
Genel
Başkanımız
Doğu
Perinçek,
düzenlediği
basın
toplantısıyla,
AKP,
CHP
ve
MHP
milletvekillerine
yazdığı
Cumhurbaşkanlığı
sistemi
ile
ilgili
mektubunu
açıkladı.
BASIN
ÖZETİ:
•
FETÖ,
15
Temmuz
2016
gecesi,
Türk
Ordusu
ve
Türk
Milletinin
elbirliğiyle
ezildi
ama
getirmek
istediği
Başkanlık
Sistemi
Meclis
gündemindedir!
•
21
maddelik
Anayasa
değişikliği
önerisine
göre,
Cumhurbaşkanı
ve
Başbakan
tek
kişide
birleştiriliyor.
Hükümet
yetkileri
Cumhurbaşkanının
elinde
toplanmaktadır.
•
Öneriye
göre,
Hükümet
yetkilerini
elinde
toplayan
Cumhurbaşkanı
siyasal
açıdan
sorumsuzdur.
•
Gazi
Meclisin
Hükümeti
denetleme
araçlarını
yok
etme
girişimi,
aslında
Meclisi
yok
etme
girişimidir.
Gazi
Meclis,
Şehit
Meclis
haline
getiriliyor.
•
Cumhurbaşkanlığı
sisteminin
tartışılmasıyla
ortaya
çıkan
manzara
tam
da
ABD
emperyalizminin,
PKK’nın
ve
FETÖ’nün
arzuladığı
bölünme
manzarasıdır.
•
İkinci
İstiklâl
Savaşından
söz
ediyoruz.
Milleti
birleştiren
Devlet
kurumu,
Meclistir.
Bırakalım
yetkilerini
biçmeyi,
bugün
Meclisi
güçlendirme
zamanıdır.
•
Bugün
Türkiye
savaş
halindedir.
Güçlü
Ordu
günün
ihtiyacıdır.
Güçlü
Ordu
Güçlü
Meclisle
olur.
•
Meclisi
zayıflatarak
kurulan
hükümet,
güçlü
olmaz.
Türkiye’nin
anayasa
geleneğinde
ve
siyasal
hayatında,
Güçlü
Hükümetin
anahtarı
hep
Güçlü
Meclis
olmuştur.
•
Bir
tuzak
kurulduğunu
hesaba
katmalıyız.
ABD
ile
sıkı
bağları
olanlar,
dünyanın
büyük
finans
kuruluşlarının
temsilcilerine
“Tayyip
Erdoğan’ı
devirmek
için
Başkanlık
Sistemini
bekleyin”
diyorlardı.
•
İkinci
İstiklâl
Savaşı
ve
Millî
Direnme
Ekonomisini
inşa
koşullarında,
Türkiye’nin
Millî
Birliğe,
Millî
Seferberliğe,
Güçlü
Meclise,
Güçlü
Hükümete,
Güçlü
Cumhurbaşkanına
ve
Güçlü
Orduya
ihtiyacı
var.
•
AKP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
İkinci
İstiklâl
Savaşı
koşullarında
Milleti
iç
çekişmelerin
içine
itmekten
ve
Milletin
Meclisini
etkisiz
hale
getirmekten
başka
bir
işe
yaramayacak
olan
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi
önerisini
geri
çekiniz!
O
zaman
alkışlanacak
ve
Millî
Seferberlik
için
heyecan
yaratacaksınız.
•
MHP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
Milletin
bölünmesine
hizmet
eden
Cumhurbaşkanlığı
Sistemini
desteklemeyiniz!
•
CHP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
Bulunduğunuz
konum,
Cumhurbaşkanlığı
sisteminin
önlenmesine
hizmet
etmiyor.
ABD’nin
ve
Bölücü
Terör
örgütünün
aleti
olan
HDP
ve
FETÖ
ile
dayanışmaya
son
veriniz!
•
Meclise
çağrıda
bunuyoruz:
Size
Milletin
emanet
ettiği
hükümeti
denetleme
yetkisini
terk
ederek
Meclisi
işsiz
duruma
düşürmeyiniz!
•
Türk
Milleti
ve
Milletin
Meclisi,
Cumhurbaşkanlığı
Sistemine
izin
vermeyecektir.
***
Sayın
Milletvekilimiz,
Öncelikle
Yeni
Yılda
Size,
bütün
milletimizle
birlikte
aydınlıklar,
esenlikler,
verimli
çalışmalar
dileriz.
2017
yılı
Türkiye’nin
yılı
olacak,
Millî
Seferberlik
yılı
olacak.
Vatan
Bütünlüğü
ve
Yurtta
Barış
için
hep
birlikte
kesin
zafere
ulaşacağımız
bir
yıla
giriyoruz.
Böyle
umut
ve
güven
veren
bir
tarihsel
eşikte,
TBMM
gündeminde
bulunan
“Cumhurbaşkanlığı
Sistemi”
önerisi,
kuşkusuz
milletimizin
de
gündemini
oluşturuyor.
Bu
konudaki
görüşlerimizi
değerlendirmenize
sunuyoruz.
1.
Küreselleşme
döneminin
Millî
Devleti
küçültme
projeleri
bütün
dünyada
iflas
etti.
Sayın
Milletvekilimiz,
Başkanlık
Sistemi
bilindiği
gibi,
1980
sonrasında
“İkinci
Cumhuriyet”
planı
ile
birlikte
tartışılır
oldu.
Küresel
güdümlü
Neoliberal-FETÖ’cü-Bölücü
Koalisyonu,
Türkiyemizi
“İkinci
Cumhuriyet”le
bölmek
ve
Millî
Devletimizi
tasfiye
etmek
istedi.
24
Ocak
1980
kararlarıyla
birlikte
Türkiye,
Dünya
Ekonomisiyle
Bütünleşme
sürecine
girmişti.
12
Eylül
1980
Amerikancı
Darbesi,
bu
programın
sopasını
getirdi.
Türkiye,
Küreselleşme
denen
cereyana
kapılmış
gidiyordu.
Başkanlık
Sistemi
dayatması,
bu
zeminde
boy
gösterdi.
Yıkılması
amaçlanan
Millî
Devletin
hükümet
sistemi
Parlamenter
Rejimdi.
Dünya
Ekonomisiyle
bütünleşmenin
hükümet
sistemi
ise,
Başkanlık
Sistemi
olacaktı!
Arkada
kalan
37
yılda
Ekonomi
mafyalaştı.
Bu
sürecin
siyasete
de
olumsuz
etkileri
oldu
ve
NATO
Gladyosunun
merkezini
FETÖ
ele
geçirdi.
FETÖ,
15
Temmuz
2016
gecesi,
Türk
Ordusu
ve
Türk
Milletinin
elbirliğiyle
ezildi
ama
getirmek
istediği
Başkanlık
Sistemi
Meclis
gündemindedir!
Düşününüz,
Küreselleşmenin
doruğa
çıktığı
yıllarda
Türkiye
Başkanlık
Rejimini
reddetmişti,
şimdi
Küreselleşmenin
battığı
koşullarda
kabul
edecek!
12
Eylül
Devri
arkada
kaldı!
Dünya
yeniden
Millî
Devletlerin
yükseliş
sürecine
girdi.
Umarız
Milletin
Meclisi,
Cumhurbaşkanlığı
Sistemine,
başka
deyişle
Millî
Devletin
küçültülmesine
sizin
de
katkınızla
izin
vermeyecektir.
2.
Hükümetsiz
devlet
öneriliyor
Değerli
Milletvekilimiz,
21
maddelik
Anayasa
değişikliği
önerisine
göre,
Cumhurbaşkanı
ve
Başbakan
tek
kişide
birleştiriliyor.
Hükümet
yetkileri
Cumhurbaşkanının
elinde
toplanmaktadır.
“Bakanlar”,
cumhurbaşkanınca
görevlendirilecek
teknik-idari
personele
dönüştürülmektedir.
Bakanlar,
Meclise
karşı
sorumlu
olmayacaklar.
Bakanlar,
genel
müdürler
veya
sıradan
memurlar
gibi
Cumhurbaşkanı
tarafından
atanacak
veya
azledilecek.
Anayasanın
91.
Maddesinde
düzenlenen,
Cumhurbaşkanının
ve
Bakanlar
Kurulunun
imzalarıyla
Kanun
Hükmünde
Kararname
çıkarma
yetkisi
ortadan
kaldırılıyor.
Bu
yetki
Cumhurbaşkanına
veriliyor.
Bakanlar
Kurulunun
tüzük,
kararname
ve
müşterek
kararname
yetkisi
kaldırılıyor.
Hepsi
“Cumhurbaşkanı
Kararnamesi”
oluyor.
Bakanlar
milletvekillerinden
olamayacak.
Meclis
ile
hükümet
arasındaki
bağ
bu
açıdan
da
koparılıyor.
Meclis
salonunda
Bakanlar
Kuruluna
ayrılan
yer
boş
kalmaktadır.
Meclis
salonunda
olmayan
hükümet,
Türkiye’de
nasıl
olacak?
Hükümet
fiilen
kaldırılmaktadır.
3.
Sorumsuz
yönetim
devri
açılır
Sayın
Milletvekilimiz,
Öneriye
göre,
Hükümet
yetkilerini
elinde
toplayan
Cumhurbaşkanı
sorumsuzdur.
Anayasa
değişikliğini
savunanlar,
Cumhurbaşkanının
vatana
ihanet
dışındaki
suçlardan
da
sorumlu
tutulduğunı
söylüyorlar.
Oysa
sözü
edilen
sorumluluk,
ceza
sorumluluğudur,
siyasal
sorumluluk
değildir.
Cumhurbaşkanı,
vatana
ihanet
dışındaki
adi
suçlardan
Meclisin
üçte
ikisinin
kararıyla
sorumlu
tutulabilecektir.
Ancak
yürütme
organı
uygulamalarından
ve
Kanun
Hükmünde
Kararnamelerden
sorumlu
olmayacaktır.
Böylece
sorumsuz
yönetim
dönemi
açılmaktadır.
4.
Gazi
Meclis
Şehit
Meclis
olur
En
önemlisi,
Meclis’in
görev
ve
yetkileri
budanıyor.
Cumhurbaşkanına
yasama
yetkisi
veriliyor.
Cumhurbaşkanı,
kararnameler
yoluyla
kamu
tüzel
kişiliği
kurma
ve
kaldırma
yetkisiyle
bile
donatılmaktadır.
Merkezî
idarenin
kurum
ve
kuruluşlarını
yasayla
düzenleme
yetkisi,
Meclisten
alınıp
Cumhurbaşkanlığı
kararnamesine
teslim
edilmektedir.
Böylece
Cumhurbaşkanı,
tekil
ve
merkezi
devlet
yapısını
değiştirmeye
kadar
varabilecek
yetkilere
sahip
olmaktadır.
Meclis,
artık
güven
oyu
ve
güvensizlik
oyu
mekanizmalarıyla
Hükümetin
kuruluşunda
ve
düşürülmesinde
karar
sahibi
olmayacaktır.
Sözlü
soru,
gensoru
ve
meclis
soruşturması
yoluyla
hükümeti
denetleme
yetkileri,
Meclisin
elinden
alınmaktadır.
TBMM,
yaptırım
gücü
olan
denetleme
olanaklarını
kaybetmektedir.
Milletin
Meclisine
yalnızca
konuşma
ve
öğrenme
olanağı
bırakılmaktadır.
Meclis,
böylece
millî
iradenin
organı
olma
özelliğini
kaybetmekte,
gevezelik
salonuna
dönüştürülmektedir.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
parlamentoda
siyaseti
sınırladığı
için,
demokrasinin
vazgeçilmez
unsuru
olan
siyasal
partilerden
de
vazgeçiyor.
Cumhurbaşkanına
vekalet
yetkisi,
TBMM
Başkanının
elinden
alınmakta
Cumhurbaşkanının
atayacağı
yardımcılardan
birine
verilmektedir.
Meclisin
kabul
edeceği
yasalar,
Cumhurbaşkanı
onayıyla
yürürlüğe
girecektir.
Buna
karşılık,
Cumhurbaşkanının
çıkaracağı
kararnameler
TBMM’ye
gelmeyecektir.
Olağanüstü
yönetimlerde
TSK’ya
yetki
veren
sıkıyönetim
ortadan
kaldırılmakta,
bütün
yetki
OHAL
çerçevesinde
Cumhurbaşkanına
terkedilmektedir.
Gazi
Meclisin
Hükümeti
denetleme
araçlarını
yok
etme
girişimi,
aslında
Meclisi
yok
etme
girişimidir.
Meclis
yasa
yapar
ama
o
yasaların
uygulanmasını
denetleyemezse,
yasama
yetkisi
de
kısıtlanmış
olur.
Bu
durumda
“millî
irade”
yok
edilir,
bir
tek
Cumhurbaşkanının
sorumsuz
iradesi
kalır.
O
zaman
Gazi
Meclis,
Şehit
Meclis
olur.
5.
İkinci
İstiklâl
Savaşı
koşullarında
iç
cepheyi
sağlam
tutmalıyız
Vatanseverliğine
Güvendiğimiz
Sayın
Milletvekilimiz,
Türkiye,
bugün
vatan
bütünlüğü
için
savaşıyor.
Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın
ve
Başbakan
Yıldırım’ın,
küresel
tehditlere
dikkat
çeken
açıklamaları,
günün
koşullarını
yansıtıyor.
Ekonomide
ciddî
tehditlerin
üstesinden
gelmek
durumundayız.
Türkiye,
İstiklâl
Savaşından
sonra
en
zorlu
koşulların
içindedir.
Hem
güvenlikte,
hem
de
ekonomide
devletçe
ve
milletçe
Vatan
Savaşı
veriyoruz.
Büyük
ve
çetin
mücadeleler,
büyük
güçlerle
başarılır.
Bugün
Türkiyemizin
birinci
ihtiyacı,
vatan
savaşında
ve
üretim
ekonomisine
geçişte
Devletin
ve
Milletin
birliğini
sağlamaktır.
İkinci
önemli
meselemiz,
hem
Devlet
katında,
hem
de
toplum
katında
zorlu
görevlerin
yerine
getirilmesi
için
gerekli
disiplinin
oluşturulmasıdır.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
bu
görevlerin
yerine
getirilmesine
hizmet
etmez.
Cumhurbaşkanlığı
sisteminin
tartışılmasıyla
ortaya
çıkan
manzara
tam
da
ABD
emperyalizminin,
PKK’nın
ve
FETÖ’nün
arzuladığı
bölünme
manzarasıdır.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi
girişimi,
toplumu
birleştirmiyor,
bölüyor.
Bu
girişimin
başını
çeken
partileri
bile
bölüyor.
Meclis
manzaralarına
bakınız,
Millî
seferberlikte
birleşmesi
gerekenler,
birbirlerine
yumruk
sıkıyor.
İkinci
İstiklâl
Savaşında
birlik
halinde
olan
güçler,
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi
konusunda
ayrılıyor.
6.
Meclisi
güçlendirme
zamanıdır
Yetkisiz
Meclisle
ve
sorumsuz
Hükümetle
devlet
ve
toplum
katında
disiplin
sağlanamaz.
İkinci
İstiklâl
Savaşından
söz
ediyoruz.
Milleti
birleştiren
Devlet
kurumu,
Meclistir.
Bırakalım
yetkilerini
biçmeyi,
bugün
Meclisi
güçlendirme
zamanıdır.
Ekonomik
krizi
aşmak
da,
Güçlü
Meclisle
olur.
Fedakârlıkları
paylaştırmak,
ülkede
güvenlik
ve
herkese
ekmek
için
birlik,
bütün
Milleti
temsil
eden
yetkili
Meclisi
gerektirir.
Kişileri
değil,
sistemi
tartışmalıyız.
Başkan,
ne
kadar
yetkiyle
donatılırsa
donatılsın,
tek
başına
Milleti
birleştiremez
ve
Devlet
ile
toplumu
disiplin
altına
alamaz.
Güçlü
Başkan
yaratalım
derken,
Milletten
ve
Meclisten
kopuk
zayıf
Başkan
yaratırız.
Milletin
bütün
sınıflarını
temsil
eden
bir
Meclis,
hem
Milleti
kucaklar,
hem
de
disiplin
için
zemin
oluşturur.
Hükümet,
Meclise
karşı
sorumlu
olacaktır
ki,
Devletin
ve
Milletin
birliği,
Meclisin
ve
Hükümetin
birliği,
Hükümetin
ve
Ordunun
birliği
sağlam
olsun.
7.
Güçlü
Ordu
için
Güçlü
Meclis!
Sayın
Milletvekilimiz,
Sizin
İstiklâl
Savaşı
değerlerine
bağlılığınıza
sesleniyoruz.
İstiklâl
Savaşını
Padişah
Hükümetiyle
değil,
Meclis
Hükümetiyle
kazandık.
Bugün
Türkiye
savaş
halindedir.
Güçlü
Ordu
günün
ihtiyacıdır.
Güçlü
Ordu
Güçlü
Meclisle
olur.
Unutmuyoruz,
Atatürk’ün
“İlk
hedefiniz
Akdeniz’dir
İleri”
diye
emir
verdiği
Ordu,
“Türkiye
Büyük
Millet
Meclisi
Orduları”
idi.
Anayasamızda
da,
TSK’nın
Başkomutanı
TBMM’dir.
Cumhurbaşkanı,
TBMM
adına
Türk
Silahlı
Kuvvetleri’nin
Başkomutanlığını
temsil
eder
(Mad.104/b).
8.
Millî
Seferberlik
için
Güçlü
Meclis
Askerlerimizi,
polislerimizi
ve
köy
korucularımızı
şehit
eden
terör
ile
Rusya
Büyükelçisinin
canına
kıyan
terör,
Türkiye’de
can
güvenliği
telaşı
ve
giderek
bir
hükümet
krizi
yaratmayı
amaçlıyor.
İlk
iki
olayda
PKK,
sonuncusunda
FETÖ
kullanıldı.
Tezgâhın
başındaki
devleti
herkes
biliyor.
Cumhurbaşkanının
Millî
Seferberlik
çağrısı
kamuoyunda
heyecan
yarattı
ve
milletimizi
oluşturan
geniş
kesimlerde
kabul
gördü.
İşte
tam
bu
koşullarda
Millî
Seferberlik
iklimini
korumak,
dahası
Millî
Seferberliğin
örgütlenmesini
başarmak
durumundayız.
Milleti
seferber
etmenin
esas
organı,
Millet
Meclisidir
ve
Meclisten
kuvvet
alan
Millî
Hükümettir.
İstiklâl
Savaşımızda
“milletin
bütün
imkân
ve
kabiliyeti”
Meclis
temelinde
seferber
edilmiştir.
Türkiye’de
Milletin
siyasete
katılmasını
sağlayan
anayasal
organ
Cumhurbaşkanlığı
değil,
Meclistir.
Unutmayalım
İstiklâl
Savaşında
yürütmenin
başı,
Meclis
Başkanı
idi.
Çünkü
Milleti
ayağa
kaldıracak
otorite,
Meclisin
otoritesiydi.
Bugün
Milletimiz
içinde
bir
araştırma
yapalım,
Milleti
seferber
edecek
anayasal
kurumun
Meclis
olduğunu
saptarız.
Yürütme
organı,
daha
çok
bir
partinin
organı
olarak
algılanır.
Meclisin
ise
Milletin
geniş
kesimlerini
temsil
ettiği
kabul
edilir.
Milletimiz,
Hükümetin
Meclis
tarafından
denetlenmesini
sağlayan
anayasal
araçlardan
vazgeçmez.
Meclisi
zayıflatarak
kurulan
hükümet,
güçlü
olmaz.
Türkiye’nin
anayasa
geleneğinde
ve
siyasal
hayatında,
Güçlü
Hükümetin
anahtarı
hep
Güçlü
Meclis
olmuştur.
Cumhurbaşkanını
Milletin
seçmesi
yetmez.
Hükümet,
Cumhurbaşkanına
değil
Meclise
sorumlu
olmalıdır.
9.
Tuzağa
dikkat
Bugün
her
konuya
İkinci
İstiklâl
Savaşını
başarma
ve
Üretim
Ekonomisini
kurma
görevleri
açısından
bakmak
durumundayız.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
bu
görevlerin
yerine
getirilmesine
yaramaz,
sonuçları
ağır
olur.
ABD,
daha
Turgut
Özal
zamanından
beri
Başkanlık
Sistemini
dayatıyor.
Nedenini
artık
öğrenmiş
olmalıyız,
işte
yaşıyoruz.
Türkiye’yi
borç
batağında
bölmek
istediler.
Burdan
çıkış,
ABD’nin
dayattığı
sistemle
olmaz.
Bir
tuzak
kurulduğunu
hesaba
katmalıyız.
ABD
ile
sıkı
bağları
olanlar,
dünyanın
büyük
finans
kuruluşlarının
temsilcilerine
“Tayyip
Erdoğan’ı
devirmek
için
Başkanlık
Sistemini
bekleyin”
diyorlardı.
Küresel
merkezlerin
beklentilerine
fırsat
vermemeliyiz.
Eğer
AKP
ve
MHP,
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
ısrar
ederlerse,
Türkiye’yi
“diktatörlük”
tartışmalarının
içine
iterler.
Cumhurbaşkanlığı
makamı,
sürekli
yıpratılır,
otoritesini
kaybeder
ve
ona
sorumlu
olan
hükümet
de
millete
söz
geçiremez.
10.
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminin
yokları
İkinci
İstiklâl
Savaşı
ve
Millî
Direnme
Ekonomisini
inşa
koşullarında,
Türkiye’nin
Millî
Birliğe,
Millî
Seferberliğe,
Güçlü
Meclise,
Güçlü
Hükümete,
Güçlü
Cumhurbaşkanına
ve
Güçlü
Orduya
ihtiyacı
var.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
İkinci
İstiklâl
Savaşının
sistemi
değildir.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
Millî
Direnme
Ekonomisinin
sistemi
de
değildir.
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi,
Türkiye’yi
komşularıyla
ve
Avrasya
ülkeleriyle
birleştirecek
Sistem
de
değildir.
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
Millet
yok!
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
Meclis
yok!
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
Hükümet
yok!
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
Milletvekili
yok!
Cumhurbaşkanlığı
Sisteminde
Cumhurbaşkanı
da
yok!
11.
Türkiye
Büyük
Millet
Meclisi’ne,
AKP’ye,
CHP’ye
ve
MHP’ye
çağrı
Güçlü
Meclis
ve
Meclise
Sorumlu
Güçlü
Hükümet,
biricik
çözümdür.
Bu
sistemden
vazgeçilemez.
Bu
sistemin
pekiştirilmesi
ve
işler
hale
getirilmesi
gerekir.
Bunun
için
iktidarın
tabanını
daraltmaya
değil,
genişletmeye,
bütün
milleti
kucaklamaya
gerek
var.
Cumhurbaşkanı
ve
Başbakan
dahil,
AKP’nin
bütün
yöneticileri,
milletvekilleri
ve
üyeleri
bir
kez
daha
düşünmeliler.
Yanlıştan
vazgeçmek,
erdemdir.
Türkiye,
vatan
bütünlüğü
ve
üretim
ekonomisi
için
Avrasya’daki
bağımsız
konumuna
yerleşme
ve
Atlantik
ülkeleriyle
eşit
ilişkiler
kurma
süreci
içindedir.
Bu
görevleri
ancak
Milletin
geniş
güçlerini
birleştirerek
başarabiliriz.
AKP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
İkinci
İstiklâl
Savaşı
koşullarında
Milleti
iç
çekişmelerin
içine
itmekten
ve
Milletin
Meclisini
etkisiz
hale
getirmekten
başka
bir
işe
yaramayacak
olan
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi
önerisini
geri
çekiniz!
O
zaman
alkışlanacak
ve
Millî
Seferberlik
için
heyecan
yaratacaksınız.
MHP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
Milletin
bölünmesine
hizmet
eden
Cumhurbaşkanlığı
Sistemini
desteklemeyiniz!
CHP’ye
çağrıda
bulunuyoruz:
Bulunduğunuz
konum,
Cumhurbaşkanlığı
sisteminin
önlenmesine
hizmet
etmiyor.
ABD’nin
ve
Bölücü
Terör
örgütünün
aleti
olan
HDP
ve
FETÖ
ile
dayanışmaya
son
veriniz!
Meclise
çağrıda
bunuyoruz:
Size
Milletin
emanet
ettiği
hükümeti
denetleme
yetkisini
terk
ederek
Meclisi
işsiz
duruma
düşürmeyiniz!
Sayın
Milletvekilimiz,
Küresel
güçler,
Türkiye’nin
anayasa
rejimini
değiştirmek
için
çok
uğraştılar.
Türk
Milleti
kavramına
kafayı
takmışlardı.
Özerklik
istiyorlardı.
Cemaat
ve
tarikatları
yasallaştıran
“yaşam
tarzlarına
özgürlük”
olmalıydı.
Başaramadılar!
Türkiye,
ABD
güdümlü
gerici
ve
bölücü
terörle
savaşırken,
gerici
ve
bölücü
bir
anayasa
yapılamazdı.
Meclis,
kendi
meşruluğunun
temeli
olan
Anayasayı
kaldırıp
yenisini
getiremezdi.
Getirmedi!
Meclis,
1
Mart
2003
Tezkeresinin
reddedilmesinde
olduğu
gibi,
Millî
Direnci
temsil
eden
kararlar
alabiliyor.
Türk
Milleti
ve
Milletin
Meclisi,
Cumhurbaşkanlığı
Sistemine
izin
vermeyecektir.
Sayın
Milletvekili,
Türk
Milletinin
önünde,
tarihsel
bir
sınavda,
vicdanınızla
baş
başasınız.
Ettiğiniz
yemin
ve
taşıdığınız
sorumluk,
Milletimiz
için
en
büyük
güvencedir.
Edirne’den
Van’a
kadar
bütün
yurttaşlarımız
sizlerden,
Türk
Milletinin
birliği
için,
vatan
bütünlüğü
için,
Üretim
Ekonomisi
için,
İkinci
İstiklâl
Savaşının
başarısı
için
oy
vermenizi
bekliyor.
En
iyi
dileklerimle
ve
saygılarımla.
Doğu
Perinçek
Vatan
Partisi
Genel
Başkanı

