Çıkış Yolu | 11.02.2025

Çıkış Yolu | 11.02.2025

Değerli Ulusal Kanal izleyicileri çıkış yolu programıyla karşınızdayız. Bu hafta Ankara’dan Ulusal Kanal izleyicilerini selamlıyoruz. Eee Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek bizlerle onlara sorularımızı soracağız. Bu haftaki çıkış yolu programının merkezine yükselen emekçi hareketini koyduk, halk hareketini koyduk. Eee ilk bölümde özellikle emekçilerimiz olacak. Çayırhan’da özelleştirmeye karşı yürüyüş başlatan iki gündür yollarda yürüyen madencilerimiz, enerji işçilerimiz bizlerle beraber olacak. Daha sonra eee iş gıdanın Konkordato ilan etmesiyle yedi binin üzerinde işçinin işsiz kaldığı haberlerini yapmıştık. Eee onlara da avukat emri aykın. Bizlere anlatacak. Eee Türkiye’de bu işin çözümü nasıl olur? Hukuki yolu nedir? Bunları kendisinden dinleyeceğiz. Ve kira sorunu tabii ki eee yüksek eee kira uğranlarıyla beraber geçen sıkıntılar devam ediyor. Kiracılar eee platformu temsilcileri aramızda olacak. Ve eee duyuruda da yapmıştık. Sayın eee Abdullah Adabaş gazeteci dostumuz, TYT Türk, Ankara temsilcisi. O da bu emekçi hareketli eee temsilcilerinden sonra eee birlikte kendi sayın Doğu Perinç’e gündemdeki soruları soracağız. Kendisini değerlendirmesini isteyeceğiz. Biraz gecikmeyeli başlıyoruz. O yüzden ben girişi burada kapatıyorum ve eee konuklarımız sizleri eee tanıtıyorum. Evet. Öncelikle siz hoş geldiniz Sayın Doğupecik Ankara’ya. Asıl arkadaşlarımız hoş geldi. Evet. Sayın eee Coşkun Çeliker eee madenci arkadaşımız hoş geldiniz. Hoş bulduk, teşekkürler. Ve eee Önder Bozkaya eee kendisi de santral işçisi, enerji işçisi. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Eee dilerseniz sizden başlayalım. Eee önce Kasım ayında yoğun bir mücadele verdiniz. Bir eee tam yürüdünüz Çayıran’dan Beypazarı’na geldiğinizde hükümet eee dört Mart’a erteledi. Özelleştirme süreciyle ilgili eee görüşme var oldu ama eee istenilen sonuç ortaya çıkmadığı için özelleştirme kararından vazgeçilmediği için eee Türkiye Maden İş ve TİS İş öncülüğünde Beypazarı’ndan Ankara’ya yollardasınız. Ulusal Kanun izleyicileri sizi eee anbean izliyor, yürekleri sizlerle çarpıyor. Neler anlatmak istersiniz? Eee Coşkun Çeliker ben. Ankara Nallıhan ilçesi Çayıran Mahallesi’nde on altı yıldır maden yer altında çalışıyorum. Eee eğlenimiz eee şöyle burası iki bin yılında bir özelleşmişti. Iki bin yirmi yılında tekrar evi garantisi altına geçti. Eee bizim yirmi Kasım’da eğlenimiz başladı. Ocağı kapatma başladı. Bir on günlük eee süre oldu. Sonra bir gün yürüyüşümüz başladı. Evet. Çok özür dilerim eee Coşkun Bey bir kaba değişim olduğu sırada mikrofonu eee takımıyla bir sıkıntı olmuş. Siz de devam edelim isterseniz. Biz orada düzeltmeyi yapalım. Önder Bozkaya Çayıran Termik Santrali’nde on dokuz yıldır işçi olarak çalışmaktayım. Enerji işçisiyim. Arkadaşımın da ifade ettiği gibi eee ilk başta madene kapanmayla arkadaşlarımızın başlattığı madencilerimizin başlattığı eyleme biz de enerji işçileri olarak hani dışarıda çadırla çadır kurarak çadırlarda devam ettik. Arkadaşlarımıza destek verdik. Birlikte koordineli olarak mücadelemizi ettik. Eee bu süreç zarfında eee tek Ankara’ya yürüyüşümüzü başlattık. Ilk etapta eee Beypazarı Beypazarı’na kadar geldik Çayıran’dan. Eee geldiğimizde bir erteleme kararı geldi. Erteleme kararından sonra tekrar biz işte başkanlarımızın vermiş olduğu kararlar nezdinde tekrar çadırlarımıza döndük. O tarihten bu tarafa yaklaşık olarak seksen üç gün dürür bekliyoruz. Hani bize bir müjdeli haber gelir mi? Hani isteklerimiz bir karşılık bulur mu? Hani bunun mücadelesini veriyoruz. Mücadelemize devam ediyoruz. Eee gelmeyeceği ilk konusunda hani öyle göründü. Tekrar mücadeleye başladık. Yürüyüşümüzü başlattık. Ilk yürüyüşümüzü tekrardan kaldığımız yerden Beypazarı’ndan başlayarak ilk gün Akkaya’ya kadar geldik. Dün akşam Akkaya’da konakladık. Bugün de Akkaya’dan çıktık. Ayaş’a kadar geldik. Bugün konaklama noktamızda Ayaş. Yarın Ankara’dan devam. Ankara’ya kadar devam edeceğiz. Çok güzel. Şu anki şeyimiz bu şekilde. Evet. Mikrofon sorunu çözdük. Kusura bakmayın yarım kaldı. Köşkü Komiser sizden devam edelim. Siz eee on altı yıldır orada on altı yıldır ııı Çayrıhan’da maden işletmesine yer altında çalışıyorum. Iıı bizim bu iki bin yılında devletimiz ııı özelleştirmişti. Farklı bir firma aldı. Özel olarak yirmi iki bin yirmiye kadar devam eden bir firmayla beraber çalıştık. Tekrar ııı kömür işletmelerine devroldu. Yani biz hala devlet garantisi altındayken ııı yüksek potansiyelde yani üretim gücü olan TK’nın bağlı oldu. Yüksek potansiyelli üretim gücü olan bir işletmemiz yani zarar etmediği halde kar ettiği halde neden özelleştiriliyor? Neden? Yani biz bunların açıklamasını bekliyoruz. Şöyle söyleyeyim ııı yani burası TK’nın bünyesinde hala bünyesinde yani zarar etmiş diye veya ediyor diye hiçbir şekilde olmadığı halde yani bizim ııı geçiş dönemimizde şu an tekrar devril testim döneminde özelleşecek dedikleri andan itibaren işçi aleyhinde veya işçiye karşı hiçbir şekilde yani garantisi olmadığı için biz bu eyleme kalkıştık. Arkadaşımın dediği gibi ııı ilk önce yer altına kendimizi bir on gün kapattık. Sonra bir gün ııı Çayırhan’dan Beypazarı’na yürüyüş devam etti. O arada ııı devlet tarafından müzakere amaçlı ııı ihale süreci ertelendi. Iıı tekrar bu ihale sürecinde ertelemede hiçbir şekilde bir değişiklik olmadığı için ııı biz Beypazarı’na kadar ilk gün yürümüştük. Iki gün önce de tekrar Beypazarı’ndan Akkaya bugün de Akkaya’dan Ayaş’a yürüdük. Ayaş’ta bugün kulaklamamızı yapıyoruz. Vallahi sizi kutluyoruz önce. Hepimize bütün Türk milletine örnek oluyorsunuz. Iş için, ekmek için ama ııı yalnız böyle kendi işiniz ve ekmeğiniz değil, değil. Eee Türkiye’nin geleceği bakımından da yaptığınız mücadele çok çok önemli. Türkiye’nin enerji güvenliği bakımından. Çünkü enerji öyle bir şey ki ııı özel çıkara veremeyeceğiniz tek sektör enerji. Çünkü enerjiyi elinde tutan ııı bir anlamda Türkiye’nin ııı damarlarını elinde tutmuş olur. O bakımdan Türkiye’nin enerji güvenliği açısından yaptığınız mücadele çok önemli. Bir de Türkiye ekonomisinde önemli bir kriz var şimdi. O krizden çıkış yolunu da gösteriyor sizin. Her attığınız adım o krizden çıkış yoluna doğru birer. Adım neden? Çünkü özel sektörle çözemeyeceği sorunlar var Türkiye’nin. Mesela şimdi en önemlisi enerjide, madende. Ondan sonra bütün kamuoyu ilgilendiren temel konularda. O bakımdan özelleştirmeye karşı tavrınız da çok çok önemli. Yani ııı özelleştirme olayı bin dokuz yüz doksan öncesinde doksanda başladı. Yani bir özelleştirme programı geldi. Ve o zaman bir bin dokuz yüz seksen dokuz yüz doksanda çok büyük işçi hareketleri oldu. Doksan bir de Zonguldak Madenci yürüyüşleri oldu. Rahmetli Şemsi Denizer Gimiz, Güney Madenist Sindikası Başkanı’ydı. Onlarla beraber yürüttük. Ve iki milli yıllarda da yine ııı Sarıyer’de büyük mücadeleler oldu. Bakın şimdi ııı madem ııı özel sektör başarılıydı. Niye özel sektöre geçtikten sonra tekrar değil mi? Eee kamuya geçti. Ondan sonra yani aslında iflas etmiş olan ve Türkiye’nin sorunlarına, enerji sorununa ve eee işçilerimiz insanca yaşama eee özlemlerine cevap vermeyen eee bir uygulama olduğu için eee iflas ettiği için eee özel sektör eee kamuya vermişlerdi TKI’yı. Şimdi tekrar özelleştirme ama siz başarılı oluyorsunuz. Yani o erteletmeniz değil mi? O büyük bir başarıydı. Yani baktılar ki bu iş ııı öyle bekledikleri gibi olmuyor. Birlik halindesiniz. Ben hem Nurettin Akçul başkanımızı hem İrfan Kabaloğlu başkanımızı da kutluyorum. Ergün Atılay’ı da kutluyorum. Bunlar hep sağlam sindikacılarımız işçinin önünde onlarla beraber güvenilir sindikalar. Eee birliğiniz çok güzel, çok güçlü. Ve hem madenciler hem enerji işçilerinin kol kola girmesi ve birleşmeleri de eee Türkiye için örnek. Ve aynı zamanda Türkiye’nin ekonomisinin eee girdiği çıkmazlığı bir çıkış yolu da gösteriyorsunuz siz. Yani kamu ekonomisini savunarak işçinin çalışanın, emekçinin hakkını, hukukunu tanıyarak Türkiye buradan çıkabilir. Yoksa işçisini ezerek, üreticisini ezerek hiçbir çıkış yolu yok. O bakımdan sizleri kutluyoruz. Bütün arkadaşları kutluyoruz. Buradan Ayaşa’da eee buradan yürekten sevgiler, selamlar, saygılar yolluyoruz. Yarın da Ankara’da olacaksınız. Evet. Bütün Türkiye’nin yüreği sizinle birlikte çarpsın. Sizin her adımınızda Türk milletinin yüreğinin çarpışları var. Yani onu tabii siz çok iyi biliyorsunuz ve arkanızı millete aldığınız için de buradan hep beraber başarılı çıkacağız. Yani bundan eminim. Siz taleplerinizle ilgili belki arkadaşlara yani eee bu yürüyüşle eee enerji işçilerini talep ediyor, maddenizcilerini talep ediyor. Oralarda biraz eee derinleşebiliriz. Evet. Aileleriniz duruyor. Eee işleriniz. Evet. Orada biraz da sadece eee oradaki iki bin çalışanı değil aslında bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir konu ama oradaki insanlar Nallıhan, Çayırhan, o bölgenin insanları çalışıyor madende. Oradaki insanlar nasıl yaklaşıyor bu hükümetin özelleştirme planına? Yani şöyle eee yaklaşımı esnafların olsun, ailelerimizin olsun yani tamamen desteği var. O da yani eee iki bin yılında tekrar aynı şeye geleceğim. Özelleştikten sonraki duruma bakıldıktan sonra şu anki aynı sıkıntılar olacak diye hepimizin bir korkusu var. Mesela lojmanlarımız var. Lojmanlarımızdan eee bir sene daha oturabilirsiniz denildi. Yani bir sene sonrasımızın yani lojmandan çıkın nereye gideceğiz? Evimiz yok vesaire. Yani eee ailelerimiz tereddütte lojmanlardan çıkacağı evimizden çıkacağımız için eee esnaflarımız gene öyle. Hepsi destek veriyor. Eşim geldi, çocuğum geldi. Yer altı eee eylem yaptığımız yere hepimizin ailesi. Yani bizim eee bin yer altında çalışanımız var. Yedi yüz elli sayı santralde çalışanımız var. Yani herkesin ailesi geldi, herkesin eşi, dostu geldi, esnaflarımız geldi. Yani az demeden çok demeden hepsi destekte bulundu. Yani sabah çorbamızdan akşam yemeğimize kadar hani soğukta, sıcakta yani her türlü destekleri oldular. Yani burada ııı biz şunu istiyoruz. Hani zarar eden bir firma olmadığı için üretimi yüksek. Bizim her zaman biz bunu söylüyoruz. Yani üretimi güçlü olan. Evet. Potansiyelde TK’nin bünyesinde üretimi güçlü olan. Evet. Yani zarar etmeyen bir kurumun yani biz özelleştirilmesini istemiyoruz. Evet. Evet. Burada ııı birkaç dakika önce Sayın Enerji Bakanı’yla bir aradaydık gazeteciler olarak. Ben de o çayıran meselesini kendisine sordum ve ııı aslında AK Parti’nin iki bin ikiden beri özelleştirme ııı programı uyguladığını dile getirdi ve bunun da esas sebebi olarak verimsiz olduğunu yani kamu işletmesinde işletmenin verilmi çalışmadığını, zarar ettiğini dile getirdi. Ama siz başka bir tablo sunuyorsunuz. Orası zarar ediyor mu? Onu ben söyleyeyim. Iıı Termik Santral ııı iki bin yılından iki bin yirmi yılına kadar özel bir şirket elinde çalıştırıldı. Bu süreçte verimli denecek kalitede çalıştı. Yalnız biz iki bin yirmi yılından iki bin yirmi dört yılına kadar ııı dört yıl boyunca revizyon yaptık. Santral’in bakımını yaptık. Şu anda daha halen devam ediyor. Iki bin yirmi beşe geldik. Yaklaşık olarak bu süreçte devamlı bakım, rehapsilasyon işlemleri devam etti. Bu süreçte otomatik neden bu kadar uzun bakım ihtiyaç duyuldu? Yani aslında o yirmi yıl boyunca özel şirketin ağır kullanımıyla alakalıydı. Yani bunu hani daha iyi bilirler. Kör edeceğim diye yani umursamıyor yani oradaki makine alet edevat nasıl olsa yirmi yıl eski bir süre sonra. Tabii. Şimdi bu süreçte otomatikman şey yapıldığı için bakımlar yapıldığı için hani ve enerji üretiminin düşmesi normal. Kafasitenin düşmesi normal. Ama tabii üretimlere baktığımız zaman dört ünite çalıştığımız zaman biz bu verimin daha üstünde yani devlet elinde çalıştırıldığı zaman biz bunun daha üstünde çalışacağımıza inanıyoruz tabii. Yani biz özel şirkette çok hadi hadi çalışmalar, aşırı yüklenmeler bazen üretimi de aksatıyordu. Yani tersine dönüyordu. Ama bu şekilde işçi daha rahat çalıştığı zaman üretimin veriminde artacağını düşünüyoruz. O yüzden biz devlet elinde çalıştırılmasını istiyoruz. Çünkü şirketler biliyoruz biz yirmi yıl boyunca çalıştık. Yani özel şirket kimse savunmasın biz. Hani hiç iyisini görmedik biz. Eee şu anda özelleştirilen yerlere de bakalım Türkiye’de. Eee bize göstersinler ya bir tane santral desinler ki hani özelleştirildi, çok verimli çalışıyor, işçisi çok memnun, halkı çok memnun, yöre halkı çek, çok memnun, bir tane yer göstersinler bize. Ya biz konuşuyoruz, arkadaşlarımıza da konuşuyoruz. O taraftan da haber alıyoruz, bilgi alıyoruz. Yanı başımızda Günüz Emre Termik Santrali var. En büyük örnek. Yani iki buçuk ay iki buçuk üç aylık maaşları daha halen geride. Yani geldik yerinden beri hiçbir zaman düzgün bir maaş alamadılar. Ya orası da maden işçisi, enerji işçisi dibimizde. Yakınımızda uzaktan yani burayı da bir özel şirket çalıştırıyor. Hani burası o kadar verimliyse madem tüm tam kapasite çalışsın özel şirkette. Ya işçiyi ezerek ona işçinin elinden lojmanını alarak diyelim işçiye verdiğin butu ayağından alarak ondan sonra az ücret vererek eee üretimi arttıramazsın ki. Üretimi ateşleyen nedir? Işçinin şevkle çalışmasıdır. Yani işini sevecek. Ondan sonra mutlu olacak, memnun olacak. Evine ekmeğine götürecek, çocuğuna eğitim sağlayacak, sağlık hizmetini falan eee ailesinin kaygılı olmayacak ki işçi de güzel çalışsın. Onun için yani ben işçiyi ne kadar elinden alarak o kadar ker ederim o özel söktör kafası o doğru bir anlayış değil. Yani o üretimi arttıran da bir anlayış değil. Aynı zamanda eee fabrikaların çok önemli bir konuya değiniriz. Yani makinalını, aletini, edevatını falan filan hor kullandığın zaman aşırı hikaye edeceğim diye. Ve onlara bakmadığın zaman çünkü bakım aynı zamanda bir masraf gerektiriyor. E sonuç itibariyle gelecekten harcamış oluyorsun. Gelecekte çok daha ağır eee masraflar oluyor. Bir de enerji sektörü dünyanın her yerinde eee kamunun elindedir. Çünkü enerjiyi biz özel sektörün bir kesime eline geçirdiği zaman enerjiden bütün ekonomiyi kontrol eder. Dolayısıyla ııı diğer ııı özel sektör açısından da ııı endişe verici bir durumdur. Enerjinin bir ııı özel sektörün eline teslim edilmesi. Yani onun için dünyanın her yerinde enerji gibi işte karayolları, deniz yolları, demir yolları falan gibi bütün ekonominin hizmetinde olan alanlar ve kamunun elinde olması lazım. Bunlar çok çok önemli. O bakımdan arkadaşların yürüttüğü mücadele Türkiye ekonomisi için hem kendi ekmekleri için, işleri için, çocukları için, aileleri için ama Türkiye’nin bütünü için de çok büyük bir mücadele veriyorlar. Onun için e onlarla hep beraberiz. Onları yürekten kutluyoruz ve kazanacağız. Ondan da eminim. Yani sizin bu azimli, kararlı ve ne yaptığınızı biliyorsunuz, hedeflerinizi doğru belirliyorsunuz. Halktan, milletten korkmuyorsunuz. Eee o bakımdan eee iyi bir önderliğiniz var. Yani hem Türkiye Madeniş eee hem de tesir şu an bunlar köklü sendikalarımız. Iyi sınavlar vermiş sendikalar. O bakımdan eee hiç endişe etmiyorum. Başarı mutlaka gelecektir. O gözüküyor yani. Eee sayın başkan size şunu da sormak istedim. Bu sonuçta özelleştirme idaresi Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı ve eee sendika liderlerimizle az önce sizlere söylediğiniz Nurettin Başkan ve diğer eee İrfan Başkan’ın da burada özellikle Hazine Maliye Bakanlığı üzerinden özelleştirmenin bir an önce tabii yapılması konusunda baskı yapıldığını eee dile getiriyor. Eee Enerji Bakanımız da biz AK Parti’nin zaten programında bu özelleştirme var. Çünkü verimsiz eee oluyor. Özelleştirme olmayınca, özel olmayınca. Bu nasıl şöyle? Eee verimsiz demelerinin sebebi şu. Özel çıkara teslim ettiğin zaman, kar amacına teslim ettiğin zaman ne oluyor? Kar bir türlü elde edebilirsin. Işçiye daha az vererek lojmanını vermesin. Ayağına ondan sonra çizmesini vermesin. Sırtına ondan sonra montunu vermesin. Eee ekmeğinden alırsın, çorbasından alırsın, ücretinden alırsın, işçiye daha az vererek daha çok kar etmeye kalkarsın ama bunlar yanlış hesap. Neden yanlış hesap? Eee işçiye veren işçinin ııı rahat şartlarda çalışması, ekmek derdinin olmaması, çoluk çocuk derdinin olmaması, işte ben eee oğlumu, kızımı eğiteceğim, okula göndereceğim, böyle dertlerinin olmamasıyla işçi iyi çalışır. Onun için eee efendim eee özel sektör daha karlıdır. Iıı fikri çok çok yanlış. Bütün dünyada büyük yanlış. Kaldı ki bir de bir demir yolu gibi, deniz yolu gibi, kara yolu gibi, enerji gibi, maden gibi alanlarda özel sektörü eyle. Hani diyelim gıda sektörü şurada burada falan özel sektör bir parça katlanılabilir ama özellikle bütün ekonomiyi ilgilendiren alanlardaki enerji ekonominin can damarıdır. Yani her yerde enerji lazım değil mi? Ve maden gene eee bütün ekonomi demirdi, ondan sonra Çin koydu, bakırdı, diğer bütün madenler. Bunlar ekonominin can damarı. Dolayısıyla eee bütün ekonomiyi ilgilendiren dallarda özel sektör çok büyük yanlıştır. O eee özel sektör içindeki rekabet açısından da belli kesim denin diğerlerinin boğazını sıkmasını eee sağlayacak imkanlar vermiş oluyorsun. Eee özelleştirme iflas etti Türkiye’de. Çok büyük yanlış bir program. Bizim Türkiye ekonomisinin bütün kazanımları geçmişten beri cumhuriyetin bin dokuz yüz otuzlarda devletçiliğiyle, kamuculuğuyla, devlet sektörüyle oldu. Ve hatta bu bin dokuz yüz ellilerde falan da devam etti. Bakın Türkiye’de özel sektörü savunan partiler bile iplik fabrikaları yaptılar kamu. Basma fabrikaları yaptılar kamu. Ondan sonra maden yaptılar kamu. Eee şeyler şeker fabrikaları yaptılar. Hepsi kamu. Yani özel sektörün Türkiye’de böyle bir başarısı yok. Yani bütün Türkiye ekonomisinin ruhu, esası, başarılarının hepsi kamu kamu sektörüdür. Ama özel sektörde kamu sektörü öncülüğünde onlar vagon gibi yani kamu sektörü lokomotiftir. Özel sektör arkasındaki vagondur. Eee lokomotif giderse vagonlar gider. Bakın şeyde bile özel sektör mensupları falan bazen toplanıyorlar hükümette falan. Bakıyorsunuz hep hükümetten bir şey istiyorlar. Yani demek ki kamunun önderliği olmadan eee devlet olmadan özel sektör de ayakta duramıyor. Yani o bakımdan Türkiye ekonomisi de birçok dünyadaki ekonomilerde kamu sektörü öncülüğünde ilerliyor ve şimdi bu özelleştirmeler iflas etti ve dünyanın her yerinde kamuculuk, devletçilik yükseliyor. O da çok önemli. Yani kapitalizmin, özel sektörcülüğün eee en böyle parlak ülkelerinde bile şimdi kamuya yönelişler başladı. O bakımdan da yani tersine gidiyor maalesef bu özel sektörcü anlayışı, özelleştirme anlayışı Türkiye’de. O bakımdan da başarı şansları gözükmüyor. Evet. Eee şimdi tabii payaçta olayı verdik. Yarın da Ankara var. Evet. Eee ulusal kına aracılığıyla Türkiye’ye, Türk halkına, Türk milletine neler söylemek istersiniz? Eee ben Beypazarı’ndan çıktık, Akkaya Köyü’ne vardık. Eee oraya vardığımızda bizi çok güzel halk karşıladı. Beypazarı’ndan çıkarken çok güzel bir desteğimiz oldu. Eee şöyle söyleyeyim yani iş tarafından söyleyeyim. Biz şu an yürüyüşe kalktık. Eee bir eylem gibi görünüyor ama biz yer altında çalışmamızı da bırakmadık. Hafta tatilinde veya sıfır sekiz akşam beşte işten çıkan arkadaşlarımız geliyor yürüyüşe desteğe. Gece vardiyasından çıkanlar desteğe geliyorlar. Yani biz üretimimizi enerji üretimini yer altında kömür üretimimizi aksatmadan çok bu şekilde kolluk kuvvetine hiçbir şey göstermeden güçlük göstermeden yürüyüşümüzü gerçekleştiriyoruz. Hani onlar tarafından da hiçbir şekilde bir şey görmedik ama yani şunu söylemek istiyorum. Eee ben Türkiye halkından ziyade devletimizden yani özelleştirilmemesini varlık satışının iptalli devlet bünyesinde devam etmesini istiyorum. Yani bu bizim eee geleceğimiz için eee dediğim gibi yer altında hala çalışmamız, kömür üretimimiz devam ediyor. Yani biz bunu devlet yönetiminde hala bütün eee kömürü çıkartıp elektrik santralinde üretip kâr payının devletimize kalması için. Tabii. Istiyoruz. Hem kendi açımızdan yani çok uzakta aramaya gerek yok. Iıı Doruk Madencilik çok uzamızda değil. Otuz kilometre uzamızda. Maaş alamıyorlar, özelleştirdiler, maaş alamıyorlar, iki buçuk üç aydır maaş alamıyorlar. Yani o durumlara düşmek istemiyoruz. Çok güzel. Siz de aynı şekilde arkadaşım dedikleri gibi biz de aynı şekilde enerji üretimine aynen devam ediyoruz. Yani eyleme başladığımız ilk günden beri hani işçilerin aksatmasından dolayı hiçbir gün enerji üretimi aksamadı. Devam etti aynı şekilde üretime. Yürüyüşe başladığımızdan bu tarafa gece vardiyasında çalışan arkadaşlarımız sabah işten çıktıktan sonra tekrar bize geliyorlar, bizimle beraber yürüyorlar. Eee yürüyüşümüz bitti. Üç dört saat dinlenip tekrardan işlerine geri gidiyorlar. Çok güzel. Yani burada hiçbir aksam yok. Bu süreçte çadırda beklerken de aynı şekilde biz devam ettik. E işten çıkan arkadaşlarımız gece sabaha kadar çadıra bekledi. Sabah işten çıkan akşama kadar bekledi. O şekilde eylemimiz sürdürdü. Hiçbir zaman hani üretmekten kaçmadık. Eee biz üretmeyi üretmek için çalışıyoruz. Biz işçiyiz, çalışırız. Evet. Biz üretiyoruz zaten. Burada sıkıntı yok. Arkadaşlar çıkar kömürü çıkarıyor, biz yakıyoruz bu kadar. Çok güzel. Biz üretiyoruz. E biz şunu istiyoruz, biz devlet için üretelim. Yani şirketler için. Bütün millete yararlı olsun. Devlet için. Devlet için. Devlet ona ne okul yapacak, hastane yapacak, yol yapacak. Devlet kazansın. Evet. Ya şirketlerde çalıştığımız zaman biz çalıştık. Ya iş kazaları artıyor. Evet. Biz bunun bilincindeyiz. Ya şimdi biz dört yıl boyunca çalışıyoruz, Allah korusun yani. Eee bir yaşamadık, bir şey görmedik. Maden tarafı da aynı şekilde. Iş kazalarımız düştü. Tabii kar yapayım derken madenliği ihmal edersin. Tabii güvenliği bir şey kaynak harcayacaksın. O zaman ya ben az kar edeceğim. Onun için güvenliği ihmal edittim. Madenlerde en çok bir kazalar vesaire niye oluyor? Güvenliğe ayırdığım fon kaynaklı kıstığın zaman fazla kar edeceğim diye ne oluyor? Orada iş kazası oluyor, griz oluyor, başka şeyler oluyor. Evet. Enerji sektöründe de aynen. Peki Akkaya Köyü ııı Önder Bey nasıl karşıldı size? Coşkun Bey. Aynı aynı şekilde ııı çiftçi değil mi? Evet çiftçi. Muhtarımıza çok teşekkür ediyoruz. Çok güzel hazırlık yapmış. Akkaya Köyü’nün halkına teşekkür ediyoruz. Bizi karşıladılar. Ayaş aynı şekilde şu anda girdiğimizde bizi karşıladı. Ayaş halkına da teşekkür ediyoruz. Yani bu süreçte halk zaten bizim yanımızda. Esnaf istemiyor çünkü yani bizim bölgemiz bunu yaşadı yirmi yıldır yaşadı zaten. Ya yirmi yıldır göç veriyor. Eee şimdi dört yıldır biraz işçi rahatladı. Çalışma şartlar arttı. Gelir seviyemiz arttı. Eee bunu esnaf görüyor. Esnafa yansıyor yani. Çünkü biz kazanırsak esnaf kazanacak. Tabii tabii. O şekilde. Esnaf da bunun farkında bu süreçte devamlı ücreti daha kıstığın zaman yani biz de desteği destek ve destekliyorlar yani bizde. O konuda hiçbir sıkıntı yok. Ha bu süreçte de sağ olsunlar. Hep bir desteklerini hiçbir zaman esirgemediler. Yanımızda oldular. Ha o çadırda beklerken arkadaşlarımız madene kapandığı zaman hiçbir zaman eksik kalmadı da yani. Tabii Türkiye’de çiftçinin de menfaatı kamu sektöründe. Tabii ki. Toprak mahsulleri ofisine götürüyor, buğdayını satıyor. Pamuk üretiyor, götürüyor, iplik fabrikalarına, devlete satıyor. Hani diyelim üzümünü vesaire üretiyor, tekelleri götürüyor, satıyor. Yani Türkiye’de çiftçinin ekonomisiyle de kamu ekonomisi arasında çok sıkı bağlar vardır. Yani kamu olmasa eee çiftçi ortada kalır, ezelir ve eee o tefecilerin falan eline düştüğü zaman piyasanın eline düştüğü zaman tüccarların eline düştüğü zaman tabii çok büyük sıkıntılar oluyor. O bakımdan Türkiye köylüsü de eee kamudan yanadır. Bir de kamu Türkiye köylüsünü destekliyor. Yani hem fiyatta destekliyor, gübrede desteklemiştir. Ondan sonra eee tarım ilacında eee onun için köylüye destekler kamu tarafından bizim ekonominin, tarım ekonomisinin çok temel bir talebidir. O bakımdan da yani çiftçide de hep böyle devlet devletçilik kuvvetlidir. Yani devlet baba fikri değil mi? Türkçemize girmiş. Devlet baba diyor yani. Devlet hiç kimse patron baba demiyor. Devlet baba diyor. Çok önemli. Evet. Eee maden ve enerji içlerimizi eee onların nöbet yerlerine göndereceğiz. Onların görevleri var. Yolunuz açık olsun. Teşekkür ediyoruz. Yolunuz açık. Hep beraberiz. Hep beraberiz. Bütün arkadaşlara Nurettin Akçul Başkanımıza, İrfan Kabaloğlu Başkanımıza, bütün arkadaşlarımıza sevgi, selam, saygılarımızı götürün. Sizin başaracağınıza, hepimizin başaracağına sonuna kadar inanıyoruz, güveniyoruz, göreceksin. Eee ve bunun şenliğini de yapacağız, kutlayacağız da. Alın teriniz boşa gitmeyecek. Yürüdüğünüz yollar sizi başarıya götürüyor. Onun için eee güleceğiz, iyi sonuçlar alacağız. Eee ailelerimiz de sevinecek. Çocuklar Türk milleti sevinecek. Evet. Sizin başarınız Türk milletini sevindirecek. Onun için hepinize çok şey borçluyuz. Biz teşekkür ederiz. Sesimizi duyurduğunuzu duyurmaya çalıştığınız için buraya davet ettiğiniz için eee benim söyleyecek başka bir şeyim yok. Ben müsaadenizi isteyeyim tekrar arkadaşlarımızın yanı ateşimizin başına geçelim. Sizlerle beraber atıyor. Ulusal Kanal izleyicilerin de yüreği sizlerle beraber atıyor. Ayağınıza sağlık. Eee değerli ulusal kanal izleyicileri kısa bir reklam arası reklam arası

Paylaş