Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü, bugün (6 Ekim 2026, Salı) saat 12.30’da Partisinin İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaparak Said Nursi’nin Papa’ya yazdığı mektup konusunda Vatan Partisi’nin görüşlerini kamuoyuna açıkladı.
Yüce Türk Milleti,
Değerli basın mensupları,
İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 103. yılı kutlu olsun!
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlığımızı kazandıran tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz. Vatan Partisi olarak tam bağımsız Türkiye mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Değerli basın mensupları,
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, 4–6 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nu düzenliyor. Sempozyum, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ve Bilal Erdoğan’ın katılımıyla en üst düzeyde devlet desteği gördü.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sempozyumdaki konuşmasında Said Nursi’yi “bu toprakların insanı” olarak nitelendirdi ve emperyalistlere karşı mücadele ettiğini söyleyerek övdü.
Devletin en üst düzeyde destek verdiği Said Nursi; Devlete ve Cumhuriyete karşı faaliyetleri nedeniyle defalarca mahkûm olmuş, Fethullah Gülen’in ideolojik temelini oluşturmuş, Hıristiyan din adamlarıyla ittifakı savunmuş ve dinler arası diyalog projesinin ilk uygulayıcısı olmuştur.
“Hıristiyanın dindar ruhânîleriyle ittifak”
Said Nursi, 1950’de Papa 12. Pius’a Zülfikar adlı eseriyle birlikte bir mektup göndermiştir. 22 Şubat 1951’de Papa’dan Nursi’ye cevaben teşekkür mektubu gelmiştir.
Said Nursi, Hıristiyan din adamlarıyla ittifak anlayışını Emirdağ Lâhikası I’de (152. Mektup) şöyle ifade eder:
“Şimdi ehl-i iman, değil Müslüman kardeşleriyle, belki Hıristiyanın dindar ruhânîleriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilâf meseleleri nazara almamak, nizâ etmemek gerektir. Çünkü küfr-ü mutlak hücum ediyor.”
Günümüz Türkçesiyle: “Bugün iman sahiplerinin yalnız Müslüman kardeşleriyle değil, dindar Hıristiyan din adamlarıyla da ittifak etmesi; anlaşmazlık konusu olan meseleleri öne çıkarmaması ve bunlar üzerinde çatışmaması gerekir.” demektedir.
Said Nursi taraftarları bugün Papa’ya gönderilen mektubu gizlemeye çalışıyor; Hıristiyan ruhanilerle ittifak çağrısını ve dinler arası diyalogla bağlarını kabul etmiyor. Onlara, bugün sempozyumu düzenleyen vakfın kendi belgesiyle cevap veriyoruz.
Dünya Dinler Parlamentosu’nda Said Nursi paneli
2009’da Avustralya’nın Melbourne kentinde, emperyalist dinler arası diyalog projesinin önemli platformlarından biri olan Dünya Dinler Parlamentosu toplandı. Burada Said Nursi’ye özel bir panel düzenlendi. Panelin adı “Said Nursi’nin Yazılarında Hıristiyan-Müslüman İlişkileri: Anlayış Yoluyla Eylem”di.
Panelde İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Faris Kaya (Yani bugünkü sempozyumu düzenleyen vakfın başkanı), Vatikan Dinler Arası Diyalog Sekreteri Cizvit rahibi Thomas Michel, Abdullah Saeed, Yunus A. Çengel ve Bilal Kuşpınar konuşmacı olarak yer aldı.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın 2010 tarihli bülteninin 6. sayısında, 5. sayfada panel şöyle anlatılmaktadır:
“Said Nursi Panelinin ana teması şöyle özetlenebilir: (…) Said Nursî’nin (…) 1950’li yıllarda İstanbul’da Patrikhaneyi ziyaret etmesi ve dönemin Papasına bir eseri eşliğinde mektup yazarak onları (…) işbirliğine davet ettiği dile getirildi. Nursi’nin bu daveti, günümüz çalışmalardan hem çok önce olması, hem de diyaloğun, gündemi belli olan ortaklık esasına dayalı bir yaklaşım olması takdir ve tahsinle karşılanması gereken bir davranış olarak değerlendirildi.”
“Dönemin Papasına (…) mektup yazarak” diyen, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın kendi bültenidir. Mektup gönderildiğini ve iş birliği önerildiğini kendi yayınlarında anlatmışlardır. Vakıf, Said Nursi’yi Vatikan’ın dinler arası diyalog stratejisinin öncüsü olarak sunmakla övünmektedir.
Aynı panel, 9 Aralık 2009’da RisaleHaber.com’da da yer almıştır. Bu haberde Said Nursi’nin Papa’ya yazdığı mektup, “günümüzde DİYALOG olarak adlandırılan çalışmalardan hem çok önce, hem de diyalog ötesi ve gündemi belli olan ortaklık esasına dayalı bir yaklaşım” olarak övülmüştür.
Avustralya’da konuşan, vakfın yöneticisidir; haberi yapanlar Said Nursi taraftarı yayınlardır.
FETÖ’cü Papaz Thomas Michel İstanbul sempozyumlarında diyalogu anlattı
Papa’nın Cizvit Tarikatı Dinlerarası Diyalog Sekreteri Thomas Michel, öldüğü 2025 yılına kadar FETÖ’nün yurt dışındaki etkinliklerinde görev yaptı.
Thomas Michel’in Said Nursi ve dinler arası diyalog konusundaki faaliyetleri, 2009’daki Melbourne paneliyle sınırlı değildir. Michel 20–22 Eylül 1998’de İstanbul’da aynı vakıf tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Bediüzzaman Said Nursi Sempozyumu’nda “Bediüzzaman Said Nursi’nin Düşüncesinde Müslüman-Hıristiyan Diyaloğu ve İşbirliği” başlıklı tebliğini sunmuştur.
Eylül 2000’de 5. Bediüzzaman Said Nursi Sempozyumu’na tebliğler sunmuştur. Eylül 2002’de İstanbul’daki Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumu’nda katılmıştır.
Ayrıca Köprü dergisinin Kış 2004 tarihli 85. sayısında “Said Nursi’nin Düşüncesinde Diyalog ve İhlas” başlıklı yazısı yayımlanmıştır. Michel bu yazıda, Nursi’nin görüşlerini Papa VI. Paul’ün 1964 tarihli Ecclesiam Suam metnindeki diyalog anlayışıyla karşılaştırmış; Müslüman-Hıristiyan diyaloğunu ayrı bir bölümde ele almıştır.
FETÖ ezilince “Diyalog” kelimesi rafa kalktı
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğratılmasının ardından, Said Nursi taraftarları “dinler arası diyalog” ifadelerini birden bırakıverdi. Bugünkü açıklamalarda Papa’ya yazılan mektup gizlenmekte; dün “diyaloğun öncüsü” diye övülen Said Nursi, bugün anti-emperyalist diye sunulmaktadır.
Dinler arası diyalog emperyalist bir projedir
“Dinler arası diyalog”, ABD’nin “ılımlı İslam” ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin parçasıdır. Fethullah Gülen’in 1998’de Papa II. Jean Paul’ü ziyareti, bu projenin Türkiye ayağının sembolüdür. Bu yolun başlangıcı Said Nursi’ye uzanmaktadır.
Türkiye’nin geleceği, emperyalist merkezlerle ilişki kuran cemaatlerin siyasi ağırlığının artırılmasında değil; bağımsız devletin, laikliğin ve millet egemenliğinin güçlendirilmesindedir. Said Nursi çizgisine devlet desteği sağlanarak Türkiye’nin birliği ve bağımsızlığı savunulamaz.
Said Nursi’yi savunmak, emperyalist projeyi desteklemektir.

AK Parti iktidarına soruyoruz
Sayın Cumhurbaşkanına soruyoruz: Papa’ya mektup yazan, Hıristiyan ruhanilerle ittifakı savunan Said Nursi’yi desteklemeyi millete nasıl açıklayacaksınız?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın katılımıyla sağlanan devlet desteğinin sorumluluğunu kim üstlenmektedir?
Sayın Bilal Erdoğan, Said Nursi’yi uluslararası toplantılarda diyalog ve ortaklık modeli olarak sunan, bu vakfın etkinliğine katılarak hangi anlayışa meşruiyet kazandırmaktadır?
Ak Parti, din üzerinden siyaset yapan partilere kaptırdığı oyları geri almak için Said Nursi’den medet umuyorsa çok yanlış bir yoldadır. Cumhuriyetin birikimini cemaatlerin siyasi itibarına feda ederek çıkış bulamazsınız.
Bu yolda çukura gidiyorsunuz.
Said Nursi’nin Papacılığına ortak oluyorsunuz.
Emperyalizm işbirliğine ortak oluyorsunuz.
Cumhuriyet düşmanlığına ortak oluyorsunuz.
Milliyetçi Hareket Partisine ‘de sesleniyoruz: Milliyetçilik, millî egemenliği ve Cumhuriyeti savunmayı gerektirir. MHP’den, bu toplantıya verilen siyasi destek hakkında bir açıklama bekliyoruz.
İç cephe Said Nursi ile birleştirilemez
Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı mücadeleyle kurulmuştur. Bu miras, oy hesaplarına ve cemaat pazarlıklarına feda edilemez. Türkiye’nin ihtiyacı; vatanda, Cumhuriyette ve üretimde birleşmektir.
Buradan bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz:
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!”
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.




