Bilim,
geleceği
kurmak
içindir.
Öngörüde
bulunmayan
bilim
olmaz.
Bilime
öngörü
olanağını
sağlayan
teoridir.
“Teorisiz
bilim”,
geçmişin
kaydını
tutmaya
indirgenir.
Önemli
olan,
olguları
gerçekleştikten
sonra
anlamak
değil,
önceden
kestirmektir.
Bilim,
geçmişin
olgularından
gelecek
için
öğrenmek
demektir.
DARBE
OLASILIĞINI
KİM
ÖNGÖRDÜ?
Türkiye,
FETÖcü
darbe
girişimine
büyük
ölçüde
hazırlıksız
yakalanmıştır.
Darbe
olasılığını
öngören
tek
siyasal
güç,
Vatan
Partisi
olmuştur.
Çünkü
bilimi
kendisine
rehber
edinen
Vatan
Partisi,
gerçeği
olgularda
aramış
ve
teorisi
sayesinde
FETÖ’nün
işlevini
doğru
belirlemiştir.
FETÖ,
ABD
ve
NATO’nun
Gladyosu
olarak
saptanmıştır.
Emperyalizm,
Gladyo
kılıcını
vitrinde
bulunsun
diye
değil,
kullanmak
için
biler.
Emperyalist
propagandanın
gözlere
çektiği
“hizmet”
perdesi,
doğru
teorinin
önünü
karartamamıştır
ATLANTİK’TE
BOĞULANLAR
AVRASYA’DA
NEFES
ALIR
Emperyalizm
ve
milli
devrimler
çağında
yaşadığımızı
saptayan
Vatan
Partisi,
daha
1990’larda
İşçi
Partisi
adı
altında,
ülkemizin
Atlantik
Sistemi’nde
boğulduğunu,
yaşam
ve
gelişme
olanağı
bulacağı
coğrafyanın
Avrasya
olduğunu
saptamıştır.
Ülkemizin
emperyalizmin
güdümündeki
bölücü
teröre
karşı
mücadelesinde
başarı
kazanması
için
bölge
ülkeleri
arasında
işbirliğinin
önemini
vurgulamış,
Batı
Asya
Birliği’ni
programına
dahil
etmiştir.
ABD’nin
Irak’a
ve
Suriye’ye
yönelik
saldırıları
karşısında,
bu
ülkelerin
toprak
bütünlüğünü
savunmanın
Türkiye’nin
toprak
bütünlüğünü
savunmak
anlamına
geldiğini
bütün
dünyaya
ilan
etmiştir.
Bugün
bu
saptamalar
kendi
deneyimi
içinde
bütün
milletimize
malolmaktadır.
Onun
için
bugünün
Türkiyesi,
artık
dünün
Türkiyesi
ile
aynı
değildir.
15
Temmuz
sonrasının
Türkiye’sinde,
milletin
Fırat
Kalkanı’na
verdiği
destek,
tam
da
bu
harekâtın
Kuzey
Suriye’de
Amerikan-İsrail
Koridoru’nu
engellemek
için
yapılıyor
olması
nedeniyledir.
Harekâtın
birinci
aşamasının
Biden’ın
Ankara
ziyaretinin,
ikincisinin
ise
Erdoğan-Obama
görüşmesinin
hemen
öncesinde
başlatılması
da,
bu
açıdan
anlam
taşımaktadır.
GÜÇ
YOKSA
DEĞİŞİM
GERÇEKLEŞMEZ
Bilim,
seyirci
değildir.
Bilimin
rehberliğinde
geleceği
kurmaya
çalışanlar,
dünyayı
değiştirmek
için
gerekli
toplumsal
gücün
yaratılmasına
seyirci
kalamazlar.
Güç
yoksa,
değişim
de
gerçekleşmez.
Bugün
başarı
için
ülkenin
devleti
ve
milletiyle
topyekûn
birliğinin
gücüne
ihtiyaç
vardır.
ABD
güdümündeki
bölücü
ve
gerici
teröre
karşı
ordunun
ve
devletin
bütün
güçlerinin
seferber
edilmesi
gerekir.
PKK’ya
karşı
mücadelenin
de,
Fırat
Kalkanı’nın
da
“Amerika’nın
icazetiyle
gerçekleştiği”
söyleminin
kaynağının
yine
Amerika
olması,
bizim
için
öğretici
olmalıdır.
MİLLİ
DEVLET
MİLLETİN
ÖRGÜTLENMİŞ
BİÇİMİDİR
Devletin
ve
milletin
topyekûn
birliği,
ancak
devletin
bütün
milletin
örgütlenmiş
biçimi
haline
getirilmesiyle
sağlanabilir.
Bugün
AKP
iktidarının
orduyu
güçsüzleştiren,
milletin
bir
kesimine
dayanarak
diğer
kesimlerini
karşısına
almaya
yönelen
tutumları,
ABD’nin
ve
piyonlarının
ekmeğine
yağ
sürmektedir.
Aslında
15
Temmuz
sonrasında
ne
milleti
bölen
ve
devleti
zaafa
uğratan
adımların,
ne
de
bu
yolda
direten
iktidarların
başarı
şansı
kalmıştır.
Çünkü
millet,
kendi
deneyimi
içinde
milli
birliğin
vazgeçilmezliğinin
bilincini
yaşamıştır.
Önümüzdeki
süreç
bu
bilinci
pekiştirenleri
baş
tacı
edecek,
bozanları
da
saf
dışı
bırakacak
bir
süreçtir.
Vatan
Partisi,
çıkış
yolunu
Türkiye’nin
yeniden
Atatürk
Devrimi
rotasına
girmesi
olarak
belirlemiştir.
Bu
da,
tıpkı
daha
öncekiler
gibi,
bize
kendi
tarihimizin
dayattığı
bilimsel
bir
öngörüdür.
Çünkü
devlet
bütün
milletin
örgütlenmiş
biçimine
ancak
bu
şekilde
dönüştürülebilir;
ülke
esenliğe
kavuşmak
için
gereksindiği
toplumsal
gücü
ancak
bu
yola
girmiş
milli
bir
hükümetin
iktidarı
altında
sağlayabilir.
Ayağı
Türkiye
toprağına
basan
herkes,
hâlâ
bilimi
kendine
rehber
alma
şansına
sahiptir.
Semih
Koray
/
5
Eylül
2016,
Aydınlık

