/
/

Çetin Doğan ve 28 Şubat hükümlüsü generallerimiz serbest bırakılmalıdır

Çetin Doğan ve 28 Şubat hükümlüsü generallerimiz serbest bırakılmalıdır

MYK Üyemiz Av. Nusret Senem, 28 Şubat Davasından hükümlü olarak cezaevinde yatan emekli generallerle ilgili açıklama yaptı

Vatan

Partisi

MYK

üyesi

ve

Hukuk

İşleri

Bürosu

Başkanı

Av.

Nusret

Senem,

28

Şubat

Davasından

hükümlü

olarak

cezaevinde

yatan

emekli

generallerle

ilgili

yazılı

bir

açıklama

yaptı.

Senem,

söz

konusu

davanın

FETÖ

üyesi

savcılar

tarafından

açıldığını

ve

hukuksuz

bir

karar

verildiğini

belirterek

generallerin

sağlık

durumuna

ilişkin

raporların

da

göz

önünde

bulundurularak

Cumhurbaşkanı

Tayyip

Erdoğan’ın

af

yetkisini

kullanmasını

talep

etti.

Senem’in

açıklamasının

tamamı

şu

şekilde;

28

Şubat

Davası

bir

FETÖ

kumpasıdır.

28

Şubat’ın

hedefi

ise

FETÖ’ydü.

Bugün

FETÖ

bağlantılı

hâkim

ve

savcılar

tarafından

kurgulanan

dava

ile

75-90

yaş

arasındaki

Orgenerallerimiz,

komutanlarımız

cezaevinde

tutuluyor.

Türkiye

bir

yandan

FETÖ’yü

ezip

hapishanelere

atarken,

bir

yandan

FETÖ’nün

devam

eden

kumpaslarına

göz

yumulamaz.

Komutanlarımızın

yaş

ve

sağlık

durumu

da

göz

önüne

alındığında

içinde

bulunduğumuz

süreç

vicdanlara

sığmamaktadır.

Ayrıca

ilgili

davalar

usul

bakımından

da

esas

bakımından

da

yanlıştır.

Bu

komutanlarımızın

bir

kısmı

ancak

Yüce

Divan’da

yargılanabilir.

İlker

Başbuğ

konusunda

da

aynı

hata

yapılmış

ve

sonradan

düzeltilmiştir. 

Türkiye’nin

devlet,

hukuk,

namus

ve

vicdan

birikimi

bu

tabloyla

kesinlikle

bağdaşmamaktadır.

Cezaevindeki

komutanlarımız

siyasi

bir

hırsın

ya

da

intikamın

kurbanı

olamazlar.

Üstelik

kocama

raporları

Sayın

Cumhurbaşkanı

Recep

Tayyip

Erdoğan’ın

önünde

imzayı

bekliyor.

Aylardır

bu

imzanın

bekletilmesi

hiçbir

mazeret

ile

açıklanamaz.

Yasalarımız

benzer

raporu

olanlar

hakkında

cezanın

infazının

mümkün

olamayacağını

öngörüyor.

Devam

eden

bu

süreç,

Türkiye’ye

zarar

vermektedir.

Milli

birliğimizi

güçlendirmeli,

ABD

ve

NATO

merkezli

tehditlere

karşı

cephede

doğru

ve

birleştirici

adımlar

atılmalıdır.

 

Sayın

Cumhurbaşkanı’nın

bu

konuda

adım

atması,

cezaevindeki

Komutanlarımız

için

hukuken

de

koşulları

oluşan

af

yetkisini

kullanması,

FETÖ’ye

karşı

mücadele,

toplum

vicdanı

ve

hukuk

açısından

olması

gereken

tavırdır.

Vatan

Partisi

süreç

tamamlanıncaya

kadar

konunun

takipçisi

olacaktır.

Av.

Nusret

Senem
Vatan

Partisi

MYK

Üyesi
Hukuk

İşleri

Bürosu

Başkanı

EK:

28

Şubat

Davası

hakkında

tarihsel

ve

hukuki

izahat

28

ŞUBAT

DAVASI

HAKKINDA

TARİHSEL

VE

HUKUKİ

İZAHAT

28

Şubat

Davası

Bir

FETÖ

Kumpasıdır

28

Şubat

1997

MGK

Kararları

ve

uygulamaları

nedeniyle

FETÖ

Savcılarının

açtığı

dava

bir

hukuk

rezaleti

ve

FETÖ

kumpasıydı.

FETÖ

üyeliğinden

hükümlü

savcı

Mustafa

Bilgili’in

açtığı

davada

başta

dönemin

Genelkurmay

Başkanı

İsmail

Hakkı

Karadayı

ve

MGK

üyeleri

olan

Kuvvet

Komutanları

ve

Çetin

Doğan

olmak

üzere

çok

sayıda

generale

ceza

verildi.

Mahkûmiyet

hükümleri

Yargıtayca

onandı.

Bu

karar,

Türk

Ceza

Yargılaması

tarihinde

hiçbir

yargıcın

övünerek

anmaya

cesaret

edemeyeceği

bir

karardır.

28

Şubat

1997

MGK

Kararları

Anayasamızın

174.

maddesinde

düzenlenen

Devrim

Kanunlarının

uygulanmasına

ve

buna

dair

ihlallerin

kanunlarda

öngörülen

yaptırımlarına

dair

hükümete

tavsiye

niteliğinde

kararlardır.

Dönemin

Başbakanı

Sayın

Necmettin

Erbakan’ın

da

imzaladığı

ve

Bakanlar

Kurulunun

uygulanmasına

karar

verdiği

kararları

darbe

olarak

nitelemek

hukuku

hiçe

saymaktan

başka

bir

anlam

taşımaz.

18

Haziran

1997’de

Cumhurbaşkanı

Süleyman

Demirel’e

istifasını

sunan

Merhum

Erbakan,

aynı

gün

bir

basın

toplantısı

düzenlemiş

ve

Başbakanlığı,

REFAHYOL

hükümeti

protokolü

gereğince

Tansu

Çillere

bırakmak

üzere

istifa

ettiğini

kamuoyuna

açıklamıştır.

İstifası

için

hiçbir

baskı

veya

telkin

olmadığını,

kimsenin

buna

cesaret

edemeyeceğini

de

vurgulamıştır.

Yargılama

sürecinde,

bu

açıklaması

Mahkeme

salonunda

izlenmiştir.

Kürsüde

Tansu

Çiller

ve

BBP

Genel

Başkanı

Muhsin

Yazıcıoğlu

da

bulunmaktadır.

Belge

dava

dosyasındadır.

28

Şubat

kararları

ve

o

günlerde

ortaya

çıkarılan

terör

örgütleri

“Susurluk”

olaylarının

yoğun

şekilde

tartışıldığı

günlere

denk

geliyor.

Susurluk’ta

ortaya

çıkarılan

GLADYO

örgütü

ve

eylemlerinin

sorumluları

Tansu

Çiller

ve

Fethullah

Gülen’dir.

Sayın

Başbakan

Erbakan

ise

28

Şubat’ın

asla

hedef

almadığı

kişidir.

Susurluk’ta

ortaya

çıkarılan

eylemler;

MİT’in

de

karıştığı

Azerbaycan

darbesi,

uyuşturucu

ticareti,

faili

meçhul

cinayetler

vb.17

Aralık

1996

tarihli

MİT

raporuna

ve

12.01.1998

tarihli

Başbakanlık

Teftiş

Kurulu

Raporuna

konu

olmuştur.

Türkiye

düşmanı

bu

GLADYO

eylemlerin

baş

sorumlusu

Tansu

Çiller’in,

yeniden

Başbakan

yapılmak

istenmesini

Cumhurbaşkanı

Süleyman

Demirel

kabul

etmemiştir.

Kamuoyunun

ve

tarihin

önünde

bu

gerçekler

dururken,

28

Şubat’ı

darbe

olarak

nitelemek

gerçeğe

aykırıdır.

Her

yıl

NATO

tatbikatı

için

Sincan’dan

geçen

tanklar

bahane

edilmiş

ve

hükümet

baskıyla

istifaya

zorladı

denilip

hüküm

kurulmuştur.

Bunu

adaletle,

hukukla

açıklanmak

imkânsızdır.

Bu

bir

FETÖ

kumpasıdır.

Tarih

böyle

yazacaktır.

28

Şubat

Davasının

hukuk

dışı

kararlarının

sonucunda

Genelkurmay

Başkanımız

İsmail

Hakkı

Karadayı

ve

Kuvvet

Komutanlarının

Anayasa

Mahkemesinde

yargılanması

gerektiği

halde

yetkisiz

Ağır

Ceza

Mahkemesinde

müebbet

ağır

hapse

çarptırılmış

olmaları

hukuka

ve

Anayasa

Mahkemesi’nin

Başbuğ

kararına

aykırıdır.

Karar,

Yargıtayca

onanmadan

önce

Karadayı

hayatını

kaybetmiştir.

Cezaevinde

tutulan

Başta

Orgeneral

Çetin

Doğan

ve

diğer

generallerimiz

ise

80’li

yaşlarında

cezaevlerinde

infazlarını

dolduruyorlar.

Anayasa

Mahkemesi

bireysel

Başvuruları

ve

Hak

ihlali

taleplerini

reddederek

ikinci

bir

skandala

daha

imza

attı.

Oysa

Anayasa

Makemesi’nin

İlker

Başbuğ

Kararı

ortadadır

ve

emsaldir.

Karadayı

ile

İlker

Başbuğ

arasındaki

farkı

kim

nasıl

izah

edebilir.

Haklarındaki

“kocama”

raporunun

varlığına

karşın

Generallerimizin

hala

içeride

oluşu

adaleti,

hukuku

ve

vicdanlarımızı

yaralamaktadır.

Vatan

Partisi

olarak

sağlık

raporlarına

dayanılarak

serbest

bırakılmalarını

talep

ediyoruz.

Paylaş
Paylaş: