Doğu Perinçek, Osman Kavala kararını değerlendirdi

"Yanlış siyaset başka suç başka"

Tarih:

Osman Kavala'nın ağırlaştırılmış müebbet alması hakkında açıklama yapan Genel Başkanımız Dr. Doğu Perinçek, 'Siyasi karşıtlık ile suçu birbirine karıştırıyoruz. Suç, Ceza Kanununda tanımlanan eylemdir. Hüküm için tanımlanmış eylemi kanıtlamak gerekir.' dedi

 

"15 Temmuz darbe girişimi" ile "Gezi Parkı olayları"na ilişkin, aralarında Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala'nın da yer aldığı, 9'u firari 17 sanığın yargılandığı dava önceki gün karara bağlandı.

 

 

HÜKÜM TUTUKSUZ OLDUĞU SUÇTAN


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Osman Kavala'yı, TCK'nın 312/1 maddesi gereğince, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Verilen ceza süresi ve infaz koşulları dikkate alınarak Kavala'nın bu suçtan tutuklanmasına karar veren heyet, sanığın "siyasal veya askeri casusluk" suçundan beraatine, bu suçtan tahliyesine hükmetti. 8 sanık da 18'er yıl hapis cezasına çarptırıldı, aralarında Henry Barkey ve Can Dündar'ın da olduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı.

 
 

PERİNÇEK:KANUNSUZ SUÇ OLMAZ


Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, davada alınan karara ilişkin yaptığı açıklamada, davada siyasi karşıtlığın dikkat çektiğini vurgulayarak, “Siyaset başka suç başka.” dedi. Ceza Hukukunun temel prensiplerini hatırlatan Perinçek şunları söyledi:

 

"Hem halkımızda hem de Vatan Partisi de dahil bütün siyasi çevrelerde şöyle bir yanlış var. Siyasi karşıtlık ile suçu bir birine karıştırıyoruz. Siyaset başka suç başka. Biz siyasette şu ya da bu girişime şu veya bu eyleme karşı olabiliriz. Ama suç tanımı buradan çıkmıyor. Suç, Ceza Kanununda tanımlanan eylemdir. Kanunsuz suç olmaz, kanunsuz ceza olmaz. Ceza Hukukunun en temel 2 prensibidir. Herhangi bir kişinin de suç işlediğine hükmetmek için o kişinin Ceza Kanununda tanımlanmış eylemini kanıtlamak gerekir.

 

 

'GÖRÜŞME TEK BAŞINA SUÇ OLAMAZ'


"Kavala olayında iddianameye bakıyoruz. Burada daha çok bir siyasi karşıtlık var.  Gerekçeli karar henüz açıklanmadı ama şu andaki açıklanmış hükümde Osman Kavala'nın hükümeti devirme girişiminde bulunduğunu kanıtlayan eylemler gösterilmiyor. Daha çok Soros destekli Anadolu Kültür Vakfı başkanı olduğu belirtiliyor. Gezi eylemlerini desteklediği belirtiliyor. Bir de Henry Barkey ile görüşmesinden bahsediliyor. En karanlık işinden başlayalım: Henry Barkey ile görüşmek suç değil. Tek başına Barkey ile görüştü diye kimse suçlu olmaz. Henry Barkey ile Sayın Cumhurbaşkanımız da görüşür. Sayın Devlet Bahçeli de Doğu Perinçek de görüşür. Aydınlık ve Ulusal Kanal'ın Genel Yayın Yönetmenleri de görüşür. Bunlar suç olmaz. Ancak hükümeti devirme girişimi suçunun kanıtlarından biriyse bir değeri vardır. Görüştü ama acaba bu suç kapsamında mı?

 
 

'VAKIF BAŞKANI OLMAK EYLEMİ İSPATLAMAZ'


“İkinci olarak Soros destekli bir vakfın başkanı olması... Bu da tek başına bir suç değil. Yabancı bir takım kurumlarla bir takım ilişkiler çerçevesinde bir suça götürüp bağlayabilirsin. Ama Soros'un desteklediği bir vakfın başkanı olmak doğrudan doğruya hükümeti devirme girişimi eylemini ispatlamaz.

 

 

'GEZİ EYLEMLERİNE KATILMAK SUÇ DEĞİL'


"Üçüncü olarak Gezi eylemlerine Osman Kavala'nın destek olması var. Gezi eylemlerine destek olmak, bulunmak da bir suç değil. Gezi eylemleri protesto eylemleriydi. Gezi eylemlerinde 2 farklı akım vardı ama bu akımlar da siyasi akımlar. Bunlardan biri suçlu, diğeri suçsuz tespiti doğru olmaz. Gezi eylemlerinde bir Batı işbirlikçileri var. Onların arasında PKK, HDP de vardı. Bir de 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' diyen, Türk bayrağı altında eylemlere katılan ve en sonunda bütün Gezi hareketine hakim olan vatansever güçler vardı. Burada da Vatan Partisi başı çekiyordu. En sonunda da 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' diyen, Türk bayrağı taşıyan güç damga vurdu eylemlere. Ve Kadıköy'de 1 milyona yakın insanın katıldığı Gazdan Adam mitingi de tamamen vatansever bir hareketti.”

 

 

'HÜKÜMET İSTİFA'YA KARŞI ÇIKMIŞLARDI


Perinçek açıklamasında Gezi'de Kavala'nın temsil ettiği çizginin hükümeti istifaya çağırmadığını, 'hükümet yıkılırsa, iktidara Ergenekoncular gelir' dediğini de hatırlattı. Perinçek şöyle devam etti:

 

“Hükümeti istifaya çağırmak suç oluşturmaz. Eğer suçsa, o suç benim. Doğu Perinçek olarak ben suçluyum. Çünkü Gezi eylemleri sırasında hükümet istifa sloganını savunan akım Vatan Partisi'ne bağlı olan akımdır. Hatta Batı işbirlikçileri, o zaman Ak Parti, Atlantik sistemi içinde olduğu için Ak Parti'ye karşı tavır alınmasını istemiyorlardı. 'Hükümet istifa' sloganına karşı çıktılar.

 
 

'BATICILARIN ÇÖZÜM SÜRECİ KAYGISI'


“Hatta o sürecin belli aşamalarında da 'Şu an da çözüm süreci var. Ak Parti'yle karşı karşıya değiliz. Bu çözüm sürecini baltalayan bir eğilim gözüküyor' diye bir takım şüpheler de ifade etmişlerdir. Dolayısıyla burada Ak Parti'ye karşı olmak açısından bir suç tanımı da yapılamaz. Hükümeti devirmek başka, istifasını talep etmek başka. Daha çok siyasi sebeplerle suçlandığı izlenimi var. İddianameyi okuduğumuz zaman da hükümeti devirme suçunun kanıtlarının olmadığını görüyoruz. Ama gerekçeli karar çıktığı zaman daha sağlıklı değerlendirme kuşkusuz yapacağız.

 

 

'SİYASETEN KAVALA'NIN KARŞISINDAYIZ'


“Siyaset başka suç başka. Ve siyaseten Osman Kavala'nın yanlış bir yerde durduğu apaçık. Siyaseten biz Osman Kavala'nın temsil ettiği eğilimin karşısındayız. Siyaseten Soros destekli vakfa başkan olmasını çok büyük bir yanlış olarak görüyoruz. Siyaseten Gezi hareketi içerisinde temsil ettiği Batı işbirlikçisi çizgiyi de mahkum ediyoruz. Ama bunlar suç değil. O nedenle kamuoyunu, yargıyı uyarıyoruz.”

 

 

YARGI SÜRECİ


Kavala, 18 Ekim 2017'de gözaltına alındı. Gezi ve 15 Temmuz kapsamında “hükümeti devirmeye teşebbüs”, “anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” suçlamalarıyla 1 Kasım 2017'de tutuklandı. Aynı dosyanın şüphelilerinden biri de ABD Konsolosluğu görevlisi Metin Topuz'du.


14 Aralık 2018'de Kavala ve Topuz'un dosyaları ayrıldı. Kavala, isminin de geçtiği 2013'te başlatılan 97 şüphelinin olduğu Gezi Olayları soruşturmasına dahil edildi. Sonrasında 18 Aralık 2018'de Kavala'nın içinde olduğu 16 kişinin dosyası ana dosyadan ayrıldı. Haklarında 657 sayfalık Gezi iddianamesi hazırlandı.


Kavala 2019'un ekim ayında Gezi davası sürerken, 15 Temmuz soruşturmasında tahliye edildi. Ancak Gezi davasında tutuklu yargılandığı için cezaevinden çıkamadı.


2019'da AİHM, Kavala'nın başvurusunu öncelikli olarak görüştü. AİHM, Türk yargısına müdahale ederek 'Kavala'nın derhal serbest bırakmasına' hükmetti. Mahkeme, Kavala'nın avukatlarının yaptığı tahliye başvurusunu reddetti.


Gezi davasında beraat... İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020'de, Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, Kavala'nın tahliyesine hükmetti. Yedi firari sanığın dosyası ise ayrıldı. Gezi davası, savcının itirazı üzerine istinaf mahkemesine gitti.


Kavala cezaevinden çıkarken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasında verdiği kararla gözaltına alınmasının ardından tutuklandı.


9 Mart 2020'de yeniden hakim karşısına çıkan Kavala, 15 Temmuz soruşturması dosyasında Barkey ile ilişkisi gerekçe gösterilerek casusluktan da tutuklandı. Bu tutuklama kararından sonra, 20 Mart 2020'de, 15 Temmuz dosyasından yeniden tahliye edildi. Ancak casusluk suçundan yeni tutuklama verildiği için tahliye olamadı.


2020'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında iddianame hazırlandı. Davanın ilk duruşması, 18 Aralık 2020'de yapıldı.


Bu sıralarda 22 Ocak 2021'de istinaf mahkemesi, Gezi davasında verilen beraat kararlarını bozdu. İstinaf, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Henry Barkey ile birlikte casusluk faaliyeti yürüttüğüne yönelik açılan yeni davanın da Gezi davası ile bağlantılı olup olmadığının  değerlendirilmesini istedi. Gezi nedeniyle yargılanan Çarşı grubunun davasının da irtibatlı olup olmadığının incelenmesine hükmedildi. Sonrasında, daha önce beraatla sonuçlanan Çarşı davasında karar Yargıtay tarafından bozuldu. Yerel mahkeme de Gezi davası ile Çarşı davasının birleştirilmesine hükmetti. Kavala - Barkey davası da bu dosyalarla birleştirildi. Firari Gezi davasının sanıklarının da daha önce ayrılan dosyaları bu ana dosyaya eklendi.


15 Temmuz, Çarşı ve Gezi'den oluşan dava geçen yıl 8 Ekim'de İstanbul'da başladı. Kavala'ya casusluk ve Gezi'nin finansörlüğü suçlamaları yöneltildi, iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.


21 Şubat’ta yapılan duruşmada mahkeme, Çarşı davasını, ana dosya ile ilgisi olmadığı gerekçesiyle ayırdı.


Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, Barkey dahil yurt dışındaki sanıkların dosyalarının ayrılmasını, Kavala ile sanık Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini, diğer sanıkların 20 yıl hapisle cezalandırılmasını istedi. Savcılık, casusluk suçundan da ayrıca yargılanan Kavala’nın, 15 Temmuz darbesine zemin hazırlamak ve Gezi eylemlerini organize etmek suçlarının, “hükümeti devirmeye kalkışmak” maddesi üzerinden tek suçta birleştirerek, tek ağırlaştırılmış müebbet hapis talebinde bulundu.

 


KIDEMLİ HAKİMDEN MUHALEFET ŞERHİ


Oy çokluğu ile alınan karara, heyetteki kıdemli üye hakim, karşı oy kullandı. Üye hakim, sanıkların üzerlerine atılı suçlardan cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından beraatleri, tutuklu sanık Osman Kavala’nın tahliyesi ve diğer sanıkların tutuklanmaması görüşünde olduğunu karara şerh düştü. Üye hakim, sanıklar hakkındaki dinleme kayıtlarının “yasak delil” kapsamında olması nedeniyle geçerli olmayacağını belirtti.

 

Üye hakim 'kanuna aykırı dinleme kayıtları hükme esas alınsa bile dinleme kayıtlarını destekleyen somut kanıtlar olmadığını' söyledi, tek başına dinleme kayıtlarının mahkumiyet için yeterli olmadığını belirtti.

 

 

'CEBİR VE ŞİDDET KESİN DELİLLERLE ORTAYA KONULMALI'

Avukat Zeynep Küçük de TCK'nın 312'nci maddesinden hüküm kurmanın koşullarına dikkat çekti: “Türk Ceza Kanunu 312. maddesi uyarınca hüküm kurulabilmesi ancak  'cebir ve şiddet' unsurunun ispat edilmesi halinde mümkündür. Bu kapsamda, sanıkların hangi eylemlerinin bu unsuru içerdiğinin mahkeme tarafından ayrı ayrı irdelenmesi ve fiil ile sonuç arasındaki bağın hukuken geçerli olan somut ve kesin delillerle ortaya konulması zorunludur.

 

“Osman Kavala ve diğer sanıkların yargılandığı kimi zaman birleştirilen, kimi zaman ayrılan çeşitli davalar açısından bakıldığında, öncelikle davaların birlikte görülmesini gerektirecek nitelikte aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunu gösterecek somut emareler bulunmadığı kanaatindeyim. İddianamede yer alan diğer çeşitli suçların TCK 312. madde uyarınca Hükümeti Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs suçunda aranan 'cebir ve şiddet' unsurunu oluşturduğu şeklindeki toptan bir yaklaşım, suçun ve cezanın şahsiliği olarak tanımladığımız hukukun temel prensibi ile bağdaşmaz. Her bir fiilin, her bir sanık için ayrı ayrı değerlendirilmesi ve bu unsurun oluşup oluşmadığının ayrı ayrı tartışılması zorunludur. Bu kapsamda, her ne kadar gerekçeli kararı henüz görmemiş olmamıza rağmen, muhalefet şerhinde belirtilen hukuka aykırılıklar da dikkate alındığında, kararın tartışmaya açık olduğunu değerlendiriyorum.”