


Son
günlerde
basın
yoluyla
halk
arasında
“Hâl
Yasası”
olarak
bilinen
“Sebze
ve
Meyveler
ile
Yeterli
Arz
ve
Talep
Derinliği
Bulunan
Diğer
Malların
Ticaretinin
Düzenlenmesi
Hakkında
Kanun”
konusunda
oluşturulan
yeni
tartışmalara
tanık
oluyoruz.
Ülkemizin
tarımsal
üretiminin
sürdürülebilirliği,
gıda
güvenliği
ve
gıda
enflasyonu
ile
ilgili
sorunların
çözülebilmesi
açısından
öncelikle
bu
kanunun
amacına
bakmakta
fayda
var.
Hâl
Kanunu’nun
“Amaç
ve
Kapsam”
başlıklı
1.
Maddesinde
kanunun
amacı
anlatılmıştır.
Burada
“Kanuna
konu
olan
malların
ticaretinin
kaliteli,
standartlara
ve
gıda
güvenilirliğine
uygun
olarak
serbest
rekabet
şartları
içinde
yapılmasını,
malların
etkin
şekilde
tedarikini,
dağıtımını
ve
satışını,
üretici
ve
tüketicilerin
hak
ve
menfaatlerinin
korunmasını,
meslek
mensuplarının
faaliyetlerinin
düzenlenmesini,
toptancı
hâlleri
ile
pazar
yerlerinin
çağdaş
bir
sisteme
kavuşturulmasını
ve
işletilmesini
sağlamaktır.”
denilerek
kanunun
amacı
ortaya
konmuştur.
Yasadaki
en
önemli
kısım
“üretici
ve
tüketicilerin
hak
ve
menfaatlerinin
korunması”
ifadesidir.
Bugün
tarımsal
üretimde
ve
çarşı-pazarda
yaşadığımız
sıkıntılardan
da
anlıyoruz
ki
mevcut
sistem
üretici
ve
tüketicinin
hak
ve
menfaatlerini
koruyamamaktadır.
Mevcut
sistem
içerisinde
ise
Hâl
Yasası
önemli
ve
doğru
işlemesi
gereken
maddelerden
sadece
bir
tanesidir.
Yalnızca
Hal
Yasası
üzerinde
yapılan
tartışmalar
bizi
asli
sorunun
çözümüne
götürmez.
Hayata
geçirilecek
olan
doğru
ve
yararlı
bir
Hal
Yasasının
gıda
güvenliğimizi
sağlamada
çok
önemli
faydaları
olacağı
kesindir.
Ancak
tek
başına
sorunları
çözemeyeceğini
de
söylemek
gerekir.
Hâl
Yasasının
Üreticinin
ve
Tüketicinin
sorunlarına
çare
olması
için
öncelikle:
·
Planlı
tarıma
geçilmelidir.
·
Yarım
kalmış
ya
da
başlanmamış
sulama
projeleri
tamamlanmalıdır.
Böylece
basınçlı
sulama
sistemiyle
“Sulu
Tarım”
yapılan
arazilerde
verim
üç
kat
artırılabilir.
·
Toprak
Mahsulleri
Ofisi,
Et
Süt
Kurumu
gibi
tarımsal
kamu
kurumları
güçlendirilmeli
ve
daha
işlevsel
hale
getirilmelidir.
Kapatılan
kurumlar
tekrar
hayata
geçirilmeli
ve
çiftçinin
üretim
maliyetleri
düşürülmelidir.
·
Üreticiye
ucuz
mazot,
kaliteli
ve
ucuz
tohumluk,
ucuz
gübre
gibi
temel
girdiler
sağlanarak
üretim
maliyetleri
düşürülmelidir.
·
Çiftçinin
kooperatiflerde
örgütlenmesi
özendirilmeli,
üretimde
ve
pazarlamada
güçlü
olması
sağlanmalıdır.
·
Tarımsal
arazilerde
toplulaştırma
tamamlanmalıdır.
·
Tarımsal
araziler
ve
meralar
korunmalıdır.
·
Çiftçiye
verilen
desteklemeler
üretilen
ürüne,
yeteri
kadar
ve
tam
zamanında
verilmelidir.
Öncelikle
bu
sorunların
çözülmesiyle
beraber
Hâl
Yasasında
yapılacak
değişiklikler
anlam
kazanabilir.
Pekiyi
mevcut
Hâl
Yasasında
ne
gibi
değişiklikler
yapılabilir,
yapılmalıdır?
Hâl
yasasında
yapılacak
değişikliklerin
temelinde
asıl
amaç
üretici
ve
tüketiciyi
aracısız
bir
şekilde
bir
araya
getirmek
olmalıdır.
Gıdanın
“tarladan
sofraya”
kadar
uzanan
tedarik
zincirini
en
kısa
hale
getirmek
birinci
amaç
olmalıdır.
Üreticiyi
ve
tüketiciyi
koruyacak
bir
Hâl
Yasasında
bulunması
gereken
unsurları
sunuyoruz:
1.
Mevcut
yasaya
göre
üretici
örgütlerine
toptancı
hâllerinde
en
az
%20
yer
ayırılmıştır.
