/
/

“Millî İlaç Sanayi, Millî İlaç Politikası”

“Millî İlaç Sanayi, Millî İlaç Politikası”

Genel

Başkan

Yardımcımız

ve

Meslek

Örgütleri

Bürosu

Başkanımız

Ecz.

Meltem

Ayvalı,

ekonomik

krizin

ilaç

sektörüne

ve

eczacılığa

etkileri

konusunda

Vatan

Partisi’nin

çözüm

önerilerini

kamuoyuyla

paylaşıyor:

Değerli

Basın

Emekçileri, 

Ekonomik

krizin

eczacılığa

ve

ilaç

sektörüne

etkileri,

halk

sağlığı

açısından

yarattığı

riskler

ve

bunların

önlenmesi

konusunda

görüşlerimizi

açıklamak

üzere

basıntoplantısında

sizlerle

bir

araya

geldik.

Fakat

öncelikle,

içinden

geçtiğimiz

sürecin

daha

iyi

anlaşılması

ve

ihtiyaçların

tespit

edilebilmesi

için

genel

siyasi

tabloya

göz

atmakta

fayda

görüyoruz.  

Amerikan

emperyalizminin

ve

İsrail’in

ülkemizi

bölme

planlarına

karşı

vatan

savaşı

veriyoruz.

2014

yılında

Vatan

Partisi

önderliğinde

ve

Türk

milletinin

büyük

direnişi

sonucu Silivri

Duvarlarının

yıkılmasıyla  yeni

bir

döneme

girdik.

Esaretten

kurtulan

ordumuz,

polisimiz

ve köy

korucularımız ile

birlikte 24

Temmuz

2015’te

bölücü

terör

örgütü

PKK’yı

hendeklere

gömme

operasyonunu

başlattı. 15

Temmuz

2016’da

ordu-millet

birlikteliğiyle

FETÖ

Darbesini

bastırdık.

Fırat

Kalkanı

ve

Zeytin

Dalı

Harekatlarıyla

koridor

planlarını

bozguna

uğrattık. Ülkemizdeki

piyonları

PKK

ve

FETÖ’nün

ezilmesiyle

ağır

yenilgiye

uğrayan

ABD

bölge

de

etkisini

kaybetmektedir.

Emperyalizme

karşı

vatan

savunması

bölge

ülkelerini

birbirine

yaklaştırmaktadır. Atlantik

çökerken

Avrasya

yükselmektedir. Türkiye, Atlantik

sisteminden

kopmakta

ve

Avrasya’daki

konumuna

yerleşmektedir. 

Vatan

savaşı

olanca

sıcaklığıyla

devam

etmektedir. Türkiye

ve

Batı

Asya

ülkeleri,

bugün

Ege,

Kıbrıs

ve

Doğu

Akdeniz’de, Suriye

ve

Irak’ın

kuzeyinde ABD

tehdidiyle

karşı

karşıyadır. 

Diğer

yandan,

ülkemiz

kriz

koşullarındadır. 1980’den

bu

yana hükümetlerin

uyguladığı

Neoliberal

program

yüzünden

Türkiye

ekonomisi

iflas

noktasına

gelmiştir. ABD

güdümlü

borçlanma

ekonomisi

çökmüştür. Çöken

sistemin

anlayışları

ve

uygulayıcıları

ile

hiçbir

alanda

başarı

şansı

yoktur.

Bu

sistemin

içinde

çırpınanlar

Türkiye’nin

sorunlarını

çözemezler.

Türkiye,

borç

batağında

çırpınmaktan

vaz

geçecek

ve

üretim

ekonomisine

geçecektir. 

Bu

durumda,

Türkiye’nin

önündeki

en

önemli

iki

görev

Vatan

bütünlüğünü

sağlamak

ve

üretim

ekonomisini

kurmaktır. Dış

tehdide

karşı

koyabilmek

için

de üretim

ekonomisi

zorunludur.  

İLAÇ

ÜRETİMİ

STRATEJİK

ÖNEME

SAHİPTİR 

Büyük

zorluklar

büyük

çözümleri

de

beraberinde

getirmektedir. Vatan

Partisi köklü

ve

yapısal

çözümleri

gündeme

taşımaktadır. Partimiz,

bu

krizden

Üretim

Devrimiyle

çıkılacağını

müjdelemektedir.  

Üretim

Devrimi

içinde

ilaç

stratejik

öneme sahiptir. İlaç

üretmemek; savaş,

ambargo

vb.

koşullarda  halk

sağlığının

tehlikeye

atılması

demektir.Dış

kaynaklı

yaptırım

tehditleriyle 

karşı

karşıya

kaldığımız

bu

koşullarda

kamuoyunun

dikkatini

sağlık

alanına

da

vermesi

gerekmektedir. Milli

birliğin

güçlendirilmesi

ve

dış

tehditlere

karşı

direncin

sağlanabilmesi

için

sağlık

hizmeti

güvenceye

alınmalıdır. Hele

ki vatan

savaş

koşullarında,

Milli

İlaç

Sanayi

ve

Milli İlaç

Politikası

olmayan

ülkeler

ciddi

zorluklarla

karşı

karşıya

kalır.  

SORUNUN

KAYNAĞI DIŞA

BAĞIMLILIK  

Eczacı

odalarının,

hastane

yönetimlerinin

ve

eczacı

meslektaşlarımızın 

verdiği

bilgilere

göre

bazı

ilaçlar

piyasada

bulunmamamaktadır.  

Peki,

ilaç

sektöründe

sorunun esas

sebebi

nedir? 

2017

yılı

verilerine

göre

Türkiye

ilaç

pazarı

değerde

24,5

milyar

TL’ye,

kutu

ölçeğinde

ise

2,2

milyar

hacme

ulaşmıştır.

Referans

ilaç

pazarı

değerde

16,69

milyar

TL

iken

0,92

milyar

kutu

satış

gerçekleşmiştir.

Eşdeğer

ilaç

pazarı

ise

değerde

7,85

milyar

TL’ye

kutu

ölçeğinde

ise

1,31

milyar

hacme

ulaşmıştır.

İthal

ürünler

değerde

13,33

milyar

TL’ye,

kutuda

ise

0,43

milyar

hacme

ulaşmışken

yurt

içinde

üretilen

ilaçlar

11,21

milyar

TL’ye

ve

1,79

milyar

kutu

satışına

ulaşmıştır.

Özetle;

ilaç

pazarımızda

ithalat

oranı

%54,4,

ihracatın 

ithalatı

karşılama

oranı

ise

%19’dur.

Yurt

içinde

ilaç

üretiminde

ise

hammaddenin

%80’i

yurtdışından

temin

edilmektedir. İlaç

ambalajlarında

kullanılan

kağıtlar

bile

ithaldir. Yurt

içinde

üretilen

ilaçlar

eşdeğer

ilaç

ağırlıklıdır,

fason

üretimdir.

Bu

verilerin

ışığında

net

bir

şekilde

şunu

söylemek

mümkündür:

İlaç

üretiminde

dışa

bağımlıyız! 

İlaç

sektöründe

referans

fiyat

sistemi

uygulanmaktadır

ve

fiyat

değişimi

TL/Euro

kuruna

bağlanmıştır.

Döviz

kurundaki

dalgalanma

yani 2018

yılı

itibariyle

ilaç

fiyat

kararnamesinde

2,69

olarak

belirlenen

Euro

kurunun 

reel

Euro

kuruyla

arasındaki

makasın

açılması

ilaca

erişim

sorununu

beraberinde

getirmektedir.

Yokluğu

yaşanan

ilaçların

büyük

çoğunluğunu

ithal

ilaçlar

oluşturnaktadır. İlaç

sektrörünün

dışa

bağımlılıktan

kaynaklanan

kırılgan

yapısı

halk

sağlığı

açısından

tehdit

oluşturmaktadır. Şu

an

görece

az

hissedilen

sorunlar

zamanla

daha

şiddetli hale

gelebilir.  

YERLİ

İLAÇ

ÜRETİMİ

İÇİN

ATILIM

VE

SEFERBERLİK 

Tek

çözüm

dışa

bağımlılığı

azaltmak

ve

tam

manasıyla yerli

ilaç

üretimine

geçmektir! Yerli

ilaç

üretimi

konusunda önemli

ve

olumlu

bulduğumuz birtakım

adımlar

atılmaktadır.

Ancak devletin

ilgili

kurumlarının çeşitli raporlarına

da

yansıyan

ve AB’ye

tam

üyelikten

medet

uman anlayışlarla

köklü ve

kalıcı

çözümler

üretmek

mümkün

değildir. Üretimi

değil

ihracatı

esas

alan

görüşler

hatalıdır.   

Halkçı,

kamucu

sağlık

anlayışıyla,

devletin

etkin

müdahalesi

ve

planlamaları

ekseninde

yerli

ilaç

üretiminde

atılım

yapılmalıdır.  

Vatan

Savaşının

ihtiyaçlarını

karşılamak

ve

halk

sağlığını

güvenceye

almak

için Milli İlaç

Sanayiinin

inşa

edilmesi

ve

Milli İlaç

Politikası

geliştirilmesi

şarttır. Vatan

Partisi

olarak

bu

konudaki

görüşlerimizi

kamuoyunun

bilgisive

değerlendirmesine

sunuyoruz:  

1-

Sağlıklı

yaşamak

her

yurttaşın

temel

hakkıdır,

devlet

yurttaşını sağlıklı

yaşatmakla

yükümlüdür. İlaç,

aşı,

serum,

kan

ürünleri, tıbbi malzeme

ve cihazda

temel

ihtiyaçların

sağlanması

yerli

üretime

dayandırılmalıdır.

İthalatta

kamu

disiplini

sağlanmalı,

yerli

üretim

teşvik

edilmelidir. Tıbbi

ithalat

ve

yabancı

yatırım

izinleri

kamu

sağlığının

ihtiyaçları

ve

yerli

üretimin

geliştirilmesi

şartına

bağlı

olmalıdır.  

2-

ABD

ve

AB

tekellerine

bağımlılık

düzeyindeki

ilişkilere

son

verilmelidir, Avrasya

ülkeleriyle

işbirliğine

önem

verilerek

çok

yönlü ve

dengeli bir

dış

ticaret

geliştirilmelidir.  

3-

Yerli

üretimin

önündeki

en

önemli

sorun

hammadde

teminidir.

Hammaddede

dışa

bağımlılık

üretimin

aksaması

riskini

doğurmaktadır. Ülkemizin

eczcacılık

ve

kimya

alanındaki

insan

birikimi

ilaç

üretiminin

her

aşamasında

olduğu

gibi

hammadde

üretiminde

de

ihtiyacı

karşılayacak

niteliktedir.

Türkiyemizin

tıbbi

bitki zenginliğini

değerlendirerek

hammadde

ihtiyacını

önemli

ölçüde

gidermek

mümkündür. Bitkisel

ve

kimyasal

kökenli

hammaddeler ülkemizde kolaylıkla

üretilebilir.   

4-

Devlet

eliyle 

ilaç

fabrikaları

açılmalıdır. 

5-

Eczacılık

eğitimi

bu

ihtiyaçlar

doğrultusunda

gözden

geçirilmelidir. Eczacılık

fakültesi

mezunlarının  büyük

bir

kısmı

serbest

eczacılık

yapmayı

tercih

etmektedir.Eczacılık

fakültelerinin

ve

her

yıl

buradan

mezun

olan

öğrencilerin

sayısını

göz

önünde

bulundurduğumuzda; 

Türkiye’nin

her

köşesinde

eşit

ve

adil

bir

biçimde

eczane

ihtiyacının

karşılandığını

varsaysak

bile eczacı

fazlalığı

oluşacağı

görülmektedir.

İlaç

üretimi

bilgisine

sahip

meslek

grubu

olarak

eczacılarımızın

endüstride

istihdam

edilmesinin

önü

açılmalıdır.  

6-

Biyoteknolojik

ilaç

üretmek

ve

yeni

ilaç

molekülleri

geliştirebilmek

için

AR-GE

yatırımlarına

önem

verilmeli, özellikle ruhsatlandırma

konusunda

bürokratik

sorunlar

aşılmalıdır. Dünya

ilaç

pazarında

önemli

bir

yer

edinen Çin,

Hindistan

gibi

Asya

ülkeleri

ile  AR-GE

çalışmaları,

teknoloji

transferi

ve

hammadde

temininde

işbirliği

artırılmalıdır.  

7-

Eczacılık

alanında

köklü

bir

kooperatif

geleneğine

sahibiz.

Dağıtım

kooperatifleri

güçlendirilmeli,

üretim

kooperatiflerinin kurulmasına

destek

verilmelidir.  

8-

Vatandaşın

cebinden

her

geçen

gün

ilaç

harcamaları

için

daha

fazla

para

çıkmaktadır.

Bunun

önlenebilmesi

için de Sağlık

Bakanlığı’nın

ve

SGK’nın

bütçesi

artırılmalı

ve

doğru

kullanılmalıdır.

9-

Sağlık

sistemimizin

devrime

ihtiyacı

vardır.

Sağlıkla ilgili tüm çalışma alanlarında

yapılacak

düzenlemeler

koruyucu

sağlık

hizmetlerinin

geliştirilmesini

esas

almalıdır. Piyasa

değil

insan

odaklı

yaklaşım

benimsenmelidir. Devlet

ve

toplum

eczacıları

tüccar

değil

“sağlık

danışmanı”

olarak

görmelidir. Meslektaşlarımız

da

bu konuda

gerekli

gayreti

götermelidir. Koruyucu

sağlık

hizmetlerinin

geliştirilmesi

eczacının

sağlık

danışmanı rolünün

pekişmesine

katkı

sağlayacaktır. 

10-

İthal

ilaçlarla

aynı

etken

maddeyi

taşıyan

ve

yerli

ilaç

sanayimiz

tarafından

üretilen

eşdeğer

ilacın

üretilmesinden 

hastaya

sunulmasına

kadar

hekimler

ve

eczacılar

ortak

irade

koyarak

yerli

üretimi

korumalıdır.

Kamu

spotları

başta

olmak

üzere

bütün

propaganda

olanakları

devreye

sokularak

eşdeğer

ilacın

güvenilirliği

hususunda

toplum

bilgilendirilmelidir. Bilinçsiz

ve

reçetesiz

ilaç

kullanma

alışkanlığı

ile

mücadele

edilmelidir. 

11-

Çağdaş

Eczacılar

Derneği

İzmir

Şubesi’nin

bir

çalışmasında,

ilaç

son

kullanma

tarihlerinin

kısaltıldığı

belirtilmektedir.

Bu

ilaçlar

gereksiz

yere

çöpe

atılmakta,

yarılanma

ömrü

uzun

olan

bazı

,ilaçlar

doğada

uzun

süre

kalmakta,

çevre

kirliliği

yaratmakta

ve

milli

kayba

yol

açmaktadır.

Çok

daha

uzun

süre

etkinliğini

koruyabilen

ilaçların

raf

ömrü

ile

ilgili

gerekli

bilimsel

çalışma

ve

denetimler

yapılmalıdır.  

12-

Ekonomik

kriz

nedeniyle

hastanın

ilacını

temin

edememesi

hasta-eczacı

ve

hasta-hekim

ilişkilerinde

de

bozulmalara

yol

açabilir

ve

şiddet

ortamını

körükleyebilir. Halkımızın

sağlığı

kriz

nedeniyle

zarar

görmemeli

ve

krizin

faturası

sağlık

çalışanlarına

kesilmemelidir. Bu

nedenle

toplumda krizin

nedenleri

ve

çözümleri

konusunda farkındalık

yaratılmalı, 

ulusal ilaç

politikasının

uygulanabilmesi

için seferberlik

başlatılmalıdır.    

Milli İlaç

Sanayiinin

geliştirilmesi

ve

Milli İlaç

Politikası’nın

uygulanması

için

başta

eczacılar

olmak

üzere

tüm

sağlık

çalışanlarına, meslek

odaları

ve

sendikalara,

ilaç

endüstrisi

işverenlerine,

üniversitelere ve

medyaya görevler

düşmektedir.  Ülkemiz

bu

görevi

yerine

getirecek

insan

birikimine

sahiptir.  

Kamuoyuna

saygıyla

duyururuz.  

Ecz.

Meltem

AYVALI
Vatan

Partisi

Genel

Başkan

Yardımcısı

Paylaş
Paylaş: