/
/

Semih Koray: Üretim Devrimi’nin anahtarı ‘Devletçilik İlkesi’dir

Semih Koray: Üretim Devrimi’nin anahtarı ‘Devletçilik İlkesi’dir

"Üretim Devrimi’ne önderlik edecek devletin, “kendiliğindenlik ve tasarım” ilişkisini doğru ele alacak bir “akıllı devlet” olması gerekir."

Kavramsal

çerçeve,

düşünceyi

yönlendirir.

“Kalkınma”

kavramı

geriye

itilerek,

“büyüme”nin

öne

çıkarılması

bir

rastlantı

değildir.

Kalkınma,

bütüncül

bir

kavramdır.

Üretim

gücünün

nitel

bileşimini,

içinde

barındırdığı

gelişme

olanaklarını,

gelir

dağılımı

ve

milli

birlik

üstündeki

etkilerini,

gelişmenin

ülkenin

bağımsızlık

ve

güvenliği

açısından

beraberinde

getirdiği

sonuçları

içinde

barındırır.

Kalkınmanın

öznesi

“vatan”dır.

Oysa

mal

ve

hizmetlerin

toplam

üretim

düzeyindeki

artışı

yansıtan

büyüme,

tek

boyutlu

bir

nicelikten

ibarettir.

Büyüme,

ardındaki

etkenleri

“vatansız”laştırır.

Kısa

erimde

aynı

büyüme

rakamlarına

yol

açan

iki

değişik

ekonomik

süreçten

biri,

bağımsızlığı

pekiştirip

gelişmenin

önünü

açarken,

diğeri

ülkeyi

borç

batağı

içinde

çıkmaza

sürükleyebilir.

ÜRETİCİ

GÜÇLERİN

MERKEZİNDEKİ

UNSUR

İNSANDIR

Yetişmiş

insan

gücü,

bir

ülkenin

en

önemli

kamu

değeridir.

Eğitim

ve

bilim-teknoloji

gücünün

inşası,

yığınakta

yapılan

hatayı

gidermenin

olanaksız

olduğu

bir

alandır.

Eğitim

ve

bilimin

mutlaka

ekonomik

gelişme

hedefleri

doğrultusunda

planlanması

gerekir.

Ama

planlama

yetmez.

Çünkü

uygulama

araçlarından

yoksun

bir

planlama,

hedefine

ulaşamaz.

İnsan

gücünün

yetiştirilmesinde

“yetenek

keşfi

süreçlerinin”

düzenlenmesi

ve

ülke

gereksinimleriyle

kişisel

merak

ve

yetenekler

arasında

doğru

bir

eşleşmeyi

yaşama

geçirecek

toplumsal

düzeneklerin

tasarımlanması

zorunludur.

İnsan

gücü

dağılımının

yönlendirilmesini

miyop

piyasaların

kendiliğindenliğine

terk

etmek,

telafisi

imkânsız

kayıplara

yol

açmaktadır.

Bu

süreçte

başarı

ancak

devletin

doğru

önderliği

sayesinde

elde

edilebilir.

KALKINMANIN

ÖLÇÜTÜ

MİLLETLEŞMEYİ

İLERLETMESİ

Milleti

oluşturan

farklı

sınıf

ve

kesimlerin

aralarındaki

çelişmelerin

bölünmeyi

değil

birliği

güçlendirecek

biçimde

yönetilmesi

gerekir.

Kalkınmada

yükün

de,

refahın

da

paylaşımının

hakça

olması,

toplumsal

rıza

ve

güveni

sağlamak

için

yaşamsal

bir

önem

taşır.

Süreçlerin

saydamlığı

ve

katılım

tabanının

genişliği,

bu

amaca

ulaşılmasına

katkıda

bulunur.

Ancak

çağımızda

milletin

ağırlık

merkezini

oluşturan,

emekçi

sınıflardır.

Onun

için

emekçi

sınıfların

örgütlü

ağırlığının

sağlanması,

millet

uzlaşmasının

vazgeçilmezidir.

Ülkemizde

ve

dünyada

yenilikçiliğe

en

çok

ihtiyaç

duyulan

alan,

belki

de

milli

uzlaşmayı

güçlendirecek

toplumsal

ve

ekonomik

düzeneklerin

tasarımıdır.

Kesin

olan,

millet

içindeki

çelişmelerin

gelişme

sürecini

piyasaların

kendiliğinden

yönlendirmesine

terk

etmenin

birliği

aşındırıp

bölünmeyi

derinleştireceğidir.

Milli

devlete

düşen

en

önemli

görevlerden

biri,

bu

sürece

başarılı

bir

biçimde

önderlik

etmesidir.

Aslında

devlet

ancak

böylelikle

gerçekten

milletin

teşkilatlanmış

haline

dönüşebilecektir.

ÜRETİM

DEVRİMİ’NİN

KISA

VE

UZUN

ERİMLİ

HEDEFLERİ

Üretim

Devrimi’nin

önde

gelen

hedefi,

ülkenin

mevcut

gizilgücünün

en

üst

düzeyde

üretime

dönüşmesinin

ve

refah

artışından

milletin

bütün

kesimlerinin

yararlanmasının

sağlanmasıdır.

Öte

yandan

orta

ve

uzun

erimde

üretici

güçlerin

nitel

ve

nicel

olarak

gelişiminin

güvence

altına

alınması

da,

bu

devrimin

vazgeçilmezleri

arasındadır.

Ayrıca

güvenlik

gereksinimleri,

ileri

teknolojilerin

edinilmesi

ve

geliştirilmesini

zorunlu

kılmaktadır.

Bu

durumda,

ileri

ve

geriyi

birlikte

içinde

barındıran

geniş

ve

uygun

bir

teknoloji

yelpazesinin

eşzamanlı

olarak

devreye

sokulması

gerekir.

Ekonominin

bütünüyle

piyasalar,

diğer

bir

deyişle

tamamen

kâr

güdüsüyle

yönlendirildiği

koşullarda,

aynı

alanda

ileri

ve

geri

teknolojilerin

birlikte

kullanımına

olanak

yoktur.

Bu

işleyiş,

ancak

devletin

uygulayıcı,

yönlendirici

ve

düzenleyici

işlevlerinin

uygun

bir

bireşimi

sayesinde

yürürlük

kazanabilir.

KARMA

EKONOMİ

Karma

ekonomi,

devlet

sektörüyle

özel

sektörü

birlikte

içinde

barındırır.

Uluslararası

ekonomik

ilişkilerde

de,

benzer

bir

ikili

durum

söz

konusudur.

Üstelik

mevcut

veri

bilgisinin

dağınık,

dolayısıyla

da

merkezi

olarak

işlenebilir

olmadığı

durumlarda

piyasaların

hükmünü

bütünüyle

geçersiz

kılma

olanağı

yoktur.

O

zaman

Üretim

Devrimi’ne

önderlik

edecek

devletin,

“kendiliğindenlik

ve

tasarım”

ilişkisini

doğru

ele

alacak

bir

“akıllı

devlet”

olması

gerekir.

Karma

ekonomi

yaklaşımının

merkezinde

yer

alan

bu

sorunsalı

ele

almayı

sürdüreceğiz.

Paylaş
Paylaş: