TBMM’ye Çağrı: İsrail’e Onay Olur

TBMM’ye Çağrı: İsrail’e Onay Olur

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (9 Ekim 2026, Cuma) İstanbul’da Vatan Partisi İl Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyerek Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan devlet yöneticilerinin 7 Ağustos 2026 günü Mekke Sefa Sarayı’nda imzaladıkları Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın TBMM gündemine getirilmesi üzerine TBMM’ye çağrıda bulundu. Perinçek, özetle şunları belirtti:

  1. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan devlet yöneticileri, 7 Ağustos 2026 günü Mekke Sefa Sarayı’nda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın dengi olmayan Başbakan ve Veliaht Prens ile anlaşma imzalaması diplomatik ilkelere aykırıdır.  Metnin İngilizce başlığı şöyledir: Makkah Joint Defence Agreement.
  • İmzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması başlıklı metnin Türkçe ve İngilizce başlığı, anlaşma (agreement)olarak belirlenmiştir.Mekke Ortak Savunma Anlaşması, AK Parti İktidarı tarafından keyfî bir tutumla “Mekke İttifakı”na dönüştürülerek çarpıtılmıştır.
  • Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın AK Parti Hükümeti yetkilileri tarafından “İttifak” diye adlandırılması, İsrail ve ABD müdahalesinin eseridir. AK Parti Hükümeti içindeki ABD ve İsrail dostları, adını “İttifak”a çevirerek, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na askerî yükümlülük getirmeye kalktılar.
  • Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı çarpıtma girişimi Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın “Mekke İttifakı” söylemleriyle başladı.
  • Devletin Anadolu Ajansı ve TRT gibi yayın organları, Anlaşma’nın adını “İttifak”a dönüştürdüler.
  • Gerçi Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, dün (8 Ekim 2026) yaptığı açıklamada, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı “İttifak” diye çarpıtan ifadelerinden vazgeçti ve imzalanan uluslararası sözleşmenin “Anlaşma” olduğunu vurguladı. Ancak yine dün (8 Ekim 2026 günü) bu kez Millî Savunma Bakanlığı, yaptığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda “Anlaşma”yı “Mekke Savunma İttifakı” diye çarpıtılmış ismiyle anmaya devam etti. 
  • AK Parti Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı, eski ifadelerinden vazgeçerek, sözleşmeyi “Anlaşma” diye anıyor. Buna karşılık aynı AK Parti Hükümeti’nin Millî Savunma Bakanlığı, aynı gün (8 Ekim 2026 günü) “İttifak” diye anmaya devam ediyor.
  • Bu nasıl devlet yönetimidir, bu nasıl Dışişleri ve Millî Güvenlik uygulamasıdır? AK Parti yetkilileri, Anlaşma’nın adını değiştirerek bir uluslararası rezalete imza atmışlardır. AK Parti İktidarı, Devlet yönetme sorumluluğu içinde değildir. Millî Devletimizin Dışişleri geleneğiyle oynanıyor.
  • Konuyu Anlaşma ile İttifak (Antlaşma) arasındaki farkı bile bilmeyen bir iktidar cehaletiyle sınırlı göremeyiz.
  •  Ne var ki, Vatan Partisi’nin Mekke Anlaşması’nın imzalandığı günden başlayarak, ABD-İsrail müdahalesine karşı kararlı mücadelesi, AK Parti iktidarı içindeki ABD-İsrail dostlarını geri adım atmaya zorlamıştır.
  •  Mekke Anlaşması’nın kirletilmesi, AK Parti İktidarı içindeki ABD-İsrail dostlarının isim değiştirme girişimiyle sınırla kalmadı. Üç ülkenin, oluşturduğu Mekke Savunma İttifakı Stratejik-Siyasî ve Savunma Komitesi’nin 5 Ekim 2026 günü Riyad’da yaptığı olağanüstü toplantıdan sonra ilan ettiği Ortak Açıklama dahi, ABD-İsrail müdahalesinin izlerini taşımaktadır. Ortak Açıklama, “üç ülkenin, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya olduğu güvenlik gelişmeleri ve tehditlerini ele alarak” şu kararı dünya ve bölge kamuoyuna bildirmiştir:

“Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askerî entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır.”

Açıklama’da “Komite, toplantı öncesinde yapılan siyasî ve askerî istişarelerin sonucunu değerlendirerek, kendisine sunulan önerileri onaylamış ve Mekke Savunma İttifakı’nın kolektif savunmaya ve tehditlerle birlik içinde mücadeleye yönelik güçlü taahhüdü yansıttığını teyit etmiştir.”

Ortak Komite’nin bu açıklamasında da Mekke Savunma Anlaşması’nın ismi “İttifak” olarak değiştirilmiş bulunuyor.

  1.  İstanbul’da 31 Ağustos 2026 günü yapılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik ve Savunma Komitesi (Komitenin adı Dışişleri Bakanlığımız tarafından yanlış yazılmıştır. Doğrusu: Stratejik-Siyasî ve Savunma Komitesi olacak) toplantısından sonra, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, “İttifakın resmî adını Mekke Savunma İttifakı diye değiştirmede mutabakata vardıklarını” açıkladı. Böylece Devlet Yöneticilerinin imzaladığı bir Anlaşma’nın bir Komite aracılığıyla değiştirilmesi dünyaya ilan edilmiştir. Ancak olay bu kadarla kalmıyor. Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, Anlaşma’nın adını yine 31 Ağustos 2026 günü yaptığı basın toplantısında “Mekke Savunma İttifakı Anlaşması” diye anarak, Uluslararası Hukukun temel kavramlarını hiçe saydığını ilan etmiştir. Çünkü bir uluslararası sözleşme, hem ittifak hem anlaşma olamaz. Bu iki kavramın içeriği, Uluslararası İlişkiler açısından da Anayasamız açısından da farklı uygulamaları öngörür. İttifak, bağlayıcılık ve yükümlülük açısından daha kapsamlı bir sözleşmedir, dolayısıyla askerî yükümlere uzanan boyutlara sahiptir. Bütün bu bocalamalar ve kargaşalığın temelinde bir ABD-İsrail müdahalesi olduğu apaçık meydandadır.
  1.  Bu durumda Ortak Komite kararıyla ismi ittifak olarak değiştirilen Uluslararası Sözleşme, dün (8 Ekim 2026 günü) Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan tarafından yeniden Anlaşma olarak bir kez daha değiştirilmiştir. Kargaşalık birkaç günlük aralarla devam etmektedir. Dışişleri Bakanı, TBMM’ye ve Türk Milleti’ne yanlış bilgi veriyor. İttifak diye değiştirdikleri Sözleşme’nin adını yeniden “Anlaşma” yaparak, askerî yükümlülük olasılığının üzerine bir ABD-İsrail perdesi örtüyor. Burada Türk Milleti’nin ve TBMM’nin kandırılmasına yönelik bir ifade problemi bulunduğu ortadadır. TBMM gündemine getirilen Mekke Savunma Anlaşması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dünkü perdeleme girişimine rağmen, Türkiye açısından içerdiği ciddî tehlikelerden kurtarılmış değildir.

Ortak Komite Kararı’nda yer alan “üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanması ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması” ifadesi, ABD ve İsrail güdümlü askerî uygulamaları içeren boyuttadır. 

  1. TBMM, ABD ve İsrail güdümlü askerî uygulamaları içeren bir Anlaşma’yı onaylayamaz.
  2. Dışişleri Bakanı’nın ve Millî Savunma Bakanlığının dün yaptığı açıklamalar, ne yazık ki bir güvence oluşturmuyor. Bu durumda TBMM Mehmetçiği ABD ve İsrail uğruna cepheye sürme tehlikesini içeren anlaşmaya kesinlikle onay vermemelidir.
  3. Bu Anlaşma, ABD ve İsrail müdahalesiyle kirletilmiştir. Fareler, un çuvalına girmişlerdir. Un çuvalını temizleme olanak ve güvencesi yoktur. Bu nedenle TBMM, ABD ve İsrail müdahalesiyle kirlenmiş olan Mekke Savunma Anlaşması’nı onaylama sorumluluğunu üstlenemez.

TBMM, Mekke Savunma Anlaşması’nı onaylayamaz. 

  1. Mehmetçiği Yemen Cephesi’ne yollamak ya da ABD ve İsrail güdümlü kuvvetleri, Yemen Cephesi’nde Suudi Arabistan aracılığıyla desteklemek, Filistin düşmanlığıdır, Gazze düşmanlığıdır, İran düşmanlığıdır, İslam düşmanlığıdır ve insanlığa düşmanlıktır.
  2. ABD ve İsrail, NATO’nun Ortadoğu’ya genişleme görevini Mekke Anlaşması’nın ortaklarına yüklüyor. Mekke Anlaşması, AK Parti İktidarı yetkililerinin itiraf ettiği üzere, NATO’nun başka değişle ABD ve İsrail saldırganlığının Batı Asya’daki “tamamlayıcısı”dır.
  3. Mekke Anlaşması’nda İsrail’e karşı savaşan ülkeler yok! İran yok! Filistin yok! Yemen Cumhuriyeti yok! Lübnan Hizbullah’ı yok! Mekke Anlaşması, İsrail dostu yönelişler içeriyor. Nitekim İsrail medyasında memnuniyetle karşılanmıştır. ABD Başkanı Trump da, Mekke Anlaşması’nıalkışlamıştır.
  4. Mekke Anlaşması’nın, ABD-İsrail-Yunanistan Üçlüsünün Türkiye’yi hedef alan tehditleri karşısında hiçbir pratik değeri bulunmuyor.
  5. Anayasa’nın 90. Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak “andlaşmaların” TBMM’nin onayıyla hukukî geçerlik kazanacağına hükmediyor.
  6. Pakistan Ordu Sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Chaudhry, 16 Eylül 2026’da Al Arabiya English’e verdiği röportajda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “kamuoyuna açıklamayacakları savunma taahhütleri içerdiğini” belirtmektedir.

