Altyazı M.K.Ulusal kanala hoş geldiniz değerli izleyenler.Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Doğu Perinçek ile birlikte çıkış yolu programında tekrar birlikteyiz.Bu akşam Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Tevfik Kadan da bizlere eşlik edecek.Birlikte sorularımızı Sayın Genel Başkan’a ileteceğiz.Suriye, iç politika, dış politika ve son gelişmeler, aldığımız son haberleri, bilgileri, perde arkasındaki gelişmeleri sizlere aktarmaya çalışacağız.Sayın Genel Başkan, Suriye ile başlayalım, uygun görürseniz.Hayır hayır, buyurunuz.Herkesin önündeki konu, herkesin merak ettiği ve ilgilendiği, cephe tuttuğu konu Suriye.Şimdi HTC’nin saldırısından sonra bir toz kalktı.Şimdi o toz yavaş yavaş iniyor.Sis bombaları atılmıştı ortalığa.Gelişmeler tam anlaşılmıyordu ama şimdi saflar, cepheleşmeler iyice berrak bir şekilde ortaya çıkmaya başladı.Evvela uygun görürseniz şöyle başlayalım.Suriye’de kim kazandı, ne oldu?Şu anda kısa vadeye konuşma önemli şu bulunduğumuz anda Amerika ve İsrail kazandı.HETEŞ’e kazandı.Ondan sonra PKK biraz namlunun ucunda, ona kazandı diyemiyoruz.Sevinebilirler.Hani Suriye parçalanıyor, orada bir federasyon oluyor, bizim de bir toprak parçası veriyorlar falan gibi hevesler olabilir ama benim araziden aldığım bilgiler ve onlarda bir korku var.Yani onlar tam bir kazanmış duygusu içerisinde değiller PKKP’ye de.Heteşe kazandı, Amerika kazandı, İsrail kazandı.Şu anda Rusya, İran, Türkiye kaybetti.Türkiye de mi kaybetti?Tabii, Türkiye kaybetti.Türkiye şu bakımdan kaybetti.Türkiye’nin güneyinde namlusu Türkiye’ye dönük olan Amerika-İsrail……denetim altında bir, sözde Kürdistan kuruluyor.Bir, Heteşe’nin yönettiği Suriye’de Türkiye için bir tehdit.Güneyimizde Esad’ın yönettiği, Türkiye için tehdit oluşturmayan, hatta potansiyel müttefik olabilecek ama maalesef bizim yönetimimizi değerlendiremedi ve bir Suriye vardı.Şimdi orada Amerika ve İsrail’in gödümünde olan bir Suriye var.Eş zamanlı olarak Türk ordusu ve onların yönlendirdiği kuvvetler PKK’nın bulunduğu bölgelere girdi.Yani bu biraz söylediğinizle çelişmiyor mu?Şimdi bakın ben bugün doğrudan doğruya Suriye sahasından, doğrudan dolayı oradaki bizim özel kuvvetlerden, yani Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Heteşe içindeki bazı güçlerden, ondan sonra Beşer Esad, yani Suriye’nin milli bağımsızlığını savunan güçlerden, aşağı yukarı oradaki bütün taraflardan Amerika-İsrail dışında bilgi aldım.Bu aldığım bilgilere göre birincisi Amerika ve İsrail’in orada bir yönetimi oluştu.Amerika-İsrail’in bir başarısı var.Yeni bir Suriye devleti kuruluyor ve bu yeni Suriye devletinin başında Heteşe var.Fakat Heteşe’de devlet yönetmeyi bilmiyor.Yani İdlib yönetmekle Suriye’yi yönetmek aynı şey değil, onlar İdlib’i de yönetmiyorlardı.Onların üstünde İdlib’de Türkiye vardı, Amerika ve İsrail de vardı İdlib’de kısmen.Dolayısıyla onlar biraz vekil olarak İdlib’i üretiyorlardı ama şimdi Suriye’nin yönetimi diye bir olay karşılarında çıktı.Yani valiler olacak, kaymakamlar olacak, emniyet müdürleri olacak, tapu kadastrosundan tutunda bayındırığına kadar devletin bütün işlevlerini yönetecekler.Adliyesi olacak, yargısı olacak.Ondan sonra polisi olacak falan bunları başarabilecek, bunları yönetecek bir birikimi yok Heteşe’nin.Sonuç itibariyle bir terör örgütü.Milli eğitimi var, akademisi var, üniversiteleri var.Dolayısıyla bir yandan güya bir devlet kuruluyor ama bir yandan da o devletin şu anda iktidarında olan Heteşe devlet yönetimi birikimine, kabiliyetine, tecrübesine sahip değil.Siz Habertürk’teki programda şöyle bir Farklı bir fikir ortaya.Fikirde miyim?Biraz bilgiye sahip olduğunuz anlaşılıyordu söylediklerinizden.Meşru muhalefetin de bir aktör olarak öne çıkabileceği bir süreç yaşayabiliriz.Hatta eski 2012’deki başbakanın da yeniden bir siyasi aktör olarak öne çıkabileceğini belirtmiştiniz.Şu anda tam…İşte şimdi ona da yönelik işaretler de var.Şu anda?Evet.HTEŞ’e ama bunu alana çağırmı böyle bir duruma?HTEŞ’i onlara muhtaç, onları çağırıyor.Yani Heteşe şu anda Suriye’yi yönetemeyecek durumda.Mesela diyelim üniversitelere diyor ki o tamam diyor, siz devam edin diyor bugüne kadar ki müfredatınız neyse ne öğretiyorsanız üniversitelerde onu öğretmeye devam edin.Yani kendi üniversiteyle ilgili bir programı, bir müfredatı ne öğretilecek, ne eğitilecek, nasıl üniversite yönetilir, böyle bir şey yok mesela.Emniyet içinde, diğer bürokrasi içinde, hatta ben şu tür bilgiler de aldım, isim vermeyeceğim ama geçmiş dönemde Beşar Esad’ın çok üst düzey, çok yakın zamana kadar Beşar Esad’ın Dışişleri Bakanlığı’nda, Büyükelçilikler’de falan, Büyükelçi düzeyinde görev yapmış insanlar, şu anda Etheşe tarafından göreve çağrılıyor.ülkeyi nasıl yönetecek?Suriye’yi yönetmek basit kolay bir iş değil yani.Dolayısıyla, bu arada şu bilgiyi de aldım.Sizin bahsettiğiniz gibi o meşru muhalefet, yani Abdülmenaf gibi eski Beşar Esad’ın savunma bakanı, bunlar Beşar Esad’la bir anlaşmazlığa düştükleri için o iç savaş başladığı yıllarda ayrılıp Avrupa’ya gittiler.veya işte Riyad gibi başbakanlığını yapmış unsurlar falan.Bunların da ve bunlarla beraber o meşhur muhalefet, bürokratlar, üst düzey bürokratlar falan, bunların da Suriye’ye dönmekte olduklarını, birçoğunun döndüğünü ve Etheşe’yle bunların görüşmeler halinde olduklarını ve Etheşe’nin de bunlara muhtaç olduğunu ve onlara bazı görevler verdiklerini öğrendim.Gazete haberi değil bunlar, kulaktan duyma haberler değil.Doğrudan doğruya ciddi kaynaklardan aldığımız haberler.Bu hangi yönünde bir kazanıma işaret ediyor bu söylediğiniz peki?Ya da bir kazanım mı bu söylediğiniz?Ben bunu kazanım diye söylemiyorum.Sonuç itibariyle Heteş’e geldi, Şam’ı ele geçirdi ama Şam’ı ele geçirmek, yönetmek için yetmiyor.Şam’da oturuyorsunuz ama kaymakamınız kim?Emniyet müdürünüz kim?Tapu memurunuz kim?Bürokrasisiniz kim?Üniversitelerde kiminiz var?Eğitimde kiminiz var?Öğretmenleriniz kim?Yani devletin bütün işlevi, yargı…Yargınız kim?Yargıçlarınız kim?Savcılarınız kim?Yani bütün bu devlet…fonksiyonlarını, işlevlerini…yürütecek bir kadrosu, eteşenin yok.Bunlar…Hala eteşe terör örgütü.Amerika’nın listesinde de terör örgütü.Türkiye’nin listesinde de, Birleşmiş Milletler’de de terör örgütü.Ve diyelim bazı yetenekleri var.Vurdu, kırdı falan konusunda diyelim.Orada da çok üstün bir kuvvet olmadığını yine bugün öğrendim.Onu da söyleyeyim.Ama sonuç itibariyle HETEŞ’e, o ülkeyi yönetecek bir kabiliyete ve kadro birikimine sahip değil.Bu gerçeği saptıyoruz.Yoksa ondan sonra bu iyidir, kötüdür diye bir şey söylemiyoruz.Öte yandan tabii Suriye yönetilmesi şu anda zor bir ülke.Yani çeşitli silahlı güçler var.Yeni PKK, YPG’nin silahı var.HETEŞ’e dışında yine başka silahlı güçler var.Suriye Milli Ordusu var, silahlı güç.HETEŞ’e bir yandan diyor ki silahları bırakın, teslim edin.silahlı bir güç istemiyorum diyor ki devlet tabi rakip bir silahlı güç kabul etmez.Devlet demek silah tekeli demek.Yani devlet nasıl da tarif edilir?Silah tekeline sahip olan örgütlenmedir.Yani bu tarife bir tek devlet uyar.Ve devleti diğer örgütlenmelerden ayıran da silah tekeline sahip olması.Yani o ülkede silah bir tek ondadır.Cebür kuvveti, yaptırım gücü ondadır.Başkasının da elinde silah olmasını devlet kabul etmez.Ama Suriye’nin bölünme sürecinde olduğuna işaret ediyordunuz.Bu bununla şu anda mesela o zaman ŞAV’a oturan yapı silahları topluyoruz derken aslında buna karşı bir önlem almış olmuyor mu?Şöyle, ama bir kere merkezi otoritesi olacak ki ayrıca federasyonlar olsun.Yani federasyon olduğu zaman bu federatif, federe devletlere bir silah bırakmayacak.Ben açıkçası sanki Türkiye’ye bir diş göstermi gibi algıladım.Çünkü sonuçta iki kuvvetli silah var.Bir, ABD’nin kara gücü PKK’da var silah.İki, Türkiye’nin denetimindeki milli orduda var.Milli Suriye Ordusu dedikleri yabırlanma da var.Dolayısıyla bir, Jolani’nin PKK’ya biraz Kürtler bizim kardeşimizdir ve onlarla anlaşma yolu bulabiliriz gibi iş birliğine işaret eden açıklamaları var.Fakat diğer yandan da hani Suriye Milli Ordusu’na bundan sonra silahları bırakma zamanı gibi.Bir diş gösterme gibi.başka türlü düşünüyorum.Yani şu anda Türkiye hükümetiyle HDP arasında bir uyum var.Ama bir yandan da HDP’nin Amerika ve İsrail denetiminde olmasından kaynaklanan bir karşılıklı güvensizlik de var.Dolayısıyla şu anda Suriye bu hem sizin söylediğiniz hem benim söylediğim nedenlerle yönetilmesi çok zor bir ülke.Yönetmek için de en başta bir silah tekeli lazım.Bugün Etheş’in en temel meselesi, ülkede silah tekeline sahip olması, diğer silahlı güçleri silahsızlandırılması.Hatta bakın, bugün gelen, dün gelen haberler ne?Oradaki Filistin örgütlerini, Hamas’ı, Filistin örgütlerini silahsızlandırıyor ve onların kamplarını kapatıyor.Tabi bu, İsrailli işbirliği halinde olmasından da geliyor.Ama bir yandan da silahtan korkuyor, yani kendisi dışında silah istemiyor.Bu nedenle de orada hala bir silah tekerine sahip olan bir devlet örgütlenmesi kurulmuş değil.Bu tabii ne kadar zamanda olacak?Bu çok ciddi bir önemli mesele ve bu sırf çağrılarla, sözlerle, hükümet kararlarıyla olabilecek mi?Yoksa bir takım silahlı kapışmaları, hesaplaşmaları da gündeme getirecek mi?Bence getirecek.Oradaki çeşitli silahlı güçler çağrıyla, ricayla falan silahlarını bırakacak gibi gözükmüyorlar.Efendim siz bu Filistin meselesini de hatırlatalım izleyicilerimize.Şam’ın içerisinde bir Yermuk mülteci kampı var Filistinlilerden oluşan.Yaklaşık 1990’lardan beri 100 binin üzerinde Filistinli burada yaşıyor.İçerisinde aynı zamanda Filistinli direniş örgütleri var.Filistin Halk Kurtuluş Cephesi gibi.çeşitli örgütler var.Burada hem direnişi buradan destekliyorlar hem insan gücü hem silah gücüyle buradan Filistin’e yıllardır destek veriyorlardı.Jolani en son adamlarını göndererek bu gruplardan hem silahsız silahlarını bırakmasını hem askeri faaliyetlerine son vermesini sadece hayır işleri yapabileceklerini ifade etti.Bununla paralel olarak aynı zamanda Batı Şeria’da bir de Cen’in kampı var.Mahmud Abbas güçleri de yine o kampı basarak bugüne kadarki en büyük operasyonu yaparak oradaki içerideki Filistinli direniş örgütlerinden aynı taleplerde bulundu.Dolayısıyla Filistin direnişine burada büyük bir darbe vurulduğu gözüküyor.Yani kaybedenler içerisinde Türkiye, İran, Rusya’yı saydık ama Filistin de tabi bunun merkezinde.Saymak lazım.Şu anda Filistin’de kaybeden durumda çünkü kuzeyden de kuşatıldı.Filistin’in kuzeyinde Suriye gibi kendisini destekleyen, güvenilir bir ülke vardı.Beşer Esad’ın yönettiği Suriye, Filistin’in İsrail’e karşı savaşını destekliyordu.Şimdi o destek kalktı, onun yerine Etheşe gibi İsrail ile Amerika ile iş birliği yapan, onların denetiminde olan bir örgüt geldi.Bu tabii ve dediğiniz uygulamalar başladı.Yani Filistin örgütlerini kapatmak, ondan sonra silahsızlandırmak gibi.Bu dediğiniz doğru.Filistin’de şu anda kaybedenler cephesinde gözüküyor.Daha doğrusu şöyle, Amerika, İsrail ve güdümlüleri Kazananlar Cephesi’nde şu anda, yarın için söylemiyoruz, buna karşılık Enpezm’e karşı mücadele eden, Abede Enpezm’ine, İsrail Siyonizm’ine karşı mücadele eden güçler de, diyelim mücadelenin bu aşamasında kayıplara uğradılar.Sayın, buyurun.Ben çok soru sordum.Şimdi Sayın Genel Başkan, bir nokta dikkatimizi çekti.Sayın Hakan Fidan, Türkiye’yi kaybedenler stratejik düzlemde, kaybedenler uzun vadeli olarak önden bir vurgulama ihtiyacı duydunuz.Sayın Hakan Fidan bir televizyon programında Rusya ve İran’ın askeri olarak denkleme girmesinin engellendiğini ve bunların da doğadaki toplantıda da bunun gündeme geldiğini biraz muhalefetin kendi iç sorunlarını kendilerini çözmesinin önüne açılmasını ve kendi çabalarında kansız olması yönünde olduğunu söyledi.O programın genelinde şöyle bir vurgu vardı Sayın Fidan’ın.Yani İran ve Rusya’yı durdurduk ve Esad gitti.Şimdi daha sonraki Sayın Fidan’ın açıklamalarında en son Sürdü Arabistan’da bir basın kuruluşuna yaptığı açıklamada tam bu şekilde ifade etmedi.Orada biz hiçbir şekilde müdahil olmadık.Harekete geçtikten sonra HTS, biz kansız olması yönünde bir çaba sarf ettik ve bir etkende bulunmadık.Hatta daha önceki açıklamalarında da bu bir iç dinamikleriyle oldu, dışarıdan müdahale olmadı diye bir açıklama da yapmıştı Sayın Fidan.Önceki günde Trump şöyle bir vurgu yaptı.Dedi ki, bir defa anahtar ülke Türkiye, Yani Türkiye’nin sayesinde oldu mealen söylüyorum ve binlerce yıldır Türkiye o bölgede istiyordu zaten ve aldılar.Yani Trump’ın açıklamasıyla Hakan Fidan açıklamasını böyle alt alta okuduğumuzda ne zihninizde ne beliriyor nasıl bir plan vardı?Türkiye yönetimi, Türkiye hükümeti İdlib’de, yani HETEŞ’e hem Türkiye’nin kontrolündeydi ama kısmen de Amerika ve İsrail’in kontrolündeydi İdlib’teyken.Yalnız Türkiye’nin kontrolünde değildi HETEŞ’e.Bu harekatla birlikte Amerika ve İsrail zaten ateşeyi alanına sürdü, Suriye alanına sürdü.Türkiye de Amerika ve İsrail ile birlikte hareket etti.Yani onu durdurma, önleme yönünde bir girişimi olmadı.Zaten Sayın Dışişleri Bakanının ifadesinde de bunu görüyoruz.Bu arada Sayın Dışişleri Bakanı diyor ki, biz bu süreçte İran ve Rusya’yı dizginlemeye çalıştık, durdurduk.Yani bir fiili bir müdahalede bulunmasınlar diye.Tabii bu övünülecek bir şey değil.Yani tarihe kara bir leke olarak geçecektir.Orada İran ve Rusya’yı durdurmanın gelecekte övünülecek hiçbir tarafı ve hiç kimsenin çocuğu da babam İran ve Rusya’yı durdurdu.o babanın çocuğuyum diye övünmeyecek ve hatta utanacak ve bunu saklayacak ve belki mazeretlerini öğretmeye çalışacaktır.Şu anda geldiğimiz noktada Amerika’nın seçilen başkanı Trump zaten işte 15-20 Ocak’ta da görevine başlıyor.O Türkiye’yi, bir de Tayyip Erdoğan’a çok aşırı övgüler yaptı.Bu……gerçekleri söylemekten çok……Tayyip Erdoğan üzerinde bir kontrol tesis etmeye yönelik……ve onu elinden tutmaya, ondan sonra onu……yönetmeye yönelik ifadeler bunlar.Çok akıllı.Çok akıllı.Överek vesaire falan yani tabii.Herkes anlamıştır.Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın da bunu fazlasıyla anlayacak zekası birikimi var mutlaka.O övgüler sonuç itibariyle Türkiye yönetimini Trump’ın elinde tutma gayretiyle bağlantılı.Onu görmemiz gerekiyor.Tabi burada bir şey var.Önemli bir tarih cehaleti de var.Türklerin binlerce yıldır, binlerce yıldır diye bir şey yok.Türkiye o toprakları daha Birinci Dünya Savaşı’nda kaybetti.Yüz yıl önce o topraklar kaybedildi.Yoksa binlerce yıldır diye bir şey de yok.O topraklar Selçuklu topraklarıydı.Arkasından Osmanlı topraklarıydı.Birinci Dünya Savaşı o toprakları paylaşmak için başladı.Yani İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’sı Osmanlı Devleti’ni parçalamak için Birinci Dünya Savaşı’nı başlattılar.Türkiye de onlara karşı Almanya yani Osmanlı Devleti de onlara karşı Almanya ile ittifak yapmak zorundaydı ve o ittifakı yaptı ve başka da yapabileceği bir şey yoktu.Dolayısıyla o topraklarda, Filistin topraklarında, Suriye topraklarında, Yemen topraklarında Birinci Dünya Savaşı’nın önemli mücadeleleri oldu.Tabii Çanakkale’de, Doğu Cephesi’nde de.Dolayısıyla yani Trump’a kim söylediyse binlerce yıldır diye çok cahilce bir ifade.Binlerce, evet bin yıldır, binlerce değildir ama Selçukluların o bölgeye gelmeleri ne zaman?İşte 10.yüzyıl, diyelim 1071, Mazlazgirt’ten önce oralara Selçuklular geldiler ve diyelim o 900 yıldır, hatta 1000 yıldır o topraklar büyük ölçüde İkinci, Birinci Cihan Savaşı arifesine kadar, hatta sonlarına kadar orası Osmanlı Devleti’nin kontrolündeydi.Ondan evvel de Selçuklu Devleti’nin kontrolündeydi.1 Aralık’ta yine Türk olan 1250’de Mısır’da kurulan Memluk.Kıpçak Türklerinin kontrolündeydi.Yani Suriye’yi kimler yönetti?Selçuklular, Memluklar.Hatta kendilerine devleti Türkiye diyordu.Mesela bizim Osmanlılar Türk Devleti demediler kendilerine.Selçuklar da Türk Devleti demediler.Onlar sülale adlarıyla anıldılar, Selçuklu sülalesi, Osmanlı sülalesi ama……Memlükler kendilerine devleti Türkiye, resmi olarak devleti Türkiye diyorlardı.Ve kendilerini de Türk olarak adlandırıyorlardı.Yani bütün Eceb Toparlı vesaire Memlüklerden çevrilmiş epey kitaplarımız var.bizim Selçuklu ve Osmanlı Türkleri’ne de Selçuklu memluklar Türkmen diyordu.Biz Türküz onlar Türkmen diyorlardı.Neyse.S.G.Başkan yönetmenimiz uyarıyor reklam dakikalarını geçiyorsunuz diye.Kısa bir reklam arası verelim sonra Trump’ın cümlelerini analiz edelim.Çıkış yolu programına tekrar hoş geldiniz.Değerli Ulusal Kanal izleyenleri, Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Doğu Perinçek’e güncel gelişmelere ilişkin sorularımızı yöneltmeye devam edeceğiz.Son olarak Trump’ın Suriye ile ilgili cümlelerini yorumlamasını rica etmiştik Sayın Genel Başkanım.Trump şunu söylüyor, izninizle tekrar hatırlatayım.Bu işin arkasında Türkiye var diyor bir defa.Burada berrak mı bu?Sanki biraz sizin anlatımınızdan Türkiye’de kaybettiği için sonradan yetişmeye ve uyumlu biraz Yanlış anladıysam bunu da açmanızı rica edeceğim.Diyor ki bu işin arkasında Türkiye var, Türkiye anahtar Trump’ın cümlelerini okuyorum.Binlerce yıldır orayı istiyorlardı ve aldılar.Onu az önce girdiniz.Binlerce yıl yanlış olduğunu o cümlenin ayrıntılı anlatmıştınız.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı övüyor.Anlaştığım biri diyor.Büyük ve önemli bir askeri gücü var.Güçlü bir ordu kurdu.Bizim oradaki kuvvetlerimizi korumamız önemli diyor.Bu işin çok akıllı birisi.Binlerce yıldır orayı istiyorlardı ve aldılar.Şimdi bakın burada bir kere Amerika ve Amerika saklanıyor.Nereden saklanıyor?Bu operasyonu, bu harekatı düzenleyen en başta o var.Ondan sonra başına HETEŞİ’yi getirdi.Burada tabii bir kere HETEŞİ bir terör örgütü.Amerika Birleşik Devletleri bir terör örgütü ile yani hem Amerika hukukuna göre terör örgütü, hem Birleşmiş Milletler hukukuna göre, hem Türk hukukuna, herkese göre terör örgütü.Başına on milyon dolar koydular.Neyse o ayrı ama yani bir terör örgütü.Orada kendini saklıyor.Yani böyle hukuk dışı bir olayda ben yok.İkincisi siyaseten saklıyor.Çünkü ben varım dediği zaman bütün Suriye halkının da tepkisini alacak.Yani mümkün olduğu kadar Suriye halkına ondan sonra bak burada İsrail yok, Amerika yok bu işte falan.Bunu anlatmaya çalışıyorlar.Sayın Filan da böyle bir cümle kurdu ama o çok enteresan.Onlar da saklıyor Amerika’yı ve İsrail’i.O Esad’ı İsrail ve Amerika devirmek istemiyordu.Bunu doğrudan bize söylediler diyor, aktardı.Yani Esad aslında onların işine gelen bir liderdi diyor.Orada bence gerçek dışı bir ifade kullanıyor Sayın Dışişleri Bakanımız.Neden?Çünkü Dışişleri Bakanı çok açık bir şekilde Amerika ve İsrail’in yanına düştü.Her konuda.Bakın, şuna kadar.Perşembe günü bizim Milli Güvenlik Kurulu toplandı.Bunun bildirisi var.Orada mesela meşru muhalefet geçiyor.Ama Dışişleri Bakanımızın konuşmalarına bakıyoruz.Meşru muhalefet yok.Muhalefet var.Yanındaki Rus.Dışişleri Bakanı, İran Dışişleri Bakanı aynı toplantıda işte Astana Dışişleri Bakanlığı toplantısında meşru muhalefeti öne çıkartmaya çalıştılar.Beşşar Esad yönetiminin tasfiyesi öncesinde.Ama bizim Dışişleri Bakanımız meşru muhalefeti değil, muhalefetten bahsetti.O zaman kim kalıyor meşru muhalefeti bir kenara attığınız zaman Heteşe kalıyor.Oralarda da Rusya ve İran’dan farklı bir konumda olduğunu ortaya koymuştu.Bunu görüyoruz.Burada Trump kendini saklıyor.İkincisi, biraz evvel de konuştuk, binlerce yıldır istediklerine Türkiye kavuştu, binlerce yıldır diye bir şey yok.Türkiye o toprakları, yani Suriye toprağını daha Birinci Dünya Savaşı sonunda kaybetti.Hatta Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında bile, değil mi, savaş oralarda devam ediyordu.Türk süngüsünün çizdiği sınırların bir kısmı hala bugünkü Suriye topraklarındaydı.Yani Mondoros Ateşkesi’nde sırasında Türk askerinin süngüsüyle çizilen sınırın bir kısmı hala bugünkü Suriye topraklarıydı.ve misalk-ı milli içinde de nedir misalk-ı milli?Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda ateşkes yapıldığı zaman 30 Ekim 1918’de Türk askerinin denetiminde olan yerler misalk-ı milli’dir.Onun için de bugünkü bir kısım Suriye toprakları da var.Bunun için binlerce yıldır istediği falan diye bir şey yok.Yani yüz yıl evvel oraları Osmanlı Devleti’nin yönetimindeydi.Ondan evvel de Osmanlı’dan önce Selçukluların yönetimindeydi ve Memluk Türklerinin yönetimindeydi.Dolayısıyla diyelim 10.yüzyıldan itibaren yani Malazgirt’ten öncesinden itibaren Suriye toprakları Türk devletleri tarafından yönetiliyordu.Bir önemli nokta da Askeri güç olarak Türkiye’nin çok büyük bir kuvvete sahip olduğunu söylüyor.Doğru.Doğru, hakikaten Türkiye bugün Batı Asya’daki en önemli, yani Rusya’yla beraber, İran’la beraber, biraz da Mısır’la beraber, Batı Asya’nın en büyük askeri güçlerinden biri.Hatta diyelim ilk ikiye girer.Yani Rusya ile kalktığımız zaman Rusya ile Türkiye, Batı Asya’daki ilk iki büyük askeri güçtür.O dedikleri doğru.Ama bütününe baktığımız zaman Tayyip Erdoğan övgüleri biraz Sayın Cumhurbaşkanımızı kontrol etmek için Ondan sonra yapılan övgüler, yani ben övgüler yanlıştır anlamında söylemiyorum ama yani o övgülerde esas olarak Sayın Tayyip Erdoğan’ı kontrol etme amacını görüyorum.Yani onu kafese alma, kafa kola alma falan diye biraz argo konuşalım, öyle bir amaç sırıtıyor yani Trump’ın konuşmalarında.Tabii buna kimsenin aldanacağını da sanmıyorum.Aslında göz görürken manzara Türkiye’de bu övgüleri kabul ediyor ve ta aksine biraz da böyle zafer havaları estiriliyor.En son Sayın Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye gitti, Şam ziyareti yaptı ve orada kendi kullandığı aracı, Jolanie’nin bindiği, hatta Jolanie’nin şoför koltuğuna geçerek birlikte Şam’da dolaştıkları, hem pazarına gittikleri, hem Emevi Camii’nde namaz kıldıkları görüntüler yansıdı.Türkiye için de hala heyeti tahrif eden bir terör örgütü, 2018 yılında Cumhurbaşkanı kararıyla resmi olarak ilan edilmiş durumda.Bu ziyareti nasıl değerlendirirsiniz?Devlet zaafı diyoruz ya, Türkiye Cumhuriyeti devleti zaaf içinde diyoruz, işte bu zaaf buralarda da kendisini bütün çıplaklığıyla gösteriyor.Yani Türk Devleti’nin bir üst düzey görevlisi, MIT Müsteşarlığı, güvenlik örgütlerimiz içerisinde en önemli örgütlerden birinin yönetimidir.Yani MIT Müsteşarı hiçbir şekilde bit başkanı şimdiki adı, hiçbir şekilde…devletimizin terörist olarak kabul ettiği bir örgütün liderini…arabasına alıp da onu…direksiyona oturtmaz.Yani bu, oraya Abdullah Öcalan’ı o direksiyona oturtmakla…ondan sonra farklı bir şey değil sonuçta.Çünkü devlet bu demek.Terör örgütü diyor.Devlet terör örgütü başını…direksiyonuna geçirir mi?Burada devlet tavrı yok.Burada çok derin ve çok önemli bir olay yatıyor.Nedir?Dikkat ederseniz AK Parti yönetimi bir türlü Türk Devleti’nin başına geçtiğini ve Türk Devleti’nin sorumluluğunu omuzlarına aldığını benimsemedi, içselleştiremedi, hazmedemedi, sindiremedi, içine sindiremedi.Burada da onu görüyoruz.İçine sindirsen bir devlet erkanı var, bir devlet adabı var, bir devlet terbiyesi var.Bu edep ve terbiyeyi bu erkana göre ve o devletin hukukuna göre bir terör örgütü, lideri, bir başkanının, ondan sonra resmi arabasının direksiyonuna geçemez.İlk önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti Heteşe’yi terör örgütleri listesinden çıkartır.Ondan sonra isterlerse arabaların da direksiyonuna oturturlar, isterlerse omuzlarında da başlarının üzerinde de taşırlar.Bu yalnız direksiyona geçirme olayında değil.Bakın bir terör örgütü iken daha Heteşe, Türkiye Cumhuriyeti Devleti onu kabul etmiş ve tanımış durumda.Onunla beraber iş yürütüyor falan.E ne oldu?Bu devletin hukuku ne oldu?Cengiz Han’ın yasası var.Milattan sonra 13.yy.Mete ne ile tanınıyor?Modu.Hun İmparatoru.Milattan önce 160-170 diyelim.Milattan önce kanunlarıyla, hukukuyla tanınıyor Modu.Ondan sonra Göktürk kanunlarıyla töre, töre o zamanki hukuktu, bugünkü anlamıyla töre değil.Türk töresi, Türk hukuku.Hatta Türk kelimesinin töreli olmaktan türediği görüşleri vardır ki ben de onu kabul ediyorum, doğrudur.Yani böyle bir tarihi olan, hukuka dayanan, yani hukuk demek devlet demektir, devlet demek hukuk demektir.Yani hukuk ve devlet tarihsel süreçlerde aynı zamanda tarih sahnesine gelmişlerdir.Şimdi burada hukuk falan yok.Ama bu, maalesef AK Parti’de bu var.Mesela vesayet rejimi, vesayet rejimi, o vesayet rejimi, vesayet rejimi dedikleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı böyle bir şey, alttan alta bir güvensizlik kabul edememek.Onu kabul edememek, güvensizliğin ötesinde bir şey.Onu kabul edememek.Siz devletin başındasınız ve devletin temel unsuru nedir?Silahlı güçtür.devlet silah tekerine sahip olan örgüttür.O, siz kendi başında bulunduğunuz devletin silahlı gücünü bir türlü benimsemiyorsunuz.Hep ondan böyle iğneli iğneli diken batırarak ona söz ediyorsunuz.O devletin başına geldiklerinin tam bilincinde olmadıklarını AK Parti’nin gösterdi, dikkat ederse.Bir türlü bu devlet bizim diyemediler.Bu devletin başına geçtiklerini anlayamadılar.ve iki, kendilerini böyle biz bu devletin başındayız falan gibi tekerlemeler de aslında o sindirmemenin bir ifadesi.Şimdi bu olayda da onu gördük.Yani HETEŞ’e bir terör örgütü Türk Devleti kanunlarını hukukuna göre ve birdenbire o terör örgütü Türk Devleti tarafından hukuken kabul edildi, tanındı.Türk Devleti’nin güvenlik yetkilileri, MİT Başkanı onu arabasına aldı, ona direksiyonu verdi.Bunlar çok anlamlı olaylar.Yani koca MİT Başkanı’nın bir şoförü yok mu?Buralarda aynı zamanda dikine dikine bir hukukun üzerine gitmek ve hukuku çiğnemek var.Ben çiğnerim diyor.Ben de diyor devlet adabı, terbiyesi falan filan yoktur diyor.Ben çiğnerim diyor.Bu Sayın Genel Başkan, bir defa bu sonu söylediğinizde şöyle yanıt veriyorlar.Birleşmiş Milletler temsilcisi gitti, oturdu.Amerika, Avrupa devletleri arka arkaya gidiyor.Türkiye geri mi kalsın, geç mi kalsın?Onlar emperyalist.Onlar emperyalist, onlar kendi hukuklarını, Birleşmiş Milletler hukukunu çiğneyebilirler.Yani biz hukuk çiğnemekte Amerika ile mi yarışa giriyoruz?Bu biraz sahada, ben varım mesajını verme çabasının.Bakın var olamıyor böyle, onu söyleyeyim.Bunlar bakın kafa-kul ilişkileridir.Vakur bir devlet HETŞ’yi kontrol eder.Vakur bir devlet, başüdük bir devlet.Ondan sonra kendi hukukunu uygulayan bir devlet HETŞ üzerinde bir otorite kurabilir.Yoksa arabasını aldı, ona kahve, çay ikram etti, sarıldı, onu omuzuna eline attı falan.Bu şekilde HETŞ gibi bir örgütü kontrol edemesin.Hatta onlar, ya bunlar ne biçim devlet derler.Heteşe’nin başkanı da sana not verir orada.Onu söyleyeyim.Şimdi bakın en önemli şeyi söyleyeceğim.Heteşe, istediği kadar Jolani’yi Sayın İbrahim Kalın direksiyona oturtmuş olsun, Türkiye Devleti’nin şu anda kontrolünden çıkmış durumda.Bunu Suriye’den bütün kaynaklardan aldığım bilgilerle söylüyorum.Türk kamuoyu da bunu çok yakın zamanda görecekler.Heteşe üzerindeki o İdlib’teki otoritesi falan filan Türk Devleti’nin kalkmış durumda.Bunu ne oluyor?Bir devlet vakarıyla, bir devlet ağırlığıyla, Türk Devleti’ne yakışan binlerce yıllık o ağırlıkla sağlayamayıp böyle elini önüne omuzuna atarak, sen direksiyona geç diyerek, televizyonlara yansıtarak telafi etmeye çalışıyor.Bunlar hafif davranışlar, onu çok açık söyleyeyim.Bunlar mesela Vatan Partisi hükümetinin veya Vatan Partisi’nin içinde bulunduğu bir hükümetin yapacağı işler değil.Çok açık söyleyeyim.Arkadaki dönemde ne Atatürk zamanında, ne İsmet Paşa zamanında, ne Celal Bayar’ın ve Adnan Menderes’in yönettiği zamanda, ne Süleyman Demirel’in Türkiye’yi uzun yıllar yönettiği dönemde Türk devleti, devlet erkanı böyle bir şey yapmamıştır ve yapmaz.Yani bu 1980’de milli devletin tahrip edilmeye başlandığı Turgut Özal süreciyle başlamıştır.Turgut Özal’ın Genelkurmay Başkanı’nı şortla kabul etmesi olayı vardı, ona benziyor.Bakın herkes girsin seyredebilir.Sayın 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın Ben birkaç gün önce şeyde seyrettim, internette seyrettim.Atatürk’le ilgili hatıralarını anlatıyor.İşte o hasta olduğu zaman diyor.Ondan sonra onu başbakan olarak Çankaya görmeye gittim.Ondan sonra işte alındım.arzda bulunacağım sayın cumhurbaşkanımıza falan.Diyorlar ki hasta, yatakta yatıyor, durumu iyi değil falan filan.Fakat Atatürk duyuyor Celal Bayar’ın geldiğini.Tamam diyor, biraz beklesin diyor, kıyafetimi değiştireyim.Yani yatak pijamayla, yatak kıyafetiyle kabul etmeyeyim bir şekilde.Celal Bayarda diyor ki, ben diyor çok itiraz ediyorum.O benim liderim, o benim şeyim, onun sağlığı bizim için çok önemli.Üstünü değiştirmesine lüzum yok falan filan.Ondan sonra Atatürk bunu kabul etmiyor, o hasta haliyle.Kalkıyor, yatak kıyafetini, pijamasını, bilmem nesini değiştiriyor.Takım elbiselerini giyiyor, gravatını takıyor.O hasta haliyle, bakın devlet budur.Çünkü devlet yalnız başına bir içerik öz değildir.Devlet aynı zamanda şekildir, biçimdir.Mesela Ukut Atkubili’yi okuduğumuz zaman…Kutatmak’a birlikte devletin düzenlenmesiyle ilgili öyle ayrıntılar vardır ki…Mesela Hakan yabancı elçi kabul ederken…Arkasında duran, ondan sonra korumaların, silahlı korumaların kıyafeti, kıyafetlerinin rengi, başlarına giydikleri miğfer, miğferin şeye taktıkları tu, onun ondan sonra yeşil taşlarından veya pırlantadan olması gibi ayrıntılar.bir yabancı elçiyi kabul ettiğin zaman nedir?O devletin bir vakarı var, şaşası var, o yabancı elçi üzerinde kuracağı etki var, prestij var falan.Bunları ayrıntılarıyla kutatku birlikte görüyoruz.Nizamülmülk’te yine ayrıntılarıyla görüyoruz siyasetname ile.Onun için devlet erkanı, devlet terbiyesi, devlet adabı, ondan sonra devlet yöneticilerinin kılığı, kıyafeti, duruşu, ve kimminle ne şekilde münasebette bulundukları, efendim, falan, yani bir Türk devlet geleneğinde, diyelim bugün terör örgütü, geçmişte de ona benzer başıbozuk örgütler falan filan, ona atının dizgini veya direksiyonunu teslim etmek falan, bunlar olmaz.Bunlar, niçin söylüyoruz, buna eleştiri olsun ve kimseyi incitmek için değil, o devlet terbiyesini yaşatmak, geleceğe taşımak için, onu taşıyacak Türkiye’de örgüt de var, Vatan Partisi, onu da söyleyeyim.Efendim sizin HTC Türkiye ilişkilerinizin aksine bugün bazı gazeteler şöyle manşetlerle çıktılar.Yani HTC’nin iktidarda olması ve Türkiye’nin HTC ile yakın ilişkileri bizim için büyük bir fırsat.Yakın dönemde Türkiye ile KKTC arasında ya da Türkiye ile Suriye ile KKTC arasında, Suriye ile Türkiye arasında deniz yetki alanları anlaşmaları imzalanabilir.KKTC’yi Suriye tanıyabilir gibi.manşetler attılar, haberler yazdılar.Sizin demek ki böyle bir beklentiniz yok yani Türkiye istediği ölçüde.Şöyle, şunu söylüyorum.Türkiye kamuoyu beni dinlesin.Çok önemli bir hakikati şimdi bir daha söylüyorum.Önümüzdeki hemen birkaç gün, birkaç hafta içerisinde bütün çıplaklığıyla hepimiz göreceğiz.Türkiye HTC üzerindeki denetimi tamamen kaybetti.Yani eskiden diyelim, gene bir etkisi vardı.Amerika ve……İsrail’in de Heteşe üzerinde etkisi vardı daha, İdlib’de falan.Ama en azından……o……otoriteyi Türkiye paylaşıyordu.Şimdi kaybetti.Heteşe üzerinde ve bugün Suriye’ye……hükmedenler üzerinde……Türkiye’nin bir şeyi……otoritesi kalmadı.Onu çok iyi bilelim.Mesela hayal satılıyor o zaman basılım istasyonu.E tabii yani hayal satılıyor.Hayal satılıyor ve hayal okşanıyor.Trump da o hayali güzel güzel okşuyor.Trump da o hayali okşuyor.Türkiye şimdi HTC’nin devlet birikimi yok dediniz tabii.Şu an Şam’ı yönetmeye çalışıyor ama bütün Suriye’yi yönetmesi tabi ki zor.Bugün Jolani bir açıklama yaptı.O da diyor ki bu geçiş süreci kısa olmayacak.Uzun bir süreç olacak.Bir komite kurulacak.Seçim ve anayasa komitesi olacak bu.Tabii o komitenin kurulması, çalışmalarına başlaması, süreç tamamlaması ve seçime gidilmesi kısa bir süreç olmayacak diyor.Uzun bir süreç olacak diyor.Siz bu süreci yürütme şanslarını görüyor musunuz?Bir seçim yapma, anayasa yapma, farklı aktörlere makamlar, mevkiler vermek atma.Bakın şu anda silah Etheşe’nin elinde ve arkasında Amerika ve İsrail gibi şu anda orada güçlü olan iki büyük gücü aldı arkasına.Dolayısıyla bir sürü problemler, çatışmalar, kargaşalıklara rağmen Etheşe’nin karşısında önemli bir silahlı güç kalmadı.Nedir?PKK var.O da sanıldığı gibi değil.PKK’nın 50 bin askeri var, şu var, öyle değil.PKK’nın kuvvetleri……yumuşak.Aldığım bilgiler, yani PKK’nın kuvvetleri öyle orada savaşacak falan filan durumda değil.Onu görmemiz lazım.Dolayısıyla…Ayteş’e daha önemli bir haber daha vereceğim, o da şu.Türkiye’nin denetiminde olan Suriye Millî Ordusu eriyor.Suriye Millî Ordusu’ndan Heteşe’ye katılmalar var, Suriye Millî Ordusu’ndan ayrılan parçalar var.Bu ayrılan parçalardan bir kısmı Heteşe’ye katılıyor, ondan sonra bir kısmı da Suriye Millî Ordusu’ndan ayrılarak bağımsız parçalar halinde duruyor.Yani orada da bir parçalanma ve erime süreci var.Ve Suriye Milli Ordusu da bu koşullarda öyle Türkiye’nin……her dediğini yapacak, hem güçte değil……hem de onda da bir bağımsızlaşma……eğilimi başladı.Yani Türkiye’yle çok fazla, Türkiye’yi çok fazla……bağımlı durumda olursa……eridiğini gördü ve o başladı.Dolayısıyla……Türkiye’yi kaybedenler arasında üzülerek tabii söylüyoruz bunu.Niye Türkiye iddiasını niye hayata geçirmiyor?Neydi iddia?Sayın Dışişleri Bakanımız daha evvelsi gün orada PKKP’ye de yok olacak dedi.Hani nerede?Hani iki günde yok etsinler demiyoruz ama yok etmeye yönelik bir eylem görüyor musunuz siz?Ya bir haber geliyor mu?Münbiç’e ve Teldrifat-ı Aynel-i Arap bölgesinde askeri hareketlilikler var, operasyonlar da yapıldı.Bunları o kapsamda değerlendiremez miyiz?Yapıldı o, arkada kaldı.Bu harekattan sonra, yetişenin saldırısından sonra Münbiç’in neredeyse %90’ı temizlendi.Hatta şehir merkezine girdiler.O yüzden ilk bölümde sordum.O harekatın ilk başlarında olan olay ama son birkaç gündür Türkiye’nin o harekatı devam etmiyor.Neden?Çünkü Suriye Milli Ordusu’nda erime ve parçalanmalar var.Dolayısıyla yok edeceğiz falan iddiaları Şu anda sahada gözükmüyor, o iddialara uygun bir harekat gözükmüyor.Bu çok önemli, onu ifade edeyim.Dolayısıyla tabi burada Amerika ve İsrail’in tavırları var, köprüleri bombalıyor.Suriye Milli Ordusu’nun geçeceği köprüleri imha ediyor.İsrail oradan giriyor.Orada da bakın Türkiye çok zayıf bir görüntü verdi.Efendim işte Suriye’yi, İsrail’in işgalini kınıyoruz falan.Ya arkadaş sen…Onun oraya girmesine yol açan maalesef harekatlarda dahlim var.Değil mi?Yani nasıl girdi?Niye Beşer Esad zamanında İsrail Golan Tepelerini alamıyordu da?O Golan Tepelerini de zaten Esadlar aldı İsrail’den.Değil mi?Yani Esad yönetimleri aldı.Niye Golan Tepelerine İsrail giremiyordu, şimdi girdi?Herkes uçurlandı tepesine Suriye Devleti’nin ve o koşullarda İsrail oraya girdi.Ve uçullanma olayında maalesef bizim yönetimimizin payı yok mu?Suriye’yi zayıflatmakta, savunmasız bırakmakta ve İsrail’in saldırısına Suriye’nin güneyini açmakta maalesef bizim yönetimimizin payı yok mu?Hem İsrail’in oraları fethetmesine yol açan eylemlerde iştirakin olsun hem de İsrail’i kınıyoruz de.Kınamana lüzum yok, ona yol açmasaydın.Eğer İsrail Türkiye’nin, Amerika Türkiye’nin bir nolu tehdidi ise ona yolaşmasaydık.Niye Vatan Partisi o cephede durdu?Türkiye’ye yönelik tehdit Abedevi İsrail’den geldiği için İsrail’in ve Amerika’nın operasyonuna tavır aldı Suriye’deki.Seçim aslında şu yüzden sormuştum efendim, yani HTH’nin bir toplumsal tabanı yok.Seçim yapılırsa aslında HTH iktidarda kalamaz.Yani Suriye halkı için.Şimdi seçim yapılacak ama seçim Amerika ve İsrail’in denetiminde yapılacak.Ondan sonra.Nasıl olacak onu da tam bilmiyoruz.O seçim nasıl olacak Amerika ve İsrail’in denetiminde olacak.Aslında o tarihi biraz uzatmak belki de Suriye’nin milli güçlerinin kendilerini toparlamaları için bir fırsat da olabilir o.Ama HETEŞ’e, seçimli iktidara gelmeye falan filan uygun bir örgüt değil şu anda.Ama belki onlar da şunu hesap ediyorlar, işte o meşru muhalefet denen eski Beşşar Esad’ın yönetimindeki güçler, yani daha sonra Beşşar Esad’ın o iç savaş başladıktan sonra uygulamalarına muhalefet eden güçler var.Demin söyledik, işte Abdülmenaf, Savunma Bakanı, Riyad Başbakan falan filan….onlarla beraber koalisyonlar yapıp daha kabul edilebilir……Suriye halkı tarafından bir seçenek üretirlerse o zamanı iyi kullanarak……o zaman tabi başka analizler çıkar ortaya.Sayın Kala’nın……ETŞ lideriyle aynı arabada şoförlüğünü yapması fotoğrafını görünce biz……haber merkezinde aramızda şöyle değerlendirdik yani bu çok anormal bir durum ve……bu fotoğrafı verme, yani……biz sahada……bulunuyoruz……bir telaşın göstergesi gibi geldi bize.Bunu yani siz az önce işaret ettiniz.Daha önce hem teşkilatı yönetmiş, teşkilatın geleneğinde de böyle bir……durum yok.Devlet bakın, bence burada esas devlet olamamak.Yani…Oradan bir yere gelecektim.Hukukla……ve……silahla ve ağırlıkla……sorunlarını çözer devlet.Ama aşağı doğru indikçe kafa-kol ilişkileri, elini omuzuna atmak, ondan sonra kişisel bazı ilişkiler, ya arabanın kardeşi sen direksiyona geç, abicim sen sür arabayı falan.Bunlar hem devlet olamamak hem de acizin Aziz’in getirdiği sonuçlar.Ve bir devlet yöneticisi buralardan medet umarak herhangi bir güç üzerinde ağırlık yaratamaz, etki yaratamaz.Etkisini zayıflıyor, hafifletir o.Bunu söyleyeyim.Bundan dolayı Türk devletinin etkisini maalesef hafifletmişlerdir.Bu da devlet zaafından ileri geliyor.Yani devleti yönetenler devlet zaafının sebebi.Kendileri devlet yönettiğinin Bilincinde de değil ve omuzlarında o ağırlığı taşıma kudretine de sahip değiller.Ve bakın o zaman ne oluyor?İngilizlerin MI6 dedikleri…Teşkilat, ondan sonra işte CIA falan.Türk Devleti’nin içinde, mitin içinde falan da bu güçlerin meclisler kazandığını görüyoruz.Ve Türk Devleti için de, bölünmelerde de bu güçlerin etkilerinin tekrar izlendiğini görüyoruz.Bunlar çok ciddi tehlikeler Türkiye için.Onu çok açık söyleyeyim.Bugün sahada olan Türkiye’yi temsil eden güçler içerisinde bu tür Türk devleti içinde olmaması gereken bölünmelerin olduğunu biliyoruz, öğreniyoruz, doğruluyoruz ve bu tabi bizi çok ciddi kaygılara sevk ediyor.Bu süreçte Türk medyasının tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Türk medyası, yani vatan dışında, Aydınlık ve Ulusal Kanal dışında bir iki tane diyelim.Onları da şimdi hatırlamıyorum ama hani ayıp olmasın diye söyleyeyim.Atlantik’in kontrolünde olduğu maalesef bizim büyük televizyonlarımızın ondan sonra ve medyanın Atlantik’in kontrolünde olduğu ortaya çıktı ve utanç duyduk.Ve utanç duvarını aşan şeyler, yalanlar, Yani tamamen Türk halkının…beynini sulandırmak.Kendileri Amerika ve İsrail’le boylu boyunca beraberler.Ama bir yandan da o Amerika-İsrail’le beraberliklerini gizlemeye yönelik haberler.Ama en önemlisi, işte Beşiktaş’ın zulmü falan filan diye oynanan tiyatrolar.Bir iç savaş var, 12-13 senelik bir iç savaş var.O iç savaşta şiddet var, karşılıklı baskılar var, zor uygulamalar var falan.Ama öyle haberler yapılıyor ki bizzat o zindan, mindan, işkencehane dedikleri yerde yatmış kalkmış insanlar, ya diyorlar oradaki marangoz tezgahında biz orada marangozluk yapıyorduk.Şimdi onu yok bilmem pres insanları falan.Evet Nadir Temeloğlu Aydınlık’ta falan bunları çok güzel sıraladı.İlginç olan Afat da bugün Sedna Yapış Sahnesi’ne gitti.O gizli bölmeleri araştırmaya sözde olduğu söylenen yer altında ve AFAD başkanı bir açıklama yaptı, bir şey bulamadılar.Olmayan şeyi bulamazsınız ki.Yani ben şiddet yoktu demiyorum, bakın.13 yıllık bir iç savaşta şiddet, zor falan vardır.Ama söylenen şeyler, yok işte kıyma makineleri falan.Biz bunu yaşadık 1960 yılında.Biz kendimiz Türkiye’de yaşadık.Kıyma makineleri var.İnsanlar o makinelerde kıyıyor falan dendi.Ondan sonra askeri müdahale oldu.Ne kıyma makinesi var ne bilmem ne var.Bu İsrail’in işgalini perdelemek için basın bunu çok ön plana koydu.Meşrulaştırmak için evet.Aynı sırada İsrail’in zalimi işgal ediyor.Mesela bakın.Kendi tanık olduğum bir şey.Beşer Esad’ın sarayı falan görüyoruz.Bizim büyük büyük televizyonlarımızın hanımefendiler, muhabirler falan.O Beşer Esad’ın evine giriyorlar.Bakın ev diyorum.Ondan sonra şöyle altınlar, şöyle yaldızlar, böyle pırlantalar.Ben o evde misafir oldum, gittim.Üç katlı falan bir bina.Ondan sonra ne duvar var.Burada da bulup gösterebilirler arkadaşlar.Ne demir parmaklık var.Şehrin en önemli meydanlarından birinde……ve o meydandan devamlı vızır vızır insanlar geçiyor falan filan.Birisi bir taş atsa, Beşiktaş’ın yatak odasının camını kırabilir.İçine girdim, ne öyle bir şaşağı var, ne tantana var, ne saray var.Ne efendim şatafat var öyle bir şey yok.Bizim Tarak Paşa’nın Saltu Sultanahmet’deki konağı gibi üç farklı merkezde.Yani öyle bir konak bile demesi zor olan var mı bulsunlar arkadaşlar.Beşer Esad’ın şeyini cumhurbaşkanlığı.Tam da şimdi yönetmenimiz uyardı reklam dakikasını geçirmeyin lütfen diye.Kısa bir reklam arası sonra tekrar devam edeceğiz.Çıkış Yolu programına tekrar hoş geldiniz.Değerli Ulusal Kanal izleyenleri Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Doğu Pirinçek’i gündeme ilişkin sorularımızı yöneltmeye devam ediyoruz.Aydınlık Gazetesi Genel Yeni Yönetmeni arkadaşım Tevfik Kadan’la birlikte.Sayın Genel Başkan medyanın tutumunu ele alıyordunuz.Medyanın bir yalan bombardımanına bir anda başlamasını ele alıyordunuz.Siz Esad’la görüştüğünüz konuttan bahsediyorsunuz.Dilerseniz oradan devam edelim.Cumhurbaşkanının evine diyeceğim, konut.Konut bile yani dışarıdan baktığınız zaman Şam’ın bir meydanında galiba üç katlıydı, yani dört katlı mı acaba?Üç veya dört katlı.Dört katlı olduğunu sanmıyorum.Bir konut işte.Konut bu.Yani bizim bir tabakodastro müdürümüzün evinde de bu sehpalar, bu koltuklar var.İşte o evde, bu evde yaşıyor.Arkadaki perdeler o evin perdeleri.İşte sehpalar o evin sehpaları.Koltuklar o evin koltukları.Burada biz asansörden çıktık ve Abdülhatip Şenel var.Eski ekonomi bakanımız, başbakan yardımcımız.Barlas Doğu abimiz var, eski savunma bakanımız.Sayın İsmail Hakkı Pekin var, Emekli Kor General.Onlara da bağlanın.O şaşaayı, o şatafatı bir anlatsınlar konuttaki.Biz de o konuta girdik.Ondan sonra bir asansörle üçüncü kata çıktık ve koridorlardan vesaire işte gördük yani işte şaşa dediğiniz bu.Şu sehpallara bakın.O koltuğa oturduğumuz koltuklara bakın, hangi şarja, Türkiye’de herhangi bir sağlık müdürünün, bir ilçe, kaymakam bile demiyorum, bir ilçedeki herhangi bir devlet müdürünün falan, genel müdür dahi değil, müsteşar bile değil.Bakınız, İşte burada da iki tane koltuk var.Şurada sehpa var.Bütün konut bu.Yattığı yerde bu konut.Ondan sonra üç katlı bir bina.Hangi şaşı, hangi şatabat, yalanlar, dolanlar?Bunlar hepimizin yaşadığı olanlar.Açın lütfen Abdülhatif Şenel, bakanımıza sorun.Barla Sahabi’ye sorun, savunma bakanı.Birgül Ayman Güler, Sayın Milletvekilimiz’e sorun.Ondan sonra hangi şaşaymış?Diğer Şule Perinçek yine o görüşmede bulunan, ondan sonra bizim heyetimizde bulunan arkadaşlardan, İsmail Hakkı Pekin komutanımıza soralım.Ondan sonra.Onlar bize Şatafatlı o saraydaki ihtişamı, şaşayı anlatsınlar.İşte resimleri burada.Konutu bu.Yani bize mütevazı görülmek için.Bunun dış görünüşünü gösterelim.Dış görünüşü de üç katlı gibi hatırlıyorum.En fazla dört katlıdır.Biz üçüncü kata çıktık, en üst katlı diyelim.Üç katlı falan bir bina.Şimdi burada esas basının üzerinde durduğu konu sizin de zaman zaman çıkış yolu programlarına girdiğiniz bir konu.Hani esas şöyle biriydi böyle biriydi yayınlarının ötesinde bazı sisteminin Antidemokratik olduğu, farklılıkları yok saydığı, demokrasiyi yok saydığı ve bir tek parti diktatörlüğü olduğu yönünde.Yani bakın şimdi bazı eleştiriler var tabii ve haklı eleştiriler de var Bağz yönetimiyle ilgili.Ama sonuç itibariyle Bağz Arapların kemalizmidir.Yani Irak’ta, Mısır’da ondan sonra efendim Suriye’de ilk Bağz’ın kurucusu da Suriyelidir ve Hristiyan’dır ondan sonra.Laiklik açısından da onu da söyleyeyim.Yani Suriye’de……biz üniversitelerde olsun diğer yerle ben iki defa gittim.Yani hakikaten bir hoşgörü……Şam hoşgörüsüyle meşhur olan bir kent.Hristiyanlara hoşgörü, diğer……dinlere, mezheplere hoşgörü.Hristiyanı, Müslümanı, Sünnisi, Alevisi, Düzisi……hepsinin beraber yaşadığı ve……hiç kimsenin kimseyi incitmediği bir kent.Böyle bir kent.Layıklık açısında, mesela biz müftülerle buluştuk.Sünni müftülerle buluştuk.Alevi, ondan sonra din adamlarıyla buluştuk.Hepsi şey söylediler, biz dediler, Mustafa Kemal’i örnek alıyoruz.Layıklık konusunda.Kendileri söylediler.Şimdilerde Esad’ın Atatürk düşmanı olduğunu falan pompalamaya.Çalışıyorlar, anlatıyorlar ama Aslında kendisi de…Valla.Müftüler hatta çok ilgimizi çekti.Bizi müftü ile buluşturdular.Suriye müftüsüyle yani bütün Suriye çapında.Bedirettin Aslan.O zamanki kimdi?Fotoğraflarımız var beraber.O zaman aynı zat mıydı onu bilmiyorum ama bize şunu söyledi.Biz Atatürk’ün laikliğini uyguluyoruz.Bizim yol göstericimiz dinle laiklikle ilgili Atatürktür diye gelenlerle birlikte hepimize bunları söylediler.Peki bu bazı…Bazı Arap sosyalizmi Ve aslında herkesin kemalizmi, herkesin milli demokratik devrim ideolojisi ve uygulaması kendine göredir.Türkiye’ninki Türkiye birikimine göre, Suriye’ninki Suriye birikimine göre.Bağız da önemli bir parti.Son zamanlarda yozlaşmalar olduğu biliyoruz.Ondan sonra devlet yönetiminde önemli ciddi zaaflar olduğunu falan bunları biliyoruz.Bir de iç savaş.İç savaşın koşullarını da çok iyi değerlendirmek lazım.Onlara diktatör diyenler, Atatürk’e de diktatör diyor, dikkat edelim.Ondan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün şüpheyi geldi.İşte Ekonomist’e, diğer Amerikan dergilerinde, Atlantik dergilerinde falan hepsinde Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın Putin’le birlikte, Xi Jinping’le birlikte, Filipin Cumhurbaşkanı ile ve Orban, Maceristan lideriyle birlikte, diktatör diye çarşaf çarşaf kapakları çıkıyor.Diktatör mü bizim Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız?Yani herkese, Saddam Hüseyin’e bu tür uygulamaları yapıp onu devirdiler.Irak’ı böldüler.Gaddafi’ye ondan sonra diktatör diye bir kampanya yaptılar.Onu devirdiler, Libya’yı böldüler.Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımız’a diktatör diye suçlamalar, karalamalar yapıyorlar.Ondan sonra bütün Batı medyasında.Ama amaçları ne?Aynı Saddam Hüseyin’e, Beşar Esad’a, ondan sonra Kaddafi’ye nasıl hedef aldılarsa, Türkiye’yi bölme hedefini aslında Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili o karalamalarda kendileri itiraf etmiş oluyorlar.Bu süreç bir anayasaya doğru gidecek.Nasıl bir anayasa bekliyorsunuz?Daha doğrusu Suriye’yi nasıl bir anayasayla yönetecek?Valla orada çarpışma şurada olacak.Bir federasyon mu olacak yoksa bir milli devlet mi olacak?Yani bir sonuç itibariyle otoritenin merkezde toplandığı, ondan sonra ve yerel iktidarlara devlet yetkisi vermeyen, siyasi birliğin olduğu, mülter devletin olduğu bir anayasa mı olacak yoksa federasyon mu olacak?Yani Kürdistan, Sünni devleti başka ne olacaksa falan öyle bir federasyon mu olacak?Amerika ve İsrail federasyon olması için bastırıyorlar yıllardan beri.Sonuç itibariyle anayasa konusundaki mücadele bu mevzide olacak.Şam’ı ele geçirenler de ülkenin bütününü yönetmek isterler diye değerlendirebilir miyiz?Şimdi ona da bakacağız.Amerika ve İsrail’in baskısı altında orada durabilirler mi, duracaklar mı, oraya yönelecekler mi?Önümüzdeki, Suriye’nin içindeki mücadeleler bu eksende olacak.Bazı anayasa esaslarını açıkladı HETEŞ’e.Önümüzdeki anayasanın İslami kurallara uygun olarak işleyeceğini söylüyor.Herkese hoşgörülü olacağını ama temel gelenekli öreneklerden ve İslami temellerden de taviz vermeyeceğini açıkladılar.O zaman bir şeriat anayasası olacak.Evet, bir İslam devleti kurmak istediklerini daha önce de söylemişlerdi.Bu Suriye içerisinde, kendi içerisinde de bir hareketi doğurur mu?Şimdi bakın, Türkiye, Suriye, Irak, İran.Bu ülkeler daikliğe mecbur olan ülkelerdir.Çünkü bu ülkelerde Sünni var, Alevi var, Şii var, başka dinler var, Hristiyan var.Irak ve Suriye’ye baktığın zaman çok önemli bir Hristiyan nüfus var.Bütün bu dinlerden ve mezheplerden insanlar arasında bir eşitlik, hoşgörü, Yaratmak için bu ülkeler, birbirine benzeyen bu ülkeler, İran, Türkiye, Irak ve Suriye daikliğe mecbur olan ülkelerdir.Kendi içlerindeki birliği korumak.bireylerin özgürlüğünü korumak, ibadet özgürlüğünü korumak, insanlar arasında birbirine saygıyı, sevgiyi korumak için bu saydığım dört komşu ülke, Kürtlerin de yaşadığı bu dört ülke, layık olmak zorundadır, dünyevi olmak zorundadır.Bakacağız.Peki İran böyle mi?Yani İran nasıl ayakta kalabiliyor?Şimdi bakın başka ülkelerin yönetimleriyle ilgili mütalada bulunmak ben sevmediğim bir şey, yapmam.Şuna bakıyorum ben İran’da bugün daha çok esas olarak Amerikan empirizmine ve İsrail siyonizmine karşı duruşu beni birinci derecede ilgilendiriyor.Ama şimdi İran için dışarıda yapılan propagandalarla bizim orada gördüğümüz gerçek de aynı değil.Mesela kadınla ilgili olarak kadın sanki hep ayaklar altında falan öyle değil.Bütün kendim İran’a gittim.Ondan sonra otellerinde kaldım.Restoranlarına gittim.Çarşılarında gezdim falan.Her tarafı da kadın görüyorsun.İş gücüne katılım oranı Türkiye’den yüksek.Kadının okuma yazma oranı Türkiye’den yüksek.Ondan sonra…Diyelim kılık kıyafet ölçüleri bakımından da yani kadının kişilikli olduğunu görüyoruz İran’da.Ama her şey bize uymaz.Birbirimize kendi üsluplarımızı ve kendi hayat tarzlarımızda yatacak değiliz.Orada dikkat etmemiz lazım.Yönetmenimiz uyardı.Çok kısa bir araya gireceğiz.Tekrar bir arada olacağız.Çıkış yolu programına tekrar hoş geldiniz değerli izleyenler.Vatan Partisi Genel Başkanı Doktor Doğu Perinçek’le gündemi değerlendirmeye, gündeme ilişkin sorularımızı kendisine yöneltmeye devam ediyoruz.Sayın Genel Başkanım, bütün bu anlattıklarınızda Suriye politikasında bir Birkaç izleyicimiz sorduğu için onu bir araya koymak isterim.ABD ve Türkiye anlaştı mı sonuçta böyle mi anlamalıyız diye soranlar var.İkincisi bu manzara içerisinde PKK tasfiyesi nasıl olacak?Hakan Fidan’ın söylediği dört aşamalı PKK planı uygulanabilir mi?Şimdi Türkiye-Amerika anlaştığımı İdlib’den Suriye’nin içine sürerken ABD ile Türkiye arasında bir anlaşma var.En azından Türkiye’nin bir boyun eğişi ve rıza göstermesi var.Bir uyum var aralarında.Şu bakımdan önemli, Türkiye kimle beraber oluyor?Suriye’yi bölmek isteyen, PKK’yı destekleyen Amerika ve İsrail ile beraber oluyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan bir hafta önce Umudun var.Katar dönüşü de bir daha o açıklamayı neden yaptı o zaman?Yani bir kez daha el uzatma.Bence bu şey yalpalamalar oluyor yani sonuç itibariyle.Bundan sonra da yalpalamalar olacak.Burada devam edeceklerini ben sanmıyorum ama sonuç itibariyle Amerika ile Türkiye arasında bir anlaşma, bir uyum oldu.Yani oturup masaya bir anlaştılar diye bir şey bilmiyoruz ama bir uyum oldu.Bunu söyleyebiliriz ve Trump’ın da sayın cumhurbaşkanımızı bu kadar övmesi, ondan sonra falan, yani gerçekçi ve samimi bir övgü olarak gözükmüyor.Onu da görelim.Yani tamamen cumhurbaşkanımızı, sözüm ona, kontrol etme amacıyla o iltifatların falan yapıldığını herhalde sıradan insanlar bile görebiliyorlar.Ama bu uyum devam edebilecek mi?Çünkü Türkiye Devleti birinci öncelik olarak PKK ve PYD’yi Suriye’de temizlemeyi vurguluyor.Ama son zamanlarda o vurgunun da gittikçe gerilediğini ve silinmeye başladığını görüyoruz.İlk önce yok olacak dedi Sayın Dışişleri Bakanımız.İki gün sonra veya bir gün sonra Mili Sano Bakanımız er geç yok olacak dedi.Er geç deyince o tabii tarihe havale edilmiş oluyor er veya geç.Yani aslında er geç genellikle Türkçemizde umutsuz vakalarda ifade edilir.Yani olması artık şüpheli, geciken olaylarda ifade edilir.Öyle bir gerileme oldu.Şimdi ise PKK’yı yok etme falan iddiası hükümetimizde gözükmüyor.Bir de PKK’yı nasıl yok edecek?PKK silahla yok edilir.Sizin söylediğiniz o dört maddeyi siz mi okuyacaksınız?Ben de burada söyleyebilirim.Şimdi diyor ki Sayın Hakan Fidan, birincisi diyor, Suriye’ye ya da dışarıdan gelen PKK yöneticileri Suriye’yi terk etsin.İkincisi diyor Suriyeli PKK-PYD yöneticileri de PYD yöneticileri Suriye’yi terk etsin.PKK-PYD dediği ayrı iki örgüt yok.Üçüncüsü silahlarını hepsi teslim etsinler.Ondan sonra Kürtler hükümette yer alsın.Şimdi Türkiye’de PKK böyle mi yok edildi?kendi vatanımızda, kendi hükümranlık alanımızda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve polisinin yaptırım gücü olduğu Türkiye coğrafyasında, vatanında PKK böyle, efendim yöneticiler Türkiye’yi terk etsin, dışarıdan gelenler Türkiye’ye gelsin, içeriden gidenler de Türkiye’yi terk etsin, silahları versinler.Böyle mi yok etti Türkiye’yi?Şimdi bir de başka ülkeden bahsediyoruz.Türkiye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Türk Polisi’nin gücüyle ve büyük fedakarlıklarıyla şehit vererek, can vererek, kan vererek PKK Türkiye’de büyük ölçüde yok edildi.Peki Suriye’de nasıl olacak?Hani bu kadar karışık bir alanda ondan sonra.Yani burada çok hayalci olması mümkün olmaya ve Türkiye’de de hayal yaratan ve halkımızı da şey yapan yanlış yani kandıran demek istemiyorum ama sonuç itibariyle halkımızın da kanmasına yol açan bir ifade yani Türkiye’de kim inanır efendim çağrılarla FKK yöneticileri Suriye’yi terk edecek gidecek Yani askeri güç dışında Suriye’de bu tür iddiaları hayata geçirecek başka bir güç var mı?Hangi rica, hangi mektup, hangi çağrı PKK’nın Suriye’den çıkıp gitmesine yöneticilerin yol açacak?Silah toplayacaksa ne?O da koşa koşa gelecek silahını verecek.Bu da Türk Devleti’nin aslında PKK-PYD’yi Suriye’de yok etme iddiasında ısrar edemediğini, kendisine hükümetin, yönetimin devleti demeyeceğim.Türk devleti o kadar güçlüdür ki hakikaten PKK-PYD’yi orada yok eder.Ama hükümet Amerika ve İsrail ilişkileri yüzünden böyle bir kararı, böyle bir azmi uygulama noktasında değil, onu görüyoruz.Bahçeli’nin apa çıkışı tam bu Suriye olaylarıyla nereye oturuyor peki?Bence orada başladı.Tabii Amerika’yla bilerek yapılan bir çıkış.Amerika planları İdlib’den Etheşen’in çıktığı gün yapmadı.Aylarca önceden yapılan planlar oldu.O plana göre Sayın Devlet Bahçeli’ye de bir görev yüklendiği gözüküyor.Açık yani.O plan uygulanıyor.Sayın Devlet Bahçeli’nde o plan içerisinde bir rol benimsediği apaçık ortaya çıktı.Şimdi efendim, Türkiye’de şu ses…Zaten sesi çıkıyor mu?Esad karşılıklı açıklamalar yaptı en son.O da görevle bağlantılı.Esad gitti, Bahar geldi anlamında açıklamalar yaptı.Esad gitti, PKKP’ye de geldi.Bahar dedikleri de PKKP’ye de geldi.Şu fikir çok yaygın işleniyor.Yani Trump geldikten sonra özellikle deniliyor ki, ABD bir değerlendirme yapacak ve Türkiye’nin PKK’dan, PYD’den daha önemli bir aktör olduğunu anlayacak.Hem NATO İttifakı için, hem Rusya’ya karşı, hem bölgesel planları için ve bir tercih yapacak, Türkiye’yi tercih edecek.PKK’yı bırakacak.Bunlar hayal içinde.Hangi ABD’den söz ediyorlar?Yunanistan’ın Ege kıyılarına Türkiye’ye karşı 9 tane kurduğu Amerika Birleşik Devletleri.Siz devamlı işliyorsunuz.Halil Öztürk komutanımız da bir de denizci komutanı olarak işliyor.Doğu Akdeniz’deki Amerika, İsrail, Yunanistan ortak manevraları Türkiye’ye karşı.Hangi Amerika’dan bahsediyorlar?Amerika bütün bu süreci yıllarca önceden görmüş ve yığınağını yapmış.İki kıyılarına Yunanistan’ın yığınağını yapmış.Doğu Akdeniz’de yığınağını yapmış.Ve Halil Öztürk komutanımızın da Amerikan kaynaklarını inceleyerek tespit ettiği gibi yarı açık veya kapalı denizlerde savaşa, deniz savaşlarına uygun destroyerler falan bunları ısmarlamış tersanelerine.Yani Amerika Doğu Akdeniz’de ve Akdeniz’de bir savaşa hazırlanıyor yıllardan beri.Şimdi o Amerika bütün bunlardan vazgeçecek.Öyle bir Amerika var mı?Yani Trump’la Biden arasındaki farkları bu derece aşırı noktalara götürenler çok büyük yanılgı içine düşer.Bunlar hep Türk milletini aldatan, hayalleri Türk milletini sürükleyen ve Türkiye’nin zamanında doğru uygulamalara geçmesini sekteye uğratan çok yanlış bilgiler, bilgi karartmalar.Onu apaçık görüyoruz.Türkiye himayesindeki Kürdistan yani Türkiye’nin emrine işte hem Suriye’deki Kürdistan’ı hem Türkiye’deki hem Irak’taki Kürdistan’ı verelim, siz yönetin.Bu hayali gerçekleştirme imkanları var mı?Türkiye’de bu hayaller satılıyor biraz.Valla Türk ordusunu yenerlerse ancak olur.Türk ordusunu da yenemezler.Türkiye imaresinde Kürdistan planı ancak Türk silahlı kuvvetlerinin ve Türk polisinin askeri bakımdan yenilgiye uğratılmasıyla uygulanabilir.Öyle bir ihtimalde gözükmüyor.Yani bir Afganistan’ı yine kontrol edemeyen, Suriye’de bu derece bocalayan bir Amerika, İsrail falan, Gazze’yi alamayan bir İsrail, Amerika kalkacak, Türk ordusunu yenecek de Türkiye imaresinde Kürdistan planını uygulayacak.Tabii Türkiye’nin de eli armut toplamıyor.Ama Amerika imajında Kürdistan planına boyun eğen yönetimler Türkiye’nin önünde olmayacak.Onu da tespit edelim.Yani sonuç itibariyle Türkiye, Amerika ve İsrail’le karşı karşıya geldiği bir sürece girdi.O sebeple Amerika ve İsrail stratejik hedefleri, sözüm ona bir Kürdistan, ikinci İsrail’i kurmak.Bu tamamen Türkiye’yi bölmeye yönelik bir plan.Burada biraz evvelki konuşmalarımızda üzerinde durmadığımız ama Türkiye için çok önemli bir gelişmeyi daha saptayalım.Türkiye ile, Türkiye’yi Rusya’dan koparttılar bu operasyonla.Daha doğrusu bizim yönetimimiz Rusya’nın güvenini kaybetti.Bizim yönetimimiz İran’ın güvenini kaybetti.Bizim yönetimimiz bütün Arap ülkelerinin, bütün diyorum bak, güvenini kaybetti.Bizim yönetimimiz Filistin’in güvenini kaybetti.Hatta Filistinlere sorduğumuz zaman bizim yönetimimiz hakkında çok ağır ihanet falan gibi kavramlar kullanıyorlar.Peki Rusya’nın, İran’ın, Arap ülkelerinin, Filistin’in güvenini kaybeden, Çin’in güvenini kaybeden bir Türkiye, Amerika ve İsrail baskıları ve saldırıları karşısında nasıl çıkış yapacak?Nasıl çözüm üretecek?Bu baskılara, bu saldırılara, Amerika ve İsrail’den gelen tehditlere, bu ittifak potansiyelini tehlikeye atan bir Türkiye yönetimi nasıl o saldırıların hakkından gelecek?En tehlikeli gelişme de bu.Orada da Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur diyorlar.Tek başımıza her zorluğun üstesinden geri dönecek diyorlar.Allah’ım, Türk’ün Türk’ten başka dostu yok kadar Türkiye düşmanı olan bir slogan hayatımda bilmiyorum.Göktürklere bakalım, Hunlara bakalım.Yani hep ne yapmışlardır?Çin içindeki çatlaklar, bölge ülkeleri arasındaki çatlaklar, onlardan bazılarını yanına çekmeler falan.Osmanlı aynı siyasetleri, Selçuklu aynı.Yani Türkler bu kadar aciz, zavallı, strateji kuramayan, ondan sonra düşmanın karşısında, benden başka dostum yoktur diyen Türk tarihinde böyle bir şey yok.Böyle bir komutan yok.Alparslan’ın ordusunda Ermeniler var, Alparslan’ın ordusunda Kürtler var.Ondan sonra diyelim, Yıldırım Beyazıt’ın ordusunda Sırplar var, kırk bin.Timur’la savaşırken kırk bin tane Sırp askeri var Yıldırım Beyazıt’ın ordusunda.Osmanlı ordusunda Hristiyan sipahiler var.Ve Osmanlı’nın Avrupa’ya ilerleştiğinde daima müttefikleri var.Atatürk’ün müttefiki, Sovyetler Birliği, Afganistan, Hindistan falan filan.Türk tarihinde böyle Türk’ün, Türk’ten başka dost yoktur gibi bir cehaleti ve zavallılığı savunan tek bir komutan bulamazsınız.Türk komutanları askerlikte, stratejik kurmada, düşmanı bölmede, müttefikleri üretmede son derece mahirdir sultanlarımız, padişahlarımız, ondan sonra sultanlarımız.TRT Farsça peki türkü türkten başka dostu yok diyenlerin yayın organı mı olacak size?Olmaz bence.Ben TRT Farsçı programı kurmuşum.Siz çok sert bir eleştiri de bulunmuşsunuz.Orada TRT Genel Müdürü İran’ı tehdit eden bir şey kullandı.Dedi ki, İran işi zor dedi falan filan.Halbuki şunu da mesela, İran’a müjde veriyoruz.Size Farsça olarak Anadolu’dan Türkiye’den sesleneceğiz.Ben İran düşmanı bir Farsça yayın yapılacağını sanmıyorum.Yani buna Türk Milleti ve Türkiye Devleti’nin de ağırlıklı güçleri hiçbir şekilde razı olmaz.Bugün de efendim TRT Fasça’nın açılış toplantısı gerçekleşmiş.Orada Fahrettin Altun konuşma yapmış.Üç önemli vurgusu var.Diyor ki iki kadim halk olan Türk ve İran ilişkilerine katkı sunmak hedeflerimiz.İkincisi İsrail gibi ortak tehditlere karşı tuzaklara düşmeden birlikte mücadele etmek.Üçüncüsü de Batı’nın ideolojik hegemoniyası da KED vurmak.Bu üç vurguyu yapmış açıklaması.Bu üç vurgu en güzel cevap oluyor.Yani orada İran düşmanlığı yapılamayacağını Sayın Fahrettin Altun çok güzel özetlemiş.Ama bunun bir de pratik uygulamalarını görmek lazım.Ben böyle olacak kanısındayım.Suriye’de ama böyle olmadığını az önce anlattınız bize.Suriye’de böyle olmadı ama şimdi karşılaştığımız tehditler Türkiye’yi buna zorluyor.Bir de İran Suriye değil.Yani Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğünü koruması sırtımızı biraz İran dağlarına ve yaylalarına dayayarak olacak bir süreç.Yani burada Türkiye’yi yönetenler öyle bir gaflete girmeyeceklerdir.Zaten dikkat ederseniz TRT Genel Müdürü de o olaydan sonra ne oldu?Tabii.Geri adım attım.Bir düzeltme açıklaması yapacağız.Bugün Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu Sayın Buranoğlu’nda bir değerlendirme toplantısı vardı.Orada da Türkiye ile ilişkiler Suriye temelinde görüşüldü.Türkiye ile her durumda irtibat ve işte temasta kaldıklarını, hatta aslanlı formatını eğer taraflar isterse devam ettirebileceklerini, benzer formatlarla yine bölgesel ilişkileri görüşmeye devam edeceklerini ve Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini ifade etti yine.Tabii Türkiye, Rusya ve İran birbirlerine mecbur olan ülkeler.Ortak menfaatleri olan ülkeler.Bu üç ülkede de birbirine düşmanlık kışkırtan Atlantik uzantılı güçler var.Ama onların hakimi olma ihtimali yok.Ne Rusya’da, ne İran’da, ne Türkiye’de bu komşularına düşmanlığı kışkırtacak güçlere herhangi bir hakimiyet şansı, iktidar şansı yok.Bir diğer konu olarak yine basınımızdan konuşurken tabii şu an televizyonlarımızın en çok konuştuğu konulardan biri Türkiye’deki Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili sınır kapılarından sürekli röportajlar, yayınlar yapılıyor.İşte Suriyeliler akın akın Suriye’ye dönüyor diye.Ancak İçişleri Bakanı Ali Yerlikay’a geçen gün dönüş sayılarını açıkladı.Ve 8 Ekim’de olayların başladığı günden bugüne kadar yani iki gün önceye kadar toplam 7621 kişi.geri dönmüş.Bu 7.621 kişi toplamda da işte Türkiye’de 2.950.000’e yakın Suriyeli olduğunu söylüyor.Geçen gün 3.5 milyon diye bizzat Cumhurbaşkanımız söyledi.Resmi rakamdan 2.950.Neyse ama Cumhurbaşkanı da herhalde gayri resmi konuşmuyor.3.5 milyon dedi.Neyse 2.3 olsun.3 milyon kişiden şu ana kadar dönen sayı 7.000.Nereye dönecek kardeşim?Açlığa mı dönecek?Şimdi Türkiye’de Suriyelilerin karnı doyuyor.Birçoğu iş bulmuş.Eli ekmek tutuyor.Çocuğu eğitim görüyor.Sağlık hizmetleri görüyor.Bunları bırakacak, sırtına dengini alacak, yorganı, yatağını yükleyecek.Ondan sonra gidecek, efendim Halep’te, Huma’da, Humus’ta neyse kapıyı çalacak.Eskiden orada oturuyordu.Ondan sonra, ya evime geldim diyecek.Kapıyı açan kimse ne diyecek ona?Hemşerim diyecek, burası senin evin değil diyecek.En kibar bir şekilde.Ben daha ağır şeyleri söylemiyorum.Ondan sonra, peki karnını nerede doyuracak?O çocuğunu hangi eğitime yollayacak?Yani orada birçok belirsizlik var, iç savaş, iç tehlikeleri var, çatışmalar var, bilmem ne.Yani füzelerin altına mı gidecek çadırını kuracak?Nasıl yapacak?Yani o tamamen bizim milletimizi afyonlamak, Ondan sonra büyülemek için yine basının yaptığı ihanet.Aldattılar, aldatmak istiyorlar Türk milletini.Yani bak Türkiyeliler evlerine dönecek, sırtımızdan o yük kalkacak.Verdiğiniz rakamlar 7000 diyorsunuz.Bugün ayın 17’si, 9 günde.9 günde 7621 kişi döndü.Günde 1000 kişi bile değil.Ondan sonra diyelim bu tempo ile gitse 365 bin bir yılda olacak.Günde yaklaşık 1500 kişi döndüğünü söylüyorlar.Şu son birkaç gün.1500 kişi döndüğünü söyleyelim.1000 günde 1,5 milyon.2000 günde 3 milyon.Ondan sonra 365 kişi 5 yıldan fazla.Bir de günde dönenler var tabi.Bunun olacağı böyle bir şey yok.Nereye döner insan?Huzura döner.Ekmeğin olduğu yere döner.Karnının doyduğu yere döner.Püze yağmurlarının olmadığı, kurşunların atılmadığı yere döner.Öyle bir manzara yok ki orada.Bugün Jolani Şam’da annesinin yaşadığı kaldığı eve gitmiş.O evin de kapısını çalıyorlar.Başka bir aile oturuyor.Diyor ki burası benim evim diyor.Annemin evi diyor.Burayı boşaltmanızı istiyorum diyor.O evde oturan da bize süre tanıyın, zaman verin hemen boşaltamayız diyorlar.Jolani de tamam size süre tanıyacağız.Başka bir ev bulacağız.Sizi oraya taşıyacağız.Biz burayı alacağız diyor.Bu da tabi devlet adamının yapacağı iş değil tabi.Yani kendi evine bile yerleşememiş Cölhane’yi.Dönenler nasıl buraya yerleşecek?Her biri Cölhane’den torpil bulup ondan sonra evlerindeki yeni sahipleri oradan çıkartacak falan.Yani laf.Buraya ekmek nerede olacak?Suriye bugün kendi halkının karnını doyuramıyor.Bir de Türkiye’den üç buçuk milyon insan gidecek.Bir de Ürdün’den gelecek, başka ülkelerden gelecek falan filan.Bunların hepsinin karnını nasıl doyuracak Suriye?Suriye’ye bir de Avrupa’dan falan gönderiyor.Onların da gelmeye ihtimalleri yok.Yani Avrupa ülkeleri gidin diyor ama nereden, nasıl gidecek?8 milyona yakın.Belki de dışarıda Suriyeli var.Hayal üretiyorlar ama bu üretilen hayallerin çok kısa zamanda hayal kırıklıklarına dönüşeceğini göreceğiz.Suriye’yi çok konuştuk, neredeyse başlangıçta geçtik.Esası oydu.Bir iki konumuz var onları da bir isterseniz sormadan bitirmeyelim.Bir kaybımız Turan Özü’nün bize bıraktığı emanetleri bir kısa konuşmak istiyoruz.Bir de siz Atruşpa’nın erdemlerinden bize bir sohbet sırasında bahsetmiştiniz.Kamil Yusuf Türk ve o da Kafkas Atruşpa.Türk ordusunda komutan, albay.Fakat Abhazya’nın Kurtuluş Savaşı’na gidiyor, katılıyor ve daha sonra Abhazya Cumhurbaşkanı’nın muhafız komutanı oluyor.Yani bizim Harp Okulu’ndan yetişmiş, Türk Silahlı Kuvveti’nden yetişmiş bir komutan.Olağanüstü.kaliteli bir insan.Yani esprisi, şakaları…Biz gittiğimiz zaman Abhazya Cumhurbaşkanı’nın davetçisi olarak…Aşağı yukarı her gün beraber olduk.O Abhazya Cumhurbaşkanı’nın muhafız komutanıydı.Bizim de muhafız komutanımız oldu.Ondan sonra tabii…bizim vatandaşımız olduğu için ve bizim harba konumuzdan mezun.Türkçesi olağanüstü.Bize çok güzel Abaz hikayeleri anlatıyordu.Abazlar, misafirperverlikleriyle, konukseverlikleriyle, insanseverlikleriyle, insancılıklarıyla ünlü olan bir halk.Ondan sonra…Mesela birkaç, ondan iki tanenizden hikaye anlatayım.İşte Abaz cehenneme gidiyor.Cehennemlik olmuş, cehenneme gidiyor.Abhas.Abhas.Ondan sonra elinde bir torba, kapıda zamaneler karşılıyor.Elindeki torba ne, buraya geliyorsun falan.Odun getirdim diyor, elim boş geldi.Yani hep böyle bir insanları hediye götürmek, armağan götürmek olan cehenneme de elin boş gelmeyeyim dedin falan diye.Çok güzel bir hikaye.Yine bir hikaye anlatayım.Kamil Öztürk komutanımızdan.İşte Tanrı bütün halklara topraklarını bağışlıyor.Ondan sonra bağışlıyor, herkes toprağını alıyor, gidiyor falan filan, birden koşa koşa Abuaz geliyor, ondan sonra.Tanrı diyor, ne oldu geciktin herkese, toprakları verdik diyor.Niye geciktin diyor.Evimde misafir vardı diyor, onu ağırlayayım falan dedim diyor.Onu bırakıp gelemedim diyor.Yani onun misafirperverliğinin.Onu hayran kalıyor.Onun hayranlığı şey, Tanrı Abuaz’a hayran kalıyor ve diyor ki, ben kendime Karadeniz’in doğusunda bir yer ayırmıştım diyor.Başka elimde toprak kalmadı bari onu sana vereyim diyor.Yani Tanrı’nın kendisine.Ama o da şeyin mükafatı, konukseverliğin mükafatı.Öyle çok güzel hikayeler yaptı.Çok esaslı bir komutandır.Onu da kaybettik.Onu da saygıyla anıyoruz.Bütün vatandaşlarımıza, Türk ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerine, Abazya Cumhuriyeti’ne, Abazya Cumhurbaşkanı’na Aynı zamanda başsağlığı diliyoruz.Böyle kıymetli bir komutan.Bizim ortak komutanımız.Hem Türk ordusunun komutanı hem Abhazya’nın komutanı bu iki halk arasındaki beraberliği de yansıtan çok güzel bir gerçek.Çok kıymetli bir insandı.Onunla beraber fotoğraflarımızın da çok olması lazım.Onu da saygıyla anıyoruz.Turan Özlü arkadaşımız.Turan Özdoğu arkadaşımızla ben çok farklı duygular duydum onun kaybolması, onu kaybetmemiz, yolculamamız sırasında.Yani bir arkadaşım bu dünyadan gitti, duygusunun çok ötesinde.Yani onunla beraber sanki birdenbire dünyada çalışkanlık kalmadı, fedakarlık kalmadı, kahramanlık kalmadı.En önemli özelliği insancıllıktı.İnsancıllık kalmadı, insan sevgisi kalmadı.Sanki Turan Özlü kendisiyle beraber bütün bunları aldı götürdü, mükemmellik kalmadı.Böyle bir duyguya kapıldım.Yani o kadar bu özellikleri kendisiyle birleştirmiş bir arkadaşımızdı.Olağanüstü, çok değerli bir arkadaşımız.Partimize 1975 yılında ilk katılan 151 THKPC’den, o zaman Mahir Çayan’ın daha önce kurduğu partiden katılan ilk dalga 151 kişiydi.Ethem Yılmaz’la Toran Özgür’ün cenazesinde sohbet ediyorduk.O dedi, işte site yurdunda biz toplandık, 151 kişi.Vatan Partisi, yani o zamanki adımızla, işçi köylü partisine katılma kararı aldık falan.Ben dedi, Turan Özlü’ye Ethem Sancak anlatıyor, ne diyorsun Turan bak böyle bir karar alıyoruz, gidiyoruz İşçi Köylü Partisi’ne katılıyoruz, Vatan Partisi şimdiki adı.Ondan sonra dedi ki, demiş ki Turan Özlü ona, ya biz geciktik.Aslında geciktik, koşa koşa katılacağız falan böyle.Hakikaten Turan Özlü hem mükemmel bir insan, insancıl, Hem de mükemmel bir partiliydi, bir parti lideriydi.Genel başkan yardımcılığımızı yaptı.Çok uzun yıllar İstanbul İl Başkanlığı yaptı.Siz onun mirasçısınız bu.Şimdi ilker arkadaşımızın yönettiği ulusal kanalı uzun yıllar yönetti.Buranın taşını taşıdı, çimentosunu taşıdı altı kat merdivenlerde.Yani burada bir çok arkadaşımız……çimento taşırken, taş taşırken, molos taşırken o da buranın…Genel Yeni Yönetmeni olarak sırtına o çuvalları vurup, işte burada onu gösteriyor.Çuvalları sırtına vurmuş, merdivenlerden çıkıyor.Öyle emeği paylaşan, son derece fedakar, çalışkan.Onun bir şeyi vardır.Halil Alkan arkadaşımızı kaybettiğimiz zaman burada balkondan yaptığı bir konuşma.Olağanüstü bir konuşmadır.Hapishanede de beraber yattık, Silivri’de.Yani orada da her zaman çalışkan.Bir saniyede kitap yazdı.Yüzü her zaman güler.Hiç kimseyi incittiğini duymadım.Mesela çok telefon alıyoruz son başsağlığı dilekleri.Herkes aynı şeyi söylüyor.Diyor ki işte bana dün telefon etti, bana evvelsi gün telefon etti.Ya bu adam ne zaman ölmeye vakit buldu?Herkese son iki üç günde telefon etmediği insan yok.Yani muhteşem bir arkadaşımızdı ona ifade edeyim.Bu gazi olayları sırasında da çok tertip olur.Gazi olaylarının fotoğrafını da koyalım.Gazi olayları sırasında.Orada da tertip örneği var.Orada kışkırtıcıların elinden megafonu alıyorlar.Burada da bak güzel bir hatıra onunla beraber.Kışkırtıcıların elinden megafonu alıyorlar, onunla o kışkırtmayı hayatını ortaya koyarak bastıran mücadelenin başındaydı.Gazi olaylarında o kışkırtmayı önledi, önleyen mücadelenin başındaydı.Cenazeleri alıyorlar sanırım.O gazi olaylarında ölenlerin cenazelerini alıyorlar, polisin üzerine yürüyorlar.Bir daha cenaze geliyor.Bu da bakın, hapishanede beraber yürüyoruz.Bu nereden çıktı?Ne güzel resim.Koğuşta kaldık.Turanozluların müdahalesinden sonra bir daha kimse ölmüyor gazi olaylarında.O olayların bastırılması da baş konulu.Halkı arkasına aldı.Kışkırtıcıları şey yaptı….yalnızlaştırdı.İşte bu, bu olay.O megafonu da kışkırtıcıların elinden alıyor.Bu değil, bu başka.Ama megafon görünce sanki o zannettim.Çok güzel şeyler.Hep mücadelenin önünde, hep emekçi davası.Üyüp Halk Birliği Başkanlığı yaptı.Çok kıymetli bir arkadaşımız.Evet, burada da yine.1998 tercihlerinden sonraki.Evet.Haymana sürecinde.Evet.Evet, sayın genel başkanım.Bu da Silivri’den çıktıktan sonra.Silivri’den çıktıktan sonra.Oktay Yıldırım telefon etti evvelsi gün.İşte Burhaniye ormanlarında bir köyde yaşıyoruz, orman köyünde falan.Ya o diyor çok özel, çok başka bir insandı diyor.Hapishanede tabii onu tanıdı.İşte bu da bizim Turan.Her zaman yükün altına girer.Her zaman o sırtlar.Siz aynı koğuşu da paylaştınız.Aynı koğuşu da paylaştık.Beraber koğuşta yürüyen resmimiz de var.Evet.Aynı koğuşu da paylaştık.Oralarda insanlar çok daha yakından tanıyor.24 saat beraber oluyorsun.Gece gündüz falan.Yani bir falsosun, bir tane hatası vardı.Aşırı iyilik severdi.Çok aşırı iyilik severdi.Ama bunu samimi söylüyorum.Hatalı derecede iyilik severdi.Öyle bir insandı.Örnek hiç unutmayacağımız.Üzerinde bir de kitap yazdı.Yeni CHP kitabı.Evet yeni CHP kitabını yazdı orada.Evet.Yani olağanüstü.Bir insanı incittiği…Mesela bir insandan kötü bahsettiğine hiç hayatımda rastlamadım.Onun için bütün insanlar iyidir.İyi olmayan tek bir insan yoktur.Herkesi iyiliğinden yakalar, iyi tarafından ona hitap eder, onu geliştirmeye çalışır.Onu saygıyla anıyoruz.Partimizin örnek alacağı her zaman bir lider arkadaşımızdır.Yeni yıl buluşmaları hazırlıyor Vatan Partisi.Kısacık ondan da bahsetmenizi rica edeceğiz.Onu çağırıyoruz.İstanbul’da Figaro’da ayın 27’sinde Figaro Salonu’nu tuttu İstanbul ilimiz.27’sinde.Çağlayan’da.Çok güzel Ekrem Atayer’in önderliğinde, arkadaşımızın önderliğinde çok güzel bir müzik eğleniyor.Bizi şu anda izleyenler, dinleyenler katılabilir mi?Tabii herkes katılabilir.Ondan sonra ve herkesi bekliyoruz Figaro Salonu’na.27 Aralık akşamı.Atatürk’ün de Ankara’ya geldiği gün 27 Aralık.Ankara’da da 21 akşamı yine Ankara İlimiz düzenliyor.O da İstanbul yolu üzerinde.Bunu Ankara’daki arkadaşlar Ankara İl Yönetiminden, İstanbul’daki arkadaşlar da Figaro’ya İstanbul İl Yönetiminden.Siz Ankara’ya da katılacak mısınız?Ben ikisine de katılacağım.Hem Ankara’dayım hem İstanbul’dayım.Yani bu yeni yıla birbirimize sarılarak, birbirimizi severek ondan sonra umutla, güvenle giriyoruz.Yeni yıl akşamı herkes ailesiyle beraber olsun istedi arkadaşlarımız çok doğru çok yerinde ama Ankara’da 21 Aralık İstanbul’da 27 Aralık’ta dostlarımızla yalnız parti üyeleri değil dışımızdan insanlarla beraber olacağız ve yeni yılı umutla güvenle sevgiyle türküler söyleyerek şarkılar söyleyerek selamlayacağız karşılayacağız.Davet ediyoruz bütün dostlarımızı.Ne şekilde katılacaklarını İstanbul ilinden öğrenebilirler.Telefonlar da Ankara ilinden yine.Ve İzmir’imiz de öyle bir düzenleme yapıyor.Oradan da öğrenebilirler.Haftanın şarkısını seçtiniz mi?Evet.Haftanın şarkısını…Bir dakika.Kitap önerisi var.Kitap önerisi…Filistin.Şarkı şey, bu sinoplu ya bizim Turan’ın özünü.Ondan sonra orada Sabahattin Ali’nin böyle sinop zindanlarında yazdığı bir şey vardır, şiir vardır….bestelediler ve okuyorlar.Onu, Sabahattin Ayn-Noş şiirinin bestesini çalacağız.Bugün Filistin’den çok bahsettik.Ön cephemiz Suriye-Filistin.Benim Filistin cephemiz kitabını öneriyorum.Yani bu……aşağı yukarı son 1970’lerden……bugüne 50 senedir……Filistin’le ilgili süreci ve bizim vatan partisinin……tutumunu anlatan bir kitaptır.Sonunda da bizim Filistin’de dokuz şehit arkadaşımız yatıyor.Orada Filistin fedaileriyle bizim kanlarımız birbirine karıştı.Nahr el-Baret direnişinde dokuz arkadaşımızı şehit verdik.Bir arkadaşımız da 1971 yılı Aralık ayında Ankara’da İsrail elçiliğine bomba koyarken elindeki bomba patladı.İsmet arkadaşımız bunu da orada kaybettik.Bir de Ankara’da Filistin şehidimiz var.Onları da saygıyla anıyoruz.Bu kitap da şu an bayilerde satışta sonuçlandırılıyor.Bu kitap bayilerde var, kaynak yayınları bayilerde var.Tabii çok da büyük ilgi var.İnternet sitesinde de şu anda oturduğunuz yerden satın alabilirsiniz izleyenler için söylüyorum.İnternetten geliyor sana, kapınıza kadar gelir.Bu şey kapağında da bir hamas.fedaisi var.Ondan sonra bu resmi çok sevdim, çok beğendim.Yani bir yandan arkada yıkıntılar var ama işte bir bayrak var ve arkadan da böyle bir sislerin falan dağıldığı, ışığın göründüğü bir umut ve gelecek gözüküyor.Filistin Cephe’mizi de bu haftanın kitabı olarak izleyicilerimize sunuyoruz.Şimdi Sabahattin Ali’nin şiirinin bestesini Evet.İzleyeceğiz.Aldırma Gönüllü.Edip Akbayram’dan Aldırma Gönüllü.Edip Akbayram, Aldırma Gönüllü.Çok teşekkürler Senger Başkan.Sinop zindanında yazılmış.Başın öne eğilmesin.Başın öne eğilmesin.Tam bizim…Turan Özlü arkadaşımızın bir seslenişi diye dinliyorum ben.Teşekkürler genel başkanım.Çok güzel Suriye’yi ayrıntılı konuştuk.Çok teşekkürler Tevfik Kadan.Değerli Uysal Kanal izleyenleri haftaya salı çıkış yolunda tekrar buluşmak dileğiyle.Herkese iyi akşamlar.Bir yanımı sardı müfreze kolu.Bir yanımı sardı farilçi oğlu.Bir yanımı sardı müfreze kolu.Bir yanımı sardı farilçi oğlu.Beş yüz atlı yinan kestiler yolu Eski adı yayana hükümdar olma Beş yüz atlı yinan kestiler yolu Yıl 1341, mevsime uyudu.Sebep oldu şeytan, bir cana kıydı.Yıl 1341, mevsime uyudu.Sebep oldu şeytan, bir cana kıydı.Katil defterine adımı yazdım.Eski adım yana hükümdar olmaz.Katil defterine adımı yazdım.Sen ağlama anam, dertlerim çoktur.Çektiğim çilenin hesabı yoktur.Sen ağlama anam, dertlerim çoktur.Çektiğim çilenin hesabı yoktur.Yiğitlik yolunda üstüme yok bulur.Eski adın yayana hükümdar olmaz.Yiğitlik yolunda üstüme yok bulur.Eski adın yayana hükümdar olmaz.Altyazı M.K.
Çıkış Yolu | 03.12.2024
Paylaş

