Doğu Perinçek: Üretim ve İstihdam Odaklı Ekonomi

"Türkiye’nin ufuklarında aydınlıklar var. Bütün mesele, o ufuklara yelken açacak rotada, örgütlenmede ve kaptandadır"

Dün Rota köşesinde, bir durum saptamasında bulunduk, Borçlanma Ekonomisinin sonuna geldiğimizi verilere dayanarak ortaya koyduk.

 

Sandıkları yeniden saymak dışında bir dikkatleri ve çözümleri olmayanlar, kafalarını sandığa gömmüş bulunuyorlar. Onlar, sayımlara devam ede dursunlar, millet olarak başımızı kaldırıp önümüze bakmak durumundayız.

 

 

GÜNDEM


Ödemeler açığının ve bütçe açığının bu sistem içinde kapanma olasılığı bulunmuyor. İflaslar, fabrika kapatmalar ve işten atmalar, ekmek teknelerinin kaybedilmesi, fiyat artışları ve geçim sıkıntısı gözüküyor. Ne yazık ki, önümüzdeki gerçekleri ancak böyle özetleyebiliyoruz.

 

Ekonomide zorluklar var, güvenlikte ciddî tehditler var. Türkiye’nin gündemi, zorlukları yenmektir.

 

Türkiye, zorunlu olarak bir sistem değişikliğinin, Üretim Devriminin eşiğindedir.

 

Yanlış bir adlandırmayla “Serbest Piyasa Ekonomisi” diye cilalanan bugünkü Borçlanma Ekonomisinde ısrar, debelenmelerden, kargaşalıklardan ve şiddetlenen sancılardan başka bir sonuç getirmez. Çöken Borçlanma Ekonomisinin yerine Üretim ve İstihdam Odaklı Ekonominin kuruluşuna bir an önce, devrimci millî ruhla başlamak gerekir.

 

Tek bir çıkış yolu bulunmaktadır: İşçi ve çiftçiden sanayici ve tüccara kadar bütün üretici sınıfları birleştiren bir hükümet, emeği ve sermayeyi kamu önderliğinde seferber ederek Planlı Karma Ekonomiyi uygular ve Türkiye’yi aydınlığa ve güvenliğe kavuşturur. Üretim amaçlı ve paylaşma temelli ortaklıklar kurmanın ve geniş sermaye kaynaklarının biricik verimli mekânı olan Avrasya iklimine yerleşmek ve komşularımızla her alanda işbirliği, şarttır. Yalnız ekonomi için değil, güvenliğimiz için de!

 

 

İSTİHDAM VURGUSU

 

Üretim Odaklı Ekonomi’den söz ederken, istihdamı, ayrıca vurguluyoruz. Çünkü yalnızca “yüksek teknoloji”ye taparak, geri teknolojili sermaye birikiminden vazgeçerek, çıkış yolu önerenler de vardır. Daha doğrusu bu çıkmazı, Türkiye’ye dayatanlar da bulunuyor. Oysa bu dayatma bizi, bir kez daha dönüp dolaşıp Borçlanma Ekonomisinin girdabına iter.

 

İleri teknoloji, ülkenin bütün emek yeteneğini seferber eden çizgide yaratılır. İleri teknoloji, dışardan zembille gelmez, ancak geri teknolojileri de kullanarak üretimi artıran bir çizgide inşa edilir. Serbest Piyasa Ekonomisi diye adlandırılan modelle teknoloji yarışı yürütülemez. Ayrıca bu program, işsizliği büyütür ve toplumsal maliyetleri yanında ekonomik maliyeti de ağırlaştırır. O nedenle Türkiye, tasarrufu artırmak, yatırımı büyütmek, ileri ve geri bütün üretim kapasitesini kullanmak, ülkenin bütün emek güçlerini seferber etmek zorundadır.

 

Türkiye, tasarruflarının ciddî bir bölümünü sadakaya ayırmak yerine, yatırıma yöneltmek ve çalışana ücret vermek durumundadır. Böylece kaynaklar üretimin artırılması yoluyla yoksulluğun giderilmesine yönlendirilmiş olur. Yaşlılara ve çalışamaz durumda olanlara bakmak, elbette bir kamu görevidir.

 

Emek seferberliği için emekçiyi şevklendirmek, çalışma arzusunu ateşlemek, geniş emekçi yığınlarını örgütlemek ve bilinçli siyasetin içine çekmek gerekir.


 

KAMU MÜDAHALESİ VE PLAN

 

Ülkenin bütün üretme yeteneğini ve sermaye birikimini, “serbest piyasa” adı verilen model içinde kalarak değerlendirme olanağı yoktur. Devlet, sermayemizi ve üretici emeğimizi dünya piyasalarının yıkıcı etkilerinden korumak ve desteklemek durumundadır.

 

Kamu müdahalesi, ciddî planlama, devlet ve toplum disiplini olmadan, önümüzdeki zorlukların üstesinden gelemeyiz. Ekonomik atılım ve ülke güvenliği arasındaki eşgüdümü başka türlü sağlayamayız, özet olarak Üretim Devrimini başaramayız. Disipline yönelmemenin bedeli, yoksulluk ve kargaşalık olur.

 

Bugün özel kesimin talebi de, üretime ve istihdama yönelik kamu müdahalesidir, yoksa sözümona “Serbest Piyasa Ekonomisi” değildir. Sermaye sınıfı dahil, hiç kimse iflas çizgisinde inadın arkasından yürümez.

 

Türkiye’nin öncelikle IMF’nin imal ettiği öcülerden kurtulması gerekiyor. O öcüleri, önümüzdeki günlerde tek tek karanlık deliklerinden çıkaracak ve bizi niçin korkuttuklarını ortaya koyacağız.

 

 

SİYASAL ÇÖZÜM

 

Türkiye, önümüzdeki zorluklardan tek başına Tayyip Erdoğan hükümetiyle çıkamaz, bununla birlikte AK PARTİ’yi dışlayan, Tayyip Erdoğansız bir hükümet de kurulamaz. Öyle bir hükümet kurmak isteyenler, Türk milletinin çoğunluğunu karşılarına alıyorlar. Daha önemlisi, bunlar, ABD kumandası altında PKK ve FETÖ’nün de katıldığı hükümet projesine bağlanıyorlar. İmkansızın kuyruğuna takılmışlardır. ABD emperyalizmi, artık Ankara’yı ele geçiremez.

 

Üreten ve Bağımsız Türkiye programını uygulamak için, milletin büyük güçlerini birleştiren ve zorlukları paylaştıran bir hükümet, önümüzdeki sürecin biricik çözümüdür. Türkiye, kaçınılmaz olarak oraya gelecektir.

 

 

DEVLET ADAMININ GÖREVİ

 

Bütün mesele, önümüzdeki zamanın dar olduğunun farkına varmaktır. Yoksa debelenmelerden ve sancılardan sonra, yine keşfedilecek olan, Üreticilerin Millî Hükümeti’dir. İşte böyle zamanlarda Devlet Adamı olmak, kaçınılmaz olan çözüme bir an önce cesaretle önderlik etmektir.

 

 

AYDINLIK UFUKLARIN ROTASI

 

Üretim Devrimi ve Türkiye’nin güvenliği, Üreticilerin Millî Hükümeti yönetiminde başarılacaktır.

 

Türkiye için umutsuz durum yoktur, ancak umutsuz programda diretmemek şartıyla.

 

Türkiye’nin ufuklarında aydınlıklar var. Bütün mesele, o ufuklara yelken açacak rotada, örgütlenmede ve kaptandadır.