalık dergiden günlük gazete, şimdi de anlık müdahale aşamasına.Geçiyoruz.Elbette gazetemiz devam edecek.Aydınlık gazetemizi çıkaracağız ama dikkatimizi ve odaklanacağımız noktayı beyan arkadaşımın çizdiği noktaya ayırdık.Burada müdahale kelimesinin altını çiziyorum.Biz izleyici değiliz, seyirci değiliz.Olguları aktarmakla yetinmiyoruz.Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin milli devrimci bağımsızlıkçı bir hatta girmesi için ulusal kanalı güçlendireceğiz.Bu karar bunu sağlayacak.Burası üreticilerin, Mehmetçiğin, bilimin kalesi ve bu kaleyi güçlendirme kararı aldık.Bizi izleyen bütün gönüllülerimize Ulusal Kanal’ın böyle bir şansı var.Arkasında bir gönüllü ordusu var.Gönüllülerimize çağrımız şu.Yarından itibaren sizlerden yeni sorumluluklar isteyeceğiz, yeni işler isteyeceğiz, yeni görevler isteyeceğiz.Tarih bizi bu sorumluluklara çağırıyor.Onlara da şimdiden çağrımızda bulunmuş olalım.Herkes bir adım ileri.Ama iki öküzden birini de isteyeceğiz.Onları başarabilmek için.Musalkan Altay, yani öyle kuruldu zaten.Çekiç, mıh.Değil mi?Hüseyin Aydın’ın o şiirinde tekalifi milliye kanunlarını özetledi.Onları da isteyeceğiz elbette.Diyorum ve sözü şimdi Aydınlık Gazetesi’nin genel yönetmenliği görevini alan Tevfik Kadan’a bırakıyorum.Bu görevlendirmeler ne mesaj veriyor Aydınlık Okurları’na Musalkan’ın izleyicilerine?Tabii her yeni görev bizim için ancak bir gurur ve mutluluk vesile.Biz bütün görevlerimize bir vatan hizmeti bilinciyle yaklaşıyoruz ve bundan sonra da aynı bilinçle görevlerimize devam edeceğimizi buradan milletimize sözünü veriyoruz.Tabi her yeni görev bir mutluluk bir heyecan vesilesi ama beni daha çok heyecanlandıran bu konuda topyekunun içine girdiğimiz bu atılım süreci yani biz bu atılım sürecine karar verirken oturduk ve arkadaşlarımızla tartıştık dedik ki Türkiye büyük karara gidiyor büyük çözüme gidiyor o zaman bu büyük karar büyük çözümü Türkiye’ye nasıl daha fazla duyurabiliriz işçinin emekçinin üretici sınıfların Küçük ve orta sanayicinin, esnafın sesini Türkiye’ye nasıl daha fazla duyurabiliriz?Burada da çağın gerektirdiği bazı gelişim ve değişim usulleri var.Dedik ki dijitalleşmeyi önümüze alalım ve bunun altını dolduralım.Bunun altını nasıl dolduracağız?Tüm izleyicilerimiz, okuyucularımız bizi bir kere sosyal medyada, Twitter’da, Youtube’da, Instagram’da, bilumum bil duyduğunuz sosyal mecralarda çok daha fazla görecek.Podcastlerde çok daha fazla duyacak ve anlık olarak Türkiye’nin bütün meselelerini en doğru ağızdan öğrenme şahısına erişecek.Bu bizim için büyük bir fırsat.Türkiye için büyük bir fırsat.Yalnızca tabii bizim salt emeklerimizle altından kalkabileceğimiz bir iş değil.Dolayısıyla bütün izleyicilerimizin, okuyucularımızın, destekçilerimizin hepsinin hep birlikte altına girmesi ve bu atılımı başarıya ulaştırması gerekiyor.O bakımdan Diyoruz ki önümüz açık, yolumuz açık.Hep birlikte el ele vererek bu süreci başarıyla Türkiye’ye bizi daha müreffeh yollara ulaştıracağız diyelim.Dijitalleşme atılımı dedik ve bir sözcüğün Türkçe karşılığı sayısal.Çünkü biliyorsunuz bu bilgisayar teknolojisi ile birlikte Her şey kodlama üzerine oluyor.Bir sıfır bir de bir.Onun türevleriyle bütün bu dijital mecralar ortaya çıkıyor.Tabi dijital kavram artık o kadar yerleşti ki, hani sayısal dediğimizde onun anlaşılması daha zor olacaktır diye böyle de ifade ediyoruz.Ama bu bir gerçeklik, bir zorunluluk.Aslında bizim eşiğine geldiğimiz durumunda karşılığı olan bir atak.Yani neyin eşiğine geldik?Az önce ifade ettiğimiz gibi haftalık, aylık, haftalık, günlük müdahale değil.Artık saatlerin, dakikaların önemli olduğu bir dönemdeyiz.O dünya savaşı sürecini tanımlarken şöyle diyordu.Kim dediniz?Piskator, politik tiyatronun kuramcısı.Şöyle diyordu, tarihin barometresi yükseldi.O barometre yükseldiğinde, bunu Görev Vakfı Başkanımız Erkan Önsel de şöyle özetlemişti, 10 yıllara dayanan gelişmeler, aylara, hatta günlere, hatta saatlere sığar.Yani öyle bir döneme girdiğimizi görüyoruz.İşte o saatlerde, dakikalarda, hatta saniyelerde müdahale etmek için bu atak başlıyor diyebiliriz.Sayın Genel Başkan’a da soralım, nasıl karşılıyorsunuz?Sizlerin açıklamalarından ben şunu anladım.Bundan sonra ulusal kanal, aydınlık, Haberlerin, olayların, gelişmelerin, süreçlerin arkasından koşmayacak, önünde olacak.Ona aynı zamanda ışık tutacak ve önünde yürüyecek.O olayları, o süreçleri bir öncü tavrıyla aynı zamanda yönlendirecek, hedeflere ilerletecek.Yani bir üreticileri milli hükümetine yönlendirecek.Doğru eylem çizgisinin uygulanmasını sağlayacak.Güzel bir örnek verdiniz 15-16 Temmuz.Şimdi 15-16 Temmuz gecesi aydınlığı çıkarıyoruz.O saatte yapacağımız bir manşet ertesi gün bile çıkmıyor.Çünkü ertesi günün aydınlığı zaten gitmiş.Öbür günün iki gün sonra çıkıyor.Halbuki bu dijital atılımda 15-16 Temmuz olduğu zaman yalnız ulusal kanal yayın yapmayacak.ve ulusal kanalın uyduya çıkışını bombalayıp onu kapattıkları zaman ne olacak?Dijital ortamda insanların hepsinin telefonlarına, internet adreslerine vs.bilgiler, gerçekler akacak, gidecek hatta yönlendirmeler, kararlar ondan sonra mesela 15-16 Temmuz gecesi hangi çağrıyı yaptık?Ey Türk Milleti Bu bir FETÖ darbesidir, bu bir Amerikancı darbedir.Bu darbe kesinlikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbesi değildir, öyle söyleyenler yalan söylemektedir.Bu darbe Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ve halk desteğiyle ezilecektir, bastırılacaktır.Ve oradan göreve çağırır.Biz o zaman Vatan Partisi yönetimi olarak göreve çağırdık.Kimi göreve çağırdık?O darbeyi bastıracak güçleri hem Türk milletin hem de askerimizi ve polisimizi göreve çağırdık.Onu anında ulusal kanalla yaptık.Ulusal kanalın uyduya çıkma şeyi gölbaşında bombardıman edilince, telefonları açarak falan.Halbuki şimdi dijital atımda ne olacak?Dijital yoldan aydınlığın iki gün sonra çıkacak marşeti birden ve saniye, an bir an çıkacak.Gelişmelere göre an bir an çıkacak.Türk Sularlı Kuvvetleri harekete geçti, FETÖ’yü ezdi.Ondan sonra şu oldu, bu oldu vesaire.Emekçi Hareketi şöyle oluyor.Çayırhan işçileri bu başarıyı kazandı, Polonez işçileri bu başarıyı kazandı, Gençlik Hareketi Amerika’nın kafasına çuvalı geçiriyor vs.Anında bütün bilgileri duyuracağı gibi doğru eylem çizgisi, dur denilecek yerde durmak, yürü denilecek yerde yürümek, Ondan sonra geri çekilmek gerek, yerde çekmek.Bütün mücadelelerdeki temel stratejiyi aynı zamanda uygulayacak, yönlendirecek bir dijital atılıma giriyoruz.Dolayısıyla önümüzdeki sürece hazırlanıyoruz.Hangi sürece?sistemin krizinin derinleştiği yeni çözümlerin gündeme geldiği halkımızın, emekçilerimizin ve bütün Türk milletinin Türkü ile Kürdü ile Sünnisi ve Alevisi ile bir çözüme yöneldiği bir arayıştan bir çözüm dönemine girdiği koşulların gazetesini ve ulusal kanalını yapacağız ve burada dijital yoldan yani elektrik elektronik yoldan doğrudan doğruya kağıda basmadan kağıda da basacağız ama doğrudan doğruya o yolu da kullanarak anında milletimizi aydınlanmasını bilgilenmesini ve yönlendirilmesini sağlayacağız.Öncü görevler yapacağız.Öncü görevleri için dijital çok önemli bir araç, çok önemli bir araç.Arkadan koşmak için değil, önüne geçmek için süreçlerin, ona yol vermek için tarihte liderlik olmadan, önderlik olmadan, önce örgütlenme olmadan başarılar yok.İşte bütün insanlık tarihine bakıyoruz, kendi devrimci tarihimize bakıyoruz.Namık Kemaller, Talat Paşalar, Enver Paşalar, Mustafa Kemal Paşalar, Bakın Mustafa Kemal her gittiği yerde ilk işim ne?Sivas Kongresi, Sivas’a geliyor.İrade-i Milliye.Ondan sonra Ankara’ya geliyor.Ondan sonra bu sefer Ankara’da Akimiyeti Milliye.Makinesine bakıyorsun.Kırık pedallı bilmem ne falan filan makineler.Onlarla büyük işler yapıyor.Ama şimdi biz elimizde çok büyük araçlar var.Dijital dediğimiz, ondan sonra elektronik yoldan bütün insanların ceplerine kadar ulaşma, yani yürüyen, grev yapan bir işçinin cebine gidecek bizim haberlerimiz.Kağıt olarak yetiştiremediğimiz haberi anında onun cebine gönderebileceğiz, eline gönderebileceğiz.Yürüyüşte olan bir insanın, mücadelede olan bir insanın aydınlanmasını, bilgilenmesini sağlayacağız ve Iğdır’daki insan Çatalca’daki eylemden haberdar olacak.Edirne’deki insan Diyarbakır’daki halk hareketinden haberdar olacak.Orada nasıl çözümsüzlüğe ve çıkmaza girdiğini bölücülüğün ve PKK’nın Diyarbakır’daki çözümsüz çıkmaza giren PKK’nın, terör örgütünün haberi nerede duyulacak?Kırklareli’nde duyurulacak, Tekirdağ’da duyurulacak, Trabzon’da, Yozgat’ta, Niğde’de, Muğla’da, Antalya’da, Türkiye’nin her yerinde duyulacak.O bakımdan bu dijital atılım çok büyük bir olay.Aynı özeti bu bir siyasal önderlik, süreçlere müdahale etmek ve hedefe doğru büyük bir kuvvetle ilerlemek.Onun için sizlere başarılar diliyoruz.Hep beraber biz de buradayız.Ondan sonra ben de eski bir aydınlık çalışanı olarak ondan sonra ve ulusal kanala başından beri emek veren bir arkadaşınız olarak sizleri kutluyorum.Çok büyük başarılar kazanacağımızı Hep beraber bu milletimizin emekçi hareketinin başarıları olacak.Çok açık bir şekilde görüyorum.Yolumuz açık olsun.Ondan sonra kılıcımız keskin olsun.Her türlü fedakarlığa hazırız milletimizin uğrunda.Ve başarı sözleri veriyoruz.Ve herkesi birlikte bizimle Türkiye’yi yönetmeye davet ediyoruz.Davetimiz budur.Bu süreçten Türkiye’yi Emekçilerle, Türk milletiyle, işçisi, köylüsü, çiftçisi, çarşıları, esnaf-zenaatkarı, küçük-orta-büyük sanayicisi ve tüccarıyla bütün millet olarak Türkiye’yi birlikte yöneteceğiz ve onun öncü kuvveti olacağız, iktidar kuvveti olacağız.O bakımdan görevimiz büyük, sorumluluğumuz ağır ama başarımız da onlardan daha büyük olacak.Çok teşekkür ederim.Çok sayıda mesaj geliyor, tebrik mesajları da.Haftanın müjdesini verdik.Haftanın kitabını da söyleyelim, paylaşalım izleyicilerimize.Haftanın kitabını şimdi biraz evvel bir böyle yalayarak geçtik, çok fazla inmedik ama Teori Dergisi’nde Project Democracy başlığıyla, evet, Abed’in örtülü faaliyeti, Bu Serdar Üsküplü arkadaşımız bu konuda çok güzel çalışmalar yaptı.Ve toplumda da çok büyük yankılar uyandırdı.İşte o da tevhi verdi.Mahno Avar’dan Ankara eski belediye başkanımıza kadar Gökçe’ye kadar birçok aydınımız ve sorumlu insanlar da dijital medyadan bunları duyurdular.Bu Amerika’nın örtülü faaliyetinin röntgenini çeken ve onun bütün nasıl para yoluyla, otorite yoluyla çeşitli güçleri, seçimleri yönlendirdiğini çok iyi anlatan bir sayı.Bu teoriyi şu anda bayilerde Haftanın kitabı olarak, yayını olarak öneriyoruz.Müzik olarak da İşçi Hareketi’nin kabardığı bir yerdeyiz.Ben o emekçinin Maden Ocağı diye çok güzel bir türküsü vardır.Ondan sonra Maden Ocağı’nı emekçiden, Ozan Emekçi’den Maden Ocağı’nı da Haftanın türküsü olarak sunuyoruz.Bu hafta emekçiden Maden Hoca türküsüyle sizlere veda ediyoruz.Hepinize iyi akşamlar diliyoruz.Müjdelerimizle haftanın müziğiyle beraber sizlere veda ediyoruz.Tekrar buluşmak üzere.İyi akşamlar değerli ulusal kanal izleyicileri ve ulusal radyo dinleyicileri.
Çıkış Yolu | 05.11.2024
Paylaş

