Bu geçmişteki, yakın geçmişteki… Devrimle kurduk biz bu Cumhuriyeti. Bir Türkiye gemisi, bir Amerikan gemisi. Ama Türk milletinin bahtı açıktır. Ben yere atar ve onu çiğnerim; çiğniyorum burada. Bu ülkedeki bu yangın… Türkiye’yi dinlenenler değil, üretenler üretecek. Birleşen, üreten Türkiye’yi kuracağız. Söz veriyoruz.
İrtica kim? İşte irtica, Fethullah Terör Örgütü. Amerika’ya bağlı irtica. Onu hapislere tıktı Türkiye; Vatan Partisi’nin önderlik ettiği mücadelenin ürünü. Fethullah Terör Örgütü ile Tayyip Erdoğan’lar koalisyon kurmuştu, hükümet kurmuştu; Türkiye’yi yönetiyorlardı, bizi hapse atıyorlardı. Ne oldu? O süreci bozduk. Buna bağlı olarak 24 Temmuz 2015’te açılım sona erdi, Kürt açılımı bitti; Türk Silahlı Kuvvetleri, polisimiz, köy korucularımız PKK’nın üzerine yürüdü ve PKK hendeklere gömüldü. Yıllarca mücadele ettik. İşte o kontrgerilla, 15-16 Temmuz gecesi bir darbe yapmaya kalktı. Tayyip Erdoğan hükümetine ve Türkiye’ye karşı ne oldu? O darbe başarısızlıkla sonuçlandı. Amerika ile Türkiye arasında savaş oldu. İstanbul’da, Ankara’da 240 küsur insanımız şehit oldu, 2400’den fazla kişi yaralandı. Türkiye, bir Türk-Amerikan savaşı dönemine girdi. Bugün öyle bir savaş var; PKK’ya karşı savaş, Amerikan emperyalizmine karşı savaş. FETÖ’ye karşı savaş; o da Amerika’ya karşı savaş.
Bugün dünyaya baktığımız zaman Amerika’nın emperyalizmine karşı savaşan birkaç ülke var: Suriye, Türkiye, Irak; İran savaşmıyor ama dik duruyor. Çin’de, Hindistan’da ekonomide Amerika’ya karşı bir savaş veriliyor. Almanya, Fransa yine NATO içerisinde ve Atlantik Sistemi içerisinde bir savaş veriyor. Türkiye, Amerika ile savaşan bir ülke. Devamında Amerika ile savaşımız sınır ötesine geçti: Fırat Kalkanı Harekâtı, 24 Ağustos 2016; arkasından Afrin Harekâtı, Zeytin Dalı Harekâtı, şimdi Pençe Harekâtı. Bunların hepsi Amerika ile savaş. Türkiye ile Amerika arasındaki çelişmeler Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de… Ta Doğu Akdeniz’den Hürmüz Boğazı’na kadar bir ortak cephe oluştu. Türkiye bu süreçte Amerika’yla cebelleşirken gerçek dostlarını bulmaya, keşfetmeye başladı. Kim onlar? Rusya, komşularımız Irak, Suriye, İran, Azerbaycan ve Asyalı komşularımız Rusya, Çin.
Görüldüğü gibi Türkiye, 1945 yılında girdiği süreçten farklı bir sürece girdi. 45’te Amerika geldi; İsmet Paşa hükümeti, Cumhuriyet Halk Partisi hükümeti zamanında. Orada başladı hikâye, Türkiye Amerika’ya bağlandı. 45’ten bu yana yaşadığımız olay şöyle özetlenebilir: Atatürk devrimi önemli tahribata uğradı. Şimdi Türkiye, o Atatürk devriminin tahrip edildiği dönemden; yeniden vatanın bütünlüğünü sağlamak, Amerika’nın üzerimize sürdüğü terörü bastırmak ve ezmek dönemine girdi. Şimdi bunları niye anlatıyoruz? Muğla Başkanımız Günal Bey de söyledi; Türkiye’de 2014 öncesindeki saflaşma kafalarımızda tortular halinde duruyor. 2014 öncesinde bir saflaşma vardı: Amerika ve Tayyip Erdoğanlar bir tarafta, karşısında Türk milleti. Ama 2014’ten sonra hem uluslararası planda hem ulusal planda başka bir saflaşma var. S-400’lerde, Doğu Akdeniz’de, FETÖ ile mücadelede, HDP’nin kapatılmasında, PKK’nın ezilmesinde o saflaşmayı görüyoruz. Yani Türkiye, Türk milletiyle onun karşısında olan Atlantik güçler arasındaki saflaşma. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yle aynı mahallede uzun yıllar yaşadığımız için o mahallenin fikirleri, duruşları ve mevzilenmeleri kafamızda bir tortu olarak duruyor. Gerçekler başka, kafalardaki tortular başka. Bunları bugün burada konuşalım. Çünkü bu, Vatan Partisi’nin kendi içinde de yaşanan bir saflaşma.
22 Eylül 2018’de partimizin “Aynı Gemideyiz” diye 16 maddelik bir kararı var. O temel eğitim metni çok önemli. Biz Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ile Türkiye gemisindeyiz. S-400’de Türkiye gemisindeyiz, FETÖ ile mücadelede Türkiye gemisindeyiz, Rusya ile dostlukta aynı gemideyiz, Çin ile dostlukta aynı gemideyiz. Ama bir de Amerika’nın gemisinde olanlar var. Onlar kim? En başta PKK, FETÖ, Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti yönetimi. Bu gerçekleri saptamadan Türkiye’de devrimcilik yapılmaz, milli bir hükümet kurulmaz, bağımsız bir Türkiye oluşturulmaz, vatan bütünlüğü sağlanmaz. PKK ile mücadele ediyorsunuz, Afrin’e girme diyorlar; Afrin’de kim var? PKK var. FETÖ ile mücadele ediyorsunuz, “FETÖ’yü hapisten çıkaracağım” diyorlar. Ankara’dan İstanbul’a FETÖ’yü ve PKK’yı hapisten çıkartmak için yürüyorlar. S-400’ü Amerika’ya karşı alıyoruz, İsrail’e karşı alıyoruz. Türkiye, Amerika’ya karşı silahlanıyor.
Değerli arkadaşlar, eğer hükümet olmak istiyorsak, Kemalist devrimi tamamlamak istiyorsak gerçeklere dayanacağız. Atatürk devrimciliğinde en başta vatan bütünlüğü, en başta istiklal savaşı gelir. Bugün ikinci İstiklal Savaşı’nı veriyoruz. FETÖ’ye karşı savaş bir istiklal savaşıdır, PKK’ya karşı savaş bir istiklal savaşıdır. FETÖ ile PKK beraber, arkalarında Amerika ve İsrail var. Eğer burada doğru yerde mevzilenmezseniz düşman tarafta olursunuz. Amerika’nın yanında kadın erkek eşitliği olur mu? Amerika’nın yanında irticayla mücadele olur mu? Bugün Türkiye irticayla mücadele ediyor; 104 bin FETÖ bağlantılıyı devletin içinden temizliyor. Biz hâlâ irticayı temizleyen ve hapse tıkanlarla mücadele eden anlayışlardan tamamen kurtulmamış durumdayız.
Ekonomide Türkiye’nin 1980’lerde Turgut Özal’larla kurduğu sistem çöküyor, çöktü. “Böyle gitmez” fikri her yerde; sanayici diyor, işçi diyor, çiftçi diyor, esnaf diyor. “Böyle gitmez” ne demek? Başka bir sistem geliyor demek. Turgut Özal’ların, Tansu Çiller’lerin, Tayyip Erdoğan’ların bugüne kadar sürdürdüğü ekonomi; dışarıdan borçlanarak ve ithal ara mallarıyla üretim yapıp dünyaya satma projesiydi. Sonuçta içerideki üretim çöktü. Türkiye kendi kömürünü Zonguldak’tan değil Rusya’dan, Ukrayna’dan getiriyor; kendi pamuğunu değil dışarıdakini alıyor. Türkiye iflas etti, fabrikalar kapanıyor. Geçen yıl 743 bin kişi işini kaybetti.
Vatan Partisi bu sistemin bittiğini tespit ediyor ve bir üretim devrimi programıyla milletimizden yetki istiyor. “Üretim Devrimi Kurultayları” yapacağız. Yalnız il merkezlerinde değil; ilçelerimizde, kasabalarımızda, fabrikalarımızda nerede üretici varsa orada olacağız. Ankara’da büyük bir “Üretim Devrimi Kurultayı” ile programı kabul edip bütün Türkiye’ye ilan edeceğiz. Vatan savaşından milli hükümete ve üretim devriminden milli hükümete iki ayakla yürüyoruz. Bağımsız bir ekonomiyle vatanımızı koruyabiliriz, vatanımızı koruyarak da ekonomimizi geliştirebiliriz.
Muğla bir üretici kenti; tarımı, turizmi ve sanayisi var. O nedenle Muğla bizim pilot illerimizden biri. Siz öncülersiniz; Türkiye’ye de öncülük yapacak olan bir coğrafyada yaşıyorsunuz. Uluslararası koşullarla ulusal koşulların üst üste geçtiğini saptayalım. Türkiye Atlantik sisteminden ayrılıyor, Asya’ya yerleşiyor. Biz Asyalı bir milletiz, Atatürk’ün söylediği gibi. Batı’nın çürümekte olan parçası değiliz. Biz bağımsızlığı da üretmeyi de Batı emperyalizmiyle savaşarak elde ettik. Bugün yükselen uygarlık Asya’dan yükseliyor. 2030 yılında dünyanın birinci ekonomisi Çin, ikincisi Hindistan, üçüncüsü Amerika, beşincisi ise Türkiye olacak. Türkiye geleceği olan bir ülke. Bu Asya’ya yerleşme süreci bir devrim sürecidir.
“Türkiye mahvoluyor” diyenler yanılıyor. Türkiye başını dik tutmaktadır, Asya’daki şerefli yerine yerleşmektedir. Vatan Partisi önce kendi içindeki yanlışları temizleyecek. Nutuk’u okuyalım; Atatürk 1927 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’nda 5 gün boyunca konuştu. Nutuk’ta ne var? Karabekir’le mücadele, Rauf Orbay’la mücadele, Ali Fuat Paşa’yla mücadele var. Yani… İstiklal Savaşı’na katılmış, Atatürk’ün yanındaki komutanlarla başlayan ve daha sonra Cumhuriyet Devrimi boyunca devam eden iki çizgi mücadelesi. Niye Atatürk? Nutuk’u okuduğunuz zaman, o koskoca 700-800 sayfalık eseri okuduğunuz zaman, sizlere en önemli vasiyetini bırakıyor. Rauf Orbaylar’la, Kazım Karabekir’lerle olan o mücadele; devrimin, Atatürk devriminin doğru programda, doğru çizgide devam etmesi içindir. Kemalist devrimin içinde de iki çizgi mücadeleleri oldu, Vatan Partisi içinde de hep olmuştur.
1960’larda Milli Demokratik Devrim ve Türkiye’nin Sosyalist Devrimi mücadelesinden geçtik. Milli Demokratik Devrim gerçeğini kabul ederek ilk önemli adımı attık. Arkasından, “Efendim dağa çıkalım, silahlanalım, bir an evvel silahlı mücadeleye başlayalım” diyenlerin yanlışlarıyla mücadele ettik. O yanlışlar Türkiye’ye sonunda çok pahalıya mal oldu. Deniz Gezmişlerin yaptığı yanlışlar, Mahir Çayanların yaptığı yanlışlar çok pahalıya mal oldu. Bu gerçekleri dürüst bir şekilde kabul ederek ilerlersiniz; yoksa onlar gibi yaptığınız zaman sonu felaket olur, felaket de olmuştur.
Arkasından Sovyetler Birliği konusu… Bazıları diyordu ki: “Sovyetler Birliği komünizme gidiyor, sınıfsız topluma gidiyor, sömürüsüz topluma gidiyor.” Vatan Partisi orada ne dedi? Şunu söyledik: “Sovyetler Birliği kapitalizme gidiyor. Siz ne diyorsunuz ya? Sovyetler Birliği sosyal emperyalizme, emperyalist bir ülkeye gidiyor.” O Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin yöneticileri 1990 yılında çıktılar, “Rusya artık kapitalist bir ülkedir, burayı kapitalist yaptık” dediler, değil mi? Biz o mücadeleden geçtik. “Sovyetler Birliği sosyalizmi kuruyor, devam ettiriyor” diyenler ne oldu? Dağıldı. Ama Vatan Partisi devam etti. O mücadeleler bizi buraya getirdi.
Şimdi Türkiye’de en önemli sorun nedir? Şu anda Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenip Türkiye gerçeklerinden kopmak. Tayyip Erdoğan’ı düşman ilan ederseniz; size söylüyorum, yanlış söylüyorsam çıkıp burada konuşacaksınız. Onun için Günaldal arkadaşıma söyledim; benim yanlışlarımı burada çıkıp söyleyeceksiniz, beni ve Vatan Partisi’ni uyaracaksınız. Onun için bu toplantıları yapıyoruz. Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenirseniz Amerika’yla beraber olursunuz. Tayyip Erdoğan’la bugün berabersiniz, beraberiz. Türk milleti beraber. Yanlışları var; dostların yanlışları olur, yanlışlarıyla mücadele ederiz ama aynı cephedeyiz, aynı gemideyiz. FETÖ’ye karşı, PKK’ya karşı, Amerika’ya karşı aynı gemideyiz. Rusya dostluğunda, Çin dostluğunda aynı gemideyiz.
Bakın, Uygur bölgesinde şöyle konuşacaksanız aranızda konuşmayın; çıkıp buradan, sizi dinlemek istiyorum, konuşmanızı istiyorum. Uygur bölgesinde “Çin zulmü var” diye Meclis’te önerge verenler kim? HDP yani PKK, CHP, İYİ Parti. Her konuda beraberler; S-400’e karşı beraberler, FETÖ’yü kurtarmakta yine Amerika’nın yanındalar. Bu gerçekleri görmeden, saptamadan Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenerek Amerika’yla beraber olmaktan başka hiçbir şey yapamazsınız. Eğer ben bu sözlerimde yanlışsam, siz de kalkıp yanlış olduğumu burada söyleyeceksiniz. Özgürlük var Vatan Partisi’nde.
Değerli arkadaşlar, doğru strateji ve doğru konumlanma her şeyin başıdır. Mevcut dünyada kimler beraber? Çin, Rusya, Türkiye, İran, Suriye, Irak, Endonezya, Venezuela, Küba beraber. Karşı tarafta kim var? Amerika, İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez şeyhlikleri. Türkiye’de de kim, hangi mevzide? Son olarak, somut gerçeklere ve olgulara bakacağız; S-400 olayı, Uygur olayı, FETÖ olayı, PKK olayı. Bu somut olaylara bakacağız ve yerimizi o somut olaylarda belirleyeceğiz.
Bakın en çarpıcı olanı 15-16 Temmuz gecesidir. Amerika bir darbe yaptı, Gladio, kontrgerilla… O gece darbe olurken solumuza baktık Tayyip Erdoğan var, sağımıza baktık Devlet Bahçeli var. Öbürleri kümeslerde saklanıyordu. O darbe başarılı olsaydı hükümetleri paylaşacaklardı; CHP’si, İYİ Parti’si… Bu durumlarda kim seninle beraber, kim karşı tarafta? O gerçeğe bakacaksınız. O gerçeği saptarsanız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tabanındaki vatanseverleri de buraya çekeriz. Nasıl geçmişte Tayyip Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığına karşı net ve kararlı mücadele ederek bu günlere geldik ve başarılar kazandık, o Silivri duvarını yıktık ve Tayyip Erdoğanları Türkiye’yi yönettiği bir mevziye çektik… Cumhuriyet Halk Partisi tabanını veya başkalarını kazanmak da sağlam, kararlı duruşla olur. Yoksa onların yanında durduğumuz zaman o felaket olur, vatana ihanete kadar giden bir çizgidir.
Şimdi değerli arkadaşlar, Vatan Partisi’nin netleşmek zorunda olduğu ve kendi içindeki yanlışlardan arınması zaruretiyle karşılaştığı bir döneme giriyoruz. Bu Üretim Devrimi kurultayları, aynı zamanda Vatan Partisi’nin berraklaşması, mevzisini sağlamlaştırması, Atatürk devrimini tamamlama programındaki kararlılığını bilemesi ve perçinlemesi dönemidir. Sizlere kolaylıklar ve mücadelede başarılar diliyorum. Muğla örgütümüze ve sizlere sonuna kadar güveniyoruz. Hepimizin kürsüsü burası; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, sizleri bu kürsüden benim yanlışlarımı da belirtmeye davet ediyorum.
Öncelikle adanmış ömürleriyle Doğu ve Şule Perinçek başkanları kalben selamlıyorum. Ben Efendi Soyadımcan. Daha önce Ula’daki toplantıda, CHP’nin halkçılığı kalmadığı sebebiyle Vatan Partisi’ne katıldığımı belirtmiştim. Doğu Perinçek ve Şule Perinçek’in çizmiş olduğu, 1919’daki Mustafa Kemal Atatürk ruhuyla devam eden devrim çizgisine kalben inanıyor ve her saat savunuyorum. 2015 yılında AK Parti’den milletvekili aday adayıydım.
15 Temmuz’a hızlıca bağlayayım: Yıllarca Doğu Perinçek ve arkadaşlarının Amerikan emperyalizmini anlatmak için ömürlerini verdiği, canlarını ortaya koyduğu mücadeleyi, 15 Temmuz gecesinde 251 şehit ve 2149 gazi ile anlama imkanı bulduk. Ne acıdır ki o yapıya karşı mücadele veren “sol”, son 6 yıldır “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi” diye bir tek cümle kurmadı, tabela kullanmadı.
Üretim ekonomisini Doğu Başkanımızın Muğla’dan başlattığını öğrendim. Önümüzdeki bir yıl içerisinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bu çalışmalar yapılacak. Biz de elimizden geldiği kadar Muğla’da partiyle olalım olmayalım, buna saygı duyan herkesin Doğu Perinçek’e duyduğu saygı sandıklara yansırsa ben inanıyorum ki iktidardır kendisi. Çünkü iktidarda olan partinin, Doğu Perinçek’in tespitleriyle hareket ettiğini açık, net olarak görüyoruz. Dünyanın en büyük ekonomisi Çin, Türkiye’deki muhatap olarak Doğu Perinçek’i alıyor.
Vatan Partisi içinde farklı düşünceler olduğunu Doğu Başkanımız konuşurken çok net hissettim ve bu Bodrum’daki bir davette açıkça ortaya çıktı. Biz neden AK Parti’nin yanındayız? Neden Milliyetçi Hareket Partisi gibi yıllarca mücadele etmiş bir partiyle yan yanayız? Stratejik düşünme herhalde genlerle ilgili bir şey, bu da en çok Doğu Perinçek’te vücut bulmuş diye düşünüyorum. 72 ay Silivri’de FETÖ’nün kumpasıyla en uzun süre cezaevinde yatan siyasi liderdir. Oradaki savunmaları, hangi siyasi partiden olursa olsun herkes için örnek olmuştur. “Bir gün siz yargılanacaksınız” derken, faşist bir heyet huzurunda bunu söylemiştir ve nitekim dedikleri gerçekleşmiştir.
20-25 yıldır Doğu Perinçek, FETÖ’nün Amerikan yapımı bir program olduğunu her zaman dile getirdi. Vatan Partisi içerisinde buna tepki gösterenler oldu. Ben AKP’den geldim, “Sen öncelikle AKP zihniyetinden kurtul öyle gel” diyenler oldu. Halbuki kitle kazanması gereken parti Vatan Partisi’dir. İnanıyorum ki bu Üretim Devrimi başlangıcıyla birlikte Vatan Partisi bir kitle partisi de olacak. MHP tabanından, CHP tabanından ulusal değerlere bağlı insanların tamamı Doğu ve Şule Perinçek’i saygıyla ifade etmeye başladı. Bu bana göre dönüşümün başlangıcıdır.
“Şıhlar uçmaz, müritler uçurur” derler. Doğu ve Şule Perinçek’in karınca gibi çalışmalarının tabelaya yansımamasının nedenlerini, onları temsil edenlerin ikircikli tavırlarında görüyorum; bu Muğla dahil. İsmail Durun gibi “Vatan Partisi’nden kovulduk, kapıdan kovulunca pencereden geri girdik” diyenleri sevgiyle selamlıyorum. Doğu Perinçek 72 ay yattıktan sonra, FETÖ’nün bir numarasının hedefi olması gerçeğini insanlar anlayamıyor. Tayyip Erdoğan BOP projesinden vazgeçip dönüşmekle devrime katkı yapanlardan olmuştur. “Din güncellenmelidir” diyerek çok devrimci bir laf etmiştir ve bu söylemin arkasındaki etkili düşüncenin Doğu Perinçek olduğunu düşünüyorum.
S-400’lerin alımı devrimdir, 1968 ruhuna selamdır, yerimiz Avrasya’dır. 1910’lu yıllarda yapılan fabrikalar, hidroelektrik santralleri Rusya’nın katkısıdır. Ancak CIA’nın kurduğu cemaatler aracılığıyla bizi yakın komşularımızdan uzak tutmuşlardır. Doğu Perinçek’in her zaman belirttiği Batı Asya Birliği; Atatürk’ün 1919’da Osmanlı yıkıldıktan sonra yakın komşularımız Irak, İran, Suriye ve Rusya ile kurulmasını istediği birliğin önemine vurgudur. İnşallah Avrasya’da yerimizi alırken yakın komşularımızla, yeraltı zenginliklerimizle birlikte süper bir bölge kuracağız. Kahrolsun Amerika!
İyi bir devrimci, iyi bir milliyetçi ve inançlı bir insanım. Doğu Perinçek’i ilk defa gördüm, Şule Hanım ile daha önce Fethiye’de bir araya gelmiştik. En büyük dileğim, Doğu Perinçek’in bu ülkeyi uluslararası alanda, Avrupa topraklarında Ermeni yasa tasarısını gömerek temsil etmesidir. O, bu devletin en onurlu, en şerefli üyelerinden birisidir.
Vatan Partisi’nin Muğla’da büyümesi için dokunması lazım. Muğla’da yerel yönetimleri belirleyen, bildiğiniz gibi büyük ölçüde PKK ve FETÖ oylarıdır. PKK ve FETÖ’nün Muğla’da güçlü olmasının nedeni yeterince muhalefet görmemesidir. Muğla’da kamu kurumlarındaki atamaları elinde bulunduran güç kısmen yargılanıyor. Vatan Partisi il teşkilatından rica ediyorum; FETÖ’nün Muğla şehir yapılanmasına il teşkilatı olarak lütfen tepki koyun. Kamu kurumlarında haksızlığa uğrayan vatansever arkadaşlarımız var; bunlara sahip çıkmazsak Vatan Partisi’ni büyütme şansımız olmaz. Doğu ve Şule Perinçek’in dediklerini tekrar edersek büyürüz.
Bu konuşma fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Türkiye’yi dinlenenler değil, üretenler yönetir. İzleşen değil, üreten Türkiye’yi kuracağız. Söz veriyoruz!

