

Genel
Başkan
Yardımcımız
Hasan
Korkmazcan,
Merkez Yürütme
Kurulu
Üyemiz
Av.
Nusret
Senem
ve
Vatan
Partisi
Hukuk
İşleri Bürosu
Başkanımız
Av.
Erdem
Cömert,
Genel
Merkezimizde
bir basın
açıklaması
yaparak
Vatan
Partisi’nin
Etki
ajanlığına
ilişkin
ceza kanuna
302/A
maddesi
olarak
hazırladığı
kanun
önerisini
kamuoyuna açıkladı.
Öneri
şu
şekildedir:
YABANCI
DEVLET
VE
KURUMLARIN YIKICI
FAALİYETİNE
KATILMAK
TCK
Madde
302/A
(1)
Yabancı
bir
devlet
ya
da
yabancı
bir
kurumun,
Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin
ve
Türk
milletinin
bağımsızlığını,
egemenliğini, bütünlüğünü
ya
da
kamu
güvenliğini
tehdit
eden
yıkıcı
faaliyetlerine katılanlar
veya
bu
amaçla
maddi
çıkar
sağlayanlar
üç
yıldan
yedi
yıla
kadar hapis
cezasına
çarptırılır.
Bu
faaliyette
bulunan
tüzel
kişiler
kapatılır.
(2)
Fiil,
savaş
sırasında
işlenmiş
veya
devletin
savaş
hazırlıklarım veya
savaş
etkinliğini
veya
askerî
hareketlerini
tehlikeyle
karşı
karşıya bırakmış
ise
faile
sekiz
yıldan
on
iki
yıla
kadar
hapis
cezası
verilir.
(3)
Suçun,
Türk
Silahlı
Kuvvetleri,
Emniyet,
Millî
İstihbarat Teşkilatı’nda
ve
millî
güvenlik
açısından
stratejik
önemde
birimleri
ile proje,
tesis
ve
hizmetleri
yerine
getiren
kurum
ve
kuruluşlarda
görev yapanlar
tarafından
işlenmesi
halinde
verilecek
ceza
bir
kat
artırılır.
Gerekçe
Bilindiği
gibi
Anayasamızın
üçüncü
maddesi,
Türkiye
Devleti’nin ülkesi
ve
milletiyle
bölünmez
bir
bütün
olduğunu
hükme
bağlamıştır.
Ancak
ceza
mevzuatımızda
devletin
ve
milletin
bağımsızlık,
egemenlik, toprak
bütünlüğü
ve
kamu
güvenliğini
hedef
alan
yabancı
güdümlü
yıkıcı faaliyetlere
katılmak
ceza
yaptırımına
bağlanmamıştır.
Son
zamanlarda dünya
kamuoyunda
bu
tür
eylemler
“etki
ajanlığı”
diye
nitelenmekte
ve
suç kapsamına
alınmaktadır.
Bununla
birlikte
uluslararası
hukukta
“Etki ajanlığı”
denen
faaliyet
ve
suçların
tanımı
açık
bir
şekilde
yapılmamıştır. Bu
kanunla
“Etki
ajanlığı”
genel
hukuk
ilkeleri
içinde
tanımlanmaktadır.
Bugün
Türkiye’de
seçimlere
müdahale
dahil,
kamuoyu
oluşturulması, devlet
kurumlarının
ve
medyanın
yönlendirilmesi,
bir
takım
renkli kalkışmaların
kışkırtılması,
Türk
Milletini
ayakta
tutan
ahlâki
değerlerin bozulması,
devlet
ve
millete
bağlılığın
tahrip
edilmesi,
Türk
Ordusu
ve Polisinin
itibarının
zedelenmesine
yönelik,
yabancı
devlet
ve
kurumların güdümünde
faaliyet
yürüten
bazı
yayın
organı,
dernek,
kitle
örgütü
ve siyasi
yapılar
yardım
adı
altında
milyarları
bulan
fonlarla
yönetilmektedir.
Bu
fonlar
aynı
zamanda
basın
ve
ifade
özgürlüğünü
kısıtlamakta
ve
millî basın
kuruluşlarının
yabancı
basınla
rekabet
imkanlarını
ortadan kaldırmaktadır.
Bilindiği
gibi,
Anayasamızın
69.
Maddesinde
“Yabancı
devletlerden, uluslararası
kuruluşlardan
ve
Türk
uyruğu
olmayan
gerçek
ve
tüzel kişilerden
maddi
yardım
alan
siyasi
partiler
temelli
olarak
kapatılır”
hükmü yer
almaktadır.
Ne
var
ki
aynı
yaptırım
dernekler,
vakıflar,
meslek kuruluşları
ve
diğer
tüzel
kişileri
kapsamıyor.
Oysa
bazı
tüzel
kişilerin yabancı
yıkıcı
faaliyetlere
katıldıkları
açık
belgelerle
kanıtlıdır.
Madde önerisi
bu
alandaki
boşluğu
doldurmaktadır.
Türk
Devletinin
ve
Milletinin
bağımsızlık,
bütünlük
ve
kamu güvenliğini
tehdit
eden
yabancı
etki
ajanlığı
faaliyetlerinin
engellenmesi için
ceza
yaptırımlarının
ötesinde
kamu
idaresinin
sorumluluk
ve görevlerinin
belirlenmesine
de
ihtiyaç
vardır.
Bu
bağlamda,
yabancı fonlardan
para
akışının
izlenmesi
ve
denetlenmesi
gerekiyor.
Tüzel
ve gerçek
kişilerin
yabancı
fonlardan
yaralanmaları
kamu
güvenliği
ve çıkarına
uyumlu
ve
aleni
olmalıdır.

