Çıkış Yolu | 21.01.2025

Çıkış Yolu | 21.01.2025

Değerli Ulusal Kanal izleyicileri… Yine bir Salı akşamında çıkış yolu programıyla karşınızdayız. Ben Çağdaş Cengiz, arkadaşım Tevfik Kazan’la beraber Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçe’ye bugün gündemi Türkiye’de dünyada olan biteni soracağız. Kendisinin yanıtlamasını isteyeceğiz. Hoş geldiniz efendim.Hoş bulduk, merhabalar.Tabii gündem çok fazla başlık var ama tabii en önemli konu Şu an hepimizi yaralayan, hepimizin yüreğini yakan Bolu’da Kartalkaya’daki otel yangını 66 vatandaşımızı kaybettik. 51 yaralımız var. Gerçekten büyük bir acı. Neler söylemek istersiniz?Evet tabi hepimizin yüreği yandı. Oradaki vatandaşlarımızla birlikte. Onların ailelerine ve bütün Türk milletine Başsağlığı diliyoruz. Bu milletimiz için büyük bir acı. Yalnız onların aileleri, çocukları değil. Ateş düştüğü yeri yakarmış. Bu sefer düştüğü yer bütün Türkiye. Aslında bütün insanlık da diyebiliriz. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Türkiye’miz böyle yangınlarda bu sayıda vatandaşını kaybedecek bir ülke değil. Birikimiyle insanlık birikimiyle, her tür birikimiyle çok acı bir ülkey ve derin derslerle dolu. Şimdilik daha fazla söyleyecek bir şey ben göremiyorum. Bir günlük yas ilan edildi. O yasa da katılıyoruz bütün üyelerimizle. Çok doğru bir karar yas ilan edilmesi. Şimdi suçlular aramak onun yakasına yapışma zamanı değil. Son derece soğukkanlı olarak buradan dersler çıkarmamız lazım. Bu yalnız bir otel sorumluluğu meselesidir. Türkiye çapında yangınlar, orman yangınları, bu şekilde fabrika yangınları, iş yeri yangınları, tabi bunların hepsine dikkate almamız lazım. Demek ki Türkiye’nin bir de yangın sorunu var. Bu sonucu çıkartabilirsin.Özellikle tabi bir kamusal, bir güvenlik meselesi açısından bu tip doğal afetler vs. başka sıkıntılar da oluyor ama yandığın tabi en önemli önlem alınması gereken meselelerden birisi. Çünkü bütün yaşama alanlarında her zaman bir tehlike var. Bu konuda bilinci de, tutum salgıncı da yükseltmek önemli. İsterseniz Sayın Başkan haftanın gündemi, yoğun en fazla konuşulan konu ABD Başkanlık seçimi sonrasında seçimi kazanan Donald Trump ABD Başkanı oldu resmen yemin töreni ile birlikte yemin etti ve görevine başladı ve bazı seçim kampanyası konuşmalarını biliyoruz daha doğaçlama konuşmalarının olduğunu da biliyoruz ama yemin töreninde yaptığı konuşma derli toplu bir madde madde bir program ilanı gibiydi. Siz nasıl yorumladınız?Uzun uzun bunu konuşalım. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı bundan sonra izleyeceği siyasetler kuracağı strateji, yapacağı program bütün insanlığı, bütün dünyayı ve Türkiye’yi de tabii en önde ilgilendiriyor. Onun için anlamamız lazım. Bu sabah biz de bunu değerlendirdik. Özellikle Ethem Sancak arkadaşımız hepimizi aydınlatan bir değerlendirme yaptı. Trump’ın konuşmasını çok dikkatli bir şekilde dinlemiş. Hepimiz şu sonucu çıkardık. Trump küreselcilere bir meydan okudu bir kere. Yani küreselciler dediğimiz kim? her iki okyanusa bakan kıyısında Amerika Birleşik Devletleri’nin o büyük sermaye, tekerci sermaye birikimi var. Finans sermayesi birikimi var. Bunlar aynı zamanda tırnağa dişi Amerika Birleşik Devletleri’nin. Hem bu Atlas Okyanusu’ndan hem de Pasifik Okyanusu’ndan bütün insanlığa uzanan tırnakları ve dişi diyebiliriz. Onun temsilcisi Biden seçimi kaybetmişti ve o küreselcilere karşı yani Amerika’nın tek bir dünya efendisi olma iddiasıyla ortaya çıkan meşhur küreselci sermayeye karşı Trump’ın bir meydan okuduğunu görüyoruz. Peki Trump neyi temsil ediyor? Amerika’nın tekerci sermayesinin temsilcisi. Fakat tekerci sermaye, Amerika’nın hakim güçleri içerisinde epeydir izlediğimiz bir bölünme var. O bölünme ne? Bir gerçekçi Amerika var. Yani Amerikan büyük sermayesinin gerçekçi diyeceğimiz bir kanadı var. Bir de maceracı kanadı var. Trump burada gerçekçi kanadının temsilcisi. Gerçek ne? Amerika Birleşik Devletleri II. Dünya Savaşı’ndan sonraki Amerika değil, 60’ların Amerika’sı da değil, hatta 70’lerin Amerika’sı bile değil. Amerika Birleşik Devletleri’nin bütün dünyayı yağmaladığı dolar saltanatı çöktü. Dolar saltanatı bir haraç sistemiydi. Yani sonuç itibariyle Amerika bir şey üreten bir ekonomileri var. Üretmediğini söylemek gülünç ama esas renginliğini neye borçluydu 2. Dünya Savaşı’ndan sonra? Dolar saltanatıyla dünyadan topladığı haraç. Yani dünyada dünya piyasalarında dolar dolaştığı ölçüde Amerika için onun maliyeti bir kağıt ve mürekkep maliyeti. Dolayısıyla üzerine yazdığı 200 dolar falan tabi dünya piyasalarında milyarlarca dolar, trilyonlarca dolar dolaşıyor.Bir de sayı başlangıç özelliğiyle artık kağıt para paradan çok çok daha fazlası dijital para olarak yani kağıt mürekkep masrafı da olmadan.Şimdi daha tam olarak egemen değil. Biz şimdi o kağıt dolar üzerinde konuşuyoruz. O saltanat çöktü. Dünya piyasalarında kendi ulusal paralarıyla değişim hacmi gittikçe büyümeye başladı. Bu Amerika’nın dünyadaki yağmasını, sömürü demiyorum bakın. Sömürü, sonuçta işçiyi çalıştırırsınız, onun artı değeri, ürettiği değerin bir kısmını el korsunuz, ona sömürü diyoruz. Ama yağma doğrudan doğruya, bilmem bir üretim içinde bir emekçinin iş gücünü satın alarak elde ettiğiniz kazanç değildir yağma. Doğrudan doğruya el koyma sistemidir. Dolar saltarada bir yağma türüydü. Sömürü türü değil, yağma türüydü. O yağma türü Dolar hacminin dünya piyasalarında daralmasıyla birlikte orada da Amerika önemli bir kazançtan, yağmadan mahrum olmaya başladı ve bu tabi Amerika’nın dünya çapındaki iddialarına da sınırlar getirdi. Bununla paralel olarak Amerika’nın silahlı güçlerinin karşısında onu dengeleyen, ona karşı rekabet eden önemli silahlı güçler oluştu bu arada. Çin Halk Cumhuriyeti’nin silahlı gücü, Rusya’nın silahlı gücü, İran’ın dirilişi, Türkiye’nin 2014 yılından sonra Amerika’nın bölgemizdeki iddialarına karşı silahlı harekatları falan Bunların hepsini topladığımız zaman Amerika’nın karşısında da önemli silahlı güçler oluştu. Dolayısıyla hem dolar saltanatının çökmesi, hem Amerika’nın karşısında silahlı güçler oluşması ve Amerikan ekonomisinde borca batması. Şimdi mesela en son resmi rakam açıkladılar. 36 trilyon dolar Amerika’nın borcu var. Bu 36 trilyon dolar Amerika’nın bir yıllık milli üretiminin üstüne çıktı. Yani bir ülkenin milli üretiminin tamamının üstüne çıktığı zaman bu alarm, tehlike çanları demektir ekonomik düzlemde. Bu koşullarda bir gerçekçi Amerika çıktı. Nedir o gerçekçi Amerika? Biz artık bu dünya çapında oraya buraya silahlı güçlerimizle taarruz etme, ondan sonra bu yağma ekonomisi falan, bu sevdalardan vazgeçelim. Kendi içimize dönelim. İlk önce Amerika diyelim. First Amerika. Kendi milli ekonomimizi geliştirmeye çalışalım. Çünkü içeride de tabi bu yağma sisteminin çökmesiyle, haraç toplama sisteminin çökmesiyle birlikte Amerikan ekonomisindeki gerilemeler özellikle fakir daha alt grup gelirleri olanlara yansıdı. Sokaklarda ölenler, çöp gibi toplanan insanlar, evsizler, yurtsuzlar çok önemli. Korona sırasında bu çok vahim tablolar Amerika Birleşik Devleti.1 milyondan fazla kişi öldü.Ama bir de yaralananlar, büyük acılar çeken büyük bir nüfus var. Bir yandan da Amerika’da facialar birbirini tekrar etti. Bakın mesela bir orman yangını çıktı. Koskoca Amerika orman yangını söndüremedi. Hala yangın devam ediyor. Yani bu Amerika için çok büyük bir saygınlık kaybı, prestij kaybı. Bütün bunları da topladığımız zaman bir gerçekçi Amerika, o gerçekçi Amerika’nın temsilcisi işte Trump. Onun karşısında hala maceracı, artık maceracı hale gelen, bir zamanların diyelim Amerika’nın silahlı saldırganlığı Amerika’nın gücüne dayanıyordu. O bakımdan, o dönemlerde maceracı diye adlandırılır, adlandırılmaz ama bugün artık o maceracı oldu. Çünkü Amerika’nın gücü, dünya çapında böyle büyük iddiaları besleyemiyor. Hem ekonomide öyle bir güce sahip değil, hem de silahlı kuvvet olarak. Örneğin, Pentagon’un kendi savaş senaryolarında oturuyorlar, hepimizin bildiği gibi harp oyunları yapıyorlar. O harp oyunlarında Amerika ile Çin savaştığı zaman bizzat Amerika Pentagonu’nun saptaması Çin kazanıyor mesela. Rusya Ukrayna cephesinde Amerika Birleşik Devletleri’ni yeniyor. İsrail Filistin’i alt edemedi, o da Amerika içindir. Önemli kayıp. Daha iki yıl önce Afganistan’da yenildi ve tekerleklerin altında kaldı inflüksör orada kaçarken Amerikalıların. Belki Amerika’nın son zamanlarda bir tek bir tesellisi var o da Suriye’de İsrail’le birlikte bizim kendi yönetimimizin, bizim iktidarımızın da ciddi hataları, Türkiye açısından ciddi hataları ve onlarla aynı senaryoda rol alması sonucunda Suriye’yi parçalamada Amerika bir başarı kazandı. Ama bu Amerika’nın tek başarısı ve kalıcı bir başarı değil, istikrarlı bir başarı değil. Görüyoruz Suriye’de istikrarlı bir yönetim kuramıyor. Bu tablo Trump’ı zaten yıllarca önce ortaya çıkarmıştı. Şimdi bu ortamda gerçekçi Amerika’nın sesi olarak dün, Türkiye saatiyle dün diyelim, Amerika saatiyle bugün, o açıklamayı yaptı. Şimdi o açıklamada, yani maceradan var geçelim, kendi iç ekonomimize dönelim, ötesinde başka şeyler de var. Bu Amerikan emperyalizminin ve dünyadaki emperyalist sisteminin geçirdiği çürümeyi de hedef alan, o da çok ilginç. Örneğin LGBT vs. karşı.Sadece kadın ve erkek cinsiyeti vardır.Ne dedi Trump bugün? İki cinsiyet vardır, kadınlar ve erkekler. Üçüncü bir cinsiyet yoktur dedi.Bir kararname ile de bunu imzaladı.İmzaladı. Sırf bir konuşma değil. Bu da dünya emperyalist sisteminde çok önemli bir yarılma. Çünkü bu LGBT dayatması bütün dünyaya tamamen ideolojik ve kültürel olarak emperyalizmin tepelerinden geliyor. Tarihte de zaten Yunan köleci sistemi, Roma köleci sistemi ve Orta Doğu’daki bazı köleci sistemler tarafından veyahut da kulluk sistemleri tarafından hepimizin bildiği gibi dayatılıyordu. İnsanlığa bu eşcinsellik vs. falan. O konuda da bir tavır aldı. Bu da çok çok önemli. Ve tabi buna karşı o maceracı Amerika’yı temsil edenler de kendileri açısından çok ciddi bir tehditle karşı karşıya olduklarını görüyorlar. Dolayısıyla Amerika’da olay bitmedi. Bu olayın devamı var. Çünkü Amerikan tekerci sermayesi içinde çok önemli bir bölünme, bir cepheleşme gerçekçi Amerika’yı temsil eden büyük sermaye kesimiyle maceracı saldırıdan Amerika’yı temsil eden büyük sermaye kesimi arasında bir yarılma. Seçimlere doğru sanki bütün Amerikan tekerci sermayesi Trump’ta birleşiyor gibi bir Manzara ortaya çıktı, bu tür analizler de oldu. Törenlere yansıdı o.Dünyanın en zengin dört ismi törene katıldılar bizzat ve Trump’ın tören fonuna da para yatırdılar. Bunlar Elon Musk birincisi, ikincisi Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg vardı, Tim Cook vardı yapılan CEO’su, bir de Jeff Bezos vardı Amazon’un sayesinde.Bunlardan sadece Elon Musk başından beri Trump’la beraber oldu. Diğer 3 ismin Trump karşı kampanyaya daha fazla desteklediği bir durum var.Ama şimdi bakın onlar hakikaten Trump’ın etrafında birleşti mi? Bence oraya bir soru işareti koymamız lazım. Çünkü Trump’ın temsil ettiği sermaye kesimi ile o maceracı dediğim sermaye kesimi arasında önemli sosyoekonomik dayandığı temeller açısından cepheleşmeler var. Diyelim o maceracı dediğimiz sermaye kesimi esas olarak ne? Finans sermayesi. Saldırgan finans sermayesi, demir-çelik, savaş sermayesi, kimya vesaire gibi savaş ekonomisiyle bağlantılı sermayeler, bir bunlar var. Bir de bunun dışında şimdi Petriot diye kendilerini adlandırıyorlar, Trump taraftarları. Vatansever demek. Bir de daha içe dönük ve daha üretime dönük bir sermaye, büyük sermaye kesimi var. Herkesin de büyük sermaye. Ama aralarında çok önemli çelişmeler, menfaat ayrılıkları var. Dolayısıyla Amerikan devletinin izleyeceği politikalar hangisini daha zengin edecek? Hangisini daha çok kaynattı?Aslında Trump oradaki ayrımı biraz açıkladı efendim. Dedi ki ABD yeniden imalat ülkesi olacak. Bu sıfır emisyon kararnamesini falan ben kaldırıyorum ortadan. Otomobillerimiz artık kendi ülkemizde üretilecek. Elektrikli otomobil üretme zorunluluğunu ortadan kaldıracağız. Doğalgaz ve petrol kendi ülkemizden çıkaracağız. Çıkarmamaya yönelik bir kararnamesi vardı Biden’ın. Amerika’yı yeniden üreten ülke yapacağız. İmalat derken orada… Otomotivinden bahsediyor, otomotiv dedi daha sonra.Production olarak mı kullandı, üretim olarak mı?Tam emindeydim ondan ama Anadolu Ajansı’nın çevresinde imalat ülkesi yapacağım diye.Sen herhalde fark etmedin. İmalat ve üretim orada sonuç itibariyle aynı kavramları karşılıyor. Demin söylediğimiz gibi biri yağmalamaya yönelik, haraç toplamaya yönelik bir büyük sermaye var ve o büyük sermaye aynı zamanda silah sanayisiyle de beraber olmak zorundadır. Çünkü yağmacı sistemin arkasında bir silahlı güç olursa dolar saltanatının arkasında bir silahlı güç olduğu için o saltanatı kurdu. Yoksa silahlı gücü olmadan bir dolar saltanatı kurması mümkün değil. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika dünyanın en büyük silahlı gücüydü ve ilk önce bir nükleer tekede sahip gibiydi Japonya’ya. attığı bombalarla aslında teslim olmakta olan Japonya’ya attığı bombalarla bütün dünyaya Truman o zamanki Amerika başkanı bütün dünyaya bir dehşet saldı. Yani yakarım sizi. Japonya’ya atılan Nakazaki ve Hiroshima’ya atılan bombalar Amerika’nın bütün dünyaya bir tehdit ilanıydı. Yoksa Japonya zaten teslim olmak üzereydi. Dolayısıyla o Amerikan saldırgan, yağmacı, haraç toplayan sermaye kesiminin arkasında bir silahlı güç var. Amerikan silahlı kuvvetleri ve bir savaş sanayisi var. Bunlar arasında bir ittifak var. Dolayısıyla Amerikan ordusunun da içinde bir bölünme ortaya çıkmıştı. Bundan evvelki seçimde de gördük. Pentagon’un içinde Trump taraftarları Ondan sonra şey taraftarları, Biden taraftarları hepsi vardı ve o çarpışma bugüne kadar geldi. Şimdi bu şeyi biz, yıllarca önce ben ABD yol ayrımında diye alt başta da Biden’ın dünya Amerika ve Türkiye’deki çatal çıkmazı Biden’ın. Çatal çıkmaz, dilem var. İki tarafı da çıkmaz olan. İşte o çatal çıkmaz da ABD. her iki seçeneği de çıkmaz diye ilan etmiştik.Bunu aslında bir önceki seçimlerde yazmıştınız.Ama şimdi burada yazdığımız her şeyin doğrulandığını bu süreçle görüyoruz. Demin söylediğimiz gerçekçi Amerika maceracı Amerika çelişmesinin ve bu kitabı da özellikle bugün daha anlamlı oldu ve Amerika’yı daha açıklamada bize yardımcı olacağı için bu kitabı da ayrıca öneriyoruz bütün okuyucularımıza. Kaynak yayınlarından çıkan ABD yol ayrımında kitabı. Bakın burada daha Biden düşmeden evvel bu fotoğrafı koyduk. Yani Biden’ın geleceği yok sonuç itibariyle. Trump’ın gerçekçi Amerika’sı için alan açılıyor. Bu kitapta bu iki sermaye grubu, tekerci sermaye grubu arasındaki çelişmeleri işlemiştik. Neredeyse bugün Trump’ın yaptığı konuşmayı da o zamandan Trump’ın görüşleri olarak burada 1774’te kovboy kitap burada kovboy hikayesiyle başlar. Yani kovboy kim? Amerikan’ın kuruluş dönemindeki ondan sonra halkı temsil ediyor. Yani kovboylar, sonuç itibariyle çobanlar değil mi? İnek çobanları, sığır çobanları. Sığır çobanlarının, onlar kovboy filmlerinde de hep nedir? Dürüstlüğü temsil eder. Ondan sonra sözünde durmayı temsil eder. Bir takım insani değerleri temsil eder vesaire. Şimdi Trump’ın da konuşmasında, biz kovboy hareketinin, kovboyların temsilcisiyiz.Aslında şerifler de, eyaletlerin başındaki şerifler de birer kovboy ve düzenini canlı da temsil ediyor.Onun deliltildiğini, Amerika’nın kuruluşundaki o 1776 İngiliz emperyalizmine karşı Amerika’nın bağımsızlık savaşı, istiklal savaşı Amerika’nın kuruluşu, Amerikan demokrasisinin kuruluşu Yani Washington’lar, Jefferson’lar. Sonra 1861-1865’ler arasında Amerikan iç savaşı. O iç savaşta Abraham Lincoln’un köleciliği ortadan kaldırma girişimi ve köleciliğe son verilmesi. O da Amerika’nın çok önemli ikinci büyük demokratik atılımı. O köklere yaslanmaya çalışan ve Kennedy vs. gibi öldürülen cumhurbaşkanlarına sahip çıkan bir tavır aldı Trump. Sonuç itibariyle. Orada imalar da var tabi. Trump’da hayatı tehdit edilen bir konumda.Onu açıkça söyledi de, beni öldürmeye çalıştıklarını.Bir de Amerikan Gladyosu’na, Amerikan Derin Devleti’ne meydan okudu ve bunları temizleyeceğiz falan dedi. Tabi o temizlik öyle kolay olacak bir şey değil. Süpürge süpürgeye benzemez karşısında silahlı gücü olan Ondan sonra ve büyük sermaye gücü olan, geçmişte dünyayı yağmalamış, dünya araç sisteminin büyük gücüyle bir meydan okuma, ona karşı bir hesap sorma süreci. Dolayısıyla Amerika bugün Ethem arkadaşımız, Sayın Ethem Sancak arkadaşımız da hep onu vurguladı. Amerika’nın önünde çok önemli iç kavgalar var.O iki.Sermaye grubu arasında ve onların silahlı güçler içindeki uzantıları arasında önümüzdeki dönemde Amerika’da silahların da konuşabileceği ve büyük ihtimalle konuşacağı çatışmalar olduğu gözüküyor.Zaten konuşmasında daha önce suikastta uğrayan ABD başkanların da andı. Lincoln ilk suikastta uğrayan başkan Kennedy söyledi.O da aslında bu duruma ilişkin bir… Orada da sonuç itibariyle.Aslında ordu içinde de bir hamle yaptı. Bugün yayınladığı ilk kararnamelerden biri Covid döneminde Covid aşısı olmayı reddeden askerler görevden atılmışlardı. Bunların hepsini de hemen beri göreve iade ediyorum diyerek aslında ordu içerisinde de bir güç odağı oluşturmaya başladı.Güç toplamaya çalışıyor tabi.Şimdi çok dikkat çekici sözleri vardı. Aslında bunları tek tek sormak gerekir ama en ilginçlerinden biri şuydu. Diyor ki, bundan sonra başarımızı sadece kazandığımız savaşlarla değil, aynı zamanda sonlandırdığımız savaşlarla, belki de en önemlisi asla giremediğimiz savaşlarla ölçeceğiz. Çok sayıda basın organı da Trump’ın birkaç gündür savaşları bitireceğim sözünü manşetlerine taşıyor. Trump’la birlikte dünyadaki savaşlar ne oranda bitecek? Çünkü bir yandan da savaşları bitireceğim ve savaşmayacağım derken dünyanın en güçlü ordusunu kuracağını söylüyor. Panama kanalını Panama’dan geri alacağını söylüyor. Kanada’yı eyaleti yapacağını söylüyor. Grönland’a el koyacağını söylüyor. Yani bir yandan gerçekçi çizgide bir Trump, yani gerçeklerle uyumlu olan bir Trump, bir yandan da dışa doğru açılan yani Grönland’a, Panama kanalına açılan bir Trump. Bu ikisi sizce tutarlı mı? Nasıl değerlendirmekte?Bakın şöyle, bu gerçekçi Amerika’nın politikalarını siz sıraladınız. Bir kere bir son derece yalın kat, sığ olan, derinliği olmayan sözümüne solcu bir şey var. Amerika savaşmaktan, saldırmaktan vazgeçmez. Bu doğru değil. Neden doğru değil? Amerika büyük bir devlet. dünyanın büyük devletlerinden biri ve çok büyük bir silahlı güç. Böyle devletlerin aynı zamanda önemli bir devlet aklı, devlet birikimi, hesap kitap birikimi vardır. Yani böyle hesapsız kitapsız oraya saldır, buraya saldır. Amerika’nın yenilgileri hesapsız, kitapsızlıklarından değil mecburiyetlerinden geliyor geçmişte ve o diyelim Vietnam yenilgisi, Laos yenilgisi, Kambosya yenilgisi falan. Evet en sonunda yenildi, Afganistan’da en sonunda yenildi ama o yenilgiye rağmen o aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya çapındaki haraç sistemini de ayakta tutan saldırganlıklardı. Yani o kararı verirken yine yapması gereken saldırganlıklar. Ama şimdi geldiğimiz noktada yani böyle hesapsız kitapsız saldırganlıklar değil, bazı böyle mağlup olduğu cephelerde mağlubiyeti, yenilgiyi kabul eden ve diyelim zararın neresinden dönse kardır anlayışıyla bir takım anlaşmalar, barışlar yapmaya hazırlanıyor. Ama bir yandan da bakın siz onu söylediniz Bir yandan da büyük bir silahlı güç ilan ediyor ve eski Amerika geri gelecek diyor. Dünya çapındaki iddialarımızı tamamen bırakmış değiliz diyor. Bunu toplam olarak şöyle anlayabiliriz, yenildiğimiz cephelerde yenilgiyi kabul etmek ve Amerika’nın çıkarlarını mümkün olduğu kadar koruyan bir takım anlaşmalar yapmak ama belli noktalarda da odaklanmak, yoğunlaşmak, oralarda da Amerika için silahlı başarılara yönelmek. Böyle anlaşığı anlayabiliriz. Çünkü silahlı güç inşasından tamamen vazgeçmiyor. Aslında vazgeçmesi de mümkün değil. Çünkü Trump’ın Amerika’sı da bir emperyalist bir Amerika. Emperyalizm ne demek? rekabet halinde olan tekercik kapitalizm demek. O rekabet yalnız Dünya piyasalarında ekonomik rekabet değil, yalnız da aynı zamanda silahlı güçlerin rekabeti. Dünya efendiliği iddiası bütün emperyalistler için tarih boyunca geçerlidir. Alman emperyalizmi, Fransız emperyalizmi, İngiliz emperyalizmi söz konusu. Şimdi belki dünyanın tek efendisi olmayı Amerika artık gerçekçi görmüyor ki doğru, o mümkün değil ama gene dünyada iddiaları olan büyük bir emperyalist devlet, dünyadaki bugünkü kuvvet odakları, işte Amerika Birleşik Devletleri var, Avrupa var, Rusya odaklı bir kuvvet merkezi var, Çin Halk Cumhuriyeti var. Bunlara baktığımız zaman Evet Amerika’da dünyada bir rekabet görüyoruz. Bunların hepsi tabi emperyalist değil diyelim. Çin Halk Cumhuriyeti sosyalizmi kurma çabasında olan bir ülke ve çok büyük başarıları var. Rusya evet kapitalizmin hakim olduğu bir ülke ama Rusya’da sonuç itibariyle bizim gelişen ve ezilen dünyaya mensup. Avrupa ve Amerika gibi dünya hakimiyeti iddiası olan emperyalist bir kapitalizm yok Rusya’da. Yani daha üçüncü dünya dedikleri veyahut da bizim gelişen ve mazlumlar dünyası dediğimiz blokun içinde yer alan bir ülke Rusya. O özelliğini görelim. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri’ne silahlı güç lazım. Ama Trump o silahlı güçü nerelere yoğunlaştıracak? Benim gördüğüm Çin ile Tayvan arasındaki ilişkide orada bir silahlı hesaplaşmaya Amerika giremez. Çünkü Çin’e diş geçirme şansı yok. Yani en sonunda orada Çin yapacağını yapacaktır ve Tayvan’ın Çin toprağını, kendi zaten vatan toprağı bizim İzmir’i kurtarmamız gibi kendi toprağını kendisi kuvvet kullanarak da alacağını söylüyor gerektiği zaman. Ukrayna’da öyle gözüküyor ki savaşı kaybetmiş durumda. Putin’le yaptıkları görüşmelerde falan da bunlar anlaşılıyor. Bugün bir Rus diplomat dostum ziyarete gelmişti. Ona şey sordu, ne diyorsunuz Moskova olarak? Ondan sonra Trump’ın dünkü görüşmesi nasıl yorumluyorsunuz? Dedi ki, Trump Amerika’da ne kadar Amerika’da kalırsa iyidir dedi. ne kadar bir dünyayla ilgilenir ve ellerini dünyaya uzatırsa o kadar da kötüdür dedi. Biz öyle bakıyoruz dedi. Çok gerçekçi bir açıklama yaptı. Ama Trump’ın da tabi Amerika’nın dünyadaki iddialarını bütün cephede terk edeceğini bekleyemeyiz ama belli yerlere odaklanacak. O odaklanmanın Doğu Akdeniz olduğunu söyleyebiliriz. Zaten Amerika Birleşik Devletleri’nin Sayın Halil Öz Saraç emekli kurmay denizli albayı, merkez karar kurulu üyemiz Halil Öz Saraç komutanımızın çok iyi bir bilgilendirmesi olmuştu. Aydınlıkta da yıllarda ifade etti. Yani kapalı denizlerde veya yarı açık denizlerde savaşa hazırlanıyor Amerika, muhripler yapıyor, destroyerler ondan sonra. Yarı açık kapalı deniz Akdeniz. Akdeniz’de, Azar Denizi değil yoksa Akdeniz’de bir savaşa hazırlandığını görüyoruz. İkincisi Suriye’de belli bir şey kazandı. Mevzi kazandı. Yani her yerde kaybederken İsrail’le birlikte Suriye’de bir mevzi kazandı ve burada tabi ABD’nin Kürtistan adı altında 2. İsrail projesinden vazgeçeceğini beklemek hayalcilik olur. Oraya odaklanacaktır, o gözüküyor. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’deki Amerikan donanması, İsrail donanması ile beraber Yunanistan’la beraber oradaki yığınak Kıbrıs Bakın belki bizim önümüzdeki dönem dünyanın en çok konuşacağı coğrafya Kıbrıs olacak. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs çok önemli bir stratejik alan. Ona bir adaliye bakmak lazım. Batmayan uçak gemisi dendi değil mi? Oraya bir yığınak yapıyor ABD, İngiltere hep beraber, Yunanistan’la, İsrail’le beraber. İsrail-Güney Kıbrıs ilişkileri de çok yoğunlaşmış durumda. Onun için Trump’ın da bizim bulunduğumuz coğrafyaya bir odaklanacağını önümüzdeki dönem görmek tahmin edilecek bir durum.Bu kısmı biraz daha derinleştirelim. Öncelikle bu az önce Sayın Kadın’ın da ifade ettiği Panama kanalı Kanada, Grönland yani kuzey ticaret yolu açısından çok çok önemli. Yani burada sanki Trump biraz daha öncelikle kendi coğrafyasına da en yakın olan ve onun ticaret yolları üzerinde bir hakimiyet çabası içinde olacağını belki de görebiliriz.Oralarda savaş olur mu Panama kanalı yüzünden, Grönland yüzünden? bir askeri hesaplaşma pek şey gözükmüyor. Bilmiyorum yani bana çok muhtemel gözükmüyor.Kastında durabilecek bir kuvvet de yok.Yani oraları çok Amerika’nın kendi mücavir alanı, çevre alanı yani kendi hakimiyet alanlarının bir uzantısı oralar. Ama tabii stratejik önemli yerler Grönland vs. olsa ama Rusya ile oralarda bir hesaplaşma olmaz. Yani Rusya açısından kendi ana vatanına çok uzak coğrafyalılar.Aslında daha çok Rusya Çin’esinden değil de, bir NATO ülkesi olan Danimarka ve Anadolu’nun çelişme yaşamak.Çelişme olur ama orada dünya çapında hesaplaşmalar, savaşlar vs. olmaz. Ne Denmark’ın ne Grönland’ın falan Amerika’ya direnecek falan silahla bir halleri yok.Panama Kanalı’nda özellikle Çin’in çok önemli yatırımları var.Ama şimdi Çin Halk Cumhuriyeti oralarda savaşmaz ve savaşamaz. Çin Halk Cumhuriyeti ile Amerika arasında rekabet. Sonuç itibariyle Güney Çin denizinde ve Tayvan boğazında odaklanır. Dolayısıyla yani Amerika ile Çin arasında Greenland veya Panama yüzünden bir savaş çıkmaz. Onu görmemiz lazım.İzin verirseniz Sayın Perinçek, Trump’ın konuşmasından hemen sonra aslında konuşmayı da bütünleyen kararnameler imzalandı. Aslında konuşmalarla ifade ettiği şeyler hemen göreve alır almaz yemin ettikten hemen sonra yaptığı ilk iş çok sayıda kararnami imzalama konusu.Amerikan bayrağı takması da ilginç. O Amerika’nın eski başkanlarında da yakaya Amerikan bayrağı takma var mı acaba? Olmayabilir. Şunun için olmayabilir. Zaten Amerika’nın başkanı. Kendisi bir bayrak veya rozet diyelim. Acaba anlamlı mı o rozeti takması? Amerika yeniden geliyor falan sloganları için mi acaba?Arkadaşlarımdan rica edeyim, bu kararnameleri bir görelim. Aslında orada biraz kendi programını, konuşmasını da yansıtıyor hangi kararlara ait.Bu el bastığı İncil var.Efendim?El bastığı İncil.Ama o gelenek var.Herkes kendi getiriyor İncil’i. Yani gelenek ama herkes kendi İncil’ini getirmiş. Kendisi için anlamı olan Lincoln’ın İncil’ini getirmiş.Ama işte o tarihi yaslanıyor. Yani hangi tarihe yaslanıyor? Amerika’nın Cumhuriyetçi, Ondan sonra devrimci geleneklerine daha çok yaslanıyor.Lincoln’ın 1861 yılında Elbasta İncil’i oraya götürmüştür.Lincoln ne demek? Amerika’da Kuzey-Güney Savaşı’nda demokratik Amerika’nın veya köleliği kaldıran Amerika’nın lideri, Amerikan İş Savaşı’nın Amerika’nın İkinci Demokratik Devrimi’nin lideri Lincoln. Onu getirmesi çok sağolsun.O da aslında bir iç savaş zaferi elverdik. İç savaşta da ben kazananların temsilcisiyim.Mesela Güney kaybetti, Kuzey kazandı o zaman. Ben kazananların temsilcisiyim. Kennedy’ye gönderme yapmalı. O tabi Cumhuriyetçi Parti geleneği bakımından da.Kennedy suikast davasındaki belgeleri de açıklayacağını söyledi.Savaş açtı, bunu temizleyeceğim falan dedi Amerikan gladiyosuna. Tabii o, NATO’nun içindeki yeraltı NATO’suna kadar uzanan bir iddia.NATO’yu dağıtır mı peki bu süreçte?NATO’yu dağıtır diyemem. Çünkü Amerika’nın da NATO’yu dağıtmama diye bir menfaati var. NATO’yu dağıtmaz ama sonuç itibariyle bu Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya ülkelerinde darbeler düzenlemesi, gladiyoları desteklemesi falan filan o tür politikalarında belli gevşemeler getirebilir.İmzalanan kararnameler? ve bazı çekilme kararları. Paris İklim Anlaşması’nda çekilme kararı aldı.Dünya Sağlık Örgütü’nden çıkış sürecini, Paris İklim Anlaşması’nda çekilme kararı, bu green project var ya.Evet, sıfır emisyon kararlarına çekildi.Yani yeşil proje. Burada da sonuç itibariyle sağlık için bile olsa Amerika ilişkileri dışında otoriteleri İstemiyorum.Daha COVID döneminde eleştirmeye başlamıştı. Özellikle koronavirüsle, işte biraz koronavirüsün biliyorsunuz yapay olduğunu söylüyor Trump. Onunla ilgili bir eleştirileri vardı. O sürecin devamı.Yine ilkenin güney sınırında ulusal acil durum muydu?İşte burada kalktı Meksika körfezi gibi bütün haritalarda adı Meksika körfezidir.Amerika körfezi yaptı.Değiştirildi. Ama o değiştiremez tabii yani. Oraya Meksika körfesi… Mesela Akdeniz’in adını değiştirebilir misiniz? Karadeniz’in adını değiştirebilir misiniz?Kendi resmi belgelerinde ilk defa onu yazmış oldular.Evet.Kendi resmi belgelerinde.Zengin oluncaya kadar… Zengin oluncaya kadar Savaş.İstivali’ye başka ülkelerin bunu benimseyeceğini hiç sanmıyorum. Ama orada şu var. Meksika’dan gelen göçmenler, Meksika’dan gelen Amerika onu bir tehdit gibi görüyor falan. Dolayısıyla ilk defa Amerika kendi güneyindeki Amerika ülkelerine karşı biraz böyle hasmane bir tavır almıştı. Meksika’da bundan memnun olacak değil o Meksika kültüresinin adını.İlk döneminde duvar dikmişti. Şimdi dün de gelir gelmez sınırı kapattı, yasal göçü yasakladı. Kimse girmeyecekti.Altı Ocak’taki kongre baskınına katılanlara af.Tam 1600 kişi. 1600 kişi af çıkardı.O baskın tabi Trump taraftarlarının baskınıydı. Kendi taraftarları için af getiriyor. Amerikan Başkanı’nın tabi af yetkisi var. Orada özel af yapacak. yani bir genel laf değil de belli bir olaya katılanlarla ilgili.Başkanın öyle bir yetkisi var, affetme yetkisi.Bireyler şahıslar için olması lazım ama demek ki orada 1600 kişinin adını sayarak onların hepsini affedecek. Federal Hükümet’e ifade özgürlüğünü neden yerleştirilmesi?Hükümetin ifade özgürlüğünün sansürlenmesini, engellenmesini… Federal Hükümet’te mi? Burada benim anladığım ayrıntılarına bakmak gerekiyor ama özellikle bu LGBT propagandası…Ama Federal Hükümet’e ifade özgürlüğüydü. Federal hükümetin kendisinin ifade özgürlüğü diye bir şey olur mu? Orada bence çeviri problemi var.Burada ben daha çok şöyle algıladım. Biliyorsunuz LGBT propagandasına alet olmayanların sansürlendiği bir Amerika vardı. Ya da diyelim Covid meselesi.Bakın burada federal hükümet diyor. Amerika’nın merkezi hükümeti.İfade özgürlüğünün yeniden yerleştirilmesi anlamında hükümetin sorumluluğunu ifade etmesi. Buradaki cümlenin anlamı. Anladığım kadarıyla o. hükümetin ifade özgürlüğünü sansürlemesinin engellenmesi.Bakın burada belki bazı yargı organları, ben bilemiyorum olayı ama belki bazı yargı organları federal hükümet aleyhine onun ifade özgürlüğünü sınırlayan bazı kararlar aldıysa ona karşı bir tavır olabilir. Onu merak ediyoruz, araştıralım.Hükümet verimliliği bakanlığı.Hükümetin ifade özgürlüğünü sansürlemesinin engellenmesi, o ne demek? ifade özgürlüğünün mü acaba?Burada yani ifade özgürlüğünü savunan…Oranın çevirisiyle ilgilenelim. Orada bir çeviri problemi var. Hükümet Verimliliği Bakanlığı’nın kurulması.Bu bakanlığın başına da idon maskacı.Burada da tabii ülke içinde daha prodaktif.Daha İlon Musk zaten devlet yönetiminde çok fazla israf olduğunu söylüyor. O israfları engelleyeceğim diye geldi. Böyle bir bakanlık ilk kez kuruldu Amerika’da. Başına da Elon Musk getirdi.Hayat pahalılığı kriziyle mücadele talimatı yok.Yani pahalılığa falan karşı diyor hükümet organları. Burada halka bir mesaj oluyor. Yani senin pahalılığın altında ezilmene karşı federal hükümet organları görev üstleniyor. Ben o talimatı veriyorum.Zaten Trump’ın seçilmesinde Amerika’nın daha ekonomik açıdan geri, daha yoksul kesimlerinin yoğun Biden’a karşı tepkisinin sonucu oy vermesi.Retmekten.O daha mütevazı ve daha geliri düşük kesimin temsilcisiydi Trump eskiden beri. Oylar da öyle. Ama Avrupa’dan da bu yemin törenine katılanlar enteresan. Onlar da Avrupa’daki milliyetçi, Amerika’ya hedef alan ve Rusya dostu akımlar geldi katıldı.Almanya’dan AFD, İtalya’dan Meryem, Fransa’dan Atene Partisi.Yani bu Trump uluslararası bir hareketi de dönüşüyor. Çok enteresan yani kendisi dışa karşı o iddialı tutumdan geri çekilirken dışarıda da Amerika’ya tavır alan bazı veya da Rusya yanlısı partilerle Avrupa’da böyle bir yakınlık geliştiriyorlar gibi gözüküyor.Yine federal kurumlarda farklı cinsel kimliklerin kendini tanımladıkları zamirlerle temsilinin sonlandırılması, yani LGBT propagandası.Levyenler, gayler, biseksüeller, bilmem transseksüeller falan diye böyle grupları tanımıyorum diyor. Bunların hukuki bir kimliği, değeri yoktur.” diyor.Konuşmasında bunları çok net olarak da ifade etti. Bir kere iki cinsiyet vardır ABD’de bundan sonra diye.Zaten doğada iki cinsiyet var. Kedilerde transseksüel, biseksüel, leyve, lezbiyen diye kedilerde, aslanlarda, kaplanlarda.Aslında Trump’ın en büyük destekçisi bu süreçte Elon Musk’tı. Elon Musk’ın bu harekete katılmasının ana nedeni de bu olduğu söyleniyor. Çünkü çocuğu cinsiyet değiştirme ameliyatı oldu ve çocuğumu kaybettim diye aslında siyasetin içine girdi. En büyük desteği de bu bakımdan.Bir de konuşmasında şunu söyledi, bu temsil olayı. Yani niyakatle değil de çeşitli cinsiyet kimlikleri üzerinde belli temsiliyetlerin devlet içerisindeki görevlendirmelerde verilmesi uygulaması.Ama acaba yoksa anladığıma göre federal kurumlar diyor. Federal kurumlarda Amerika’da erkek ve kadın dışında bu yeni icat edilen lezbiyen gibi, gay.Gibi, aslında bir seksüel temsilinin sonlandırılması diyor.Aslında oralarda belli kurumlarda… Esas Los Angeles itfaiyesiyle ilgili bir eleştiriydi.O kurumlarda anladığımıza göre burada, anladığımıza göre erkek ve kadın dışında temsiller var. bizim Türkiye kanunlarında veya Türkiye politikasında da başladı o, yani kadınlara kontenjan tanımak gibi. Amerika’da anlaşıldığına göre yalnız kadınlara değil, çeşitli cinsiyet gruplarına icat edilmiş, yani doğal olmayan, sosyal dedikleri cinsiyet gruplarına bazı temsiliyetler tanınmış, onları kaldırıyorum diye. Yani erkek ve kadın var onun dışında.Söyledi ve dedi ki liyakat olacak bundan sonra. Görevlendirmeler liyakata göre olacak.Lezbiyenim diye, lezbiyenlere tanınmış olan bir kontenjandan kimse bir yere girmeyecek. O liyakatta giriyorsa girer. En sonunda TikTok yasağının yürürlüğe girmesine geçiyor. Bu da ilginç. Tiktok yasağına tavır alıyor.Tiktok Çin merkezli.Biliyorum.Onun 75 gününe bu yasağı kaldırdı ortadan. 75 gün içinde tiktokla masaya oturacağız ve anlaşacağız dedi.%50’Sini Amerikan sermayesi olacağı şekilde bir düzenleme ile faaliyete yürüteceğiz diye söyledi Trump. TikTok’u da, bu yasağın kaldırılması maddesi de önemli. Yani bu kararnamelerin bütünü aslında bir programın…Bu daha ilk gündü kararnameler. Yarın ne olacak, öbür gün ne olacak, peş peşe gelecek.Geçmiş dönemin, yani Biden döneminin çıkardığı 78 tane kararname iptal edildi. Bunların dışında çok fazla daha kararnameler var. Bazıları daha niyet gibi, bazıları doğrudan işleyişe ilişkin. Ama ilginç olan, tartışılan bir kararnamesi vardı. Onu da müsaade ederseniz sormak isterim. Bu İsrail ilişkileriyle ilgili, Gazze’deki durumla ilgili çıkardığı kararnamelerden birinde, Batı şeriatı güvenliği zedeleyen, aşırılıkçı Yahudi yerleşimcilere yaptırım öngören kararnameyi kaldırdı.Bakın, bence burada bir işaret var. Ben onu önerecektim. Doğu Akdeniz ve İsrail politikasında bir değişiklik var. Burada ne oluyor? İsrail’in saldırganlığından yana bir tavır var. Biden’dan Doğu Akdeniz’de daha saldırgan bir siyasi.Izleyecek.Işareti var burada.Bu tam olarak o.Yani Yahudi yerleşimcilerle… Bakın bunu tek başına bir Yahudi yerleşimcilerin arkasında durmak diye düşünmeyelim. Genel olarak Doğu Akdeniz’e odaklanma diye düşünebiliriz. Çünkü Biraz evvel neyi konuştuk? Yani Amerika Birleşik Devletleri dışa karşı o maceracı tavırlardan geri çekiliyor. Ama buna rağmen bir savaş ekonomisinden de vazgeçmiyor. Öyleyse demek ki belli alanlarda yenilgiyi veya barışı kabul etmekle birlikte, uzlaşmayı kabul etmekle birlikte iddialı olduğu ve yoğunlaşacağı belli alanlar olacağı izlenimi yaratıyor. Sonuç itibariyle dünyadaki cepheler belli. Biri Tayvan cephesi var, Çin’le olan Tayvan boğazı. Biri Ukrayna cephesi var, orada geri çekileceği mesajlarını veriyor Rusya konusunda. Doğu Akdeniz cephesi var, 3 cephe. Sonuç itibariyle bu İsrail konusundaki kararlılığı yani Biden’dan da daha İsrail yandaşı görünümü ondan sonra yani Doğu Akdeniz’de yoğunlaşacağı ve Kürdistan politikasında da israr edeceği yani Kürdistan’ın kurulması, 2. İsrail Devleti’nin kurulması. Çünkü sonuç itibariyle bugün İsrail’in yanında durmak ancak ne ile mümkün? Orada Kürdistan’ı kurmakla. Sözüm olarak Kürdistan’ı, 2. İsrail’i kurmakla mümkün. Dolayısıyla şu anda Türkiye’sinden baktığımız zaman, Trump geldi baktı Türkiye dostu tamam falan gibi şeylerin, sevinçlerin çok erken olduğunu düşünebiliriz. Bunu orada biraz izlememiz lazım. İzlememiz lazım. Tersine Doğu Akdeniz bölgesindeki, Doğu Akdeniz derken Yunanistan kıyılarındaki Amerikan üslerinden alalım, Kıbrıs. ve Suriye’ye kadar, Filistin ve Suriye’ye kadar, Hürmüz Boğazı’na kadar uzatmamız lazım. Umman Denizi’ne kadar. Buraya yoğunlaşması yönünde bazı belirtilerden söz edebiliriz. Onu izlememiz lazım. Bu açıdan Amerikan politikalarını ve Trump’ın alacağı kararları çok dikkatli izlememiz gerekiyor.Bir şey sorabilir miyim? Trump sizce neyi önceler? Yani İsrail’i savunmayı mı önceler yoksa ekonomi açısından? Yani ABD’nin üretim gücünü arttırma ve üretici güçleri ABD’de geliştirmeye mi esas alır? Çünkü bunların çelişebileceği durumlar olabilir.Ekonomi ve güvenlik politikalar arasında bağlar var. Ama nedir? Şimdi bazı işaretler var. Gümrükleri dikeceğim diyor. Yani Amerika’nın içindeki üreticiyi desteklemek için Amerika’nın ithalatını kısaca yerli üreticiyi destekleyeceğim diyor. Bu Çin’e karşı bir tavır yani Çin mallarına falan karşı bir takım gümrükler koyacağım diyor. Bunlar ekonomi tedbirler. ama silahlı uygulamalar ve tedbirler üstten baktığımız zaman Ukrayna’da geri adım atacağı ve Rusya’nın kazançlarını tanıyacağı gibi bir izlerim var. İki, Çin’de Tayvan Boğazı’nda herhangi bir hesaplaşmaya girmekten kaçınıyor izlenimi var. Çünkü oradaki savaşı kazanma şansı yok. Amerika için Amerika’nın karasına çok uzak bir cephe.Çin’le mücadelede hiç askeri vurgu yapmıyor sadece ekonomik olarak.Çin’le de bir uzlaşma var. Çünkü Çin’de hesaplaşma, çatışma, patırtı, gürültü olmasın. Ben zaten ekonomik olarak barışçı olan Amerika’yı geçiyorum diyor. Çin’in de beklediği, ümit ettiği veya lehine olan bir politika var. Fakat Doğu Akdeniz’e baktığım zaman orada Amerika’nın İsrail diye bir müttefiki var. sanki Doğu Akdeniz’de İsrail ve Yunanistan’dan vazgeçmeyecek ve silahlı yoğunlaşmasını da, odaklanmasını da Doğu Akdeniz. Doğu Akdeniz derken tekrar ediyorum, Ege’den başlayıp Kıbrıs’tan devam edip ondan sonra Suriye’den Hürmüz Boğazı’na kadar, İran’a kadar giden bir şey. İran’a karşı bir ipucu var mı?İran’la da ilk döneminde yaptıklarından bazı ipuçları var.İran’a.Nükleer anlaşma imzalanmıştı biliyorsunuz. İran’la Amerika arasında bu nükleer anlaşmadan çekildi Trump doğrudan ve yaptırımlar uygulamaya başladı. En ağır yaptırımlar Trump zamanında getirildi. Bir de İsrail politikasında Trump Biden yönetiminden çok daha şahindi. Kudüs’ü İsrail’in doğrudan başkenti olarak tanıdı. Golan Tepelerindeki işgali tanıdı. İbrahim Anlaşmalarını dayattı ve ilerletti. ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı. Yani İsrail konusunda en radikal adımları atan Trump’ın birinci dönemiydi.Bakın İran açısından baktığımız zaman da hatırlayacaksınız Amerika seçimlerinde İran sanki Biden kazansa daha iyi olur tavrındaydı. kendi açısından Biden’in kazanmasını istiyordu. O da çarpıcıydı. Trump’ın daha yakın tavır almasıyla bütünleşiyor.Konuşmaların başlangıcında değinmiştik ama bir kere daha belki onun üzerine konuşmakta fayda var. Çünkü doların hakimiyetinin daralması Artık rakamlar ölçeğinde de herkesin bildiği bir gerçek. 21. yüzyıla girerken %71’lerin civarında olan doların rezerv para olma durumu %58’lere kadar geriledi ve görünen o ki özellikle Brexit’in çabalarıyla daha da gerileyecek. Bir de bir veriyi daha paylaşmak istiyorum. Arkadaşlarımız eğer hazırsa onu koysunlar. Satın alma faaliyeti açısından dünyadaki tablo da bize biraz mevcut durumu anlamak açısından bir veri değiştirir.Şule Perinç’in çok önemli teori dergisinde bir yazısı çıkmıştı. O yazı doğrudan doğruya Standart Chartered Bankası Londra Bankası’nın, Dünya Bankası’nın, OECD’nin ve IMF’nin ortak belirlediği projesyon. 2030 yılında dünyadaki ekonomi üretimde ülkeler hangi düzeyde olacak diye. Satın alma gücü paritesine göre, dolara göre değil. Çünkü dolara göre olduğu zaman paranın değeri falan gibi etkenler görüyor ama satın alma gücü paritesinde olduğu zaman hakiki üretim oluyor. Orada neydi? Çin, 2030 yılında 64 trilyon dolarlık mal üretecek. 64 trilyon ve 46 trilyon Hindistan üretecek şeyde 2030 yılında. Burada Hindistan üçüncü gözüküyor ama 2024 için üçüncü. 2030’a geldiğimiz zaman Hindistan ikinci duruma geçiyor.Zaten Çin’de 37 gözüküyor.Çin’in iki katına, Hindistan’ın iki katına çıkacağı gibi. Şöyle pirinç şeyini koysak daha iyi. 2030 bence anlamlı. Neden? Çünkü 2025’teyiz, 5 yıl ötesi. Şimdi politikalar tabii yarına göre, bugüne göre değil esas olarak önümüzdeki süreç yani inişler çıkışları orada görüyoruz. Ben o zaman onu bulabiliyorsa arkadaşlar…Rica ederim teori sayısından onu bulmalarına. Bu da tabii şu açıdan aslında önemli. Daha önce de o 2030 öngörüsünü paylaşmıştık ulusal kanal ekranlarında. Aslında oraya gidişin olduğunu göstermesi bakımından da anlamlı. Çünkü burada Endonezya’yı, Brezilya’yı, Rusya’yı, Hindistan’yı… Doğru.Ama mesela bakın orada nedir? Endonezya 4’e çıkması lazım, 8’de. Brezilya 6’ya çıkması lazım, 7’de. Türkiye Cumhuriyeti’nin 5’e çıkması lazım. Burada Türkiye yok. Yok Türkiye. Türkiye yok. Birleşik Krallık, Fransa bunlar onun altında. Almanya 6’da gözüküyor halbuki doku 10’da. Onun için bence şeyi bulalım. Standart Chartered. Dünya Bankası’nın Standart Chartered’dan bulabilir. O SPD-İMF’e birlikte oldu. Projection, standart çarkıt veya Şule Pelinçey’in teoride çıkan makalesindeki tabloyu buraya koyabilir. O zaman ne oluyor? 2030’a geldiğimiz zaman için 64 trilyon dolar 46, Amerika 31. Yani Amerika 2030 yılında Çin’in yarısı kadar bile üretilmiyor. Dolayısıyla herkes ürettiği kadar boru öttürebilir. Savaş ekonomisi de ekonomi gücüyle bağlantılıdır ülkelerin. Dolayısıyla Amerika’nın daha mütevazı, daha kendi kabulüne çekilen siyasetler uygulaması gerçekçi.Birazdan arkadaşlarımız gösterecek. Ben isterseniz sözlü olarak burada aktarayım. 2030 ekonomi trilyon dolar kapsamında Çin 64.2 Hindistan ikinci sırada 46.3 Amerika Birleşmiş Devletleri üçüncü sırada 31 Endonezya dördüncü sırada 10.1 Türkiye beşinci sırada 9.1 Brezilya altıncı sırada 8.6 Mısır 7. sırada 8.2, Rusya 8. sırada 7.9, Japonya 7.2 ile 9’da ve Almanya 6.9 ile 10. sırada. Burada tabii farklı grafikler de var. Birazdan arkadaşlarımız onları da gösterecek.Farklı bir grafik yok. Bakın bu grafik Standard Chartered Bankası’nın, OECD’nin, IMF’nin ve Dünya Bankası’nın dördününde paylaşılıyor. Bunlar dünya kapitalist, emperyalist sisteminin en büyük ekonomik kuruluşları. Tekrar ediyorum, OECD, Dünya Bankası, IMF ve Londra’daki Standard Chartered Bankası. Bunların dördünün de paylaştığı projeksiyon, yansıma bu.Dünya Ekonomik Forumunda da yayınlanmış.Dolayısıyla bunun tartışılır bir tarafı yok. Burada bir tek şu var, bu satın alma gücü kalitesine göre. O bakımdan hakiki ekonomik gücü ve zenginliği yansıtıyor bunlar. Dolara göre yaptığı zaman Bu sıralama çıkmayabilir. Bu sıralamada ufak tefek oynamalar olabilir. Ama ufak tefek de demeyelim. Ama satın alma gücünün kalitesine göre olduğu zaman ülkenin gerçek zenginliği, gerçek mal üretimine yansıtmış oluyor.Aynı Amerika 2. Dünya Savaşı sırasında, küresel jandarmalığa soyunduğunda dünya üretiminin toplamının %50’sini yapan bir Amerika’ydı.2. Dünya Savaşı’nın sonunda da, savaş ne zaman bitti? 45’te bitti. 46’da Amerika’nın dünya ekonomisteki fayı %50 idi dediğimiz gibi. Sonra %50’den indi, indi. Bugün %16 diye biliyorum ben. %15 diye biz bugün şey yaptık.Ve 2030’den herhalde artık %10’lara doğru yavaş yavaş çekilmiş oluyor.Çok uzağa gitmeyelim. 1990’daki aynı veride Çin’in 5 katı fazla üreten bir Amerika var. 1.1 Çin iken 5.9. Neredeyse alt katına.Ama Çin tabii öyle bir hızda gelişiyor ki burada geçti Amerika Birleşik Devletleri. O şey halitayı O tabloyu bulup koyacaklar diye.Evet, evet. Şimdi gösterecek arkadaşlar. O tablo üzerinden de konuşabiliriz. Aslında daha geniş bir tablo var. 90, 2000, 2010, 2020, 2030 şeklinde.Bence lüzum yok. Bir tek 2030 önemli. Yani aranızdaki 5 yıl önemli. Tabii burada soru şu. Amerika Birleşik Devletleri bu inişini sineye çekecek mi? Amerika da bunu tabii tartışıyor ama sinir çekmeyecek de ne yapacak? Yani diyelim savaşla bunu önlemek, terse çevirmek mümkün mü? Aynı zamanda kendi felaket olacak. Orada gerçekten Amerika çıkıyor, diyor ki biz gerilediğimize göre daha mütevazı hedefler koyalım kendimize veya üretimi arttırarak tekrar dünyada iddialı bir Amerika haline gelelim. Amerika’nın dönüşü, return dedikleri olay olabilir.Aslında efendim İngiltere’de yani artık küresel hegemonisi kaybettiğinde 2. Dünya Savaşı’ndan zaferle çıkmış olmasına rağmen ne üretim gücü kalardı, ne ordusu kalmıştı ve geri çekilmek zorunda kaldı. 2.Dünya Savaşı’dan İngiltere asla zaferle çıkmadı, Amerika zaferle çıktı. Orada onlar da onun yandaşları, müttefikleri oldu.Hatta İngilizler açık açık biz artık bazı kolonilerimizi vesaire destekleyemeyiz diyorlar.Düzel, anlamlı oldu. Burada 1990, 2000, 2010, 2020 ve 2030 değil mi? Çin ve Hindistan’ın 5. ekonomiyken 1990’da ne oluyor? Öbürü daha iyi. Bakın Çin gri renkli olan Çin 5. ekonomi iken 2000’lerde 2. ekonomi oluyor. 2010’da 2. ekonomiliği devam ediyor. Ondan sonra 2020’de 1. ekonomi oluyor. Bugün de ilk birinciliği devam ediyor. Amerika ise ne oluyor? 2000’lerde birken 2010’da 1’e devam ediyor, 2020’de pardon, 1990, 2000, 2010’da 30 sene birinci ekonomi olması devam ediyor ama 2020’de ikinciye düşüyor, 2030’da üçüncüye düşüyor. Bu tablo aslında Amerika’daki bölünmeyi, ondan sonra bu gidişata karşı, Amerika baş aşağı gidiyor, bunu kabul edecek mi? Etmese ne yapacak?Sadece burada Amerika da gitmiyor, Atlantik’te Fransa.Yok, İngiltere yok, onlar da yapabilir. Doğru ama burada Amerika önemli, öbürleri çok iddialı bir ülkeler değil. Bakın şimdi Türkiye ilk defa nerede giriyor?2020’De.2020’De 9. olarak giriyor. Sonra birdenbire 2030’da yani 5 yıl sonra 9.1 trilyon dolarla 5. ekonomiye çıkıyor Türkiye. Bir takım bizim Atatürk’ü geçinenlerimiz, Soğuk’u geçinenler falan, Türkiye’nin potansiyelini görmüyorlar. Bakın bu potansiyeli görenler devrimci olur. Bu potansiyeli görmeyenler devrimci olamaz. Aynı zamanda bu neyi ifade ediyor? Devrimci bir Türkiye’nin, Türkiye’nin üretim güçlerini özgürleştiren, devrim yapan bir Türkiye’nin elinde ne büyük olanaklar var. Bu tablo onu yansıtıyor. Yoksa Türkiye ilerlemez, Türkiye büyümez, Türkiye’nin öyle bir potansiyeli yok dediğin zaman devrimcilik de yok. Sonuç itibariyle devrim nedir? Bir ülkenin potansiyel gelişme olanaklarını özgürleştirmek, zincirlerini kırmak. Zincirleri kırıldığı zaman Türkiye’nin önünde çok dünya çapında önemli konumlar var. Bunu görmemiz lazım. Bunu da en çok bizim görmemiz, devrimcilerin, halkçıların, solcuların bunu görmesi lazım. Milliyetçilerin bunu görmesi lazım. Kendi milletinin, ülkesinin birikimini, gelecek umutlarını görmeyen adamın devrimci de olması mümkün değil, milliyetçi de olması mümkün değil. O bakımdan bu tablolar. Bu tabloyu hep koruyalım, çok önemli. Çok çok önemli. Bakın bu tabloda aynı zamanda Rusya 1990’da yok. 2000’de 7. ekonomi olarak çıkıyor. 2010’da 6. ekonomiye yükseliyor. 2020’de 5. ekonomi oluyor. Fakat 2030’da neye düşüyor? 8. Ama bu Rusça’nın ilerlemediği anlamına gelmiyor ama başka daha hızlı ilerleyen ülkeler onunla ilerliyor. Gelelim şu 2030 tablosunu.Ayrıca verelim. Bir sonraki görsel gelebiliriz arkadaşlar.Şimdi bakın, bu tablo şu bakımdan önemli. Çin, Asya’da. Hindistan, Asya’da. Endonezya, Asya’da. Türkiye, Asya’da. Brezilya, Asya’nın kanadı olan Güney Amerika’da. Mısır, yine Asya’nın kanadı olan Afrika’da, yarı Asya’da. Rusya, Asya’da. Japonya, Kapitalistan, bunu Asya’da saymayalım. Yani Amerika, Japonya, Almanya dışında yedi ülke, ilk ona giren yedi ülke, ilk ikisi zaten Asya. Genişen Dünya, Asya. Yani bu aynı zamanda bu tablo Asya’nın yükselişini, önümüzdeki uygarlığın Asya uygarlığı olduğunu gösteren bir tablo. Onun için tartışma, ya Asya ülkelerinden ilericilik mi olur, bilmem ne mi olur, bunlar İşte otokratik ülkeler, hatta bilmem zorba ülkeler falan filan diyenlere bu tablo en güzel cevabı veriyor. Gelecek, dünyanın geleceği üretim Asya’da. Bunu Sabancı’da çok güzel söylemişti Güler Sabancı Hanımefendi değil mi? Cumhurbaşkanı yaptığı bir toplantıda ona sordular, Çin için ne düşünüyorsunuz? Dedi ki dünyanın geleceği Asya’da, dünyanın geleceği Çin’de. Artık herkes görüyor. Türkiye’nin büyük sermayesi de bunu görüyor. Onun için Türkiye’nin büyük sermayesinin de gözleri nereye çevirildi? İçine çevirildi, Rusya’ya çevirildi.Kabaca topladığınızda %80’i Asya’da.%80 Asya, %20. Artık Atlantik sisteminin dünyada hüküm fermanı olmayacağını gösteren, Asya’nın yükselişini gösteren bir tablo. Önümüzde de bu 5 yıl sonra hepimiz göreceğiz. Bu aynı zamanda devrime gittiğini gösteren, Asya ülkelerinin zincirlerini kırdığını ve devrime gittiğini gösteren tablo.Trump da aslında bu tablo gerçekliği zemininde bir konuşma yaptı.Trump bu tablonun ürünü. Bu tablonun çocuğu diyelim, ortaya çıkarttığı gün.Şöyle bir ifade de kullandı, o da ilginçti. Bu tabloya rağmen aslında bir yandan tabii savaşlar vs. gerçekçi durumda ama bir yandan da Amerika’yı yeniden dünyanın en büyük gücü yapacağım ve Mars’a Amerikan bayrağını dikeceğim dedi.Bunlar daha iç politikalarını dikmişler. Ne kadar gerçekçi olursa olsun ve Amerika’nın yenilgisini kabul ederse olsun sonuç itibariyle kendi yapacağı işler açısından da kendi halkına bazı rüyalar, bazı hayaller sunması lazım. Mars’ta Amerika, tabi şimdi uzay yarışında Amerika var. Dikkat ederseniz şeye, ben ne bileyim, Pekin’e Amerika bayrağı dikeceğim, Moskova’ya Amerika bayrağı dikeceğim, Mars’a dikeceğim. Çünkü Mars’ın şu anda sahibi yok. Amerikalılarda da sahipsiz. ülkeleri fethetme geleneği var, kızılderilileri kesin. Mars’ta kızılderili de yok. Rahat elini kolunu sallayarak oraya geleceğini düşünüyor ama orada da Çin kalktı, ayın üstteki yüzüne Amerika’dan daha evvel indi. İşte Mars’ta falan da Çin’in Amerika’nın önüne geçtiğini görüyoruz.Şimdi bir kısa reklam aramız olacak.Bir soluklanalım.İzleyicilerimizden de çaylarını tazelesinler. Ve çıkış yolunu izlemeye devam etsinler. İkinci bölümde de biraz daha bölgemize ve Türkiye’ye yine odaklanacağız. O yüzden reklamların ardından çıkış yolunda yine karşınızda olacağız. Bizden ayrılmayın.Basın açıklamamızda belirttiğimiz gibi bütün kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, itfaiye, su tankerleri, her türlü olması gereken ekipmanlar ve insan kaynaklarıyla beraber yangın söndürüldü. Soğutma çalışmaları tamamlandı. Arama ve tarama çalışmaları da az önce nihayete erdirildi. Önceki basın açıklamamızda vefat eden canlarımızla ilgili maalesef 66 demiştik. Değerli arkadaşlar, yüreğimiz yanıyor. Acımızı tarif etmek imkansız. Maalesef vefat eden canımız 76. Mekanları cennet olsun. ailelerine bas sağlığı, aziz milletimize bas sağlığı diliyorum. Allah tekrardan aziz milletimizi korusun diyorum. Şunu söylemek istiyorum. Yetmiş altı canımızla ilgili buradan tabii Sağlık Bilmüdürlüğü Koordinasyonu’nda kimlikleri tespit edilen Bolu’da elli iki naaş, ailelerine aileleriyle bunların kimlikleri tespit edildi ve şu ana kadar da 45 45 vefat eden vatandaşımızın naaşları ailelerine teslim edildi. Diğerleriyle ilgili kimlik tespit çalışmalarını yapamadık. Bununla ilgili adli tip kurumunda kimlik tespit çalışmaları, DNA tespit çalışmaları yapılıyor. Bunlarla da ilgili çalışmalar süratle tamamlandıktan sonra ailelerine teslim edilecek. Adalet Bakanlığımız açıklama yapmıştı. Bolu Cumhuriyet Başsavcımız ve beş savcı arkadaşımız ve onların belirlemiş olduğu, başsavcılığın belirlemiş olduğu bilirkişi yangının sebebi ve burada ihmal, kusur neyse bununla ilgili çalışmaları yapıyorlar. Durmadan duraksamadan ama şu bilgiyi sizlere vermek istiyorum. Olay nedeniyle dokuz şahıs gözaltına bastırıcılıkta alınmıştır. Değerli arkadaşlar. Ülke başvetçilerimiz geldi. Önceki basın açıklamamda da ifade etmiştim. Bu otelin ilk gününden bugüne kadarki tüm süreç çok detaylı bir şekilde inceleniyor. Yapılması gereken, olması gereken yasal prosedürle ilgili ne kusur ne efendim ihmal varsa bilin ki bu idari soruşturma sonucunda bu hakikat ortaya çıkacak ve az milletimizle bunu hep birlikte paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız ifade ettiler. Bugün Bakanlar Kurulu’ndan sonra bir günlük milli yas ilan edildi. Dediğimiz gibi seksen beş milyon hepimiz yüreğimiz dağlandı. Yasımız var ama bize bu acıyı yaşatan kim veya kimlerse kimler sorumluysa bilin ki Türk milleti adına karar veren adaletten hiçbir şekilde ama hiçbir şekilde kaçamayacaklar. Bunun da altını özellikle çizmek istiyorum. Yarın son kez değerli arkadaşlar otelde AFAD ekiplerimiz, uzman ekiplerimiz tekrar son taramalarında yapacaklar. Çünkü hava karardı. Dün gece üç buçuk sıfır üç otuzdan itibaren durmadan duraksamadan bu çalışmalar yapılıyor. Ve ben Başta Bolu Valimiz olmak üzere, Bolu Bastağcımız, Bolu’daki bütün kamu kurum ve kuruluşlar belediyede dahil olmak üzere ve komşu vilayetlerden gelen bu yangın söndürme, soğutma, arama, tarama çalışmalarında çalışanlar ve tabi AFAD’ın büyük tecrübesi ve gerçekten sabır, sebatla, azimle, karartla çalışmasının da altını çizmek istiyorum. Her birine azim milletimiz adına teşekkür ediyoruz. Bizi uzaktan yakından arayan, başsağlığı için arayan, geçmiş olsun dileklerini ileten yurt içinden yurt içinden arayan bütün dostlarımıza, kardeşlerimize de ben huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekraren Allah’tan rahmet diliyorum. Çok çok büyük çok büyük üzüntü, acı hissediyoruz. yakınlarına, aziz milletimize tekraren başsağlığı diliyorum. Ve bu vakte kadar da burada olan tüm gayretleri sabırla aziz milletimizi ve tüm dünyaya aksettiren değerli bakım mensubu olan sizlere de başsağlığı diliyorum ve sizlere de teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Değerli arkadaşlar, bakın savcımız buraya gelmeden bazı savcımızla görüştük. Dokuz dedi. O rakamı ben sizlerle paylaşıyorum. Detayı Adalet Bakanlığımız veya bazı savcılığımız zamanı geldiği zaman açıklayacak. Bir saniye. Bunların Bunun dışında daha önceki buna benzer acıl yaşadığımız olaylarda olduğu gibi idari tahkikatla ilgili ben size şunu söyleyeyim fazla değil en az on gün içerisinde biz bu işi bitiririz. En az. En fazla on gün diyorum, düzeltiyorum. Bunun olduğu gibi idari tahkikatla ilgili yapılan neticeyi kamuoyuyla paylaştığımız zaman orada sizin şu anda sormak istediğiniz açıklığa kavuşturmak istediğiniz pek çok soru değil. Soruların tamamı yanıtını bulacak. Hakikaten adli soruşturma onun sonucunda eğer bir konuşturma olacaksa ki hep beraber onu göreceğiz. Ben de çok merak ediyorum. Sizler gibi hep beraber yüreğimizdeki acının soğumasıyla ilgili ne olması gerekiyorsa biz hukuk devletiyiz. Onun gereği mutlaka ama mutlaka yapılacak. Bundan emin olun.İçişleri Bakanı Ali Yeldikaya açıklama yaptı. Az önce canlı yayında bizler de ekranlarınıza getirdik. Ne yazık ki Bolu’daki yangındaki ölü sayısı 76’ya çıktı. 76 vatandaşımızı kaybettiğimizi açıkladı İçişleri Bakanı. ve yine soruşturmanın başbüfettişler tarafından yapıldığını, daha önce 4 kişi gözaltına alınmıştı diye bilgi verilmişti. Şimdi 9 kişiye çıktığını söyledi.Tabi burada… Acı haber. Onu konuştuk zaten. Bütün milletimize başsağlığı duyuyoruz. Zaten İçişleri Bakanımız da ifade ediyor. Yüreğimiz dağlandı, yandı diyor. Hepimizin yüreği o. Burada yalnız gazete haberleriyle ilgili bir uyarı yapma ihtiyacı durdu. Şöyle veriliyor, işte kasten adam öldürmekten, kasten burada doğru değil. Yani burada eğer oraya benzin döküp, orada bir yangın kasıt olarak çıkarttıysa, o kasten adam öldürülür. Burada taksirli, yani kusur. kusur ve ihmal yüzünden bir ölüme sebebiyet suçu söz konusu.Elektrik kaçağı üzerinde duruluyor şu an.Kasıt şudur, o oteli birisi yaktıysa o kasten adam öldürmedi. Ama o elektrik kaçağı, başka şeyler falan filan orada nedir? Oradan sorumlu olanlar taksir. Kimin kusuru varsa diyelim o otelde ya da yangını önleme açısından da bazı kusurlar söz konusu olabilir. Yani burada takdir, kasıt gözükmüyor. Birisinin benzin döküp veya başka şekilde orayı ateşe verdiğini, o zaman o adam için onu iddia edebilirsiniz. Mesela otelin sahibi, oradaki otelin idare müdürü falan filan onlara sen kaç tane adam öldürme suçunu yükleyemezsin. Ama taksirli ölüme sebebiyet olur. Onun için benim acayibime gitti, bir hukukçu olarak. Basında böyle genel kasteri adam öldürmeden falan diyorlar. Şu anda bir kasıt diye bir şey gözükmüyor. O otelin sahibini olsun, idare müdürünün olsun, diğer orada çalışanları olsun falan, onları kusurlarından dolayı veya tedbir almayan, diyelim yetkilileri, kusurlarından dolayı yargılayabilsin ama taksir Kusur nedeniyle diyelim adam öldürme sebebiyet olur. Ama kasten adam öldürme o çok yanlış. Buna çok dikkat edelim. O tür ifadeleri de kullanmamak lazım.Böyle acı olaylar olduğunda biraz bu konuları bir heveran halinde yayınlar var.Kasten adam öldürme, kasten adam öldürme, tabanca çekip vurdun mu kasten adam öldürme olur. Ama bir ihmal yüzünden Ondan sonra bir kusur yüzünden, ava gittin, ondan sonra yanlışlıkla beraber avlandın, insanı vurdun. O kusur. Veyahut da bu otel üzerinden gidelim, gerekli yangın söndürme tedbirlerini almadın. Ondan sonra veyahut bir takım bu tür otellerde devletin, belediyelerin koyduğu, ondan sonra bir takım şeyleri, kuralları uygulamadık. Ondan dolayı yangın çıktı veya yangının büyüdü. Tamam orada kusur var. Ama kaç seneden o yanlış. Burada bir şeyler de var. Toplumumuzda hemen böyle suçlu arayıp onun tepesine binme, Tamam, tabii ki suçlu bulunacak ve o cezalandırılacak ama kilitli suç tanımları var. Kastane olan öldürme başka suç. Taksirle adamın ölümüne sebebiyet verme. Başka bir suç.Böyle olayların daha sonrasında, yargılama sürecinde de hakimler, savcılar tabi kurallar, hukuk, ceza hukuku neyse ona uygun bir ceza istiyor ama bir toplumsal baskı oluşuyor. Neden müebbet vermiyorsunuz? Bunu daha önce de yaşadık.Ben onu söylemek istemedim ama çünkü ihtimal vermediğim için. Başsavcı diyor, gazetede yazıyor, başsavcılık kaç sene adam öldürme suçundan bilmem gözaltına aldı. Başsavcılığın ben böyle bir hata yapacağını, bir hukukçunun, hukuk fakültesini yeni bitiren bir insanın bile böyle bir hata yapmasına hiç ihtimal vermiyorum. Burada bir kasıt olması için birisinin orayı yakması lazım. Bel yansın. Hatta orada bir illiyet bağı da lazım. Atölye yakarken oradaki insanlar da ölsün. Sırf o teli yakma değil, bir de oradaki insanları öldürme kastının olması lazım. Ama kusurda öyle bir kastıt ararmıyor, ne de onun kusuru yüzünden ölmüş oluyor. Bakın, o teli kasten yakmanın ötesinde o teli oradaki insanları öldürme kastıyla yakmış olması lazım. Orada kuşaklar var. Veyahut da diyelim Türkiye’de iç karışıklık falan filan yapmak isteyen bir düşman var. O amaçla buradaki adamlar ölsün diye o eteli yaktı. O kasten adam öldürmeye girer. Ama kusur şu anda gözüken kasıt değil bir kusur var gözüküyor. Onun için böyle bir başsavcı böyle istedi falan filan o bizim basınımızı maalesef hukuk bilmemesi ve tabi burada Şu da vicdanları yaralıyor, tamam bir suç var ortada falan filan ama o suçun da bir neteliği var. Yani kasıt başka bir şey, kusur başka bir şey.Biraz Türkiye’de adalet yok algısını da kışkırtmak için aslında yargı kararları var.Toplumda devlete yüklenen bazı sorumluluklar da aşırı. şeyler oluyor. Mesela neredeyse ben dinliyorum, yani neredeyse niye bu otelin önünde itfaiye teşkilatı yok gibi falan. Yani her otelin önüne bir itfaiye teşkilatı, devletin kurma diye bir sorumluluğu yok. Bu akıllıca bir şey de değil. Bunları böyle paldır küldür. Ondan sonra milleti veleana getirmek için veya millete yaranmak için bu tür ifadelere ittifat etmemek lazım.Biz takip etmeye devam edeceğiz. Yine açıklamalar olursa onları paylaşacağız izleyicilerimizle. Sonrasındaki süreçte de tabi bir soruşturma olacak. Orada kusurun niteliği ortaya çıkacaktır.Orada da yayınlarımıza tepki verilendirmeyi yapacağız.Evet, gündeme tekrar dönelim. Trump’ın yemin töreni konuşmasını konuştuk. Ama tabii şimdi Türkiye’nin güvenliği meselesine biraz daha odaklanalım. Çünkü konuştuk dünyadaki aslında bir nevi genel tabloyu değerlendirdik. Önümüzdeki süreci konuştuk. Hem ekonomi hem güvenlik anlamında odaklardan bahsettik. Siz özellikle ABD açısından Ukrayna yahut Tayvan meselesinden Trump’ın belli geri adımlar atabileceğini ama Doğu Akdeniz konusunda oraya odaklanan bir çizgisinin.Olacağını tahmin ediyorlar şu anda. Yani onu da kesindir demiyoruz ama şu andaki veriler onu konuşalım istersen.Onun üzerinde durmak lazım biliyorsunuz. bir ateşkes kararı oldu İsrail ile Filistin’de direniş güçleri açısından. Sonra öncesinde daha doğrusu Suriye’deki gelişmeler ABD-İsrail cephesi açısından birleşik kazanımlar olarak gözüktü. Şimdi HDP Şam’a girdi. Bir taraftan da PYD’nin konumu ne olacak? Ve ABD PKK ile bu ikinci İsrail planını yürütme konusunda ısrarını Trump’la beraber sürdürecek.Şimdi bakın ön cepheler açısından ilk önce bir küresel düzende bakalım diyorum. Nedir? Bugün dünyada benim gördüğüm başlıca üç tane cephe var. Bir cephe diyelim Ukrayna cephesi. İstersen Doğu’dan başlayalım. Birisi Tayvan Boğazı’nda. Çin Alt Cumhuriyeti ile Amerika orada karşı karşıya. Bir de tabi Tayvan rejimi de var Amerika ile birleşik beraber. Ama Tayvan’da da halkın çoğunluğu artık Çin Alt Cumhuriyeti’ne yönelmiş durumda ve Çin Alt Cumhuriyeti de başından beri diyor ki ben diyor ana vatanımı gerekirse silah kullanarak birleştireceğim.Aslında 2. ve 3. parti birlik yanlısı. Birleşseler 1. parti olacaklar ama yani Ama.Parlamenter yoldan da olur mu o? O da ayrı bir mesele, onu da tatışılabilir. Ama orada, Çin halk cumhuriyeti diyor ki, burası benim vatanımın, Tayvan adası, benim vatanımın bir parçasıdır diyelim, bizim açımızdan nedir? Bozcağı’da gibi. Gökçeada. Gökçeada, Bozcağı’da gibi bizim vatanımızın parçası. bu burası benim vatanımın parçasıdır diyor. Eskiden beri, tarihten beri böyledir. Burayı biz Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurduğumuz zaman deniz kuvvetlerimiz falan olmadığı için doğru dürüst orayı alamadık. Oraya kaçtı Çankayşek rejimin. Ama o zamandan beri yani Mao zamanından beri, kuruluştan beri burayı kurtarmayı, gerektiğinde silah kullanarak kurtarmayı bütün dünyaya ilan edip önümüze koyduk. Bunu devamlı tekrar ediyorlar. Bugün de tekrar ediyorlar.Birleşmiş Milletler kararıyla da aslında Tayvan, Çin’in.Parçası olarak kabul ediliyor. Onun için orada silah kullanması Çin’in uluslararası hukuk açısından da meşru oluyor. Orada bir çatışma çıkabilir mi? Orada Çin’in o cephede bariz bir üstünlüğü var, açık bir üstünlüğü var. Amerika’nın ana karasına yani Amerika Birleşik Devletleri ülkesine çok uzak ondan sonra. Dolayısıyla Amerika’nın sırf üstlerindeki askeri kuvvetleriyle falan Çin’e karşı orada bir meydan okumaya kalkışması mantıklı değil, öyle bir şey olmaz. O bakımdan orası orada bir anlaşmanın veya bir huzurun ve barışın olması var zaten ve devam eder. Orada savaş çıkma ihtimali çok gözükmüyor. İkincisi Ukrayna cephesi. Orada da Rusya artık başarıya doğru gidiyor. Herkes onun kazandığını kabul ediyor. Trump’ın açıklamalarında da bu var. Hatta Kırım ile ilgili de. Nasıl Kırım Rusya’nın ise Grönland da benim olur falan gibi. Sen Kırım al, ben de Grönland’ı alayım gibi şeyler de var. Ukrayna’da da bir anlaşma, uzlaşma olacağı ve büyük bir patırtı çıkmayacağı gözüküyor. Üçüncü cephe, Doğu Akdeniz cephesi. Kıbrıs cephesi de diyebiliriz. Doğu Akdeniz’in merkezi üssü. Orada Amerika’nın kendisini daha farklı değerlendirdiğini görüyoruz. Bir kere yeni bir başarısı var. Başarı kazanmayan bir Amerika. uzun yıllardan beri, 10 yıllardan beri, uzun 10 yıllardan beri başarı kazanmayan her yerde yenilen bir Amerika, Suriye’de maalesef bizim iktidarımızın da ciddi hataları yüzünden Amerika ve İsrail Suriye’de bir başarı kazandı ve Suriye’yi bölüyor. O başarı kazandığı bir mevzi var orada, Amerika’nın bir. İkincisi, o mevzi İsrail’in uzantısı. İsrail’i koruyan bir mevzi ve Filistin’i yok etme için önemli bir mevzi. Üçüncüsü, bütün bölge ülkeleri, ondan sonra petrol ülkeleri ve petrol yolları açısından son derece önemli bir mevzi. Orada kim var? Amerika, İsrail, Yunanistan. Bir tarafta Onun karşısında Türkiye var, İran var, Filistin var, diğer Arap ülkeleri var sonuç itibariyle. Kuzeyden, Rusya da aslında o cephede sayılabilir. Yani orada toprağı olmamakla beraber. Asker işçileri var ve orayla önemli ilgileri var. Orada daha bölünmüş ön cephe orada yani insanlık cephesi diyelim. daha bölünmüş gözüküyor. Aralarında tam bir beraberlik olmadığı gözüküyor. Bu Suriye’nin Amerika ve İsrail tarafından ele geçirilmesinde de o beraberliğin mevcut olmaması önemli rol oynadı. Dolayısıyla orada Amerika kendisini üstün görebilir ve bir kendisi için İsrail çok hayati olduğu için Trump için de yığınağı Doğu Akdeniz’de yapacak gözüküyor. Yapıyor o yığınağı zaten. Biden zamanında Kıbrıs’a, Ege Denizi’ne, Yunanistan’a o üsler kuruldu ama Trump da onlara sahip çıkıyor. İkincisi Trump, İsrail’e sahip çıkma, İsrail’le dayanışma konusunda sanki Biden’dan da daha iddialı ve önde tavırlar alıyor. Eskiden beri böyle, şimdi yeni olan bir durum değil. Kudüs konularında da biraz evvel siz de belirttiniz. Bir de hala orada PKK, PYD falan, onların SGD, onların çeşitli güçleriyle, örgütleriyle falan sıcak temas devam ediyor. Başkanlık yemin törenlerine de onlar geldi. Onları kim davet etti? Trump. Amerika’sı herhalde davet eder.Doğrudan Trump’ın yemin töreni komitesi oluşturuldu.Yani Biden’ın marifeti değil. Onu da bir belaklaştırmak için söylüyorum. Biden davet etti de Amerika, Trump’ın… Mecbur kaldı gibi bir durum yok. Doğrudan görüyor. PKK’nın güçlerini de Trump davet etti. Orada Türkiye… Kimle temsil edildi? Yemin törenini?Büyükelçiler müzeyinde katılımları olmuş.O da düşük bir düzey.Çin ilk defa en üst düzey katılımına bakan yanınızda.O da ilginç. O da ilginç. Rusya da orada daha ilgili kendisini gösteriyor fakat Türkiye sıradan bir tavır aldı. Trump’ın Doğu Akdeniz politikası sanki belirginleşiyor.Trump biraz Doğu Akdeniz, burayı yutabileceği balık gibi değerlendiriyor.Kaçta bileşen güçler yok. Yeni kazanan suyu başarı var. İsrail’in yanına bir de Suriye’yi koydu. Ondan sonra Arap ülkeleri arasında bölünmeler var. Türkiye bu arkada kalan dönemde Amerika ve İsrail’le uyumlu bir tavır aldı. Filistin yalnız bıraktı Türkiye. Filistin kuzeyden de kuşatıldı. Bütün bu hesaplar sonucunda Trump’ın ordusunu düşlendirmek, askeri yırnak yapma konusunda bu Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’a ve Filistin cephesine odaklanacağı söylenebilir.Bir de büyük zenginlikler var. Trump zenginlikleri seviyor bölgemizde.Petroller var, doğal gaz var. Bir de o petrollerin dünyaya açıldığı geçiş yolu var. Mesela Demir Yurduz Boğazı’ndan Çin’e kadar giden petrol var. Oralardan Çin’in boğazını sıkabilir. Tayvan Boğazı’nda meydan okuyamaz da onun petrol kaynaklarını ele geçirerek oradan bazı baskı ve tehdit olanakları yaratabilir. Hürmüzden giden petrol. İran’ı İsrail düşmanı diye hedef alıyor. O bakımdan orası önemli. Kürdistan’ı kurma planından Amerika’nın vazgeçmediğine dair işaretler daha belirgin.Bir de Trump’ın atadığı yeni bakanlar var, dışişleri bakanı var, savunma bakanı var işte Marco Rubio’lar falan bunlar tayin edilmedi, atanmadan önce kongrede Demokrat Partili senatörlere şey yaptılar. sorgulandılar onlar tarafından. Oralarda Sdg ile ilişkileri, PKK-PYD ile ilişkiler soruldu.Sdg dediğimiz PKK’nın liderlik ettiği, Suriye’nin köşelerindeki güya demokratik çatı örgütü.Oralarda çok açık hem savunma bakanı hem de süsleri bakanı PKK-PYD ile ilişkilerini sürdüreceklerini, hatta güçsüz destek vereceklerini ifade ettiler. Peki efendim şöyle bir tez var.Türkiye’de bir takım Amerikancı ve İsrail dostu çevrelerin, Trump geldi bize gün doğdu falan gibi sevinç çığlıkları, atlıları gerçekçi gözükmüyor.Şöyle bir tez var. Kürdistan projesi çok uzun yıllardır hep İsrail’in güvenliği kapsamında gündeme getirildi. İkinci İsrail Devleti olarak adlandırılmasının sebebi de aslında İsrail’in güvenliğini sağlamasıydı. Fakat deniliyor ki şimdi yeni bir Suriye yönetimi var ve bu Suriye yönetimi zaten ABD ile ve İsrail ile çok yakın ilişkileri var. Hatta pek çok kez İsrail’le tehdit olmadıklarını ifade ettiler. Dolayısıyla Bağdat rejimi devrildi, Suriye’deki yeni yönetim zaten İsrail’in güvenliğini sağlıyor. O zaman Amerika Kürdistan projesinden vazgeçer mi? Neden hala Kürdistan’ın projesi var?Bir mesele sırf İsrail’in güvenliği değil, aynı zamanda Amerika karşısındaki güçlerin bölünmesi ve zaafı uğratılması. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’ne baktığımız zaman orada yalnız İsrail’in güvenliğini görmüyoruz. Aynı zamanda Amerika’ya kafa tutabilecek olan Türkiye gibi, İran gibi ülkelerin, Suriye, ondan sonra Irak hatta Pakistan’a kadar uzanan bütün bu ülkelerin bölünmesini de görüyoruz. Mısır, Libya… Yani meseleyi sırf Kürdistan, İsrail’in güvenliği açısından bakmayalım. Aynı zamanda Amerika’ya kafa tutabilecek ülkelerin bölünmesi, zaafı uğratılması ve Amerika’nın hegemonyasına razı olmaları projesi olarak.Bunların başında İran mı geliyor, Türkiye mi? Bölünecek ülkelerin, yani kafa tutacak ülkelerin başında.İsrail, Atatürk’den baktığın zaman Türkiye geliyor. İsrail bunu açıkça hem Mossad raporlarında hem de İsrail’in güvenlik belgelerinde Türkiye’nin İran’dan daha ciddi bir tehdit olduğu, daha büyük bir tehdit olduğu İsrail açısından belirtildi. Amerika açısından şu anda bir şey söyleyemiyoruz. Bakalım Trump’un politikalarına.Peki, biliyorsunuz eski CIA şefi Michael Rubin’in açıklamaları olmuştu tehdit niteliğinde.Yine Trump döneminde de… Bakın şimdi Michael Rubin orada neyi temsil ediyor? Biden adına mı onları yaptı, yoksa Trump’ı da bağlayan Amerikan devleti adına mı? Açıklamalar falan, onları göreceğiz.Benton Clinton’ı Trump döneminde de…Ama güçlü bir Türkiye, Şimdi Amerikan belgelerinde ne görüyoruz? Türkiye Asya’ya doğru gidiyor. Stratejik olarak Türkiye Asya’ya gidiyor. Dolayısıyla Türkiye NATO’nun, Atlantik sisteminin üvey evladı. Kaybedilecek bir ülke. Şimdi bu böyle bir stratejik değerlendirme var. Bu açıdan da bakalım. Sırf İsrail’in güvenliği açısından değil. Kaybettiği ülke parçalanmış olsun. İkinci İsrail ile Kürdistan aynı zamanda nedir? Türkiye’nin zayıflamasıdır ve sınır çekildi, bölündü o dil. Çok uzun bir dönem, kaosa yuvarlanmasıdır. Senaryo şöyle olmaz, sınırı çektin, Kürdistan kuruldu, tamam bu tarafta Türkiye var, bu tarafta Kürdistan, böyle olmaz. O parçalanma Trakya’sından, İstanbul’undan, İzmir’inden, Trabzon’una kadar güneydoğumumuzda çok uzak yerleri bile ilgilendirir, Türkiye’nin her yerinde bir takım kargaşalıklar ve kaosu yol açar ve o Türkiye’yi on yıllar boyunca meşgul eder ve zaafı uğratır. Onun için mesele böyle bir yerde Kürdistan kurdu, sınır çekildi, tamam iki tane oldu, kurtulucular böyle tasavvur ediyorlar ya, verelim kurtulalım ya, verip kurtulamazsın. Böyle kurtulamazsın. Türkiye ancak silahla bölünür ve Türkiye’nin bölünmesi senaryosu aynı zamanda Türkiye’nin önüne on yıllarca devam eden bir faturayı da koyar. Onu çok iyi görelim. Ve bu Amerika’nın politikalarına uyabilir, uyar. Uyma ihtimali daha yüksektir. Yani güçlü bir Türkiye olmasın. Madem Türkiye Asya’ya gidiyor, o zaman yaralı gitsin. bölünmüş gitsin. Büyük kaos ve kargaşalıklar içinde gitsin. Tabi Kürdistan aynı zamanda Irak’ı da bölen, İran’ı da bölen olduğu için Amerika’nın bütün karşısındaki bölge ülkeleri zaafa düşürmesi açısından da önemli. Bu diyelim ille Kürdistan’ın kurulmasını gerektirmez ama çok uzun yıllar burada bir takım iç savaşların, çatışmaların falan çıkması da Amerika’nın işine yarayabilir. O açıdan da bakmak lazım. Sırf İsrail’in güvenliği açısından değil. Tabi bunların hepsi dönüp dolaşıp İsrail’in güvenliğine de hizmet eder.Dediğimiz gibi Trump’ın hangi pozisyonu alacağı çok merak ediliyor. Bir taraftan Suriye’den hatta Irak’tan Amerikan askerlerini çıkarma gibi bir isteğinin olduğu bile getiriliyor Trump’ın. Ama bir yandan da Neye tanık oluyoruz? Mesela eski Merkez Kuvvetler Komutanı Trump döneminde de görev yapan bir öneriler… Valla ben.Bakın ben size bir şey söyleyeyim. Bütün kamuoyunu da bu açıdan uyarıyorum. Ben Batıahşe ve Kıbrıs’a bakarım. Ege, Yunanistan’ın doğu kıyılarına ve Kıbrıs’a bakarım. Yani o yığınak ne için? Yunanistan için. Niçin Ege’de Amerikan üstleri var? 9 yerde işte Dedaş’tan başlıyor, Larissa, Kavala, Selanik, Larissa, Çitafoniç, Kıbrıs, Giret’in kuzeye gidiyor. Burası Kürdistan için. Burada bazı amirallerimiz de Ege’ye odaklanıyorlar. Asıl odaklanacak yer Soluç itibariyle 2. İsrail Kürdistan projesidir. Çünkü evet üstleri oraya kurdu ama sonuç itibariyle o üstler ne yapıyor? Türkiye’yi iki cephede savaş tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Dolayısıyla Kürdistan’ın kurulması, yani diyelim güneydoğuda veya da Suriye’nin kuzeyinde bir patırtı gürültü çıktığı zaman o Kıbrıs ve batı Ege kıyılarındaki Amerikan üslerinin nasıl devreye gireceğini göreceğiz.Amerikan’ın derdi 3-5’e ada değil.Kürdistan’ın derdi Yunanistan ile Türkiye arasında bir şey çıkmayacağını o da biliyor. bugün Türkiye’de biz Ege adalarını alırız falan diye yanlış şeyler de var. Devlet Bahçeli kendi projesinin bir devamı olarak 12 adayı alırız mı alırız mı gibi şeyler. Bakın bunlar da çok sorumsuz ve ciddiyetsiz laflar. Sonuç itibariyle Amerika’ya meşhurluk getiren laflar. O zaman da Amerika diyor ki ben buraya bu işleri Yunanistan müttefikimi korumak için kurdum. Bak görmüyor musunuz Türkiye’nin iktidar ortağı 12 adayı alırız diyor. Sonuç itibariyle Devlet Bahçeli, Kürdistan projesindeki rolünü Ege’ye de taşımış oluyor. Türkiye’yi orada Ege’de uluslararası hukuk açısından saldırgan adaları alma konumuna getirerek oradaki Amerikan üstlerini de meşrulaştırıyor Devlet Bahçeli. Abdullah Öcalar’ın meşrulaştırdığı gibi. Abdullah Öcalan’ı meşrulaştıran yani Türkiye’nin düşmanı olan Amerika’nın güdümündeki PKK’yı meşrulaştıran Devlet Bahçeli, Ege’de de Amerikan üslerini meşrulaştırıyor. Neden meşrulaştırıyor? Çünkü o Amerikan üsleri Yunanistan’ın güvenliğini Türkiye’ye karşı koruyan bir konuma getirilmiş oluyor. Devlet Bahçeli’nin meşru karanlık rolü burada da ortaya çıkıyor.Bu çok çarpıcı bir yorum oldu.Abdullah Öcalan’ı meşrulaştıran Devlet Bahçeli 12 adayı alırız yönündeki laflarıyla aynı zamanda Ege kıyısındaki 9 Amerikan üssünü de meşrulaştırıyor. Çünkü ne oluyor? Türkiye oraya saldıracak, orası Yunanistan toprağı. Eskiden benim de, benim de Anadolu’nun uzantısı doğru ama uluslararası hukuku açısından baktığın zaman Türkiye’de 12 adayı kabul etmiş, orayı Yunanistan toprağı olarak kabul etmiş, ben orayı alırım dediğin an senin orayı almanı engellemek için kurulan bütün Amerikan üssüleri orada meşru hale geliyor. Dolayısıyla Sonuç itibariyle ne oluyor? Abdullah Öcalan ve Amerikan üsleri meşrulaştırdı, onun arasındaki ittifak da kuruldu. Zaten o ittifak geçerli. Yani Ege için değil o Amerikan üsleri. Amirallerimizde de söylüyorum. Ege’ye odaklanmış ve Ege ile Kürdistan projesi arasındaki bağı göremeyen ve tek bir cephe olduğunu göremeyen bir takım askerlerimiz var. Aslında ta Kırım’dan başlayıp Kırım, ondan sonra Ege Denizi, Kıbrıs, Suriye, Irak, İran, Hürmüz Boğazı’na kadar uzanan böyle bir yay gibi bir cephe var. Bu cephenin her yerinde karşıda Amerika var, Ukrayna var, Avrupa’nın bazı kuvvetleri var, Yunanistan var, İsrail var. Bu tarafta da bu bölgenin sahipleri olan gelişen ülkeler var. Bu cephede kanımca Kıbrıs, en merkezi yer oluyor, en stratejik konum. Bu kuşatma Kıbrıs’tan kalkan… Kıbrıs’tan kalkan uçak Hürmüz Boğazı’na kadar gider. Kıbrıs batmayan bir uçak gemisi stratejik önemi var. Bizim vatanımızın parçası falan onun ötesinde. Orada bizim tutunduğumuz Kuzey Kıbrıs coğrafyasını yüklendiği zaman oradan Türk ordusunu atma şeyleri zaten resmen Türkiye’den talep ediliyor. Dolayısıyla bütün bu cephede Kıbrıs’ı ben odak olarak, çelişmenin merkezi olarak görüyorum.Bu bahsettiğimiz kuşatma yaracak hamle, Türkiye’nin yapması gereken hamle açısından odaklanacağı yer Kıbrıs mıdır?Odaklanacağı yer İran’ın, Rusya’nın, Arap ülkelerinin, Filistin’in dostluğunu kazanmak. Bakın burada Askeri bakış açısı da şu coğrafyadan, bu coğrafyadan, bu denizden yanlış. Burada ne var? Karşı güçleri caydıracağı kuvveti Biz kendi gücümüzle bunu yaparız. Bu da çok yanlış. İstiklal Savaşı’nı Atatürk Rusya’yla, Sovyet Rusya’yla ittifak ederek kazandı değil mi? İngilizlerin Kafkas Çeddi’ni yıktı. Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da İngilizlerin kurduğu. Cumhuriyeti beraber yıktılar. Yeni’yle Atatürk. O sayede biz Batı Cephesi’nde zafer kazandık. Onun için ben tek başıma yaparım falan filan bunların hepsi ciddiyetsiz, Türk milliyetçiliğine yakışmayan, Türk milliyetçiliği salak ve aptal konumuna düşüren aptalca şeyler. Türk milliyetçiliği aptallık değildir, salaklık da değildir. Ciddiyetsizlik ve hesapsızlık değildir. Türk milliyetçiliği dünyadaki belli başlı akıllı milliyetçiliklerden biridir. Rasyonaldir. Türk milliyetçiliğinin bütün tarihine baktığımız zaman, diyelim namık kemallerden bu yana İttihat-ı teraki buna dahildir. İttihat-ı terakiye de lüzumsuz şeyler, iftiralar atılır. İttihat-ı teraki de akıl, fikir, kurmaylık birikimi olan bir güçtür. Türk Milletçiliği akılcıdır. Onun için şöyle bir Türk Milletçiliği olmaz. Ben bütün dünyayı meydan okurum. Rusya’ya da karşıyım. Onlar milliyetçi değil. Rusya’ya karşı olan, İran’a karşı propaganda yapanların hepsi aslında Amerika ve İsrail planları içinde roller oynuyorlar. Çünkü Türkiye’yi zayıf bırakıyorlar. Onun için sizin sorunuza cevap şu coğrafyadan bu coğrafyadan uzaklanırım değil. Bugün Türkiye’nin küstürdüğü ülkeleri tekrar kazanması güvenlik açısından ve ekonomik gelişme açısından en temel sorundur. Kimdir küstürdüğümüz ülkeler? Bu yakın 3-5 yıl içerisinde özellikle bu son Suriye’nin bölünmesi sürecinde Rusya’dır, İran’dır küstürdüğümüz ülkeler. Arap ülkeleridir, Filistin’dir. bakın Türkiye’deki iktidar sahiplerinin Filistin dostluğu da samimi ve dürüst bir dostluk olarak gözükmüyor. Sen İsrail Amerika projelerinde onlarla beraber olursan Suriye’de Filistin’in kuşatılmasına hiç Türkiye’de şey var mı? Türkiye’de iktidar sahiplerinin Suriye’nin güneyini İsrail’in işgal etmesi ve Filistin’i Değil mi? Filistin’i hem doğusundan hem kuzeyinden kuşatmış oluyor Suriye’nin İsrail tarafından, Suriye güneyinin işgaline razı olan. Hiç ona karşı bir tavır var mı? Her gün aşağı beşer esad yukarı. Beşer esad zamanında Filistin’in sırtını dayadığı bir Suriye vardı. Siz o Beşar Esad’ı orada yıktınız, tasfiye ettiniz. Ne oldu? Filistin’e en büyük ihaneti yaptınız.Lübnan’da aynı zamanda. Lübnan’da da.Lübnan’a da ihanet etmiş olunuz.Geçen günlerde efendim Duran Kalkan da PKK ile başladılar. O da dananın kuyruğu Kıbrıs’ta kopacak.Onlar Amerika’ya bakıyor, doğruları görüyor ve müttefiklerinin Yunanistan ve Kıbrıs’ta olduğunu görüyor. Güney Kıbrıs’ta olduğunu görüyor. Bizim bu söylediklerimizi onlar da görüyor bulundukları yerden. Onların müttefiki kim PKK’nın? İsrail, Amerika, Yunanistan, dolayısıyla Kıbrıs. Güney Kıbrıs.Geçen günlerde İsrail Cumhurbaşkanı da Güney Kıbrıs’taydı. Bir vekili anlaşmayı imzaladılar.Zaten PKK’nın üstlerinden biri Atina’dır. Türkiye’den kaçanlar gider Atina’da işte o bir takım kamplarda buluşurlar vesaire. Tabii Dolayısıyla tekrar oraya gelelim, Trump’ın gelmesiyle Ukrayna cephesinde, Tayvan Boğazı cephesinde daha ılımlı gelişmeler ve daha anlaşmaya yönelik eğilimler görülebilir. Görülmesi muhtemel, büyük olasılık. Ama çelişmenin o dağının Doğu Akdeniz’de yoğunlaşacağı tahmini, gerçekçi bir tahmin olarak gözüküyor.Türkiye’ye yönelik tehditler artabilir.Doğu Akdeniz derken Ege, Ege, Kıbrıs, Suriye’nin kuzeyi, Suriye’nin kuzeyi Filistin. Bütün bu coğrafya ile birleşik. Hatta bu Karadeniz ve Kırım’a kadar uzanan, İran açısından baktığımız zaman da Hürmüz Boğazı’na kadar uzanan bir cephedir. Hürmüz Boğazı’ndan Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden ve Filistin’den geçip Kıbrıs’ın üzerinden Ege’ye gelen boğazlardan Karadeniz’e geçip Kırım’a uzanan bir yay görelim. Bu yayda Amerika bazı Avrupa güçleri ondan sonra Yunanistan ve İsrail bir cephede toplanmış durumdalar. Onun karşısında da Türkiye’nin, İran’ın, Arap ülkelerinin, Filistin tabi. Türkiye, Filistin ve İran burada en öndeki cephe ülkeleri olarak gözüküyor. Rusya’nın bu cephede olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin de yapacağı şey tekrar Rusya’nın, İran’ın, Filistin’in dostluğunu tahkim etmek, kazanmak olmalı. Aslında bu da Filistin’e sargı bezi yollayarak olmaz.Filistin’deki cepheleşmeyi Hamas’ın teşekkür videosunda da gördük. Net bir şekilde Lübnan’ı, Hizbullah’ı, İran’ı öne alarak, onları vurgulayarak bir teşekkür konuşması yaptı. Sonrasında da Türkiye, Rusya, Çin, Cezayir, Güney Afrika diye ikinci bir kategori yaptı. Aslında o cepheleşmeyi de savaşan bir kuvvet olarak, net olarak tarif etti.Hamas’ın Türkiye’deki şeylerinde de yaptı. Hem Henir’i için yaptı hem de Yahya. Simvar için yaptığı taziye başsağlığı törenlerinde de en başarılı hangi partiyi koyuyor? Vatan Partisi. Bu da anlam.Söyledim, sizin partiniz geçen yıllarda bir İran ziyareti de oldu.Bu bizim Çağdaş Cengiz de parti yiğitindeydi.Çağdaş Cengiz de oradaydı. Oradan da bazı olumlu mesajlar aldınız tabi. Yani İran’ın Türkiye’den şu an için tabii beklentisini…Bizim beklentilerimiz Türkiye’den neyse İran da onu bekliyor. Yani İran diyor ki Türkiye kendisini savunsun. Türkiye teslim olmasın. Yani bizim İranlılar diyor ki bizim Türkiye’den beklediğimiz İran’a şu yardımı yapsın, bu dayanışmanı yapsın diye. Türkiye kendisini savunsun bizim için yeter. Bizim için de ne yeter? İran kendisini savunsun yeter. İran kendisini savunursa Türkiye’yi savunmuş olur. Yani bu ülkeler kendilerini savunarak dostlarını da savunmuş olurlar. Türkiye kendini savunmaktan belli ölçülerde vazgeçti. Devam edecek bir şey değil. Türkiye gibi bir ülke eninde sonunda kendisini savunur ama şu Suriye’nin bölünmesine Türkiye’nin razı olması Türkiye demeyelim ona Türkiye’deki AK Parti iktidarının vahim bir atadır. Onun sonuçlarını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Onun için bugün ne diyoruz? Bakın Türkiye için en kritik atak Rusya’nın, İran’ın ve Arap ülkelerinin ve Filistin’in başta olmak üzere tekrar onların dayanışmasını sağlamak.Çıkış yolunun son dakikalarına geldik. Anmadan da geçmeyelim. Kurtuluş Savaşı’na da vurgu yaptınız Türk-Sovyet dostunu. Bugün 21 Ocak. Lenin’in ölümünün 101. yıldönümü. 24 Ocak mı? 24 Ocak. 24 Ocak, Uğur Mucu’dan belki olmuştur.Dediğiniz ürün yıl dönümü gibi hatırlıyorum ben onu.Devlet ettim tekrar baktım. 21 Ocak. Bugün tam yıl dönümü. Hem dünya tarihi açısından da devrim tarihi açısından da çok önemli biri.Bizim Kutsal Savaşımızın dostuydu. Dünya’nın Atatürk dostluğu dünya tarihini belirledi. çok çok önemli. İkisinin sırt sırta vermeleri Atatürk’ün ünlülerinin yazdığı bir mektupla başladı o. Ondan da olumlu cevap geldi. Atatürk o zaman Tevfik Rüştü Arası, Tengir Şengi ondan sonra Moskova’ya özel yolladı. Hatta Komünist Enternasyonu’na girme şehiri gittiler. Tevfik Rüştü Arası diyor, Atatürk bize gidin Komünist İnternasyonale katılma talebimizin Moskova yöneticilerine bildirin.” diyor. Ve hatta şöyle yazıyor, Ali Fuat Yıldız Soy’da aynı şekilde Tevfik Kuşlu Arası’nın tarahlarında geçiyor, diyor ki orada diyor, Stalin bize dosttu diyor ama Trotskistler o sırada Komünist İnternasyonale de etkiliydi diyor. Bizim o taleplerimize diyor şey, şey baktılar diyor, kibirli falan baktılar ama diyor Stalin falan Lenin, Stalin bunlar Türkiye’nin dostluğunun değerini biliyorlardı diye tespit etmişler. Hem Ali Fatih Besoy tespit ediyor hem de onu Tevfik Rüştü Aras tespit ediyor.Birinci Doğu Halkları Kurultayına, Bakirekine de gidiyor.Mustafa Kemal Birhe’ye söyleniyor. Mustafa Kemal Paşa’nın onlara gidin Komünist Entrenasyonize girme talebimizi götürün bölümünü vermiş. Ama tabii diyelim Komünistler İnternasyonları Türkiye’ye girmiyor ama sonuç itibariyle o İngilizlerin Balkan duvarını, Kafkas Seddini düzeltiyorum Balkan dedik, Kafkas Seddini Rusya ile birlikte yıkmaları Sovyetler Birliği ile o zaman birlik olmamıştı Sovyet Rusya ile birlikte yıkmaları tarih yazdı. O sayede İki devrimci ülke vardı o zaman, Türkiye ve Sovyet Rusya. Bunlar sır sırta verdi. Hem Sovyetler Birliği’nin yıkılması önlendi. Bakın Türkiye’de devrim olmasa, İstiklal Savaşı olmasa Sovyetler Birliği de kolay kolay ayakta kalmazdı.Aslında Çanakkale Savaşı’nda düşünürsek… O daha başa kadar gidiyor.O iki ülke arasındaki kader birliği oralardan başladı. Çanakkale Savaşı sayesinde Rus devrimi oldu, Rus devrimi sayesinde koşulları yaratıldı. O iki devrim sırt sırta verdi ve ayakta kaldılar. Yani ayakta kalmaları birbirlerinin varlığına bağlıydı. Tek başına bir tanesi Dünya İmparatorluğu sistemi karşısında ayakta kalamazdı. Ne Rusya ayakta kalabildi ne Türkiye.Birinde aslında belki benzer bir durumu… Otuzlarda.Da devam etti o. Bakın otuzlarda Türkiye ve Sovyet, Rusya, Sovyetler bile yoktu o zaman. Dünyanın en hızlı gelişen iki ekonomisiydi. Birinci Rus, Sovyetler Birliği, ikinci Türkiye. 2-5 yıllık plan yaptık, devletçi planlar ve Sovyetler Birliği ile dostluk siyaseti ile…Birbirinize ekonomi programları aslında birbirine çok benzer, hatta ortak.Atatürk’ün 1928 yılında Taksim’in anıtını dikti. Orada iki tane Sovyet devrimcisi var. Yani niye Atatürk 1928 yılında hem de Taksim Abidesi’ni yaparken Aralof’u kasketle hemen Atatürk’ün omuzunun arkasına dürüyor herkes gitsin baksın orada bir kasketli adam var Aralof. Aralof’un fıtropla ile yan yana korusun. Yine orada bir fronze var. Yani orada Atatürk var, Fezli Çakmak var, İsmet Paşa var, Tevfik Rüştü Aras var ilginç. Orada Tevfik Uçlu Arası’nın gözlüklü olan Tevfik Uçlu Arası’nın heykelidir. Onların yanında iki tane de Sovyet devrimcisi var. Frunze’de Ukraynalıdır. Yani Sovyet. Kızılaydı komutanı, Aralov ise büyükler. Sovyet dostluğunu Atatürk bir anıt yaptı. Onu stratejik verdiği için. Ölürken de vasiyetinde ne dedi? Sovyet dostluğunu bırakmayacaksınız dedi ve o vasiyetin önemini gördük. Sovyet dostluğunu bıraktık ve Atlantik Sistemi’nin denetimini düşünüyoruz. Daha yakından gösterir misiniz?Anıtı.Güzel dur dur. Bakın şimdi burada en solda İsmet Paşa. İsmet Paşa’nın arkasında kasketli Aralof. Aralof’un İnternetten de Aralort diye yazın, o kasketli resmi çıkacaktır. Orada papyon kravatlı Tevfik Rüştü Aras, gözlüklü değil, gözlük dediğim değil. Tevfik Rüştü Aras’ı papyon kravatlı. Tevfik Rüştü Aras’tan sonra heykelin en ortasında Mustafa Kemal Atatürk. Mustafa Kemal Atatürk’ün solunda, bize göre sağda Fevzi Çakmak. Değil mi? Türk ordusunun şeyinde. Atatürk’ün hemen arkasında Frunze. Orada Türk-Sovyet dostluğunu 1928 yılında İtalyan heykeltıraşına, ondan sonra bunların bunların bunların heykellerini birlikte orada yapacaksın diye İtalyan heykeltarışa Atatürk’ün direktifiyle bu Taksim Abidesi yapıldı ve hala duruyor. Burada ne Amerika var, ne Almanya var, ne İngiltere var, ne başkası var ama burada kim var? Türkiye ve Rusya var. Çünkü o Türkiye ve Rusya dostluğu stratejik bir dostluk yoksa taktik geçici bir dostluk değil. Atatürk’ün bu öngörüsü çok önemli. Bugün de geçerli olan bir şey. Bir de şeyi gösterelim bari. Kocatepe’deki Sovyet komutanları.Arkadaşlarımıza rica edelim Aralov’un…Orada Aralov yok. Atatürk’ün dürbünle Kocatepe’den baktığı şey var ya fotoğraf.Bulabilirlerse arkadaşlarımızdan rica edelim.Atatürk Kocatepe’de diye girin. Bir de şey var çay istasyonunda Afyon çayda istasyonda bir aralokta.Orada aralokla yan yana var.Benim dediğim bu fotoğraf. Bakın bu fotoğrafta Mustafa Kemal Paşa var kalpaklı. Sağ tarafta yine kalpaklı bir Türk komutan var. Mustafa Kemal Paşa belli değil mi? Bir de kaputuyla hemen önümüzde yatan, yerde yatmış olan bir şey var. O giyimine bakın. o zamanki Sovyet Rusya ordusunun şapkası ve Sovyet Rusya ordusunun kapıtı ile Sovyet komutanı. Bu bir fotoğraf. Sonra daha elle yapılmış bir şeydi. Yani Kocaetepe’de Atatürk ile beraber büyük taarruzu paylaşan Sovyet komutanları vardı. Eğer biz savaşı kaybetseydik Atatürk kurşuna dizilseydi onunla beraber Sovyet komutanları da kurşuna dizilseydi.En stratejik ve en gizli tutulan savaş hemen öncesinde, yanı başında.Orada savaşı Yunanlar kaybetti. Yunan komutanları ne oldu? Esir oldu. Trikopisler esir oldu. Yalnız trikopis değil, yanındaki bütün komutanlar esir oldu. Biz kaybetseydik, biz esir olacaktık veya hayatımızı kaybedecektik. savaşın komutanları.300 bin ton mühimmat geldi sanırım o dönem Tuapse’den, Noworossiyski’den, Batum’dan ve onlar kanunlarla daha sonra…Onlar dışında şey de geldi, Rusya’nın iç savaşta ve Dünya Savaşı’nda kazandığı kurmaylık birikimi de geldi. Onlarla beraber planlar yaptılar. Onlarla beraber tatbikatlar yaptılar. Mesela savaştan önce yapılan meşhur tatbikat vardı. Onu da gösterelim.Afyon manevraları.Konya’nın en solundaki ıla başlayan Spartan. Konya’nın içi var ya, ıla başlayan. Akşehir’den sonra. Ilgın manevralarını, ha işte bu resim. Bakın bu ırgın manevralarına giderken Mustafa Kemal Paşa, bize göre onun solunda Aralof, onun solunda kızıl yıldızlı şapkasıyla Abilof ve bir takım Sovyet komutanları ve bizim komutanlarımız İsmet Paşa. En soldakini tanıyamadım. İsmet Paşa var. Abilof var. Atatürk’ün hemen solunda, bize göre sağında Abilov var, Atatürk’ün sağında, bize göre solunda da şey var.Arolov.Arolov var. Abilov da bu olaydan çok kısa süre sonra bir hastalıktan dolayı vefat ediyor. Yani burada da istiklal savaşı, bu gizli bir manevradır, ılgın manevralar. O gizli manevralara Sovyet komutanlarını davet ediyor. Düşmandan gizli olan manevralar. Bu da istasyonda çekilen fotoğrafları. Peki, çok güzel. Bu da yine ılgın manevraları. Bakın ılgın manevralarında da Atatürk, yanında İsmet Paşa. Sonra iki tane Kalkaklı’dan sonra Abilov ve Aralov. Ve Aralov kasketli. Yani manevra alanında da. Bunlar hep düşmandan gizli. Büyük taarruz öncesi manevralar. Büyük taarruz biliyorsunuz çok gizli bir plandır. Yani Türk ordusu geceleri yürüyüşler yaptırılarak ayaklarına ondan sonra hem hayvanların hem askerlerin yünler giydirilip ayak seslerinin duyulmasını bile önleyen Türk orduları ne oldu? Şuhud Afyon güneyine Yunan ordusunun kaydırıldı. Bu çok büyük bir riziko olarak da değerlendirildi. Yunan ordusunu güneyden vurdu Ankara cephesinden de yine Yakup Şevki Paşa’nın komutasındaki kolordu saldırdı. O Atatürk’ün yaptığı çok daha iyi bir plandı ama rizikosu vardı. Karşı taraf fark etmezse bunu Ankara’ya doğru yürüyüp Ankara’yı ele geçirebilirdi.En büyük hamleyi Sovyetlerle beraber Bütün manevralarıyla beraber planlı oluyor. Olmakta güvenin göstergesi var.Risk yok orada, ona güveniyor çünkü onların.Da… Savaşın risk etsin. Onlara güven, aslında risk söylenemez. Bu kadar riskli bir, riski de barındıran bir hamleyi yapacakken nasıl büyük bir güven sözünü gösteriyor.Ama o büyük bir hikayede de kader birliği var. Biri kaybederse birisi de kaybeder. Yani Sovyet Kızıl Ordusu’nun Rusya’daki bütün başarıları Ankara’da bayramla hep karşılanıyor. Çünkü onlar da 1917-21 arasında 4 yıl bir iç savaş yaradılar. Vurangil’in Beyaz Orduları’na karşı, ondan sonra diğer 750 bin İngiliz, Fransız askeri Rusya’da iç savaşta savuştu. Bunlar yazılmaz. İşte bu da ılgın manevraları yine. En önde Mustafa Kemal Paşa. Burada bu manevralarda Türk ordusunun teçhizatının, giyiminin, kuşamının iyi olduğu tespit ediliyor. Yani iyi giydirilmiş, iyi kuşandırmış, silah durumları falan iyi. Dolayısıyla büyük taarruz için güvenilir bir durum.Bize ayrılan sürenin sonuna geldik ama haftanın.Kitabını da tekrardan ilan edelim. Bu kitabı herkese okumasını öneriyorum Trump’ı anlamak için. Bu ABD yol ayrımında kitabında bakın yol ayrımında diyoruz. Bu kitabı ne zaman basmışız? Birinci basım 2021. Ama bunların yazılması şu, 2021’den önce. Yani daha 2020’li, 5-6 yıl önceden bugünkü ayrımları, bölünmeleri falan sosyoekonomik temelleriyle, sınırsal temelleriyle burada anlatıyoruz. O nedenle bunlar stratejik, önemli ayrımlar. Sırf siyasete, konuşmalara, nutuklara bakarak değil, Amerikan Burjuvarisi içinde, tekelci sermayesi içindeki sınıfsal kutuplaşmalara bakarak vesaire aynı zamanda Dünya ile ilişkilerine bakarak Biden’ın Dünya Amerika ve Türkiye’deki çatal çıkmazı ile de alt başlık koymuşuz. Hakikaten fotoğrafla da o çatal çıkmazı Biden’ın yenileceğini ifade ediyoruz ve bunların hepsi de doğru çıkıyor. Bu kitabı bugünü ve yarını anlamak için okuyucularımızın okumalarını öneriyorum kaynak yayınlarında.Müzik olarak da Bu konu yasa veri.Geldiği için müzik yayınlamıyoruz.Bu hafta yayınlamıyoruz. Haftanın kitabı ABD yol ayrımında kitabını tekrar önererek bu hafta çıkış yolundan bedel veriyoruz. Baya bence doğru.Amerika’daki gelişmeleri sosyoekonomik temelleriyle anlamak ve anlatmayı açıklamaya çalıştık. O bakımdan bir anahtar sunduk bütün kamuoyumuza.Tekrar teşekkür ediyorum.Tekrar başsağlığı diliyoruz bütün milletimize. Çok büyük kayıp. Burada böyle hemen sağa sola yüklenip böyle suçluları idam etmek, kurşuna dizmek tavrını bırakıp Türkiye olarak bunlardan dersler çıkartalım. Acımızı paylaşalım. Yasımızı kuvvete çevirelim. Bu çağrıları da ayrıca yapıyoruz.Çıkış yolunda bu haftalık bu kadar. Haftaya yeniden çıkış yolu saatinde salı akşamı buluşmak üzere. Hepinize iyi akşamlar. Değerli Ulusal Kanal izleyicilerim.

Paylaş