Genel Başkanımız Doğu Perinçek, Rusya eğitim yılı açılış konuşmasını yaptı

"Tarih yapan ve tarih yapacak olan Rusya-Türkiye dostluğu"

Tarih:

Türkiye Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in

Federal Eğitim Maratonu ‘Bilgi’ Rus Toplumu Katılım Programı

 

Konuşma günü ve saati: 1 Eylül 2022, 12:45

Yer: Moskova, Zaryadye

Maraton yönü: “Bilgi. Güç"

İzleyici kitlesi: Rusya Federasyonu Devlet Başkan Yardımcısı Sergey Kiriyenko, Rusya Federasyonu Başkan Yardımcısı Andrey Fursenko, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Eğitim Bakanı Sergey Kravtsov, Kültür Bakanı Olga Lyubimova, Bilim ve Yüksek Öğrenim Bakanı Valery Falkov, Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Dışişleri Söcüsü Mariya Zaharova, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Sberbank’ın Başkanı German Gref, VK'nın (Rusların Facebook’u) Genel Müdürü Vladimir Kiriyenko, Rus devleti Birinci Kanal’ı Genel Müdürü Konstantin Lvovich Ernst, Ünlü gazeteci, yazar, TV ve radyo sunucusu Vladimir Solovyov, lise ve üniversite öğrencileri

Sunum formatı: Telekonferans

Performans (konuşma) süresi: 45 dakika

 

Önerilen konu: “Güçlülerin ortaklığı: Rusya ve Türkiye'nin ortak projeleri”

 

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (1 Eylül 2022) Moskova’da düzenlenen Federal Eğitim Maratonu ‘Bilgi’ Rus Toplumu Katılım Programı toplantısında, Rusya Federasyonu Devlet yöneticilerine ve Rusya gençliğine seslendi. Her yıl eğitim yılının açılışında düzenlenen geleneksel toplantıda, Perinçek Türkiye-Rusya ilişkileri üzerine 45 dakika açılış dersini verdi. Rusya Devlet Başkanı Birinci Yardımcısı ile Dışişleri Bakanı, Eğitim Bakanı ve Kültür Bakanı başta olmak üzere üst düzey devlet yöneticilerine hitap eden Perinçek, özetle aşağıdaki konuşmayı yaptı:

 

Rusya Federasyonu’nun Sayın Devlet Başkanı Yardımcısı,

Sayın Devlet Yöneticileri,

Değerli Gençler,

            

Rusya’da ilk ders zilinin çalması gibi yüksek anlam taşıyan bu geleneksel açılışta, Türkiye Vatan Partisi Genel Başkanı olarak bana söz verdiğiniz için sizlere yürekten teşekkür ederim. 

 

Aslında bu yıl ilk ders zili, yalnız Rusya’da değil, bütün dünyada Darya Dugina’ya yapılan suikastle çalınmıştır. Avrasya’nın yıldızı olan Darya Dugina, Türklerin de şehididir ve bütün insanlık için büyük bir kayıptır.

 

Büyük sinema yönetmeni Eisenstein’ın Aleksander Nevski filminin unutulmaz sahnesinde Batı’dan gelen saldırıyı duyuran çan sesleri vardı. Darya da son görevinde bütün insanlığa ve özellikle Rus ve Türk milletlerine “büyük zorluklara hazır olun” çağrısında bulundu. İlk ders yılının zili işte o çağrıdır.

 

Varolan koşullara boyun eğenler, zorluklarda yalnızca zorluğu görürler. Biz Rus ve Türk milletleri ise, zorluklardaki devrimci çözümü görmüş ve büyük zorluklardan devimlerle çıkmışızdır. 

 

Yeni bir dünya kuruluyor.

 

Rusya ve Türkiye olarak, Çin, Hindistan ve İran gibi ülkelerle birlikte Yeni Dünyanın kuruluşunda öncü konumlardayız. 

 

Atlantik Çağının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Artık hiçbir şiddet, hiçbir terör, hiçbir savaş, başında ABD’nin bulunduğu Atlantik sistemini kurtaramaz. Bu sistem, insanı ve hatta doğayı yıkıma uğratan bir nitelik kazanmış bulunuyor. 

 

Dolar Saltanatı çöküyor. Dünyanın haracını yiyen ABD ekonomisi için çanlar çalıyor.

 

Bugün dünyada ABD silahlı gücünü dengeleyen Rusya, Türkiye, Çin gibi büyük silahlı güçler oluşmuştur. ABD’nin silah zoruyla dünyaya dayatmalarda bulunduğu dönem arkada kalmıştır. ABD, her yerde ve her cephede yeniliyor.

 

Atlantik Kültürü, artık insanlığa çürümekten ve kokuşmaktan başka bir şey vermiyor. ABD’nin merkezinde bulunduğu sistem, bireyciliğin, bencilliğin, karamsarlığın, uyuşturucunun, şiddetin ve kadını aşağılamanın batağında çırpınmaktadır. Tıpkı köleci sistemlerin hakim sınıfları gibi, erkeği kadın, kadını erkek yapma zorlamalarıyla insanı cinsiyetine bile yabancılaştıran bir çıkmaza girmiştir. Atlantik sisteminin tanrısı, tıpkı Roma ve Atina tanrıları gibi eşcinseldir.

 

Bu koşullarda insanlık yeni bir uygarlığın eşiğindedir. Yükselen Asya Uygarlığı insanlığın ufkundadır. Asya Uygarlığı, emperyalist Atlantik sisteminin bir tekrarı olmayacaktır. İnsanlık, Millî devletlerin bağımsız olduğu, Hümanist, Halkçı, Kamucu, Özgürlükçü ve Barışçı bir uygarlığın kapısını açmaktadır. Yaşadığımız zorluklar, büyük sevinçlerin habercisidir.

 

Bugün Rusya ve Türkiye, ABD emperyalizmine karşı silahlı savaşın ön cephesinde bulunuyorlar. Suriye de on yıldır bu cephede. 

 

Rusya ile Türkiye arasında güvenlikte ve ekonomide işbirliği zorunludur ve stratejik düzlemdedir. Her iki ülke de ABD emperyalizminin tehdidi altındadır ve ön cephededir. ABD, Rusya ve Türkiye’ye karşı piyonlarını kullanıyor. 

 

Kafkaslar ve Karadeniz’den Doğu Akdeniz ve Hürmüz Boğazı’na hatta Tayvan Boğazı’na kadar tek bir cephe oluşmuştur.            

 

Ukrayna, Karadeniz’deki Yunanistan’dır. 

 

Yunanistan, Akdeniz’deki Ukrayna’dır.

 

Kafkaslar ve Karadeniz’den Doğu Akdeniz’den Umman Denizi’ne kadar uzanan cephenin her mücadele alanında Rusya ve Türkiye’nin çıkarları ortaktır. Dolayısıyla çözümler de ortaktır. 

 

NATO’nun doğuya, kuzeye, güneye doğru genişlemesine izin verilemez. Rusya’nın bu cephedeki mücadelesi bütün insanlık adınadır.

 

Türkiye’nin bütün Yunanistan kıyılarında kurulan ABD askeri üslerine ve Akdeniz’deki ABD-İsrail-Yunanistan donanmalarının tehdidine karşı direnmesi, yine bütün insanlık adınadır. 

 

Karabağ, Azerbaycan toprağıdır ve Türkiye ile Rusya’nın da katkıları ile işgalden kurtarılmıştır. Böylece Kafkaslara Rus-Türk barışı getirilmiştir. Gürcistan ve Ermenistan da bu barış düzenine katılmak durumundadır. 

 

Kırım, Rusya toprağıdır. 

 

Abhazya Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin devlet olarak tanınmaları Karadeniz ve Akdeniz’de barış ve istikrarın gereğidir.

 

Karadeniz, Ege, Akdeniz, Hazar ve Hürmüz Boğazı güvenliğinin bütünleştiği yeni koşullarda, Rusya, İran, Azerbaycan, Irak ve Suriye ile birlikte, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde, Karabağ’da, Kazakistan’da, Libya’da hayata geçirdiğimiz barış ve güvenliği geliştirme ve pekiştirme olanakları önümüzdedir. 

 

KKTC’nin Ercan Havalimanını Rus uçaklarına ve deniz limanlarını Rus gemilerine açmalıyız. Güney Kıbrıs Rum Kesimini terk eden Rus finans sermayesinin KKTC bankalarına gelmesi için gerekli düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz.

 

Suriye’nin toprak bütünlüğü bölge ve dünya barışı için önceliklidir. Suriye ve Irak’ın Kuzeyi’ndeki ABD üslerinin temizlenmesi stratejik gündemdedir. Batı Asya’da “Kürdistan” adı altında ikinci bir İsrail devletinin kurulmasına izin verilemez.

 

Bölgemizde Türkiye-Rusya işbirliği barış ve istikrar için bir model oluşturmuştur. Karabağ ve Irak’ın Kuzeyi’nde başarı kazanan bu model diğer bölge ülkelerinin katılımıyla cephenin diğer alanlarına taşınmalıdır. 

 

Suriye’nin Kuzeyi bugün ABD emperyalizminin zayıf karnıdır. Suriye, Türkiye, Irak, İran ve Rusya işbirliği ile Suriye’deki bölücü ve Sahte İslamcı terör örgütleri temizlenir. ABD askeri evine döner ve Suriyeli sığınmacılar Türkiye’den ve diğer bulundukları ülkelerden vatanlarına ve işlerinin başına güvenlik içinde dönerler. Türkiye-Rusya işbirliği bu bağlamda da etkin olacaktır.

Rusya-Türkiye Ekonomik İşbirliği İçin Altın Fırsatlar 

 

Rusya ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler stratejik önemdedir. Düşününüz, Türkiye’nin Atlantik sistemi içerisinde yer aldığı arkada kalan dönemde, Rusya Türkiye’nin birinci ticaret ortağı olmuştur. Demek ki aramızdaki ticaret zorunludur ve stratejiktir. İki ülkenin gelişmiş olduğu sektörler, birbirini tamamlıyor. Rusya, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından vazgeçilmez. Türkiye ise, tarım ve birçok sanayi ürünü açısından Rusya’nın ana tedarikçisi. İki ülke ekonomisi birbirini tamamlıyor.

 

İşbirliğinin her iki ülkeye lojistik avantajı var. Hem süreler, hem de maliyetler açısından.

 

Rusya’nın bilim ve teknoloji alanındaki gelişmişliği ve yetişmiş insan gücü ile Türkiye’nin küresel çaptaki girişimcilik yeteneği, birlikte ele alındığında Türk-Rus işbirliğinin küresel piyasalardaki rekabet gücünü anlayabiliriz.

 

Dahası: Rusya-Türkiye ekonomik ilişkileri Altın Fırsat dönemine girmiştir. ABD’nin ve güdümündeki kimi batılı devletlerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar, Rusya-Türkiye ekonomik işbirliğini ateşleyen bir zemin oluşturuyor. 

 

Rusya, İran ve Çin’e uygulanan yaptırım, Türkiye’ye yaptırımdır. Bu yaptırımları tanımıyoruz. ABD, 41 ülkeye yaptırım peşine düşerek, kendisine yaptırım koşullarını getiriyor. Günün parolası bellidir: yaptırıma uğrayan ülkeler, yaptırımcı ABD’ye karşı birleşin!

 

ABD’nin Rusya’ya uygulamaya kalktığı yaptırımlar, Türkiye ve Rusya için olağanüstü olanaklar sunuyor. İki kardeş ülke önlerine çıkan Altın Fırsatı değerlendirerek, hem kendi ekonomileri ve güvenliğinde statükoyu değiştiren büyük çözüme yönelirler hem de uluslararası dengeleri etkileyerek Yeni Dünyanın kuruluşuna tarihi katkıda bulunurlar. 

 

Bu bağlamda gündemde olan programı maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz:

 

1. Rusya ve Türkiye Dolar ve Euro ile değişimi devre dışı bırakarak milli paralar olan Ruble ve Türk lirası ile değişimi düzenlenebilir.

 

2. Rusya’nın dünya ile parasal ilişkilerini hayata geçirmek için İstanbul bir finans merkezi olarak değerlendirilebilir. 

 

Türkiye’deki ABD komisyoncuları, İstanbul’u ABD’nin küresel finans sistemi içinde sözümona “finans merkezi” yapma iddiasına kalkışmışlardı. Hayır, Türkiye Küresel Tefeciliğin istasyonu olamazdı ve olmadı. Ama şimdi Türkiye’nin önünde Gelişen Dünyanın finans merkezi olma fırsatı duruyor. Böylece Türkiye kurulmakta olan Yeni Dünyanın bankacılık düzeninin inşasına Rusya ile birlikte tarihi bir katkıda bulunacaktır. 

 

İstanbul’u Rusya ile dünya arasındaki para trafiğinin merkezi yapmak için bankacılık sistemi düzenlenebilir. Türkiye, Asya ekonomileri ile Batı ekonomileri arasında kesintisiz ticareti ve parasal akışı sağlamada tarihî sorumluluklar üstlenebilir.

 

Türkiye, zaman kaybetmeden Rusya ve Çin’in geliştirdiği para transfer sistemine katılmalıdır.

 

3. Türkiye ABD’nin hava sahalarını Rusya’ya kapatma girişimine karşı ticaret, ulaşım ve seyahat özgürlüğünü savunmalı ve hayata geçirmelidir. İstanbul ve Türkiye’nin diğer havalimanları Rusya’nın bütün dünya ile hava trafiğini sağlayan bir ulaşım ağının unsurları olarak değerlendirilebilir.

 

4. Rusya’nın ihtiyacı olan dışalım ürünleri Türkiye’den veya Türkiye üzerinden sağlanabilir. Rusya, Türkiye’den meyve, sebze ve sanayi ürünleri alımında kolaylık sağlayacak ve Karadeniz’den ulaşım sorunlarını çözecek düzenlemeler yapabilir.

 

5. Rusya yatırımda ve müteahhitlik hizmetlerinde Türkiye’ye öncelikler sağlayabilir. Gıda sanayisi, cam sanayisi, beyaz eşya sektörü, bankacılık, kişisel bakım ürünleri sektörü gibi alanlar, Türk firmalarının Rusya’da yatırım yaptığı sektörlerin önde gelenleridir. Bu alanlardaki yatırımlar bugün daha da büyüyor. Ayrıca sağlık endüstrisi, petrokimya sanayi ve enerji üretimi alanlarında yeni yatırımlar planlanıyor.  

 

6. Rusya’nın dışsatım ürünleri Türkiye üzerinden sevk edilebilir.        

 

7. Rusya, Türkiye sanayi ve tarımının mazot, doğalgaz ve benzin ihtiyacının karşılamasına uygun koşullarla katkıda bulunabilir. Ucuz mazot, ucuz benzin ve ucuz doğalgaz Türkiye üreticisindeki Rusya’ya dostluk duygularını daha da güçlendirecektir. Bunun yanında nükleer enerji alanında Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı teknolojik işbirliği stratejik değer taşıyor. Rusya’nın, Türkiye’nin enerji güvenliğine katkısı iki ülke arasında her alanda işbirliğini güçlendirir.

 

8. Türkiye ve Rusya’nın savunma sanayileri ve silah ihtiyaçları işbirliği ile geliştirilebilir. Türkiye’nin savunma araçları NATO denetim ve standartlarından kurtarılır. Bu konuda Rusya Federasyonu bünyesindaki 80’den fazla şirketin çatı kuruluşu olan Birleşik Gemi İnşa Şirketi (USC) ile Türkiye arasında işbirliği önerisini 18 Şubat 2021 tarihinde Sayın Türkiye Cumhurbaşkanımıza sunmuştum. USC bildiğiniz gibi, Rusya’da denizaltılar dahil her türlü askerî ve sivil gemi inşasını yürütüyor. Savunma sanayisindeki işbirliği, Türkiye açısından yüksek teknoloji kazanımını da içerir. Türkiye de İHA,SİHA gibi askeri teknolojideki başarılarını Rusya’nın savunma ihtiyaçlarına su nar. Bu işbirliğine Çin sermayesinin katılması olanaklarını da Sayın Cumhurbaşkanımıza arz etmiş bulunuyoruz.

 

9. Türkiye’nin turizm sektörü Rusya halkının dinlenme, gezi ve kültür ihtiyaçlarını uygun koşullarda sağlayabilir. Ruble, Rus turistlerin ödeme aracı olarak geçerli olur.

 

10. Türkiye, Rusya ve diğer dost ülkelerin işbirliğiyle bilişim güvenliği sağlanabilir. İnternet alanında ABD merkezli emperyalist müdahale ve tertiplere karşı Rusya ve diğer Gelişen Ülkelerle birlikte kamu güvenliğimizi sağlayacak bir düzeni oluşturabiliriz. 

 

11. Bugün bilim Asya’da gelişiyor. Rusya da gelişen bilimin öncüleri içindedir. Batı merkezli, insana yabancı sözde bilim ve teknoloji anlayışlarından kurtulmak için de tarihî bir fırsat yakalamış bulunuyoruz. Vatan Partisi ve Ulusal Stratejiler Merkezi Heyetlerimizin Moskova’da yaptığı görüşme ve incelemelerde, Rusya’nın bilim ve teknoloji çalışmalarıyla ortaklaşa başarılar kazanacağımızı somut olarak saptadık. Özellikle Yapay Zekâ, Gen Teknolojisi, Tarımda Verimlilik, Aşı, Farmakoloji, Erken Tanı ve Onkoloji gibi alanlarda Rus bilim ve teknoloji kadrolarının yeni keşif ve icatlarından yararlanacağımızı gördük. Rus bilim ve araştırma kurumlarıyla ortak çalışmalar örgütleyerek, bilimsel keşif ve araştırma olanakları e lde eder ve bilimde her iki ülke olarak insan odaklı millî atılımı gerçekleştiririz.

 

12. Yükselen Asya Uygarlığının siyasal, yönetsel, ekonomik ve kültürel alandaki insan kaynaklarını eğitmek amacıyla Asya Çağı Üniversiteleri birlikte inşa edebilir ve 21. Yüzyılın öncü kadrolarını yetiştirebiliriz.

 

İçine girdiğimiz Eylül ayının 27’sinde İstanbul’da ve 29’unda Antalya’da Rusya Federasyonu Moskova Hükümeti Uluslararası Ekonomi Bakanlığı ile Görev Holding’in düzenlediği “Altın Fırsat Toplantıları” Türkiye-Rusya işbirliğinde yeni bir sayfa açacaktır. Bu toplantılar küresel mafyanın sıcak para komisyoncularını daha şimdiden telaşa düşürmüş ve korkutmuştur. Biz Türkiye vatanseverleri olarak ABD’nin yaptırımlarına meydan okumaktan çekinmiyoruz. Türkçemizde bir söz vardır: “Demirden korkan trene binmesin” Biz emperyalizmin kanlı demirinden korkmayız ama onlar bizim serbest ticaretimizden bile korkuyorlar. Kaldı ki, bizim demirlerimizin gücüne bütün tarih tanıktır.

 

 

Son İki Yüzyılda Rusya-Türkiye İşbirliği Etkeni

 

Rusya ile Türkiye devrimleri arasındaki dayanışma, son iki yüzyılda dünya tarihine yön veren başlıca etkenler arasındadır.

 

1905 Rus Demokratik Devrimi’ni 1908 Türkiye’nin Hürriyet Devrimi izledi.

 

1915 yılında Türkiye’nin İngiliz ve Fransız donanmalarına ve kara kuvvetlerine karşı Çanakkale Direnişi Rusya’da 1917 Şubat ve Ekim Devrimlerinin koşullarını yarattı. İngiliz ve Fransız emperyalistleri müttefikleri Rus Çarlığını kurtaramayınca, Rus halkı Çarlığı devirdi ve arkasından Ekim Devrimi’ni başardı. 

 

Rus Devrimi sayesinde Türkiye üç emperyalist düşmanın birinden kurtuldu. Sovyet Rusya, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türk Devrimi’ni destekledi. Türk ve Rus devrimleri birbirlerine yaslanarak ayakta kaldılar ve 1930’lu yıllarda kamuculuk ve planlama sayesinde dünyanın en hızlı gelişen ilk iki ekonomisi oldular. 

 

1950 yılından sonra Atlantik sisteminin yükseliş döneminde Rus ve Türk devrimleri birlikte inişe geçtiler. Ve şimdi her iki ülke Atlantik sisteminin çöktüğü koşullarda Yükselen Asya Uygarlığının öncü konumlarında tarihi bir atağın eşiğindedirler. 

 

Türk ve Rus kavimlerinin birbirine karışması ve ortak bir kültür geliştirmeleri ta İskitlere kadar uzanır. Rus Şairi Blok’un dediği gibi, “İskitleriz biz” ve batı emperyalizminin barbarlığına meydan okuyoruz.

 

Tarihin derinliklerinden Asya’nın insancıllığını taşıyoruz. Bugün Türkiye’de yapılan anketlerde Türkiye halkının en çok Rusya ve Çin’i sevdiği saptanmaktadır. Bu sevgi boşuna değildir.  Bu sevginin güncel kaynakları olduğu gibi, tarihten gelen kültürel kaynakları vardır.

 

Bencil değil paylaşmacıyız.

 

Mujik’iz ve Anadolu köylüsüyüz. İnsana ve toprağımıza aşığız. 

 

Çalışkanız, fedakarız ve zorluklardan yılmayız. Ekmeğimizi taştan çıkartırız.

 

Yükselen uygarlığa bütün cevherlerimizi veriyoruz. 

 

Rus-Türk kardeşliği güvenlikte ve ekonomide basit bir ortaklık değildir. Yarının hümanist, kamucu, halkçı, özgürlükçü, barışçıl uygarlığının kurulmasında bir kültür pınarıdır.

 

Rus Gençliğinin yeni ders yılı aydınlık ve verimli olsun.

 

Saygılarımla.

 

NOT: Rus Şairi Blok’un yüz yıl önce yazdığı ve yarınlara esin veren “İskitler” şiirini 2022-2023 yılının şiiri olarak Rus Gençliğine armağan ediyorum.

 

 

Sorulara Yanıtlar

 

1. Bugün Türkiye'de kaç Rus uzman çalışıyor ve en çok hangi sektörlerde çalışıyorlar?

Yanıt: 2020 nüfus verilerine göre Türkiye'de ikamet eden Rusya Federasyonu vatandaşı sayısı 43.678 kişi.Sadece Akkuyu Nükleer Santrali projesinden 5 bin Rus çalışmaktadır. Ayrıca turizm ve bağlantılı hizmet işkollarında çok sayıda Rus çalışmaktadır. 

 

2. Türk yazar Orhan Pamuk uzun yıllardır Rus okuyucular tarafından çok okunuyor ve seviliyor, hatta son kitabı "Veba Geceleri" 2021'in ana kitabı olarak seçilmişti. Onun bu kitabını okudunuz mu? Sizce yazarın popülerliği nereden kaynaklanıyor? 

Yanıt: Orhan Pamuk ABD emperyalizminin yazarıdır. Popülerliği küresel reklamın acı meyvesidir. Onun kitaplarını okumağa kalkanların büyük çoğunluğu daha ilk başlarda bırakır ancak ABD reklamı nedeniyle kitaplıkların raflarında fiyaka amacıyla bulunması bir küresel moda haline gelmiştir. Türkçesi bozuktur ve edebi değeri yoktur.

 

3. Türkiye Vatan Partisi'nin başkanısınız ve sanayi sonrası evrensel robotlaşma çağında işçileri nasıl görüyorsunuz?

Yanıt: Yapay zekalı robot, emekçi değildir fakat tıpkı çekiç, destere veya makine gibi üretimde kullanılan bir alettir. Bu alet işçinin yerini tutmaz ancak işçinin verimliliğini artırır. Yapay zekalı robotların yaygın kullanımı insanın insan tarafından sömürülmesi alanını daraltır. Aynı zamanda bolluk toplumunun habercisidir. Bu nedenlerle yapay zekalı robotun yaygınlaşması sınıfsız ve sömürüsüz topluma giden süreci hızlandırır. İşçi sınıfı kendisiyle birlikte bütün sınıfları ortadan kaldıracak olan biricik sınıftır. Üretimin yapay zekalı robotlarla yapılmasında ulaşılacak ileri aşamalarda sömürüde işçi sınıfı da diğer sınıflarda ortadan k alkacaktır. Malların insanların ihtiyacına yetecek kadar bol üretildiği bir toplumda, malların paylaşılması, paylaşımın iktidar mevziilerinden düzenlenmesi, malların paylaşımına bekçilik gibi ilişkiler ve kurumlarda ortadan kalkacaktır. 

 

4. Tek kutuplu dünyanın ana tehlikesi nedir?

Yanıt: Tek kutuplu dünya diye bir tehlike bulunmuyor. Çünkü dünyanın tek efendisi olma iddiasındaki Amerikan emperyalizmi çöküşe gitmekte ve bu iddiasını yitirmektedir. Öte yandan ABD emperyalizminin yerini alacak yeni bir emperyalist efendi de bulunmuyor. Yükselen Asya Uygarlığı devletler arasında efendilik ilişkilerinin zeminini de ortadan kaldırıyor. Çünkü Yükselen Asya Uygarlığı çok kutuplu bir dünyanın koşullarını barındırmaktadır. Rusya, Çin, Türkiye, Hindistan, İran gibi ülkeler arasında efendilik ilişkilerinin ekonomik, silahlı güç üstünlüğü, kültürel hegemonya gibi özellikler bulunmuyor. Bu dengeli ilişkiler Asya ülkeleri ile diğer dünya ülkeleri arasında da mevcuttur. Önüm& uuml;ze baktığımız zaman tek kutuplu bir dünya gibi bir tehlike nesnel olarak gözükmüyor.

 

5. “Güçlü bir ülke” kavramı nedir ve 2022'de dünya sahnesinde ana oyuncular kimlerdir? 

Yanıt: 2022 yılı ve sonrasında 2030 yılına giden süreçte Çin ve Hindistan’ın dünya ekonomisinde birinci ve ikinci konuma yerleşeceği hesap ediliyor. ABD 2030’da ancak Çin’in yarısı kadar, 31 trilyon dolar üretecektir. Bunlardan sonra Endonezya, Türkiye, Brezilya, Rusya, Mısır gibi Asya, Güney Amerika ve Afrika ülkelerinin ilk on içinde yer alacağı gözüküyor. Almanya ve Japonya gibi emperyalist ülkeler ise bugünkü konumlarını kaybedecekleri kendi uzmanları tarafından dahi itiraf ediliyor.