Trump’ın “Barış Kurulu” ABD Eşkıyalığına Meşruiyet Uydurma Çabasıdır

Trump’ın “Barış Kurulu” ABD Eşkıyalığına Meşruiyet Uydurma Çabasıdır

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü, bugün (26 Ocak 2026, Pazartesi) saat 13.00’te İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaparak “Trump Barış Kurulu” hakkında partisinin görüşlerini kamuoyuna açıkladı.

Değerli Basın Mensupları;

ABD Başkanı Donald Trump tarafından “Barış Kurulu” adı altında ilan edilen yapı, dünya çapında yaşadığı stratejik yenilgiyi, çözümsüzlüğü ve gerilemeyi gizlemeyi amaçlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin saldırganlığını başka devletleri ortak ederek meşrulaştırma girişimidir.

Amerika’nın askeri ve ekonomik gücüne dayanan tek kutuplu dünya hayalleri geride kalmıştır. ABD silahlı saldırganlıkla kendini güçlü göstermeye çalışabilir, ancak eskisi gibi dünyaya kendi projelerini dayatacak kuvvete sahip değildir.

ABD, beş kıtada insanlığı hedef alan cepheler açmaktadır. Oysa ABD’nin bütün bu cephelerdeki iddiaları sürdürecek ekonomik ve askerî gücü kalmamıştır.

ABD ekonomisi iniştedir. Dünya ekonomisinde Çin’in başını çektiği Asya güçleri ABD’yi geride bırakmaktadır. ABD’nin askeri gücünün karşısında Çin, Rusya, İran ve Türkiye gibi caydırıcı askerî kapasiteye sahip devletler bulunmaktadır. ABD en önemli müttefiki olan Avrupa devletlerini kaybetmektedir ve NATO dağılma sürecine girmiştir.

Bu koşullarda Trump Barış Kurulu’nun “Amerikan Barışı” dayatması gerçekçi değildir.

Trump Barış Kurulu, yenilmekte olan Amerikan emperyalizminin uluslararası hukuku hiçe sayarak, Birleşmiş Milletler’i işlevsiz hale getirme planıdır. Amaçları İsrail’in Filistin işgalini meşrulaştırmak ve Filistin’i silahsızlandırarak teslimiyeti dayatmaktır. Dünyanın diğer bölgelerinde de Amerikan çıkarlarını dayatmaya çalışmaktadır.

ABD, kural tanımaz haydutluğuna uluslararası bir kılıf uydurmaya çalışmaktadır. Bu kurul barış üretmez. Bu kurul hukuk üretmez.

  1. “BARIŞ” MASKESİ ALTINDA KÜRESEL HAYDUTLUK

Bu kurulun neye hizmet edeceğini anlamak için ABD’nin son günlerdeki pervasız uygulamalarına bakmak yeterlidir.

Venezuela Devlet Başkanı Sayın Nicolas Maduro ve eşi Celia Flores’i kaçırmak, uluslararası hukukun ve devlet egemenliğinin açıkça çiğnenmesidir. Bu bir devlet faaliyeti değil, kelimenin tam anlamıyla eşkıyalıktır.

ABD Latin Amerika’ya tehditlerle diz çöktürmeye çalışmakta, İran’a yönelik savaş planları yapmaktadır. Grönland’a göz dikmekte, Ukrayna’da savaşı körüklemekte, Tayvan boğazında kışkırtmalar tertiplemektedir.

En önemlisi; ABD, İsrail ve Yunanistan namluları Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege adalarında, Yunanistan kıyılarında, Meriç Nehri’nin karşısında Türkiye’yi kuşatmaktadır. 

Suikastlarla, ambargolarla ve kaçırmalarla ayakta kalmaya çalışan bir gücün kurduğu masa, barış masası değil; suçu aklama masasıdır. 

Bu mesele yalnızca Filistin meselesi değildir; bu kurul, Amerikan zorbalığının kurumsallaştırılmasıdır.

2. ULUSLARARASI KURUL DEĞİL, “TEK ADAM” YÖNETMELİĞİ

Basına yansıyan ve yalanlanamayan tüzük maddeleri, bu yapının gerçek kimliğini ortaya koymuştur.

Bu kurulda uluslararası eşitlik yoktur.

  • Üyeleri seçen Trump’tır.
  • Üyeleri çıkartan Trump’tır.
  • Gündemi belirleyen Trump’tır.
  • Oy eşitliğinde son sözü söyleyen Trump’tır.
  • Veto yetkisi Trump’tadır.
  • Hatta halefini bile Trump tayin etmektedir!

Bu tablo şunu göstermektedir: Ortada devletlerin eşit olarak temsil edildiği uluslararası bir mekanizma yoktur. Ortada Amerika’nın tepesinde olduğu bir hiyerarşi vardır. Bu bir “Barış Kurulu” değil, bir emperyalist vesayet mekanizmasıdır.

3. BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN İŞLEVSİZ KILINMASI

Birleşmiş Milletler Şartı’nın 103. maddesi nettir: BM yükümlülükleri, her türlü başka düzenlemenin üstündedir. Ancak Trump’ın Kurulu, BM Güvenlik Konseyi’ni ve mevcut barış mekanizmalarını devre dışı bırakmayı hedeflemektedir.

Bu yapı, Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğu için uluslararası hukuk bakımından meşruiyetten yoksundur. İçinde dünyanın dev güçleri olan Çin ve Rusya yoktur. Küresel güçlerin dışlandığı bir yapının “küresel barış” iddiası boş bir propagandadan ibarettir.

Dahası, Avrupa bile bu hukuksuzluğa sırtını dönmüştür. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya bu yapının dışında kaldıklarını ilan etmişlerdir. Almanya Başbakanı Merz, bu yapının kabul edilemez olduğunu söylemiş; Fransa, tüzüğün BM Şartı’na aykırı olduğunu açıklamıştır.

Kurula davet edilen 60 ülkeden yalnızca 19’u Davos’taki imza törenine katıldılar. BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinden sadece ABD kurulda yer aldı. Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa kurula katılmayı reddettiler.

Trump’ın Barış Kurulu ölü doğmuştur. ABD müttefiklerinden bile destek alamayan kurulun başarı şansı yoktur.

4. TRUMP KURULU FİLİSTİN DAVASINI TASFİYE ETME MASASIDIR

Kurulun ilk hedefi Filistin Devleti’nin meşru savunma haklarını elinden almaktır. Trump “Hamas silah bırakmazsa yok olur” diyerek vatanını savunan Filistinlilere silahsızlanma dayatılmaktadır.

İsrail işgali sürerken Filistin Milletine silahsızlanma dayatmak, barış değil teslimiyet istemektir. Filistin Devleti’nin silahsızlanması İsrail siyonizminin soykırımlarına izin vermek demektir.

Silahsız devlet olmaz. Bağımsız Filistin Devleti’nin güvenliğini ancak silahlı Filistin Ordusu sağlar. Barışın tek yolu; başkenti Doğu Kudüs olan, tam bağımsız ve orduya sahip Filistin Devleti’nin tanınmasıdır.

5. TÜRKİYE HÜKÜMETİ, BAŞKA BİR DEVLET BAŞKANININ MEMURU OLAMAZ

Buradan Hükümete ve Türk Devleti’nin kurumlarına sesleniyoruz:

Türkiye Cumhuriyeti; köklü devlet geleneği, milli onuru ve bağımsızlık karakteriyle, başka bir devlet başkanının kişisel başkanlığı altındaki bir yapıya üye olamaz.

Türkiye, bir Amerikan başkanının “çağırdığı, çıkarttığı veya veto ettiği” bir alt komite üyesi konumuna düşürülemez. Devletler arası ilişkiler, “şahsi hiyerarşi” ile değil, “egemen eşitlik” temelinde yürütülür.

Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın hükümet adına bu belgeyi imzalamış olması, Türkiye’nin çıkarlarına aykırıdır. Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de ABD üsleriyle fiilen kuşatılmışken ABD eşkıyalığını meşrulaştıracak bu kurullarda yer almak kabul edilemez.

Trump’ın “Barış Kurulu”, Amerikan emperyalizminin eşkıyalığına meşruiyet uydurma çabasıdır. Filistin’e barış Amerikan planlarıyla değil, İsrail siyonizminin karşısına dikilecek silahlı kuvvetle gelecektir.

Amerika’nın hedefi İsrail’in Filistin işgalini meşrulaştırmak, Filistin’i silahsızlandırarak İsrail Devleti’ni pekiştirmek, Batı Asya Devletleri üzerinde baskıya devam etmektir.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’nun güvenliği Gazze’den başlar” diyordu. Anadolu’nun güvenliğini Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan, Hamas’ın silahsızlanmasını dayatan, İsrail saldırganlığına en büyük desteği veren, Gazze’yi rivieraya çevirme planları yapan Trump’la sağlayamazsınız. Trump planına imza atmak, Anadolu’nun zayıflatılmasına imza atmaktır.

Türkiye, bir başka devletin başkanının “nihai otorite” olduğu hiçbir yapıda bulunamaz. Bu, Türk Devlet onuruyla bağdaşmaz.

Vatan Partisi olarak hükümeti uyarıyoruz: Bu imzayı derhal geri çekin. Türkiye’yi Amerikan eşkıyalığının suç ortağı yapmayın.

Serdar Üsküplü
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş
Paylaş: