Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Koray’ın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” hakkındaki basın açıklamasını, paragraf yapılarını düzelterek ve anlam bütünlüğünü koruyarak aşağıda sunuyorum:
Vatan Partisi’nin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” Değerlendirmesi
Değerli Basın Mensupları,
Bugünkü açıklamamızda Millî Eğitim Bakanlığımızın açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni değerlendireceğiz. Eğitim kuşkusuz bir ülke açısından, o ülkenin geleceğini inşa etme açısından en önemli alanlardan birisidir. Onun için eğitimde yığınağı yanlış yapmak, giderilmesi olanaksız hatalara ve yanlışlıklara yol açar. Bugün eğitimi planlamak, Türkiye’nin orta ve uzun erimde olan ihtiyaçlarını göz almayı gerektirir. Doğru bir eğitim politikası için ön koşul Türkiye’nin kalkınma stratejisinin; bilim, sanat, kültür alanlarında gelişme stratejisinin belirlenmesidir. Aynı zamanda bu stratejinin uygulanması için ayrıntılı bir planlama yapılmalı ve bu planın sürekli olarak güncellenmesi gerekiyor.
Piyasaların Kendiliğindenciliğine Bırakılan Eğitim
Bugün Türkiye’nin en önemli zaaflarından biri böyle bir strateji ve plandan yoksun olmasıdır. Milli eğitim büyük ölçüde piyasaların kendiliğinden şekillendirilmesine tabii bırakılmıştır. Onun için Milli Eğitim Bakanlığı ne kadar vatanına, milletine bağlı, kendi çıkarını değil milletin çıkarlarını düşünen, bireysel çıkarı kolektif çıkara tabi kılan öğrenci yetiştirmeye çalışırsa çalışsın, böyle bir strateji ve planın yokluğunda başarı gelmez. Onun için bugün yapılmış olan şey de maalesef isimlendirildiği gibi bir maarif modeli değil, mevcut müfredatın yeniden düzenlenmesinden ibaret kalıyor.
Türkiye’nin Birikimi
Türkiye’nin geçmişte çok önemli birikimleri var. Atatürk döneminde eğitim bir strateji ile planlandı. O strateji milletin inşası ve Türkiye’nin gelişmesi açısından hem ekonomik düzlemde hem de kültürel, düşünsel düzlemde neye ihtiyacı olduğunun saptanmasıyla kuruldu. Bu açıdan Köy Enstitüleri tecrübesi sadece Türkiye’nin değil dünya ölçeğinde son derece önemli bir eğitim modelidir. Bugün Köy Enstitülerini sadece ekonomik yönüyle ele almak, iş üstünde eğitim yapılıyor olmasıyla anmak son derece yanlış ve eksik olur. O dönemde Türkiye’de tarımın mekanizasyonu söz konusuydu; bu açıdan köylünün bilgilendirilmesi önemliydi. Ancak Köy Enstitülerinin esası, Cumhuriyet Devriminin bir kültür devrimi olmasıdır. Cumhuriyet devriminin nefesini hem üretim içinde çalışacak becerilerini geliştirecek hem de üretim devriminin nefesini Türkiye’de köylere taşıyacak önderleri yetiştirmektir!
Milli Eğitimin Hedefi
Bugünkü ihtiyacımız doğru bir müfredat içeriğinin ötesindedir. İhtiyaç duyduğumuz şey: Birincisi, öğrenme ve kendini dönüştürme konusunda istekli; ikincisi, kendini dönüştürüp bilgi edindikten sonra da çalışırken enerjisi yüksek; üçüncüsü, Üretim Devrimi’ne ve Türkiye’nin gelişmesine hizmet eden insanlar yetiştirmektir.
Ortaöğretimde Yeteneğin Keşfi
Ortaöğretim iki önemli unsuru içeriyor. Birincisi, meslek seçiminin hemen öncesi olması dolayısıyla hangi alanlarda ne kadar nitelikli iş gücüne sahip olduğumuzun bilinmesi, öğrencileri yönlendirme açısından o dönemde önem kazanıyor. Yanlış meslek seçimi, Türkiye’de karşılığı olmayan ama moda olduğu için o meslekleri piyasanın savurmasıyla oluyor. Sonuç; işsiz kalan ve hayat boyu mutsuz olan öğrenciler. Olması gereken ise Türkiye’ye hizmet edecek meslekleri seçen ama bunu aynı zamanda kendi ilgi ve yetenekleriyle birleştiren gençleri hayata kazandırmaktır.
Bu da bizi ikinci hususa getiriyor: Yeteneklerin esas keşfedileceği dönem ortaöğretim dönemidir. Bu yeteneği dışarıdan keşfetmek yetmez; öğrencinin kendisini keşfedip geliştirmesi, o konuda merak ve ilgisinin olması gerekir. Ortaöğretimde eğitimin en önemli başarı ölçütü, öğrencilerin yeteneklerinin keşfi ve bunun ülkenin uzun erimli ihtiyaçlarıyla birleştirilecek şekilde yönlendirilmesidir.
Keşfedilmeyen Yetenek İsraftır
İnsan gücü bir ülkenin en önemli değeridir. Siz bir madeni bugün bulamayıp on sene sonra bulduğunuzda elbette bir kayıp olur ama maden orada durur. Ancak siz bir yeteneği keşfedemezseniz o bir daha kullanılmayacak biçimde ortadan kalkar gider. Kimsenin, Türkiye’nin böyle bir kaynağını israf etmeye hakkı yok.
Seyreltilen, Yüzeyselleşmiş Eğitim
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin içeriği şunu ortaya çıkartıyor: Son derece seyreltilmiş, yüzeyselleştirilmiş, öğrenciyi zorlamayan bir eğitim. Bu modelle hiçbir yeteneği keşfedemezsiniz. Eğitimin seyreltilmesi “müşteri memnuniyeti”ni sağlayabilir ama Türkiye açısından burada başarı yoktur. Millî Eğitim Bakanlığımız bu müfredatta milli kimlik oluşturma hedefi koyuyor ama bu hedefi yerine getirecek uygulama ve usulleri oluşturmaktan yoksun kalmıştır.
Matematiğin Gerçekle İlişkisi
Matematik, uygarlığın başından itibaren bütün eğitimlerde merkezi rol oynamıştır. Bu rol, matematiğin gerçeklikle olan ilişkisinden kaynaklanır. Matematik doğasaldır; salt insan aklının bir ürünü değildir. Matematikteki bütün kavramlar da temelini oluşturan matematiksel mantık da doğa ve toplumun ürünüdür. Milli Eğitimimiz için en önemli hedeflerden birisi bilimsel düşünceyi hayatın bütün alanlarına uygulanacak bir yaklaşım haline getirmektir.
Limit Kavramı ve Bugünkü Teknoloji
Örnek olarak limit kavramını ele alalım. Limit kavramı batıda Newton ve Leibniz tarafından kuramlaştırıldı. Bugün limit kavramının fizikte yol açmış olduğu gelişmeler, gündelik hayatımızda kullandığımız bütün teknolojik imkanları sağlamıştır. Eğer insanlık kavramsal olarak bu noktaya ulaşmamış olsa ne sanayi devrimi gerçekleşirdi ne de bugün yapay zekâ teknolojilerine olanak olurdu. Limit kavramı olmadan bir öğrencinin bugünün matematiğinin özünü anlamasına olanak yoktur.
Öğrenciye Zorlukları Yenme Bilinci Vermek
Siz spora gittiğiniz zaman adaleleriniz ağrımadan kendinizi spor yapmış görür müsünüz? Matematiği bulmaca çözer gibi yapıp hiç zorlanmadan döndüğünüz zaman ne kazanmış olacaksınız? Zorlanmadan hiçbir iş olmaz. Eğitimin amacı, zorluklar karşısında yılmayan, onları aşmak için kendini zorlamasını bilen öğrenciler yetiştirmektir. Aksi halde eğitim hayatı bittikten sonra da hiç zorluk çekmeden köşeye dönmenin yollarını arayan insanlar yaratırız. Şu andaki düzey, özellikle matematikte “bulmaca matematiği” düzeyindedir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Programı Nasıl Yapılır?
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin hakikaten bir program olmasını istiyorsak:
- Türkiye’nin önündeki Üretim Devrimi’nin ihtiyaçlarına uygun insan gücü planlanmalı ve eğitim bunun bir parçası haline getirilmelidir.
- Yapay zekâ teknolojileri, bilgisayar okuryazarlığı ve kavramlara aşinalık ortaöğretimle kazanılmaya başlanmalıdır.
Türkiye ve Yapay Zekâ Bilimi
Bugün yapay zekâ teknolojilerine baktığımız zaman bunun bilimsel bilgi temeli 1960’lar öncesine gitmektedir. Bugün temel bilimler üvey evlat muamelesi görmektedir. Önümüzdeki yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapmak, bilim konusunda olan bitenin peşinden sürüklenmekle mümkün olmaz. Yapılması gereken, onun önüne geçerek bilimin içine alınmış olduğu cendereden kurtarılmasına öncülük edecek bir strateji kurmaktır.
Basın Mensuplarının Soruları ve Yanıtlar
Soru: Müfredatta vatanseverlik gibi değerler var ancak bunları uygulayacak olan öğretmenlerin durumu nedir? Cevap: Öğretmenlerimizin toplumsal saygınlığını artıracak önlemlerin yapılması gerekir. Ancak öğrencinin ufkunu günlük hayatın içine hapsederseniz, ne kadar vatan-millet derseniz de ufkunu daraltırsınız. Öğretmenlerin bu işi yaparken ellerindeki en önemli araç müfredat olacaktır; müfredat amaca aykırıysa kendi bindiğiniz dalı kesiyorsunuz demektir.
Soru: Atatürk devrimlerinin daraltılması ve ÇEDES üzerinden tarikatların okullara girmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Cevap: Atatürk’ün yol göstericiliği bugün hala geçerlidir. Mesele adının çok geçmesi değil, devrimin bugüne yol gösteren içeriğinin eğitimin parçası olmasıdır. İkinci olarak, tarikatların ÇEDES aracılığıyla eğitime dahil edilmesi son derece yanlıştır ve mutlaka önüne geçilmesi gerekir. Bu yapılar eğitimin hedeflerine katkıda bulunmadığı gibi önemli ölçüde zarar vermektedir. Türkiye’nin kendi insan gücünü geliştirmesi için bu yapılar eğitimden uzak tutulmalıdır.
Prof. Dr. Semih Koray Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı

