/
/

Semih Koray: Vatan Partisi ve bilimin rehberliği

Semih Koray: Vatan Partisi ve bilimin rehberliği

Bilim,

geleceği

kurmak

içindir.

Öngörüde

bulunmayan

bilim

olmaz.

Bilime

öngörü

olanağını

sağlayan

teoridir.

“Teorisiz

bilim”,

geçmişin

kaydını

tutmaya

indirgenir.

Önemli

olan,

olguları

gerçekleştikten

sonra

anlamak

değil,

önceden

kestirmektir.

Bilim,

geçmişin

olgularından

gelecek

için

öğrenmek

demektir.

DARBE

OLASILIĞINI

KİM

ÖNGÖRDÜ?

Türkiye,

FETÖcü

darbe

girişimine

büyük

ölçüde

hazırlıksız

yakalanmıştır.

Darbe

olasılığını

öngören

tek

siyasal

güç,

Vatan

Partisi

olmuştur.

Çünkü

bilimi

kendisine

rehber

edinen

Vatan

Partisi,

gerçeği

olgularda

aramış

ve

teorisi

sayesinde

FETÖ’nün

işlevini

doğru

belirlemiştir.

FETÖ,

ABD

ve

NATO’nun

Gladyosu

olarak

saptanmıştır.

Emperyalizm,

Gladyo

kılıcını

vitrinde

bulunsun

diye

değil,

kullanmak

için

biler.

Emperyalist

propagandanın

gözlere

çektiği

“hizmet”

perdesi,

doğru

teorinin

önünü

karartamamıştır

ATLANTİK’TE

BOĞULANLAR

AVRASYA’DA

NEFES

ALIR

Emperyalizm

ve

milli

devrimler

çağında

yaşadığımızı

saptayan

Vatan

Partisi,

daha

1990’larda

İşçi

Partisi

adı

altında,

ülkemizin

Atlantik

Sistemi’nde

boğulduğunu,

yaşam

ve

gelişme

olanağı

bulacağı

coğrafyanın

Avrasya

olduğunu

saptamıştır.

Ülkemizin

emperyalizmin

güdümündeki

bölücü

teröre

karşı

mücadelesinde

başarı

kazanması

için

bölge

ülkeleri

arasında

işbirliğinin

önemini

vurgulamış,

Batı

Asya

Birliği’ni

programına

dahil

etmiştir.

ABD’nin

Irak’a

ve

Suriye’ye

yönelik

saldırıları

karşısında,

bu

ülkelerin

toprak

bütünlüğünü

savunmanın

Türkiye’nin

toprak

bütünlüğünü

savunmak

anlamına

geldiğini

bütün

dünyaya

ilan

etmiştir.

Bugün

bu

saptamalar

kendi

deneyimi

içinde

bütün

milletimize

malolmaktadır.

Onun

için

bugünün

Türkiyesi,

artık

dünün

Türkiyesi

ile

aynı

değildir.

15

Temmuz

sonrasının

Türkiye’sinde,

milletin

Fırat

Kalkanı’na

verdiği

destek,

tam

da

bu

harekâtın

Kuzey

Suriye’de

Amerikan-İsrail

Koridoru’nu

engellemek

için

yapılıyor

olması

nedeniyledir.

Harekâtın

birinci

aşamasının

Biden’ın

Ankara

ziyaretinin,

ikincisinin

ise

Erdoğan-Obama

görüşmesinin

hemen

öncesinde

başlatılması

da,

bu

açıdan

anlam

taşımaktadır.

GÜÇ

YOKSA

DEĞİŞİM

GERÇEKLEŞMEZ

Bilim,

seyirci

değildir.

Bilimin

rehberliğinde

geleceği

kurmaya

çalışanlar,

dünyayı

değiştirmek

için

gerekli

toplumsal

gücün

yaratılmasına

seyirci

kalamazlar.

Güç

yoksa,

değişim

de

gerçekleşmez.

Bugün

başarı

için

ülkenin

devleti

ve

milletiyle

topyekûn

birliğinin

gücüne

ihtiyaç

vardır.

ABD

güdümündeki

bölücü

ve

gerici

teröre

karşı

ordunun

ve

devletin

bütün

güçlerinin

seferber

edilmesi

gerekir.

PKK’ya

karşı

mücadelenin

de,

Fırat

Kalkanı’nın

da

“Amerika’nın

icazetiyle

gerçekleştiği”

söyleminin

kaynağının

yine

Amerika

olması,

bizim

için

öğretici

olmalıdır.

MİLLİ

DEVLET

MİLLETİN

ÖRGÜTLENMİŞ

BİÇİMİDİR

Devletin

ve

milletin

topyekûn

birliği,

ancak

devletin

bütün

milletin

örgütlenmiş

biçimi

haline

getirilmesiyle

sağlanabilir.

Bugün

AKP

iktidarının

orduyu

güçsüzleştiren,

milletin

bir

kesimine

dayanarak

diğer

kesimlerini

karşısına

almaya

yönelen

tutumları,

ABD’nin

ve

piyonlarının

ekmeğine

yağ

sürmektedir.

Aslında

15

Temmuz

sonrasında

ne

milleti

bölen

ve

devleti

zaafa

uğratan

adımların,

ne

de

bu

yolda

direten

iktidarların

başarı

şansı

kalmıştır.

Çünkü

millet,

kendi

deneyimi

içinde

milli

birliğin

vazgeçilmezliğinin

bilincini

yaşamıştır.

Önümüzdeki

süreç

bu

bilinci

pekiştirenleri

baş

tacı

edecek,

bozanları

da

saf

dışı

bırakacak

bir

süreçtir.

Vatan

Partisi,

çıkış

yolunu

Türkiye’nin

yeniden

Atatürk

Devrimi

rotasına

girmesi

olarak

belirlemiştir.

Bu

da,

tıpkı

daha

öncekiler

gibi,

bize

kendi

tarihimizin

dayattığı

bilimsel

bir

öngörüdür.

Çünkü

devlet

bütün

milletin

örgütlenmiş

biçimine

ancak

bu

şekilde

dönüştürülebilir;

ülke

esenliğe

kavuşmak

için

gereksindiği

toplumsal

gücü

ancak

bu

yola

girmiş

milli

bir

hükümetin

iktidarı

altında

sağlayabilir.

Ayağı

Türkiye

toprağına

basan

herkes,

hâlâ

bilimi

kendine

rehber

alma

şansına

sahiptir. 

Semih

Koray

/

5

Eylül

2016,

Aydınlık

Paylaş
Paylaş: