Aziz Milletimiz,
Değerli Basın Emekçileri,
Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Ramazan Erkoyuncu, Konya Şeker A.Ş’ye ait Soma Termik Santrali’nin kapatılacağını kamuoyuna açıkladı. Enerji sektörüne girmenin bir hata olduğunu belirterek yaptığı açıklamasında, “Soma Termik Santral eski bir santraldi, çiftçi olarak buraya girmek hataydı. 350 milyon dolar İcradan satış için fiyat biçildi, ancak satılamaz, orası kapatılacak çünkü yürümüyor” dedi.
Özelleştirme politikasının Türkiye’nin gözbebeği kamu kurumlarını ne hale düşürdüğünün en canlı örneğidir Soma.
Bu acı itirafların özeti şudur; Aslında Soma Termik Santrali’ni Konya Şeker batırmadı, özelleştirme politikaları batırdı.
Yaşananlar, neresinden tutarsanız tutun, bu sistemin bittiğini, tel tel döküldüğünü, özelleştirme politikalarının, stratejik sektörlerin özel çıkara feda edilmesinin, kamunun nasıl borca batırıldığının, kurumlarımızın nasıl çökertildiğinin, binlerce işçimizin ekmeğiyle nasıl oynandığının son örneğidir Soma Termik Santrali.
ÖZELLEŞTİRME POLİTİKASI CİNAYETTİR
Soma Termik Santrali Türkiye’nin en büyük termik santrallerindendir.
Santral, 13 Ocak 2015 tarihinde yapılan ihale ile 685,5 milyon dolar karşılığında Konya Şeker A.Ş. firmasına devredildi. Daha önce enerji üretimi konusunda tecrübesi olmayan bir tarım kooperatifine bu Santralin verilmesi, başlı başına bir cinayetti.
KAMU KURUMLARI BATIRILDI
Yine, bu santralin özelleştirilmesi aşamasında daha önce karşılaşmadığımız bir özelleştirme yöntemi uygulandı. Santral işletmesi firmaya verilirken santralin kömür ihtiyacının Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) tarafından karşılanması ön görülmüştür.
Seyitömer, Orhaneli ve Muğla’daki termik santral özelleştirmelerinde, santralle birlikte santrali alan firmaya kömür sahaları da verilmişti. Burada santralin kömür ihtiyacı için TKİ ciddi bir taahhüt altına sokulmuştur.
TKİ de bu taahhüdü gerçekleştirebilmek için Soma’da bulunan sahalardan kömür satın alarak ihtiyacı karşılama yoluna gitmiştir.
TKİ’nin firmalardan borçlanarak aldığı kömürlerin bedeli, firma tarafından yıllardır ödenmemiştir.
Birtakım teşvikler alınırken yıllarca Santrale tek bir yatırım yapılmamıştır.
Sonuç: Santrali işleten firmanın bugün TKİ’ye borcu 450 Milyon Doları bulmuştur!
SOMA’NIN CAN DAMARI KESİLİYOR
TKİ borca batarken, Santrali işleten firma parasını ödemediği kömürden ürettiği elektriği de satarak ciddi bir gelir elde etti.
Özel çıkar uğruna, kamu kurumumuz olağanüstü zarar etti.
TKİ, kömür vermeyi kesti,
Santral kapalı kaldı,
Madenler ürettikleri malı satamaz hale geldi,
Maaşlar ödenmedi, işten çıkarmalar başladı, ü
Nakliyeciler çöktü,
Esnaf sıkıntı yaşadı,
Soma’nın ekonomisi derinden sarsıldı.
İşte özelleştirme manzarası:
Santral batıyor,
TKİ batıyor!
Hatta Santrali işleten firma dahi büyük zarara uğruyor!
İşçi ekmeğinden oluyor, Soma kaybediyor, Türkiye kaybediyor!
Özetle, Soma Termik Santrali’nin sonunu özelleştirme politikaları getirmiştir.
Yakın zamanda, Soma’da faaliyet yürüten Yeni Anadolu Madencilik, üretime son verdiğini açıklamıştı. 1361 işçi kapının önüne konuldu. Görünen o ki, başka ocaklar da kapanacaktır.
10 Bin işçinin kapı önüne konulma tehlikesi vardır!
Bunun altından nasıl kalkacaksınız?
Türkiye’nin üretimine, istihdamına, güçlenmesine, zenginleşmesine, binlerce maden ve santral çalışanını kapıya atarak mı katkı sunacaksınız?
ÖZELLEŞTİRMENİN BİLANÇOSU
Özelleştirmeden önce, kamu yararını esas alan Soma Termik Santrali kendi kendini finanse edebiliyordu.
Devlet, maden sahalarını işleten TKİ ile elektrik üreten kurumlarını tek bir kamu şemsiyesi altında yönetiyordu. Bu sayede kömür maliyetleri ve elektrik satış fiyatları birbirini sübvanse edebiliyordu.
ÖZELLEŞTİRMEDEN ÖNCE VE SONRA
- 2015 öncesinde 1 Milyar TL civarında seyreden borç, bugün 20 milyar lira dolaylarına ulaşmıştır.
- 2015 öncesinde Soma Termik Santrali’nde düzenli kâr varken, 2015 sonrasında yüksek borçluluk ve icra süreci belirleyici olmuştur.
- Devlet yönetiminde Türkiye’nin en büyük ilk 80 sanayi kuruluşu arasındayken, özel sektörde 322. Sıraya düşmüştür.
- 2011 – 2014 Yıllarında ise Yıllık Ortalama Üretim: 5,1 milyar kilowatt iken, özelleştirmeden sonra yıllık üretim 1,5 Milyar kilowatt seviyesinin altına indi.
- Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 7’sini karşılarken, bugün bu oran binde 3’lere geriledi. Hatta şu an üretim tamamen durdu.
Özelleştirmeciler el birliğiyle, Türkiye’nin göz bebeği, başarıdan başarıya koşan Soma Termik Santrali’nin batırmışlardır.
TEK ÇARE: KAMULAŞTIRMA
Bugün bu felaketi sonlandıracak tek çözüm: Soma Termik Santrali derhal kamulaştırılmalıdır!
Soma’daki yerli kömür işletmelerinin kurtarılması ve yerli kömüre dayalı enerji üretiminin artırılması için tek seçenek, Soma Termik Santrali’nin devlet eliyle işletilmesidir. Bu sorun piyasa hesapları içinde çözülemez.
Termik Santral, Soma’nın kalbidir. Termik santralin varlığı sayesinde maden işletmeleri ayaktadır. Santralin kapanması halinde yalnızca termik santral çalışanları değil, maden işçilerimiz de ekmeğinden olacaktır.
Termik Santralin kapanması bir cinayettir.
Soma Termik Santrali’nin kapatılması Millete, Devlete, Soma’ya, Kömür üretimine, Enerji güvenliğine suikasttır.
Yerine ne koyuyorsunuz?
İşsiz kalacak olan onbinlerce enerji ve kömür işçisine yüzbinlerce insanımıza ne öneriyorsunuz?
Enerji üretimi, kar-zar gibi hesaplar sebebiyle, piyasaya terk edilemez. Kaldı ki, verilerle de görüldüğü üzere, özelleştirme en büyük zararı getirmiştir.
Sürecin başından beri Vatan Partisi’nin önerisi budur. Tek çare kamulaştırmadır. Başka çarenin olmadığını, hayat göstermiştir.
ENERJİ GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİKTİR
Türkiye’nin enerji güvenliğinin stratejik önemini anlaması için daha ne gerekiyor?
Bugün Aydınlık Gazetemizin manşeti; ABD bir Doğu Akdeniz yasası onayladı! ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Doğu Akdeniz Geçidi Yasası’nı onayladı. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın ‘kilit ortaklar’ olarak tanımlanıyor!
Güney Kıbrıs’a askeri yığınaklar yapılıyor.
Ege’de ABD-NATO namluları Türkiyemize dönmüş.
İran dersi ortada!
Türkiye bir savaşa hazırlanıyor, Milli savunma sanayisini güçlendiriyor, Mavi Vatan kanunu çıkarıyor.
Bu ortamda, Türkiye’nin kritik dönemlerde hayati öneme sahip enerji güvenliğini, özel çıkara mı teslim edeceksiniz? Enerji güvenliğimizi özel çıkara peşkeş mi çekeceksiniz?
NATO güzellemelerinin yanında, Rusya, İran düşmanlıkları yaparak enerji güvenliğimizi mi sağlayacaksınız?
Kamunun gözbebeği kurumlarımızın boğazını sıkarak, küçülterek Türkiye’yi nasıl ayakta tutacaksınız?
Binlerce madencimizi, emekçimizi kapının önüne koyarak, Güney Afrika’dan ucuza kömür getirerek mi ekonomik sorunları çözeceksiniz?
Yerli kömürü rafa kaldırıp, yurtdışından ucuza kömür getirerek mi enerji güvenliği sağlayacaksınız?
Soma’yı, Zonguldak’ı, Divriği’ni, madenlerimizi küçülterek, bitirerek, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlı hale getirerek mi bu vatana sahip çıkacaksınız?
Seyitömer Termik Santrali, Kangal Termik Santrali, Yatağan Termik Santrali, Çatalağzı Termik Santrali, Yeniköy Termik Santrali, Orhaneli Termik Santrali, Tunçbilek Termik Santrali, Soma Termik Santrali satıldı. Elinize ne geçti? Elbette birilerinin eline geçen geçti, ama olan emekçimize, enerjimize, bağımsızlığımıza, madenlerimize, Türkiyemize oldu…
Enerji güvenliğimiz ve bağımsızlığımız için, kömüre dayalı enerji üretiminin artırmak, stratejik önemdedir.
ÖZELLEŞTİRMECİLERİN DEVRİ KAPANDI
Bu bir bağımsızlık meselesidir. Milli güvenlik konusudur. Hükümet burada esas sorumludur.
Türkiye’nin çözümü vardır. Soma’nın, Zonguldak’ın çözümü vardır.
Kamuculuğu, Planlamayı, Üretimi, Halkçılığı, Kamu çıkarını yeniden ayağa kaldıracağız!
Özelleştirme devri bitti, Kamuculuk ayağa kalkacak!
Madenlerimiz kapatılmayacak, dolar borsa vurguncularıyla hesaplaşılacak!
İşçiler ekmeğinden olmayacak, havadan para kazanma devri bitecek!
Devlet küçülmeyecek, rantçılar küçülecek!
Faizciler efendi olmayacak, yeniden üretenler, emekçiler milletin efendisi olacak!
HÜKÜMET SORUNU
Soma Termik Santrali sorunu da, Sendikal örgütlenme sorunu da, işçilerimizin ekmeği de, maden ocaklarımız da, yerli kömür üretimi de, alacağımız maaşlar da, enerji güvenliğimiz de gelmiş, hükümet sorununa dayanmıştır.
Pansuman çözümler dönemi sona ermiştir. Türkiye bu süreçten büyük kararlarla ve bir Üretim Devrimiyle çıkacaktır.
Üreticilerin Milli Hükümeti’ni kurmak için, işçinin, emekçinin, madencinin, üreticinin biricik Partisi, Vatan Partisi görevinin başındadır.