Bu açıklama bir suç ihbarıdır. Pakistan Ordu Sözcüsü, AK Parti Hükümeti’ni de ihbar etmektedir. Meclis’ten gizli ittifaklar yapmak, anlaşmaların içine Türkiye’nin başına bela açacak birtakım gizli taahhütler koymak suçtur. Eğer AK Parti İktidarı Amerika ve İsrail’in güdümünde Türkiye’yi ateşlere sürmeye kalkarsa ayakta kalamaz. O hükümet, seçimle veya yasal ve hukuki yollardan gider.

AK Parti Hükümeti; yaptığı anlaşmadaki gizli maddeleri Meclisimize ve Türk halkına açıklamak zorundadır. Meclis bilmediği açıklamaları hiçbir şekilde onaylayamaz.

  • TBMM, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na onay veremez.

Bütün Milletvekillerimize sesleniyoruz: Ortak Komite Kararı’nda açıkça ifade edilen Yemen’e karşı ABD-İsrail güdümlü silahlı müdahalelere kapı açan tehlikelere kesinlikle izin verilemez.

Bütün siyasal partilerden ve bağımsız milletvekillerimiz tarihî bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Mehmetçiği ABD ve İsrail güdümünde Yemen cephelerine sürmek, Türkiye için felaketten başka sonuçlar doğurmaz.

Türkiyemizin silahlı olanakları ABD-İsrail güdümüne sunulamaz.

Mehmetçik, ABD ve İsrail askeri yapılamaz.

BASIN AÇIKLAMASINA EK

Anlaşma Kavramı

Anlaşma kavramının Osmanlıcadaki karşılığı İtilafname idi. Örneğin Fransa Hükümetiyle 20 Ekim 1921 günü imzalanan metin Ankara İtilafnamesi başlığını taşıyordu.

Anlaşma’nın İngilizce karşılığı: Agreement, Contract, Convention.

Fransızca karşılığı: Contrat.

Almanca karşılığı: Abkommen (Örneğin 30 Eylül 1938 tarihli ünlü Münchner Abkommen).

Antlaşma/İttifak Kavramı

Antlaşma kavramının Osmanlıcadaki karşılığı Muahede idi. Örneğin Sevr Muahedesi veya Lozan Muahedesi.

İngilizce karşılığı: Treaty (Örneğin North Atlantic Treaty Organisation NATO).

Fransızca karşılığı: Traité.

Almanca karşılığı: Vertrag.

Anlaşma, kişiler, kurumlar ve devletler arasındaki sözleşmeleri, uzlaşmaları ve mutabakatları tanımlar.

Antlaşma ise, devletler arasında yapılan resmî ve bağlayıcı sözleşmedir.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Adındaki Çekingenlik

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, resmî metinde Anlaşma (Agreement) olarak adlandırılmış, ancak özellikle “taraf devletlerden birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılacağına” ilişkin hükme baktığımız zaman, bu metin Anlaşma değil Antlaşma içeriğini taşıyor.  

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın adında bir çekingenlik var. Adı verilirken, öyle gözüküyor ki, yapılan sözleşmenin gücü ve bağlayıcılığı konusunda güvensizlik, tereddüt ve kaygı yaşanmış.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

Antlaşmaların Hukukî Bağlayıcılığına İlişkin Hükmü

 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. Maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların” Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayıyla hukukî geçerlik kazanacağına hükmediyor.

Anayasa, burada andlaşma kavramını kullanmış. Lafza bakılacak olursa anlaşmaların geçerlik kazanması için TBMM’nin onayı gerekmiyor.

Oysa Anayasanın 90. Maddesindeki Andlaşma kavramının, hem antlaşmaları hem de anlaşmaları kapsadığı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarından anlaşılıyor. Çünkü bu fıkralarda tanımlanan “Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar”, “Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları”, “kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmalar”, her ne kadar “andlaşma” kavramıyla anılsa da, aslında “anlaşma” diye niteleyebileceğimiz bir içerik taşıyorlar. Nitekim bu “anlaşma” diye anılması gereken “andlaşmaların” hukukî geçerlik kazanması için, “Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu” yoktur; ancak yürürlüğe girmeleri için yayınlanmaları gerekir.

TC Anayasası 90. Maddesi, Antlaşma ile Anlaşma içerikli uluslararası sözleşmelerin hepsini Andlaşma (Antlaşma) kavramı altında düzenlemiştir. Ancak TBMM’nin onayını düzenlerken, aslında Antlaşma ve Anlaşma farkını dikkate almıştır.  

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın

Hukuki Adı Yanlış Konmuştur

            Anayasa Hukukumuz açısından İstanbul Sözleşmesi’nde de aynı soruyla karşılaşmıştık. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Anlaşma mıdır, yoksa Antlaşma (Andlaşma) mıdır?

            İçeriğine baktığımız zaman, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Anlaşma değil fakat Antlaşmadır. Bu saptama tartışma götürmez.

            Nitekim 23 Mayıs 1969 tarihinde kabul edilen ve imzaya açılan, 27 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe giren Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nde de Antlaşma (Treaty) ile Anlaşma (Agreement) kavramlarının kullanılmasının önemli olmadığı, içeriğin belirleyici olduğu belirtilmiştir.  

            Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Türkçe Anlaşma ve İngilizce Agreement kavramlarıyla anılması, metnin hukuki içeriğiyle uyuşmuyor.  Antlaşma içeriğindeki bir sözleşmeye Anlaşma adı verilmiştir. Belki de bu adlandırmayla TBMM onayından kaçma olanağı düşünülmüş olabilir.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması

TBMM Tarafından Onaylanmış Değildir

Hukukî Geçerliliği Yoktur

            Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa Hukuku’na göre, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, içeriği itibariyle Antlaşma’dır. Bu nedenle Anayasanın 90. Maddesi hükmüne göre, TBMM tarafından onaylanması gerekir. Şu anda böyle bir onay olmadığı için hukukî geçerliği yoktur.

“NATO’yu Tamamlayan Anlaşma” İtirafı

            Günümüz Dünya dengelerinde NATO, Doğuya doğru genişleme yeteneğini kaybetmiştir. NATO’nun patronu olan ABD, Doğuya, özellikle Ortadoğu’ya ve Asya’ya doğru genişleme görevini Mekke Anlaşması’nın ortaklarına yüklüyor.  

            Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 9 Ağustos 2026 günü yayınladığı resmî açıklamada, “Mekke Anlaşması’nın NATO’yu tamamladığını” itiraf etmiştir.

            Mekke Anlaşması, ABD ve NATO saldırganlığının Batı Asya’daki “tamamlayıcısı”dır.  

            İsrail’e Karşı Savaşan İran, Filistin, Yemen ve Lübnan

Mekke Anlaşması’nda Yok

            Mekke Anlaşması, başlangıçta AK Parti çevreleri tarafından “İsrail’e karşı anlaşma” diye reklâm edildi.

            Ne var ki, Mekke Anlaşması’nda İsrail’e karşı savaşan ülkeler yok!

            Mekke Anlaşması’nda İran yok!

            Mekke Anlaşması’nda Filistin yok!

Mekke Anlaşması’nda Yemen’in Husileri yok!

Mekke Anlaşması’nda Lübnan Hizbullah’ı yok!

Mekke Anlaşması, apaçık meydandadır: İsrail karşıtı bir anlaşma değildir. Nitekim İsrail yönetimi ve kamuoyu Mekke Anlaşmasından memnuniyetini dile getiriyor.

Mekke Anlaşması, Türkiye’nin Güvenliğine Hizmet Etmiyor

Tehlikeleri Davet Ediyor

Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin güvenliği açısından değeri yoktur; ancak gündeme sunduğu ciddî tehlikeler vardır.

Mekke Anlaşması’nın, ABD-İsrail-Yunanistan Üçlüsünün Türkiye’yi hedef alan Doğu Akdeniz/Kıbrıs odaklı tehditleri karşısında hiçbir pratik değeri bulunmuyor.

Mekke Anlaşması’nın Türkiye’ye yönelik nükleer tehditleri caydıracak bir değeri de yoktur. Pakistan’ın elindeki nükleer gücün, Doğu Akdeniz çevresinde kıymeti harbisi bulunmuyor.

Mehmetçiği ABD ve İsrail Fedaisi Yapma Planları

Mekke Anlaşması, Türkiye için ciddî tehlikeleri içermektedir. NATO’nun Mehmetçiği fedai olarak kullanma planları, Mekke Anlaşması kapsamında gündeme getirilebilir. ABD, İsrail ve Suudi Arabistan, Yemen Cumhuriyeti’ne ve İran’a karşı savaş koşullarında Mehmetçiği ateşe sürmek isteyecektir. 

Mekke Anlaşması’nın İsrail’e karşı olduğu ve Türkiye’nin güvenliğine hizmet ettiği yalanları, Mekke kutsallığının örtüsü altına gizleniyor.

BELGELER

  1. Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması Kapsamında Tesis Edilen Stratejik ve Savunma Komitesi Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 31 Ağustos 2026, İstanbul
https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-sonrasinda-gerceklestirdigi-basin-toplantisi–31-agustos-2026–istanbul.tr.mfa

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, öncelikle hepinize hoş geldiniz diyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, Girne açıklarında dün meydana gelen gemi kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına, milletimize ve KKTC halkına taziyelerimi burada sunuyorum.

Kazada yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Benzer acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de Cumhurbaşkanımızın önderliğinde tarihi bir adım attık. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladık. Anlaşma, bölgesel sahiplenme anlayışının bir ürünüdür. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, bölgemize dışarıdan getirilmeye çalışılan çözüm arayışları sorunlarımıza deva olmamakta, aksine ağır bedeller ödenmesine sebep olabilmektedir. Bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmeleri ve bu yönde attıkları adımlara kurumsal bir nitelik kazandırmaları acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu Anlaşma’yla bölgemizde yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin tesis edilmesi süreci böylece başlamıştır.

Değerli arkadaşlar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, malumunuz, tesis edilmişti. Bugün, bu Komite’nin üyeleri olarak üç ülkenin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan Komite’nin ilk toplantısına Türkiye olarak ev sahipliği yaptık. Toplantıda, ülkemizi Sayın Milli Savunma Bakanımız ve Sayın Genelkurmay Başkanımızla birlikte temsil ettik. Anlaşma’nın uygulanması sürecinde atacağımız somut adımlara ilişkin kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk. Bugün itibarıyla Anlaşma’yla öngörülen kurumsal yapının oluşturulması için çalışmalarımıza da başlamış olduk.

Her şeyden önce İttifakımızın resmi adı üzerinde mutabık kaldık. İttifakımızın resmi adı “Mekke Savunma İttifakı”. Mekke Savunma İttifakı Anlaşması’nda, biliyorsunuz, bir Sekretarya kurulması söz konusuydu. Bu Sekretarya’nın Riyad’da kurulması öngörülmüştü. İlk Genel Sekreter’in de bir Pakistanlı kardeşimizin olması konusunda genel mutabakat kararı alınmıştı. Bugün yaptığımız görüşmelerde bundan sonra atacağımız adımlar… Hangi adımlar, ne zaman, kurumsallaşmaya yönelik atılacak; bunların ön kararları alınmış oldu. Büyük bir uyum içerisinde ve derinlik içerisinde kardeşlerimiz toplantıda görüşlerini ifade ettiler. Ben burada alınan kararların tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum ve İttifak’ın kurumsallaşması için yürütülecek çalışmalara da katkı sunan herkese şimdiden çok teşekkür ediyorum.

Değerli basın mensupları, güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek vizyonuyla imzalanan bu İttifak, savunma temellidir. İttifak, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayanmaktadır. İttifak’ın herhangi bir devlete karşı olmadığını; aksine, bu temel ilkelere riayet eden bölgemizdeki tüm devletlere açık olduğunu bir kez daha burada vurgulamak istiyoruz. Mekke Savunma İttifakı’nın ortaya koyduğu barışçıl vizyonun, Anlaşma’nın özünde yer alan ilkeleri paylaşan diğer dost ülkelerle beraber ilerletilmesi ortak temennimizdir. Bu vesileyle, İttifak’ın ülkemizin NATO başta olmak üzere diğer ittifak ve anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını ve bunların da yerini almadığını belirtmek isterim. Bunların tamamlayıcısıdır.

Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin bugünkü ilk toplantısıyla bölgesel barış, güvenlik ve istikrar için sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu gösterdik. Başta Pakistan ve Suudi Arabistan olmak üzere, dost ülkelerle yakın iş birliği ve eş güdümü sağlamaya devam edeceğiz. Hem ilgili kurumlarımıza hem de konuk heyetlere katkılarından ötürü bir kez daha huzurlarınızda ben teşekkür ediyorum.

Sağ olun.

SORU- Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na, Mekke İttifakı’na başka ülkelerin de katılımı olacak mı? Hangi ülkelerin ilgisi mevcut acaba?

Bir de Mısır özelinde katılım konusunda bir girişim oldu mu?

Çok teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, İttifakımıza başka ülkelerin katılımı konusu Anlaşma gereği mümkün. Bunun, tabii, şartları, süreçleri, standartları konusunda hem İttifak’a girmek isteyen ülkelerle hem İttifak’taki diğer ülkelerle görüşmelerin yapılması gerekiyor. İttifak’a katılım süreçleriyle ilgili bir yol haritası konusunda da çalışıyoruz. Ama altını çizeyim, İttifak zaten genişlemek için kurulmuş bir İttifak’tır. Ama başlangıç itibarıyla temellerinin çok iyi atılması gerekiyor, kurumsallaşmasının da çok iyi yapılması gerekiyor. Hem Suudi Arabistan hem Pakistan bu konuda bizim gibi çok hassaslar. Biz bir taraftan çok güçlü, kurumsallaşmış, sorunlara sahip çıkabilen, bölgeye gerçek manada istikrar, barış ve refah getiren bir temel atarken, diğer yandan da tabii ki bu İttifak’ın genişlemesi konusunda hemfikiriz. Ama bu bir süreç içerisinde olacak. İttifak’a gelen müttefik, iyi altyapısı olan, kurulmuş, iyi işleyen bir yapıya dahil olmalı. Biz şu anda işin zor kısmı olan kuruluş aşamasını hep beraber bitirmeye çalışıyoruz.

SORU- Efendim, Mekke Savunma İttifakı bölgesel kırılmaların yaşandığı bu son dönemlerde bölgede nasıl bir rol üstlenecek? Ve bölgeye nasıl bir katkıda bulunması bekleniyor?

Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bölgemizde sahici manada ittifak ve güven oluşmadığı zaman oluşan güvensizlik ikliminden ortaya çıkan çok fazla problem alanı oldu, özellikle bölgesel güvenlikle ilgili. Bizim bölgemizde ortaya çıkan bölgesel güvenlik sorunları da maalesef küresel etkiye sebep olmakta. Dolayısıyla, bölgesel aktörlerin dışında birdenbire küresel aktörlerin de karıştığı olaylar oluyor. Son 30 yıldır, bakarsanız, birçok olayda bunu görüyorsunuz. Şimdi bunu gidermenin yolu, bölge ülkelerinin bu soruna sahip çıkması. Dolayısıyla, bölgedeki ülkeler bir araya gelip birbirlerinin egemenliklerine, toprak bütünlüklerine ve güvenliklerine saygı duydukları zaman ve bunu da taahhüt altına aldıkları zaman, daha da ileri gidip bunu koruyacak bir yapı kurdukları zaman bölgesel güven ve müttefiklik ilişkileri konusunda bir sıkıntı kalmaz. Bölgedeki sorunların yüzde 85-90’ının an itibarıyla çözülmesi gerekiyor, samimi olarak bu prensiplere taahhüt eden ülke olduğunuz zaman. Çünkü artık ulus devletler çağında yaşıyoruz. Herkesin sınırı belli, herkesin egemenlik alanı belli. Yani bir ülkenin sınırıyla, egemenlik alanıyla bir problemi yoksa, güvenliğiyle de, bunun üzerine bir istikrar, bir refah, bir kalkınma bina edilmemesi için sebep yok. Maalesef uzun yıllar, özellikle ülkemizin Orta Doğu’ya bakan kısmında, Orta Doğu coğrafyasında istikrarsızlığa zemin hazırlayacak birçok sorun alanı oluştu. Türkiye, ortaklarıyla beraber yapıcı bir yaklaşımla, ileri bir vizyonla bölgedeki yaşanmış negatif olaylardan, pozitif olaylardan da büyük ders çıkartarak, ortaya bir vizyon koydu ve bu vizyon neticesinde bu İttifak bugün hayata, inşallah, Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde geçiyor.

Şimdi bu İttifak’la beraber biz bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz ve belirsizlik azalacak arkadaşlar. Aktörlerin tavırları daha belirgin hale gelecek. Belirsizlik azalınca bu istikrar ortamı üzerine daha fazla yatırım yapabileceksiniz, daha fazla kalkınma yapabileceksiniz. Biliyorsunuz, bölgede aslında çok fazla kaynak var, çok fazla imkan var ama istikrar, güven ortamı olmadığı için bölge halkları gereksiz yere bir ton sıkıntı çekmekte. Biz barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz; niyetimiz de bu yönde. İnşallah amelimiz de bu yönde olacak.

SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sayın Bakan, İsrail’de resmi söylem giderek Türkiye’yi stratejik bir tehdit olarak ifade ediyor. Ankara, İsrail’in bu konudaki faaliyetlerini nasıl değerlendiriyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, bir süredir biliyorsunuz, seçim sürecine girdiği andan itibaren Netanyahu hükümetinin, başta Netanyahu olmak üzere, destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye’ye yönelik bir söylemi var ve Cumhurbaşkanımızı ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz.

Şimdi birinci olarak şunun altını çizmek gerekiyor: İnsanlığın ve uluslararası toplumun ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Netanyahu, altını çiziyorum, Netanyahu canisi, soykırımcısı, bu noktada ciddiye alınacak bir insan değildir. Netanyahu’nun muhatap olduğu ana kitle uluslararası topluluktur, uluslararası sistemdir, çünkü sadece Türkiye için değil, bütün küresel güvenlik için Netanyahu, onun mantalitesi ve onunla beraber hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye’nin problemiymiş gibi düşünmek büyük bir hata. Dolayısıyla burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcıyı durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail’e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin artık önüne geçmek gerekiyor. Yani Filistinli kanı dökmekten, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer İsrail’e de büyük zarar, Filistin’e de zaten zarar, bölgeye de büyük zarar. Konuşmalarına baktığınız zaman Filistin Devleti’nin kurulmasını istemiyor, bölgedeki ülkelerde devam eden işgalden vazgeçilmesini istemiyor; soykırımcı ve işgalci yaklaşımın, bölgesel güvenliği ve uluslararası güvenliği tehlikeye atan yaklaşımın devamını istiyor. Şimdi bu sadece bizim değil, bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu tehditle, bu Netanyahu tehdidiyle bu uluslararası sistem savaşmalıdır arkadaşlar, benim mesajım bu.

SORU- Sayın Fidan, benim sorum Rusya-Ukrayna savaşının sonucunda Karadeniz’de yaşanan seyrüsefer emniyetinin gördüğü zafiyetle alakalı olacak. Son dönemde taraflar Karadeniz’deki ticari gemileri doğrudan yoğun bir şekilde hedef almaya başladılar. Hatta bununla ilgili olarak Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi iki gün önce Bakanlığa çağrılmıştı. Sizin de Karadeniz’de bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili üç hafta önce kadar bir çağrınız vardı. Bu konuda taraflarla doğrudan bir iletişim halinde misiniz? Acaba Karadeniz’de, 2022’de olduğu gibi yine Türkiye’nin arabuluculuğunda bir anlaşmaya varılmasını görebilecek miyiz? Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, bu gerçekten büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Sadece Karadeniz güvenliği için değil, artık global gıda güvenliği için de büyük sorun oluyor. Biliyorsunuz Rusya’dan ve Ukrayna’dan gelmesi gereken tahıl ürünleri dünya marketlerine gidemediği için bize birçok ülkeden bu konuda gerçekten müracaat geliyor şu anda, Türkiye olarak bir şey yapabiliyorsanız lütfen yapın diye. Bizim hazırladığımız bir çalışma var. Her iki tarafla da temas halindeyiz bu çalışma üzerinden. Geçmişte yaptığımız gibi, inşallah gerekli şartların oluşması durumunda, özellikle Tahıl Anlaşması’na benzer bir anlaşmayı daha yapmak için çalışıyoruz.

Burada tabii ki, şu anda devam eden savaşta, tarafların giderek yöntem geliştirmeleri, hedef geliştirmeleri, artık neredeyse hedef alınmayan hiçbir yer kalmaması savaşı bir yıpratma savaşından yok etme savaşına dönüştürmüş durumda. Bunun da tabii engellenmesi gerekiyor. Hem tarafların birbirine artık daha fazla yok edici zarar vermesinin, hem de bölgeye olan zararın önüne geçmek gerekiyor. Bu noktadaki çalışmalarımız devam ediyor arkadaşlar.

Peki, teşekkür ediyorum arkadaşlar, sağ olun.

* Interpress deşifresidir.

Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı’nın Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’yla teşkil edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi formatında 31 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul’da bir araya gelmişlerdir.

Üç ülke, bölgelerinde sürdürülebilir barış ve istikrarın sağlanmasını teminen, bölgesel sahiplenme anlayışıyla, Mekke Anlaşması’nın sunduğu çerçeve dahilinde birlikte çalışma kararlılıklarını teyit etmektedir. Bu hedef doğrultusunda, krizlerin barışçıl çözümünü teşvik etmek üzere, gerilimin düşürülmesine ve itidali sağlamaya yönelik gayretleri desteklemeyi sürdüreceklerdir.

Bugün, üç ülke, dayanışmalarını güçlendirecek, kollektif caydırıcılık ve savunmalarının muteberliğini ve etkinliğini sağlayacak, adil, kapsayıcı ve kalıcı barışa yönelik bölgesel gayretlere ve iş birliğine dayalı güvenliğe katkıda bulunacak şekilde, Mekke Anlaşması kapsamındaki iş birliğinin daha da kurumsallaştırılması için adımlar atma hususunda mutabık kalmışlardır.

Mekke Anlaşması çerçevesinde yürütülecek çalışmaları desteklemek üzere Suudi Arabistan’da bir Genel Sekreter’in başkanlığında Sekretarya kurulacaktır. Sekretarya’ya, ilk olarak, Pakistan İslam Cumhuriyeti’nden, üç yıl süreyle görev yapacak bir Genel Sekreter başkanlık edecektir.

Müşterek faaliyetler aracılığıyla, savunma sanayi iş birliği, ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim yoluyla savunma yeteneklerinin ve silahlı kuvvetlerinin uyumunu güçlendirmek üzere de çalışacaklardır.

Üç ülke, Mekke Anlaşması’nı kurumsallaşmış ve kararlı bir şekilde uygulayarak bölgesel barış ve istikrara gerekli katkılarda bulunacaklardır.

  • Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Komite Toplantısı’na ilişkin ortak açıklama, 5 Ekim 2026:
https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistandan-mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-komite-toplantisina-iliskin-ortak-aciklama/4078970


Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Dışişleri Bakanlıkları, Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Olağanüstü Toplantısı’na ilişkin ortak açıklama yayımladı.

Ortak açıklamada, üç ülkenin, Suudi ArabistaNauman Mahmood’u üç yıllığına Genel Sekreter olarak atamaya karar verdiği belirtilen açıklamada, Mahmood’atejik Siyasi ve Savunma Komitesinin olağanüstü toplantısını bugün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirdiği belirtildi.

Her bir tarafın güvenliğinin, üç ülkenin kolektif güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu yinelenen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır.”

Açıklamada, Mekke ve Medine’nin hedef alınması teşebbüsü ve Suudi Arabistan’daki şehirler ile sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırılar en sert şekilde kınanarak, tarafların Suudi Arabistan’ın güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırı veya tehdidi kesinlikle reddettikleri belirtildi.

Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin teyakkuz ve hazırlık durumu ile Krallık’a yönelik tehdit ve saldırılara karşı ülkenin güvenliğiyle toprak bütünlüğünü korurken sergiledikleri profesyonellik ve yüksek yetkinliği takdirle karşıladığı belirtilen açıklamada, “Komite, toplantı öncesinde yapılan siyasi ve askeri istişarelerin sonucunu değerlendirerek kendisine sunulan önerileri onaylamış ve Mekke Savunma İttifakı’nın kolektif savunmaya ve tehditlerle birlik içinde mücadeleye yönelik güçlü taahhüdü yansıttığını teyit etmiştir.” ifadesi kullanıldı.

Bu çerçevede açıklamada, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması kapsamındaki taahhütlerin pratik tedbirlere dönüştürülmesinin, kolektif

savunmaya olan bağlılığın güvenilirliğini yansıttığı, caydırıcılığın etkinliğini güçlendirdiği ve üç ülkenin güvenlik, egemenlik ve toprak bütünlüklerinin anlaşma hükümlerine uygun şekilde savunulmasına yönelik birlik ve kararlılığı ortaya koyduğunun teyit edildiği vurgulandı.

Komitenin Pakistan’dan emekli Korgeneral Nauman Mahmood’u üç yıllığına Genel Sekreter olarak atamaya karar verdiği belirtilen açıklamada, Mahmood’a yeni görevinde başarılar dilenerek, bu atamanın ittifakın ilerletilmesine ve hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağına duyulan güven ifade edildi.

  • Bakan Fidan ve Macaristan dışişleri Bakanı Orban’dan ortak açıklama, 8 Ekim 2026:

https://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/bakan-fidan-ve-macaristan-disisleri-bakani-orbandan-ortak-aciklama-497345400

Bakan Fidan ve Bakan Orban, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Bir gazeteci tarafından Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin soru sorulması üzerine Fidan, Suudi Arabistan’ın Başkenti Riyad’da 5 Ekim’de düzenlenen Ortak Savunma için Mekke Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Toplantısı’na katılım sağladığını hatırlatarak, şöyle konuştu:



Olağanüstü toplantıya katılmamızın ana nedenleri arasında özellikle Suudi Arabistan’ın maruz kaldığı saldırıların görüşülmesi vardı. Diğer taraftan alınması gereken kurumsallaşmayla ilgili bir takım ciddi kararlar vardı. Özellikle askeri karargahın yapısı, sekreteryanın durumu, yeni sekreterin atanması gibi başlıca konular, kurumsallaşmayla ilgili maddeler arasındaydı. Anlaşma imzalanalı çok az olmasına rağmen kurumsallaşma ve pratik adımlar çok hızlı bir şekilde atılıyor. Taraflar bu konuda ciddi olduklarını ve somut sonuçlar görmek istediklerini ortaya koydukları iradeyle göstermiş oluyorlar.”

“Türkiye başka bir ülkenin toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak”

Özellikle Yemen’den yapılan saldırılara yönelik Türkiye’nin Pakistan’la beraber savunmaya ne tür katkı yapabilir diye değerlendirmelerin de yapıldığını belirten Fidan, “Burada zaman zaman ortaya konan ucuz siyasal retoriklerin gerçeklikle örtüşmediğini de ifade etmek istiyorum. Yemen’de meşru hükümet güçleri mevcut mücadeleyi devam ettirmekte. Suudi Arabistan onlara destek veriyor. Ama diğer taraftan da olayın barışla, diyalogla çözümlenmesi için biz elimizden geleni de yapıyoruz. Bu konuda Suudi Arabistan’ın yapıcı desteği var ama bunun adı bir savunma anlaşmasıdır. Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunma için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye başka bir ülkenin toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak” açıklamasında bulundu.

Anlaşmanın Meclis’e gönderilmesi için gerekli çalışmaların nihayete erdiğini de kaydeden Fidan, “Cumhurbaşkanımıza da nihai arzımızı bu konuda yaptık. Bunu en kısa sürede Meclis’e sevk etme yönünde kararımız var. Biz kendi çalışmalarımızı hemen hemen bitirmiş durumdayız” ifadelerini kullandı.

Paylaş