Yıldırım Koç: Ergenekon kumpası ve Memur-Sen (II)

"Memur-Sen’in bu dönemde en önemli işlerinden biri, sürmekte olan Ergenekon Davasında yargılananlar aleyhinde açıklamalar yapmaktı"

YİNE AHMET GÜNDOĞDU

 

Memur-Sen’in bu dönemde en önemli işlerinden biri, sürmekte olan Ergenekon Davasında yargılananlar aleyhinde açıklamalar yapmaktı. 8 Şubat 2009 tarihinde yapılan bir toplantıda Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun yaptığı konuşma da bu niteliktedir.

 

İlgili haber şöyleydi: “Enerji-Bir-Sen Yönetim Kurulu ve Şube Başkanları Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde bir araya geldi. Enerji Bir-Sen Genel Merkezi’nce organize edilen toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Ergenekon soruşturması ve davasıyla, millî iradeye ve ülkemiz demokrasisine yönelik eylemler üretmeyi ve tehditler geliştirmeyi amaçlayan tehlikeli ve derin bir yapılanmanın varlığının üstü örtülemez bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

 

Gündoğdu, ‘Bu çerçevede, faili meçhul cinayetler işlemek, bankaların el değiştirmesi sürecini yönetmek, terör örgütüyle işbirliği yapmak, cumhurbaşkanlığı seçim süreci dahil Meclis iradesi üzerinde ipotek oluşturmak başta olmak üzere yasal olmayan bir çok eylemin faili ve azmettiricisi konumundaki bu örgütün ifşasını ve mensuplarının yasaların çizdiği sınırlar dahilinde cezalandırılmasını önemsiyoruz’ dedi.

 

“Ergenekon örgütünün varlığını reddetmenin hukuken imkansız olduğunu belirten Gündoğdu, demokratik siyasi süreci kesintiye uğratmayı hedefleyen eylemlerine rağmen ‘Ergenekon örgütü hayal mahsulü’, ‘korku imparatorluğu kurulmak isteniyor’, ‘hukuk devletiyle bağdaşmayan bir yargılama süreci işletiliyor’ beyanlarını ilke edinen ve yargılama ve soruşturma sürecini sulandırmak isteyen ve sonuna kadar gidilmesi iradesinden rahatsız olanları hayretle ve esefle müşahede ettiklerini kaydetti.

 

“Kamuoyunun farkındalık düzeyini ortaya koyan ve Ergenekon davasının ucu nereye dayanırsa dayansın sonuca ulaştırılması talebini içeren anketlerde, toplumun yüzde 62,5 gibi büyük bir kesiminin Ergenekon örgütünün varlığına inandığının ortaya çıktığına işaret eden Gündoğdu, şunları söyledi: ‘Ancak, varlığı konusunda milletin hemfikir olduğu Ergenekon örgütünün yokluğunu ispatlama telaşına düşenlerin de bulunduğunu görüyoruz. Bu telaşın sahipleri, kendileri gibi milletin de üç maymunu oynamasını istemekte ve bütün enerjilerini bu uğurda sarf etmektedir. Oysa, kendilerinden beklenen ve yapmaları gereken tavır, Ergenekon örgütünün mensuplarının ve eylemlerinin açığa çıkması için demokrasi ve millî irade lehine müdahil olmak ve devam eden yargılama sürecinin sonuçlanmasını beklemektir. Bu tavrı ortaya koymamaları ancak bir nedenle makul ve mantıklı bulunabilir, davanın ucunun dayanacağı güzergah üzerinde kendilerinin de bulunmaları. Bu durumda, kendilerini ele vermemek adına ortaya koyacakları her girişim, hiç şüphesiz ki savunma hakkının kutsallığı sınırlılığında bizce de makul karşılanmak durumundadır.’

 

“Sendikaların, demokrasinin ve demokrasi kültürünün ayrılmaz ve olmazsa olmaz parçası olduğunu vurgulayan Gündoğdu, sözlerine şöyle devam etti: ‘Ancak, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması ve davasında kimi sendikaların yöneticilerinin sanık sıfatıyla yargılama sürecine dahil olması evrensel nitelikteki bu bilginin kimi sendikalar ve sendikacılar tarafından dahi hâlâ algılanmadığını ve anlaşılamadığını göstermektedir. Çalışanların, emeğin ve yoksulların temsilcisi ve sözcüsü olması gereken sendikaların ve sendikacıların, çetelerle ilişki kurmuş olması sendika ve sendikacı konusundaki ham değerlendirmeleri geçersiz kılmamalıdır. Sendika ve sendikacı demekten imtina ettiğimiz kurum ve kişilerin demokrasi karşıtı olmak konusundaki tercihleri tamamen kişiseldir ve sendika kavramının yozlaştığı yönünde kanaat oluşmasına gerekçe yapılmamalıdır. Sendikalar, çalışanların hak ve çıkarlarını koruyan örgütlerdir.

 

Demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin savunucusudurlar. Sendikalarını darbecilerin üssü, kendilerini bu örgütlerin militanı haline getirenleri sendikal terminolojiyle değerlendirmek, emeği ve ekmeği yüceltme anlayışını esas alan sendika kavramına ve bu doğrultuda hizmet üreten sendikalara ve sendikacılara haksızlıktır. Sendika mı, siyasi parti mi, şirket mi belli olmayan, iktidarları devirme oluşumlarının içinde yer alan sendikal yapılardan kurtulmamıza vesile olan Ergenekon soruşturması ve davasında, sanık sandalyesine oturan yeni sendikacıların olmamasını temenni etmekle birlikte sanık sandalyesine oturması gerekenlerin hiç birisinin es geçilmemesini de arzu ediyoruz.’ “Enerji Bir-Sen Genel Merkezi’nce organize edilen toplantıya Memur-Sen Genel Başkanı

 

Ahmet Gündoğdu, Memur-Sen Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri ve Enerji BirSen Genel Başkanı Hacı Bayram Tonbul ve Enerji-Bir-Sen yönetim kurulu üyeleri ile 81 ilin şube başkanları katıldı.” (http://www.habervaktim.com/haber/56276/ergenekonun-karanlik-yuzu-aydinlatilmali.html)

 

 

BEM-BİR-SEN’İN ERGENEKON PANELİ

 

Memur-Sen’e bağlı Bem-Bir-Sen, 2009 yılında “28 Şubat Post Modern Darbenin 12. Yıldönümü Nedeniyle 28 Şubat’tan Ergenekon’a: Temiz Toplum-Temiz Türkiye” konulu bir panel düzenledi. Panelde, “Ergenekon yapılanmasının ortaya çıkartılmasıyla birlikte 28 Şubat başta olmak üzere son dönemlerde ortaya konulan kirli ilişkilerin ve illegal planlamaların bir bir deşifre edildiği bildirildi.” (Memur-Sen Gazetesi, Mart-Nisan 2009) Bu paneldeki konuşmalar daha sonra bir kitap olarak da yayımlandı (Bem-Bir-Sen, 28 Şubat’tan Ergenekon’a: Temiz Toplum, Temiz Türkiye, Ankara, 2009, 80 s.)