
Önce
“görevli
tartışmacılar”
ekranlarda
seçimin
ucunu
gösterdiler.
Öneri,
işin
uzmanı
tarafından
yapıldı.
“Darbe”yi
Cumhur
İttifakı,
ittifak
halinde
açıkladı.
Sonra
“muhalefet”,
bu
kez
piyasa
değil
komuta
ekonomisiyle,
“milli
egemenlik”
alışverişine
girişti.
Atılan
“çalım”,
kimileri
tarafından,
“kedi
kedi
olalı
ilk
defa
fare
tuttu”
beğenisiyle
karşılandı.
“Büyük”
ekranlarda,
tarafların
“ayak
oyunları”
futbol
liginin
heyecanına
heyecan
katacak
biçimde
naklen
yayımlanmaya
başlandı.
ÜLKEMİZİN
ÜSTÜNE
ÇÖKERTİLEN
TORTU
Ülkenin
beka
sorunu;
ekonominin
çıkmazı;
milletin
geçim
sorunu;
şeker
fabrikalarının
özelleştirilmesi;
Suriye,
Afrin,
Menbiç;
bölücü
teröre
karşı
mücadele,
ABD
ile
olan
ilişkiler
ve
Avrasya’ya
yöneliş
ekranların
gündeminden
düştü.
“Reyting”ler,
Abdullah
Gül’ün
“Türkiye’nin
umudu”
haline
getirilme
dizisine
kilitlendi.
Türkiye,
kuşatma
altında
olmasına
karşın
“meleklerin
cinsiyetini”
tartışan
Bizans’a
çevrildi.
Bu,
bugün
ülkemizin
üstüne
çökertilmiş
olan
tortudur.
Türkiye’nin
bu
tortuda
boğulmasını
engelleyip,
önünü
açmak
yaşamsal
bir
öneme
sahiptir.
Bizans’ın
son
döneminden
çıkarılacak
en
önemli
ders,
bir
devletin
kalıcılığının
“entrika”
ya
da
“ayak
oyunları”yla
sağlanamayacağıdır.
Ülkemizin
tek
çaresi,
yeniden
Atatürk
Devrimi
yoluna
girmektir.
Atatürk’e
karşı
Abdülhamid’e
sarılmak
da,
Abdullah
Gül
projelerinin
peşinden
sürüklenmek
de,
Türkiye’nin
değil,
vatan
bütünlüğümüzü
tehdit
edenlerin
değirmenine
su
taşır.
SEÇİMLERE
YAKLAŞIMIN
İKİ
TÜRÜ
Seçimlere
iki
tür
yaklaşım
söz
konusudur.
Biri,
geçmiş
seçmen
davranışını
değişmez
kabul
eden
parti
ya
da
adayların,
seçmenlerin
konuşlanmasını
değiştirmeye
çalışmak
yerine,
kendi
konumlarını
geçmişe
ilişkin
algıların
peşine
takmasıdır.
O
zaman
ülkenin
geleceğini
kurmaya
yönelik
bütün
programlar
gündemden
düşer.
Türkiye’ye
dışarıdan
hiza
vermeye
çalışan
güçlerin
kurcalamasına
açık
bir
ortam
yaratılır.
Diğer
yaklaşım
ise
seçimlerden,
seçmenin
konuşlanmasını
ülkemizin
çıkış
yolu
doğrultusunda
yeniden
şekillendirmek
için
yararlanmaktır.
Özellikle
Türkiye’nin
beka
sorununun
gündemin
merkezinde
yer
aldığı,
ülkemizde
ve
dünyada
güçlerin
yeniden
saflaşmakta
olduğu
bir
ortamda,
bu
yaklaşım
daha
da
özel
bir
anlam
kazanmaktadır.
Ülkemizi
zor
günler
beklemektedir.
Türkiye’yi
yeniden
Atatürk
Devrimi
rotasına
sokacak
bir
milli
iktidarı
seçenekleştirmek,
bu
zorluklarla
başetmenin
yegâne
yoludur.
1
MAYIS
1
Mayıs
bir
yüzyılı
aşkın
bir
süredir
bütün
dünyada
emekçi
sınıfların
birlik
ve
mücadele
günüdür.
1
Mayıs,
eşitlik
ve
kardeşlik
dünyasını
kurmak
için
zorlukların
üstesinden
gelme
kararlılığının
simgesidir.
Emekçi
sınıflar,
eski
tip
demokratik
devrimlerin
tersine,
yeni
tip
milli
demokratik
devrimlerin
temel
gücünü
oluşturan
ezilen
ve
gelişen
milletlerin
merkezinde
yer
alır.
Onun
için
1
Mayıs
ülkemizde
Türkiye’yi
yeniden
Atatürk
Devrimi
yoluna
sokmanın
günüdür.
PERİNÇEK’İN
ADAYLIĞINI
DESTEKLEYELİM
Vatan
Partisi,
vatanı
savunmanın,
üretim
ekonomisini
kurmanın,
komşularla
işbirliği
ve
Avrasya’yla
dayanışmanın,
Aydınlanma’nın
laik
Türkiyesinin
partisidir.
Ülkemizde
Atatürk
Devrimi’ni
yeniden
elle
tutulur,
gözle
görülür
bir
seçenek
haline
getirmek
için
Vatan
Partisi
Genel
Başkanı
Dr.
Doğu
Perinçek’in
Cumhurbaşkanlığı
Adaylığını
imzalarımızla
destekleyelim.
“Baktığını
gören”
seçmenlerin
sayısının
hızla
arttığı
ülkemizin
aydınlık
geleceğinin
kurulmasına
katkıda
bulunalım.

