Çıkış Yolu • 05.06.2024

Çıkış Yolu • 05.06.2024

Basın emekçilerimiz, değerli milletimiz; sizleri Genel Sekreterimiz Sayın Özgür Bursalı ve Genel Saymanımız Sayın Yıldırım Gençer ile birlikte saygıyla selamlıyoruz.

Bu basın toplantısına başlamadan önce üzücü bir haber aldık. Kayseri’de eğitim uçuşu yapan askeri uçağımız kaza kırıma uğradı. İki albayımız, silahlı kuvvetler mensubumuz, iki Mehmetçiğimiz şehit düştü. Onların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Şehitler vererek yürüdüğümüz zorlu bir süreçteyiz. Türkiye, şehitlerini bayraklara sarıp omuzlayarak ilerliyor. Bu sürecin sorumlulukları devlet, hükümet, millet ve vatandaşlar olarak çok ağırdır. Ancak her zaman olduğu gibi Türk Milleti ve Türk Devleti, dağları yararak ve zorlukların üstesinden gelerek bu süreçten geçecektir.

Değerli basın mensuplarımız, hepimizin bildiği gibi Hakkâri’de suç işleyen belediye başkanı yerine İçişleri Bakanlığı kayyum atamasında bulundu. Bu son derece isabetli ve yerinde bir uygulamadır; hukuka ve kanunlara uygundur. İçişleri Bakanlığı, kanunların kendisine verdiği yetkiyi kullanmıştır. Bu yetkinin kullanılması yalnızca hukuki açıdan değil; ülkemizin bütünlüğü, halkımızın huzuru, kalkınmamız, bağımsızlığımız ve Amerika-İsrail planlarının bozulması açısından son derece yerindedir.

Bu uygulama, yalnızca Hakkâri için değil; Güneydoğu’da seçimlerden sonra hendeklerden çıkarılıp belediye başkanlığı makamına oturtulan ve sürekli suç işleyen diğer sözde belediye başkanları için de geçerlidir. Onlara hiçbir şekilde yönetim ve kamu otoritesi bırakılamaz. Bu, Türkiye’mizin bağımsızlığı, egemenliği ve ülkemize yönelik Amerika-İsrail planlarının bozguna uğratılması bakımından zorunlu bir uygulamadır. Devletin bu zaafı giderilmediği ve PKK terör örgütüne yasal olanaklar sağlandığı takdirde bunun bedeli çok ağır olur.

Son yerel seçimlerde PKK hendeklerden çıkarıldı; ancak ne yazık ki bazı illerimizde ve ilçelerimizde belediye makamlarına oturtuldu. Türk Silahlı Kuvvetleri, polisimiz ve köy korucularımızın katılımıyla PKK’yı hendeklere gömmüş, iç cephede neredeyse bitirmiştik. Fakat devletin zaafı nedeniyle PKK tekrar belediye makamlarına yerleşti.

Peki, devlet zaafı nerede? Türkiye’de bölücülük yapan, on binlerce insanımızın kanına giren, Amerika ve İsrail’le iş birliği yapmaktan kaçınmayan, onlardan para ve silah alarak vatandaşlarına silah sıkan bir PKK terör örgütü gerçeği var. Bu örgüt ne yazık ki bizzat Türkiye makamları tarafından birtakım özgürlüklerle donatılıyor. Anayasa Mahkemesi; PKK’nın eli, kolu, ayağı olan HDP ve DEM Parti’yi kapatmıyor. Bu partiler PKK’nın güdümündedir; bir terör örgütünün verdiği görevleri yapmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın açtığı dava, Anayasa Mahkemesi çoğunluğu tarafından süründürülüyor. Bir uzman olarak ifade ediyorum: PKK’nın güdümündeki bu partilerin kapatılması hukuken şarttır. Anayasa’nın 68. maddesine göre bu partiler çoktan kapatılmalıydı.

Kapatılmamasının sebebi devletimizin içinde bulunduğu zaaftır ve bu zaafın en önemli sorumlusu AK Parti hükümetidir. Hükümet bir kararlılık göstermediği için bu zafiyet, Anayasa Mahkemesi dahil çeşitli kurumlara bulaşmaktadır. Hatta PKK’ya devlet bütçesinden, vergilerimizle iki yılda bir milyar yüz kırk milyon Türk lirası yardım yapılmıştır. Bunun sonucunda PKK, devletten aldığı parayı silahlanmak için kullanmakta; yollara mayın döşeyip Mehmetçiğimize kurşun sıkmaktadır. Bu devlet zaafının giderilmesi Türkiye için hayati önemdedir. Vatan Partisi, bir milli devlet bildirgesi yayımlayarak devlet zaafının giderilmesini, güçlü devletin kurulmasını ve bir üretim devrimini zorunlu görüyoruz.

Dış cephemizdeki duruma baktığımızda ise haritalarda görüyoruz ki; Yunanistan’ın Dedeağaç’tan başlayarak Kavala, Selanik, Larissa, Girit’in kuzeyi ve Kıbrıs’ın güneyine kadar Türkiye’ye bakan kıyılarında Amerikan ve İngiliz üsleri vardır. Amerika; tanklarıyla, uçaklarıyla olağanüstü bir yığınak yapmaktadır. Namlular Türkiye’ye dönüktür. Doğu Akdeniz’de de Amerika, İsrail ve Yunanistan tatbikatlarla Türkiye’yi hedef almaktadır. 2002 yılından beri Amerika’nın “Millenium Challenge” (Bin Yılın Meydan Okuması) adı altında Türkiye’yi işgal tatbikatı yaptığını biliyoruz.

Bulunduğumuz koşullarda PKK, kayyum atamalarına karşı kitleleri sokağa dökme, ateşe sürme planları içindedir. Seçimden sonra Van’da yaşanan yakma-yıkma eylemlerinden sonra dahi bir devlet zaafı gösterilmiş, Yüksek Seçim Kurulu kararıyla mazbata PKK mensubuna verilmiştir. Amerika ve İsrail’in Türkiye’yi hedef aldığı, içeride turuncu kalkışma denemelerinin yapıldığı bu dönemde, Türkiye çok ciddi tehditlerle karşı karşıyadır.

Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi de bugün PKK’nın çağrısı üzerine Hakkâri’ye koşarak, kayyum atamalarına karşı PKK ile birlikte tavır alarak ateşle oynamaktadır. Amerika ve İsrail, Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurtaramaz. Türk milleti bu tavrı kesinlikle mahkûm etmektedir.

Sonuç olarak;
1. PKK’nın güdümündeki HDP ve DEM Parti derhal kapatılmalıdır. Devlet, bu partilerin yerine yenisinin kurulmasına izin vermemelidir.
2. Suriye’nin kuzeyindeki PKK varlığı, Türk ve Suriye ordularının iş birliğiyle derhal bastırılmalıdır. PKK’ya orada seçim yapma imkânı tanınamaz.

Vatan Partisi, topyekûn devlet ve millet beraberliğiyle bu sorunları çözecek programı ilan etmiştir. Bütün milli partileri bu sorumluluğu üstlenmeye davet ediyoruz. Burada Suriye Devleti ve Sayın Beşar Esad da göreve hazırdır. Türkiye Devleti, Güneydoğu belediyelerinde birtakım terör örgütü mensuplarının belediye başkanı sıfatıyla Türkiye’nin bağımsızlığına ve bütünlüğüne karşı; Amerika ve İsrail güdümünde planlar ve tezgâhlar içinde rol oynamalarına, sahneye çıkmalarına kesinlikle izin veremez ve vermeyecektir. Bu kararlılığımızı buradan ilan ediyoruz. Vatan Partisi olarak bu süreçte göreve hazırız. Vatan Partisi’nin zamanı gelmiştir; bunu da buradan ilan ediyorum. Türkiye’nin bütünlüğünü ve huzurunu sağlamak, PKK terör örgütünü bitirmek, ABD ve İsrail planlarını bölgemizde bozguna uğratmak için Vatan Partisi göreve hazırdır. Saygılarımızı sunuyoruz.

Sorularınız varsa buyurunuz. Bunun neresinde yumuşama var? Cumhuriyet Halk Partisi liderleri PKK’nın tezgâhına katılmak için AKER’e koşuyor. Bunun neresinde yumuşama var? Burada silah var, Türkiye’ye silah sıkma teşebbüsleri var. Dünyada çeşitli örneklerini, özellikle Kafkaslarda ve Doğu Avrupa’da gördüğümüz birtakım “turuncu kalkışma” hazırlıkları var. Bu yalnız hazırlık değil; en son seçimden sonra Van’da da gördüğümüz gibi yakma-yıkma eylemleri şeklinde kendisini ortaya koydu ve yine o eylemlere hazırlıklar var. Şehit cenazeleri gelirken hangi yumuşamadan söz ediliyor? Bu yumuşama bir Amerikan tezgâhıdır; PKK’ya karşı yumuşamadır. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi PKK’yı koruyan, kollayan tutumunda ısrar ettiği sürece, bahsedilen yumuşama sonuç itibarıyla PKK’ya karşı bir tavizdir. AK Parti yönetiminin Cumhuriyet Halk Partisi ile yumuşamasının sonucu ne olur? CHP yaklaştığı ölçüde PKK’ya da yaklaşmış oluyor, Amerika’ya da yaklaşmış oluyor, İsrail’e de yaklaşmış oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yönettiği hükümetin, PKK’yı güden Amerika ve İsrail planları karşısındaki bu kararsızlığı nereye kadar devam edecek? Türkiye, bu politikaları sırtında taşıyamaz.

PKK ile ilgili yapılan açıklamalar ve Kobani olayları hatırlatılarak halka yapılan sokağa çıkma çağrıları hakkında ne söylenebilir? PKK zaten hendeklere gömülmüştü, onu Amerika da İsrail de kurtaramaz. Vatanımızın evlatları olan ancak ellerine Amerika ve İsrail silahları tutuşturulan PKK mensuplarına sesleniyorum: Elinizdeki o Amerikan silahlarını atın, kendi ananıza, babanıza, kardeşinize silah sıkmaya son verin. Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim olun. Başka bir seçenek yoktur; gideceğiniz yol ya hapishanedir ya da toprağın altıdır. Şerefli bir çıkış yolu; vatanınıza ve milletinize ihanetten vazgeçmek, elinizdeki yabancı menşeli silahları yere atmaktır. Dağların üstünden insanları ateşe sürmeye yönelik bu çağrılar utanç vericidir, alçaklıktır. Bunun cezası ağırdır.

Tüm Türk milletine sesleniyoruz: Geleceğimiz aydınlıktır. Türk Milleti, Türk Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Polisi bütün bu sorunların üstesinden gelecek güce ve birikime sahiptir. Vatan Partisi, bu sürece önderlik edecek bir partidir.

Değerli basın mensupları, Türkiye’deki tüm barolara mensup değerli meslektaşlarımız ve Yüce Türk Milleti; bilindiği üzere, son yapılan mahalli idareler genel seçiminde Hakkari Belediye Başkanı olarak seçilen Mehmet Sıddık Akış, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma dayanak gösterilerek İçişleri Bakanlığı tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırılmış ve yerine kayyum atanmıştır. Ankara Barosu’nun da dahil olduğu 28 baro, bu atamaya karşı ortak bir açıklama yayınlayarak seçmen iradesinin tanınmadığını ve masumiyet ilkesinin çiğnendiğini iddia etmiştir. Bu barolar vahim bir hata içindedir. Görevden alınan şahsın terör örgütü adına kepenk kapattırdığı, vergi topladığı, terörist cenazesi düzenlediği, PKK kamplarında üst düzey mensuplarla görüştüğü iddiaları mevcuttur. Soruşturma dosyası içerisinde yer alan bu iddiaları görmezden gelmek, baro yönetimlerine yakışmamaktadır.

Anayasanın 127. maddesi ve Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince İçişleri Bakanlığı tarafından uygulanan geçici tedbir tartışmaya kapalıdır. PKK’ya lojistik destek sağlayarak, çocukları dağa kaçırarak Mehmetçiğimizi şehit edenlerin belediyelere yerleştirilmesi, hukukun ve anayasamızın gereğidir. Silahların gölgesinde halk iradesi olmaz. Terör örgütü, bölgedeki halkımız üzerinde bir güç gösterisi yapmakta ve onları yönlendirmektedir. Hukukun, anayasamızın ve milli güvenliğimizin gereği; terörün siyasi uzantısı DEM Parti’ye karşı kayyumla başlayan mücadele, parti kapatılarak tamamlanmalıdır. Ankara Barosu yönetimini göstermelik değil, gerçek anlamda hukukun ve Cumhuriyetin temel niteliklerinin yanında olmaya çağırıyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Vatan Partisi Merkez Hukuk Bürosu.

Paylaş