Merhabalar efendim. Çıkış Yolu gününde, Çıkış Yolu saatindeyiz. Hoş geldiniz. Ekranlarınızın başında, sıcak bir gündemde sizlerin karşısındayız. Tabii merak edilen birinci konu elektrik meselesi. Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek bugün bazı açıklamalarda bulundu. O açıklamaları konuşarak başlayacağız. Elektrik ve enerji konusunda Vatan Partisi’nin politikası ne? Bunu biraz daha ayrıntılı işleyeceğiz ve gündemdeki diğer sıcak başlıkları da konuşacağız.
“Ucuz elektrik” konusu şu an Twitter’da gündem. Değerli izleyenler, sizler de sorularınızı, yorumlarınızı ve görüşlerinizi, ekranın sağ üst köşesinde arkadaşlarımızın gösterdiği “ucuz elektrik” etiketine yazarsanız, mümkün oldukça onlara da yer vereceğiz. Twitter’da şu an gündem durumunda; biz de oradan görüşlerinizden yararlanma şansımız olacak. Hatta ikinci sırada olduğumuzu arkadaşlar söylediler. Derinlikli ve sizlerden gelen soruların, görüşlerin bol bol işleneceği bir Çıkış Yolu yapacağız.
Efendim hoş geldiniz.
“Merhaba, hoş bulduk.”
İlker Yücel, Aydınlık Gazetesi Genel Yönetmeni, hoş geldiniz, teşekkürler. Yine birlikteyiz.
Efendim elektrik sıcak bir konu. Ben izleyicilerimize şöyle göstereyim, arkadaşlar da ekrana getirecektir; bir kampanya başlattınız. Neden böyle bir kampanya başlattınız? Elektriğe ilişkin tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Birkaç yıldır, ama özellikle son yıl, dünyadaki enerji bunalımının kapının önünde olduğunu ifade ediyorduk. Özellikle 2021 yılının sonlarına doğru bunu yoğunlaştırdık. Türkiye’de zaten çok ciddi bir yakınma var. Mardin’e gidiyoruz öyle, Diyarbakır’a gidiyoruz öyle, Muğla’ya gidiyoruz öyle. Bundan sonra İç Anadolu’ya, Karadeniz bölgesine, Ordu’ya gidiyoruz. Herkes bu elektrik dağıtım şirketlerinden illallah diyor. Artık cambazlığa kadar iş vardı. Yukarıya sayaçları kuruyorlar ve öyle faturalar geliyor ki… Çiftçilerimiz olsun, sanayicilerimiz olsun, esnafımız… Düşünün, insanlar buzdolaplarını kapamaya başladılar elektrik fiyatlarından. Ve özellikle su motoru çalıştıran çiftçilerimiz, üretim yapmakta zorlanmaya başladılar. Hep bu mücadelenin önünde olduk Vatan Partisi olarak. Şimdi bir de bu zamlar olunca bardak taştı. Bardağı taşıran bu zamlar oldu ve Türkiye’nin enerji sorununu gündeme getirdi. Biz de Vatan Partisi olarak hemen bir toplantı yaptık ve harekete geçtik. Bugün de basın toplantısıyla kamuoyuna duyurduk.”
“Halkın mücadelesi ve talepleri haklıdır. Ucuz elektrik isteyen halkımız, esnafımız, çiftçimiz, sanayicimiz ve genel olarak bütün insanlarımız haklı bir talebi dile getiriyorlar. Hem üretimin devam etmesi hem de insan gibi yaşamak için elektriksiz yaşam yok. Onun için bu talepler uğruna yapılan mücadeleyi son derece yerinde, haklı ve başarıya ulaşacak bir mücadele olarak görüyoruz. Başarıya ulaşacak, bu çok önemli. ‘Tayyip Erdoğan’ın hükümetini yıkacağız’ falan diye ortaya dökülenler var. Onların amacı üzüm yemek değil, halkın üzüm yemesi değil, bağcı dövmek. Halk onların peşinden gitmiyor, gitmeyecek. Onlara fırsat vermeyecek. Ama halk ucuz elektrik istiyor ve bu talep göreceksiniz hükümet katında da mutlaka yankılanacak ve sonuç alacak. Biz Vatan Partisi olarak burada görev ve sorumluluk üstlendik. Bütün örgütlerimiz harekete geçmiş durumda, seferber oldular. Peş peşe basın toplantıları, açıklamalar, yürüyüşler, mitingler… Önümüzdeki gündem bu.”
Evet. Bir duyuru yapayım: Birazdan Vatan Partisi Diyarbakır İl Başkanı Sayın Ferdi Talhan’ı ve Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı’yı bağlayacağız. Vatan Partisi’nin bu eylemlilik sürecini bizlere aktaracaklar. Onu da duyurmuş olalım.
Sayın Başkan, son bir senedir bu enerji konusunu biz de Çıkış Yolu’nda işledik, hatırlıyorum. Urfa’da, Hakkari’de, Şırnak’ta trafo sökmeye gelen DEDAŞ yetkilileri Vatan Partisi’ni arıyordu: “Gelin bizi kurtarın bunların hıncından” diye. Ve o bölgede trafo sökmeye gelen DEDAŞ’ı vazgeçirdik. Jandarmayla da Mardin’de, çok haklı zeminde uyarılarla bazı girişimlerini önledik. O bakımdan Kızıltepe’de, Mardin’de ve Güneydoğu’da Vatan Partisi’nin bu mücadeleleri halk tarafından biliniyor.
Şimdi o bölgede, ben de yeri gelmişken belirteyim Sayın Başkan, jandarmaya yakın bazı isimler bizi arıyordu; “Buradaki eylemde sizin arkadaşlarınız olursa yatıştırıyorlar ve halkın tepkisini daha doğru rotada değerlendiriyorlar” diye. Siz bir senedir bu konuda hazırdınız. Biz de geçmişe baktık, 7-8 tane manşet atmışız. Son bir senede 8 manşetle bu konuyu gündeme getirmiştik. Şimdi Vatan Partisi çok hazırlıklı bir görüntü verdi. Örgütler harekete geçti. Vatan Partisi eylem kararı aldığı anda iklimi değişiyor Türkiye siyasetinin.
Peki, Vatan Partisi’nin eylemi; az önce dediniz ki “Hükümeti yıkma gibi bir hedefe yönelik ilerlerse bu Amerika planlarına hizmet eder.” Peki bu zamları hükümet yapıyor. Netice almak için sonuç itibarıyla hükümetten istiyorsunuz. Bir kere hükümeti yıkamazsınız çünkü onun yerine konacak şu anda bir seçenek yok. Hiçbir zaman herhangi bir hükümet seçeneği oluşmadan mevcut hükümet yıkılmaz. Biz “hükümeti yıkacağız” diye ortaya dökülenlerin siyasette bir karşılığı yok ama bunlar ortalığı karıştırabilirler, kaos planlarına, Amerikan planlarına hizmet edebilirler.
“Gündemi elektrikten çıkarabilirler mi demek istiyorsunuz?”
Evet. Ama herhangi bir iktidarın değişmesi için onun seçeneğinin oluşması lazım. Bir de “hükümeti yıkalım” diyerek başarıya ulaşamazsınız. Çünkü sonuç itibarıyla hükümetten ucuz elektrik istiyorsunuz. Hem ucuz elektriği hükümetten isteyeceksiniz hem de “ben seni yıkacağım” diyeceksiniz; bu birbirleriyle bağdaşmıyor. HDP’nin, PKK’nın ve onlarla birlikte yürüyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin tavırları vahim.
Sayın Başkan, eylemlerle ilgili başka bir noktayı değerlendirelim ama az önce söylediğiniz bir konuyu aydınlatmak gerekiyor. AK Parti’nin enerji konusundaki çözümüyle sizin bugün açıkladığınız çözüm arasında fark var; hiçbir siyasi partinin söylemediği bir çözüm açıklıyorsunuz: “Kamulaştırma” diyorsunuz. Bunu ne AK Parti, ne CHP, ne İYİ Parti söylüyor. Sizin farkınızı dinlemeye ihtiyacımız var.
“Bu stratejik bir çözüm. Özelleştirme sonucu elektrik fiyatları bu hale geldi ve Türkiye enerji bunalımına girdi. Özelleştirmek ne demek? Elektrik üretim, iletim ve dağıtımını özel çıkara sunuyorsunuz. Herhangi bir özel şirketin ekonomideki amacı nedir? Özel kardır. Sen ‘kar etme’ diye hiçbir özel şirkete söyleyemezsin, hatta azami kar amacıyla çalışır. Ama kamu hizmetinde amaç kar değil, halka hizmettir. Ekonomik faaliyetin amacı ‘milletin menfaatidir, refahıdır ve gelişmesidir.’ Bu kamu menfaati üzerine bir şeydir.”
“Özel sektör de kamu sektörü de bir uyum halinde çalışacaktır. O uyum nedir? Milletin menfaatleri temelinde. Evet, özel sektör kar edecektir ama o karın bir sınırı var. O sınır ne? Milletin çıkarları. Milletin menfaatlerine aykırı aşırı kazançlara veya ahlaka aykırı girişimlere izin verilemez.”
Buna şöyle bir itiraz yapılıyor: “Kamunun elindeydi zaten, hantal, işi yapamayan, yavaş, devletin sırtında yük olan, telefonla bile ulaşılamayan kamu kurumları oluyordu. Şimdi özele geçti, sorunlar yaşanıyor ama en azından daha hızlı ve kaliteli hizmet alabiliyoruz.”
“Bunlar masal. Kamu çıkarının altı böyle oyuldu. Şimdi halk kendi tecrübesiyle gördü. Enerji sektörü gibi ekonominin can damarı olan bir alanı özel sektöre teslim ettiğiniz zaman bugünkü tabloyla karşılaşıyorsunuz. Ama kamu sektörü yaptığı zaman kamu çıkarları gözetiliyor. Şimdi fiyatlar yükseliyor çünkü enerji dağıtım şirketleri çok kar etmek istiyor. Ama kamu yapsa kardan vazgeçebilir. Bu bir eleştiri konusu olur ama bana göre eleştirilecek bir şey yok. Çünkü kardan vazgeçtiği zaman ucuz elektrik veriyor. Ucuz elektrik verdiğinizde sanayi ve tarım üretimini teşvik etmiş oluyoruz. Sonuç itibarıyla kamu şirketi elektrikten kar etmiyor ama sanayici, çiftçi kar ediyor; ülke ekonomisi gelişiyor.”
“Ayrıca bu enerji dağıtım şirketleri Türk şirketi gibi gözüküyor ama arkalarında yabancı ortaklar var. 21 bölgeye ayırmışlardı Türkiye’yi, hepsi yabancı ortaklarla çalışıyor. Dolayısıyla bu karların bir kısmı da yurt dışına gidiyor.”
Yani güvenlik meselesi diyorsunuz.
“Evet. Türkiye çok kritik bir döneme girdi. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye silah gösteriyor. Ege’den, Akdeniz’den, Suriye’nin kuzeyinden, Karadeniz’den NATO silahları Türkiye’ye yöneltilmiş durumda. Amerika, Türkiye hükümetini yıkma iddiasını açıkça dillendiriyor ve iç cephede ‘yaratıcı yıkıcılığı’ destekliyor. Bu ortamda halkın haklı taleplerini HDP, PKK, FETÖ, CHP yönetimi ve İYİ Parti üzerinden istismar etmeye çalışıyorlar. ‘Yeter artık’ platformları kuruyorlar. Elektriği istismar edip ‘hükümet istifa’ sloganlarıyla kaos çıkartmak isteyenlere zemin tanımayacağız. Türk Devleti de, halk da, Vatan Partisi de tanımayacak.”
Peki efendim, elektrik konusunda bu kadar tepkinin büyümesi sizi şaşırttı mı? Hayatın birçok alanında enflasyonun etkileri var. Benzinde de sorunlar var ama elektrik konusunda vatandaş bir anda isyan etmiş oldu. Bu durum bizi hiç şaşırtmadı. Neden şaşırtmadı? Çünkü biz birkaç yıldır “Bunun böyle geleceğini” söylüyoruz. Mardin’e gidiyoruz, talep bu. Diyarbakır’a gidiyoruz, talep bu. Muğla’ya, İç Anadolu’ya, Polatlı’ya, Güdül’e, Bala’ya gidiyoruz; gittiğimiz her yerde çiftçi “Ucuz elektrik istiyoruz” diyor.
Üretimin önünün açılması için mi bu kadar uğraşıyorsunuz? Neden ucuz elektrik istiyorlar? Çünkü hem mazot kullanıyorlar hem de su motorlarında ve üretimin çeşitli alanlarında elektrik kullanıyorlar. Esnaf elektrik kullanıyor, zanaatkar elektrik kullanıyor, sanayici elektrik kullanıyor. Dolayısıyla sanayinin çarkının dönmesi, tarlaya tohum atılması ve sulanması; hepsi sonuç itibarıyla enerjiyle bağlantılı. O bakımdan Türkiye’nin bu darboğaza gireceğini görüyorduk. Hatırlayacaksınız, 2021 yılının sonbaharından itibaren dünyada bir enerji bunalımının gelmekte olduğunu ifade ediyorduk ve Türkiye’de bu nedenle halk kitlelerinin harekete geçeceğini görüyorduk.
Şimdi Vatan Partisi Diyarbakır İl Başkanı Sayın Ferdi Tanhan hazır galiba. Sayın Tanhan, hoş geldiniz yayınımıza.
“Hoş bulduk. Sayın Genel Başkanım, Sayın İlker Yücel, Sayın Sinan Sungur ve ekran başındaki izleyicilerimiz; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Diyarbakır İl Başkanıyım ama bugün Mardin’in Kızıltepe ilçesindeyiz. Burada ilk ‘Ucuz Elektrik Platformu’nu kurduk. Onu size şöyle göstermek istiyorum.”
Zeynettin Bozan ve Vedat Kılıç Aslan başkanlarımız da burada. Kendileri Kızıltepe’deki halk hareketine önderlik eden arkadaşlarımız. Biz bu halk hareketini provokasyonlardan arındırmak, güdümlü unsurların kışkırtmasına izin vermemek adına bir platform oluşturduk. Bu platform zamanla gelişecek; bütün siyasi partileri, STK’ları, kamu ve özel kuruluşları bu bayrak altında birleştirmek için ilk adımı atmış bulunuyoruz.
“Sayın Tanhan, Mardin’de kamulaştırma talepli büyük eylemler oldu. Orada nasıl bir hava gözlemlediniz?”
“Burada herkesin talebi, DEDAŞ’ın hızla devletleştirilmesi ve elektrik faturalarının düşürülmesi yönünde. İnsanlarımız devletleştirmeyi savunurken sadece kişisel ihtiyaçlarını değil, Türkiye’nin selameti ve güvenliğini de düşünüyorlar. Bu mücadeleden asla geri adım atmayacaklar. Elektrik şirketi kamulaştırılana kadar, bu platform aracılığıyla bütün milleti birleştirerek, provokasyonları durdurarak haklı bir zeminde başarıya ulaşacağız. Vatandaşlarımız, özelleştirmeler yapıldığı dönemde ‘SEKA vatandır, Telekom vatandır, Tekel vatandır’ diyorduk; şimdi de ‘Elektrik şirketleri vatanın parçasıdır’ anlayışıyla ayağa kalkmış durumdalar.”
“Sayın Tanhan, yapılan eylemlerde kimler ön planda?”
“Platformumuzda çiftçiler, muhtarlar, esnaflar ve küçük-orta ölçekli sanayicilerimiz var. Şu aşamada özellikle esnaflarımız ön planda; binlerce liralık faturalarla dolaplarını çalıştıramaz hale geldiler. Temel talepleri, elektrik şirketinin kamulaştırılması ve şirket karlarının indirim yoluyla vatandaşın cebinde kalmasıdır.”
“Tebrik ederiz. Peki, bu platforma katılmak için şartınız nedir?”
“Birinci şartımız vatanseverlik; vatanını, milletini seven herkesi davet ediyoruz. İkinci şartımız ise bu şirketlerin kamulaştırılması ve ucuz elektrik talep etmektir. Yarından itibaren Diyarbakır’da Ulu Cami’nin önünde kayıt toplamaya başlayacağız. Bu kayıtlar aynı zamanda vatan defterine, üretime ve Türkiye’nin geleceğine yapılan kayıtlardır. 9 Şubat’ta 2. Sanayi Sitesi’nde, 10 Şubat’ta Çınar’da, 11 Şubat’ta Ergani’de basın açıklamalarımız olacak. 12 Şubat’ta ise bütün Diyarbakır’ı Ulu Cami önünde toplayacağız.”
“Sayın Tanhan, çok teşekkür ederiz. Biz de burada, Ulusal Kanal’da ikinci ucuz elektrik platformunu kuruyoruz.”
Değerli izleyenler, sosyal medyada da “Ucuz Elektrik” etiketiyle çok sayıda mesaj geliyor. Vatandaşlar kamulaştırmanın şart olduğunu, özelleştirmelerin sonunun geldiğini ifade ediyor. Köklü çözüm kamulaştırmadır; çünkü 21 ayrı elektrik dağıtım şirketi varken, bunların personel, bina ve operasyonel giderleri büyük bir israftır. Devlet tekeli, maliyetleri düşürecektir. O bakımdan 21 şirket mi, devlet tekeli mi? Devlet tekeli çok daha faydalıdır.
Ancak kamulaştırma süreci işlerken, hükümetimizden elektrik fiyatlarının derhal indirilmesini ve zamların geri alınmasını arz ediyoruz. Bu, halkın ferahlamasını sağlayacak ve üretimi teşvik edecektir. “Kamulaştırma olmasın ama şirketlere nar (fiyat sınırlaması) konulsun” diyen izleyicilerimize şunu belirtelim: Serbest piyasa ekonomisinde özel sektöre “şu fiyattan sat” diye nar koyamazsınız. Ancak kamulaştırma yoluyla devlet otoritesi fiyatları belirleyebilir. Şimdi burada Sayın Cumhurbaşkanımızın bu tabloyu dikkatle izlediğini tahmin ediyorum ve kendisinden de adım bekliyoruz. Elektrik fiyatlarında indirim sağlayabilirler; ancak bu, serbest piyasa ekonomisi içinde olabilecek bir şey değil. Sonuç itibarıyla ekonomiye müdahale gerekiyor; burada bunu görmemiz lazım.
Efendim, Vatan Partisi Genel Sekreteri Sayın Özgür Bursalı hattımızda. Sayın Bursalı, bizi duyabiliyor musunuz?
**Özgür Bursalı:** Duyabiliyorum. İyi akşamlar, saygılar, selamlar bütün izleyicilerimize, Sayın Genel Başkanımıza ve sizlere. İyi akşamlar, hoş geldiniz.
**Sunucu:** Ne oldu, siz de mi kurdunuz ucuz elektrik platformunu? Arkada kaldınız. Biz de Yıldırım Gençler, Görkem Gözet ve ben üçüncü platformu kurduk az önce. Tabii biz bize madalya kalmadı diye üzülmüyoruz; bizim Diyarbakır’ımız madalyayı alınca Antalya’mız seviniyor, Antalya’mız alınca Muğla’mız, Muğla alınca Edirne sevinecek. Vatan Partisi’nde madalya çok. Şimdi bütün hafta boyunca bu ucuz elektrik platformları çığ gibi büyüyerek gelecek önümüze. Evet, bir yandan Sayın Ferdi Tanhan bir fotoğraf atmış, arkadaşlar onu da ekrana getirelim. İlk ucuz elektrik platformunun üyelerinin bir arada olduğu o tarihi fotoğraf. Kızıltepe Ucuz Elektrik Platformu, Türkiye’nin emek ve üretim tarihine geçmiş oldu. Buradan Kızıltepe’deki platformu bütün Türkiye ile birlikte alkışlıyoruz. Sayın Bursalı, Sayın Perinçek az önce Vatan Partisi’nin harekete geçtiğini söyledi. Şimdi bu hareketlilik takvimini sizden dinleyelim. Yurdun hangi noktalarında neler planlıyor Vatan Partisi?
**Özgür Bursalı:** Tabii, aslında Vatan Partisi zaten hareketteydi. Türkiye’nin en hareketli partisi Vatan Partisi. Hepimizin ve Ulusal Kanal izleyicilerinin de yakından takip ettiği Üretim Devrimi Kurultayları kapsamında 89 kurultayımızı Genel Başkanımızın Zonguldak kurultayıyla tamamlamış olduk. Şimdi önümüzde yeni kurultaylar var. O bakımdan zaten halkla iç içe, programı ve çözümü göstermek için sürekli hareket halindeydik. Sadece son 50 kurultayımızda 10 binin üzerinde vatandaşımızla; sanayicimizle, tarımcıyla, hayvancılıkla uğraşan insanlarımızla buluştuk.
O kurultaylarda bu enerji krizine özellikle vurgu yapmıştık. Genel Başkanımızın bahsettiği gibi, o kurultaylara kısa bir kar molası vermiştik; şimdi elektrik zamları bu karları eritmiş oldu. Vatan Partisi bu haftayla birlikte sahalara güçlü bir dönüş yapıyor. “Kul sıkışmadıkça Hızır yetişmez” deniyor, şimdi kul sıkıştı. Faturalara can dayanmıyor, milletimizin beli büküldü, üreticimiz ve sanayicimiz zor durumda. Ama bu krizde bir de fırsat var; biz Vatan Partisi olarak o ışığa ve o fırsata odaklanıyoruz.
Bugün 60 merkezde basın açıklamalarımızı ilan ettik. Yarın Ankara, İstanbul, İzmir’den başlayarak Düzce’den Ardahan’a, Çankırı’dan Kırıkkale’ye, Erzurum’dan Erzincan’a, Samsun’a, İzmir’e ve bunların çok sayıda ilçesine kadar; Manisa, Gaziantep, Mersin, Buca, Balıkesir, Çorum… Hepsi ekranlara yansıyacaktır, kanalımız da alt banttan bu eylemlerin bilgilerini vermeye devam ediyor. İlk etapta 60 merkezde başlayıp birkaç gün içerisinde 200’ün üzerinde merkeze ulaşacağız. Bütün halkımızı bu basın açıklamalarına, faaliyetlerimize ve il/ilçe başkanlıklarımıza davet ediyoruz.
Çok yoğun bir ilgi var; genel merkezimizin telefonları susmuyor. AK Parti’den, CHP’den, MHP’den, İYİ Parti’den vatandaşlarımız bizi arıyor. İnsanlar çözümün adresine koşuyor. Sadece basın açıklamaları değil, on binlerce bildiri hazırladık, afişlerimizi bastırdık. Bu hafta yurttaşlarımız sokağa çıkınca mutlaka bir Vatan Partisi yöneticisiyle karşılaşacak. Meydanlarda imza masaları açacağız ve yüz binlerce imza toplayıp gereken yerlere ulaştıracağız. Afişlerimizi esnaflarımız dükkanlarına asıyor, deyim yerindeyse afiş yetiştiremiyoruz. Güneydoğu örgütlerimiz, Zeynettin Bozan ve Arif Doğan önderliğinde öncü oldular.
Ayrıca il örgütlerimiz, AK Parti ve MHP başta olmak üzere çok sayıda kurumu ziyaret etmeye başladı. Onları aydınlatmak, halkın haklı taleplerini milli güçlerle birleştirmek istiyoruz. Çok olumlu dönüşler alıyoruz, çünkü herkesin gündeminde bu konu var. Siyasi partiler, muhtarlar, ziraat odaları ve meslek örgütleri ile bir araya geliyoruz. Yakın zamanda bunları ilan edeceğiz. Bu birliktelikler, aynı zamanda PKK benzeri örgütlerin kaos senaryolarına hizmet eden girişimlerine izin vermemek açısından da çok önemli.
**Doğu Perinçek:** Bir ek yapayım; “Yeter Artık” platformunu kuran vatandaşlarımızı da Türk bayrağı altında “Ucuz Elektrik Platformlarında” emeklerini birleştirmeye davet ediyoruz. “Artık yeter” demek bir sızlanmadır ama “ucuz elektrik” bir hedeftir. Buzdolaplarını, su motorlarını, tezgahları çalıştırmak için bir hedeftir. Türk bayrağı zaferin bayrağıdır, onun altında Türkiye’de başarı kazanılır.
**Sunucu:** Sayın Bursalı, vatandaşlarımız bu platformlara nasıl katılabilir?
**Özgür Bursalı:** Vatan Partisi’nin internet sitesinden, Ulusal Kanal’dan, il ve ilçe merkezlerimizden bizlere ulaşabilirler. Afişlerimize ve bildirilerimize telefon numaralarımızı ekledik. Ayrıca dijital ortamda imza kampanyamızı başlattık; vatandaşlarımız isimlerini ve numaralarını kaydederek bu haklı talebe destek verebilirler.
**Sunucu:** Çok teşekkürler. Değerli izleyenler, Vatan Partisi’nin takvimini konuştuk, imza kampanyasına internet üzerinden ulaşabilirsiniz. Şimdi bir reklam arasına gidiyoruz, aradan sonra görüşlerinizi okumaya devam edeceğiz.
(Reklam sonrası)
**Sunucu:** Ucuz elektrik platformları kurulmaya devam ediyor. Sosyal medyada “Ucuz Elektrik” etiketiyle binlerce mesaj var. Bazılarını okuyalım:
Hasan Bey (DSP İstanbul İl Yöneticisi) Vatan Partisi’ni çalışmalarından dolayı kutlamış. Hamza Bulut, İzmir’den “Canı gönülden destekliyoruz” demiş. Naciye Hanım, “Sırayla, önce ucuz elektriği başaralım, sonra ucuz doğal gaza geçelim” önerisinde bulunmuş. Birçok izleyicimiz elektrik dağıtımının kamulaştırılmasını ve tükettiğimiz kadar ödemeyi talep ediyor. Türkiye’nin enerjisi 21 şirketin insafına bırakılmamalı diyorlar. Başarı ve motivasyon dolu mesajlarınız geliyor, hepsine teşekkür ederiz. Hükümetimiz ve Sayın Tayyip Erdoğan bu sesleri duyacaktır; bundan hiç şüphe etmiyorum. Demin “güveniyoruz” derken kastettiğim, hükümetimizin halkın taleplerine kulak vereceği ve yakında buna uygun kararlar alacağı beklentisidir.
Son iki-üç gündür bu konu gündemde olunca akıllara şu soru geliyor: “Zorlukları paylaşma” vurgusu yapıyorsunuz, peki bu elektrik zammı ortaya çıkınca zorluklar nasıl paylaştırılıyor? Burada halkın tepesine özel çıkarı oturtup, sonra da “özel çıkarları taşımada birbirimizle dayanışma içinde olalım” demiyoruz. Biz daha çok hayatın ve Türkiye ekonomisinin çıkmaza girmesinin getirdiği nesnel zorlukları paylaşmaktan bahsediyoruz. Ancak özel çıkarı sırtımızda taşımayı paylaşacak değiliz; özel çıkarla Türkiye buradan bir çözüm üretemez. Çözüm, milletin ve toplumun çıkarıdır.
Kamulaştırma vurgunuza gelecek olursak; bazı kritik sektörlerde kamunun devrede olduğu başarılı modelleri, örneğin savunma sanayisini gördük. Karma ekonomiyi savunuyoruz; özel sektörü dışlayamayız. Türkiye’nin gelişmesi için kamu ve özel sektör birlikte olmalıdır. Ancak Atatürk’ün programında olduğu gibi, bu iş birliği milletin çıkarları temelinde uyumlu olmalıdır. Özel sektör kar edebilir, ama bu kar milletin çıkarlarıyla çelişmemelidir. Bu da ancak devletin planlı ekonomisiyle mümkündür.
Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta özel bankaların milleti sömürdüğünü belirtti. Rakamlar ortada; kamu bankaları binde iki oranında kar ederken, özel bankalar yüzde doksan kar ediyor. Halka yüksek faiz uygulayarak elde edilen bu kar, bankacılıkta kamu tercihin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Öte yandan, özelleştirme süreçleriyle büyümüş, kamu politikalarını yaşamamış genç bir kuşak var. Bu kuşak önümüzdeki seçimlerde oy kullanacak ve eğitimden iş talebine kadar büyük beklentileri var. Son 20 yıla baktığımızda, özelleştirmenin bayraklaştırıldığı bir süreç yaşadık. Peki, bunun sonu mu geldi?
Kamu hizmeti; yol, hastane, eğitim ve sağlık demektir. Eğer kamu hizmetinden vazgeçerseniz, eğitim de sağlık da paralı olur. Savunma, iç güvenlik, sağlık, eğitim, ulaşım, haberleşme ve enerji birer kamu hizmetidir. Enerji, ekonominin kan dolaşımıdır. Özel sektörün amacı kar etmektir; yani işçinin maliyetini düşürmek, daha ucuza çalıştırmak ve ürünü daha pahalıya satmaktır. Bu noktada kar amacı, kamu çıkarıyla karşı karşıya gelir. Elbette esnafımız makul düzeyde kar edecektir; ancak bunun bir sınırı ve insafı olmalıdır.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), devlete gelir getirmesinin yanı sıra kamu hizmeti üretir. Eskiden Sümerbanklar, Et-Balık Kurumları, Süt Endüstrisi Kurumları ve Toprak Mahsulleri Ofisi gibi kurumlarla büyüdük. Bunlar çiftçinin ürettiği malları işleyen, zamanında ödeme yapan ve çiftçinin sırtına binmeyen kuruluşlardı. Bugün hala özlemle anılıyorlar. Devletin bu kurumları yeniden canlandırmasına yönelik halk talebi gün geçtikçe yükseliyor.
Vatan Partisi olarak biz, özelleştirme modasının ilk başladığı yıllarda “Tekel vatandır, satılamaz” diyerek buna karşı çıktık. Çünkü özelleştirmenin tek amacı, yabancı finans merkezlerinin isteği doğrultusunda iş gücünün maliyetini düşürmekti. İşçinin botunu, yağmurluğunu, koruyucu ekipmanını keserek maliyeti düşürdüler. İşçinin ücretini düşürünce çarşıdaki alışveriş de azaldı, esnaf siftah yapamaz hale geldi.
TEDAŞ’ın 2017 yılındaki bir savunma metninde bile özelleştirmenin bir işe yaramadığı ve kar hırsının sorunlara yol açtığı bizzat tespit edilmiştir. AK Parti programında bugün kamulaştırma olmasa da, Türkiye’nin gerçekleri ve ekonomik kriz, ülkeyi karma ekonomiye zorluyor. Cumhurbaşkanının kamu bankalarına dair söylemleri de bu yönde bir kamucu söylemdir. 1980’de Özal ile başlayan, devleti küçülten ve belediyeleri şirket haline dönüştüren anlayışın iflas ettiği apaçık ortadadır. Belediyeler, kamu hizmeti yapan yapılar olmaktan çıkıp, altında şirketler barındıran CEO yönetimindeki yapılara dönüştü. Oysa belediye, ortaklaşa ve topluluk demektir.
Sayın Yalçın Bayer de köşesinde, Vatan Partisi’nin ucuz elektrik ve kamulaştırma için imza kampanyası başlattığını yazdı. Biz, bu haklı talepler doğrultusunda meydanlara inerek vatandaşın sesini duyurmaya devam ediyoruz. Çünkü esnafımız, 500 lira gelen faturanın 2-3 bin liraya çıktığı bir ortamda ayakta kalamaz. Vatandaş bunu nasıl karşılayacak? Ben şu anda inim inim iniyorum. Küçücük bir iş yerim var, gel de bu işin içinden çık. Elektrik faturaları gelen zamlarla cep yaktı. Yurttaş çözüm olarak Vatan Partisi’nin “Elektrik dağıtımı kamulaştırılsın” programına sarıldı. Devlet bize satsın elektriği. Geri kamulaştırılmasının daha uygun olduğunu düşünüyoruz. Şu anda elektrik faturası çok geliyor; %130’a varan zamlar giderlere olumsuz yansıdı. İşletmeler çalışan sayısını azaltmaya ya da küçülmeye başladı. Eskiden 500 lira geliyordu, şimdi 830 lira geliyor. Kiradan daha fazla elektrik parası ödüyoruz. Benim iş yerimin kirası 1000 lira, gelen fatura 1500 lira. Devletin tekeline girmesini istiyorum.
Vatandaş tepkisini özel elektrik şirketleri önünde haykırdı. Kimi de kabarık gelen elektrik faturasını yaktı. Bu zam değil artık, bu zulümdür. Elektrik faturaları gerçekten bardağı taşıran son damla oldu. Çözümü Vatan Partisi yıllar önce programında ilan etti. Elektrik üretimi ve dağıtımı bir kamu görevidir, devlet görevidir; özel sektörün, DEDAŞ’ların eline bırakılmamalıdır. Acilen kamulaştırma istiyoruz. Çiftçi batacağına DEDAŞ batsın.
Bu program, yurdun dört bir yanında yapılan üretim devrimi kurultaylarında vatandaşa anlatıldı. Dalga dalga yayılan kamulaştırma çağrısı halkta heyecan yarattı. Devlet bunu eline almalı ki tekrar ucuz elektrik kullanalım. Yurttaş ucuz elektrik istiyor; üzerine özel şirketlerin kâr yükünü eklemek istemiyor. Elektrik ve doğal gazın devlette kalmasının hem devlete hem millete faydası var.
Artan eylemlerle birlikte Vatan Partisi yurt genelinde programını herkese ulaştırmak için seferberlik başlattı. İl ve ilçelerde “Elektrik dağıtımı kamulaştırılsın” talebiyle; eylemler, basın açıklamaları, imza kampanyaları, afiş ve bildiri çalışmaları yürütülecek. Aylardır, hatta bir yıldır üretim devrimi kurultaylarında; Polatlı’dan Eskişehir’e, Muğla’dan Nevşehir’e, Orta Anadolu’nun her yerinde bu talebi savunuyoruz. Halk devletten ucuz elektrik bekliyor. Bunu şirketten isteyemezsiniz çünkü özel şirketler kâr amacıyla kurulmuştur. Ancak kamu hizmetinde kâr amacı değil, kamu yararı vardır. Kamulaştırırsanız kâr aradan çıkar ve elektrik ucuzlar.
Bazıları “Devlete yük olur” diyor. O zaman devleti küçültün, yok edin; bu Amerika’nın projesidir. Devleti küçültmek değil, devletin güçlü ve etkin olması gerekir. Özel sektörün kendisi bile bizden ucuz elektrik istiyor. Çiftçisi, esnafı, sanayicisi hepsi bu yük altında. Elektrik dağıtım şirketi daha çok kâr etsin diyenlerin oranı %1 bile değil.
Bütün siyasi partilerden, toplumun her kesiminden bizimle beraber olanlar var. Bugün Türk milleti için ucuz elektrik, bayrak kadar kıymetlidir; çünkü bu bir yaşama ve üretim talebidir. Kâr amacı gütmeyen, kamu eliyle yürütülen bir sistemle bunu başarabiliriz. Enerji şirketlerine ortak olacak noktaya geldik.
Bir gün gelecek Türkiye bedava elektriği konuşacak. Sovyetler Birliği’nde, Çin’de birçok yerde olduğu gibi; kamu hizmeti olarak verildiğinde, üretim teşvik edildiği için ülke sonuçta kâr eder. Halkın şevkini ayakta tuttuğunuzda, o elektrik hizmetinden feragat ettiğiniz maliyeti başka yerden fazlasıyla kazanırsınız.
Türkiye’nin enerji bunalımıyla karşı karşıya kalacağını bildiğimiz için Rusya, İran, Azerbaycan, Irak, Cezayir ve Katar gibi komşularımızla iş birliğini hep gündeme getirdik. Amerika’nın ambargolarını kabul etmemeliyiz. Türkiye, İran’dan mazotu ve doğal gazı takas yoluyla çok daha uygun şartlarda alabilir. Güven veren, Amerika’nın bölgedeki tehditlerine hizmet etmeyen bir dış politika izlemeliyiz. Ukrayna ve Suriye politikalarındaki yanlışları terk edip gerçek bir iş birliği sürecine girmeliyiz.
Son söz olarak; ucuz elektrik için platformlar kuruyoruz, milletimizi örgütlüyoruz. Kesin başarıya ulaşacağız çünkü bu bütün halkın ortak talebidir. Ucuz elektrik istemeyen tek bir vatandaş yoktur. O bakımdan ucuz elektrik talebi, bugün halkı birleştiren bayrak gibi bir taleptir. Türk bayrağı gibi bir talep; herkesi birleştiriyor. Bu taleple birleşiyoruz. Hükümetimize de bunları anlatacağız; hükümetin bizi anlamasını bekliyoruz. Vatan Partisi önderliği bu bakımdan güvencedir. Vatan Partisi önderliği, başarı odaklı eylem yapar. “Artık yeter, hükümeti devireceğim” diyerek veya Amerika Birleşik Devletleri’nin kaos planlarına hizmet ederek eylem yapmaz. Halk hareketinin içine fesat ve fitne sokmak isteyen küçük azınlıkların girişimlerine de hiçbir şekilde fırsat verilmeyecektir. Halk fırsat vermiyor; bunu Kızıltepe’de de gördük. 1000 kişilik yürüyüşün içinde 80-100 kişilik küçük bir grup bölücü sloganlar attı ama halk hemen onları dışladı. Vatan Partisi bu konuda görev ve sorumluluk üstlenmiştir.
Hakkari Yüksekova’dan vatandaşımız Abuzet Düzgün, “Sayın Perinçek önderliğinde sesimizi duyurabiliyoruz, programı ve Sayın Başkan’ı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum” diyor. Yüksekova’ya da Hakkari’ye de biz de selam ve saygılarımızı iletiyoruz. Oradan bir an evvel “Ucuz Elektrik Platformu” kurduk müjdesini bekliyoruz.
Değerli izleyenler, kısa bir araya gidiyoruz. Program boyunca mesajlarınız ve “Ucuz Elektrik Platformu” müjdeleriniz olursa bize iletin; esas yağmur gibi müjdeler yarın gelecek. Şimdi kısa bir aramız var, sonra buradayız.
(Aradan sonra)
Devam ediyoruz efendim. Elektrik konusunu uzun uzun konuştuk, bu hepimizin gündeminde olmaya devam edecek. Özellikle yarın sabahtan itibaren bolca ulusal kanaldan “Ucuz Elektrik Platformu” ve bu kampanya ile ilgili haberleri takip edebilirsiniz.
Şimdi başka bir konuya geçelim. Rusya lideri Sayın Putin ve Xi Jinping’in imzaladığı ortak bir bildiri var. İlker Üzer, hem ayrıntıları sizden alalım hem de sorunuzu soralım.
“Siz bu anlaşmayı dünya tarihi açısından önemli bir gelişme olarak nitelediniz. İki devletin yaptığı anlaşma dünyayı neden bu kadar çok ilgilendiriyor?”
Çünkü bu, yeni dünyayı kuracak eylemin programını ilan ediyor. Yeni dünyayı kuran büyük güçler bugün Avrasya’da toplanıyor. Avrasya dediğimizde Avrupa ve Asya birleşiyor. Avrupa’nın tamamı bu mevzide değil; ancak Macaristan gibi Doğu Avrupa ülkeleri ve Atlantik sisteminden bağlarını çözmeye başlayan Almanya, Fransa gibi ülkeler söz konusu. Avrupa’nın çıkarları ile Asya’nın çıkarları, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen denetime, baskıya ve sömürüye karşı meydan okuyor. O bakımdan Avrasya dönüyor.
Xi Jinping ve Putin’in buluşmasından sonra ilan edilen bildiri bir manifesto değerindedir; “Büyük Avrasya Ortaklığı”ndan bahsediyorlar. Biz Çin Komünist Partisi ile görüşmelerimizde Avrasya’dan bahsettiğimizde önceleri biraz temkinli yaklaşıyorlardı ancak şimdi Çin de tavır değiştirdi ve “Büyük Avrasya Ortaklığı” dedi. Bu çok önemli. Avrasya projesinin liderlerinden biri Vatan Partisi’dir. 1996’da dünyadaki 1. Avrasya Uluslararası Konferansı’nı topladık. 2000 yılında 2. Avrasya Konferansı’nı topladık ve orada 7 kişilik bir yönetim seçildi, başkanlığına da Vatan Partisi Genel Başkanı seçildi. Avrasya Hareketi’nin teorisini oluşturduk, kitaplarını yazdık. Mehmet Perinçek’in “Avrasyacılık: Türkiye’deki Teori ve Pratiği” kitabı bu konuda güncel bir kaynaktır. Rahmetli Attilâ İlhan da çok önemli bir Avrasyacıydı. Erol Manisalı gibi değerli hocalarımız da bu alanda eserler verdiler. Türkiye, Türk Cumhuriyetleri, Rusya, Çin, İran ve Hindistan ile birlikte önder konumlarda olacak.
“Avrasyacılık, Türkiye’de bir Rusya hegemonyasını savunmak gibi yaftalanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Çin’in, İran’ın, Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleri’nin ve Hindistan’ın olduğu bir iklimde “Rusya önderliği olur mu?” demek saçma bir görüştür. Avrasyacılık bir askeri örgütlenme değil; ekonomik, toplumsal, ideolojik, kültürel ve askeri boyutları olan bir şemsiye kavramdır. Altında Türk Devletleri Teşkilatı, Kuşak-Yol Girişimi ve Şangay İşbirliği Örgütü var. İran, Eylül ayında Şangay İşbirliği Örgütü’nün üyesi oldu. Türkiye de gözlemci üye statüsünde ama bu bizi tatmin etmez. Şangay İşbirliği Örgütü’nün kurucuları arasında Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan var; yani Türk dünyası bu işin merkezinde.
“Vatan Partisi’nin, Rusya’nın ve Çin’in Avrasyacılıktan anladığı şey aynı mı?”
Tabii ki tam aynı değildir ama büyük ölçüde örtüşüyor. Sayın Putin ve Xi Jinping’in imzaladığı bildiri; Amerikan hegemonyasını, tek kutuplu dünya hedefini kabul etmiyor, çok kutuplu dünyadan ve milli devletlerden yana tavır alıyor. Demokrasinin Amerika’nın bir ihraç malı olmadığını, her ülkenin kendi demokrasi modelini geliştirme hakkı olduğunu vurguluyor. Bu, bizim Kemalist devrimimizin demokrasi anlayışıyla, yani milli egemenliğe dayanan gerçek demokrasiyle örtüşüyor.
Halkımız aslında bu konuda aydınlardan daha ileride. Yapılan araştırmalarda halkın büyük çoğunluğu Çin ve Rusya ile dostluğu tercih ediyor, Amerika ve Batı dostluğuna sırtını çevirmiş durumda. Özellikle AK Parti ve MHP seçmeninin büyük çoğunluğu bu dostluğu destekliyor. HDP tabanının bile %26’sı Çin ve Rusya dostluğunu savunuyor. Bu da halkın Amerika’nın bölücü politikalarını gördüğünü kanıtlıyor. Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne tam üyeliği gündeme gelecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve Kırım konusundaki haklı duruşumuz da bu sürecin bir parçasıdır. Geleneksel kardeşlik ve dostluk bağlarımızla, Çin ve Rusya ile olan bu işbirliğimiz çok esaslı ve uzun vadeli bir temele oturmaktadır. Dolayısıyla Kazakistan’ı, Kırgızistan’ı, Özbekistan’ı, Azerbaycan’ı ve Türkmenistan’ı Çin ve Rusya’dan koparacak dünyada bir güç yok. Koparmak mümkün değil; çok sıkı ekonomik ve toplumsal bağlar var. Bakın, çok ilginçtir; Lenin’in heykellerini Rusya’da yıktılar ancak Türk Cumhuriyetlerinin birçoğunda, örneğin Türkmenistan’da hâlâ duruyor. Onu bir Rus lideri olarak değil; emek dünyasının, eşitliğin ve kardeşliğin bir lideri olarak görüyorlar.
Geçtiğimiz haftalarda uzun uzun konuştuk. Yapılan bir ankette, Türkiye’deki birçok parti seçmeni içerisinde Avrasya seçeneğinin daha önde olduğunu gördük. Siz Rusya, Çin ve İran gibi ülkelere gidiyorsunuz, temaslarınız var. Bu Avrasya meselesi halklar düzeyinde de talep edilen bir şey mi, yoksa devletler veya partiler düzeyinde mi sınırlı kalıyor?
Halklar, Amerika tehditlerini gördükleri için bu ülkeler birbirlerine sıcak ilgi duyuyor ve yakınlaşmaya çalışıyor. Rusya’da Avrasyacılık çok güçlü bir akım. Çin’de ise vatanseverlik çok güçlü ve bu, aynı zamanda Asyacı, Türk dostu bir vatanseverlik.
Bu anlaşmada dikkat çeken bir diğer nokta da iş birliğinde yasakların ve sınırların olmamasıdır. Yani Rusya ile Çin arasındaki iş birliğinde herhangi bir yasak ve sınır yok. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’ne çok büyük bir meydan okumadır. O kadar sıkı bir beraberlik kuruyorlar ki hiçbir tahdit getirmiyorlar; sonuna kadar beraberler. Silahlı mücadelede veya savaşta dahi bir sınır koymamaları çok önemli. Bu bir pazarlık değil; çok sağlam, akıllı ve tarihî bir beyan. Çin, Ukrayna konusunda “Ben de varım” demiş oldu; öbürü de “Tayvan, Çin toprağıdır” diyor.
Biz bu gücü Doğu Akdeniz’e taşıyabilirsek dünya dengelerini altüst ederiz. Vatan Partisi bunun mücadelesini veriyor; Türkiye’nin çıkarı da buradadır. Hükümetin bunları iyi anlaması, keşfetmesi ve bu yönde siyaset geliştirmesi Türkiye’nin geleceği bakımından çok önemlidir.
Medeniyetin yer değiştirdiğini düşünüyorum. Ekonominin ağırlığı artık Asya’da. İcatlar Asya’da; bakın, en çok patenti Çinliler alıyor. Yapay zeka en çok orada gelişiyor. İnsani çözümler dahi Asya’da; örneğin korona salgını karşısındaki başarılar Asya’da, Batı’da ise felaketler var. Amerika yerlerde sürünüyor. Sanat, kültür ve müzik alanında da Batı’da insanların hayran kalacağı bir üretim yok, sönmüş durumda. Ama yeni ve güzel ne varsa; Asya’da, Afrika’da ve Güney Amerika’da görüyoruz.
Açıklamalarınız dünyanın birçok ülkesinde önemle karşılanıyor. Ria Novosti’ye verdiğiniz son röportajda, özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vurgunuz Rusya’da yüzün üzerinde mecrada yer aldı. Yunanistan’dan Latin Amerika’ya kadar birçok ülkede yankı buldu.
Çin, Kaplan Yılı’na girdiğinde dünyadan sadece iki mesaj yayınladı; biri Vatan Partisi’nin, diğeri Fas Meclis Başkanı’nın mesajıydı. Bu, Vatan Partisi ve Türkiye’nin ne kadar saygın bir konumda olduğunu gösteriyor. Kış Olimpiyatları’nda da Çin televizyonları birinci mesaj olarak Vatan Partisi Genel Başkanı’nın mesajını verdi.
(Söz konusu mesajın okunması ve Kaplan Yılı mitolojisi üzerine yorumlar…)
Bir izleyicimiz “Çok dış siyaset konuşuyorsunuz, ekonomiye yer vermiyorsunuz, Ayşe teyze pazardan eli boş dönüyor” demiş. Bu haksız bir eleştiri çünkü biz programlarımızda sürekli üretim devrimini ve ekonomiyi konuşuyoruz. Bizim dış politika anlatımlarımız zaten ekonomi bağlamındadır. Bazıları bizden karamsarlık, umutsuzluk ve tencere kaynamadığına dair ağlaşma kültürünü yaymamızı istiyor. Biz ise çözümün ve başarının partisiyiz. Dünyada ağlayarak çözülmüş tek bir sorun yoktur; ağlamak köleleştiren bir eylemdir. Türkiye’ye çözüm üreten ve üretim devrimine önderlik edecek bir parti olarak biz yakınmayı değil, ekonomik çözümleri toplumumuza kavratmayı amaçlıyoruz.
(Cumhuriyet Halk Partisi’nin billboardları üzerine yorum…)
Bu, Amerikan emperyalizminin millî devletleri tasfiye etme ve milletleri bölüp dağıtma stratejisinin bir yansımasıdır. Billboardda etnik köken, inanç ve cinsel yönelim gibi vurgular var. Burada Türk yok, vatan yok, Türkiye’nin ekonomisinin refahı yok. Bu, “ters altı ok” programıdır; yani milliyetçiliğe, laikliğe, halkçılığa ve devrimciliğe karşı bir duruştur. Üstelik “dezavantaj” gibi yabancı kökenli bir kelime kullanılmış; kendi dillerini bile kaybetmiş durumdalar. Burada aslında bir eşitlik propagandası değil, Batı’daki yozlaşmayı, erkek ve kadın cinsiyeti dışındaki cinsiyetleri kışkırtma anlayışı var. Alman Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmalarda, eşcinseller arasında intihar oranlarının, şiddetin, çocuk istismarının ve uyuşturucu kullanımının toplum geneline göre daha yüksek olduğu saptanmış durumda. Yani bizzat Alman devleti bir yandan eşcinselliği kışkırtırken, diğer yandan kendi Sağlık Bakanlığı aracılığıyla yaptığı bilimsel ve nesnel araştırmalarda bu sonuçlara varıyor. E o zaman eşcinsellikte mutluluk nerede? Uyuşturucudan, şiddetten, intihardan, çocuk istismarından ve çocuk tecavüzünden başka ne var? Toplumu oraya doğru götürmek istiyorlar.
Bu kimlik siyaseti, aynı zamanda doğayla da bir savaştır. Erkeğe “Sen erkek olmayacaksın”, kadına “Sen kadın olmayacaksın” diyorlar. Yani kendi doğanla, bedeninle savaşman isteniyor. “Cinsel yönelim yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacak” denildiğinde kastedilen; LGBT’yi teşvik etmek, yasallaştırmak ve eşcinsel evlilikleri getirmektir. İki erkeğin veya iki kadının birbiriyle evlenmesi gibi uygulamaları belediyelerde görüyoruz. Avrupa’da, Hollanda’da, Almanya’da “cinsel yönelim eşitliği” sloganlarıyla eşcinsel evlilikler serbest bırakıldı.
CHP belediyeleri tarafından yürütülen LGBT çalışmaları artık çocuklara indirildi. Kadıköy ve Beşiktaş CHP belediyeleri, “Eşcinsel çocuklar vardır” pankartlarıyla yürüdüler. İnsanlar analarından doğarken kromozomlar tarafından belirlenmiş erkek veya kadın olarak doğarlar. Erkekliği veya kadınlığı siz seçmiyorsunuz; X ve Y kromozomları arasındaki birleşmeler sonucunda erkek ve kadın ortaya çıkıyor. Biz kadın veya erkek olmayı seçmiyoruz, zaten kadın veya erkek olarak doğuyoruz. Burada doğayı zorlayan bir savaş var.
Bu kimlik siyasetini temellendirirken “biz kimliklere hak tanıyoruz” diyorlar. Fakat burada Türk kimliği veya vatandaşlık kimliği yok. İzmir’den Çağbaş Tengiz’in dikkat çektiği gibi, emekçi kimliği de yok. Bunlar önemli. Sayın Başkan, dayatılan kimlikler mezhep ve etnik kimliklerdir. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’nin, sembollerinde kırmızıyı bırakıp maviye dönmesi de bir kimlik tercihidir. “Bu kimlikleri adlandırırsak ve onlara yasal haklar tanırsak toplumsal birliğimiz güçlenecek” diye bir savunma var. Bu, PKK’nın talebidir. Cumhuriyet Halk Partisi amblemini oradan çıkarın, yerine PKK’nın ismini koyun; hiçbir şey fark etmez. Bu Türkiye’yi bölme yöntemi mi?
Bu, Amerika Birleşik Devletleri tarafından dünyaya dayatılan bir programdır; milli devletleri tasfiye edip onları büyük emperyalist merkezlere doğrudan bağlamayı amaçlar. Milli devletin temelinde millet vardır; onu “etnik köken” diyerek, inançlara bölerek, “cinsel yönelim” diyerek erkek-kadın cinsiyetini ortadan kaldırıp toplumu yozlaştırarak tasfiye etmeye çalışıyorlar. PKK hendeklere gömülüyor, büyük bir tehlikeyi atlattık derken şimdi bu yeni tehlikeyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti, emperyalist merkezlerden üretilen bu programların aleti haline geliyor. Bu bir tehlikedir. Bunlar çoğunluğu sağlayamaz, Türkiye’de etkili olamaz ama bizi içeriden çürütür ve zayıflatır.
(Çin’in Kaplan Yılı mesajı hakkında)
Kaplan yılına girerken biliyoruz ki dünyanın bütün kaplanları, egemonyacı güçleri yenecek ve insanlığa barış getirecektir. Kaplan yılının ilk günlerinde Pekin Kış Olimpiyatları’nda insanlık yarışı başlıyor. Dünyanın bütün sporcuları kaplan cesaretiyle, kaplan gücüyle ve kaplan onuruyla yarışacaklardır. Kış olimpiyatlarının şampiyonu insanlık olacaktır. Çin Komünist Partisi’nin sosyalizm kuruluş yolunda başarılar kazanmasını diliyorum. Türkiye’den ortak davamıza sarsılmaz güvenle ve yürekten kardeşlik duygularıyla Çin halkını selamlıyorum. Bu mesaj, Çin Komünist Partisi Dış İlişkiler Bakanlığı’nın talebi üzerine, 1 Şubat’ta Çin televizyonlarında yayınlandı.
(Cuma günü yayınlanacak “Kızıl Darı Tarlaları” filmi hakkında)
Cuma akşamı “Kızıl Darı Tarlaları” filmi oynanacak. Hayatımda gördüğüm en güzel, en başarılı sanatsal filmlerden biri; kadın sorununu, milli kurtuluş ve bağımsızlık meselesiyle çok güzel birleştiriyor. Çin vatanseverliğini, kadın haysiyetini ve kadının başı dikliğini anlatıyor. Büyük yönetmen Yimou Zhang’ın en esaslı eseridir. Bütün izleyicilerimize ve tüm “Ucuz Elektrik” platformu liderlerine bu filmi izlemelerini öneriyorum.
(Avrasya Konferansları hakkında)
Avrasya üzerine Mehmet Perinçek’in “Avrasyacılık: Türkiye’deki Teori ve Pratiği” kitabı çok önemlidir. İkinci basımını Kaynak Yayınları yaptı. Vatan Partisi önderliğinde 1996’da toplanan Avrasya Konferansları, dünyada ilktir. Primakov’tan önce biz bu konuları gündeme getirdik. Rusya’daki Avrasya hareketinin başkan yardımcılığına seçildim. 2004’te Gazi Üniversitesi’nde yapılan konferansa Süleyman Demirel ve Rauf Denktaş da katılmış, Türkiye’nin geleceğinin Avrasya’da olduğunu ifade etmişlerdi.
(Son çağrı)
Vatan Partisi’nin “Ucuz Elektrik” afişlerini bütün esnafımıza, zanaatkarımıza, dükkan sahiplerimize ve kitle örgütlerimize öneriyoruz. Afişleri dükkanlarınızın vitrinlerine asın ve bildirilerimizi yayarak “Ucuz Elektrik” hareketini büyütelim. Yarından itibaren birbirimizi “Ucuz elektrik!” diyerek selamlayalım.

