OTOYOLLAR MİLLETİNDİR, HARAÇ MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ!

OTOYOLLAR MİLLETİNDİR, HARAÇ MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ!

Genel Başkan Yardımcımız Serdar Üsküplü, Türkiye’deki otoyolların özelleştirilmesi hakkında verilen karar üzerine 6 Eylül 2026, Pazar günü Vatan Partisi İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaptı.

Aziz Türk Milleti,

Değerli Basın Emekçileri,

Cumhurbaşkanı Kararıyla, Karayolları Genel Müdürlüğünün işlettiği otoyolların, çevre yollarının, bağlantı yollarının ve İstanbul Boğazı üzerindeki iki köprünün özelleştirilmesinin önü açılmıştır.

15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleriyle birlikte Edirne’den Şanlıurfa’ya, İzmir’den Ankara’ya uzanan stratejik ulaşım ağımızın işletme haklarının 30 yıla kadar özel şirketlere devredilmesi planlanmaktadır.

Hükümet, “Mülkiyet devlette kalacak, yalnızca işletme hakkı devredilecek” açıklamasıyla gerçeğin üzerini örtemez. Bir kamu hizmetinin gelirlerinin ve fiilî işletmesinin onlarca yıl özel şirketlere bırakılması özelleştirmedir.

Bu girişim, borç batağında çırpınan sistemin milletin ortak varlıklarına el uzatmasıdır. Borçlanma ekonomisini kuranlar, şimdi açtıkları bütçe deliklerini milletin yollarını ve köprülerini devrederek kapatmaya çalışmaktadır.

BORÇ BATAĞININ ÇÖZÜMÜ YENİ ÖZELLEŞTİRMELER DEĞİLDİR

Türkiye, 1980 yılından bu yana uygulanan özelleştirmeye dayalı borçlanma ekonomisi programının ceremesini çekmektedir.

Turgut Özal’la başlayan, Kemal Derviş programıyla sürdürülen ve AK Parti döneminde son sınırlarına kadar uygulanan neoliberal ekonomi modeli duvara toslamıştır. Kamu İktisadi Teşekküllerini haraç mezat elden çıkaranlar, fabrikaları kapatanlar ve üreticiyi kambur ilan edenler, şimdi de milletin alın teriyle yapılan otoyolları ve köprüleri şirketlere devretmeye hazırlanmaktadır.

Özelleştirme politikalarının emek ve üretim üzerindeki yıkıcı sonuçları ortadadır. KİT’lerde çalışan sayısı 1990’daki 720 binden 2014’te 195 bine düşmüştür. Madenler, tarım kuruluşları, TEKEL, SEKA ve Sümerbank gibi örnekler, özelleştirmelerin işsizlik, üretim kaybı ve ithalata bağımlılık yarattığını göstermektedir.

Türkiye’yi 500 milyar doların üzerinde dış borca sürükleyen süreç, bu borçlanma ve özelleştirme sistemidir. Sıcak paraya, yüksek faize ve dış borca dayanan ekonomi iflas etmiştir.

Sorunun kaynağı olan program çözüm olarak sunulamaz. Kırk yılı aşkın süredir uygulanan özelleştirme politikalarına yeni halkalar eklemek borç yükünü azaltmaz; kamu kaynaklarını daraltır ve krizi derinleştirir.

Borcu borçla, özelleştirmenin yarattığı yıkımı yeni özelleştirmelerle çözemezsiniz. Milletin ortak varlıkları bütçe açıklarını kapatmak ve günü kurtarmak için elden çıkarılamaz. Hükümet mirasyedi tutumuyla kamu mallarını satma girişiminin altında kalacaktır.

“SATMIYORUZ” AÇIKLAMASI GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ

Bir köprünün veya otoyolun işletme hakkını, gelirlerini ve ekonomik kullanımını 30 yıllığına özel şirkete bırakmak, o kamu varlığını bir kuşak boyunca milletin denetiminden çıkarmaktır.

Özelleştirme İdaresinin “Satış değil, işletme hakkı devri” savunması bir kelime oyunudur. Kamu varlığının gelirini ve yönetimini özel şirketlere bırakmak, özelleştirmenin ta kendisidir.

Yıllık 600 milyon dolar gelirin yaklaşık 300 milyon dolarının bakım ve onarıma ayrıldığını açıklamaları da devrin gerekliliğini değil, bu yolların kendi bakımını karşılayan ve gelir üreten stratejik kamu varlıkları olduğunu göstermektedir.

Türkiye, özel şirketlerin işlettiği otoyol ve köprülerde ortaya çıkan tabloyu yaşamıştır: Fahiş geçiş ücretleri, dövize endeksli Hazine garantileri ve geçilmeyen yollar için halkın sırtına bindirilen milyarlarca liralık yük!

Bu sistem kamu hizmeti değil, üreticiyi ve vatandaşı ezen bir haraç mekanizmasıdır.

MİLLÎ DEVLET KAMU HİZMETİ İÇİN VARDIR

Millî devlet; milletin bağımsızlığını güvence altına almak, ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve kamu hizmetlerini örgütlemek için vardır.

Yol yapmak, altyapıyı kurmak ve işletmek devletin asli görevidir. Ulaşım bir ticaret ve vurgun alanı değil; üretimin, sanayinin, tarımın ve millî güvenliğin temelidir.

Devletin temel görevlerini özel şirketlere devretmek yalnızca ekonomik bir tercih değildir. Bu uygulamalar, millî devleti ve kamu hizmetini doğrudan tahrip etmektedir. Devleti kamu hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkarıp şirketlerin sözleşmelerini denetleyen bir büroya dönüştürmek, millî devlet anlayışının tasfiyesidir.

Otoyollar ve köprüler; üretim merkezlerini limanlara, çiftçiyi pazara ve sanayiciyi dünya pazarlarına bağlayan stratejik altyapıdır. Millî savunma, afet yönetimi ve ekonomik bağımsızlık bakımından devletin doğrudan yönetiminde bulunmalıdır.

Otoyolların özelleştirilmesi çiftçinin, sanayicinin ve nakliyecinin maliyetini artırır. Yol ücretlerindeki her artış üretim ve taşıma maliyetlerine, oradan da çarşı ve pazardaki fiyatlara yansır. Özelleştirmenin faturası bütün millete çıkar.

Özelleştirme yalnızca halkın cebini değil, Karayolları çalışanlarının iş güvencesini de hedef almaktadır. Ücret toplama ve belirlemeden bakım, onarım ve karla mücadeleye kadar bütün hizmetlerin şirketlere bırakılması; düşük ücret, taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma düzenini büyütecektir.

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GÜÇLENDİRİLMELİDİR

Türkiye’nin ihtiyacı özelleştirme değil, güçlü ve üretken devlettir.

Karayolları Genel Müdürlüğü, otoyolları ve köprüleri işletme, bakımını yapma ve yenileme yeteneğine sahiptir. Bu köklü kamu kurumu tasfiye edilmemeli; personeli, teknik kapasitesi ve yatırım bütçesiyle güçlendirilmelidir.

Otoyol ve köprülerden elde edilen gelirler özel şirketlere aktarılmamalı; bakım, onarım, yenileme ve yeni ulaşım yatırımlarında kullanılmalıdır.

KAYNAK VAR, ÇÖZÜM VAR!

Hükümet, kamu hizmetleri için kaynak bulunmadığı bahanesine sığınamaz. Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında harekete geçirilmeyi bekleyen büyük kaynakları vardır.

Türkiye’nin zenginlerinin yurt dışına çıkardığı 500 milyar dolarlık servet vardır. Banka kasalarında üretimden koparılmış yaklaşık 300 milyar dolar değerinde altın vardır. Sıcak para komisyonlarına, faiz ödemelerine, döviz ve borsa oyunlarına aktarılan milyarlar vardır.

Türkiye’nin sorunu kaynak yokluğu değil, kaynakların faizcilere ve rantçılara aktarılmasıdır.

Millî devlet; yurt dışına çıkarılan servetleri ülkeye getirecek, banka kasalarındaki altınları üretim süreçlerine katacak, sıcak para ve faize akan kaynakları sanayiye, tarıma, enerjiye, ulaşıma ve teknolojiye yöneltecektir.

Türkiye’nin yollarını satmaya ihtiyacı yoktur. İhtiyaç duyulan, mevcut kaynakları milletin ve üretimin hizmetine sokacak millî hükümet iradesidir.

VATAN PARTİSİ’NİN ÇÖZÜMÜ: KAMUCULUK VE ÜRETİM DEVRİMİ

Türkiye, borçlanma ve özelleştirme çıkmazından Atlantikçi reçetelerle kurtulamaz. Çözüm, Vatan Partisi’nin Üretim Devrimi Programı’ndadır.

Vatan Partisi olarak ilan ediyoruz:

1. Özelleştirme kararı derhâl geri çekilmelidir.

Otoyolların, köprülerin, çevre yollarının ve bağlantı tesislerinin işletme hakkının devrine yönelik bütün hazırlıklar durdurulmalıdır.

2. Kamulaştırma esastır.

Daha önce özel şirketlere devredilmiş, fahiş geçiş ücretleri ve Hazine garantileriyle kamu kaynaklarını tüketen otoyol ve köprü işletmeleri kamulaştırılmalı; Karayolları Genel Müdürlüğü eliyle işletilmelidir.

3. Karayolları çalışanlarının hakları güvence altına alınmalıdır.

Karayolları çalışanları düşük ücret, taşeronlaşma ve iş güvencesinden yoksun çalışma düzenine teslim edilmemelidir. Çalışanların kazanılmış hakları korunmalı, kamu istihdamı güçlendirilmelidir.

4. Demir yolu ve deniz yolu seferberliği başlatılmalıdır.

Türkiye’yi pahalı kara yolu taşımacılığına mahkûm eden yapı değiştirilmelidir. Atatürk Devrimi’nin demir yolu hamlesi yeniden başlatılmalı, demir ve deniz yollarının taşımacılıktaki payı artırılmalıdır.

5. Ulaşım sistemi Üretim Devrimi’nin ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.

Türkiye’nin yolları, köprüleri, demir yolları, limanları ve lojistik merkezleri rant ekonomisinin değil, üreticinin ve millî ekonominin hizmetinde olmalıdır.

Vatan Partisi; millî devleti yeniden ayağa kaldıracak, kamu hizmetini şirketlerin elinden kurtaracak ve milletin ortak varlıklarını yeniden milletin emrine verecektir.

Türkiye’nin stratejik ulaşım altyapısı yerli veya yabancı tekellerin malı değildir. Köprülerimiz ve otoyollarımız, milletimizin ortak varlığı ve millî egemenliğimizin parçasıdır.

Vatan Partisi; Ankara’dan yönetilen, planlı, kamucu, halkçı ve üretici odaklı bir millî ekonomi kuracaktır. Ulaşım altyapımızı özel tekellerin kazanç alanı olmaktan çıkaracak, Üretim Devrimi’nin güçlü damarları hâline getirecektir.

Otoyollar ve köprüler milletindir, özelleştirilemez!

Karayolları emekçileri sahipsiz değildir!

Çözüm kamuculuk ve Üretim Devrimi’dir!

Paylaş