/
/

Semih Koray: Yakıcı görev: Türkiye Cephesi

Semih Koray: Yakıcı görev: Türkiye Cephesi

Türkiye,

bugün

ancak

bütün

milletin

birliğini

sağlayarak

üstesinden

gelebileceği

sorunlarla

karşı

karşıyadır.

Birlik,

kuşkusuz

adım

adım

ve

dalgalar

halinde

inşa

edilir.

Siyasal

düzlemde

ülkenin

düze

çıkması

için

gerekli

toplumsal

gücün

nitel

ve

nicel

boyutlarını

daha

derinden

kavrayan

güçler,

toplumsal

düzlemde

topun

ağzına

daha

yakın

olan

kesimler,

birlik

sürecinin

başını

çekerler.

Ama

bugün

hiçbir

gücün

topyekûn

milletin

birliği

perspektifini

bir

dahaki

bahara

ya

da

seçime

erteleme

lüksü

kalmamıştır.

“Bölücülük”,

artık

ülkeyi

bölmeyi

ve

milleti

parçalamayı

açıkça

programına

almış

olan

siyasal

güçlerle

sınırlı

olmaktan

çıkmıştır.

Öznel

amaç

ne

olursa

olsun,

milletin

yalnızca

bir

kesimine

dayanıp,

“güç

toplama”

uğruna

ve

geçici

olarak

da

olsa

diğer

kesimlerini

karşıya

almak,

artık

“bölücülük”tür.

Çünkü

ülkemizin

önündeki

yakıcı

görevi

yerine

getirmesi

için

gerekli

olan

gücü

böler.

BÖLÜCÜLÜĞE

KARŞI

MÜCADELE

BÜTÜN

TÜRKİYE’Yİ

DÖNÜŞTÜRÜR

Bugün

emperyalizmin

ABD-İsrail

cephesine

karşı

koymanın

biricik

yolu,

Türkiye

Cephesi’dir.

Türkiye

Cephesi,

Kürdüyle

Türküyle,

Alevisiyle

Sünnisiyle,

işçisiyle

sermayedarıyla,

kadınıyla

erkeğiyle,

türbanlısıyla

türbansızıyla,

köylüsüyle

kentlisiyle,

genciyle

yaşlısıyla,

ayağı

Türkiye

toprağına

basan

herkesi

kapsar.

Türkiye

Cephesi’nde

verilecek

vatan

savunması,

bugün

aynı

zamanda

gericiliğe

karşı

mücadelenin

en

etkili

yoludur.

Çünkü

vatanda

birleşmek

ve

aynı

cephede

mücadele

etmek,

gericiliğin

milleti

bölen

etkenlerini

etkisizleştirir.

Kafalardaki

tortuları

yıkayarak,

zihinleri

Aydınlanma’ya

daha

açık

hale

getirir.

Önümüzde

bütün

Türkiye’yi

ve

ülkemizdeki

bütün

partilerin

mensuplarını

dönüştürmeye

aday

bir

dönem

bulunmaktadır.

Aslında

bu

dönüşüm

şimdiden

filizlenmeye

başlamıştır.

PKK

terörüne

karşı

tutum,

Suriye

sorunundaki

mevzilenme,

Bölücü

Anayasa

girişimindeki

konuşlanma

ve

ekonomik

bunalım

karşısında

alınacak

tutum,

bu

dönüşümün

başlıca

tetikleyicileridir.

Çünkü

büyük

resim

netleşmiştir

ve

netleşmeye

devam

etmektedir.

DÖRT

ALANDA

DURUM

PKK

terörüne

karşı

24

Temmuzda

başlatılan

harekât

bir

dönüm

noktasıdır.

Terör

örgütüne

kuruluşundan

bu

yana

en

ağır

darbeleri

indiren

bu

harekât,

bu

örgütün

ardındaki

gücün

ABD

ve

İsrail

olduğunu

çıplak

gözle

görülür

biçimde

açığa

çıkarmıştır.

PKK’nın

“çözümün

bir

parçası”

olması

gündemden

düşmüş,

sahip

olduğu

kitle

desteği

hızla

erimeye

başlamıştır.

ABD

ve

İsrail’in

çabaları,

PKK’yı

bir

“pazarlık

ve

tehdit

unsuru”

olarak

gündemde

tutabilmeye

indirgenmiştir.

Bu

amaçla

harekete

geçirebildikleri

bütün

güçleri

sahaya

sürmektedirler.

Bölücü

Anayasa

girişiminin

de

bu

amaca

yönelik

olduğuna

kuşku

yoktur.

Bölücü

Anayasa,

iktidara

geldiği

ilk

günden

beri

AKP’nin

gündemindedir.

Ama

ülkemiz

üstündeki

karanlığın

en

yoğun

olduğu

günlerde

bile,

milletin

mücadelesi

bu

girişimleri

geri

püskürtmüştür.

AKP

iktidarı

geçmişte

de,

“sanki

anayasa

değişmiş

gibi”

bir

Anayasayı

Çiğneme

Örgütü

olarak

davrandığı

için,

şimdi

bu

ihlâllerini

yasal

güvence

altına

almanın

telaşını

yaşamaktadır.

Bölücü

Anayasa’ya

karşı

mücadele,

bu

girişimi

yine

boşa

çıkartacağı

gibi,

aynı

zamanda

Türkiye

Cephesi’nin

inşasına

hizmet

edecektir.

Suriye’de,

Rusya’nın

da

müdahil

olmasıyla,

Esad

Yönetimi,

Suriye’ye

karşı

girişilebilecek

yeni

maceraların

önünü

tıkamaktadır.

Haleb’in

kuşatılması

ve

ikmal

yollarının

kesilmesi

bu

açıdan

bir

dönüm

noktası

olarak

değerlendirilmelidir.

Ekonomik

zorluklar

ve

Batı’nın

olanaksızlıkları,

ülkemizi

zorunlu

olarak

Avrasya’ya

yaklaştırmaktadır.

Bu

nesnel

sürecin

ülkemiz

açısından

başarılı

bir

sonuçla

taçlanması,

ancak

milli

bir

iktidarın

öznel

siyaseti

haline

gelmesiyle

mümkün

olacaktır.

VATAN

PARTİSİ’NİN

SORUMLULUĞU

Bugün

yapısal

olarak

gücü

ve

etkisi

belli

kesimlerle

sınırlı

olan

siyasal

güç

ya

da

kesimler

de,

kuşkusuz

bir

Türkiye

Cephesi

perspektifine

sahip

olabilir.

Ama

böyle

bir

gücün

ülkenin

kaderini

belirlemede

katkıda

bulunabilmesinin

önkoşulu,

bütün

milleti

birleştirme

irade

ve

yeteneğine

sahip

bir

siyasal

partinin

önderliğidir.

İşte

onun

için

ülkemizin

Vatan

Partisi’ne

gereksinimi

vardır

ve

mevcut

koşullar

Vatan

Partisi’ne

önemli

bir

sorumluluk

yüklemektedir.

Semih

Koray

/

8

Şubat

2016,

Aydınlık

Paylaş
Paylaş: