Merkez Çiftçi Bürosu Başkanımız Cenk Tümer Özdemir, Vatan Partisi Genel Merkezi’nde Büyükşehir Yasası’nın Türk Tarımına Zararları’ başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. Özdemir açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Türkiye Tarımının yıllardır içinde bulunduğu sorunlar tarımsal üretimin devam ettirilmesini zorlaştırmaktadır. Tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüslerinin özelleştirilmesi, üretici kooperatifleri birliklerinin siyasi oyunlarla kapatılması veya etkisizleştirilmesi, gübre, yem, ilaç, tohum gibi tarımsal üretim girdileri fiyatlarının aşırı pahalanması çiftçilerimizin üretmesini, üretebilse bile emeklerinin karşılığını alabilmesini zorlaştırmaktadır.
Tarımın ilk adımlarının atıldığı Anadolu’nun bu kadim topraklarında miras yoluyla bölünmüş çok parçalı ufak arazilerde hala susuzlukla boğuşan, örgütsüz çiftçimiz bin bir zorlukla ürettiği ürünlerinden istediği fiyatı alamamaktadır. Alın teriyle ürettiği etini, sütünü, buğdayını, pancarını, elmasını, karpuzunu, domatesini uygun fiyata satmakta zorlanan üreticimiz vahşi piyasa koşullarında açgözlü tüccarların, vurguncunun, fırsatçının elinde oyuncak olmaktadır.
Orman yasasının hâkim olduğu serbest piyasa ekonomisinde yanında arkasında devletinin güçlü desteğini görmek isteyen çiftçi bir de ithalat sopasıyla dayak yemektedir. Başka ülkelerden et, canlı hayvan, tahıl, baklagil satın alan iktidar bu “ithalat ekonomisi” anlayışıyla kendi çiftçisine vermekten kaçındığı desteği yabancı ülkelerin çiftçisine vermektedir. Bütün bu koşullarda çiftçi nüfusumuz hem plansız bir şekilde azalmakta hem de yaşlanmaktadır. Son yıllarda çiftçi nüfusundaki bu rakamsal düşüş üretime de yansımakta, azalan üretim ile beraber çarşı pazarda cep yakan fahiş fiyat artışları yaşanmaktadır. Enflasyonu düşürmenin yolu ithalatla günü kurtaran ucuzlatma politikalarıyla değil üretimi güçlü bir şekilde arttırmaktan geçer.
Tarımın özet halinde değindiğimiz bütün bu sorunlarından başka bir büyük sorunumuz da 2012 yılında hayatımıza girdi. Büyükşehir Yasası ve aynı yasanın devamında büyükşehirler dışında bütün illerimizdeki köyleri de merkez il belediyelerine bağlayan “Bütün Şehir Yasası” ülkemiz için yeni sorunlar doğurdu. Bu düzenlemeler ile beraber kırsalda yaşayanlara şehir merkezlerindeki vatandaşlarımızla aynı belediye hizmetleri sunulması amaçlandı fakat hayatın akışı içerisinde bu yasa tarımsal üretimimize büyük darbe vurdu.
Köylerin tüzel kişiliği bir anda sona ererken köylülerin ortak malı olan varlıklar belediyelere devredildi. Hayvancılığın olmazsa olmazı olan meraların hayvancılık yapan üreticiler tarafından kullanılması engellendi ya da bu meralar imara açılarak yapılaşmaya kurban edildi. Atadan kalma, üzerinde onlarca yıldır tarımsal üretim yapılan tarlalar, bahçeler bir günde üçüncü şahıslara satılarak çiftçilerimiz topraksız bırakıldı. Tarlasını, bahçesini, merasını rantçıya kaptıran çiftçilerimiz, adı mahalle olarak değiştirilen köyünde yaşarken bir anda şehirdekilerle aynı vergiyi vermeye, suyu, elektriği şehirdekilerle aynı fiyata kullanmaya başladı. Zaten girdi maliyetleri altında ezilmekte olan çiftçiyi su ve elektrik maliyeti de zorlamaya başladı.
Tarımsal üretimde aile işletmelerinin önemli bir yeri vardır. Özellikle kadınlarımızı, gençlerimizi kırsalda, tarımın içinde tutmak ülkemizin gıda güvenliğini sağlamanın en önemli yoludur. Az önce ifade ettiğimiz tarımın sorunları dışında bir de “Büyükşehir Yasası”nın neden olduğu zorluklar çiftçimizin kırsalda yaşamasını olanaksız hale getirmektedir. Kırsalda yaşamadan tarımsal faaliyetin devam ettirilmesi olanaksızdır. O halde üreten ve ürettiğiyle ülkemizi doyuran, ülke ekonomisine büyük katkı sunan çiftçilerimizi bizim kırsalda tutmamız gerekmektedir. Elinden tarlasını, bahçesini, merasını alarak, yüklü elektrik ve su faturası ödeterek çiftçilerimizi kırsalda tutamayız.
O halde ne yapacağız? Büyükşehir ya da Bütün şehir yasasından kaynaklanan bu sorunları çözeceğiz. Köyleri eski tüzel kişiliğine kavuşturacağız ve kalkınmanın köylerden başlaması gerektiği bilinciyle köy okullarını açacağız, susuz köy bırakmayacağız. Tarımın köklü sorunlarını çözerek köylerimizi yeniden yaşanan ve üretim yapılan yerler haline getireceğiz. Bunları yapacak bir irade Türkiye’de var. Türk Milletinin azim ve kararlılığıyla ortaya çıkmış, Türk Devrimi’nin ruhundan doğmuş milli bir program tarımın önündeki bütün bu sorunları çözecek. Bu program Vatan Partisi’nin “Üretim Devrimi” programıdır. Üretim Devrimi programıyla Türkiye’de rantçılar, vurguncular, asalaklar, fırsatçılar değil üreticiler güçlü olacak. Elinden toprağı cebinden parası alınan üreticiler değil aksine daha çok toprağı daha çok geliri olan çiftçilerimiz olacak.