Pazar
yerlerinde
de
yine
üreticilerin
%20
olarak
yer
alma
hakkı
vardır.
Türkiye’de
birçok
pazarda
tanık
olduğumuz
durum
ne
yazık
ki
yasadaki
gibi
değildir.
Üreticiler
pazarlardaki
mafyavari
oluşumlardan
dolayı
pazardaki
hakları
olan
yerlerde
satış
yapamamaktadır.
Toptancı
hâllerinde
de
durum
üretici
açısından
iyi
değildir.
Hâlde
birden
fazla
yer
almak
yasak
olduğu
için
hâldeki
birçok
yer
akraba,
eş,
dost
tarafından
ele
geçirilmiştir.
Devletin
kolluk
güçleri
ve
teftişler
ile
bu
durumun
önüne
geçilmesi
gerekir.
2.
Toptancı
hâllerinde
üretici
örgütlerine
ayrılan
en
az
%20’lik
oran
yeterli
değildir.
Belediyelere
bağlı
olarak
çalıştırılan
toptancı
hâllerinin
özellikle
İstanbul,
Ankara
gibi
büyükşehirlerde
sayısı
artırılmalıdır.
Üretici
örgütlerine
ayrılan
yerin
oranı
toptancı
hâllerinde
en
az
%50
olmalıdır.
Hatta
gerekirse
sadece
üretici
örgütlerinin
faaliyet
gösterdiği
hâller
kurulmalıdır.
Üretici
örgütlerine
sağlanan
bu
kolaylıklar
çiftçinin
örgütlenmesi
yolunda
teşvik
edici
de
bir
adım
olur.
3.
Şehirlerde
perakende
alışverişin
önemli
adresleri
olan
semt
pazarlarında
da
yine
%20
olarak
belirlenen
üreticinin
yer
olarak
payı
en
az
%50
olmalıdır.
Ya
da
daha
köklü
bir
çözüm
için
çiftçilerin
ürettikleri
ürünü
perakende
olarak
doğrudan
üreticiye
satabileceği,
şehirlerde
haftanın
her
günü
açık
olan
sabit
“üretici
pazarları”
kurulmalıdır.
4.
Mevcut
yasaya
göre
Toptancı
Hâli
dışında
da
Hâle
bildirim
yapıldığı
takdirde
mal
satışı
yapılabilmektedir.
Toptancı
hâline
gelen
malın
satışından
hal
rüsumu
olarak
%1,
hal
dışında
yapılan
satıştan
ise
hal
rüsumu
olarak
%2
vergi
alınmaktadır.
Toptancı
hâlinde
komisyoncu
%
8
oranında
kazanırken,
hâle
giren
çıkan
malın
miktarı
belliyken,
hâl
dışında
satışı
yapılan
malın
gerçekte
kaç
TL’ye
satıldığı,
kaç
kg
ya
da
kaç
ton
ürün
satıldığı
tam
olarak
bilinmemektedir.
Devletin
bu
kayıt
dışılıktan
dolayı
vergi
kaybı
çok
büyüktür.
Hâl
dışında
ağırlıklı
olarak
zincir
marketler
bu
alımı
yaparken,
bu
marketlerin
tarımsal
üretimi
tamamen
kontrol
altına
almaları
gibi
bir
olasılık
ta
mevcuttur.
Bu
olasılık
Türkiye’nin
gıda
güvenliğini
tehlikeye
sokabilecek
kabul
edilemez
bir
durumdur.
Hâl
dışında
mal
alımı
ya
çok
sıkı
denetlenerek
tamamen
kontrol
altına
alınmalı
ya
da
bu
ticaret
sadece
toptancı
hallerinde
yapılmalıdır.
5.
Komisyoncu
diye
tabir
edilen
bazı
hâl
esnafı
stokçuluk
ya
da
imha
etme
yollarıyla
ürünün
piyasa
fiyatının
artmasına
sebep
olmaktadır.
Çarşı-pazarda
pahalılığa
neden
olan
bu
eylemlerin
denetimlerle
önüne
geçilmelidir.
Komisyoncuların
ticaret
yapmalarının
engellenmesi,
asli
görevleri
olan
aracılık
ya
da
al-sat
faaliyetini
yapmaları
sağlanmalıdır.
Sıraladığımız
bu
maddelerde
atılacak
adımlar,
alınacak
önlemler
sadece
Vatan
Partisi
gibi
milli
ve
devrimci
politikalara
sahip
bir
parti
tarafından
hayata
geçirilebilir.
Sorunun
üzerinden
atlayan,
etrafında
gezinen,
üreticiyi
korumak
için
değil
rantçıyı,
fırsatçıyı
kollamak
için
çalışan,
halkın
karşısında
sadece
geveleyen
siyasetler
artık
yolun
sonuna
gelmiştir.
Üretim
Devrimi
ile
açılacak
olan
bu
yolda
üreticilerimizi
Vatan
Partisi
önderliğinde
beraber
yürümeye,
Üreticilerin
Milli
Hükumetini
kurmaya
davet
ediyorum.
Saygılarımızla.

