Başlangıçta
bir
ABD
projesi
olarak
da
görülen
AB,
Atlantik’ten
bağımsızlaşmakta.
AB,
bağımsız
askeri
güç
oluşturmanın
yanında
ekonomik
planda
da
Çin,
Rusya
başta
olmak
üzere
Avrasya’yla
ortak
ilişkileri
geliştirmekte.
Bu
yeni
durum
AB’yi
bir
arada
tutabilir
mi?
Göreceğiz!
Avrupa
Birliği
(AB)’nin
geleceği
ile
ilgili
tartışmaları
hızlandırmak
amacıyla
yeni
bir
“Beyaz
Kitap”
yayımlandı.
AB
Komisyon
Başkanı
Jean-Claude
Junker,
25
Mart’ta
AB
özel
bileşiminde
ele
alınacak
olan
öneriler
kitabını
tanıttı.
Kitapta
yer
alan
beş
senaryodan,
Almanya
Başbakanı
Angela
Merkel
ve
Junker’in
benimsediği
3.
madde
şöyle:
“Farklı
hızlarda
giden
bir
AB…
Bazıları
bir
araya
gelip
önceliklerde
hızlı
hareket
edebilir.”
Aslında
Merkel
Şubat
başında,
“Farklı
hızlarda
ilerleyen
bir
AB
olmalı.
Herkes
aynı
uyum
aşamalarına
uymak
zorunda
değildir”
demişti.
(www.faz.net
03.02.2017)
AB’DE
GRUPLAŞMA
AB
içindeki
acil
sorunlar
“Almanya-Fransa
çifti”
arasında
görüşülüyor.
2003
yılında
Almanya,
Fransa,
İngiltere,
İtalya
ve
İspanya
G5
vardı,
2006’da
Polonya
ile
G
6
oldu.
Weimar
Üçgeni’nde
de
Almanya-Fransa
ikilisi
Polonya’nın
görüşünü
alıyorlardı.
Avrupa’nın
barışı
olarak
addedilen
bu
buluşmada
Varşova’nın
Alman
politikasına
“dokunan
yerleri”
rendeleniyordu.
Eylül
2016’da
Atina’da
Güney
Avrupa
Zirvesi
yapıldı.
28
Ocak
2017’de
Lizbon’da
Fransa,
İtalya,
İspanya,
Portekiz,
Yunanistan,
Kıbrıs
(GKRY)
ve
Malta
ile
Güney
Avrupa
zirvesi
tekrarlandı.
Ortak
ilgileri
mülteci
sorununu
altetmekti.
Ama
daha
çok
da
Almanya
tarafından
dayatılan
ve
bütçe
daraltılması,
vergi
arttırımı
gibi
ekonomik
disiplin-tasarruf
tedbirleri
onları
düşündürdü.
Bir
diğer
grup
“Visegrad
devletler.”
Polonya,
Macaristan
ile
Çek
Cumhuriyeti
ve
Slovenya
(Eski
Çekoslovakya)
15
Şubat
1991’de
Visegrad
kentinde
yaptıkları
işbirliği
anlaşmasını
sürdü-
rüyorlar.
Bu
tarz,
Almanya’nın
Polonya’yı
Weimar
üçgenine
dahil
ettiği
için
sorun
olmuyordu.
Son
dönemde
ise
bu
dört
devlet
işbirliğini
güçlendirdi.
Göçmen
sorununda
birlikte
davranıyor
ve
mülteci
almamakta
direniyorlar.
2
Mart’ta
Varşova’da
toplanarak
AB’nin
yeniden
şekillendirilmesine
görüş
hazırladılar.
Beyaz
Kitap’ta
belirtilen
çeşitli
hızlardaki
AB
ülkeleri
kavramını,
bunun
2.
ve
3.
sınıf
devletler
anlamına
geldiği
için
kabul
etmediklerini
açıkladılar.
Tek
yön
ve
tek
hedef
olarak
isteklerini
twitter’dan
bildirdiler.
YENİDEN
ŞEKİLLENDİRME
Bu
gruplaşmaları
şimdiye
kadar
ciddiye
almayan
Berlin,
İngiltere’nin
ayrılmasıyla
doğan
yeni
durumun
da
etkisiyle,
AB’yi
yeniden
şekillendirmek
için
özel
oturum
hazırlıyor.
Bu
amaçla
6
Mart
günü
Almanya
Başbakanı
Angela
Merkel,
Versay
Sarayı’nda
Fransa
Devlet
Başkanı
François
Hollande,
İtalya
ve
İspanya
Başbakanları;
Paolo
Gentiloni
ve
Mariano
Rajoy’la
buluştu.
Şansölye
Merkel,
Birliğe
üye
Güney
Avrupa
ülkelerinin
bloklaşmasını
önlemeye
çalışacak.
Bu
durum
Almanya’nın
AB
içindeki
lider
konumunu
etkileyebilir.
NATO’DAN
BAĞIMSIZ
AB
ASKERİ
GÜCÜ
AB,
6
Mart’ta
Brüksel’de
toplanan
AB
Dış-
işleri
ve
Savunma
Bakanları
Toplantısı’nda
sınırları
dışında
harekâtlar
için
bir
komuta
merkezi
kurulması
kararı
aldı.
Bunu
Brüksel’de
bir
“Askeri
Planlama
ve
Yönetim
Merkezi”
kurulması
izleyecek
ve
eğitim
birliklerini
yönetmeye
başlayacak.
Söz
konusu
toplantıda
nükleer
askeri
güç
üzerinde
de
duruldu.
“Askeri
Planlama
ve
Yönetim
Merkezi
(MPCC)”
AB
Genelkurmay
komutanı
tarafından
yönetilecek,
politik
ve
güvenlik
politikaları
komitesi’ne
(PSC)
bağlı
olacak.
Şu
sıralar
Somali,
Orta
Afrika
Cumhuriyeti
ve
Mali’de
eğitim
birliklerinin
yanında
Akdeniz
ve
Afrika
Boynuzu’nda
denizcilerle
de
alanlar
genişletilecek.”
(Frankfurter
Allgemeine
Zeitung,
07.03.2017.)
BERLİN’İN
PLANI
Harekât
Yönetim
Merkezi’ne
NATO’ya
rakip
gibi
anlaşılacağı
için
“Ana
karargâh”
denmesinden
özellikle
kaçınılması
istense
de
gözlemciler
MPCC’ye
yüklenen
görevin
klasik
ana
karargâh
fonksiyonunu
taşıdığını
belirtiyorlar.
Berlin,
AB’nin
kendine
ait
bir
savaş
gücünü
yönetecek
böyle
bir
ana
karargâhı
olmasını
hep
istiyordu.
2004
sonunda
bunu
Brüksel
merkezli
sivil-askeri
bir
plan
merkezi
olarak,
Paris
ve
Londra’ya
kabul
ettirmişti.
Ancak
proje,
AB
ülkelerinden
bazılarının
NATO’ya
“rakip
görüntüsü”
vermekten
çekindikleri
için
hayata
geçmemişti.
Kasım
2014’te
Alman
Parlamentosu’nda
Sosyal
Demokrat
grup
tarafından
tekrar
önerilen
ana
karargâh
önerisi
geçtiğimiz
yaz
Almanya
ve
Fransa
tarafından
gündeme
taşındı.
ABD,
AB’NİN
GÜÇLENMESİNE
KARŞI
ABD,
AB’nin
her
bakımdan
bağımsız
hareket
etmesine
ve
güçlenmesine
karşı
çıkıyor.
İngiltere
Savunma
Bakanı
Michael
Fallon,
AB’yi
NATO’ya
benzer
şeyler
yaparak
boşuna
para
harcamamaya,
“NATO
ile
daha
yakın
işbirliğine
ve
kopyacılıktan
kaçınmaya”
çağırdı.
İngiltere,
daha
önce
Avrupa
Birliği’ne
ait
askeri
komuta
merkezi
kurulmasına
yönelik
çabaları
engellemişti.
Almanya
Savunma
Bakanı
Ursula
von
der
Leyen,
misyona
doğrudan
destek
vermek
istemeyen
AB
üyelerinin
gözlemci
olabileceğini
ifade
etti.
AB
Dışilişkiler
Yüksek
Temsilcisi
Federica
Mogherini,
“Çok
önemli
kararlar
alıyoruz.
5-6
ay
önce
bunu
hayal
etmek
bile
imkânsızdı.
Son
dönemde
yaşananlar
sorumluluklarımızı
üstlenmemizi
sağlıyor”
demişti.
AB
Komisyon
Başkanı
Jean-Claude
Juncker
ise,
“Fikrin
gerçeğe
dönüşme
ihtimali
Brexit
kararı
sonrası
daha
da
güçlendi”
ifadesini
kullanmıştı.
AB
KARŞITI
POLİTİKALAR
YÜKSELİŞTE
AB
devletleri,
farklı
kategorilere
ayrılıyor.
Almanya
krize
rağmen
istihdamda,
dış
ticarette
artış
sağlarken,
güney
Avrupa
devletleri
iflas
ediyor.
Malum
İngiltere
Birlik’ten
ayrılmıştı…
Fransa’da
AB
karşıtı
politika
prim
yapmaktadır.
AB
karşıtı
cumhurbaşkanı
adayı
Marine
Le
Pen
ise
en
yüksek
oyu
almaktadır.
AP
Özgürlükler
ve
Uluslar
Avrupası
Grubu
Milletvekili
Vicky
Maeijer
“Avrupa
çöküyor,
Hollanda’da
Avrupa
Anayasası’na
hayır
dedik,
Ukrayna
ile
ticarete
karşı
çıktık,
şimdi
ise
AB’ye
karşı
çıkıyoruz”
dedi.
“Bu
şartlarda
Avrupa
ne
kadar
birliktir?”
diye
sormak
gerekir.
ALMANYA’NIN
HESABI
Almanya,
Fransa
ile
birlikte
bağımsız
askeri
gücü,
AB’yi
bir
arada
tutmak
için
kuruyor.
Atlantik’ten
bağımsızlaşmanın
bir
yolu
kendi
savunma
gücü
ise,
diğeri
de
ekonomik
olarak
güçlenmeyi
sağlayan
ilişkilerdir.
Başlangıçta
bir
ABD
projesi
olarak
da
görülen
AB,
Atlantik’ten
bağımsızlaşmakta,
ekonomik
planda
da
Çin,
Rusya
başta
olmak
üzere
Avrasya’yla
ortak
ilişkileri
geliştirmektedir.
Bu
yeni
durum
AB’yi
bir
arada
tutabilir
mi?
Göreceğiz!


