/
/

Semih Koray: Üniversite yönetimi sorunu

Semih Koray: Üniversite yönetimi sorunu

Seçim üniversitedeki öğretim üyelerince yapılmalıdır

Ülkemizde

Boğaziçi

Üniversitesi’ne

yapılan

rektör

atamasıyla

“üniversite

yönetimi”

sorunu

yeniden

gündeme

geldi.

Bu

sorunun

yanıtı,

kuşkusuz

üniversiteye

yüklenen

amaç

ve

işleve

bağlıdır.

Üniversite

bir

işletmeyse,

rektörün

de

bilgi

üretimini

verimli

hale

getirecek

ve

ürünlerin

pazarlanmasını

sağlayacak

bir

CEO

olması

gerekir.

Ama

üniversitenin

amacı,

bilimi

hayatın

merkezine

çekmek;

işlevi

de,

bilimi

üretip,

öğretip,

halkın

hizmetine

sunarak

ülkenin

geleceğinin

kurulmasının

temel

aracı

haline

getirmekse,

rektörün

yöneticilik

yetisinin

yanında

bir

“bilim

önderi”

niteliğine

de

sahip

olması

gerekir.

Üniversitenin

iki

vazgeçilmezi,

bilim

ve

vatandır. Üniversitenin

hedefi

ve

başarımı,

bu

iki

vazgeçilmez

uyarınca

belirlenir.

Bilimde

doğrunun

ve

bulguların

derinliğinin

ölçütü

evrenseldir.

Ama

araştırma

gündemi,

hem

evrensel,

hem

de

ulusal

etkenlere

bağlı

olarak

şekillenir.

Gündemin

evrensel

yönü,

ilgili

bilim

dalının

kendi

özerk

gelişiminden

kaynaklanır.

Ulusal

yönünün

kaynağı

da,

ülkenin

gereksinimleridir.

Dünyada

hiçbir

bilim

gündemi

kaynaklandığı

ülkenin

ihtiyaç

ve

taleplerinden

bağımsız

değildir.

Ulusal

bir

bilim

gündemi

oluşturulmadan

üniversitelerimizin

araştırma

başarımı

değerlendirilemez. 

Böyle

bir

gündemin

yokluğunda bilim

gücümüz

başka

ülkelerin

evrensel

olduğu

iddia

edilen

bilim

gündemleri

tarafından

yönlendirilir. Bu

da, “beden

göçü”

olmaksızın

“beyin

göçü”nün

gerçekleşmesi

demektir. Öte

yandan

uluslararası

etkileşim,

bilimsel

çalışmanın

vazgeçilmezidir.

Bu

etkileşim,

ancak

ülkelerin

ulusal

bilim

gündemleri

temelinde

gerçekleştirildiği

zaman

verimli

ve

karşılıklı

yarar

sağlayıcı

hale

gelir.

Üniversite

eğitimi,

yetişmiş

insan

gücümüzün

kaynağıdır.

İnsan

gücü

planlamasının

yokluğunda,

üniversitelerimizin

eğitim

alanındaki

başarımının

değerlendirilmesine

olanak

yoktur.

Bilim

gündemi

de,

yetişmiş

insan

gücü

planlaması

da,

ancak Devlet

Planlama

Teşkilatı,

TÜBİTAK

ve

TÜBA

gibi

merkezi

bilim

kuruluşlarımız

ve

üniversitelerimiz

tarafından

ilgili

bakanlık

ve

kuruluşlarla

danışma

halinde

ve

yoğun

bir

kolektif

çalışma

içinde

yapılabilir. 

Bilimin

kendisi,

kolektif

içeriği

en

yüksek

olan

etkinlikler

arasında

yer

alır.

Bilim

yönetiminin

de

kolektif

olması

gerekir.

Liyakati

ölçüt

olarak

koymak

yetmez.

Özellikle

atama

ve

terfilerde

liyakati

düzgün

ölçme

amaç

ve

yetisine

sahip

kurulların

yetkilendirilmesi

gerekir.

“Tek

seçiciliğin”

en

uygunsuz

olduğu

alanlardan

biri,

bilimdir.

Onun

için

üniversite

yönetimlerinin

bir

“kurullar

yönetimi”

olması

gerekir.

TALİMATLA

DEĞİL HEDEFLE

ÖNDERLİK

Rektörlerin

görevi

bu

kurulları

talimat

yoluyla

yönetmek

değil,

bu

kurullara

üniversite

hedefleri

doğrultusunda

önderlik

etmek

olmalıdır.

Bu

hedefe

ancak

rektörün

önderliğinin

üniversite

bünyesi

tarafından

benimsendiği

durumda

ulaşılabilir.

Onun

için

uygun

olan,

rektörlerin

dışarıdan

atanması

değil,

üniversite

tarafından

seçilmesidir.

Seçim

süreç

ve

usulünün

de

benimsenmeyi

en

üst

düzeyde

gerçekleştirecek

biçimde

düzenlenmesi,

hem

mümkün,

hem

de

gereklidir. 

Her

rektör

adayının

üniversitenin

bütün

bileşenlerine

açık

kapsamlı

bir

dosyayla

başvuruda

bulunması

kurala

bağlanmalıdır. Bu

dosya,

adayın

üniversitenin

ulusal

bilim

gündemi

aracılığıyla

dünya

bilimine

yaptığı

katkıyı

geliştirmek

için

önerdiği

strateji

ve

uygulama

araçlarını,

ülkenin

yetişmiş

insan

gücüne

üniversitenin

katkılarının

nitel

ve

nicel

olarak

geliştirilmesine

ilişkin

tasarılarını,

halkı

aydınlatma

ve

bilimi

halkın

hizmetine

sunma

konusunda

planladığı

yenilikleri

içermelidir.

Yine

üniversitenin

bütün

bileşenlerine

açık

toplantılarda

rektör

adaylarının

başvuru

dosyalarının

sorgulanması

seçim

sürecinin

esasını

oluşturmalıdır. 

Seçim

üniversitedeki

öğretim

üyelerince

yapılmalıdır. Seçimlerde

her

seçmenin

bir

adaya

oy

verdiği

ve

en

çok

oyu

alanın

seçildiği

sistem

yerine,

“daha

yüksek

düzeyde

oydaşma”

sağlayan

bir

seçim

sistemi

kullanılmalıdır. 

Bugün

üniversitelerimizi

vatana

ve

halka

hizmeti

esas

alan,

gerçeklik

dışında

hiçbir

şeyin

önünde

eğilmeyen

bilim

kaleleri

haline

getirmek

için, kapsamlı

bir

üniversite

reformuna

ihtiyaç

vardır. 

9

Mart

2021

Salı

/

Aydınlık

Paylaş
Paylaş: