Çıkış Yolu • 30.04.2023

Çıkış Yolu • 30.04.2023

Altyazı: M.K. Efendim, ekranda da görüyorsunuz; şu anda kadınların sorunları nasıl çözülecek? Çok önemli bir konu ele alınacak. Çıkış Yolu özel programında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin kadın milletvekili adaylarıyla bir araya geliyor. Hem sorunlar konuşulacak hem de çözümler ele alınacak. Programı Seda Anık sunuyor. Kendisine sözü bırakıyoruz ve “Bu programı sonuna kadar mutlaka izleyin” diyoruz.

Seda Anık: Evet, güzel bir program olsun, söz sende.

Gülşe: Teşekkür ediyoruz ve değerli Ulusal Kanal izleyicilerine de merhaba diyoruz. Çıkış Yolu’yla karşınızdayız. Bu sefer Çıkış Yolu özel olacak; kadınların çıkış yolunu konuşacağız. Vatan Partisi’nin öncü kadınları, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinde Türk milletinden görev istiyorlar. Şimdi Türkiye’nin çıkış yolunu ve kadının çıkış yolunu bu programda değerlendireceğiz.

Önce konuklarımı tanıtmak istiyorum: Elbette her çıkış yolunda olduğu gibi Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek bizlerle birlikte. Vatan Partisi Öncü Kadın Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Adayı Sayın Meltem Ayvalı, Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi ve İzmir Milletvekili Adayı Nuriye Kadan, Vatan Partisi İstanbul Milletvekili Adayı Fadime Bilgiç, Vatan Partisi USMER Başkanı, Merkez Karar Kurulu Üyesi ve İstanbul Milletvekili Adayı Sayın Hacer Şule Perinçek ve Vatan Partisi İstanbul Milletvekili Adayı Sanatçı Gülnur Bayvurt bizlerle. Tabii, burada çekim yaptığımız alanda bulunan Vatan Partisi’nin diğer milletvekili adaylarıyla da sohbet edeceğiz. Hepiniz hoş geldiniz efendim.

Evet, seçime sayılı günler kaldı. Seçim meydanlarında vaatler konuşuluyor ancak görünen o ki sistem çıkmazda. Pek çok vaat verildi ancak bu vaatlerin hangisi gerçekçi ve gerçek çözüm yolu nerede? Bunları değerlendireceğiz. Ben ilk sözü, bugün Türkiye’deki kadın hareketinin önder ismi Vatan Partisi Öncü Kadın Genel Başkanı Meltem Ayvalı’ya vermek istiyorum. Sayın Ayvalı, hoş geldiniz.

Meltem Ayvalı: Çok teşekkürler. Yoğun bir çalışma temposu içerisindesiniz; biz programı yaparken Türkiye’nin dört bir yanında Vatan Partisi’nin kadın milletvekili adayları yoğun bir çalışma içerisinde. Siz de İzmir’de çok büyük çalışmalar yaptınız, İzmir’in her yerini gezdiniz ve vatandaşların görüşlerini aldınız. Seçime kadar da almaya devam edeceksiniz. Önce seçimlere ilişkin düşüncelerinizi almak isterim.

Vatan Partisi, 154 kadın milletvekili adayıyla, 12 ilimizde birinci sırada kadın milletvekili adaylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmeye hazırlanıyor. Bugün burada bulunan milletvekili adaylarımıza teşekkür ediyoruz; diğer arkadaşlarımız kendi seçim bölgelerinde çalışmalarını sürdürüyorlar. İddialı ve güçlü biçimde seçimlere giriyoruz çünkü büyük başarılara yaslanıyoruz. Vatan Partisi ve Öncü Kadın, geride bıraktığımız dönemde kadın mücadelesi içerisinde önemli mevziler ve kazanımlar elde etti. Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, Atatürk’ten sonra Türkiye’de kadın hareketi en güçlü dönemini yaşıyor.

Neler yaptık? Evladını PKK’dan kurtarmak için HDP il binaları önünde nöbet tutan Diyarbakır annelerinin ilk günden beri yanındayız. “Anaların isyanı bizim isyanımızdır” dedik ve o mücadeleyi bugün hâlâ Anayasa Mahkemesi önünde “HDP kapatılsın” nöbetiyle sürdürüyoruz. Dikkat ederseniz, kaderini emperyalist Batı ile birleştiren ve HDP’ye söyleyecek sözü kalmayan diğer siyasi partilerin kadın kolları, Diyarbakır annelerini görmezden gelmeye çalıştı. Ancak biz ve Milli Kadın Hareketi olarak Vatan Partisi, sesimizi daha güçlü biçimde duyurduk. Bugün o mücadele başarıyla ilerliyor; evlatlarımızı ülkemizin birliğine yeniden kazanıyoruz.

Bir başka başarımız, İstanbul Sözleşmesi’nin gerçek içeriğini ve anlamını Türkiye’ye göstermektir. Partimiz, özellikle Öncü Kadın, aydınlatma görevi üstlenmiş ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini sağlamıştır. İstanbul Sözleşmesi, kadına şiddeti engelleyecek bir sözleşme değildi; bildiğiniz gibi Ulusal Kanal’da da bunu çok konuştuk. “Toplumsal cinsiyet ideolojisi” adı altında LGBT dayatan bir sözleşmeydi ve bu dayatmayı yırtıp attık. Yine uyuşturucuyla mücadeleyi ülke gündemine sokmaya gayret gösterdik. Kadın üniversiteleri girişimini; eşitliğe ve karma eğitime aykırı olduğu, çalışma yaşamına uymadığı ve geleceğinin olmadığı gerekçesiyle engelledik.

Belki de en önemlisi, üretici kadın mücadelesini yükseltmemizdir. Seçim çalışmalarımızda da görüyoruz; kadınlar daha fazla üretmek, daha fazla çalışmak istiyorlar. Üretim, kadının özgürleşme mücadelesinin en önemli ayağıdır. Vatan Partisi Öncü Kadın’ın seçimlerde kadınlara sunduğu esas program “Üretim Devrimi”dir. Bu program; çiftçi kadınların sigorta primlerine devlet desteğinden nitelikli kreşlere, kayıt dışı çalışmayla ilgili tedbirlere kadar her şeyi kapsamaktadır. Kadına yönelik şiddetle mücadelede de hukuki düzlemde Türkiye bir yol katetti ancak üretim ve eğitim ayakları eksikti. O nedenle “Üretim Devrimi” programımız, şiddetle mücadelede de esaslı bir yer tutuyor.

Seda Anık: Teşekkürler Sayın Ayvalı. Bahsettiğiniz bütün bu başlıkları ayrıntılarıyla değerlendireceğiz. Şimdi bu Üretim Devrimi programı kadına nasıl bir çıkış yolu oluşturacak? Bunu Sayın Doğu Perinçek’e sormak isterim. Sayın Perinçek, diğer partilerin kadın milletvekili aday sayılarına dair veriler görüyoruz ancak hangi program etrafında birleştiklerine dair bir açıklama göremiyoruz. Vatan Partisi kadın adayları meclise girince neleri değiştirecekler?

Doğu Perinçek: Değerli arkadaşlar, hepinizi yürekten sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Önce sizleri kutlamak istiyorum çünkü “mor zehirlenme” denen o belayı Türkiye’de temizlediniz. Batı’dan gelen, feminizm adı altında kadını toplumdan ve erkekten koparan, kadını aşağılayan, LGBT gibi değerleri dayatan o sözde kadın hareketine karşı yiğitçe bir mücadele yürüttünüz. Kadının kurtuluşu kadından başlıyor; yani kadının kendine güvenmesi, üretmesi ve toplumun değerlerini yücelten bir konumda olması en temel esastır.

Kadın yalnız kendinin değil, toplumun da kurtarıcısıdır. Büyük devrimlere baktığınızda en önde kadını görürsünüz. Türkiye’nin önündeki zorlukları aşmada da sizler kahramanlarsınız. Kadının erkekle eşit olarak toplumda yerini alması üretim süreçlerinde başlar. Türk kadını zaten üreticidir; tarladadır, laboratuvardadır, üniversite kürsüsündedir. Bunlar hem Cumhuriyetimizin getirdiği kazanımlar hem de tarihimizden gelen değerlerdir. Önümüzde kadınla erkeği eşitleyeceğimiz, kadını yönetimde ve her alanda en önde göreceğimiz bir süreç var. Sizi seçim faaliyetlerinde görüyoruz; çalışkanlığınız, güler yüzünüz ve aydınlatan çabalarınız bize örnek oluyor. Zorlukları yeneceğiz ve buradan üreten güçlü Türkiye’yi çıkartacağız. Güçlü devlet, üreten millet; en başta da kadın diyoruz.

Seda Anık: Teşekkür ediyoruz. Şimdi İzmir’den gelen bir diğer milletvekili adayı Sayın Nuriye Kadan’a söz vermek istiyorum. Sayın Kadan, sahada aktif olarak çalışıyorsunuz. Türkiye’de uyuşturucuyla mücadelenin zirve yaptığı bir süreçteyiz. Öncü Kadın’ın bu alandaki projelerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getireceklerinizi sizden dinlemek isteriz.

Nuriye Kadan: Sayın Genel Başkanım, değerli arkadaşlar, hepimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sahada, kadın mücadelesinin ilmek ilmek örüldüğünü görüyoruz. Vatandaşlar, “her iki oluşuma mahkum edildik ama bir seçenek arıyoruz” diyor; biz de onlara “seçenek Vatan Partisi” diyoruz. Üreten kadını gördüğümüzde, üretim içerisindeki kadının toplumsal hayata nasıl özgüvenle karıştığını net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz.

Diğer partiler, kadın adayları sadece koltuk doldurmak adına listelerin sonlarına koyarken; biz yönetmek isteyen adaylarımızı ilk sıralara koyuyoruz. Uyuşturucu ve LGBT ile mücadele konusunda, sahada annelerin ve babaların yüreğinin gerçekten yandığını görüyoruz. Cumhuriyet Kadınları Derneği bünyesinde iki buçuk yıldır yürüttüğümüz “Uyuşturucuya Karşı Anneler Hareketi” projemiz devam ediyor. Devletin emniyet güçlerinin mücadelesi önemli ama asıl sorun, çocuklarımızı bu bataklığa girmeden korumaktır. Yani o bataklığa teslim olmamalarını sağlamaktır. Uyanık olmak, farkındalık yaratmak, bu bilinci anne ve babalara yerleştirmek ve aile bağlarını kuvvetlendirmek temel hedefimizdir. Şunu görüyoruz ki; bir genç bu yöne sapıyorsa bunun bir sebebi var. Eğer bir yuvada huzur, aile bağları yoksa o gencin bu tür olumsuzluklara daha kolay kapıldığını görüyoruz. Ancak sevgi ve saygıya dayalı bir aile ortamı varsa, gencimiz Batı’nın emperyalizm eliyle “özgürlük” ve “mutluluk” maskesi altında dayattığı o uyuşturucu bataklığına sürüklenmez.

Emperyalist devletlerin milli devletlere saldırısı sadece silahla olmuyor. Kültürümüze ve değerlerimize de sistemli bir saldırı var. LGBT dayatması da bu saldırının bir parçasıdır. Bu saldırılara karşı vatandaşlar, anneler ve babalar olarak aile kurumu içinde mücadele etmeli, bilinçli olmalıyız. Gençleri kendinden, ailesinden ve devletinden koparan, sadece hazlar peşinde koşan bireyci bir nesil yaratmak, emperyalizmin sinsi bir projesidir. Bunu hepimizin çok iyi görmesi gerekir.

“Uyuşturucuya Karşı Anneler Hareketi” bu anlamda başarıyla yürüttüğümüz bir projedir. Bu farkındalığı annelerimize, babalarımıza anlatmaya çalıştık ve onlar da bize destek oldular. Bir annenin, “Çocuğumun odasına kapanıp ne yaptığını sorgulamadım, ona ayrı bir oda ve bilgisayar verdim, orada mutludur diye düşündüm. Kontrol etmedim, şimdi oğlum için tedavi mücadelesi veriyorum” sözleri, yaşadığımız bu trajedinin özeti gibidir. Bu bataklığa düşmeden önce önleyici tedbirler almak zorundayız; içine girildikten sonra çözümler çok daha zorlaşıyor. Elbette tedavi merkezleri artırılmalı, ancak asıl olan genci o bataklığa sokmamaktır.

LGBT meselesine gelince; bu konu ilk başta bir “insan hakkı” veya “özgürlük” gibi sunulsa da zamanla bunun aile kurumunu hedef alan bir saldırı olduğu anlaşılmaktadır. Aile kurumunu yok ederseniz toplumsal düzeni bozarsınız, bu da devletin ve milletin bölünmesine giden bir yoldur. Vatan Partisi ve Öncü Kadın olarak bu mücadeleyi en baştan veren bir partiyiz. İktidara geldiğimizde bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapacak, özellikle dijital yayın platformları üzerinde sıkı bir denetim mekanizması kuracağız.

***

Hatay’a dönüyoruz. 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin ardından vatandaşlarımız topyekûn bir mücadele veriyor. Vatan Partisi Hatay milletvekili adayı Zerin Öztürk, deprem anından itibaren bölgeden ayrılmayarak halkla omuz omuza çalışmaya devam ediyor. Şimdi kendisini ve yanındaki Hataylı kadınları dinliyoruz.

Zerin Öztürk: “Değerli Hatayımızdan başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere herkese selamlar. Depremin yıktığı ilimizde kadınlarımız, tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta. Deprem öncesindeki işsizlik, yoksulluk ve üretimsizlik sorunları, felaketle birlikte katlanarak büyüdü. Konteyner sorunu yaşanıyor, çoğu kişi hala çadırlarda barınıyor. Milli bir hükümetin, Atatürk devrimleri doğrultusunda çalışacak cesur bir iktidarın bu meseleleri çözeceğine inanıyoruz.”

Bölgedeki kadınlar, yaşadıkları sıkıntıları şöyle dile getiriyor:

“Atanamayan bir öğretmen olarak Hatay bölgesinde pozitif ayrımcılık talep ediyorum. 14 yıllık emeğim var, çocuklarımıza ulaşmak istiyorum. Babamı depremde kaybettim, sorumluluklarım arttı, bir an önce göreve başlamak istiyorum.”

“Üç çocuğum var, eşim rahmetli oldu, dulluk maaşı ile geçinmeye çalışıyorum. Evim kira, çocuklarım işsiz. Herkes tanıdığını işe yerleştiriyor, adalet istiyoruz.”

“Sosyoloji mezunuyum, kendi dalımda iş istiyorum. Evimiz yok, çadırda yaşıyoruz. Kızım çalışırsa o geçindirecek, yardımlarla bir yere kadar gidiliyor.”

“51 yaşındayım, engelli bir eşim var, ben de engelliyim. Çadır kentte kalıyorum. Sadaka değil, iş istiyoruz. Bana bir kap sıcak yemek verilmesi değil, çalışıp üretmemi sağlayacak şartlar sunulması gerekir.”

***

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek: “Deprem bölgesindeki sorunların çözümü kaynak meselesidir. Hükümet 63,5 milyar dolarlık bir ihtiyaçtan bahsediyor, peki bu kaynağı nereden bulacak? Vatan Partisi kaynağı gösteriyor: Türkiye’nin yabancı bankalara kaçırılmış 500 milyar dolarlık serveti ve bankaların geçen yıl elde ettiği 433 milyar liralık devasa kârı. Yüzde 80 kurumlar vergisiyle bu kârın 350 milyar lirasını kamu yatırımına, fabrika açmaya ve istihdama yönlendireceğiz. İnsanlarımız ‘bize para dağıtmayın, iş verin’ diyor. Biz herkese iş sahası açarak, üreten ve refaha kavuşan bir Türkiye’yi kuracağız.” Nasıl iş sahibi yapacağımızı biraz evvel anlattım. O palavralar atılıyor ama insanlarımızı iş sahibi yapmak için yatırım yapmak lazım. Bu da tasarrufla olur. Tasarruflar yabancı bankalara yatmış; 500 milyar doları Türkiye’ye getireceğiz. Nasıl getireceğiz? Devletin gücünü kullanarak, hukukla, mecbur ederek getireceksin o parayı; o para senin. Türk bankalarına yatıracaksın veya yaptığımız planlar çerçevesinde yatırım yapacaksın. “Hatay’da şu yatırımı yapacaksın, Kahramanmaraş’ta bu yatırımı yapacaksın, Adıyaman’da şu yatırımı yapacaksın; İç Anadolu’da, Karadeniz’de şu yatırımları yapacaksın” diye planda onlara da yol göstererek büyük bir kalkınma hamlesinin kaynağını Türkiye’ye sunuyoruz. Tasarruf edebilen, kaynak yaratabilen bir ülkeyiz; bütün mesele kaynak kaybını önlemek, sülüklerin kanımızı emmesini engellemek ve o kaynaklara sahip olmaktır.

Yatırım ve istihdamda tabii en büyük pay kadın nüfusta. Yani çalışmayan nüfus arasındaki en büyük kesim kadın ve kadının kurtuluşu da üretime katılmak ve çalışmaktan geçiyor. O bakımdan; biraz evvel Hatay’dan arkadaşımız çok güzel söyledi, “Biz iş istiyoruz” diyor. Vatan Partisi de onlara kaynakları göstererek nasıl iş sağlayacağını ifade ediyor. Teşekkür ediyorum sorularınız için.

Vatan Partisi İstanbul Milletvekili Adayı ve Vatan Partisi Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi, aynı zamanda Ulusal Strateji Merkezi Başkanı Sayın Şule Perinçek’e dönmek istiyorum. Sayın Perinçek, Sayın Doğu Perinçek de ifade etti; aslında bir sadaka politikası var. Yani “altın dağıtalım her eve” anlayışı. Deprem bölgesinde de gördük, “ekmek verelim, su verelim, çadır kuralım” deniliyor. Ancak vatandaşlarımızın hayatlarını idame ettirebilmesi ve üretimin içerisine girebilmesi için bir program sistem içinde gözükmüyor. Vatan Partisi bu programı nasıl uygulayacak?

Özellikle deprem bölgesinde çok zorluklarımız var ama ben “Neden Vatan Partisi?” diye düşündüğümde kendime verdiğim ilk cevap, “Türkiye’nin bağımsızlığından, birliğinden ve bütünlüğünden yana olmak”tır. Aç yatarız, susuz yatarız ama başımızı önümüze eğmek istemeyiz. Eğer orada kazandığımız bağımsızlığımızı ekonomiyle taçlandırmazsak, tıpkı Atatürk’ün söylediği gibi bağımsızlığımızı kolayca kaybederiz. Nitekim Türkiye, 1980’lerin sonuna kadar kendine yeten yedi ülkeden biri iken üretimden vazgeçirildi. “Üretme, ben senin burnuna halkayı takayım, istediğim gibi oynatayım, iktidarına şunu yap, bunu yap dedirteyim” dediler. Boynumuzu eğdirmek için elimizdeki avucumuzdakileri sattırdılar ve bizi yoksul duruma düşürdüler. Şimdi biz o çarkları yeniden üretmek için geri çevireceğiz. Genel başkanın da söylediği gibi kaynaklarımız var.

Kadınlar açısından baktığımızda; sanayici kadınla da tarımdaki kadınla da görüştüğümüzde ortak talebimiz desteğe ihtiyacımız olduğu yönünde. Kadınlar çok üretici. Doğu bölgesine sık sık gidiyoruz, tarlada çalışan kadınlarımızın sigorta sorunları var. Eşleriyle, çocuklarıyla birlikte çalışıyorlar ama sosyal güvenceleri yok. Bunları devlet destekli yapmak gerekir. Kooperatif kurmak kolay değil ama onları bilgilendirmek ve eğitmek üzere bir sosyal örgütlenme yaratmak gerekiyor. Kadın sanayicinin kredi ihtiyacı var, esnaf kadının dükkânı çevirmek için desteğe ihtiyacı var. Depremden önce salgın sırasında dükkânlar kapandı, çok zor durumda kaldılar. Bir de kira sorunumuz var. “Ev sahipleri ne diyecek?” diyorlar; ev sahiplerinin çocukları da zaten kirada oturuyor.

Bizim burada çözümümüz şu: Türkiye ekonomisinin her alanında radikal önlemler almak lazım. Türkiye’nin kaynağı var; bunları nasıl planlı ve eşit bir şekilde dağıtacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Ankara’ya gitmek istememizin sebebi de bu kararları doğru bir şekilde alıp kürsüde dile getirmektir. Kira meselesine gelince; herkes kira derdinden yanıyor. Ortalama kiralar birdenbire iki-üç binlerden on beş binlere çıktı. İstanbul’da ve Anadolu’nun birçok yerinde on binden aşağı kira olmadığını duyuyoruz. Türkiye bu darboğazdan çıkana kadar, yeniden üretimin çarklarını döndürüp istihdam yaratarak tarladaki ektiğimizin karşılığını aldığımız ve gelirimizin arttığı bir hale gelene kadar, üç yıllığına kiraları dondurmayı hedefliyoruz.

Uzun vadede ise herkesi ev sahibi yapacağız. TOKİ var, doğru; ancak emekli maaşlarını birleştirsek bile o taksitleri ödeme şansımız yok. Esas kiradan yakınanlar da onlar zaten. Devletin desteğiyle, mülkiyetin kamuya ait olduğu; vatandaşın kira öder gibi 49 yılda taksitini ödeyebileceği bir sistemle kimseyi barınaksız, sokakta bırakmayacağız. Batı ülkelerinde, örneğin San Francisco’da belediye başkanı “herkese ev” vaadiyle seçiliyor. Biz o duruma düşmeden önlemimizi almalıyız. Diğer ittifakların programlarına bakıyoruz; maalesef yine borçlanma ekonomisine dönmeye çalışıyorlar. Ekonomiden sorumlu isimler de bizi bu duruma düşürenlerle aynı. Vatan Partisi’nin iktidara gelmesi işte bu yüzden kaçınılmazdır.

Tarım meselesinde ise sorunu bir bütün olarak ele almak gerekir. Eğitim sistemini, üretimin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirecek ayrıntılı bir eğitim projemiz var. Ben aynı zamanda Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkan Yardımcısıyım; ekonomiyi dış politikayla bir arada, bütünlüklü düşünüyoruz. Domates tarlada 5 lirayken markette 20 lira oluyorsa, sorun kabzımalda değil; sorunun temeli tarımdaki mazot, enerji ve gübre gibi girdilerin maliyetindedir. Bu girdiler döviz kuruna bağlı, kur yükseldikçe ateşimiz yükseliyor. Dış ticaretteki girdilerin maliyetini düşürmemiz lazım. Komşularımızla ilişkilerimizi buna göre ayarlayacağız. Örneğin İran, sınır kapısında el sıkıştığımız bir komşumuz. Yaptırımları dinlemeyip onlarla iş birliği yaparak mazot alacağız. Köylümüze mazotu 5 liradan verirsek, toprağı çıldırtır, ürünü artırır.

Engelli politikası da özellikle üzerinde durduğum konulardan biri. Engelli annesinin bana söylediği gibi; mesele sadece ek gelir vermek değil, o anneyi istihdamla rahatlatmak. Çocuğu okuluna taşıyıp sekiz saat okulda tutacağız, anne o sırada çalışacak. Başı dik olacak, eli açık olmayacak. Ankara’ya gitme sebebimiz, rozet tartışması yapmak değil; kürsüye çıkıp bu bütünlüklü çözümleri konuşmaktır.

*(Reklam arası sonrası)*

Çıkış Yolu özel yayınına devam ediyoruz. Vatan Partisi milletvekili adaylarıyla kadının çıkış yolunu konuşuyoruz. Şimdi Van’a gidiyoruz. Vatan Partisi Van Milletvekili Adayı Akile Çevik bizlerle birlikte.

Hoş bulduk, teşekkür ederim. Bugün bir sürpriz oldu; yanımda Patnos İlçe Başkanımız ve Ağrı birinci sıra milletvekili adayımız Celal Türlü Bey de var. Van’da bir kadın olarak siyaset yapmak zor değil; insanda ve partisinde özgüven varsa rahatlıkla çalışabilirsiniz. Radikal bir konuyla başlayacağım: Aile planlaması burada büyük sorun. Çok fazla çocuk, ailelere büyük sorumluluk yüklüyor. Genç nüfusumuz işsiz bir şekilde umutsuzlukla hayatına devam ediyor. Ben sadece Van’a değil; Muş, Bitlis, Patnos gibi tüm bölgeye ve kadınların sorunlarına sorumluluk duyuyorum.

Aslında bu durum sadece “kadın sorunu” değil, plansız ekonomiden kaynaklanan işsizlik sorunudur. Besicilik ve hayvancılık burada büyük bir ekonomik kaynak ama üreticimiz hakkını alamıyor. Örneğin, Gevaş’ta denize kıyısı olan son derece verimli topraklar var ama tarım yetersiz. Bu köylerin ortasında küçük süt işleme tesisleri, et kombinaları kurulabilir. Ağrı’da büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık çok yaygın ama deri işleme tesisleri yok. Tarım için elverişli topraklar yeterince işlenmiyor.

Kadınlar ekonomik hayatın içinde olmak istiyorlar ancak çok çocuklu olmak önlerine engel olarak çıkıyor. İşe gitsin mi, çocuğuna mı baksın? İşsizlik olduğu için kadınlara sıra gelmiyor. Şunu da ifade etmeliyim ki, Doğu Anadolu’da kadınlara karşı büyük bir saygı var. Ancak kadın tek başına sosyal hayatın içinde değil; eşiyle veya yanında birisiyle çıkması bekleniyor. Yeni yeni boşanan çiftler görmeye başladık, kadın ekonomik bağımsızlığını elde etmek istiyor. Van’da çok büyük bir üniversite var ve çevresinde gelişmeye müsait köyler bulunuyor. Eğer bilinç değiştirmek, bir bilinç sıçraması yapmak istiyorsak, bu köylerle bu üniversiteleri bir araya getirmemiz gerekir. Bir arada yaşama, çalışma ve daha sonra o köyleri genişleterek; 27 bin öğrenciyle sürekli bir akışkanlık içinde olmalıyız. Bu değişkenliğin, şehirdeki yaşam tarzını, sosyal hayatı veya kadının daha özgürleşmesini sağlayabileceğini düşünüyorum. Bu konuda da bir çalışmam var.

Yaz ve kış turizmi çok iyi yapılabilir. Dönçek Gölü’nün etrafındaydım, oradaki köylerdeydim. Buranın gelişmeden bakir bir şekilde tutulması gerçekten çok üzücü. Bir taraftan iyi, doğayı bozmuyorlar ama buradan da çok iyi bir gelir kaynağı sağlanabilir. Özellikle kadınların çok yetenekleri var ama önlerinin açılması gerekir. Ben de bu konuda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Çünkü hakikaten çalışma isteği var ama işsizlik hepsinin belini büküyor. Sulama sorunları var ve yine aynı sorunu kadınlar çekiyor.

Bundan aşağı yukarı 3-4 ay önce Erciş ilçemizin bir köyündeydim. Suları yok, düşünebiliyor musunuz? Buzu eriterek veya haftada bir kere tankerlerle su geliyor. Yolları yoktu. Sonra kaymakamla yaptığımız görüşmelerle oraya servis ve yol sağladık, şimdi suları var. Eşleri birkaç gün önceki ziyaretimde teşekkür için geldiler; “Kadınlar sana dua ediyor” dediler. Yani kadının halinden kadın anlıyor galiba. Vatan Partisi olarak burada yapılacak çok şey var, bunları yapacağım. Hepinize teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkanımıza da teşekkür ediyorum.

Bugün partimize katılan, 20 köyün sahibi ve aşiret reisi olan Nurettin Bey’i yanıma getirdim. Nurettin Bey, Fatnusayn Dütak tarafından partimize katıldı. Partimize katılım çok oluyor; gece gündüz demeden çalışıyoruz. Yalnız zor şartlarla mücadele ediyoruz. Parti çalışmalarımız ağır. AK Parti’nin arabalarını kırmışlar falan ama biz aşiretiz, kimse bize dokunmuyor. Kaymakam bizi çağırdığında açıkça, “Sayın Kaymakam Bey, partimin arabalarına bir taş gelirse ben kurşun sıkarım,” dedim. Çok da tebrik ettiler. Şu anda Nurettin Bey’i de bana getirmiştir. Sayın Genel Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Batı’da çalışmak kolaydır, asıl burada çalışın. Gece gündüz çalışsınlar Sayın Başkanım. Herkes çalışsın. Başkanlarımıza da Nurettin Bey’e de yayınımıza katıldığınız için teşekkür ediyoruz; güç verdiniz, güler yüzünüzle, samimiyetinizle buraya büyük bir enerji kattınız.

Vatan Partisi’ne akın akın bir katılım var. Doğu ve Güneydoğu’da çok büyük bir ilgi görüyorsunuz Sayın Perinçek. Ne yazık ki bölgelerimiz arasında dengesizlikler var. Güneydoğu, Doğu, hatta Karadeniz’in bazı bölgeleri ve İç Anadolu… Ülkemizde bölgeler arası dengesizlik var ve bunu devletin katkısı, önderliği olmadan halletmek mümkün değil. Serbest piyasa ekonomisi içinde bölgeler arası dengesizlikler büyür. Türkiye’nin sanayisi yanlış bir şekilde batı kıyıları üzerinde kuruluyor; Adapazarı, İzmit, İstanbul, İzmir gibi.

Biz ne yapacağız? Devlet müdahalesiyle Türkiye’nin kaynaklarını, bölgeler arası dengesizlikleri giderecek şekilde değerlendireceğiz. Burada devletçilik lazım, kamuculuk lazım, güçlü devlet lazım. “Güçlü devlet, üreten millet” diyoruz. Güneydoğu’daki süt fabrikaları, yem fabrikaları devlet tarafından kurulmuştu ama özelleştirmeyle tasfiye edildiler. Biz, Türkiye’nin kaynaklarını planlı bir şekilde tekrar değerlendireceğiz. İnsanlar feryat halinde iş istiyor. Temel mesele Türkiye’de işsizliği çözmektir; yani insanlarımızın emeğini üretim süreçlerine sokmaktır. Partiler “sana şunu vereceğim” diyor ama üretmeden veremezsin.

Vatan Partisi, herkese iş diyerek ve Türkiye’nin tasarruf oranlarını %40’a ulaştırarak, tasarruflarımızın yabancı bankalara gitmesine izin vermeyecektir. Gidenleri buraya getirmesini devletin otoritesiyle mecbur edeceğiz. O zaman Van’da fabrikalar da olacak, Patnos’ta hayvancılık için kaynak tahsis edilecek. Ağrımıza, Şırnak’ımıza, Diyarbakır’ımıza, Mardin’imize… Bu işsizlik talebi, Türkiye’nin en temel meselesine işaret ediyor. Kadın, işsizlik dediğimiz zaman hemen öne çıkıyor. Kadının toplumsal hayatta erkekle eşit konumlarda olması, başı dik yaşaması, iş sahibi olmasıyla ve üretmesiyle mümkündür. Vatan Partisi’ne kimse taş atamaz, sahada büyük bir çalışma yürüyor.

***

Sayın Padime Bilgiç, İstanbul’da yoğun çalışma yürüten adaylardan birisiniz. Türkiye’de kadının sosyolojik yapısını ve fikir çatışmasını konuşuyoruz. Sistemin dayattığı ataerkil yapının kadın üzerinde baskı kurduğunu biliyoruz. Ben de sistemin içinden gelen bir kadınım. Türk kadını tarih boyunca sadece sosyal hayatta değil, siyasi hayatta da büyük bir rol üstlenmiştir. Ailenin temel yapı taşlarından birisi kadındır. Biz meclise, siyasal İslam ile laiklik tartışmaları arasına sıkıştırılmış kadınların dili olmak için gidiyoruz.

Neden Vatan Partisi? Çünkü ben; Nene Hatunların, Kara Fatmaların, Lize’de çay taşıyan kadınların, Diyarbakır’daki evlat nöbeti tutan annelerin sesi olmak için, çocuklarımızı milli şuura sahip gençlere emanet etmek için buradayım. Sistemin içinden geldim ama artık sistemin dışında mücadele ediyorum. Vatandaşların çoğu Vatan Partisi’ni henüz tam tanımıyor. Genel Başkanımız Doğu Perinçek bu ülkenin siyasal tarihidir; onu halka anlatmak bizim görevimiz. Muhafazakâr kesimdeki kadınlar, Vatan Partisi’nde yol yürüdüğümü görünce şaşırıyorlar ama parti programını okuyan her milli insan, ekonomi politikasına, kadın politikasına ve emperyalizmle mücadelesine hayır diyemez. Özellikle Türk aile yapısını bozmak için çöreklenmiş, zehirli sarmaşık gibi bazı STK’lara izin vermemek için mecliste var olmamız gerekiyor.

***

Sayın Gülnür Bayburt, sanattaki başarılarınızı hayranlıkla takip ediyoruz. Ben de beş kız kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldim. Babam doktordu ve “Kız çocuklarının okuması çok önemli, altın bileziğiniz varsa kapıyı vurup çıkabilirsiniz” derdi. Hepimizi okuttu; öğretmen, eczacı, avukat, mimar ve ben sanatçı oldum. Sanatla kadın çok bağdaşıyor. Kadınlarımız daha duygusal ve şefkatli yaratıldıkları için sanata yatkınlar. Sanatla ilgilenmek ruhun gıdasıdır; bedeni koruduğumuz gibi ruhumuzu da korumalıyız. Sanatla ilgilenenler depresyondan uzak, huzurlu, özgüvenli ve disiplinli oluyorlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda sanatı ülkemize tanıtacağız ve sevdireceğiz. Özellikle bale sanatını daha geniş kitlelere ulaştıracağız.

***

Güneş Batum, sizin de sahadaki izlenimlerinizi almak isterim. “Sahada ben Vatan Partisi’ni görünce bir güven unsuru görüyorum. Vatandaş sıkışmış durumda. İki tane ittifak var; her ikisi de batılı emperyalizmin neoliberal politikalarını sürdürmeye devam eden. Biri 15 bin lira, öbürü çeyrek altın vadediyor. İki partiye sıkıştırılmış bir topluluk var.” Bimar olarak da çok hüzünlendiğim bir konuya değinildi. Bize dayatılan emperyalizm; özgürlük maskesi altında toplumları ve aileleri yok etmeyi amaçlayan LGBT dayatmaları, uyuşturucu ve sosyal medya aracılığıyla yayılan teyide muhtaç bilgilerle zihinlerimizi esir alıyor. Yayın evleri ve kitaplar yoluyla sistemli bir şekilde gelen bu süreç, aslında şehirlerimize, yaşam alanlarımıza kadar uzanıyor.

Kadın ve şehir ilişkisinden önce, şehirlerimizin içinde bulunduğu çarpık şehirleşmeyi konuşmamız lazım. Çarpık şehirleşme sadece kadınları değil; erkeği, çoluğu çocuğu, hepimizi perişan ediyor. Toprağımız, insan kalitemiz, insan gücümüz, denizlerimiz, tarımımız, tarihimiz, özgün müziğimiz ve enstrümanlarımız var. Allah bize her şeyi vermiş. Ancak “küçük Amerika” olma hevesiyle, bilhassa 1980’lerden itibaren uygulanan yanlış politikalarla; bazı bölgelerin potansiyelinin engellenmesiyle yük 5-6 şehrin üzerine yıkıldı. Her bölgemizin apayrı özellikleri varken bu değerlerimizi kaybettik ve insanları şehirlere tıktık.

Eskiden “yuva” dediğimiz evler; önce siteye, sonra 8-10 katlı bloklara dönüştü. Etrafı çevrildi, çocuklar oyun alanlarından mahrum kaldı. 8. katta “kutu” gibi evlerde yaşayan kadın, çocuğunu denetleyemiyor, korkuyor. Çocuk ev içerisinde zıplayamıyor, hoplayamıyor. Okula gidiyor; apar topar yapılmış, “apartkondu” diyebileceğim dört-beş katlı beton binalarda eğitim görüyor. Bize bunları marifet diye sundular. Rant ekonomisinden nemalananlar, “Ne yapacaksın tarlayı? Beton yap, daha çok kazan” dediler. Hatay’daki deprem gerçeği önümüzde dururken, biz sadece deprem sonrası tedbirleri değil, önleyici şehircilik politikalarını konuşmalıyız. Meclise girdiğimizde; depreme dayanıklılık fizibilitesi yapılmış, uzman kurullarca hazırlanan, bölgelerin özelliklerini ve mimarisini öne çıkaran bir şehircilik anlayışını hayata geçireceğiz.

Emperyalizmin bize dayattığı “doldur-boşalt” otellerle sahillerimiz gasp edildi. Oysa gurme turizmi, tarih turizmi, spor turizmi gibi alanlarla çok daha fazlasını yapabiliriz. Küçük Avrupa ülkeleri 4 ay deniz turizmiyle 8 ay halkını geçindiriyorsa, biz çok daha fazlasını yapacak güçteyiz. Birbirinin güneşini kapatan kutu binalarda nefes almaya çalışan insanlar olmayacağız. İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Mersin ve Bodrum’daki bu kötü yapılaşmaya bir dur diyeceğiz. Cazibe merkezleri oluşturarak kontrollü ve bilinçli bir geri göçle üretim alanlarını genişleteceğiz. Amerika’daki çölü eğlence merkezine çeviren o anlayışı, biz kendi değerlerimizle her şehrimizde başarabiliriz.

***

Ulusal Kanal ekranlarında “Çıkış Yolu” özel programı devam ediyor. Yeni Dünya İş Kadınları Platformu Kurucu Başkanı Sayın Havva Firdevs Külünk bizlerle birlikte. Hoş geldiniz Sayın Külünk.

“Hoş bulduk. Öncelikle Pelinçek Beyefendi’ye ve Ayvalı Hanımefendi’ye davetleri için teşekkür ediyorum. Programın isminin ‘Kadının Çıkış Yolu’ olduğunu görünce çok heyecanlandım, çünkü biz 11 yıldır kadınlara çıkış yolları sunuyoruz. 2012 yılında ‘Yeni Dünya İş Kadınları’ olarak başladığımız bu yola, beyleri de dahil ederek ‘Yeni Dünya İş İnsanları’ platformuna evrildik.

Lojistik sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanıyım. Babam Necdet Külünk, rahmetli Erbakan Hoca’nın yetiştirdiği, ağır sanayiyi Türkiye’nin 81 iline anlatan bir dava adamıydı. Üretimi yaşayan bir adamla büyüyünce, siz de boş duramıyorsunuz. 2012 yılında kadınlar için ne yapabilirim derdine düştüm. Devlet desteği veya sponsor olmadan, 15 kişilik işveren ve akademisyen bir ekiple yola çıktık. Kendi maaşlarımızı dezavantajlı durumdaki –kırsalda yaşayan, kanser hastası veya işitme engelli– kadınlara sermaye yapmaya başladık. 2015 yılında Isparta’da ilk kadın kooperatifini kurduk. O kibriti öyle bir yakmışız ki, şu an Isparta’da 15 tane kadın kooperatifi var. Isparta, Burdur, Denizli, Hatay-Reyhanlı, Urfa ve Sakarya gibi 10 ilde 200 kadına istihdam alanı açtık.

Ben saha insanıyım, hafta sonları kadınlarla temasta olmayı seviyorum. İnşirah Suresi’nde ‘Canın sıkıldığında başka bir işe koyul’ der. Biz kadınlara o meşgale ile istihdam sağlamaya çalışıyoruz. Şimdi de Marmara Üniversitesi ile iş birliği yaparak cezaevlerinde atölye kurma projemiz var. Hedefimiz, 81 ildeki cezaevlerini üniversiteler ve sanayicilerle birleştirerek atıl enerjiyi üretime dönüştürmek. Sloganımız: ‘Kadınlar üretsin, Türkiye büyüsün.’ Anadolu’da istihdam seferberliğini 81 ile yaymayı hedefliyoruz.”

***

Çok teşekkür ediyoruz Sayın Külünk. Şimdi Bursa’ya, Hürriyet Köylüleri’ne ve Vatan Partisi Bursa Milletvekili Adayı Dilek Çınar Karşıkçı’ya gidiyoruz.

“Değerli Genel Başkanımızı ve kıymetli konuklarımızı Bursa’dan saygıyla selamlıyorum. Yanımızda sendikalı oldukları için işten atılan tekstil işçisi kadınlarımız var. Biz genç kadın adaylar olarak, meclisi gerçekten sorunların çözüldüğü bir yer haline getirmek için yola çıktık. En önemli talebimiz eşitlik. Ancak işe alımlarda yetenek ve eğitim aynı olmasına rağmen erkeklerin tercih edildiği bir sistemle karşı karşıyayız; bu liyakatsizliği reddediyoruz. Kadına şiddetin, tacizin ve tecavüzün tamamen hayatımızdan çıktığı, sokaklarda korkusuzca dolaşabildiğimiz bir Türkiye istiyoruz. Vatan Partiliyiz; çünkü çözümün adresindeyiz.”

***

Sözü şimdi Cumhuriyet Kadınları Derneği Osman Gazi Şube Başkanı ve milletvekili adayımız Sevim Beroğlu’na bırakıyoruz.

“Değerli Genel Başkanım ve bizi izleyen konuklarımızı saygıyla selamlıyorum. Avrasya’dan dünya geneline kadar tüm kadınların emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini selamlıyoruz. Türkiye’de kadın mücadelesinin başarısının, Türkiye’nin tam bağımsızlık mücadelesine bağlı olduğunu görüyoruz. Suriyeli, Rus, Türk, Afgan, Iraklı, İranlı, Hintli, Çinli, Pakistanlı ve Latin Amerikalı kadınların; uyuşturucuya ve LGBT dayatmalarına karşı vatanları için verdikleri ortak mücadeleyi birleştirmeliyiz. Biz; bağımsızlık, planlı ekonomi, eşitlik ve istihdam için adayız.” İstihdam içinde bulunan bütün kadın arkadaşlarımızın ortak sorununun özellikle çocuk bakımı olduğunu görüyoruz. Biraz sonra işçi kadın arkadaşlarımız bunu açıkça dile getirecekler. İşçi kadınlar, çiftçi kadınlar, operatifçiler ve girişimciler; yani hemen hemen hepimizin üretime ve istihdama katılırken yaşadığı en büyük sorun, çocukların sadece annenin, babanın ve ailenin sorumluluğu altında olmasıdır. Bu durum, kadının istihdama katılımında büyük bir engel oluşturuyor. O nedenle bizler, çocukların toplumun ve devletin sorumluluğu altında, mahallelerde kreşlerle ve bakım evleriyle desteklenmesi gerektiğini ve sorunun ancak böyle çözüleceğini biliyoruz. Öte yandan, istihdamdaki kadınların en büyük sorunu örgütlülüktür. Tüm bunlar için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bölücülüğe izin vermemek adına adayız. Kadınların seviyesini ve statüsünü daha yükseklere taşımak için hep birlikte bu işi başaracağımıza inanıyoruz.

Ben kısaca kendimden ve direnişimizden bahsetmek istiyorum. İsmim Elif Varol, Barutçu Tekstil işçisiydim. Baskı ve mobbinge karşı durmak için Özüplik-İş Sendikası’na üye oldum. Bu kötü ekonomik koşullarda patron bizi işten çıkardı. Daha önceden işten çıkardığı işçilerin tazminatlarını vermemek için baskı uygulayarak, onları istifaya zorlayıp asılsız mazeretler oluşturdu. Bu süreçte tazminat ödemeyen Lütfü Barutçu, Özüplik-İş Sendikası kapıda olduğu için bizlere ödeme yapmak zorunda kaldı. Patron bir sürü yıldırma politikası uyguladı; direniş alanına asit dolu tankerler koyup bizleri ve benim 4 yaşındaki kızımı zehirlemeye çalıştı. Biz yılmadık, yılmayacağız. 194 gündür mücadele veriyoruz ve sonuna kadar direneceğiz. Patronun sermaye gücü varsa bizim de Özüplik-İş Sendikamız var. Sesimiz sesiniz olsun istiyoruz. Emeğin yanında olan bütün dostlarımızı desteğe bekliyoruz. Hepinize teşekkür ediyorum.

Sıra milletvekili adayı Dilek Çınar ve değerli konuklarına geldi. Sayın Doğu Perinçek beni defaatle uyardı; birinci sıra adaylarını söylemeyi unutuyorum ama Vatan Partisi’nin öncü kadınları Türkiye’nin dört bir yanında birinci sıradan aday olarak meclise girmeye hazırlar. Meltem Hanım hatırlatın isterseniz; Aydın’da Zühre Genişer, Denizli’de Işıl Çetin, Hatay’da bağlanan arkadaşımız Zehrin Öztürk, Bursa’da Dilek Çınar, Van’da Akire Çevik, Şırnak’ta Şükran Paksoy Altürk. 12 ilde birinci sırada kadın adaylarımız var. Bu da Vatan Partisi’nin farkı.

Sayın Doğu Perinçek, sendikal mücadelenin önder isimleri Bursa’da söz sahibi. Ben bu konu hakkında size biraz soru sormak isterim. Türkiye’nin dört bir yanındaki mücadelelere baktığımız zaman, son dönemlerde özellikle kadınların ön cephede mücadele ettiğini ve hakkını aradığını görüyoruz. Yapılan eylemlerde, protestolarda ve grevlerde sözcü olarak hep kadınlar öne çıkıyor. Ne diyeceksiniz?

“Türkiye köklü ve büyük çözümlere doğru gidiyor. Kadın bir hareketin önüne geçmişse artık ufuk aydınlanacak demektir. Demek ki tan yeri ağarıyor; kadınlar sayesinde. Zaten bakın, kadın doğurandır; köklü çözümler de doğum demektir. Dolayısıyla kadınların hareketlerin başında olması bize yeni bir dünyanın, yeni bir Türkiye’nin haberini veriyor. Kadın emziricidir, vericidir. Erkeklerle karşılaştırdığımızda kadınların daha diğerkâm, yani yardımsever ve paylaşımcı olduğunu görüyoruz. Bu kadının doğasında var. Bizim o kadınların vericiliğini kendimize örnek almamız lazım. Dolayısıyla erkeklerin de biraz ‘kadınlaşması’ gerekiyor. Sendikalarda da kadının vericiliği, yardımseverliği ve zorluklarla mücadelesindeki azmi onları öne çıkarıyor. Birçok çözümde onların dirayetini, kararlılığını, umut ve özlemlerini görüyoruz.”

Çok teşekkür ediyoruz. Kadın pek çok yerde çözüm arıyor; evde, iş yerinde, tarlada çözüm arıyor. Engelli kadınların ve engelli çocuklara sahip kadınların da büyük problemleri var. Şimdi değerli konuğumuz Sayın Zeynep Çakmak’a mikrofonu uzatmak istiyoruz. Sayın Çakmak, Vatan Partisi’nin bu konuda önemli projeleri ve programı var. Siz de öncülük eden isimlerden birisiniz. Neler söyleyeceksiniz? Hangi eksiklikler giderilmeli? Hangi çözümleri sunuyorsunuz?

“Öncelikle herkese merhaba diyorum. 35 yıldır engellilerle çalışıyorum. Eğitimle başladım, otizmli bir oğlum var, şu an 40 yaşında. O dönem baktım ki okulu yok, otizmi bilen doktor yok. Çok çırpındım. Sonra anladım ki bu sadece benim sorunum değil, tüm engellilerin okulu yok. Aileler hiçbir şey bilmiyor. Kurumları gezdim, dilekçeler verdim. Benim hedefim okuldu. Başarabildiğim kadar özel sınıflar açıldı, kaynaştırmayla başladık ama bunlar yetmiyor. Çoğu aile bilinçsiz ve kabullenmiş durumda. Siyasi partilere ulaştım, derdimi anlattım ama hep ‘inşallah’ dendi. AK Parti döneminde maaş bağlanmaya başlayınca, herkes rapor alma kaygısına düştü; burada da ciddi sorunlar oluştu. Bugün milletvekili adayımız Vildan Hanım ile Avcılar’da engelli aileleri ziyaret ediyoruz; ailelerin tek derdi ne alabileceği. Ama bizim en önemli sıkıntımız eğitim. Önce anneler eğitilmeli. Babalar maalesef çok katılmıyor. Her ilçede tabela okullar açıldı ama tam teşekküllü okullar olmalı. Eğitim alamayacak çocuklar evden çıkarılmalı. Vatan Partisi’nin programını okuduğumda, engelli hakları konusunda ciddi bir proje gördüm. İnsan haklarına aykırı bu durumun değişmesi için bir Engelli Yasası çıkarılmalı. Bugün engellinin sırtından kurumlar rant elde ediyor. Engelli sayısı neden artıyor, bunu kimse konuşmuyor. Beş çocuktan üçü bilinmeyen hastalıklarla doğuyor. Ben özellikle kadın arkadaşlarımdan bu durumu sahiplenmelerini istiyorum. Engelli annelerinin üretimine gelince; çocuğunun sorunuyla baş edemeyen bir annenin üretime katılması mümkün değil. İşitme engelli çocukların en büyük sorunu işsizlik; meslek lisesini bitiriyorlar ama duymadıkları için işe alınmıyorlar. İnanıyorum ki Vatan Partisi mecliste olursa bu yasa çıkacak ve kaygılarımız bitecek.”

Sayın Şule Perinçek, engellilerle ilgili Vatan Partisi’nin yasa taslağı hazır. Hemen meclise sunabiliriz. Ayrıca engelliler için ayrı konservatuvarlar açılması çok rahat yapabileceğimiz bir şey. Otistik, zihinsel ve bedensel engelleri gözeterek, tedavi yöntemlerini ve anneleri özgürleştirmeyi esas alan bir taslak hazırladık.

Sayın Ayvalı, programdan bize bir görev çıktı. Isparta birinci sıra milletvekili adayımız Melahat Köse de bir engelli annesi. Melahat Hanım’ın gücüyle Zeynep Hanım’ın ve Firdevs Hanım’ın gücünü birleştirelim ve bu kooperatif projesini büyütelim. Vatan Partisi olarak engellilerin yürüyecek yolları yoksa, meclise geldiğimizde sosyal kulüpler ve eğitim alanlarıyla onların hayata katılmalarını sağlayacağız.

Şimdi Muğla’ya, Elif Çetin İşlek’e gidiyoruz. Muğla Milletvekili Adayımız olarak seracı kadınların sorunlarını bize anlatacak.

“Merhabalar, Köyceğiz Pınar Köy’den selamlar. Kadın üreticilerimizle bir kooperatif kurma düşüncesiyle yola çıktık. Yanımda on tane serası olan Bahriye ablamız var. Dinleyelim.”

“Gübre, ilaç alamıyoruz. İşçi hiç bulunmaz oldu, gençler çalışmak istemiyor. Sorunlarımız çok.”

Kadınlarımızın örgütlenme sorunu olduğu için kooperatifleşmeye önem verdik ancak ticari amaç güden işletmeler bu örgütlenmenin önünü kesti. Kadınlar üretmek istiyor ama girdi maliyetleri ve işçi bulma sorunu nedeniyle önümüz kesiliyor. Sıkıntıyı yaşamaya devam ediyoruz. Ama Bahriye Abla da ücretleri karşılayamıyor. Mesela bir kadını… Yaptığım yemeğin karşılığını dahi alamıyorum yani. Evet, o şekilde. Üretim Devrimi’yle umarız bunların üstesinden geleceğiz. Başka, şimdi burada da Ayşe Teyzemiz var. Onun da ölüm ve teyzemle ilgili kadın olarak sorunları var. Biraz da sizi dinleyelim.

Hayırlı günler. Ben ev hanımı değil, her işe koşturan biriyim. Tarlada olsun, bağda olsun, her türlü esnaflıkta olsun çalışıyorum. İneklerim vardı; ücretli, süt ineklerim vardı. Bu yem zamlarından, her şeye gelen zamlardan dolayı inekleri ucuza sattım. Hem ucuz gitti. Bu 50 başa 7 şey (destek) veriyorlar da, 1-2 ineği olana 4-5 ineği olana niye vermiyorlar? Bunu istiyorum ben. Destek istiyorum, destek! Yem olarak da… Üretici hem kadınsın hem de üreticisin. Tarımla ilgili sıkıntıların olmadı mı? Oldu. Her konuda oldu. Mesela tarlaya ekin ekiyor, çift masrafı, mazot masrafı, gübre masrafı… Karşılığını alamıyorsun, kaldıramıyorsun yani. İşçi masrafı da var, hiç kalkmıyor. Ben ufak üreticilere de destek istiyorum. İllaki büyük üreticilere değil. Küçük üreticilere; bir iki ineği olana, dört beş ineği olana hiç destek yok. Tarlası illaki yüz dönüm, elli dönüm mü olacak? Mesela tapusuz oluyor, ekemiyor, yardım alamıyor. Bunun için devletimden, hükümetimden yardım istiyorum. Küçük üreticilere de destek olsunlar. İllaki elli baş, büyük baş değil; küçük baş da istiyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Aslında konuşulacak çok sorunumuz var. Üretici kadınlarımızın tarımda, hayvancılıkta, işçilikte pek çok problemi var. Bunu umarım Vatan Partimizin Üretim Devrimi programıyla; benziniyle, mazotuyla, yemiyle, girdi maliyetlerini karşılama hedefiyle aşacağız. Buradaki sinerji, üretici kadınlarımızın meclise gidecek milletvekili adayı kadınlarımıza güvendiğini gösteriyor. Muğla’ya sevgiler, selamlar diliyoruz. Muğla’da da üretici kadınlar ilaç, gübre ve mazot için destek istiyor.

Sayın Genel Başkan, dikkatimi çeken bir diğer konu şu oldu: Özellikle tarım bölgelerinde gençler büyük şehirlere gittiği için üreticiler işçi bulamamaktan ve üretimin gençlerle sürdürülememesinden yakınıyor. Bunun için ne yapılması lazım? Gençleri kırsal alana nasıl yönlendireceğiz?

Tarımda üretimi verimli hale getirirsek, tarımdan insanların karnı doyarsa ve tarımda insanlar çağdaş bir şekilde yaşama olanaklarına kavuşursa, buraları terk edip şehirlerde perişan halde yaşamak gibi tercihlerden vazgeçerler. Ne yapacağız? Ucuz mazot, ucuz gübre, ucuz tarım ilacı sağlayacağız. Maliyetler düştüğünde tarımdaki zenginleşme, üreticiyi tekrar toprağa çekecek. İkincisi; “İstanbul’a kanal değil, Anadolu’ya su” diyoruz. Anadolu’daki tarım üreticisinin en büyük ihtiyaçlarından biri enerji ise diğeri sudur. Su da aslında bir enerjidir. İstanbul’da her taraf denizken, Trakya’nın ortasından İstanbul’la Trakya’yı bölen yeni bir boğaz geçirmek rant sağlamaktan başka bir şey değildir. Biz buraya 50 milyar doları dökmek yerine Atatürk Barajı’nı tamamlamayı, Harran Ovası’nı, Kızıltepe ve Mardin ovalarını suyla zenginleştirmeyi savunuyoruz. Nehirlerimizi, barajlarımızı iyi kullanarak, hatta Karadeniz’in suyunu tuzdan arındırıp ırmaklar vasıtasıyla Anadolu’ya taşıyarak “Anadolu’ya Su” projemizi hayata geçireceğiz. Anadolu’ya su demek, tarım üretiminin verimleşmesi ve insanların doğdukları topraklara dönmesi demektir.

İstanbul’un nüfusunu 10 yıl içinde 5 milyona düşürüp orayı bir ticaret ve kültür kenti haline getireceğiz. Bu nüfus fazlalığını, Anadolu’daki verimli tarım ve sanayi alanlarına taşıyacağız. Anadolu’ya su getirmek, Urfa’ya su getirmek anlamına da geliyor. Urfa halkını yakından tanıyorum; çalışkandır, üreticidir ama mevsimlik işçidir. Bu işçilerin yükünü de en çok kadınlar taşır. Barajlarla su geldiğinde, Anadolu’nun kadınlarını da üretime katmış olacağız.

Kadınları Üretim Devrimi programı ile buluşturmak önceliğimizdir. Türkiye’nin bir diğer önemli sorunu da kadına yönelik şiddettir. Bu konuda ciddi bir mücadele yürüten Vatan Partisi İstanbul Milletvekili Adayı Avukat Elif Eskin’e söz vermek istiyorum. İstanbul Sözleşmesi Türkiye’nin gündeminden çıktı ancak hâlâ seçim sürecinde bu konuyu gündemde tutmaya çalışanlar var. 6284 sayılı yasa kadının en büyük güvencesi. Bu konuda taviz verilmeyeceği ifade ediliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir hukukçu olarak neler yapacaksınız?

Öncelikle herkesi selamlıyorum. 2006’dan beri Vatan Partiliyim. Türkiye’nin çalkantılı siyasi hayatında pek çok an biriktirdim. Bunlardan en çarpıcı olanı, 10. Kurultayımızın açılışında Sayın Genel Başkanımızın, “Özgecan Arslan’ı alevler içinde çığlık çığlığa bıraktığımız için utanıyoruz” diyerek salona bir yıldırım gibi düşen konuşmasıdır. Bu vesileyle Özgecan Arslan ve onun nezdinde sadece kadın olduğu için katledilen tüm kadınları anmak isterim. Vatan Partisi’nin kadına karşı şiddete bakışı budur. Biz hukukçu kadınlar, partimizde mecliste kanun yapma komisyonu gibi çalışıyoruz.

Kadın cinayeti diye bir kavramın kalmadığı bir Türkiye istiyoruz. Elbette cinayetleri tamamen sonlandıramazsınız ama kadın cinayeti özel bir olgudur. Vatan Partisi’nin girdiği bir mecliste bu konuda çok yol alınacağına eminim. İstanbul Sözleşmesi bahanesiyle, “Kadın cinayetleri artacak, koruma kararları kalkacak” deniliyor; bu koskocaman bir yalan. Sözleşmeden önce de 4320 sayılı yasamız vardı, sonra 6284 sayılı yasa ile genişleyerek devam etti. Bu milli bir yasadır. İstanbul Sözleşmesi’ndeki “cinsel yönelim” gibi kavramlar 6284’te yoktur. Bugün Millet İttifakı bir taraftan sözleşmeyi geri getireceğini söylerken diğer taraftan 6284’ü hedefe koyuyor. Cumhur İttifakı içerisinde de benzer kafa karışıklıkları var. Biz Vatan Partisi olarak aileyi önemsiyoruz; ancak sağlıklı, sevgi ve saygı temeline dayanan aileyi. İçinde şiddet barındıran bir aileyi değil.

Şiddetin toplumsal ve ekonomik kaynakları vardır. Vatan Partisi’nin temeli üretimdir; kadını üretimin tam içinde, eşit olarak seferber edebilirsek şiddet durur. Medyada yasalarda eksiklik varmış gibi bir algı yaratılıyor. Oysa ısrarlı takibin suç sayılması, suçların alt sınırlarının yükseltilmesi gibi konularda yasalarda yapılacak çok da fazla şey kalmadı. Uygulamada ve anlayışta yapılacak çok şey var. Bunun için devrimci bir hükümete ihtiyaç var. Kadının iş yerinde eşit olması için, belli bir sayıdan sonra kreş zorunluluğu gibi maddelerin işveren üzerindeki maliyet baskısını devlet üstlenmelidir. Halkçı devlet bunu yapar.

Şimdi bir diğer hukukçu adayımız Nuriye Kadan’a söz verelim.

Öncü Kadın Hukuk Komisyonu’nda birlikte çalışıyoruz. Arkadaşım çok güzel anlattı. “Mor zehirlenmelere” teslim olan kadın örgütleri, mücadeleyi erkek ve devlet düşmanlığı üzerinden yürütüyorlar. Biz diyoruz ki bu yöntemlerle çözüm olmaz. Çözüm çok net; kadın ve erkek toplumsal olarak üretimde eşit hale gelirse sorunlar çözülür. Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak kadına yönelik şiddetle mücadele için dört ayaklı bir program hazırladık ve önerilerimiz zamanla hayata geçirildi. Önemli olan yasaları uygulayıcılar bakımından içselleştirmektir. Vatan Partisi meclise girdiğinde, kadın ürettikçe yükselecek; Türkiye de onunla beraber yükselecek.

Teşekkür ediyoruz Sayın Kadan. Reklam dönüşünde, konunun medya ayağını konuşmak üzere Şule Perinç’e söz vereceğiz. Saat başında görüşmek üzere.

(Reklam sonrası)
Ulusal Kanal ekranlarında kadınların çıkış yolunu konuşmaya devam ediyoruz. Şimdi Adana’ya, Vatan Partisi Adana Milletvekili Adayı Sayın Banu Karahan’a dönüyoruz. Yanında mevsimlik işçiler var.

Başkanım, değerli milletvekili adaylarım ve konuklar; Adana’nın Seyhan ilçesinden, verimli topraklarından sesleniyoruz. Arkamızda karpuz ve kavun tarlası var. Biz dört kadın milletvekili adayı olarak buradayız: Avukat Nesrin Kılıçay, ben Banu Karahan ve diğer aday arkadaşlarımızla birlikte mevsimlik işçilerin sorunlarını dinlemek için geldik. Az önce Karataş’ta da bir çalışma yaptık. Şimdi onların dertlerini dinleyeceğiz. Orada da bayağı sıkıntıları, dertleri, sorunları dinledik. Ama şimdi geldik; onların dertlerini, sıkıntılarını dinleyelim diye. Şimdi sözü Halime Hanım’a veriyorum çünkü biliyoruz ki dertleri çok büyük. O bize anlatsın sıkıntılarını. Zeliha Hanım… Pardon, mikrofonu Zeliha Hanım’a veriyoruz.

“Ben Fatime, 20 yıldır burada yaşıyorum. Kendi imkânlarımla çadır yaptım, kendi imkânlarımla ağaçlar diktirdim. Çalışıyorum ama ev hanımlığı yapamadım, çocuklarımla düzgün bir şekilde oturamadım. Maddi durumumuz olmadığı için tarlada çalışıyorum. Evime geliyorum, ev işlerimle uğraşıyorum, ekmek açıyorum. Çadırdayız; elektrik yok, hiçbir imkânımız yok. Tarlada çalışıyoruz, çamur demeden gece gündüz yeme peşindeyiz. Kimse el atmıyor, kimse bakmıyor. Çocuklarımız okula kendi imkânlarıyla gitmeye çalışıyor ama servis gelmediği için gidemiyorlar, okuyamıyorlar. Rezilin içindeyiz. En önemlisi eğitim hayatımızı mahvettiler.”

“Ben Halime Mert, yanımdaki Fatime Mert’in kızıyım. Ben de hemen hemen 16 yıldır bu işlerde çalışıyorum. Şu anda en büyük sorun eğitimimizden mahrum kalmamız. Maddi sıkıntılar yüzünden eğitimden vazgeçtim ama bari bu çocuklara yardım edin. Biz gençliğimizi işlerde verdik ama bu çocuklara yardım elini uzatın. İkinci dönemde çalışmak zorunda olduğum için eğitimden alındım; hâlâ çok istekliyim ama destek olan yok. Sağ olsun Duru Abla bazen destek oluyor ama artık evlendim, ‘okul benim neyime’ diyorum. Bundan sonra eğitim yapacaksanız çocuklar için yapın. Lütfen buraya bir servis gelsin; benim çektiğim sıkıntıyı çocuklar çekmesin. Her gün emir altında eziliyoruz. Hakkımızı savunmak burada ‘diklenmek’ oluyor; hesabına gelmiyorsa çalışma diyorlar. Bilmiyorum, bizim için bir şeyler değişecek mi ama lütfen çocuklar için değişsin.”

“Keşke kendi imkânlarımızla kendi işimizi yapabilseydik. Başka milletin yanında çalışmasaydık. Çoğu kişi zaten burada sabit kalmıyor; memleketine dönmüyor, başka işlere, domatese, pancara gidiyorlar. Gördüğünüz gibi kendi yevmiyemizle çadırlarda yaşıyoruz. Elektrik yok, perişanız. Eve mi yetiştirelim, çocukların okuluna mı? Yevmiye olursa karnımızı doyuruyoruz, olmazsa açız. Kimsenin haberi yok.”

“Kadın olarak hem tarlada çalışıyoruz, hem eve geliyoruz, hem çocuklara bakıyoruz. Ne yapayım? Okumam yazmam yok, nereye gideyim? Mecbur tarlaya gidiyorum. Bir de özürlü oğlum var; eskiden bakım maaşı alıyordum, onu da kestiler. Kolu yok, konuşamıyor, işitmiyor. Şimdi ben tarlaya mı gideyim, ona mı bakayım? Epilepsi hastası, bayılıyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Gidecek yerimiz olsaydı giderdik. 20 yıldır çadırdayız; konteyner, tuvalet, banyo ihtiyacımız var. Biri el atsın.”

“Adana’dan tekrar herkese selamlar. Adana Milletvekili Adayı Sayın Banu Karahan bize oradaki mevsimlik işçi kadınların sorunlarını iletti. Kadınlar neye yetişeceğini şaşırmış durumda, çocukların eğitim hakkı ellerinden alınmış vaziyette. Mevsimlik işçilerimiz Türkiye’de en ağır koşullarda yaşıyor. Vatan Partisi var; Türkiye’nin kaynaklarını üretimde çalışan bütün insanların refahı için eşitlikçi bir şekilde değerlendireceğiz. Hiçbir insanımızı çadırda, en medeni ihtiyaçlardan yoksun bırakmayacağız. Bu, Türk insanının layık olduğu bir durum değil.”

“Türkiye çok zengin, çok üreten bir ülke. 500 milyar dolar yabancı bankalarda yattığına göre bu kaynaklarla Türkiye’nin tarım sorunları çözülür. Eğitim yalnız tarımdan kurtulmak değil, tarımı eğitilmiş iş gücüyle yapmaktır. Bu, verimliliği ve refahı artırır. Mevsimlik işçilerimizin feryadını ta yüreğimizde duyuyoruz. ‘Üretici baş tacı’ diyoruz. Vatan Partisi sizden görev talep ediyor. Bu acıların hepsini dindirecek imkânlar Türkiye’de mevcut. 1980’den bu yana üreticiyi kambur ilan eden, Türkiye’yi borca batıran ve insanları sefil bırakan programlara son vereceğiz. Doğru bir dış politikayla; İran, Rusya, Irak ve Azerbaycan ile dostluk kurarak ucuz mazot, ucuz gübre ve ucuz tarım ilacı sağlayacağız. Bizi yönetenler bugüne kadar hep Amerika’nın dayattığı siyasetleri izledi. Vatan Partisi tüm bunlara son verecek; komşularla iş birliği yaparak üreticimizi efendi yapacağız. Köylü memleketin efendisidir; sıcak para komisyoncularının, borsa vurguncularının, faizcilerin değil.”

“Şimdi Vatan Partisi İstanbul Milletvekili Adayı Sayın Ayşe Akdok’a söz vereceğim. Sayın Akdok, kadınların üretimde yer alması ve ekonomik bağımsızlığını kazanması üzerine çalışmalarınızı nasıl yürütüyorsunuz?”

“Öncelikle herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Hem milletvekili adayıyım hem de partimizin Sanayici ve İş İnsanları Bürosu Başkanıyım. Türkiye’de sanayide kadının yeri çok küçük; TÜİK verilerine göre kadın istihdamı %19 civarında. Birçok küçük ve orta ölçekli işletmede kadınlar tuvaleti bile yok. Bir kız öğrenci orada staj bile yapamaz. Vatan Partisi olarak liyakati esas alacağız; liyakat geldiği an kadının önü açılacak. Özel sektörde ise devlet teşvikleri ve yasal düzenlemelerle bunu sağlayacağız.”

“Doğum izni meselesi kadınlar için iş hayatında ciddi bir engel. Dünyada örnekleri var; erkeklere de kadınlara yakın doğum izni verin, bakın nasıl kadının sorunu olmaktan çıkıyor. Çünkü bu sadece kadının değil, ailenin çocuğu. Kreş ihtiyacı da aynı şekilde; kadın meselesi gibi bakılmamalı. Türkiye’de eğitim görmüş, çok değerli kadınlarımız var. İmkân verildiğinde bir global şirketin 39 ülkesinin tedarik zincirini yönetebiliyorlar. Kadının da erkek sanayicinin de bize ihtiyacı var.” Sayın Gülnür Bayburt, sanata ilişkin görüşlerini çok güzel aktardı bizlere az önce. Biz şimdi yine sanata ilişkin yorumlarını almak üzere Ankara’dan değerli bir konuğumuzla konuşacağız. Vatan Partisi Ankara İl Yöneticisi Nurşen Pire bizlerle birlikte. Sayın Pire, hoş geldiniz diyeceğim ama sanırım bir sorun oluştu. Birazdan Sayın Pire hazır olacak. Sanata ilişkin görüşlerini aktaracağı için ve birazdan da bağlanacağı için Sayın Gülnür Bayburt’a bu süre içerisinde ben yeniden dönmek isterim.

Vatan Partisi bu alana öncelik tanıyan partilerden biri. Başka partilerin programlarında sanata ilişkin çok söylem göremiyoruz. Bununla birlikte son dönemde tam tersi, neoliberal politikalara teslim olmuş sanatçılarla karşı karşıya kalıyoruz. Neler düşünürsünüz bu konuyla ilgili?

“Çok haklısınız. Gerçekten başta Doğu Perinçek olmak üzere sanata çok değer verdiklerine bizzat ben şahit oldum. Zaman zaman gösteriler yaparız. Ben tek başıma bu sanat dalında mücadele vermiş bir insanım. Doğu Perinçek’i gösterime çağırmıştım; kendileri geldiler ve ondan sonra bir daha hiçbir zaman elimizi bırakmadılar. Çok teşekkür ediyorum. Her konuda bana destek olacaklarını söylediler. Birlikte daha büyük projelerimiz var, onları inşallah başaracağız. Böylelikle sanatı ülkemizde daha yaygın bir hale getirmeye ve sevdirmeye çalışacağız. Bu konuyla ilgili de tekrar teşekkür ediyorum.”

Çok teşekkür ediyoruz. Sayın Vatan Partisi’nin bu konuyla ilgili çalışmalarını da dikkatle izleyeceğiz. Şimdi bağlantımız henüz hazır olmadı ancak zamanımız da oldukça kısıtlı. Hazır olduğu takdirde belki yayınımıza alma fırsatımız olacaktır ama yavaş yavaş yayınımızı toparlamamız gerekiyor. Ben Vatan Partisi Öncü Kadın Genel Başkanı Sayın Meltem Ayvalı’ya dönmek istiyorum. Birbirinden değerli adaylar ve konuklar yer aldı. Uzaktan bağlantıyla problemlerini ve çözüm önerilerini aktardılar. Kadın milletvekili adaylarına çok görev düşüyor, öyle gözüküyor.

“Evet Seda Hanım, biz bugün burada bir meclis kurduk aslında; bir kadın meclisi oldu bu. Ne kadar nitelikli, ne kadar zengin olduğunu milyonlarca vatandaşımız Ulusal Kanal ekranlarından izledi. Şimdi bu niteliği, bu zenginliği, bu kararlılığı ve bu mücadeleci ruhu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıma zamanı. Biz bunun için geliyoruz. Son sözlerimiz olduğu için ekranları başında bizleri izleyen kadınlara seslenmek istiyorum özellikle. Değerli arkadaşlarım; sorunlardan, zorluklardan bahsettik. Hepimiz biliyoruz, hayatımızda yaşıyoruz. Belki beş program daha yapardık bu sorunlarla ilgili ama çözüm var; çünkü Vatan Partisi var.”

“Bakın, biz kadınlar yalnızca ezilen, baskılanan, hor görülen veya dışlanan değiliz. Buradan bugün yeniden, kaçıncı kez olduğunu bilmiyorum ama yeniden ilan ediyoruz: Türk kadını kahramandır ve biz kahraman kadınları meclise sokacağız. Müjdenin de müjdesi; bizi bu noktaya getiren sistem çöküyor, çökmekte. Yeni bir dünya kuruluyor ve o yeni dünyada kadınlar için zincirler yok, dayatmalar yok. Ne var peki? Eşitlik var, özgürlük var, paylaşmak var, üretim var. Yani kadınlar için erkekle beraber başı dik, onurlu bir yaşam var. O nedenle biz Vatan Partili kadınlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdiğimizde, Türkiye’yi kurulmakta olan yeni dünyanın öncüsü yapmak için adayız. Üretiyoruz, zorlukları aşmayı biliyoruz; bilincimize işlemiş bu, Sayın Genel Başkanımızın belirttiği gibi.”

“Ülkemizin önünde zorluklar var ve o zorluklarda en çok kadınlara ihtiyaç var. Ama biz kadınları şimdi Vatan Partisi ile yönetime çağırıyoruz, yönetmeye davet ediyoruz. İlk duvarı yıkalım hep beraber. Bugün burada bu yürüyüşü başlatalım. Vatan Partisi’nin iktidar yürüyüşü, kadınların iktidar yürüyüşü olacak.”

Biraz önce Ankara’ya dönememiştik, Ankara’da hâlihazırda bir ekip bizi bekliyor; Nurşen Pire önderliğinde başkente dönelim. Sayın Nurşen Pire’nin ve diğer yöneticilerimizin sanata ilişkin bakış açısını ve görüşlerini dinleyelim.

“Merhaba, Ankara’da bütün milletvekili adaylarımızla buradayız. Biz de sanat üreten kadınlar açısından onların salonları ve işletme hakları ile ilgili bir çalışma yaptık. Gördük ki resim, heykel, müzik, sinema, tiyatro, mimari ve tasarım gibi sanatın bütün alanlarında, yöneticilik anlamında da kadınlara özgürlük alanlarının kapalı olduğunu tespit ettik. Oysa ki kültürümüz kadın yaratıcılığı ve renkli zenginliklerle doludur. Üretim tasarımla başlar. Çoğumuzda tasarım, algı ve yaratıcılık bu kadar önemliyken kadının bu potansiyelinin kullanılmadığını gördük. Vatan Partisi pratikleri sayesinde sanata destek verileceğini ve kadın sanatçıların hayat bulacağını umut ediyorum. Selamlar.”

“Merhaba dostlar. Bu saate kadar duyduk ki sadece insanın sesi, isteği, ihtiyacı önemli. Peki ya sesini duyamadığımız hayvanlarımız, ağaçlarımız, doğamız, toprağımız, suyumuz? Ben bu nedenle konuşmamı Vatan Partisi’nin doğa ve hayvan hakları programına yönelik iletmek istiyorum. Doğa ve insan yaşamı birbirinden ayrılamaz; toplum sağlığı için bu bütünlük korunmalıdır. Bizler bu bütünlüğün savunmacısı ve koruyucusu bireyleriz. Eczacı olduğum için biliyorum, toplumda o kadar çok depresyon geçiren insan var ki, o kadar çok ilaç kullanılıyor ki… Buna bir de alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ekleniyor. Oysa ki doğamız önümüzde. İnsan doğanın bir parçası; yalnızlaştığı zaman doğadan destek alıyor. Faunasıyla, florasıyla, suyuyla, toprağıyla doğa bizi yaşatandır. Kadına şiddet diyoruz; oysa ki şiddet doğaya şiddetle başlar ve sevgisizlikle devam eder. Et tüketimi için hayvanlara eziyet edilmesine karşıyız. Sağlık politikaları doktorlar, veterinerler ve eczacılarla oluşturulmalıdır. Küçük ve büyükbaş besicilik, süt ve ürünleri sektörleri yaşamın önceliklerindendir. O nedenle doğal yaşam dernekleri, ülke zenginliklerinin koruyucuları oldukları için desteklenmelidir. Ben bu nedenlerle toplumsal görev bilincimle Vatan Partisi’ndeyim. Teşekkür ediyorum.”

Başkente selamlar, tüm milletvekili adaylarımıza başarılar diliyoruz. Ve son söz artık Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in. Buyurun Sayın Perinçek.

“Çok güzel, verimli, canlı, hayatın içinden bir toplantı oldu. Ama sanıyorum Türk milletimiz şunu görmüştür: Vatan Partisi Türkiye’yi yönetir ve kadınlarla yönetir. Ben buradaki arkadaşlarımı ve Anadolu’dan seslenenleri dinlerken hep bir hükümet kurdum. Gerçekten Türkiye’yi son 30-40 yılda yöneten hükümetlerden çok daha birikimli, namuslu, ahlaklı, karakterli, kendini halkına adamış bir hükümeti bu toplantıdan çıkartabiliriz. İşte bu birikimimizle, bu niteliğimizle Türk milletine sesleniyoruz: Türkiye’yi Türk milletinin özlemlerine, dileklerine uygun bir şekilde yönetiriz. Türkiye’nin kaynakları var ve seçimdeki en büyük vaadimizi açıklıyorum: Aziz Türk Milleti, Vatan Partisi yönetiminde herkese bir altın bilezik dağıtacağız. Yani herkes iş sahibi olacak; herkes niteliğine ve birikimine göre bir işte çalışacak. Tek bir insanımızı boşta bırakmayacağız.”

“Türkiye’nin kalkınması emekle, çalışmayla ve üretmekle olur. Hepimiz çalıştığımız zaman üretim olur ve zenginleşiriz. Peki işi nasıl bulacağız? Vatan Partisi altın bileziği nasıl dağıtacağını açıklıyor: Türkiye’nin kaynaklarına kamu olarak, devlet olarak yön vereceğiz. Ürettiğimiz kaynakların en az %40’ını her yıl tasarrufa ayıracağız. Bu tasarrufla fabrikalar, hizmet kuruluşları, eğitim kuruluşları yapacağız; tarıma ve sanayiye yatıracağız. Bütün mesele Türkiye’nin kaynaklarına hükmedebilmek. Ama suyun başına kim kurulmuş? Dışarıdan sıcak para getirip komisyon alanlar, dolar-borsa vurguncuları kurulmuş. Birileri büyük zenginliklere el koyuyor ama Adana’daki mevsimlik tarım işçisi çadırında yaşıyor. Niye? Çünkü tarikat rantçıları, ihale vurguncuları, devletin sırtından geçinenler, büyük faizciler Türkiye’nin kaynaklarına el koyuyor. Buna son vereceğiz.”

“Türkiye’nin kaynaklarına, suyun başına Türk milleti geçecek. En başta da kadınlar geçecek çünkü kadınlar doğuştan üretimci. Kadın doğururken üretiyor, emzirirken üretiyor; kadında üreticilik doğadan var, erkekte olmayan bir özellik. Dolayısıyla meclise kadınları taşımak, hükümeti kadınlarla kurmak bir programdır. Türkiye’nin modernleşmesi; kadına yapılan haksızlıkların, eşitsizliklerin ve şiddetin geçmişte kalacağı bir Türkiye’yi kuracağız. Bu kararlılıkla bütün Türk milletini selamlıyoruz. Türk milletinden cesur olmasını, düzene boyun eğmemesini, koşullara teslim olmamasını istiyoruz. Kendi tepesinde kurulan düzenin önünde ezik olmamasını, bu düzene isyan etmesini istiyoruz. Bu sistem bitmiştir. Bu biten sistemin yerine eşitlikçi, üretimci, Türkiye’yi zenginleştiren ve bağımsız, başı dik üreten Türkiye’yi kurmaya kararlıyız. Diyoruz ki: Güçlü devlet, üreten millet! Bütün Türk milletini, başta kadınlar olmak üzere, sevgiyle selamlıyoruz.”

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’e teşekkür ediyoruz konuşmasından dolayı. Tüm katılımcılara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün Ulusal Kanal ekranlarında tarihi bir program yaptık sayenizde. Kadınların çıkış yolunu konuştuğumuz “Çıkış Yolu” özel programı burada sona eriyor. Bir başka programda yeniden görüşmek üzere, hoşça kalın.

Paylaş