Beyazıt Karataş: "Millî mühimmat için millî yazılım"

Genel Başkan Yardımcımız Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş, Türkiye'nin savunma sanayisindeki atılımlarını anlattı.

Tarih:

Türkiye, yerli mühimmat projelerini tamamladı. Şimdi sırada seri üretim var. Peki bu süreçte Türkiye’yi ne gibi sıkıntılar bekliyor. Amerika’nın projelerdeki rolü ne kadar önemli? Türkiye’nin savunma sanayisinde yaptığı atılımları eski Milli Silahlanma Direktörü olan Genel Başkan Yardımcımız emekli Tümgeneral Beyazıt Karataş, Aydınlık Gazetesi'yle konuştuk.

 

LGK, MB, NEB, SOM gibi savaş uçaklarından atılan milli mühimmatlar tamamlandığında Hava Kuvvetleri envanterinde 14 yerli mühimmat eklenecek. Nüfus Edici Bomba (NEB) ve milli seyir füzesi SOM’un yanı sıra MK-82 ve MK-84 bombaların Hassas Güdüm ve Lazer Güdüm kitleriyle donatıldığı HGK, LGK’nın varyantları ve Minyatür Bomba (MB) bulunuyor. Müşterek Taarruz Uçağı projesi kapsamında Türkiye’ye ilk F-35 teslimatının 2018’de yapılması bekleniyor.

 

Karataş, kitlerin ve bombaların çok uzun bir çalışmanın sonucunda üretime geçildiğini belirterek envantere girdikten sonraki süreçte Amerika’nın rolüne işaret etti. Hava Kuvvetleri’nin kullandığı uçakların Amerikan uçağı olan F-16 ve F-35 olduğuna dikkat çeken Karataş, “F-16 üzerinde değişiklik yapmak Amerikan hükümetinin iznine tabidir. Hiçbir zaman yabancı bir ülkenin uçağına, onun izni olmadan yazılımında değişiklik yapamazsınız, mühimmatı yükleyemezsiniz. Yerli mühimmat üretiyorsunuz ama başkası tarafından üretilen bir uçakta o ülkenin iznine tabisiniz. F-35’in mühimmatı gövde altındadır. SOM buna göre dizayn edildi. Bunların hepsi için izin almanız gerekiyor. Bunlar Türkiye’nin önüne geçmişte de engel olarak çıktı, gelecekte de engel olacak” dedi. F-4’leri İsrail ve Türkiye’nin beraber diyazn ettiğini ancak bu uçakların da ömrünü tamamladığı için F-16 ve F-35’lerde sorun yaşanabileceğine dikkat çeken Karataş, “Uçaklar yaşlandıkça Amerika size yazılım izni veriyor. Artık bu değişikliğin yapılmasında bir sakınca yoksa silah üreten ülkeler bu teknoloji baş- kasının eline çabuk geçmesin diye katı bir tutum izler. ARGE’si için milyonlarca lira para harcayan ülke, Türkiye’yi çok seviyorum diye kaynak kodlarını vermez” ifadelerini kullandı.

 

 

TÜRKİYE ÖNEMLİ AŞAMAYA GELDİ

 

Gelinen aşamanın 10 yıllık bir çalışmadan sonra olduğunu belirten Karataş, “Türkiye de kendi yazılımı yazma konusunda belli bir aşamaya geldi. Önümüzdeki dönemde yerlilik (millilik) oranı arzu ettiğimiz gibi yüzde 80’lere çıkarsa bu çok önemli bir gelişme olur. Zaten günümüzde yüzde 100’lük bir üretim diye bir şey yok. Kapitalist ve küreselleşen dünya kendi başına bir şey yaptığında verimlilik sağlamıyor” dedi.

 

***

 

Atak’ın motoru Amerika’dan

 

Karataş, “Milli sanayimiz epey gelişiyor. Peki uçağımızı kendimiz yapamıyor muyuz?” sorusuna da şu yanıtı verdi: “Bir şeyi sıfırdan üretmek için, ARGE için 5-10 yıl harcıyorsunuz. Geçmişte ihtiyaç acil olduğundan hazır uçaklar alındığı için bu tür bir üretim olmamıştı. Almanya’nın tankını alırsanız, ‘Benim tankımı Güneydoğu’da kullanma’ der. Dizaynı ve yazılımına sahip olursanız bu yerli demektir. Ondan sonraki aşamalar müştereklikle olur. Örneğin Atak helikopterinin motoru Amerikan menşeili. Bu helikopteri Amerika’nın izni olmadan satamazsınız.”